gebe
  1. kar_tanesi

    kar_tanesi Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    24 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    3.891
    Beğenilen Mesajlar:
    10
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    KaYSeRi

    2 genc (harika bir hikaye)

    Konu, 'Aşk Hikayeleri' kısmında kar_tanesi tarafından paylaşıldı.

    Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere,
    bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı
    duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle
    konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar.
    İkisi
    de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.
    Delikanlı
    arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
    ablasında....
    Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden
    çıkıp,
    şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek
    itiraf
    ettiler bir süre sonra...
    Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu...
    Bazen
    işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki
    yürekleri
    ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri
    günlerde
    de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular.
    Zaman
    aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para
    kalmadığı
    için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna
    bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri,
    yıllar
    yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri
    çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk
    sahibi
    olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik
    olur"
    diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini
    büyüttüler...
    "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma "Hayır,
    ben
    senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...
    Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir
    tanem,
    kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka
    bir
    not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi
    sakın
    unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya
    okuya
    koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en
    sevdiği
    çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı
    hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....
    Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun
    hep
    birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların
    ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam,
    hastanedenayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla
    beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir
    ev
    gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi
    alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız.
    Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya
    davet
    edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç
    hayır
    diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden
    döner
    dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir
    artık...."
    Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor
    oldu
    adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.
    Gözyaşları
    içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında
    bir
    tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor,
    konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi
    hatırlattı ve
    çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı:
    "Canım, o ev
    bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."
    Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da
    çekilmez
    gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi
    için
    yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye
    dil
    döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle
    yer
    değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara
    çarpıyordu
    kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...
    Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği
    arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek
    zorundayım"
    diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
    karşısındaki
    restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş
    dolaş
    biniyorlar arabaya...." "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu
    yalanları"
    diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla
    suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir
    köşeye
    sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...
    Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı
    hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü
    adamın...
    Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen
    ona
    sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi.
    İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa
    geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve
    bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim
    seni"
    diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...
    İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son
    bulmasınakimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı
    kadın.Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen
    yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor,
    aşkın
    yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua
    ediyordu.Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile,
    kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle
    uyandı.Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle
    geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri
    girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın. Kanepeye
    ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi
    değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki
    kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldğını.
    Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek
    isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü
    oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya
    yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının
    karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama
    olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana
    bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını
    biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan
    kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt
    duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir
    tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç
    vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini
    bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni
    istiyorum.""Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken,
    kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:
    "Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman
    terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım.

     
  2. mislinay

    mislinay Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.130
    Beğenilen Mesajlar:
    39
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: 2 genc (harika bir hikaye)
    saol canım emeğine sağlık
     
  3. kar_tanesi

    kar_tanesi Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    24 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    3.891
    Beğenilen Mesajlar:
    10
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    KaYSeRi
    Cevap: 2 genc (harika bir hikaye)

    ben tsk ederim yorumun için
     
  4. Vijdan

    Vijdan Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    22 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.140
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: 2 genc (harika bir hikaye)

    Teşekkürler tatlım,her seferinde duygulanarak okuyorum bu hikayeyi..
     
  5. kar_tanesi

    kar_tanesi Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    24 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    3.891
    Beğenilen Mesajlar:
    10
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    KaYSeRi
    Cevap: 2 genc (harika bir hikaye)
    ben tsk ederim cok güzel bir hikaye ama ben ilk okudugumda aglamıstım
     
  6. *şiker*

    *şiker* Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    3 Aralık 2008
    Mesajlar:
    4.088
    Beğenilen Mesajlar:
    148
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: 2 genc (harika bir hikaye)

    inankii ağladıımm çok güseellll....bu hikayeler gerçek hayatta doğrumudur yoksa hikaye midir..böyle sevgiye saygıım ve sevgiim sonsuzz...
     
  7. *LavinyA*

    *LavinyA* Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.451
    Beğenilen Mesajlar:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Güvercinler ülkesinden!!! Uzak çookkk uzak yerler!
    Cevap: 2 genc (harika bir hikaye)
    süpppeeeerrrr mişş emeğine sağlık ..
     
2 genc (harika bir hikaye) konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bir Hikaye

    Bir Hikaye

    Adam genç eşini çok seviyor,bir o kadarda kıskanıyordu öyleki iş yerinde yemek verildiği halde,her öğlen o uzun yola rağmen evine gidiyor,eşiyle birlikte yemek yiyordu.Kadın, eşinin sadece yemek yemek için geldiğini düşünüyordu.Bilmediği bir şey vardı eşi kendisini kontrol ediyordu.Bu bilinmeyenle uzun süre birlikte yediler yemeklerini taa ki adam gelipte eşini evde bulamayana kadar. Kapıyı...
  2. Bir Hikaye ....

    Bir Hikaye ....

    Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyayadaha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere,kalp nakli için ilân vermişlerdi... Canını feda edecek birini arıyorlardı...Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı.Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu...Gözlerini kapadı, bu küçük odada...
  3. &..Bir Hikaye..&

    &..Bir Hikaye..&

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  4. sevdim bir genc kadını

    sevdim bir genc kadını

    sevdim bir genç kadını tab sevdim bir genç kadını akor nota notaları
  5. bir hikaye daha

    bir hikaye daha

    çatlak ablam istegin üstüne sana bitane daha hikaye koydum inşallah bunuda begenirsin bu arada sadece çatlak ablama degil hepinize Ölmeyen SevgiGenç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler...

Sayfayı Paylaş