Geri git   Melekler l ANA SAYFA > Melekler Şehirleri > Tr Bölgeleri > Şehirlerimiz > İç Anadolu

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-07-2008, 10:39 PM   #1 (permalink)
Monera
Misafir
 
Monera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Konya Şehir Tanıtımı


KONYA TARİHİ

Konya'da ve çevresinde yerleşik düzen Prehistorik (Tarih Öncesi) çağdan başlar Bu çağ içinde Neolitik - Kalkolitik - Erken Bronz Çağ kültürlerini görürüz
Bu çağın iskan yeri olan Höyükler, Konya il sınırları içindedir Neolitik Devreye (MÖ 7000-5500) ait buluntular, Çatalhöyük'teki arkeolojik kazılarda meydana çıkmıştır

Bugün Konya'nın bir semtinin içinde kalan Karahöyük'te Hitit iskanı görülmektedir Senelerdir sürdürülen arkeolojik kazılar bu çağı anlatan buluntular vermektedir

Anadolu'da Hitit egemenliğine son veren Freygler Trakya'dan Anadolu'ya göç etmiş kavimlerdir Alaeddin Tepesi ve Karapınar, Gıcıkışla, Sızma'dan elde edilen buluntular MÖ VII yüzyıla aittir Frygyalılardan sonra Konya (Kavania) Lidyalılar ve İskender'in istilasına uğramıştır Daha sonraları Anadolu'da Roma hakimiyeti sağlanınca Konya İkonium olarak varlığını korumuştur (MÖ 25)

Antalya'dan Anadolu'ya çıkan Hristiyan azizlerden St Paul Antiochia (Yalvac'a) sonra İkonium'a (Konya'ya) gelmiştir Bu devirde Hatunsaray Lystra-Derbe ve Leodica (Ladik Halıcı) ve Sille önemli Bizans yerleşim yeridir İslamiyetin Anadolu'da yayılması ile Bizans'a (yani İstanbul'a) Arap akınları başlamıştır Emeviler, Abbasiler, Konya üzerinde akınlar yapmışlardır

1071 tarihindeki Malazgirt Meydan Savaşı'ndan sonra Anadolu'nun büyük bir kısmı ile beraber Konya'da, Selçuklular tarafından Bizanslıların elinden alınmıştır




Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman Şah 1076 tarihinde Konya'yı başşehir yapmıştır 1080 tarihinde başkent İznik'e nakledilmiştir Kılıç Aslan I 1097 tarihinde başşehri Konya'ya taşımıştır Konya 1097 tarihinden 1277 tarihine kadar aralıksız Anadolu Selçuklularının başşehri olmuştur

Konya 1277 tarihinde Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından zaptedilerek Karamanoğulları devletinin egemenliğine geçmiştir Osmanlı Padişahlarından Murad II 1442 tarihinde Konya'yı zaptederek Karamanlı hakimiyetine son vermiştir

Konya Osmanlı Devleti zamanında şöhret ve itibarını devam ettirmiştir Osmanlı sultanlarından Yavuz Sultan Selim, Mısır ve İran seferleri sırasında Konya'da konaklamıştır Kanuni Sultan Süleyman İran, Murad IV ise Bağdat seferi sırasında Konya'da kalmışlardır

Cumhuriyet döneminde Konya, yüzölçümü bakımından ülkenin en büyük ili oldu 1989 yılında çıkarılan bir yasayla Ayrancı, Ermenek ve Kâzımkarabekir ilçelerini de içeren Karaman ilinin Konya'dan ayrılmasına rağmen, il bu özelliğini korumuştur

39000 km2 Orta Anadolu yaylası üzerinde Ankara, Niğde, Aksaray, İçel, Antalya, Isparta, Afyon, Eskişehir ve Karaman ile komşu olan Konya, 36o 22' ve 39o 08' kuzey paralelleri ile 31o 14' ve 34o 05' doğu meridyenleri arasında yer alır Trafik numarası 42'dir 1875'te kurulan Konya Belediyesi, 1984'te çıkarılan 3030 sayılı yasa gereğince "Büyükşehir" statüsüne kavuşmuş olup 1989'dan beri belediye hizmetleri bu statüye göre yürütülmektedir

2 Bucak ve 29 Köyün bağlı bulunduğu Karatay ilçesinin 1990 sayımına göre toplam nüfusu 169000, merkez nüfusu 142678'dir

3 Bucak ve 35 Köyün bağlı bulunduğu Meram ilçesinin toplam nüfusu 213664, merkez nüfusu 182444'tür


2 Bucak ve 29 Köyü bulunan Selçuklu ilçesinin toplam nüfusu 202154, merkez nüfusu 188244'tür

Konya ilinin toplam nüfusu 1990 sayımına göre 1750303 olup İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana'dan sonra 5sırada yer almaktadır

Alâeddin Tepesi, altında 4000 yılın kalıntılarını saklayan bir höyüktür Bir zamanlar yerleşim alanı olarak değil tarih, kültür ve tabiat zenginliklerinin korunduğu, halkın dinlenme ihtiyacının karşılandığı bir mekan olarak dikkati çekmektedir Tepenin kuzeyinde Alâeddin Camii, yıllar süren onarım çabalarından sonra cemaatine kavuşmanın sevincini yaşamaktadır

Alâeddin Keykûbad başta olmak üzere 8 Selçuklu Sultanının sandukalarını barındıran türbe, caminin avlusundadır Tepenin doğusunda Şehitler Abidesinin yanında durursanız, karşınızda uzanan çift yönlü caddenin bitim noktasında yeşil kubbesiyle gözalan Mevlâna Dergâhını göreceksiniz 1926'dan beri müze olarak kullanılan dergâhın sağında Osmanlı padişahlarından IISelim tarafından yaptırılmış Sultan Selim Camii'nin minarelerini de görebilirsiniz

Toplu taşımacılıkta temiz ve ekonomik bir araç olan tramvay, saat 06'dan 24'e kadar günde 300 sefer yapan vagonuyla 65000 yolcuyu 10,5 km'lik bir güzergahta taşımıştır Vagon sayısının 41'e, sefer sayısının 450'ye, hat uzunluğunun 18,5 km'ye çıkarılmasıyla yolcu kapasitesi 120000'e yükselmiştir

Konya, tarihi eserleri ile bugün açık hava müzesi görünümünde bir şehirdir

MÖ 7000'li yıllardan itibaren çeşitli medeniyetlere sahne olmuş, tarihi açıdan önemli bir merkezdir


Hititler, Lidyalılar, Persler, Selevkoslar ve Romalıların hakimiyetinde bulunan Konya, 7'inci yüzyılın başlarında Sasaniler, ortalarında da Emeviler tarafından işgal edilmiş olup, 10'uncu yüzyıla kadar Bizans eyaleti olarak varlığını sürdürmüştür


1071 yılında, Malazgirt savaşından sonra Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış ve Büyük Selçuklu Sultanı Kutalmışoğlu Sultan Süleyman Şah tarafından da Konya fethedilmiştir


1074 yılında kurulan ve başkenti İznik olan Anadolu Selçuklu Devleti 1'inci Haçlı Seferi sonunda İznik'i kaybedince, Başkent Konya'ya taşınmıştır Başkent olduktan sonra günden güne gelişen ve pek çok mimari eserle süslenen kent, kısa zamanda Anadolu'nun en gelişmiş şehirlerinden biri haline gelmiştir


1097 yılından 1308 yılına kadar 211 yıl boyunca, Anadolu Selçuklu Devletinin egemenliği altında kalan Konya, Selçuklu Devletinin yıkılışını takiben Karamanoğulları Beyliğinin hakimiyeti altına girmiştir


1465 yılında Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından Karamanoğulları Beyliği ortadan kaldırılmış ve Konya Osmanlı İmparatorluğu sınırları içine alınmıştır


Fatih Sultan Mehmet, 1470 yılında 4'üncü Eyalet olarak Karaman eyaletini kurmuş, merkezini de Konya şehri yapmıştır 17'inci yüzyılda Karaman eyaletinin sınırları genişlemiş, Tanzimat döneminde de ismi değişerek Konya Eyaleti adını almıştır Konya şehrinin nüfusu o tarihlerde 1825 olup, Türkiye'nin 11'inci ve dünyanın da 69'uncu büyük şehriydi


İstiklal Savaşı yıllarında da Konya üzerine düşen görevi yapmış, Batı Cephesi Karargahı Akşehir'de kurulmuştur


Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra, Konya İtalyanlar tarafından işgal edilmiş ise de, 20 Mart 1920 tarihinde işgalden tamamen kurtarılmıştır







MevLana TürbeSi









EĞİTİM


İlk ve Orta Öğretim


İlde modern anlamda okullaşma Vali Avlonyalı Ferit Paşa zamanında başlamıştır Mahalle Mekteplerinin yanı sıra ilkokullar (mektebi iptidailer), Konya Rüştiyesi, Konya Lisesi, Erkek Sanat Enstitüsü gibi okullar bu dönemde açılmıştır Cumhuriyetin ilanı ile birlikte her alanda olduğu gibi milli eğitim alanında da büyük atılımlar yapılmıştır Cumhuriyetin ilk yıllarına ait ilin eğitim ve okullaşma durumunu gösteren kesin bilgiler bulunmamaktadır Mahalle mektepleri, medreseler ve azınlık okulları 1924 tarihli Tevhidi Tedrisat Kanunu ile kapatıldıktan sonra Türk gençliğinin yeni eğitim anlayışı ve modern eğitim teknikleriyle yetiştirilebilmesi için hızlı ve yaygın bir okullaşma dönemine geçilmiştirYeni harflerin kabulünden sonra okuma-yazmaya karşı büyük bir ilgi uyanmış ve genç cumhuriyetimizin her bölgesinde olduğu gibi Konya' da da “Millet Mektepleri” adı altında dersaneler açılmıştırBugün için, il dahilinde ilköğretimde 902 okulda 297495 öğrenci, orta öğretimde ise 210 okulda 62025 öğrenci eğitim görmektedir Bu bağlamda ilk ve ortaöğretim kurumlarına ilişkin bilgiler aşağıdaki tabloda verilmiştir


Tablo : Konya İli İlk ve Orta Dereceli Okullar Durumu Dağılımı


Okul Türü Okul Sayısı Derslik Sayısı Öğretmen Sayısı Öğrenci Sayısı
Okul Öncesi Eğitim*
284 36 324 5363
İlköğretim Okulu 902 8294 11328 297495
Genel Liseler 99 1467 1960 42801
Meslek Liseleri 111 1010 2050 19224
Çıraklık Eğitim Merkezi 12 0 197 10539
Halk Eğitim Merkezi 31 0 74 21642
TOPLAM 1439 10807 15933 39706



  Alıntı ile Cevapla
Alt 03-07-2008, 10:43 PM   #2 (permalink)
Monera
Misafir
 
Monera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: Konya Şehir Tanıtımı


* (Anasınıfı ve Bağımsız Anaokulu)



2001 yılında İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen projelerden ilk ve orta öğretime ait 346 derslik bitirilerek hizmete açılmış olup 2002 yılında da yaklaşık 528 derslik üzerinden yatırımlara devam edilmektedir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel ilköğretim okullarında 2001-2002 öğretim yılında okuyan 297495 adet öğrenciden ( 6-14 yaş grubu ) 4543 adet öğrencinin okullarına sürekli devamlılığı sağlanamıyorBu konuda ilgili yerel yöneticilerin okul çağındaki çocukların derhal okula kaydı için talimatları verdikleri, sürekli devamsız duruma düşen öğrencilerin de devam etmeme nedenleri araştırılmaya başlanmış olupbunların okullarına devamları için gerekli gayret gösterilmektedir


Yükseköğretim


Konya ilinde yükseköğretim alanında, Selçuk Üniversitesi eğitim-öğretim faaliyetinde bulunmaktadır Üniversite, Konya şehir merkezinde Alaaddin Keykubat Kampüsü, Meram Eğitim Kampüsü ve Meram Tıp Fakültesi Kampüsü ile çevre il ve ilçelerde bulunan fakülte ve yüksekokullarda eğitim-öğretime devam etmektedir1975 yılında 2 fakülte ile eğitim-öğretim faaliyetine başlayan Selçuk Üniversitesi, halen 16 Fakülte, 5 Yüksekokul, 25 Meslek Yüksek Okulu, 1 Devlet Konservatuarı, 4 Enstitü ve 13 Araştırma Uygulama Merkezi ile bu faaliyetini devam ettirmektedirÜniversitenin akademik personel sayısı 2468 kişidir Akademik personelin, 248'i profesör, 138'i doçent, 462'si yardımcı doçent, 420'ü öğretim görevlisi, 111'i okutman, 1030'u araştırma görevlisi, 59'i ise uzman' dır Selçuk Üniversitesi'nin, 2001-2002 Eğitim öğretim yılı öğrenci sayısı 60 bindir 2002-2003 öğretim yılında bu rakamın 70 bin olması beklenmektedir Fiziki mekan ihtiyacı 626798 m2 olan üniversitenin yapılaşmasına 1983 yılında başlanılmıştır Bugüne kadar hizmete açılan alan 473383 m 2 olup 111415 m2 lik alanın inşaatına devam edilmektedirSelçuk Üniversitesi, 60000'e ulaşan öğrencisiyle ülkemizin sayılı üniversiteleri arasında yer almaktadır Toplam öğrenci mevcudunun 44000'i Konya merkezindeki fakülte ve yüksekokullarda öğrenim görmektedir Oldukça fazla olan bu öğrenci mevcuduna sağlıklı şartlarda barınma imkanının sağlanması büyük önem arz etmektedir İlde yükseköğrenim gören öğrencilerin barındıkları Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait yurtlar ve bunların kapasitelerini gösteren tablo aşağıya çıkarılmıştır


Tablo : Konya İlinde Kredi ve Yurtlar Kurumuna Bağlı Yurtlar ve Kapasiteleri




Yurdun Adı Öğrenci Kapasitesi
Kız Erkek Toplam
Selçuk Kız Yurdu 758 0 758
Meram Kız Yurdu 1518 0 1518
Alaaddin Yurdu 820 1632 2452
Mevlana Kız Yurdu 1062 0 1062
CumhuriyetKızYurdu 852 0 856
Selçuk Erkek Yurdu 0 758 758
Çumra Yurdu 144 104 200
Akşehir Yurdu 312 208 520
Seydişehir Yurdu 250 312 562
TOPLAM
5716



Tabloda görüldüğü gibi Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda 5716'sı kız, 3014'ü erkek olmak üzere toplam 8686 öğrenci barınmaktadır Bu bağlamda üniversite öğrencilerinin %73'ünün barınma problemi bulunmaktadır


KONYANIN COĞRAFİ KONUMU


Konya ili Anadolu Yarımadası'nın ortasında bulunan İç Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, şehrin kendi adıyla anılan Konya bölümünde yer almaktadır


İlimiz topraklarının büyük bir bölümü, İç Anadolu'nun yüksek düzlükleri üzerine rastlar Güney ve güneybatı kesimleri Akdeniz bölgesine dahildir Konya, coğrafi olarak 36041' ve 39016' kuzey enlemleri ile 31014' ve 34026' doğu boylamları arasında yer alır Yüzölçümü 38257 km2 (göller hariç)'dir Bu alanı ile Türkiye'nin en büyük yüzölçümüne sahip olan ilidir Ortalama yükseltisi 1016 m'dir İdari yönden, kuzeyden Ankara, batıdan Isparta, Afyonkarahisar, Eskişehir, güneyden, İçel, Karaman, Antalya, doğudan, Niğde, Aksaray illeri ile çevrilidir


Konya ili, doğal açıdan kuzeyinde Haymana platosu, kuzeydoğuda Cihanbeyli Platosu ve Tuz Gölü'ne, batısında Beyşehir Gölü'ne ve Akşehir Gölü'ne, güneyinde Sultan Dağları'ndan başlayan Karaman ilinin güneyine kadar devam eden, Toros yayının iç yamaçları önünde bir fay hattı boyunca oluşmuş volkanik dağlara, doğusunda ise Obruk platosuna kadar uzanır


İlin uç noktalarını kuzeyinde Kulu'nun Köşkler Köyü, batısında Akşehir'in Değirmen Köyü, güneyinde Taşkent'in Beyreli Köyü, doğusunda ise Halkapınar'ın Delimahmutlu Köyü uç noktalarını oluşturmaktadır


Konya il sınırları içerisinde kalan alan, Türkiye'nin Ana Tektonik Üniteleri'nden Orta Anadolu Birliği'nin güney kesimi ile Toros Birliği'nin orta kesiminde kalmaktadır Toros Birliği farklı çökelme ortamlarını yansıtan ve geç Kretase Paleosen (ikinci zaman sonu dördüncü zaman başlangıcı) döneminde gelişen sıkışma kuvvetleri ile üstüste bindirilmiş kütlelerden meydana gelmektedir Konya il sınırları içine giren alanda bunlardan Bozkır Geyikdağı ve Aladağ kütleleri gözlenmektedir Gerek Toros Kuşağı'nda, gerekse Orta Anadolu birliğinde yörede yüzeyleyen en yaşlı kayaçlar olarak Paleozoik (birinci zaman) yaşlı kayaç birimleri Bozkır, Hadim, Seydişehir, Akören, Ahırlı, Beyşehir, Doğanhisar, Kadınhanı yörelerinde ortaya çıkmaktadır Genellikle Paleozoik yaşlı birimlerin bir devamı niteliğinde olan Mesozoik (ikinci zaman) yaşlı kayaçlar ise yaygın olarak Ereğli, Bozkır, Seydişehir, Ahırlı, Akören, Altınekin, Kadınhanı, Beyşehir, Akşehir, Ilgın, Doğanhisar yörelerinde yüzeylemektedir Mesozoik sonunda kapanan okyanusun sıkışması ile ortaya çıkan dağ oluşumu evresinde Toroslarda kütleler meydana gelirken okyanus kabuğu parçaları olan ofiyolitler bu kütlelerin arasında, özellikle Konya Meram, Ereğli güneyi, Bozkır güneyi, Karapınar ve Cihanbeyli civarında gözlenir konuma gelmiştir


Tersiyer'de (üçüncü zaman) denizin ve gölsel sedimanların yanısıra yaygın volkanik faaliyetlerle daha yaşlı birimlerin üzeri örtülmüştür Denizel sedimanlar Ereğli ve Çumra civarında gözlenir Konya ve çevresi Geç Miyosen (10 milyon yıl) Pliyosen döneminde blok faylanmalarla çökmeye başlamış daha sonra bu ortamda bugün de kalıntılarını gördüğümüz (Akgöl ve Hotamış gölü) büyük bir göl oluşmuştur Bu göl, karasal ve gölsel sedimanlar ile doldurularak bugünkü ovalardan Ereğli, Karapınar, Cihanbeyli, Kulu, Sarayönü, Kadınhanı, Konya merkez ve çevre ilçeler ile Çumra Ovaları oluşmuştur Bu dönemde meydana gelen volkanik faaliyetler ile Karapınar, Çumra, Akören, Selçuklu kesiminde Takkeli dağ, Acıgöl, Meke Gölü gibi volkanik yapılar ve tüfler ortaya çıkmıştır Aynı zaman aralığında Ilgın civarında meydana gelen bir fay ile bugün kaplıca olarak kullanılan sıcak su çıkışları meydana gelmiştir Bütün bu birimler Kuvaterner yaşlı genç karasal sedimanlarla örtülmüştür Özellikle Konya Ovası ve bunun devamı niteliğindeki Ereğli ve Cihanbeyli Ovaları'nda, çok kalın alüvyal depolar bulunmaktadır


Konya ili sınırları içerisinde Türkiye'nin en büyük alüminyum (boksit) ve magnezit yataklarının yanısıra, kömür, kil, çimento hammaddeleri, kurşun-çinko, barit madenleri ile önemli oranda yer altı suyu rezervleri bulunmaktadır Alüminyum (boksit) yatakları Seydişehir ilçesi güneyinde Üst Kretase zaman aralığında karasal ayrışmalarla meydana gelmiştir Magnezit yatakları ise Meram ilçesi sınırları içerisinde olup tek başına hem Konya'nın hem de dünyanın en büyük rezervli (80 milyon ton) magnezit yatağıdır Yunak civarında Magnezit ve az miktarda lüle taşı yatakları bulunmaktadır Ilgın (Haremi Kurugöl), Beyşehir ve Seydişehir ilçelerinde Pliyosen yaşlı toplam 750 milyon ton rezervli linyit kömürü yatakları bulunmaktadır Beyşehir, Selçuklu ve Ilgın civarında önemli miktarlarda kil yatağı vardır Ayrıca Bozkır'da barit, Hadim (Kızılgeriş) ve Bozkır'da (Küçüksu) kurşunçinko yatakları bulunmaktadır Ayrıca Konya'nın birçok yerinde çimento hammaddelerinden kil, kalsit, jips, tras, kireçtaşı ve dolomit gibi hammaddeler bulunmaktadır Konya ve çevresindeki Çumra, Ereğli, Cihanbeyli, Akşehir, Yunak ovalarında yaklaşık 20-100 metreler arasında yer altı suyu bulunmakta ve bazı yerlerde bu su artezyen yapmaktadır


Konya ilinde en fazla alana sahip yeryüzü şekli ova ve platolardır Ovaların tabanlarında yer alan çukur kısımlarında kapalı havzalar oluşmuştur Yükseltiler az yer tutar, genellikle ilin güneyinde toplanmıştır Ovalar, platolarla birbirinden ayrılmıştır Platolar akarsular tarafından fazla derin parçalanmamıştır Açık havza kısımları da vardır


Dağlar :
Dağlar İlin kuzey kısmında yeralan yükseltiler genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanır En önemlisi Bozdağlardır Bozdağlar üzerinde yer yer tepeler yükselir, bu tepelerin en yükseği Bozdağlar'ın batısındaki Karadağ Tepe'dir (1919 m) Bu tepeler arasında da geçitler yer alır
Konya'nın batısında yeralan sıra dağlar kuzeyden güneye doğru uzanırlar En kuzeyinde Sultan Dağları (2169), Aladağlar (2339), Loras (2040), Eşenler (1951) yer almaktadır Bölgenin güney kısmı Toros dağlarıyla sınırlanmıştır Bu kuşakta ise Geyik (3130), Bolkar dağları (3134), Aydos dağları (3240) yer almaktadır


Bu alanda volkanik kütlelerin ve arazilerin önemli bir yeri vardır Karapınar Ovası'nın güneyinde yer alan Karacadağ (2025), Konya'nın güney batısındaki Erenler Dağı (2319) batısında Takkeli Dağ (1400) yer almaktadır


Belirtilen volkanik dağların dışında Karapınar yakınlarında kül konilerine rastlanır Bunlar genç volkanik faaliyetler sonucunda oluşturulmuş küçük konilerden ibarettir İl sınırları içinde yer alan volkanik dağlar İç Anadolu Bölgesinin diğer volkanik dağları ile karşılaştırıldığında yükselti ve alanlarının daha az olduğu görülür


Konya'nın ormanları ve su kaynaklarının büyük bölümü buradaki yükseltilerde yer almaktadır Bölgenin güneyindeki kireç taşlarından oluşmuş yükseltilerin bulunduğu yerlerde mağaralar oluşmuştur Bunlardan Çamlık mağaralar ve Seydişehir'de bulunan Tınaztepe mağarası , milli park olmaya namzet mağaralarımız


Platoları
Yöredeki Obruk ve Cihanbeyli Platoları ortalama 1000 m yükseltiye sahip geniş düzlüklerden oluşurlar
Tuz gölünün batısında Cihanbeyli platosu, güneyinde ise Obruk platosu yer alır


Obruk platosu üzerinde kireç taşı tabakaları üzerinde gelişmiş karstik şekillerden olan obruklara rastlandığından bu isim verilmiştir Bunların en büyüğü Kızören obruğudur Konya'nın kuzeydoğusunda yer alan bu obruk kireç taşlarının çözülmesi ile oluşmuş yaklaşık 300 m çapında 145 m derinliğindedir Obruk içerisine suların dolması ile aynı ismi alan bir de göl oluşmuştur Göl tabanından fazla suları boşalttığından suları tatlıdır
Obruk platosu yörenin en çukur yeri olan Tuz Gölü ile Konya ve Ereğli ovalarını birbirinden ayıran bir eşik görünümündedir


İlin kuzeyini kaplayan Cihanbeyli Platosu genel olarak kireçtaşı tabakaları ile kaplıdır Bu plato akarsular tarafından az parçalanmış dalgalı bir yüzeye sahiptir


Zengin bozkırlarla kaplı olan bu platolar, il hayvancılığı ve tarımı açısından önemlidir


Ovalar : İl sınırları içerisinde ovalar platolardan sonra en fazla alanı kaplar Buradaki ovalar, genel olarak buraya yerleşen bir gölün ortadan kalkması ve göl tabanında alüvyonların depolanması ile ortaya çıkmıştır Obruk platosunun kuzeyindeki en çukur alanda Tuz Gölü yerleşmiş, güneyde ise Hotamış bataklığı ile İvriz bataklıkları burada oluşan eski göl kalıntıları olarak yer almıştır
Konya ve Ereğli ovaları yörenin en geniş ovalarıdır Bu ovalar Konya ve Ereğli arasında geniş düzlükler şeklinde uzanırlar Konya ili bu ovaların batı ucunda kurulmuştur Bu dizi içerisinde, Çumra Ovası ve Karapınar'ın bulunduğu Karapınar ovasında eski Konya Gölü tabanının kum depoları rüzgar erozyonuna da imkan vermiştir Bozdağların kuzeyinde Altınekin, Sarayönü ve Kadınhanı ovaları bulunur Ilgın (Çavuşçu) gölü ve Akşehir gölünün yerleştiği çanakta bir çöküntü hendeğidir Ilgın ve Akşehir ovaları, bu çöküntü hendeği içerisinde oluşmuş ovalardır Bu ovalar dışında; Beyşehir ovası, Seydişehir ovası, Doğanhisar ovası ile Yukarı Sakarya ovalarının güney ucunu oluşturan Yunak ve Akgöl ovalarıdır


Akarsular :


Konya ili sınırları içerisinde daha çok mevsimlik ve sel rejimli akarsular yer alır Buradaki akarsuların boyları kısadır Konya ilinin geniş sahaları, kapalı havza olması sebebiyle akarsular ova tabanlarındaki bataklıklarda kaybolur Bölgedeki akarsular kar ve yağmur suları ile beslenirler Konya'daki yağış rejimi düzensiz olduğu için bu akarsuların rejimi de düzensizdir Bir çoğu, yaz aylarında kururlar; ancak ilkbahar ve yaz aylarında kısa süreli sağanak yağışlar ile sel baskınlarına sebep olabilmektedir Sel baskınları tarım alanlarında büyük zarara neden olur Bundan dolayı bölgede erozyonla mücadele çalışması yapılmaktadır Bu çalışmalar en fazla sel gelen dereler üzerine barajlar kurularak sürdürülmektedir May ve Apa barajları buna örnektir


Konya'da akarsuların su toplama havzaları farklı yönlere akış gösterirler Bunlardan Yukarı Sakarya Nehri'ne ulaşan Gökpınar Deresi ile Karadeniz'e, Göksu Nehri'nin kuzey kolu olan Hadim Çayı, Manavgat Nehri'nin yukarı havzası çevresindeki dere ve çaylar açık havza niteliğinde olup sularını Akdenize ulaştırırlar


Bunlardan Tuz Gölü, Çavuşçu Gölü, Beyşehir Gölü, Ereğli Ovasındaki Akgöl, Hotamış Bataklığı çevresindeki yükseltilerden kaynağını alan dereler ise kapalı havza şeklindeki bu alanlara akış gösterirler
  Alıntı ile Cevapla
Alt 03-07-2008, 10:45 PM   #3 (permalink)
Monera
Misafir
 
Monera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: Konya Şehir Tanıtımı


Bölgenin güneyindeki kapalı havzanın merkezinde Konya ve Ereğli ovalarında kuraklık nedeniyle göl oluşmaz ve buradaki yükseltilerden kaynağını alan dereler ovada kaybolurlar


Konya'da yer alan en büyük ve en önemli akarsu Çarşamba Suyu'dur Kaynağını Bozkır ilçesindeki yükseltilerden alır Beyşehir Gölü'nün ayağı ile birleşerek Çumra Ovası sulama şebekesini oluşturur Çarşamba Suyu üzerinde kurulan Apa Barajı hem selleri önlemek hem de Konya Ovasının bir bölümünde sulama yapmak için kurulmuştur


Konya ilinde Meram Çayı, Sille Deresi, May Deresi, İvriz, Bolasan, Çiğil, Doğanhisar İnsuyu, Göksu, Adıyan, Engilli, Çavuşköy, Karasu Çayları da önemli akarsulardandır Şehrin içme ve kullanma suyu olarak kullanılan Hatıp, Çayırbağı, Mukbil ve Dutlu Suyu ve Hotamış Bataklığı çevresindeki çeşitli kaynaklarda önemlidir




Göller :



Konya ili sınırları içerisinde pek çok tabii göl ve bataklık bulunmaktadır Bunların kimilerinin suları acı ve tuzlu, bazılarının da suları tatlıdır Oluşum yönünden de birbirinden farklılıklar gösterirler


Tuz Gölü : Tuz Gölü kapalı havzasının merkezinde Tuz Gölü oluşmuştur Ankara, Konya, Aksaray sınırlarının kesiştiği yerde olup bir kısmı Konya ili sınırları içerisinde yer almaktadır Tuz Gölü Türkiye'nin yüzölçüm olarak ikinci büyük gölüdür Derinliği 12 m civarındadır Yaz mevsiminde buharlaşmanın etkisi ile alanı oldukça küçülür Kuruyan kesimlerde tuz tortulları meydana gelir Türkiye'nin tuz ihtiyacının bir kısmı buradan temin edilir Sulama ve su ürünleri için kullanılamaz


Beyşehir Gölü :



Konya ilinin batısında Konya-Isparta sınırı üzerinde yer almaktadır Beyşehir Gölü, yurdumuzun 3 büyük gölüdür Aynı zamanda en büyük tatlı su gölüdür Tektonik-Karstik olaylarla meydana gelmiştir Aynı zamanda Türkiye'nin en önemli milli parklarından biridir Milli park alanı içerisinde aynı anda su sporları, dağ sporları ve av sporları yapmak imkanı vardır Su ürünleri açısından ekonomik değeri yüksektir Gölün iki plajı, 22 adası ve pek çok kayalığı bulunmaktadır Göl Ornitolojik bakımdan önemli bir kuş üreme, barınma, beslenme ve konaklama merkezidir Bu yönü ile de turizm açısından önem taşımaktadır


Akşehir Gölü :



Konya ilinin kuzey batısında Konya-Afyonkarahisar il sınırında yer alır Suyu tatlıdır Tektonik olaylarla meydana gelmiştir Su ürünleri açısından ekonomik değer gösterir Sulama suyu olarak kullanılmakta olup kamış üretimi de yapılmaktadır


Suğla Gölü :
Konya ilinin güneybatısında yer alır Oluşumu tektoniktir Yağışlı yıllarda alanı iyice genişlemekte kurak yıllarda ise göl kurumakta ve alüvyonlu göl tabanı ortaya çıkarak, iyi bir tarım alanı oluşturmaktadır Suları tatlıdır Su ürünleri ve sulama açısından önemi büyüktür


Ilgın (Çavuşçu) Gölü :


Konya ilinin kuzeybatısında yer alır Oluşumu tektoniktir Suları tatlıdır Su ürünleri açısından önemlidir Ayrıca bir ayağı ile Atlantı ovaları sulanmaktadır


Ereğli Akgöl :


Ereğli ilçesinin batısındadır Eski göl tabanıdır Çok sığ bir özelliğe sahiptir Tatlı sulara sahiptir İvriz deresinden gelen sularla beslenir Akgöl sazlıklarında 200'ün üzerinde kuş türü yaşamaktadır Bu yüzden tabiatı koruma alanı olarak kabul edilmiştir


Yunak Akgöl :


Yunak ilçesi yakınlarında küçük bir göldür Suyu tatlıdır Çoğu yeri bataklık halindedir Göl Gökpınar Deresi ile Sakarya Nehrine boşalmaktadır
Bunların dışında Konya ilinin karstik sahalarında, karstik şekillerden olan obrukların sularla dolması ile çok ufak göller meydana gelmiştir Bunlar Kızören obruğu, Timraş obruğu, Obruk gölü, Çiralı gölü, Meyil gölü de vardır Obruk göllerden bazıları sulama amaçlı kullanılırken bazı obruk gölleri de turistik değer taşır


Volkanik olaylarla da göller meydana gelmiştir Volkan konilerinin çevresinde volkanizmanın etkisi ile daire şeklinde çanaklar oluşmuştur Bu çanaklara suların dolması ile küçük maar gölleri meydana gelmiştir Bunlar Acıgöl Maarı ve Meke Gölü'dür


Karapınar ilçesi sınırları içerisinde bulunan bu krater göllerinin içerisinde magnezyum sülfat çözeltileri vardır Bu nedenle suyu çok acıdır İçinde canlı yaşamaz Oluşumdan kaynaklanan özellikler nedeniyle Meke Gölü etrafındaki volkanik malzeme biriket yapımı ve benzer amaçlarla büyük ölçüde tahrip edilmiştir Meke Gölü, Kültür Bakanlığı, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından "1 Doğal Sit Alanı" ilan edilmiştir


Yeraltı Suları :


Konya ilinde Çumra, Ereğli, Cihanbeyli, Akşehir, Yunak ovalarında yaklaşık 20 ila 100 m arasında zengin yer altı suyu bulunmaktadır Bazı yerlerde bu su artezyen yapmaktadır Bunun yanında binlerce adi kuyu kazılmıştır Genellikle tarım amaçlı olarak pek çok sondaj kuyusu da açılmıştır Konya çevresinde genellikle paleozoik mermerler, mesozoik kalkerler, neojen kalkerleri ve Alüvyonlar su taşıyan formasyonlardır





ULAŞIM
Konya, tarih boyunca belli başlı yollar üzerinde yer almıştır Tarihi İpek Yolu'nun en önemli ticaret ve konaklama merkezlerinden biridir


Karayolu Ulaşımı Konya İli ülkemizin ana ulaşımını sağlayan doğu-batı ve kuzey-güney yönlerinde uzanan karayolu bağlantıları ile önemli bir kavşak noktası halindedir İlin, kuzey komşusu olan Ankara ile bağlantısı, Konya'dan başlayan ve Cihanbeyli ile Kulu İlçe merkezlerinden geçerek başkente ulaşan yol ile sağlanmaktadır Uzunluğu 258 kmdir Konya İlini güney kıyılarına en kısa mesafeden bağlayan Konya-Seydişehir-Antalya yolunun (323 km) 1996 yılında trafiğe açılmasıyla, ilin trafik yükünde önemli artışlar meydana gelmiştir


Konya ilinin diğer illerle bağlantıları ve uzaklıkları ise; Konya-Karaman-Mut-Silifke-Mersin 343 km, Konya-Karapınar-Ereğli-Ulukışla-Pozantı-Adana 356 km, Konya-Obruk-Aksaray-Nevşehir-Kayseri 327 km, Konya-Kadınhanı-Ilgın-Akşehir-Çay-Afyon 223 km, Konya-Beyşehir-ŞKaraağaç-Isparta-Antalya 401 Km'dir


Demiryolu Ulaşımı Güney ve Güneydoğuyu Batıya ve İstanbul'a bağlayan demiryolu, Konya ilinden geçer Her gün karşılıklı olarak Konya-Haydarpaşa arası Meram Ekspresi, Ereğli-Konya-Haydarpaşa arası İçanadolu Mavi Treni, haftanın üç günü (Salı, Perşembe, Pazar) ise Haydarpaşa-Konya-Gaziantep arasında Toros Ekspresi sefer yapmaktadır Bu ekspres trenlerin yanı sıra karşılıklı olarak hergün; Konya-Karaman-Ulukışla-Niğde arasında Ray Otobüsü, Konya-Eskişehir arasında Karma Yolcu Treni ve Eskişehir-Konya-Diyarbakır arasında Posta Treni sefer yapmaktadır


Havayolu Ulaşımı Konya'da hava ulaşımı askeri ve sivil havaalanlarından sağlanmaktadır Halen Konya-İstanbul arası hergün karşılıklı olarak uçak seferi yapılmaktadır
Hazret-i Mevlana'nin Hayati


Mevlana'nin asil adi Muhammed Celaleddin'dir Mevlana ve Rumi de, kendisine sonradan verilen isimlerdendir Efendimiz manasina gelen Mevlana ismi O'na daha pek genç iken Konya'da ders okutmaya basladigi tarihlerde verilir Bu ismi, Semseddin-i Tebrizi ve Sultan Veled'den itibaren Mevlana'yi sevenler kullanmis, adeta adi yerine sembol olmustur Rumi, Anadolu demektir Mevlana'nin, Rumi diye taninmasi, geçmis yüzyillarda Diyar-i Rum denilen Anadolu ülkesinin vilayeti olan Konya'da uzun müddet oturmasi, ömrünün büyük bir kisminin orada geçmesi ve nihayet türbesinin orada olmasindandir



Dogum Yeri ve Yili


Mevlana'nin dogum yeri, bugünkü Afganistan'da bulunan, eski büyük Türk Kültür merkezi Belh'tir Mevlana'nin dogum tarihi ise 30 Eylül 1207 (6 Rebiu'l-evvel, 604) dir



Nesebi (Soyu)


Asil bir aileye mensup olan Mevlana'nin annesi, Belh Emiri Rükneddin'in kizi Mümine Hatun; babaannesi, Harezmsahlar (1157 Dogu Türk Hakanligi) hanedanindan Türk prensesi, Melike-i Cihan Emetullah Sultan'dir Babasi, Sultanü'l-Ulema (Alimlerin Sultani) ünvani ile taninmis, Muhammed Bahaeddin Veled; büyükbabasi, Ahmet Hatibi oglu Hüseyin Hatibi'dir Eflaki'ye göre Hüseyin Hatibi, ilmi deniz gibi engin ve genis olan bir alim idi Din ilminin üstadi ve alimlerin büyüklerinden sayilan, güzel siirler söyleyen Nisaburlu Raziyüddin gibi bir zat da talebelerindendi Kaynaklar ve Mevlana'nin sevgi yolunda gidenler eserlerinde Sultanü'l-Ulema Bahaeddin Veled'in nesebinin, anne cihetiyle ondördüncü göbekte Hazret-i Muhammed'in torunu Hazret-i Hüseyin'e, baba cihetiyle de onuncu göbekte Hazret-i Muhammed'in seçilmis dört dostundan ilki Hazret-i Ebu Bekir Siddik'a ulastigini kaydediyorlar



Babasi Bahaeddin Veled Hazretleri'nin Sahsiyeti


Bahaeddin Veled, 1150'de Belh'de dogmus, babasi ve dedesinin manevi ilimleriyle yetismis; ayrica Necmeddin-i Kübra (? - 1221)'dan feyz almistir Bahaeddin Veled bütün ilimlerde esi olmayan, olgun mana sultani idi Ilahi hakikatler ve Rabbani ilimlerden meydana gelen uçsuz bucaksiz bir deniz gibi olan Bahaeddin Veled, Horasan Diyarinin, en güç fetvalari halletmede, tek üstadi idi ve vakiftan hiçbir sey almazdi; devlet hazinesinden kendisine tahsis edilen maasla geçinirdi Kaynaklarin ittifakla rivayetine göre, devrinin alimleri ve ulu müftüleri, Hazreti Muhammed'in manevi isaretiyle, Baheddin Veled'e Sultanü'l- Ulema ünvanini vermislerdir Bundan sonra da Bahaeddin Veled bu ünvanla yad edilmistir Bu ünvanin verilisi Türklerin adetiyle de izah edilebilir Türkler, yüksek kabiliyet ve fazilet sahiplerinin taninmadan kaybolup gitmesine, unutulmasina razi olmazlardi Onlari halkin gözünde belirtmek, halki ilim ve irfana yöneltmek için o gibi büyüklere layik olduklari birer unvan verilirdi Bu anane, Türklerin ilme, fazilete karsi saygi duygularini gösteren parlak bir delildir Hatta anane geregince imzalarin üstünde bu ünvanlari kullanmaya mecburdurlar onlar kazandiklari bu ünvanlari kendileri için manevi bir rütbe yayarlar, nefisleri için bundan asla gurur duymazlardi Alimler gibi giyinen Bahaeddin Veled, adeti üzere, sabah namazindan sonra, halka ders okutur; ögle namazindan sonra dostlarina sohbette bulunur; pazartesi günleri de bütün halka va'z ederdi Va'zi esnasinda umumiyetle, Yunan filozoflarinin fikirlerini benimseyenlerin görüslerini reddeder ve "Semavi (Allah'dan olan ilahi) kitaplari arkalarina atip, filozoflarin silik sözlerini önlerine alip itibar edenlerin nasil kurtulma ümidi olur" derdi Bu arada Yunan felsefesini okutan ve savunan Fahreddin-i Razi'ye ve ona uyan Harezmsah'in aleyhinde bulunur; onlari bidat ehli (dinde, peygamber zamaninda olmayan, yeniden begenilmeyen seyleri çikaranlar) olarak görür ve söyle derdi: "Muhammed Mustafa'nin yürüyüsünden dahi iyi yürüyüs, yolundan daha dogru bir yol görmedim"



Hazret-i Mevlana'nin Babasi ile Belh'ten Çikislari ve Konya'ya Gelisleri


Esasen tasavvuf ehline iyi gözle bakmayan ve bunlarin Harezmsah katinda saygi görmelerini çekemeyen Fahreddin-i Razi, Bahaeddin Veled'in açikça kendi aleyhine tavir almasina da çok içerlediginden onu Harezmsah'a gammazladi Bahaeddin Veled'in de gönlü Harezmsah'tan incindi ve Belh'i terk etti Ancak arastiricilar, Bahaeddin Veled'in Belh'ten göç etmesine sebep olarak, Mogol istilasini gösterirler Sultanü'l-Ulema, aile fertleri ve dostlariyla Belh sehrini 1212-1213 tarihlerinde terk ettikten sonra Hacca gitmeye niyet etmisti Nisabur'a ugradi Göç kervaniyla Bagdat'a yaklastiginda, kendisine hangi kavimden olduklarini ve nereden gelip nereye gittiklerini soran muhafizlara Sultanü'l-Ulema Seyh Bahaeddin Veled su manidar cevabi verir: "Allah'dan geldik, Allah'a gidiyoruz Allah'dan baska kimsede kuvvet ve kudret yoktur" Bu söz Seyh Sehabeddin-i Sühreverdi (1145-1235)'ye ulastiginda: "Bu sözü Belhli Bahaeddin Veled"den baskasi söyleyemez" dedi, samimiyetle ve muhabbetle karsilamaya kostu Birbirleriyle karsilasinca Seyh Sühreverdi, katirindan inip nezaketle Bahaeddin Veled'in dizini öptü, gönülden hürmetlerini sundu Bahaeddin Veled, Bagdat'ta üç günden fazla kalmadi ve Kufe yolundan Kabe'ye hareket etti Hac farizasini yerine getirdikten sonra, dönüste Sam'a ugradi Bahaeddin Veled, yaninda biricik oglu Mevlana oldugu halde, göç kervaniyla Sam'dan Malatya'ya, oradan Erzincan'a, oradan Karaman'a ugradilar Karaman'da bir müddet kaldiktan sonra, nihayet Konya'yi seçip oraya yerlestiler



Göç Yolunda Hazret-i Mevlana'ya Teveccühte Bulunan Mutasavviflar


Seyh Attar Hazretleri: Belh'i terk ettikten sonra Bagdat'a dogru yola çikan Bahaeddin Veled, Nisabur'a vardiginda ziyaretine gelen Seyh Feridüddin-i Attar (1119-1221;1230) ile görüsüp sohbet eder Sohbet esnasinda Seyh Attar, Mevlana'nin nasiyesindeki (alnindaki) kemali görür ve ona Esrar-name adli eserini hediye eder ve babasina da; "Çok geçmeyecek ki, bu senin oglun alemin yüregi yaniklarinin yüreklerine atesler salacaktir" der


Seyh-i Ekber Hazretleri: Sultanü'l-Ulema, Hac farizasini yerine getirdikten sonra dönüste Sam'a ugradi Orada Seyh-i Ekber Muhyiddin Ibnü'l-Arabi (1165-1240) ile görüstü Seyh-i Ekber, Sultaü'l-Ulema'nin arkasinda yürüyen Mevlana'ya bakarak: "Sübhanallah! Bir okyanus bir denizin arkasinda gidiyor" demistir



Hazret-i Mevlana'nin Evlenmesi


Karaman'da bulunduklari 1225 tarihinde Mevlana, babasinin buyrugu ile itibarli, asil bir zat olan Semerkantli Hoca Serafeddin Lala'nin, huyu güzel, yüzü güzel kizi Gevher Banu ile evlendi Mevlana dünya evine girdiginde onsekiz yasindadir
Hazret-i Mevlana'nin, Konya'ya Yerlesmeleriyle Ilgili Yorumu: "Hak Teala'nin Anadolu halki hikkinda büyük inayeti vardir ve Siddik-i Ekber Hazretlerinin duasiyla da bu halk bütün ümmetin en merhamete layik olanidir En iyi ülke Anadolu ülkesidir; fakat bu ülkenin insanlari mülk sahibi Allah'in ask aleminden ve deruni zevkten çok habersizlerdir Sebeplerin hakiki yaraticisi Allah, hos bir lutufta bulundu, sebepsizlik aleminden bir sebep yaratarak bizi Horasan ülkesinden Anadolu vilayetine çekip getirdi


Haleflerimize de bu temiz toprakta konacak yer verdi ki, ledünni (Allah bilgisine ve sirlarina ait) iksirimizden (altin yapma hassamizdan) onlarin bakir gibi vücutlarina saçalim da onlar tamamiyla kimya (bakisiyla, baktigi kimseyi manen yücelten olgun insan); irfan aleminin mahremi ve dünya ariflerinin hemdemi (canciger arkadasi) olsunlar"



  Alıntı ile Cevapla
Alt 03-07-2008, 10:50 PM   #4 (permalink)
Monera
Misafir
 
Monera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Cevap: Konya Şehir Tanıtımı


Hazret-i Mevlana'yi Yetistiren Mutasavviflar


Sultanü'l-Ulema Seyh Bahaeddin Veled Hazretleri


Önceki bahislerde sahsiyetini belirtmeye çalistigimiz Bahaeddin Veled, Mevlana'nin ilk mürsididir Yani Mevlana'ya Allah yolunu ögretip, tasavvuf usulunce hakikatleri ve sirlari gösteren tarikat seyhidir Bütün Islam aleminde yüksek itibar ve söhrete sahip olan Bahaeddin Veled, Selçuklulularin Sultani Alaaddin Keykubat'tan yakin alaka ve sonsuz hürmet görür Bahaeddin Veled, 3 Mayis 1228 tarihinde Selçuklularin bas sehri Konya'yi sereflendirip yerlestikden kisa bir süre sonra, son derece samimi dindar olan Sultan Alaaddin Keykubat (saltanat müddesi 1219-1236), sarayinda Bahaeddin Veled'in serefine büyük bir toplanti tertip etti ve bütün ileri gelenleriyle birlikte onun manevi terbiyesi altina girdi Sultaü'l-Ulemaya gönülden bagli olan Sultan Alaaddin onu hayranlikla söyle över; "Heybetinden gönlüm tir tir titriyor, yüzüne bakmaktan korkuyorum Bu eri ördüke, gerçekligim, dinim artiyor Bu alem, bendem korkup titrerken ben, bu adamdan korkuyorum, ya Rabbi, bu ne hal? Iyice inandim ki o, cihanda nadir bulunan ve esi benzeri olmayan bir Allah dostudur" Dünya sultanina hükmeden, essiz Allah dostu mana ve gönül sultani Bahaeddin Veled, 24 Subat, 1231 tarihinde Cuma günü kusluk vaktinde ebedi alemde göçtü Geriye Muhammed Celaleddin gibi bir hayirli ogul ile Maarif gibi bir eser birakti Sultanü'l-Ulema, sadece duygu ve düsüncelerini açikladi söhret pesinde kosmadi Etrafindakilerini yetistirdi ve onlari daima aydinlatti


Seyyid Burhaneddin Hazretleri


Bahaeddin Veled'in irtihalinde Mevlana yirmidört yasinda idi Babasinin vasiyeti, dostlarinin ve bütün halkin yalvarmalari ile babasinin mak----- geçti, oturdu Mevlana, babasindan sonra, Seyid Burhaneddin'i buluncaya kadar bir yil mürsidsiz kaldi 1232 tarihinde babasinin degerli halifesi Seyyid Burhneddin-i Muhakkik-i Tirmizi, Konya'ya geldi Mevlana onun manevi terbiyesi altina girdi


Seyyid Burhaneddin, mertebesi çok yüksek bir kamil mürsid idi Maarif adli eseri irfaninin delilidir Kendisine, daima kalblerde bulunan sirlari bilmesinden dolayi, Seyyid Sirdan denirdi Seyyid Burhaneddin, ta çocukluk yillarinda bir lala gibi omuzlarda tasiyip dolastirdigi Mevlana'ya dedi ki: "Bilginde esin yok, seçkinsin Ama baban hal (manevi makam) sahibiydi, sen de onu ara, kalden (sözden) geç Onun sözlerini iki eline kavramissin; fakat benim gibi onun haliyle de sarhos ol Böylece de ona tam mirasçi kesil; cihana isik saçmada günese benze Sen zahiren babanin mirasçisisin; ama özü ben almisim; bu dosta bak, bana uy" Mevlana babasinin halifesinden bu sözleri duyunca samimiyetle onun terbiyesine teslim oldu Mevlana candan, samimiyetle, Seyyid Burhaneddin'i babasinin yerine koydu ve gerçek bir mürsid bilerek gönülden, tam dokuz yil ona hizmet etti Bu zaman zarfinda, o kamil mürsidin kilavuzlugu ile mücahede (nefsi yenmek için gayret sarfederek) ve riyazetle o kamil arifin feyizli sohbet ve nefesleriyle pisti, olgunlasti, bastan ay