|
||||||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et | Melek Oyunları | Üye Grupları |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
moderatör
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar:
3.517
Ettiği Teşekkür: 356 611 Mesajına 827 Kere Teşekkür Edildi Tecrübe Puanı: 100
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Anne adayının duygusal değişimi Annelik aslında oldukça kendine has ve özel bir durumdur yani her anne adayı, içinde bulunduğu koşullara bağlı olarak bu olayı diğerlerinden daha farklı bir şekilde yaşar. Ama yine de bazı değişimler vardır ki bunlar normal seyreden tüm hamileliklerde benzer şekilde yaşanırlar. Annenin yaşayacağı fiziksel ve psikolojik değişimler hakkında önceden bilgi edinmesi ise hamileliğe daha bilinçli ve pozitif yaklaşmasını sağlar. İlk üç ay Hamileliğin ilk üç ayı genelde kendisini daha çok fiziksel değişimlerle belli eder; geciken adet dönemi, pozitif çıkan hamilelik testi, yorgunluk mide bulantısı ve diğerleri... Duygusal durum ise genelde çok büyük bir değişiklik göstermez. Ama yine de durumunu dikkatli gözleyen bir anne adayı hormonal değişiklikler nedeniyle ortaya çıkan inişli – çıkışlı ruh halini atlamaz. Hamilelikte önemli rol oynayan başlıca iki hormon östrojen ve projesterondur. Kadının ruh hali bu hormonlara bağlı olarak büyük sevinç ve üzüntü halleri arasında gidip gelebilir. Küçücük bir neden onun gözyaşlarına boğulmasına yol açarken birdenbire niçin olduğunu bilmediği bir mutluluk bile hissedebilir. Bu durum onun için olduğu kadar eşi için de zor ve kafa karıştırıcıdır. Bütün bunları yaşayan baba adayı kesin bir çözüm sağlamasının mümkün olmadığını bildiği için genelde durumu görmezden gelme yolunu seçer. Oysa tam o sıralarda sürekli olarak ilgi ve sevgiye ihtiyaç duyan anne adayı kendisini duygusal açıdan boşlukta hissedebilir. Bu durumun hamilelik dönemi için çok normal olduğunu bilen çiftlerse hazırlıklı olmanın rahatlığıyla bu dönemi daha rahat ve sorunsuz geçirirler. Hamilelik planlı bir şekilde gerçekleştirilmiş ve çift uzun zamandır bu anı bekliyor olabilir; Ama bu etkenler bile anne adayının bazı endişeleri hiç yaşamayacağı anlamına gelmez. Bu endişelerin başında anne adayının her şeye rağmen zamanlamanın doğru olup olmadığına dair kararsızlığı gelebilir. Özellikle kariyer yapan ve iyi bir çalışma hayatı olan kadınlar, hamilelik ve bebekle birlikte bu alandaki hedeflerinin gerçekleştirilmeden kalabileceğinden çok korkarlar. Tabii her şeyin yolunda gidip gitmeyeceğine dair endişeler de hamilelik döneminde en yoğun yaşanan sıkıntılardandır. Bebeğin ilk kalp atışlarını – yaklaşık 12. Haftaya kadar -duyana kadar bu durumun gerçekliğini tam olarak kavrayamayan anne , bundan sonra gerçekten içinde bir bebek olduğuna inanır ve endişeleri daha yoğun olarak hissetmeye başlar. İkinci üç ay İkinci üç ayın ilkiyle kıyaslandığında çok daha sakin geçtiğini söylemek mümkün. Bu dönemde mide bulantısı gibi sıkıntılar kaybolur, düşük riski ise çok azalır. İkinci üç ayın en önemli özelliği artık bebeğin hareketlerinin hissediliyor olmasıdır. Bebeğinin hareketlerini hissetmek anne adayı için eşsiz bir tecrübedir. Artık bebeğinin gerçek bir kişi olarak kabul eder ve heyecanı doruk noktasına ulaşır. Bazı kadınlar bu heyecanla birlikte kendilerini çok enerjik ve mutlu hissederler. Çoğu kadın hamile kıyafetleri giymeye bu dönemde başlar. Hamilelik, doğum ve bebeklerle daha çok ilgilenme, hamilelik seminerlerine katılma, bu konularla ilgili kitaplar alma yine bu dönemde yaşanır. Son üç ay Hamileliğinin son üç ayına giren anne adayı artık bebeğine kavuşmak için iyice sabırsızlanmaya başlar. Tabii bu arada artık iyice belirginleşen karnının keyfini de sürer; kalabalık yerlere girdiğinde ona gösterilen ilgi, oturması için uzatılan iskemleler, paketlerini taşımak için yardım teklifinde bulunanlar on çok mutlu eder. Hatta bu dönemde gerçekten yardıma ihtiyacı olmasa bile birçok kadın durumunun ayrıcalığını biraz kullanmaktan kendisini alamaz. Hamileliğin son haftalarına giren anne adayının psikolojik sıkıntı ve korkuları, fiziksel sıkıntılarının da yoğunlaşmasıyla birlikte iyice artar. Rahat bir pozisyon bulamadığı için uykusuz kalır. Ağırlaşan vücudu kendisini çirkin bulmasına yol açabilir. Ve eşinin onu artık hiç çekici bulmadığına inanır. Erkekler bu duruma olan eşlerine bu hislerinin yersiz olduğunu anlatmak amacıyla ilgi göstermelidir. Hamileliğinin son günlerini yaşayan bir kadına eşi tarafından gösterilecek ilgi onun moral düzeyinin yüksek olmasını sağlayacaktır. Anne adayı bir yandan hamilelikle ilgili sıkıntılarının bitmesini istemekte ama bunun belki de daha zor bir dönemin başlangıcı olduğunu bildiği için çelişen sıkıntılar yaşamaktadır. Ayrıca doğum da onun için başlı başına büyük bir olaydır ve öncesinde korkular yaşaması son derece normaldir. Eşinin ve çevresinin desteği bu dönemi rahat geçirmesi açısından oldukça gereklidir. Hamilelik korkuları Hamilelik sırasında yoğun bir korku hissetmek o kadar yaygın bir durumdur ki bunu hamileliğin semptomları arasında saymak yersiz olmaz. Hemen hemen her anne adayı hamileliği ve doğumu sırasında bir şeylerin ters gitmesinden endişe duyar. Bu durumun yaygın olduğunu bilmek tabii ki korkuların geçmesi için fayda sağlamayacaktır. Bu durumda anne adayının yapacağı en akıllıca iş çevresindekilerin sorularına, tavsiyelerine ve yorumlarına kulak asmadan sadece doktorunu dinlemek olmalıdır. Çünkü niyetleri hiç de kötü olmasa bile çevredekilerin yapacağı yorum ve tavsiyeler hamilenin yersiz yere endişeler kapılmasına yol açabilir. Hamilelik döneminde unutkanlık A.B.D.’de “Placenta Brains” (Plasenta Beyinler) diye bir durumdan bahsederler.Bu aslında hamile kadınların oldukça yoğun bir şekilde yaşadığı unutkanlık, dalgınlık gibi durumlara biraz şakayla karışık olarak verilen isimden başka bir şey değil. Çoğu zaman komik olaylara neden olsa da anne adaylarının bazen gerçekten sıkıcı durumlarla karşılaşmasına da yol açabiliyor. En iyi tanıdıkları kimselerin isimlerini, önemli randevuların tarihlerini unutmanın yanı sıra dalgınlıkla gideceği yönü şaşırmak ve yanlış yönlere sapmak hamile kadınların çok sık yaşadığı durumlar. Nedeni ne? Hamilelik sırasında yoğun biçimde yaşanan dalgınlığın nedenleriyle ilgili olarak üretilen pek çok teori var. Bunlardan en yaygın olarak söylenen – kesin verilere dayanmamakla birlikte- beynin küçüldüğüne dair olan. Buna göre hamilelik sırasında kadınların beyni yaklaşık yüzde 3 –5’lik oranda küçülüyor. Doğumdan yaklaşık 6 hafta sonra normale dönen beynin bu durumu da unutkanlık ve dalgınlığa yol açıyor. Diğer bir teori ise hormonların etkisiyle ilgili olan. Çoğu uzman nedeni her ne olursa olsun bu durumun geçici olduğuna inanırken, bazılarıysa her hamilelik ve doğumla birlikte kadınların problem çözme yeteneklerinin azaldığını ve eskiye kıyasla daha unutkan ve dalgın olduklarını iddia ediyorlar. Bazı uzmanlarsa kadınların anne olmanın heyecanıyla artık bunun dışındaki şeylerle fazla ilgilenmediğini ve dikkatlerini gerçekten vermediğini söylüyor ve durumu böyle açıklıyorlar. Nedeni her ne olursa olsun, anne adaylarının paniğe kapılmasına hiç gerek yok! Bu geçici durumu bazı önlemler alarak geçirmeleri mümkün. Tabii her şeyden önemlisi etraftakilerin anlayışlı olması ve anne adaylarının bu durumunu eğlenceye dönüştürmelerine yardımcı olabilmeleri! İşte işe yarayacak bazı önlemler; • Karşılaştığınız kişilerin adını mümkün olduğunca çok tekrar edin • Randevularınızı ve hatırlamanız gerekenleri not alın • Etrafınızdakilerle bol bol konuşun • Kendinize karşı acımasız olmayın • Üzülmeye değil gülmeye bakın. kaynak:bebek.com
__________________
INANDIGI GIBI YASAMAYAN YASADIGI GIBI INANMAYA BASLAR
yazilmis kadere ayrilik,silemedim |
|
|
|
| Sponsored Links |
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
moderatör
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar:
3.517
Ettiği Teşekkür: 356 611 Mesajına 827 Kere Teşekkür Edildi Tecrübe Puanı: 100
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hamilelikte Gereksiz Endişeye Son Hamilelikte gereksiz endişeye son verin Anne olacağınızı öğrendiğiniz andan itibaren hep bebeğinizi düşünüyorsunuz. Belki de çoğu zaman onun sağlığı ile ilgili endişelere kapılıyorsunuz. Oysa hamilelik akıllara takılan birçok soru genellikle önemsiz bir endişeden öteye gitmiyor. `` Evhamlı bir insan olduğumu itiraf ediyorum. Ancak, hamile kaldığımı öğrendikten sonra bu durumum çok daha ciddileşti. Kahve içmeyi bıraktım. Mikrodalga fırın çalışırken mutfaktan çıktım. Bilgisayar karşısında çok fazla vakit geçirmemek için yazılarımı elle yazmaya çalıştım. Özellikle 5. aydan sonra çevremdeki şaşkın bakışları arasında gün geçtikçe beter bir hal aldım.'''' Yoksa siz de bu ve buna benzer endişeler içinde misiniz? Ancak, şunu bilmelisiniz ki; sağlınızı düşünmek iyi olmakla beraber her şeyi bu kadar sorun yapmanız kesinlikle doğru değil. İşte anne adaylarını en fazla endişelendiren 10 nokta... 1) Cinsel ilişki Hamilelikte seks yapmak anne adayı ve bebek için zararlı olmuyor. Hamilelik döneminde sekste güvenlikten öte rahatlık önem taşıyor. Karnınız büyüdükçe ilişki kurmakta fiziksel bir zorluk çekerseniz, pozisyonunuzu değiştirebilirsiniz. Eşinizin cinsel organının bebeğe zarar vereceğini düşünmeyin çünkü o, ana rahminde güvenle korunuyor. Sadece doktorunuz çeşitli nedenlerle izin vermiyorsa seks yapmayın 2) İlaç kullanımı Her baş ağrısı ve soğuk algınlığı için ilaca sarılmayın. Ancak, gerçekten ihtiyacınız olduğunda doktorunuza danışarak ilaca başvurun. Eğer kronik bir rahatsızlığınız varsa mutlaka doktor kontrolünde gebe kalmaya çalışın. Gebe kaldıktan sonra sakın, kendinizce karar verip ilaç almaya kalkmayın. 3) Ağır kaldırma Çok çok ağır olmaması koşuluyla alışveriş torbaları ya da çocuk taşımak herhangi bir sorun oluşturmuyor. Ancak taşırken dizlerinizden güç alarak, ağırlığınızı bacaklarınıza vermenizin daha doğru olduğu kabul ediliyor. 4) Bilgisayar kullanma Bu konuda yapılan araştırmalar bilgisayar karşısında oturmanın ve çalışmanın bir riski olmadığını gösteriyor. Amerika´da işleri bilgisayar ile ilgili olan 700 annenin bebekleri üzerinde gerçekleştirilen bir çalışma, doğumsal sorunlara ya da düşük kilo gibi problemlere rastlanmaması ile dikkat çekiyor. 5) Sırtüstü uyuma Gebelikle ilgili kitapları okuyan anne adaylarının çok iyi bildiği gibi 6. aydan sonra sırtüstü yatılması kesinlikle doğru değil. Büyüyen rahimin ağırlığı toplardamarlara baskı yaparak, bacaklardan kalbe kan taşıyan damarları etkileyebilir. Bu durum, hafif bir baş dönmesine ve tansiyon düşmesine sebep olsa bile bebek açısından büyük bir risk olduğu düşünülmüyor. 6) Mikrodalga fırın kullanma Mikrodalga fırın kullanımı ile ilgili yapılan tüm çalışmalar her hangi bir risk olmadığını gösteriyor çünkü bu cihazların radyasyon yaymasının mümkün olmadığı kabul ediliyor Ayrıca, Amerika´da gebe fareler üzerinde yapılan bir araştırma mikrodalga fırınların gebelik üzerine negatif bir etkisinin olmadığını ispatlıyor. 7) Egzersiz yapma Spor, hiç kuşkusuz bağışıklık sistemini güçlendirmekle kalmayıp gebelikte olabilecek bazı problemleri gideriyor. Ancak, aşırıya kaçmamak koşuluyla yüzme, yürüyüş, basit jimnastik hareketleri uygun egzersizler olarak kabul ediliyor. Ancak gebelik öncesi hiç egzersiz yapmamamış bir kadınsanız, bu dönemde egzersize başlamanız doğru değil. Bununla birlikte özellikle hamilelere yönelik olan kurslarda öğretilen hareketler anne ve bebek sağlığı açısından önem taşıyor. 8) Evcil hayvan besleme Kedilerin dışkısında bulunma olasılığı olan parazit toksoplazmasise(kedi vs. hayvanların dışkısı, tükürüğü ve salgıları ile insana geçen hastalık) yol açabileceği için gebelerin bu konuya dikkat etmesi gerekiyor. Buna dikkat edildiği takdirde aşıları tam uygulanan ve bakımı iyi olan evcil hayvanları evde beslemenin bir sakıncası bulunmuyor. 9) Saç boyama Gebe kaldığınızı bilmeden evvel saçınızı boyatmış ya da perma yaptırmış bile olsanız bunun için endişelenmenize hiç ama hiç gerek yok. Op. Dr. Altay Gezer, gebeliğin 3. ayından sonra saç yaptırmanın ve en çok iki kere boyatmanın sağlık açısından herhangi bir risk taşımadığını belirtiyor. Ancak, bu noktada boyanın içerisindeki kimyasal maddelerin bebeğe zarar verip vermediğini iyi bilmek gerekiyor. kaynak:bebek.com
__________________
INANDIGI GIBI YASAMAYAN YASADIGI GIBI INANMAYA BASLAR
yazilmis kadere ayrilik,silemedim |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
moderatör
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar:
3.517
Ettiği Teşekkür: 356 611 Mesajına 827 Kere Teşekkür Edildi Tecrübe Puanı: 100
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hamilelikte Göz Yaşlarına Boğulmayın Aileye yeni bir bireyin katılacağı haberi başta anne adayı olmak üzere herkesi tarifsiz bir sevince boğuyor. Özellikle gelen konuk “ilk” ise, bu sevinç bir kat daha artar. Ancak anne adayları bu dönemde bedenlerindeki ve duygulşarındaki değişimin etkisinde kalarak, zaman zaman fazla hassas davranıyorlar... Hamilelik, bir kadın için hayatının en önemli dönemlerinden biri. Bu dönemde tüm kadınlar fiziksel olduğu kadar, duygusal bir etki içine de giriyorlar. Hamilelikte duygusal gelişim aslında kadının anne olacağı haberini almasıyla başlıyor. Bu dönemde anne adayının kendisine en çok sorduğu soru ``Bu bebek için hazır mıyım?''''. gebelik döneminde anne adayı sadece bebeği dünyaya getirmekle ilgili kaygıları taşıyor, aynı zamanda dünyaya getirdiği çocuğunu nasıl yetiştirmesi gerektiğini, bunun için gerekli enerji ve ekonomik düzeye sahip olup olmadığını da düşünüyor. Hamile kadın hassastır! Bebek bekleyen kadınların çoğu, vücutlarındaki değişimin de etkisiyle normal zamanda belki de hiç üzerinde durulmayacak kadar basit bir konuyu büyütebilir, üzülmeyi gerektirmeyen bir olayda gözyaşı dökebilirler.. Bu dönemde gebeler, kendilerinde oluşan bu değişikliğin her ne kadar farkında olsalar da, bir türlü kendilerine engel olamıyorlar. Giderek vücudunun şekil değiştirdiğini gören gebe kadın, kendini önceleri bu yeni haliyle benimsemekte zorluk çekiyor, eski haline hiç dönemeyeceğini düşenerek endişe duyuyor. Böyle bir zamanda eşlerinin ya da çevrelerindeki insanların kendisini çok çirkin bulduğunu bile düşünerek yersiz kuruntulara kapılıyor. Dolayısıyla hamile kadının arkadaşlarına, ailesine ve en önemlisi eşine önemli görevler düşüyor. Buraa asıl sözümüz beylere! gebelik döneminin her safhasında, eşinize destek olmayı unutmayın! Aşırı duygusallığa karşı önlemler Anne adayının öncelikle kendisini meşgul edecek aktiviteleri olmalı. Eğer çalışıyorsa, doktorunun izin verdiği süreye kadar çalışmasını devam etmesinde yarar var. Bunun dışında yorucu olmayan, doktorunun izin verdiği sosyal aktivitelere katılmak, resim yapmak ya da el işleriyle uğraşmak gibi hobileri olması son derece faydalı. Doğum anını daha rahat geçirmek için gebelik kurslarına katılarak bilgi almak ve yapılan fiziksel egzersizlerle doğuma hazırlanmak da anne adayının kendisini daha iyi ve güçlü hissetmesini sağlayıyor. Böylece anne adayının doğuma karşı korkusu azalıyor. Anne adayı bu dönemde hissettiği sıkıntıları ailesine ve kendisinden önce doğum yapmış, bu konuda deneyim sahibi arkadaşlarına açmaktan çekinmemeli. Sıkıntıları paylaşmak, dertleşmek ve yaşanan yoğun duyguların normal olduğunu görmek, anne adayını rahatlatıyor. Doğuma yaklaştıkça bu konuyla ilgili kitaplar okumak ve bu çok özel ana hazırlanmak önemli. Ayrıca gebe kadın doktoruyla da konuşarak, doğum anında yaşayacaklarının aslında hiç de endişe edilir türden duygular olmadığını anlayabilir. Sonuç olarak unutmayın ki aslında doğum ve arkasından gelen annelik, her kadının yaşamak isteyeceği ve bilinçli bir şekilde yaklaşılırsa, büyük mutlulukları beraberinde getiren, kadınlara verilmiş en güzel armağandır! kaynak:bebek.com
__________________
INANDIGI GIBI YASAMAYAN YASADIGI GIBI INANMAYA BASLAR
yazilmis kadere ayrilik,silemedim |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
moderatör
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar:
3.517
Ettiği Teşekkür: 356 611 Mesajına 827 Kere Teşekkür Edildi Tecrübe Puanı: 100
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Anne Karnında Dershane Artık anne karnındaki bebekler de dersaneye gidiyor. Bebeğin işitme, dokunma, koku alma duyuları, hafızası ve zekası anne karnında geliştiriliyor. Üstelik dersaneye devam eden bebekler ile etmeyenler arasında 6 aylık zeka farkı oluyor. Küçük Einsteinler yetiştirmek istiyorsanız Tanı Eğitim, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri’nden Çocuk Psikiyatrsiti Uzmanı Müjen İlnem’e kulak verin. Bebeğin ruhsal ve zihinsel olarak gelişimi anneleri en çok ilgilendiren konuların başında geliyor. Zeka toplumunun ön plana çıktığı şu günlerde bebeklerinin zeki olmasını istemek anne ve babaların en büyük hakkı. Peki bir çocuğun zeka gelişimi için yapılabicek şeyler var mı? Elbette, var. Anne karnından başlayarak bebeğinizin zeka gelişimini ve psikolojik oluşumunu sağlamanız mümkün. Hem de ana rahminden başlayarak! Tanı Eğitim, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri’nde 9 hafta süren “Ana Rahmi Dersanesi” adlı bir program var. Bu programa katılan anne adaylarının bebekleri ile katılmayanlar arasında 6 aylık zeka farkı oluyor. Merkezden Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Müjen İlnem hamileliğin birinci ayı ile birlikte çocuk eğitiminin başladığını belirtiyor. Öncelikle bebeği isteyin Anne rahmi dersanesi denilen olay çocuğu istemekle başlıyor. İstenmeyen hamilelik sonucu doğan çocuklar bunu mutlaka anlıyorlar ve hayat boyu birtakım güven sorunları yaşıyorlar. Böyle bir durum yaşamamak adına karı – koca olarak en baştan bebeği istediğinize emin olun. Bu istek gerçekten çok önemli. Dr. İlnem bu noktada şöyle bir örnek veriyor: “Bebek isteme kararı bazı toplumlarda bebeğin doğum günü olarak kabul ediliyor. Örneğin Afrika yerlilerinde anne çocuk yapmaya karar verdiği zaman bir ağacın altına oturduğunda bir türkü mırıldanmaya başlıyor. Daha sonra eşiyle beraber oluyor. Çocuğun doğum gününün annenin kafasında tasarladığı o gün olduğuna inanıyorlar. Böylelikle her bireyin kendine has bir özelliği, farklılığı olduğu ortaya çıkıyor.” İletişim yolları Anne karnındaki bebekle iletişim kurmanın pek çok yolu var. Yapılan araştırmalar bebeğin ana dilini anne rahminde öğrendiğini ortaya koyuyor. Bebekler zaten anne sesini çok çabuk algılıyorlar. Ardından da babayı algılamaya başlıyor. İşte bu nedenle bebeğin en baştan itibaren bir birey olduğunu kabul etmekte yarar var. Öyle ki hamilelik sırasında karı-koca arasında sürekli gerginlik yaşanması da bebeği etkiliyor. O açıdan tartışma sonrasında anne, karnına dönüp "Babanla yüksek sesle konuştuk ama bunun seninle ilgisi yok" demeli. Yapılan araştırmalar bazı çocukların ana rahminde şahit oldukları konuşmaları büyüdükten sonra hatırladıklarını ortaya koyuyor. Peki onunla etkin bir şekilde iletişim kurmak için ne yapmak gerek? İşte bazı öneriler: 1. aydan itibaren bebeğinizi kabul edin. Anneliğe hazırlanın. Yok sanılacak bir canlı olmadığını bilin. Onu farkedin. Eşinizle birlikte onun çocuğunuz olduğunu kabul edin. 2.aydan sonra karnınızdaki çocukla iletişim kurmaya başlayın. Onu okşayın ve ona dokunun. 4. ayla birlikte bebeğinizin ne istediğinin farkına varın. Onunla konuşun ve ona bir birey gibi davranın. Ona müzik dinletin. 7. aydan itibaren sırtını okşayın. İnanması belki güç ama bebek bunu hissediyor. Elbette sadece annenin değil babanın da bebekle iletişim kurması şart. Dokunarak, konuşarak bebeğe kendini tanıtması son derece faydalı. Müziğin inanılmaz etkisi Bebeği anne karnında eğitmenin yollarının başında müzik dinletmek gerekiyor. Özellikle ritimleri çok seviyorlar. Ancak doğru müziği seçmek gerek. Örneğin, Brahms dinletilen prematüre çocukların daha çabuk geliştikleri biliniyor. Çocuk Psikiyatristi Müjen İlnem bir noktanın altını çizerek şöyle diyor: “Klasik müzik dinletmek doğru. Ancak anne adayının dinlediği müziği gerekiyor. Pembe dizi müzikleri, halk ezgileri gibi annenin hoşlandığı diğer müzik türleri de bebeğe dinletilebilir. Tabii rock müzik gibi sert müzikleri de dinletmemek gerek.” Bu dersane eğitimi sırasında müzik dinletmek dışında başka çalışmalar da yapılıyor. Örneğin anneye bazı kokulu yiyecekler vererek bebeğin tat alma duyusu geliştiriliyor. Anne sürekli bebekle konuşmaya, ona dokunmaya teşvik ediliyor.. kaynak:bebek.com
__________________
INANDIGI GIBI YASAMAYAN YASADIGI GIBI INANMAYA BASLAR
yazilmis kadere ayrilik,silemedim |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
moderatör
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar:
3.517
Ettiği Teşekkür: 356 611 Mesajına 827 Kere Teşekkür Edildi Tecrübe Puanı: 100
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hamileliğin Keyfine Bakın Hamilelik sürecinin kadını çirkinleştirdiğini, strese ve sıkıntıya soktuğunu düşünüyorsanız bilin ki yanılıyorsunuz. Size bunun tam aksini ispat etmemiz hiç de zor değil! Nasıl mı? Bunun için birbirinden keyifli 15 önerimize kulak verin, yeter. Bu tavsiyelerle hamilelik dönemini çok daha mutlu geçireceksiniz. Bizden söylemesi... 1. Kendinizi şımartın Hamile olduğunuzu öğrenir öğrenmez, her şeyi bebeğinizin sağlığı için yapmaya başladınız. Kendinize bakmayı, dinlenmeyi unuttunuz. Oysa siz de karnınızdaki bebek kadar önemlisiniz. Sadece doktorunuzun ilgisine değil, her türlü soruyu yöneltebileceğiniz, korkularınızı anlatabileceğiniz samimi dostlara da ihtiyacınız var. Ve elbette eşinize. Bu nedenle bırakın çevrenizdeki insanlar sizinle ilgilensin. Sizi şımartmalarına izin verin. Önümüzde dilediğiniz kadar şımarmak için 9 ay 10 gününüz var. Kıymetini bilin! 2. Enerji veren yiyecekler tüketin Sözümüz özellikle çalışan anne adaylarına! Hamileliğiniz süresince daha çabuk yorulmanız son derece normal. Bunu, değişen hormon dengesine bağlayabiliriz. Gün içinde muz, elma gibi enerji veren ve kan dolaşımını destekleyen meyveler yiyerek gücünüze güç katın. 3. Kötü doğum anılarını sakın dinlemeyin Anne karnındaki bebeğin gelişip büyümesi, doğması 9 ay sürüyor. Yakında sizin bebeğiniz de doğmak için hazır olacak. Hamilelik döneminde, çoğu anne adayı sevdiklerinin ve yakınlarının doğum anılarını dinlemekten zevk alıyor. Bunu yapmanızda hiçbir sakınca yok. Ancak doğumun ne kadar güç geçtiğini ya da doğumun çok acı verici olduğunu söyleyen arkadaşlarınıza kulaklarınızı kapatın. En güzel doğum anıları için "Doğum Hikayeleri" bölümümüzü takip etmeyi unutmayın! 4. Arzularınıza ket vurmayın Karnı büyüyen birçok anne adayı kendine olan güvenini yitiriyor ve artık eşinin hoşuna gitmemekten korkuyor. Bu tür boş endişelere kapılmayın. Eşiniz size aşık ve onun baba olmasını sağlayacağınız için de size adeta tapıyor. Onunla birlikte olmak istediğinizde bunu eşinize belli edin. Onun sizi şımartmasına izin verin. Örneğin bırakın size ihtiyaç duyduğunuz türden harika bir masaj yapsın. Ona sık sık sarılın. Bilim adamları, anne ve baba adayının birbirlerine tensel anlamda yakın olmalarının, anne karnındaki bebeği olumlu etkilediğini belirtiyor. 5. Beslenmenize önem verin Beslenme alışkanlığınızı hamilelik denen sınavın en zor bölümü... Bu dönemde sizi en çok zorlayan şey; ne yemeniz ve nelerden uzak durmanız gerektiği... Sağlıklı beslenme çabasıyla strese girmeyin. Kalori hesaplarını ve tartıyı aklınızdan çıkartın. Hamilelik süresince sağlıklı ve doğru beslenmek için Beslenme Uzmanımız Selahattin Dönmez’in yazdıklarını okumayı ihmal etmeyin. 6. Hareket edin Mümkün olduğunca varolmanın hafifliğini yaşamaya çalışın. Yürüyüşlere ve alışverişe çıkın, kitap okuyun, banyo yapın. Bol bol hareket etmeyi de unutmayın. Çünkü vücudunuzu çalıştırmak ödemlerin oluşmasını engelliyor ve tansiyonu düzenliyor. 7. Sırtınızın yükünü azaltın Karnınız büyüdükçe duruşunuz değişiyor ve sırtınız ağrımaya başlıyor. Özellikle bütün gün masa başında çalışan anne adaylarında bu sorun daha sık görülüyor. Sırt ağrısını azaltabilirsiniz. Bunun için kilo artışınızı önerilen sınırlar içinde tutmalı, çok yüksek topuklu ya da alçak ayakkabı giymemelisiniz. Uzun süre ayakta kalmaktan ya da oturmaktan kaçınmalısınız. Stres, sırt ağrılarının artmasında önemli bir rol oynuyor. 8. Göğüslerinizi ihmal etmeyin Hamilelik döneminde karnın belirginleşmesi biraz zaman alsa da göğüsler ilk günden itibaren büyümeye başlıyor. Bunun sebebi göğüslerinizin emzirmeye hazırlanması. İleride göğüslerinizin sarkmasını önlemek için destekli sutyenler kullanmalısınız. Ayrıca sutyenin rahat ve göğsünüze uygun olmasına da dikkat etmelisiniz. 9. Bol bol sıvı için Bol sıvı içerek böbreklerinizi ve metabolizmanızı zinde tutun. Meyve suyu, süt ve soda sizin için çok uygun. Ancak sürekli aynı içeceği tüketmeyin. Ve elbette sıvı alımı konusunda doktorunuza danışmayı unutmayın. 10. Bebeğinizle iletişim kurun Karnınızdaki bebekle bir an önce iletişim kurmanızı öneriyoruz. Ona “Seni seviyorum”, “Yakında aramızda olacaksın” gibi sözler söyleyebilirsiniz. Yapılan araştırmalar anne karnında iletişim kurulan bebeklerin çok daha zeki ve mutlu olduklarını ortaya koyuyor. Bebeğinizle konuşmanız ikinizi de sakinleştirecek ve ona güven verecek. Üstelik onunla iletişim kurmanız artık zor değil! 11. Doğum korkunuzu yenin Doğuma hazırlandığınız, doktorunuzla doğum hakkında konuştuğunuz halde doğum korkunuzu yenemediyseniz size kalabalığa karışmanızı öneriyoruz. İnsanların bol olduğu bir yere gidin ve kalabalığa karışın. Tüm bu insanların da doğduklarını düşünün. Onların anneleri bunu başardıysa bunu siz neden yapamayasınız ki? 12. Rahat geceler geçirin Hamileliğinizin son döneminde, tüm geceyi uyuyarak geçiremeyeceğinizi ne yazık ki size söylemek zorundayız. Sık sık tuvalete gideceksiniz, ayrıca bebeğinizin tekmeleri geceleri uyanmanıza yol açacak. Geceyi rahat geçirmek için elinizden geleni yapın. Size kıvrılarak ya da uzanarak yan yatmanızı, bacaklarınızın arasına yastık koymanızı ve bir bacağınızı diğerinin üstüne çaprazlama uzatmanızı öneriyoruz. Böylece hem siz hem de bebeğiniz rahat edeceksiniz. Bu yatış pozisyonu besinlerin ve kanın plasentaya ulaşmasını sağlıyor, aynı zamanda böbreğin işlevlerini yerine getirmesine de yardımcı oluyor. Hamilelikte rahat uyumakla ilgili daha fazlası için bu linki tıklayın: 13. Aşermekten çekinmeyin Bazı kadınlar hamilelik sürecini aşermeden noktalarken, bazıları özellikle ilk üç ayda bazı yiyeceklere aşerer. Siz de bu isteğinize karşı koymayın ve canınızın çektiğini sınırlı miktarlarda yiyin. Nasıl olsa karnınızın büyümesini engelleyemeyeceksiniz. 14. Ayaklarınıza iyi bakın Sıvı artışı sebebiyle şişecek olan ayaklarınıza rahat ayakkabılar seçmenizde yarar var. Ayakkabılarınızın deri veya kanvastan yapılmış olmasına dikkat edin. Ayrıca temiz havada bol bol yürüyüşe çıkın. Akşamları ayaklarınızı ılık suda dinlendirin. 15. Alışveriş yapın Hamileliğin en güzel yanlarından biri de bebek için gerekli eşyaların alınması değil mi? Oda takımı, patikler, tulumlar, puset, emzik, biberon... Alınacak ne çok şey var değil mi? İnsan ne alacağını şaşırıyor. Bu konuda liste oluşturmakta zorlanıyorsanız bebek.com bu konuda da size yardımcı. Tek yapmanız gereken doğum ihtiyaç listemize bir göz atmak. Almanız gereken her şeyi bu listede bulacaksınız. kaynak:bebek.com
__________________
INANDIGI GIBI YASAMAYAN YASADIGI GIBI INANMAYA BASLAR
yazilmis kadere ayrilik,silemedim Konu RaiLa_55 tarafından (20-06-2008 Saat 09:52 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
moderatör
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar:
3.517
Ettiği Teşekkür: 356 611 Mesajına 827 Kere Teşekkür Edildi Tecrübe Puanı: 100
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hamilelikte Kendinizi Daha İyi Hissetmeniz İçin Gebelikte salgılanan hormonlar vücudunuzu etkiliyor. Rutin hayatınızda yapacağınız ufak değişiklikler kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak. Bahçeci Kliniği Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Esra Aksoy Jozwiak önerilerini sizlerle paylaşıyor. Banyo Sık banyo yapmanız veya duş almanız kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Su sıcaklığının fazla yüksek olmamasına özen göstermelisiniz. Sauna veya çok sıcak su ile banyo yapmak fetal anomalilerle özellikle, santral sinir sistemi problemlerine neden olabileceğinden kesinlikle önerilmemektedir. Bu ;özellikle gebeliğin erken dönemleri için geçerlidir. Banyo yaptığınız zaman evde sizden başka bir kişinin bulunmasına dikkat etmelisiniz. Diş bakımı Gebelik sırasında bazı kadınlarda diş eti problemleri olabilir. Dişlerinizi fırçalarken diş eti kanamanız olursa, diyetinizden fazla şekerli besinleri çıkarmalı ve çok yumuşak diş fırçası kullanmalısınız. Bazen diş etlerinizdeki enfeksiyonun diş hekimi tarafından tedavi edilmesi gerekir. Gebelikte dişlerinizle ilgili herhangi bir probleminiz olduğunda diş hekimine başvurmaktan çekinmemelisiniz. Saç bakımı Gebelik sırasında saçlarınızın uzamasının hızlandığı, yüz ve vücut kıllarında artış olduğu dikkatinizi çekebilir. Östrojen hormonunun etkisiyle, saçlarınızın dökülmesi azalır. Fakat bebeğin doğumunu izleyen dönemde hızla saçlarınız dökülebilir, paniğe kapılmamalısınız; bunlar gebelik sırasında dökülmeyen saçlardır. Tırnak bakımı Gebelikte tırnaklar daha çabuk ve sert olarak uzarlar. Fakat bazı kadınlar da tırnaklarının kolay kırıldığından şikayet edebilirler. Cilt bakımı Cildin rengi ve yapısı gebelikte değişme eğilimindedir. Bazı kadınlar ciltlerinin daha pürüzsüz ve lekesiz olduğunu ifade ederken, bazıları da cildinin kuru veya yağlı ve daha çok lekeli bir hal aldığından yakınırlar. Yine gebelikte, ciltte minik toplardamarlarda ve deri çatlaklarında artış olabilir ve cildin pigment içeren kısımlarında rengin daha koyulaşma izlenir. Başlıca pigment değişiklikleri şunlardır: - Kloazma veya gebelik maskesi. Burun çevresi, yanaklarda ve çenede olan kahverengi lekelerdir, koyu renkli kadınlarda daha sık gözükür. Doğum lekeleri, benler, meme başları daha koyu renk alır. - Linea nigra. Karında, orta hatta bulunan çizgi daha koyu ve belirgin hal alır. Doğumdan sonra birçok pigment değişikliğinin geri dönmesine rağmen meme başı bir miktar koyu kalabilir. Gebelikte ortaya çıkan deri çatlaklarını önlemenin imkanı yoktur. Fazla ve hızlı kilo alan bayanlarda daha fazla görülür. Doğumu takiben renkleri açılır ve beyaz olarak kalırlar. Gebe iken güneşte kaldığınızda daha çabuk bronzlaşırsınız, bu nedenle koruyucu kremler kullanmalısınız. Duruşunuz Karnınızın büyümesi ve ağırlık artışına bağlı olarak vücudunuzun ağırlık merkezi ve duruşunuz değişecektir. Bu, oturuş ve yürüyüş şeklinizi değiştirecektir. İyi bir duruş ile; sırt, bel ağrısı yakınmalarınızı azaltabilirsiniz. Aşağıdaki basit birkaç kural bu problemlerinizi engelleyecektir: - Yerde olan bir şeyi uzanarak değil de çömelerek alınız. - Ağır şeyleri kaldırmaktan ve taşımaktan kaçınınız. - Yerden doğrulurken kalçalarınızı, dizlerinizi ve ellerinizi kullanınız. - Yürürken sırtınızdaki eğimi azaltmaya çalışınız. Gevşeme Solunum egzersizleri, yoga, masaj, müzik dinlemek, banyo yapmak gevşemenizi ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Uyku Gebeliğiniz sırasında mümkün olduğunca çok dinlenmeniz ve uyumanız önemlidir. Bazı kadınlar gebelikte uyuma güçlüğü çekebilirler. Bu, gebeliğin ilk aylarında artmış anksiyeteye, ilerleyen gebelik haftalarında ise bir türlü rahat uyku pozisyonunun bulunamamasına bağlıdır. Aşağıda sayılanlar uyumanızı kolaylaştırabilir: - Mümkün olduğunca gün içinde kısa sürelerle uyumaya çalışın. - Yatmadan önce bir bardak ılık süt için. - Uyku öncesi ılık bir duş almak iyi gelebilir. - Gevşemenizi sağlayan hafif egzsersizler yapabilirsiniz. - Uykuya dalıncaya kadar müzik dinleyip, kitap okuyup veya TV seyredebilirsiniz. - Eşinizden size masaj yapmasını rica edebilirsiniz. - Sırt üstü yatmaktan daha çok sol veya sağ yanınıza yatmayı deneyin, gerekirse bir yastıkla karnınızı destekleyin. kaynak:bebek.com
__________________
INANDIGI GIBI YASAMAYAN YASADIGI GIBI INANMAYA BASLAR
yazilmis kadere ayrilik,silemedim |
|
|
|