gebe
  1. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    Afet Eğitimi Hazırlama Günü

    Konu, 'Okul ve Öğretmenler' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

    depremin zararlarını azaltmak için neler yapmalıyız doğal afet çantası deprem sonrası kullanılabilecek bir yardım çantasında neler yer alır doğal afet yardım çantasında bulunur bulunur
    Afet Eğitimi Hazırlık Günü (12 Kasım)

    EĞİTİM VE TOPLUM BİLİNCİ

    • Eğitim, uygarlıkların vazgeçilmez gereksinimidir. Eğitimin amacı, insan ve toplum yaşamını kolaylaştırmak, güzelleştirmek, zenginleştirmek, iyileştirmek, kişiyi ve toplumu mutlu kılmaktır. Eğitim bilgi, akıl, zekâ, kültür, zevk, etik gibi değerlere dayanan ve kişinin doğuşundan başlayıp hayatının sonuna kadar devam eden bir süreçtir.

    • Eğitimde atılan her bir adım, toplumun duyarlılık bilincini, yaratıcılığını, akılcı düşünme gücünü, doğal yeteneklerini ve becerilerini geliştirmek için gereken gücü artırmaktadır.

    Afet Türleri

    “Avrupa Atlantik Afet Müdahale Merkezi Yönergesi” ekinde ise afet türleri aşağıdaki şekilde tasnif edilmiştir.
    a. Doğal Afetler: Bu kapsamda deprem, dev dalgalar, volkanik patlamalar, toprak kaymaları, tropikal siklonlar, sel, kuraklık, çevre kirlenmesi, ormanların yok edilmesi, çölleşme, veba salgını gibi afetler bulunmaktadır.
    b. Teknolojik Afetler: Nükleer santral kazaları, kimyasal ve endüstriyel kazalar, uçak kazaları, demiryolu afetleri, gemi kazaları, terörizm ile ilgili eylemler bu sınıf içinde yer almaktadır. Teknolojik afetler kendi başına tetiklenebileceği gibi tabii bir afet tarafından da tetiklenebilir. Büyük oranda doğal afetlere maruz kalan ülkemizde, doğal afetlere ilişkin sorumluluk kanunen İçişleri Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na aittir.

    * İdeal Bir Afet Yönetimi;

    1- Afet Öncesi
    2- Afet Esnası
    3- Afet Sonrası, safhalarından oluşmalıdır.
    .
    a. Afet Öncesi: Afet öncesi dönemde afet yönetimi, genel olarak, afet zararlarını en aza indirebilmek amacıyla gerekli önlemleri almayı, mümkün olan hallerde önlemeyi,mümkün olmayan durumlarda ise acil kurtarma ve yardım çalışmalarının etkin bir biçimde yapılmasını sağlamayı, afet zararlarının azaltılması çalışmalarını kalkınmanın her aşamasına yaymayı ve insanları bu konularda eğitmeyi amaçlamaktadır.

    b. Afet Esnasında: Afet yönetiminin afet sırasındaki amaçları, mümkün olan en fazla sayıdaki insanı kurtarmak, afetlerin doğurabileceği ek tehlike ve risklerden insan canını ve malını korumak; afetten etkilenen toplulukların hayati gereksinimlerini en kısa zamanda karşılamak ve hayatın normale dönmesini sağlamaktır. Bu amaçların gerçekleşmesi, afet öncesi yapılan plan ve hazırlık çalışmalarının, kurulacak teşkilatın afet anında etkin bir biçimde harekete geçirilmesiyle mümkün olabilmektedir.

    c. Afet Sonrası: Afet sonrası dönemde afet yönetiminin amacı, afetin doğurabileceği ekonomik ve sosyal kayıpların en düşük düzeyde kalmasını veya etkilerin en kısa sürede düzeltilmesini ve afetten etkilenen topluluklar için emniyetli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturulmasını sağlamaktır.

    * Türkiye'de Afet Yönetimi

    Afet, insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan, normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak, toplulukları olumsuz etkileyen doğal, teknolojik veya insan kökenli olaylar olarak tanımlanmaktadır. Bir olayın afet olarak adlandırılabilmesi için, insan toplulukları ve yerleşim yerleri üzerinde kayıplar meydana getirmesi ve insan faaliyetlerini durdurarak yada kesintiye uğratarak bir yada daha fazla yerleşim birimini etkilemesi gerekmektedir. Bu tanımlamalardan da anlaşılabileceği gibi afet, olayın kendisinden çok doğurduğu sonuçlar olarak görülmektedir. Bir afetin büyüklüğü ise insanlar açısından neden olduğu can ve ekonomik kayıplarla ölçülmektedir.
    Başta depremler olmak üzere çeşitli afet türlerinin etkisinde olan ülkemizde meydana gelen tabii veya teknolojik afetler özellikle ekonomik açıdan büyük kayıplara yol açmaktadır. Bunlara yakın zamanlarda meydana gelmiş örnekler 1992 Erzincan, 1995 Dinar depremleri, 1995 Senirkent heyelanıdır ve 17 Ağustos1999 Gölcük depremi.
    Marmara havzasında İstanbul’u etkisi altına alabilecek bir büyük depremin ülkenin tamamını durma noktasına sürüklemesi akılda tutulması gereken bir ihtimaldir. Böyle bir durumda resmi kuruluşların da etkisinin yetersiz kalmaması beklenmelidir. Afet zararlarının azaltılması inşa edilmiş insan çevresinin iyi planlama ve teknik hizmetlerle afetlere dayanıklı hale getirilmesi ile mümkündür.

     
  2. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Afet Eğitimi Hazırlama Günü
    DEPREMLER


    Depremin yol açacağı zararları azaltmak için;

    • Üretim kalitesinde yüksek bir standart sağlamak, denetim mekanizmalarını etkili işletmek gerekir. Dolayısıyla devlete, yerel yönetimlere, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, mimar, mühendislere ve medyaya çok büyük sorumluluk düşmektedir.

    • Yukarıda sayılan bütün unsurları denetleyecek, standartları yüksek tutmaya zorlayacak olanlar; bilgili, bilinçli ve sorumlu bireyler olmalıdır. Yurttaşlar sadece tüketici değildir. Deprem kayıplarından bireyler de doğrudan doğruya sorumludur.

    Sonuç olarak,

    • Depremden korunmanın ilk ve tek yolu, bilgili, bilinçli, sorumlu yurttaşlar yetiştirmektir. Bütün bunların başarılabilmesi için de afet eğitimine okul öncesinden başlanmalıdır.

    • Çağdaş eğitimin gereği olan düşünme, araştırma, irdeleme ve tartışma yeteneklerini geliştirmek için eğitim programlarında yeniden düzenleme yapılması zorunludur.

    • Geçmişte yaşanan can ve mal kayıplarına yol açan büyük depremlerden ders alınarak öncelikle deprem olmadan yapılması gereken çalışmaların tamamlanması halinde deprem zararlarının en aza indirilmesi büyük ölçüde eğitim çalışmalarına verilecek ağırlıkla mümkün olacaktır.

    Birey ve toplumun deprem konusunda eğitilip bilinçlendirilmesi öncelikle örgün eğitim sistemi tarafından gerçekleştirilmeli, aynı zamanda yaygın eğitim yoluyla örgün eğitim dışında kalan geniş halk kitlesinin eğitimine önem verilmelidir.

    Bilinmelidir ki;

    İnsanlarımız deprem sırasında kendilerine öğretilenlerin tümünü özümsese bile yıkılan bir binadan kurtulma şansları çok düşüktür. Bu nedenle Türkiye’deki tüm binaların sağlamlık envanterleri çıkarılarak deprem sırasında yıkılması olası binaların nasıl güçlendirileceği konusundaz toplumun bilgilendirilmesi gerekir.

    Ülkemizde,

    • Gerek kent merkezleri, gerekse kırsal alanlarda bulunan ve kültürel mirasımızı oluşturan tescilli veya tescilsiz sivil mimarlık örneklerinin, anıtsal ve antik yapıların, arkeolojik alanların, özgün kentsel dokuların korunması ve gelecek nesillere aktarılması, kültürel mirasımızın sürdürülebilirliğinin ve yaşanılabilirliğinin sağlanması adına önem taşımaktadır

    • Deprem sonrası hasar tespiti, önlem ve uygulamalara yönelik yapılan işlemlerin, deprem öncesinde mevcut yapı stokunun envanter çalışmaları sırasında ele alınarak, güçlendirme gerektiren yapılar için; sağlamlaştırma, bütünleme, yenileme, yıkılacak durumundaki yapılar için, yeniden inşa etme önerilerinin getirilerek yapısal dayanımın artırılması ve kullanıcıların eğitilerek bilinçlendirilmesi ve bu konuda uzman mühendislerin yetiştirilmesi, çok çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan ülkemizdeki zengin kültürel mirasın korunarak yaşatılmasına katkı sağlayacaktır.

    Deprem Konusunda,

    1. Çok disiplinli araştırmaların kurumsallaştırılması
    için yöntemler geliştirilmeli, ulusal araştırma
    programı çerçevesinde iki yılda bir ulusal sempozyum yapılmalı, genç araştırmacılara burslar,
    başarılı araştırmalar için ödül programları geliştirilmelidir.
    2. Kamu yöneticileri için afet yönetimi konusunda, risk belirleme, zarar azaltma, müdahale ve iyileştirme gibi konuları kapsayan bir eğitim programı gereklidir. Kamu kuruluşlarının gereken önlemleri alması ve tüm personelin eğitimli olması açık bir sorumluluktur. Bu programda afet yönetiminde halk katılımının önemi ve gerekliliğine yer verilmelidir
    3. Üniversitelerimizde jeoloji, jeofizik, inşaat mühendisliği, mimarlık, kent planlaması v.b. meslek öğretimi yürüten bölümlerde günümüzde uygulanan öğretim programlarında deprem konularına yeterli önemin verilmesi gerekmektedir.

    DEPREM VE MEDYA

    Medya toplumun deprem konusunda bilinçlendirilmesinde, depremin yol açtığı kayıp ve zararlarda da kendini sorumlu hissetmelidir.

    • Resmi kurumlar ve medya arasında daha önceden kurulmuş sıkı koordinasyonla, doğru ve güvenilir bilgi akışı sağlanarak, yanlış ve abartılı bilgi akışı önlenmeli, böylece toplumun aldığı bilginin doğruluğuna güveni sağlanmalıdır
    • Deprem konusunda, eğitsel, psikolojik ve bilimsel olarak konunun uzmanlarınca hazırlanmış materyalin, topluma aktarılmasında yayın organlarının kullanılması ve bunun gelişigüzel değil, bir plan dahilinde ve süreklilik arz edecek şekilde yapılması gerekmektedir.
    • Bilgiye en hızlı ulaşacak ve medyaya sürekli olarak ilk elden bilgi aktaracak yetkili bir birim oluşturulmalıdır. Bu birim yetkin ve tarafsız kişilerden oluşmalıdır.
     
  3. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Afet Eğitimi Hazırlama Günü

    ÖRGÜN VE YAYGIN EĞİTİM

    Doğal afetlerin etkisini azaltmak, kayıpları en aza indirmek toplumun her ferdinin ve her kesimin bilinçli ve etkin katılımı ile olacaktır. Deprem konusunda halkın bilinçlendirilmesi, eğitimin tüm öğelerinin seferber edilmesiyle mümkündür.

    Afet Eğitimi;

    • Örgün Eğitim Sistemi
    • Yaygın Eğitim Sistemi
    • Hizmet İçi Eğitim
    • Meslek İçi Eğitim
    • Halk Eğitimi

    Örgün Eğitim Sistemi İçinde Afet Eğitimi

    • Okul Öncesi Afet Eğitimi
    • İlk Öğretim
    • Orta Öğretim

    Yaygın Eğitim Sistemi İçinde Afet Eğitimi

    Halk eğitiminin nasıl ve nerede yapılacağı, hangi metot ve yolla kimin tarafından verileceği, ilgili kurum ve kuruluşlarca kararlaştırılıp plan ve programlar hazırlanmalıdır. Bu kuruluşlar;

    • Milli Eğitim Bakanlığı,
    • Görsel ve yazılı kitle iletişim kuruluşları,
    • Sivil toplum örgütleridir.

    Kalfalık, Ustalık ve Taşeronluk Temiz Belgesi

    • İşverenlerce yaptırılan iş tarif edilerek yapılan anlaşmalara uygun olarak işin fen ve sanat kurallarına, ahlaki değerlere uygun olarak tamamlandığı ve çalışmalar sırasında verilen işi zamanında tamamlandığını belirten belgedir.

    DEPREMDEN VE DEPREMDEN KORUNMA YOLLARI

    • KİŞİSEL VE AİLE HAZIRLIKLARI
    • BİNA GÜVENLİĞİ VE EV HAZIRLIĞI
    • TOPLUM HAZIRLIĞI
    • DEPREM SONRASINDA YAPACAKLARINIZ
    • ÇOCUKLARIN BİR DEPREM FELAKETİYLE BAŞA ÇIKMALARINA NASIL YARDIM EDEBİLİRSİNİZ?
    • DOĞAL AFET SONRASI ORTAYA ÇIKABİLECEK PSİKOLOJİK SORUNLAR
    • DEPREMİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?
    KİŞİSEL VE AİLE HAZIRLIKLARI

    • Aileniz için bir deprem anında nasıl hareket edeceğinizi düşünün ve kendinize göre planlama yapın. Bu amaçla; Evinizin her odasındaki güvenilir yerleri belirleyin.
    • Evin tehlikeli noktalarını bilin, (pencereler, aynalar, asılı eşyalar, şömineler ve yüksek mobilya)
    • Pratik egzersizler yapın. Çocuklarınızla evin içerisindeki güvenilir noktalara yerleşin.
    • Bölgenizdeki Kızılay, Sivil Savunma veya diğer toplum kuruluşlarından ilkyardım kurallarını öğrenin.
    • Birbirinizden ayrı olmanız halinde ailenizin nerede buluşacağını belirleyin; Bu yerler herkesin bildiği yakın çevreden olsun. Örneğin; Komşunun veya size yakın oturan akrabaların evi, mahallenizdeki okul ve camilerin avluları ile parklar.... gibi.
    • Belirlemiş olduğunuz bu yerlerde buluşmanız mümkün olmayabilir çünkü bu yerler de depremden zarar görmüş olabilirler. Bu sebeple oturduğunuz şehirden en az 100 km. uzakta yaşayan bir akrabanızı haberleşme aracı olarak seçin.
    • Yukarıdaki bilgileri içeren kartlardan hazırlayın. "AİLEYLE TEKRAR BİR ARAYA GELME" kısmındaki boşlukları doldurun ve tüm aile bireyleri için çoğaltın. Evde herkese cüzdanlarında, çantalarında veya ceplerinde taşımaları için verin. Bu isim ve telefon numaralarını daima yanınızda taşıyın. Tüm aile üyelerinin, depremden sonra en kısa sürede, önceden belirlemiş olduğunuz bu kişiye haber vermelerini söyleyin. Ve sizde aynı şekilde bu kişiye nerede ve nasıl olduğunuzu söyleyin. Eğer tüm aile üyeleri seçmiş olduğunuz kişiye haber verebilirse, birkaç gün bir araya gelemezseniz dahi, birbirinizin nerede ve nasıl olduğundan haberdar olabilirsiniz. Birbirinizden haberdar olabilmek kaygı ve stresinizi oldukça azaltacaktır.
    • Aracı kişiler dışında ihtiyacınız olabileceğini düşünerek bazı önemli telefon numaralarını saklamanızda fayda vardır. Bu telefon numaralarını ACİL TELEFON NUMARALARI çizelgesine kaydediniz.
    • Bir deprem sırasında aileniz için yaşamsal önem taşıyan belgeleri kaybetmemek için önlem almak gerekir. Senetler, vasiyet, vergi kayıtları, doğum belgeleri, nüfus kağıtları ve diğer yaşamsal önem taşıyan belgeleri ateşten etkilenmeyecek bir yerde saklayın. Bu belgeleri emanet kasada saklayabilirsiniz, yada su geçirmeyen bir poşetle afet çantasına koyabilirsiniz.
    • Bu belgelerin arasına bir de ÖNEMLİ AİLEVİ BİLGİLER çizelgelerini doldurarak saklarsanız yararlı olacaktır.
    • Aile bireyleri için; bilek veya boyunda taşınabilen madeni künyeler (Adı, soyadı, doğum yeri, doğum tarihi, dini ve kan grubu) hazırlayın.
    • Aileniz için taşınabilir bir ilkyardım çantası hazırlayın ve ulaşılabilir bir yerde hazır bekletin
    BİNA GÜVENLİĞİ VE EV HAZIRLIĞI

    • Evlerinizi yetkililerin size verdiği kurallar doğrultusunda inşa edin. İmar planında konuta ayrılmış yerler dışındaki alanlara evlerinizi inşa etmeyin. Evlerinizi deprem yönetmeliğine uygun olarak yapılıp yapılmadığını araştırın.
    • Evlerinize izinsiz kat inşa etmeyin ve balkon eklemeleri yapmayın veya yaptırmayın. Bu ilave kat bir deprem sırasında evinizin tamamen yıkılmasına sebep olabilecektir.
    • Oturduğunuz binanın güvenliğinden emin değilseniz ve bilgi almak isterseniz şehrinizdeki Mühendisler ve Mimarlar odasından bu konuda yardım ve bilgi alabilirsiniz.
    • Hatların zarar görmemesi halinde, gaz, su ve elektriğin nasıl kapatılacağını öğrenin.
    • Evinizdeki bütün odaların en güvenli yerlerini önceden belirleyin. Bu yerler arasında: İki duvarın birleştiği köşe, sağlam bir masanın altı veya yanı, kaloriferlerin veya buzdolaplarının yanı, çekyat veya kanepelerin yanı olabilir. Deprem anında panik yaşayabilir ve doğru düşünemeyebilirsiniz. Böyle bir durumda önceden nerelere saklanabileceğiniz belirlemeniz, bunu ailedeki herkese öğretmeniz ve zaman zaman denemeniz faydalı olacaktır. Ayrıca her odanın en güvenli kısımlarını EK-E’deki DEPREM GÜVENLİK PLANI formatında boş bırakılan yerleri not edip keserek herkesin görebileceği yere yapıştırın.
    • Evinizde hasar görebilecek ve/veya verebilecek eşyaları planın uygun yerine not edin.
    • Acil durumlar için yiyecek, su, ilaç, ilkyardım çantası, alet ve giyecek bulundurun.
    • Büyük bir deprem eşyalarınıza önemli zarar verebilir. Aslında, deprem zararlarının üçte birinin bina ile ilgili olmayıp, içindeki eşyalardan ve aletlerden kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Bu mobilyalar, ev aletleri ve diğer eşyaları kapsar.
    a) Ağır Eşyaları ve Su Tanklarını Sabitleme;

    • Kitaplık, vitrin ve raflı üniteler gibi yüksek, bir yere bağlı bulunmayan eşyaları “L” dirsekler, köşe dirsekleri yada alüminyum kornişler kullanarak duvar çivileriyle duvara veya döşemeye sabitleyin.
    • İçindeki eşyaların kayıp düşmesini önlemek için dolap kapaklarına tahta yada metalden bir sürgü takın. Bu özellikle, pek çok cam eşyanın bulunduğu durumlarda son derece önemlidir.
    • Ağır ve/veya eşyaları alt raflara yerleştirin.
    • Su kazanını altından ve üstünden sağlam bir zincir veya bantla sarın. Bu bantları duvardaki çivilere sıkıca bağlayın. Yakıt borusu biraz esnek kalsın.
    b) Eşyaları Raf Üstlerine Sabitleme;

    Televizyon, müzik seki, bilgisayar ve mikrodalga fırın gibi raf üzerindeki eşyaları depremlere eşlik eden ileri geri hareketlere karşı korunmak için sabitleyin. Bu eşyaları ve hatta vazo gibi kırılabilecek diğer hassa eşyaları da çift taraflı bantlarla kullanarak bulundukları mobilyanın üzerine yapıştırıp sabitleyebilirsiniz.

    c) Ayna ve Tabloları Sabitleme;

    • Depremler duvardaki ağır tabloları ve aynaları aşağıya indirir. Eğer bunlar üzerinize düşerse ciddi şekilde yaralanabilirsiniz. Bu nedenle, ağır çerçevesi olan tüm tabloları ve aynaları yataklardan, koltuklardan ve sandalyelerden uzak bir yere koyun.
    • Bu tür eşyaları alt ve üst kısımlarına vidalar yerleştirerek yada bunları bir telle bağlayarak sabitleyebilirsiniz.
    • Çift tarafı yapışkan bantlar tabloları, aynaları, duvar saatleri ve benzeri eşyaları duvara sabitlemek için de kullanabilirsiniz.
    d) Asılı Duran Eşyaları Sabitleme;

    Asılı duran tüm eşyaların yerini dikkatlice kontrol edin. Bunların, bir deprem sırasındaki şiddetli sarsıntıda pencerelere çarpacak kadar yakın olup olmadığına kara verin. Eğer bu kadar yakınlarsa, onların yerini değiştirin.

    Evinizde tavandan asılı olan avize ve saksılar varsa onların sarsıntı sırasında yere düşmeyeceğinden emin olun. Eğer bu avize ve saksılar tavanda ucu açık bir kancaya asılılarsa saksı kancadan kurtulup düşebilir. Bunu engellemek için saksının asılı durduğu kancanın diğer ucunun da tavana girmesini sağlayın yada kancanın ucu kalmayacak şekilde tel bağlayın.

    e) Mutfak ve Banyo Dolaplarını Sabitleme;

    • Mutfak ve banyo dolap kapakları yer hareketi ile birlikte genellikle kendiliğinden açılır ve içindekilerin hepsi yere düşer. Sürgü takmak dolapların içindekileri yerinde tutmaya yardım eder.
    • Acil durumlar için yiyecek, su, ilaç, ilkyardım çantası, alet ve giyecek bulundurun.
    • Aileniz için bir deprem anında nasıl hareket edeceğinizi düşünün ve kendinize göre planlama yapın. Bu amaçla; Evinizin her odasındaki güvenilir yerleri belirleyin.
    • Evin tehlikeli noktalarını bilin, (pencereler, aynalar, asılı eşyalar, şömineler ve yüksek mobilya)
    • Pratik egzersizler yapın. Çocuklarınızla evin içerisindeki güvenilir noktalara yerleşin.
    • Bölgenizdeki Kızılay, Sivil Savunma veya diğer toplum kuruluşlarından ilkyardım kurallarını öğrenin.
    • Birbirinizden ayrı olmanız halinde ailenizin nerede buluşacağını belirleyin; Bu yerler herkesin bildiği yakın çevreden olsun. Örneğin; Komşunun veya size yakın oturan akrabaların evi, mahallenizdeki okul ve camilerin avluları ile parklar... gibi.
    • Belirlemiş olduğunuz bu yerlerde buluşmanız mümkün olmayabilir çünkü bu yerler de depremden zarar görmüş olabilirler. Bu sebeple oturduğunuz şehirden en az 100 km. uzakta yaşayan bir akrabanızı haberleşme aracı olarak seçin.
    • Yukarıdaki bilgileri içeren kartlardan hazırlayın. "AİLEYLE TEKRAR BİR ARAYA GELME" kısmındaki boşlukları doldurun ve tüm aile bireyleri için çoğaltın. Evde herkese cüzdanlarında, çantalarında veya ceplerinde taşımaları için verin. Bu isim ve telefon numaralarını daima yanınızda taşıyın. Tüm aile üyelerinin, depremden sonra en kısa sürede, önceden belirlemiş olduğunuz bu kişiye haber vermelerini söyleyin. Ve sizde aynı şekilde bu kişiye nerede ve nasıl olduğunuzu söyleyin. Eğer tüm aile üyeleri seçmiş olduğunuz kişiye haber verebilirse, birkaç gün bir araya gelemezseniz dahi, birbirinizin nerede ve nasıl olduğundan haberdar olabilirsiniz. Birbirinizden haberdar olabilmek kaygı ve stresinizi oldukça azaltacaktır.
    • Aracı kişiler dışında ihtiyacınız olabileceğini düşünerek bazı önemli telefon numaralarını saklamanızda fayda vardır. Bu telefon numaralarını ACİL TELEFON NUMARALARI çizelgesine kaydediniz.
    • Bir deprem sırasında aileniz için yaşamsal önem taşıyan belgeleri kaybetmemek için önlem almak gerekir. Senetler, vasiyet, vergi kayıtları, doğum belgeleri, nüfus kâğıtları ve diğer yaşamsal önem taşıyan belgeleri ateşten etkilenmeyecek bir yerde saklayın. Bu belgeleri emanet kasada saklayabilirsiniz, yada su geçirmeyen bir poşetle afet çantasına koyabilirsiniz.
    • Bu belgelerin arasına bir de ÖNEMLİ AİLEVİ BİLGİLER çizelgelerini doldurarak saklarsanız yararlı olacaktır.
    • Aile bireyleri için; bilek veya boyunda taşınabilen madeni künyeler (Adı, soyadı, doğum yeri, doğum tarihi, dini ve kan grubu) hazırlayın.
    • Aileniz için taşınabilir bir ilkyardım çantası hazırlayın ve ulaşılabilir bir yerde hazır bekletin
     
  4. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Afet Eğitimi Hazırlama Günü

    TOPLUM HAZIRLIĞI

    Bölgenizde bulunan Sivil Savunma ve diğer toplum kuruluşları tarafından düzenlenecek depreme hazırlık seminer, konferans, kurs gibi eğitim faaliyetlerine, ilkyardım, yangın söndürme, zarar değerlendirme ile arama ve kurtarma eğitimlerine katılın.

    Araç, teçhizat, materyal listeleri ve paylaşılabilecek özel beceri ve kaynaklara sahip olan bölge sakinlerinin yer aldığı listeler hazırlayın ve yakın komşular arasında kendi kendine yardım ağları geliştirin.

    Özel ihtiyaçları olan veya özel yardıma gereksinimleri olacak olan komşularınızı belirleyin.

    Depremden sonra can kaybı olmadığını anlamak için beyaz bir bez (çarşaf) asılması için komşularla anlaşın ve arama kurtarma çalışmalarının beyaz işaret bezi asılı olmayan yerlerden başlamasını sağlayın.

    HALK TARAFINDAN HAZIRLANACAK İLKYARDIM ÇANTASI

    Acil durum sonrasında ilkyardım çantaları önemlidir. Ayrıca günlük yaşamdaki yaralanmalar için de çok kullanışlı olabilir. Evde ve arabanızda bulunması gereken ilkyardım çantasının yararlı olabilmesi için ulaşılabilir bir yerde ve hazır olması gerekir. Yılda iki kez tüm ilkyardım malzemelerinizi kontrol ederek değiştiriniz.

    Bir ilkyardım çantasında bulunması gerekenler;

    (a) İLAÇLAR

    • Oksijenli su ve Tentürdiyot
    • Antibiyotik merhem
    • Aspirin veya ağrı kesiciler
    • İshal ilacı
    • Göz damlası
    • Soğuk algınlığı/öksürük ilacı
    • Haşere ilacı
    • Kulak ve burun damlası
    • Deri için dezenfektan (mikrop öldürücü) ilaç (püskürtme)
    • Reçete ile satılan ilaçlardan yedek (Aile fertlerinin kullanmak zorunda olduğu)
    • Kullananlar için yedek numaralı gözlük
    • Vitamin
    • Bir kalıp sabun
    • Hijyenik kadın bağı
    (b) TIBBİ MALZEMELER

    • Yara bandı
    • Kauçuktan yapılmış ameliyat eldiveni
    • Ameliyat maskesi
    • Tekli sargı
    • Kelebek sargı
    • Gazlı bez
    • İlaç sürmeye veya yara temizlemeye yarayan pamuk parçaları
    • Yapışkan bant
    • Sterilize sargı bezi
    • Kırıklar için malzeme
    • Eşyaları dezenfekte etmek için %10 çamaşır suyu içeren şişe (püskürtmeli)
    • Termometre
    • İlkyardım el kitabı
    (c) YİYECEKLER

    • Kurutulmuş besinler, Konserve et/balık, Konserve sebzeler, Meyve suları, Hazır çorbalar, Şeker, Tatlı-tuzlu bisküviler, Kuru üzüm-incir, Kuruyemişler saklamak için uygundur. Bu besinler her zaman evinizin karanlık, rutubetsiz bir köşesinde saklanabilir.
    • Pişirilmesine gerek olmayan hazır besinler tercih edilmelidir.
    • Depolanan besinler her an kullanılma hazır, taze olmalıdır.
    • Depolanan besinler sağlam bir kutuda evdeki gaz, gibi zehirli olabilecek maddelerden uzak, farelerin veya böceklerin erişemeyecekleri yerlerde saklanmalıdır.
    • Yiyeceklerin yanında evde her zaman fazladan bir iki paket peçete, kağıt bardak-tabak ve plastik çatal, kaşık, şişe/konserve açacağı bulundurmakta da fayda vardır.
    • Evde her zaman haftalık ihtiyacımızdan fazla su bulundurmaya çalışın. Deprem sonrası temiz su ihtiyacımızın bir süre karşılamak için kullanabilirsiniz.
    5. HALK TARAFINDAN HAZIRLANACAK MALZEME VE TEÇHİZAT ÇANTASI

    Deprem için malzeme hazırlarken, bu malzemelere deprem evinizi alt üst ettikten sonra ulaşmanız gerektiğini unutmayın. Söz konusu malzemeleri koymak için düşen eşyalar altında kalma şansı az olan, kolay bulunur bir yer seçin. Yeriniz darsa, büyük bir çöp bidonu mükemmel bir saklama yeri olabilir. Apartmanda yaşıyorsanız, malzemeleri sakladığınız kabı güzel bir masa örtüsüyle kapatabilirsiniz. Deprem malzeme ve teçhizat çantasında bulunması gerekenler:

    • İş eldiveni
    • Balta/tokmak
    • Kürek (yassı başlı ve sivri uçlu)
    • Süpürge
    • Çekiç ve çivi
    • Tornavida
    • Kriko
    • Plastik kaplama rulosu
    • İp bobini
    • Tel bobin
    • Çadır (aile)
    • Katranlı muşamba, bez (PVC veya çadır bezi, en ,az 2 mt. Olacak)
    • Uyku tulumu, battaniye
    • Tülbent bezi (sudaki pislikleri süzmek için)
    • Bir miktar para
    • Kurutulmuş yiyecek
    • Su
    • Giysi
    • Yürüyüş ayakkabısı ve çorap, bölgenin yol haritası
    • Yangın söndürme aleti
    • Düdük
    • Pusula
    • Su geçirmeyen bir kapta, el feneri ve piller veya kimyasal ışık çubuğu, kibrit, küçük radyo (taşınabilir pilli)
    • Eğlence paketi-aile resimleri, not defterleri, kitap gibi malzemeler.
    SIHHİ MALZEMELER

    • Plastik torba-çöp bidonuna uygun dayanıklı torba ile daha küçük boyutlarda fermuarlı torba.
    • Toz halinde klor kireci (oksitleyici ve aşındırıcı olduğu için uygun bir şekilde saklanmalıdır)
    • Tuvalet kağıdı
    • Susuz temizlik için hazır, nemli temizlik peçeteleri
    • Tuvalet malzemeleri-havlu-şampuan-diş fırçası ve macunu, deodorant
    • Böcek, sinek, sivrisinek ve karınca için ilaç.
    • Çift tarafı yapışkan bantlar tabloları, aynaları, duvar saatleri ve benzeri eşyaları duvara sabitlemek için de kullanabilirsiniz.
    DEPREM SONRASINDA YAPACAKLARINIZ

    • Paniğe kapılmamaya çalışın. Bir iki dakika durarak sakinleşmeye çalışın.
    • Yakın çevrenizde tehlikeli bir durum olup olmadığını kontrol edin. Kırılmış camlar, ortalığa dökülmüş kimyasal bir madde, yerinden oynadığı için düşme tehlikesi olan eşyalar olup olmadığına bakın.
    • Ayaklarınızı, ellerinizi ve kafanızı koruyun. Sağlam, sert ayakkabılar, deri eldiven ve varsa sert bir kask giyin. Yüzünüze toz için bir maske veya maske yerine geçebilecek bir şeyle ağzınızı ve burnunuzu kapatın.
    • Eğer karanlıktaysanız fener kullanın. Bir gaz sızıntısı olmadığından emin olana kadar kibrit kullanmayın ve ışıkları yakmayın.
    • Çevrenizdekilerin yaralanıp yaralanmadığını kontrol edin. İhtiyacı olanlara yardım etmeye çalışın. Kesinlikle gerekmiyorsa ağır yaralı olanları hareket ettirmeyin.
    • Yangın kontrolü yapın. Küçük çaplı yangınları söndürmeye çalışabilirsiniz. Bunun için;
    • Isıyı soğutarak yok etmeye çalışın. (Su veya yangın söndürücü ile)
    • Ateşin havayla temasını kesebilirsiniz.
    • Yangına sebep olan yakıtı kesin.
    • Yangın söndürücüleri alevlerin üst kısmına değil, her zaman ateşin alt kısmına doğru tutun.
    • Büyük çaplı yangınları söndürmeye çalışmayın. Derhal uzaklaşın.
    • Şayet yangının sebebi bir yağ ise ASLA su kullanmayın. Bu yangınları yangın söndürücülerle yada üstüne bir şeyler kapatarak söndürebilirsiniz.
    • Tüpleri, elektriği, suyu ve varsa doğalgazı kontrol edin. Gerekliyse hepsine ana vanadan kapatın. Evdeki tüm aletleri kapatıp fişten çekmeyi unutmayın.
    • Yerlere düşmüş tellerden kesinlikle uzak durun ve bunlara temas eden eşyalara dokunmayın.
    • Şayet piknik tüpü gibi bir aleti kullanacaksanız bunu açık bir alanda yapın. Gaz sızıntısı ihtimali olan yerlerde tüp kullanmak yangına sebep olabilir.
    • Ayrıntıları dinlemek için pilli bir radyo kullanın.
    • Evinizi terk ederken kimlik ve kıymetli eşyalarınızı, kalın giyecek ve battaniye gibi koruyucu eşyaların bulunduğu çantaları yanınıza alın.
    • Ailenize, sevdiklerinize ulaşmak için arabaya atlayıp yollara çıkmayın, trafiğin tıkanması ambulans, itfaiye ve yardım arabalarının zamanında ihtiyacı olanlara ulaşmasını engelleyecektir.
    • Çok acil durumlar dışında telefonu kullanmayın.
    • Sadece uzmanların ve resmi kaynakların açıklama ve uyarılarına uyun. Kulaktan kulağa yayılan söylentilere itibar etmeyin. Çünkü bu gibi durumlarda hırsızlar, yağmacılar gibi kötü niyetli insanlar evler boşalsın diye yanlış deprem alarmı verebilirler.
    • Deprem sonrası çadırlarınızı yetkililerin gösterdikleri yerlere kurun. Çadırlar açık alanlara kurulmalı ve geçiş yollarını kapamamalıdır. Çadırları evinizin yakınına kurmakta ısrarcı davranmayın.
    • Size yardıma gelen görevlileri gerçekten gereksinim duymadıkça meşgul etmeyin. Sizler gibi herkes panik halinde ve zor durumda olabilir. Görevlileri gereksiz yere meşgul etmenin yardım hizmetlerinin aksamasına sebep olacaktır.
    • Depremden sonra kendinizi ve ailenizin güvenliğinden emin olduktan sonra çevrenize de yardımcı olmak elinizde. Büyük depremlerin ardından kurtarma çalışmaları için mümkün olduğunca fazla insana gerensinim duyulacaktır. Eğer sağlığınız yerinde ise sizde bu çalışmalara katkıda bulunabilirsiniz. Ancak bu konuda yeterli ve bilgili değilseniz yardımlarınız tehlike yaratabilir. Böyle bir durumda görevlileri meşgul ederek engellememek yapabileceğiniz en büyük yardımdır.
    Unutmayın; Kendi hayatınızı tehlikeye atarak kahraman olmaya çalışmayın, fiziksel kapasitenizin üzerinde bir şeye kalkışırsanız ölebilirsiniz ya da size yardıma gelmeye çalışanların hayatlarını tehlikeye sokabilirsiniz. Bazen yardım için beklemek sabır ve cesaret gerektirir

    ÇOCUKLARIN BİR DEPREM FELAKETİYLE BAŞA ÇIKMALARINA NASIL YARDIM EDEBİLİRSİNİZ?

    Bir deprem felaketinin ardından, bazı çocuklarda aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:

    • Depremin tekrarlanacağından, yada depremi hatırlatacak bazı işaretlerden (oturduğu koltuğun, yatağın sallanması, uyku sırasındaki gürültü v.b.) aşırı korkma,
    • Çok kolay ve sık biçimde sinirlenme, ağlama ve sızlama,
    • Saldırganlık, yaramazlık yapma, kendini bir işe verememe,
    • Okulda ve evde daha önce hiç yapmadığı davranışları yapma,
    • Daha fazla hareketli olma, yerinde duramama, dikkatini belli bir konuya yoğunlaştırmada güçlük çekme,
    • Felakete ilişkin sürekli korkular yaşama (örneğin, anne ve babadan artık tamamen ayrılmak zorunda kalacağından korkma)
    • Yalnız başına yatmaktan korkma, anne-babası yada bir başka büyükle yatmak isteme, uykuda kabuslar görme ve çığlık atma, yatak ıslatma,
    • Yalnız kalmaktan, yanındakilerin uzaklaşmasından korkma, anne ve babanın peşinde dolanma, okula yada kreşe gitmekten korkma, tuvalette yalnız bırakılmaktan korkma,
    • Daha küçük yaşlarda davrandıkları gibi davranma, parmak emme, altını ıslatma, biberondan beslenmeyi isteme, sürekli kucakta tutulmayı isteme,
    • Doktor tarafından sebebi bulunamayan mide bulantısı, karın ağrıları, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, beslenme ve uyku düzensizlikleri gibi şikayetleri gösterme,
    • Sessizleşip içine kapanma, yaşadıkları üzerinde konuşmaktan kaçınma,
    • Sürekli bu konu üzerinde konuşmayı isteme (özellikle daha büyük çocuklar) yada oyunlarında ve masallarında deprem felaketine ilişkin konuları işleme,
    • Bu deprem felaketinin, kendisinin daha önceden yapmış olduğu bir “kabahat” yüzünden olduğunu düşünüp, suçluluk duyma,
    • Bazı çocuklarda, yaşadıkları sıkıntıya ilişkin olarak dıştan fark edilecek herhangi bir belirti gözlenmeyebilir. Bazılarında ise bu sıkıntılarının ilk işaretleri, haftaları yada aylar sonra ortaya çıkabilir.
    Çocuklarına bu konuda yardım etmek için, anne-babaları yada yakınlarındaki büyükleri neler yapabilirler?

    Çocukları, olaylarla ilgili olarak bilgilendirmenin büyük yararı vardır; onlara duygusal açıdan destek vermek, aile ve akrabaların felaket sonrası yaraları sarma çalışmalarında rol almalarını sağlamak, aile ve akrabaların bir arada oldukları duygusunu yaşamalarına da katkıda bulunur. Bu zorlukları birlikte aşabilmek, deprem felaketinden çok sonraları bile sürebilecek ve aile bireylerini güçlendirecek bir “birlik beraberlik” duygusu yaşatacaktır.

    Çocuklarınızı rahatlatmak ve onlara güven vermek için zaman ayırın. Bir felaketle başa çıkmaya çalışırken, yetişkin bir insanın dikkati kolayca başka konulara kayabilir. Deprem sırasında yada sonrasındaki acil durumlar içindeyken çocuğunuzu rahatlatmak için vakit ayıramayacağınızı düşünebilirsiniz. Ama bir dakikalık bile olsa, içten, şefkat dolu bir sarılma, sürekli onun yanında olduğunuza dair güven verici, sıcak bir iki söz, çocuklarınızın kendilerini güvende hissedebilmeleri için yeterli olacaktır.

    Durumla ilgili olarak bir şey saklamadan, onun anlayabileceği düzeyde basit sözcüklerle, dürüst olarak bilgi verin. Ailenize neler olduğunu çocuklarınıza açıklayın. Onların anlayacağı basit sözcükler kullanın. Dürüst olun. Örneğin okul öncesi bir çocuk için, “Ayşe deprem oldu ve evimiz yıkıldı. Bir süre onun içinde oturmayacağız. Teyzenlere gideceğiz” gibi bir açıklama yeterli olabilir. Yaşadığınız bu ciddi durumu, olduğundan daha hafif bir şekilde aktarmaya çalışmayın. Ancak varolanı da abartmayın, çocuğu doğrudan ilgilendirecek, hayatını doğrudan etkileyecek konular üzerinde bilgilendirin.

    Çocuğun başına gelen felaketi anlamasına yardımcı olun. Çocuklar anlamadıkları şeylerden korkarlar. Çocuğa depremin ne olduğunu, nasıl olduğunu, nasıl çok ender olarak ortaya çıkan, ama doğanın ayrılmaz bir parçası olduğunu anlatın. Çocuklar, bu felaketin kendi yaptıkları herhangi bir “kabahat”la ilişkili olmadığını, kendi suçlarının olmadığını mutlaka anlamlı, söz konusu bu felaketin kendilerine verilen bir “ceza” olmadığını çok iyi öğrenmelidir.

    Çocuğa ailesinin, aile sisteminin (akrabalar, yakınlar) yada yakın çevrenin korunması içinde olduğu konusunda güvence verin. Onlara şu tür cümlelerle yaklaşabilirsiniz. “Evet canım, deprem tehlikeli bir şey. Başımızdan çok üzücü olaylar geçti. Ama bizler şimdi güvencedeyiz. Bu konu ile ilgili kişiler bize mutlaka yardım edeceklerdir.”

    Olanaklar ölçüsünde, gündelik alışkanlıklarınızı sürdürmeye çalışın. Kendi olanaklarınız içinde, eğer yapabiliyorsanız, deprem öncesindeki alışkanlıklarınızı sürdürmeye, yada yeni koşullar altında gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerinizi, olabildiğince eskilerine benzetmeye çalışarak yapmaya çalışın (yemek saatleri, çocuğunuzu yatırdığınızda masal anlatmak, öğle yemeği sonrası uykuları, v.b.). Daha büyük çocukların, kendi oyun türleri, oyun zamanları, mümkün olduğunca değiştirilmeden sürdürülmeye çalışılmalıdır. Deprem gibi bir kriz, yaşanılan yeri değiştirme durumunda kalmaya ve alışılmış gündelik faaliyetlerde kesintilere yol açtığından, kendi başına ciddi stres yaratabilir. Bu tür sarsıcı zamanlarda az da olsa bazı alışkanlıkları sürdürmeye çalışmanın, çocuklara belirli bir düzeyde kontrol duygusu yaşatabilmede katkısı olacaktır.

    Bu olaylardan sonra, kendinizin de neler hissettiğini çocuklarınızla paylaşın; başınıza gelenlere nasıl olumlu bir şekilde yaklaşmaya çalıştığınızı anlatın. Örneğin şöyle bir şey söyleyebilirsiniz: “Evden ayrılmak zorunda kaldığımız için bende çok üzgünüm, ağlamamın nedeni bu. Gel bana bir sarıl. Çok iyi gelecek” Çocukların da arada sırada bir şeyler yapmasına izin verin ve onun kendisini aile sisteminin bir parçası olarak hissetmesinin, “bir arada olma” duygusunu yaşaması açısından büyük yararı vardır.

    Çocuklarınızın duygularını ve yaşadığı sıkıntıyı anladığınızı ve hepsini kabul ettiğinizi belirten sözcükler kullanın. Örneğin şuna benzer bir şeyler söyleyebilirsiniz:

    "Ahmetçiğim, ağlamanın hiçbir sakıncası yok. Kendini rahat bırak. Halanlarda rahat edeceğiz.” Çocuğunuza, “sakin ol; korkma; üzülme” gibi sözlerle neler hissetmesi gerektiğini söyleyin. Sadece hissettiklerini dinlemeye hazır olduğunuzu, yaşadığı duyguların hepsinin çok normal olduğunu söyleyin.

    Çocuğunuzun yaşına uygun olarak, gündelik yaşantınız içinde yapıcı bir şeyler yapabilmesini sağlayacak işler verin. Çocuğunuzu, ailenin yaşadığı felaketten sonraki “yaraları sarma” faaliyetleri içine sokarsanız, onun kontrol duygusu yaşamasını ve katkıda bulunabildiğini düşünmesini sağlarsınız. Eğer yapabiliyorsa, sofrayı hazırlamasına, ekmekleri yerleştirmesine, su taşınmasına, v.b. işlere yardımcı olmasına izi verin. Onları güvenli bir şekilde meşgul etmeye çalışın. Aileye bu şekilde yardım edişinden duyduğunuz memnuniyeti belirtin. Bununla beraber, bu sorumlulukların onu, ihtiyacı olan “arkadaş oyunları”ndan çok fazla uzak tutmasına da engel olun.

    Cesaret, sabır, kararlılık, yardımlaşma, problemleri çözmeye çalışma ve başa çıkma konusunda çabalama gibi davranışlarınızla, çocuklarınıza örnek olmaya çalışın. Çocuklarınızın dikkatini, benzer felaketi yaşamış diğer ailelere ve onlara yardımcı olmaya çalışan diğer insanlara çekmeye çalışın. “Ellerinden geleni yapıyorlar Ayşeciğim. Bak dün bütün gece karşı evdekileri kurtarmaya çalıştılar. Komşularımızda aynı şekilde uğraşıyorlar. Bu işi atlatmak için hep birlikte çalışmalıyız.” Şeklinde bir şeyler söyleyebilirsiniz. Yaşadıklarınızla başa çıkmak için neler yaptığınızı ona söyleyin. “Kendimi kötü hissettiğimde birlikte yaşadığımız güzel günleri düşünüyorum ve kendime zamanla her şeyin yeniden düzeleceğini hatırlatıyorum. Benim işime yarıyor. Bir denemek ister misin? Belki seninde işine yarar.”

    Kendinizi rahatlatmak ve sakinleştirmek için kendinize zaman ayırın. Kriz ortamından uzaklaşmak için kendinize çok kısa bir ara verin. Örneğin birkaç dakika yürüyün. Zihninizi sakinleştirmeye çalışın. Eğer siz sağlam olursanız ailenize daha çok yardım edebilirsiniz.
     
  5. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Afet Eğitimi Hazırlama Günü
    DOĞAL AFET SONRASI ORTAYA ÇIKABİLECEK PSİKOLOJİK SORUNLAR

    İlk günlerde karşılaşılabilecek stres tepkileri:

    Duygusal tepkiler: Geçici şok, korku, öfke, suçluluk, utanç, çaresizlik ve umutsuzluk hisleri yada duygusal donukluk hali (hiçbir duyguyu yaşamama)

    Zihinsel tepkiler: Akıl karışıklığı, içinde bulunulan günü-saati-yeri bilememe, kararsızlık, kuruntu, dikkat azalması, dikkati bir konuya vermede güçlük, hafıza kaybı, istenmeyen anıların hatırlanması, kendini suçlama.

    Fiziksel tepkiler: Gerilim, yorgunluk, uyuma güçlüğü, bedensel ağrı ve acılar, kalp atışlarında hızlanma, bulantı, iştah artması yada azalması, ani irkilmeler, tedirginlik, cinsel istek azalması.

    Sosyal tepkiler: İş, okul, arkadaşlık ve evlilik yaşamında yada ana-baba olarak yaşanan sorunlar; huzursuzluk, güvensizlik, insanlardan uzaklaşma, kendini reddedilmiş yada terk edilmiş gibi hissetme, yakınlık duymama, aşırı yargılayıcı olma, çatışma her şeyi kontrol altında tutma isteği.

    Doğal afet yaşamış birçok insan yukarıda özetlenen bu stres tepkileriyle karşılaşırlar ve kısa bir süre sonra bunlardan büyük ölçüde kurtulup daha da güçlenebilirler. Ancak bazılarında travma sonrası stres bozukluğu, kaygı bozuklukları ve depresyon belirtileri ortaya çıkabilir. Bu belirtiler de şöylece özetlenebilir:

    • Kendini bir rüyadaymış, bedeninin dışındaymış veya gerçek değilmiş gibi hissetme; bazı anıları hatırlayamama hali,
    • Rahatsız edici anılardan kaçınmak için alkol kullanımı gibi aşırı davranışlar,
    • Aşırı duygusal boşluk hissi; tam bir boşluktaymış gibi hiçbir duyguyu hissetmeme,
    • Aşırı uyarılmışlık hisleri; panik atakları, öfke patlamaları, aşırı huzursuzluk yoğun duygu yüklenmesi,
    • Aşırı kaygı; kişiyi adeta hareketsiz bırakan endişe hali, aşırı çaresizlik hissetme, saplantı düşüncelere dalma yada takıntılı ve tekrarlayıcı hareketler,
    • Aşırı depresyon (ruhsal çökkünlük) hali; umutsuzluk, öz saygı, istek ve yaşam amaçlarının kaybı.
    Doğal afet yaşamış kişilerin bazılarında görülebilecek bu belirtilerin yoğunlaşmasına yol açabilecek bazı etkiler şunlardır:

    • Yaşamı tehdit eden bir tehlike veya fiziki zarar (özellikle çocuklarda),
    • Ölümle burun buruna gelme, bedensel yaralanma, cesetleri görme,
    • Aşırı yıkıcı ve saldırganlık içeren olayların içinde kalma,
    • Evini, değer verdiği eşyalarını, komşularını yada ait olduğu grubu kaybetme,
    • Yakın ilişkide olduğu insanlarla haberleşmeyi veya onların desteklerini kaybetme,
    • Yoğun duygusal tepkilerle karşılaşma (özellikle kurtarma ekip görevlilerinde),
    • Tehlike, kayıp, duygusal ve fiziksel baskıya uzun süre maruz kalma,
    • Aşırı yorgunluk, açlık yada uykusuzluk yaşama,
    • Zehirleyici maddelere (gaz gibi) maruz kalma,
    DOĞAL AFET STRESİNİN ETKİLERİNDEN KURTULMAK İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER

    KORUN: Kendine barınabileceğin bir yer bul. Yiyecek-içecek sağla, sağlıklı bir ortam oluşturmaya çalış. Zaman zaman kendinle baş başa kalabileceğin, sessizce oturup, kısa süreli de olsa rahatlamaya ve uyumaya çalışabileceğin bir yerin olmalı.

    HAREKETE GEÇ: Öz saygını, amaçlarını umut hissini yeniden kazanmana yardımcı olmak için sana ve ailene ait özel eşyalarından kurtarabildiklerini koruma altına al.

    TEMAS KUR: Ailenle, arkadaşlarınla iletişim sağlamaya çalış; dinleyen kimi bulursan yaşadıklarını anlat; ulaşabiliyorsan uzmanlara başvurup onlara anlat.

    EN YAKIN YARDIM KURUMLARINA BAŞVUR: Temel acil yardımlar, temizlik, sağlık ve konut gereksinimlerin için en yakın ulaşabileceğin yardım kuruluşuna başvur ve yardım iste.

    Afet sonrasında yaşadığın her gün için:

    Kendin ve ailen için o gün yapılacak en önemli şeyin ne olduğunu belirle.

    Tüm dikkatini kendinin ve yakınlarının yaşamakta olduklarına odakla, durumu gözden geçirip yeniden değerlendir; böylece neyin önemli neyin önemsiz olduğunu kesin olarak belirleyebilirsiniz.

    Yaşadıklarının senin için ne anlama geldiğini anlamaya çalış ki, yaşama tekrar sıkıca sarılabilesin ve hatta

    DEPREMİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?

    Ulusça büyük bir felaket yaşadık; bu tür olaylardan hemen sonra insanlar tipik olarak şok tepkisi içine girerler.

    İlk şoktan sonra herkes aynı tepkileri göstermez. Aşağıda belirtilenler böyle bir felaket durumuna karşı insanların gösterdikleri normal tepkilerdir;

    Kendinizi eskiye kıyasla daha sinirli hissedebilirsiniz. Bazı duygularda çok fazla ve ani iniş-çıkışlar olur. Endişeli, sinirli yada karamsar olabilirsiniz.

    Düşünce ve davranışlarınız olayın etkisi altındadır. Olayla ilgili anılarınızı tekrar tekrar anlatmak ihtiyacı duyarsınız. Yaşadıklarınız gözünüzün önünden gitmez, her an tekrar deprem olacakmış gibi hisseder, korku duyabilirsiniz. Dikkatinizi yaptığınız işe vermekte ya da karar vermekte zorlanırsınız. Kafanız kolayca karışabilir. Hafızanızda problemler olabilir. Olan bitenlere inanmakta güçlük çekebilirsiniz. Uykunuz, yeme düzeniniz ve iştahınız bozulabilir. Merak etmeyin! Ancak güçlü kalmak, yakınlarınıza ve çevrenize yardımcı olabilmek için elinizden geldiğince iyi beslenmeye ve dinlenmeye çalışın.

    Başından yıkıcı olay geçmiş diğer kişilerle sürekli olarak konuşma ihtiyacı duyabilirsiniz. Ama zaman zaman da içinize kapanıp hiç konuşmadan düşünme ihtiyacı duyabilirsiniz. Bunlar normaldir. Başka insanlarla sık sık konuşmanızın, duygularınızı paylaşmanızın size yararı olacaktır.

    Yoğun stresten ötürü vücudunuzda bazı belirtiler ortaya çıkabilir; örneğin baş ağrıları, bulantı ve göğüs ağrıları olabilir ve bir tedavi gerektirebilir. Daha önce sürekli tedavi gerektiren tıbbi bir rahatsızlığınız varsa, şiddeti artabilir. Bu durumda tıbbi yardıma başvurunuz.

    Şu noktayı anlamak önemlidir;

    Aynı olaya herkes aynı tepkiyi gösteremez. Bazı insanlar hemen tepki gösterirler, bazılarının tepkisi aylar, hatta yıllar sonra, gecikmeli olarak ortaya çıkabilir. Bazılarının yaşadığı rahatsızlık verici tepkiler uzun zaman sürer, diğerleri ise çok çabuk eski hallerine döner.

    Tepkiler zaman içinde de değişir. Bazıları olayın yaşandığı sırada çok enerjiktirler ve sanki bu enerji sayesinde, olayla daha kolay baş ederler, ama hemen sonra umutsuzluk ve karamsarlık yaşarlar.

    Kendinize ve ailenize nasıl yardımcı olabilirsiniz?

    Duygusal olarak yeniden eskisi gibi sağlıklı bir duruma gelebilmeniz ve yaşamınızın kontrolünü yeniden ele geçirebilmeniz için yapabileceğiniz çeşitli şeyler vardır:

    Bu dönem, kuşkusuz yaşamınızın zor bir dönemidir. Toparlanmak ve kendinize gelmek için zaman tanıyın. Kayıplarınız için yas tutmanız en doğal hakkınızdır. Duygularınızda iniş çıkışlar olması normaldir.

    Bu olayı yaşayan herkes sizin hissettiklerinizi hissetmektedir, onlarla dayanışma içinde olun, duygularınızı paylaşın.

    Alkol ve uyuşturucu ilaçlardan uzak durun.

    Kendinizi oyalayın. Bu oyalama çabaları, başkalarına yardımcı olmak, şu anda olabildiğince hayatınızı düzene koymaya çalışmak yada çocuklarınızla daha yakından ilgilenmek biçiminde olabilir.

    Duygusal olarak yakın gelecekte neler yapabileceğinizi öğrenmeye çalışın, bilgi edinin veya sağlık kuruluşlarının deprem için oluşturulmuş özel birimlere başvurun.

    Çocuklar için neler yapmalı?

    Bir depremden sonra yaşanan korku ve kaygı, özellikle çocuklar için çok zorlayıcıdır. Bazı çocuklar, daha küçük yaşlarda yaptıkları gibi, parmak emme, altını ıslatma gibi davranışlara geri dönebilirler. Kâbuslar görebilir, yalnız yatmaktan korkabilirler. Okul başarıları etkilenebilir. Ayrıca daha sık öfkelenebilir yada içlerine kapanıp, yalnız kalmak isteyebilirler.

    Bu çocuklar için yapılabilecek bazı şeyler aşağıda sıralanmaktadır:

    Onlarla daha fazla zaman geçirin. Olaydan hemen sonraki günlerde çocuğunuz sizden ayrılmak istemeyebilir. Sık sık elinizi tutmak, kucağınıza oturmak, boynunuza sarılmak isteyebilir. Her fırsatta kendisiyle ilgilenmenizi bekleyebilir. Bunlara göz yumun, anlayışlı davranın Onlara dokunun, sarılın. Bu tür fiziksel temas çocuklar için çok yararlıdır.

    Gerginliklerini azaltmak için onlara oyun imkanları tanıyın. Resmi kurumların açtığı çocuk merkezlerine gönderin. Buradaki oyun ve resim yapma faaliyetlerine katılmaya teşvik edin. Küçük çocuklar resim yaparak olayla ilgili gerginliklerinden kurtulabilir. Yaşadıklarını resme dökmeleri onlar için yararlıdır.

    Dokuz yaşından daha büyük çocuklarınızın sizinle ayrıntılı konuşmalarına izin verin, duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri için onları destekleyin, yüreklendirin. Bu sayede felaketle ilgili olarak kafalarındaki sorulara cevaplar bulabilirler ve korkuları azalır. Sordukları soruları onların anlayabileceği biçimde cevaplamaya çalışın. Sık sık onları sevdiğinizi, korkularını ve kaygılarını anladığınızı gösterin. Yemek yemek, oynamak, uyumak gibi faaliyetleri mümkün olduğunca belli saatlerde yapmalarını sağlamaya çalışın. Bu sayede çocuklarınıza hayatın normal normale dönmekte olduğu duygusunu verebilirsiniz.

    Unutmayın! Yalnız Değilsiniz: Daha sonraki haftalarda ve aylarda da psikolojik sorunlarınız için size yardım edecek profesyonel insanlar ve kurumlar mevcuttur. Depremden sonra çok normal olan gerginlik ve stres haliniz çok uzun süre devam ederse mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurunuz.
     
  6. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Afet Eğitimi Hazırlama Günü

    YANGINLAR
    Yangınlarda birer doğal afettir. Yangınlar genelde insanların dikkatsizleri sonucu ortaya çıkar. Yangın, maddenin ısı ve oksijenle birleşmesi sonucu oluşan kimyasal bir olaydır. Yanma olayının oluşabilmesi için madde, ısı ve oksijenin (hava) bir arada olması gerekir.

    *Yangının Nedenleri:
    1. Korunma Önlemlerinin Alınmaması
    2. Bilgisizlik
    3. Kaza
    4. İhmal
    5. Sabotaj
    6. Sıçrama
    7. Doğa Olayları

    *Yangın Kapınızı Çalarsa Ne Yapmalıyız
    1. Telaşlanmayınız,
    2. Bulunduğunuz yerde yangın ihbar düğmesi varsa ona basınız,
    3. İtfaiyeye telefon ediniz,
    4. Yangın adresini en kısa ve doğru şekilde bildiriniz,
    5. Mümkünse yangının cinsini (Bina, benzin, araç vb) bildiriniz,
    6. Yangını çevrenizdekilere duyurunuz,
    7. İtfaiye gelinceye kadar yangını söndürmek için elde mevcut imkânlardan yararlanınız
    8. Yangının yayılmasını önlemek için kapı ve pencereleri kapatınız,
    9. Bunları yaparken kendinizi ve başkalarını tehlikeye atmayınız,
    10. Görevlilerden başkasının yangın sahasına girmesine mani olunuz.

    YANGINDAN KORUNMA EKİPLERİ

    Ekipler:
    Daire ve kurumlarda, yangınla mücadele amacıyla memur, işçi sözleşmeli ve hizmetli personelden aşağıdaki ekipler oluşturulur.
    Söndürme ekibi,
    Kurtarma ekibi,
    Koruma ekibi,
    İlkyardım ekibi,
    Ekipler yönergeye yönetmelikte görevlendirilen amirin belirleyeceği ihtiyaca göre en büyük amirin onayıyla kurulur. Söndürme kurtarma ekipleri en az 3’er, koruma ve ilkyardım ekipleri ise an az 2’şer kişiden oluşur.
    Kurumda sivil savunma servisleri kurulmuşsa, söz konusu ekiplerin görevleri bu servislerce yürütülür.

    Ekip Başı:
    Her ekipte bir ekip başı bulunur. Ekip başı, aynı zamanda yönergeyi uygulamakla görevli amirin yardımcısıdır.

    Ekiplerin Görevleri:
    Binalarda oluşturulan ekiplerin görevleri şunlardır.
    Söndürme ekibi: Binada çıkacak yangına derhal müdahale ederek söndürme veya genişlemesine mani olmak.
    Kurtarma ekibi: Kurtarma ekibince kurtarılan eşya ve evrakı korumak, yangın nedeniyle ortaya çıkması muhtemel panik ve kargaşayı önlemek.
    İlkyardım ekibi: Yangın nedeniyle yaralanan ve hastalanan kişilere ilk yardım yapmak.
    Ekiplerin birbiriyle işbirliği yapmaları ve karşılıklı yardımlaşmada bulunmaları esastır.

    Ekiplerin Sevk ve İdaresi:
    Ekiplerin yangın anında sevk ve idaresi, itfaiye gelinceye kadar yönergeyi uygulamakla görevli amir ve yardımcılarına aittir. Bu süre içinde ekipler ancak dairenin en büyük amiri veya mahallin en büyük mülki amirlerinden emir alırlar. İtfaiye gelince söndürme ve kurtarma ekipleri derhal itfaiye amirlerinin emrine girerler.
     
  7. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Afet Eğitimi Hazırlama Günü
    İKAZ VE ALARM
    Sivil Savunma Genel Müdürlüğünce yurt çapında kurulmuş bulunan İkaz ve Alarm Sistemlerinin amacı, düşman saldırısını önceden haber almak ve tehlikeye karşı halkı uyararak bir takım önlemlerin alınmasını sağlamaktır.

    İKAZ VE ALARM İŞARETLERİ
    İkaz ve Alarm işaretleri sarı, kırmızı, beyaz ikaz ve radyoaktif serpinti tehlikesi ile kimyasal savaş maddeleri tehlikesi alarmı olmak üzere beşe ayrılır.

    1- Sarı İkaz
    Hava saldırısı ihtimali var olduğunu işaret eden sarı ikaz, 3 dakika süren düz siren sesi ile duyurulur.

    Bu ikazı duyunca; bina içindeki doğal gaz, hava gazı, elektrik, su ana anahtarlarını kapatınız. Yanan ocak, soba gibi şeyleri söndürünüz, kapı ve pencereleri kapatıp, perdeleri çekiniz, varsa maske, ilkyardım çantası yoksa gazlı bez, steril pansuman, hazır pansuman, flaster ve lüzumlu ilaçlar gibi ilk yardım malzemesi, pilli veya transistorlu radyo, el feneri, gemici feneri, gaz ocağı, mevsime göre palto, manto, pardösü ve diğer giyecekler gibi eşyalarla tabak, bardak, çatal, kaşık, içme ve kullanma suyu ve diğer ihtiyaçlar daha önceden sığınak yerinde hazırlanmamışsa sığınağa taşıyınız. Bu hazırlıkları bir kaç gün sığınakta kalacağınızı varsayarak yapınız.
    Dışarıda bulunuyorsanız; ikaz haberini duyunca hemen sığınabileceğiniz bir sığınak veya sağlam bir bodrum, duvar dibi veya bir çukura yaklaşınız.
    Hemen gidilmesi mümkün ise evinize veya iş yerinize gidiniz.

    2- Kırmızı İkaz(ALARM)
    Hava saldırısı tehlikesi olduğunu işaret eden kırmızı ikaz, 3 dakika süren yükselip alçalan dalgalı siren sesi ile duyurulur.
    Bu ikazı duyunca; Sarı ikaz sırasında eksik kalanları tamamlayınız, gerekli olan malzemeleri de yanınıza alarak hemen sığınak yerine gidiniz. Tehlike geçti ikazı verilinceye kadar sakin bir şekilde burada bekleyiniz.


    Bina dışında bulunuyorsanız; hemen en yakın bir sığınak veya sağlam bodrum, duvar dibi veya çukur bir yere sığınarak saklanınız. Tehlike geçti ikazına kadar sükûnetle bekleyiniz.


    3- Radyoaktif Serpinti İkazı (Alarm)
    Radyoaktif serpinti tehlikesini işaret eden bu ikaz ise 3 dakika süreli kesik-kesik siren sesi ile duyurulur.

    Bu ikazla hemen, yukarıda olduğu gibi gereken malzeme ve yiyecek maddeleri ile birlikte sığınak veya sığınma yerlerine gidiniz. Yapılacak uyarılara hazırlıklı bulunuz.


    4- Kimyasal Savaş Maddeleri Tehlikesi İkazı (Alarm)
    Saldırının kimyasal silahlarla yapılması halinde, ikaz radyoaktif serpintide olduğu gibi 3 dakika süreli kesik kesik siren sesi ile ve Radyo - Tv den verilir.
    Bu ikazı duyunca, bulunduğunuz binada sığınak veya sığınma yeriniz yoksa
    · Konutların ve işyerlerinin iç kısımlarında penceresi az ve korunmaya elverişli bir bölümü sığınma yeri olarak seçiniz.
    · İçeriye gaz sızmasını önlemek için kapı ve pencere gibi yerlerin çevresi ve aralıklarını bant macun veya çamaşır suyuna batırılmış bezlerle kapatınız.
    · Ağız ve burunu ıslatılmış bez arasına konulmuş ıslak pamukla maskeleyiniz.
    · İlk yardım malzemeleri, depolanmış su ve temiz bezleri alarak sığınma yerinde tehlike geçti haberine dek bekleyiniz.

    Dışarıda bulunuyorsanız;
    En yakın kapalı yere giriniz, yalnız kapalı yere girmeden önce, elbiselerinize gaz bulaşmış olabileceğinden, elbiselerinizi yıkayınız veya değiştiriniz, mümkünse naylon torbaya koyunuz. Cildinizi de bol su ile yıkayınız. Su yoksa temiz bir bezle bulaşan yeri sürtmeden emdirilerek temizleyiniz. Kimyasal gaza maruz kalmış kişide nefes alma zorluğu, baş dönmesi, kusma, kızarıklık ve gözlerde yanma, şişme görüldüğünde, yine bol su ile bu bölgeleri yıkayınız. Kişiyi sıcak tutunuz, fazla hareket ettirmeyiniz. En kısa zamanda tedavi merkezlerine ulaştırmaya çalışınız.
    Kirlenmiş araç ve gereçlerinizi deterjanlı su veya çamaşır suyu ile temizleyerek gerekirse kullanınız.

    5- Tehlike Geçti (BEYAZ İKAZ)
    Tehlike geçti işareti, radyo, televizyon, hoparlör, megafon gibi araçlarla duyurulur. Bu haberi duyunca sığındığınız yerden çıkarak normal yerlerinize dönünüz, yardıma muhtaç olanlar varsa yardım ediniz.
    Bu İkaz ve Alarm işaretlerini tanımak, tanıtmak ve alınacak tedbirleri bilmek, olağanüstü hal ve savaş durumundan en az zararla çıkmamızı sağlayacaktır.

     
  8. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Afet Eğitimi Hazırlama Günü

    NÜKLEER, BİYOLOJİK, KİMYASAL (NBC) SAVAŞ VE KORUNMA
    NÜKLEER SİLAHLAR
    GİRİŞ
    Nükleer silah deyimi bize; atom çekirdeğini hatırlatmaktadır. Çünkü bir atomun parçalanması ya da iki atomun birleşmesi halinde açığa çıkan enerjiden istifade edilerek nükleer silahlar yapılmış ve geliştirilmiştir. Bu enerji, gerçekte çok fazla ise de faydalanılan kısmı gayet azdır. Fakat bir bombada milyarlarca atom bir anda parçalandığı ya da birleştiği için açığa çıkan enerji astronomik rakamlarla konuşulacak düzeye ulaşmakta ve bu enerjiyi anlatacak birim, bildiğimiz ölçülerden farklı, onların dışında bir şey olmaktadır. Bu kısa açıklama, atom ve hidrojen silahlarının ayrı esaslara göre yapıldıklarını ve klasik silahlardan başka nitelikte olduklarını göstermeyecektir. Atom silahları (Nükleer silahlar), fisyon olayından istifade edilerek yapılmıştır. Bu olay, bazı ağır metal (uranyum, plutonyum gibi) atomların nötron bombardımanı sayesinde eşit olmayan iki parçaya ayrılmasıdır. Bu esasa göre yapılan silahlar için enerji birimi kiloton (KT), 1.000 ton T.N.T (Dinamit) nin yıkma gücüne eşit bir basıncın ifadesidir. Hidrojen silahları (Termonükleer silahlar), füzyon olayından faydalanılarak yapılmıştır. Bu olay bazı ağır hidrojen (döteryum, trityum gibi) atomlarının çok şiddetli ısı karşısında birleşmeleridir. (Bu ısıyı ancak bir atom infilakı verebilmektedir). Bu esasa göre yapılan silahlar için kudret birimi megaton (MT) dur. Megaton 1.000.000 ton T.N.T.nin yıkma gücüne denk bir basınçtır. Gerek atom, gerekse hidrojen silahları infilak ettirildikten sonra yaptıkları etkinin özelliklerinden hiçbir fark göstermediklerinden hepsine birden NÜKLEER SİLAH deyimini kullanmakta bir sakınca yoktur.


    NÜKLEER SİLAHLARLA KLASİK SİLAHLAR ARASINDAKİ FARKLAR
    Nükleer silahlarla klasik silahların karşılaştırılması ise bize şu sonuçları vermektedir. 1. Klasik silahlar bir amaç (Yan etkileri hariç) için kullanıldıkları halde, nükleer silahlar aynı anda bir çok etkiyi birden yapabilmektedirler. 2. Klasik silahlarda etki alanı olarak sokak ya da binalar kabul edildiği halde, nükleer silahların en küçüğünün (Nominal bomba=20 KT.'luk) etki alanını kilometrelerle ifade etmek gerekmektedir. 3. Klasik silahlarda en ağır etkili bir tahrip bombasının etki süresi saniyenin 1/100'ü olduğu halde nominal atom bombasındaki basınç etki süresi 7/10 saniye; nominal bombanın 500 katı olan 10 M.T'luk Hidrojen bombasında 5 saniyedir. 4. Klasik silahlardan olmayan radyolojik etki, nükleer silahların infilakı halinde diğer etkilerle birlikte radyolojik etkileri de ölüm ve hastalık saçar. Ayrıca silahın yerde veya yere yakın infilakında radyoaktif serpinti tehlikesi doğar.

    ATOM VE HİDROJEN BOMBALARI ARASINDAKİ FARKLAR
    Bu silahların belirtilmesi gereken başlıca farklılıkları şunlardır; 1. Hidrojen silahları istenilen kudrette yapılabildiği halde atom silahları için sınırlı kudret söz konusudur. 2. İki silahın etki alanları değişiktir. Aynı ağırlıkta olan iki silahtan; hidrojen silahlarının etki alanı yarıçapı atom silahlarının 2,5 katıdır.

    NÜKLEER SİLAHLARIN ETKİLERİ
    Bir nükleer infilakta, ilk önce silahın kudretine göre yarıçapı değişen bir ateş topu hasıl olur. Ateş topunun merkezindeki ısı, güneşteki ısıdan 2-3 defa daha fazladır. İşte aşağıda incelemeye başlayacağımız bütün etkiler etrafa bu ateş topundan yayılmaktadır. Nükleer silahların etkileri; Ani Etkiler ve Kalıntı Etkiler olarak ikiye ayrılır.
    1) Ani Etkiler (Patlamadan sonra ilk 1 dakika içerisinde meydana gelir)
    -Işık,
    - Isı,
    -Ani Nükleer Radyasyon
    -Basınç (Blast)
    -Elektromanyetik Pals

    2) Kalıntı Etkiler (Radyoaktif Serpinti)
    Radyoaktif serpinti bomba patladıktan 30-60 dakika sonra başlar. Nükleer infilakın bütün etkilerini 100 kabul edersek, bu etkilerden:

    -%35'i Isı (Işık ile birlikte gelmektedir).
    -%5i Ani Nükleer Radyasyon
    -%45'i Basınç (Blast)
    -%15'i Kalıntı Etki (Radyoaktif Serpinti)
    olarak karşımıza çıkmaktadır.


    ANİ ETKİLER
    1. Işık
    Nükleer şimşek adı da verilen bu ışık güneşten birkaç defa parlak olduğu için pırıl pırıl güneşli bir günde bile bir nükleer infilakı rahatça haber verebilecek niteliktedir. Ancak, muayyen-mesafeler için çıplak göze, direk ulaştığı takdirde 15–45 dakika süren geçici bir körlüğe sebep olmaktadır. Nükleer şimşekten korunmak için saydam olmayan her çeşit ekrandan istifade edebiliriz. Bu ekran, ince bir kağıt bile olabilir. (Işığın öldürme gücü olmadığından % hesabında ayrıca yer verilmemiştir).

    2. Isı
    Nükleer ısı radyasyonları, nükleer şimşeğin beraberinde gelmektedir. Bu sebeple belirli bir uzaklıkta ve açıkta bulunan şahıslar için çok tehlikeli olurlar.
    Isı radyasyonlarının özellikleri,
    -Devamlıdır,
    -Çok süratlidir,
    -Çevre, ısısını ani olarak yükselttiğinden geniş çapta yangınlara sebep olur,
    -Mesafe ile azalır,
    -Nüfus hassası yoktur,

    şeklinde özetlenebilir.

    Bu özelliklere göre ısı radyasyonları incelenirse görülür ki ışık hızındadırlar ve silahın kudreti ile değişen bir devamlılıkları vardır. Ancak infilak yerinden uzaklaştıkça şiddetinden kaybetmekte ve saydam olmayan bir hail (ekran) tarafından hailin tutuşma ve yanma kabiliyeti ile ters orantılı olarak durdurulabilmekte ya da şiddeti azaltılabilmektedir. Yine bu yüzden belirli çevrelerde çok şiddetli (yanma kabiliyetinde olan her şeyin tutuştuğu) ve yine belirli çevrelerde çabuk tutuşan maddelerin çıkardığı yangınlar görülmektedir.


    3. Ani Nükleer Radyasyon
    Öldürme kudretinde olan bir etki de ani nükleer radyasyondur. Bu etkilerden söz edilince hemen akla gelen en önemli tehlikeler; alfa ve beta partikülleri ile nötronlar ve gama ışınlarıdır. Bunlardan:


    a) Alfa Zerreleri
    2 nötron, 2 protonu olan pozitif elektrik yüklü partiküllerdir. Menzilleri birkaç santimetre içinde olup nüfuz hassasları yoktur.


    b) Beta Zerreleri
    Negatif elektrik yüklü ve çok küçük kitlesi olan bir iyondur. Menzili 4-
    5 metre kadar olup nüfuz kabiliyeti bulunmamaktadır.


    c) Nötronlar
    Elektrik yükü olmayan fakat atom çekirdeklerinden fırladıklarında radyoaktif olmaya müsait cisimlerin atomlarını parçalayıp onları suni olarak radyoaktif hale getiren zerrelerdir. Büyük tehlike yaratacak kabiliyettedirler fakat menzilleri 100 metreden biraz fazladır.


    d) Gama Işınları ve Gama Işınlarının Özellikleri
    Yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar halinde intişar eden bu etkinin hem uzun menzilli ve kitlesiz oluşu, hem de engel tanımayan bir nüfuz kabiliyeti bulunuşu tehlikeyi çoğaltmaktadır. Bu sebeple Ani Nükleer Radyasyon denince hemen "Gama Işınları" akla gelir.

    Gama Işınlarının Özellikleri

    -Devamlıdır,
    -Çok süratlidir,
    -Hissedilmez,
    -Büyük bir nüfuz hassası vardır,
    -Kısa bir süre için tesirlidir,
    -Öldürücüdür,
    -Cansızlara etkisi yoktur.

    Şu halde gama ışınları bir dakika ya da biraz fazla devamlılığı olan, ışık hızında intişar eden, duyu organları ile varlığını anlamak mümkün olmayan ve hücreleri iyonize ederek insanı hasta edip öldürebilen bir tehlikedir. Bunlardan daha önemlisi bu ışınları hiçbir engelin tamamen durdurma imkanı sağlayamamasıdır.

    Önemli özelliği kısa bir süre için etkili oluşudur ve cansızlara etkisi olmadığından herhangi bir yan etkisi söz konusu değildir. Örneğin: Gama ışını etkisinde kalmış gerek su, gerek çiğ ve pişmiş gıda maddelerinin içilip yenilmesinden bir zarar doğmayacağı gibi maden, taş ve toprak gibi diğer maddeler de ayrıca bir tehlike teşkil etmezler.

    Burada korunma yönünden en çok üzerinde durulması gereken, özellikle gama ışınlarının nüfuz kabiliyetidir ve sorulacak bir soru vardır; "Madem ki gama ışınlarını hiçbir engel tamamen durduramıyor, o halde hangi engel, ne kadar durdurma imkanı tanır?"

    Bu sorunun cevaplandırılması suretiyle korunmanın esasları da verilmiş olacaktır. Hailler (engeller), yoğunluklarına göre gama ışınlarını durdurma yeteneğine sahiptir. Yoğunluğu en çok olan madde, en fazla yarı kalınlık veren maddedir. Bildiğimiz maddelerin yoğunluklarına göre hangi kalınlıkların yarı kalınlık sayılabileceğini şöyle sıralayabiliriz.
    Sıkıştırılmış toprak için 15 cm
    Kurşun için 1,25 cm
    Çelik için 3,75 cm
    Beton için 12,50 cm
    Briket için 15 cm
    Tuğla için 15 cm
    Taş için 15 cm
    Ağaçlar için 20-
    25 cm
    Su için 33 cm



    4. Basınç (Blast)
    Ateş topundan yayılan yoğun ısının genişleyerek havayı itmesi sureti ile meydana gelen basınç etkisi, infilak yerindeki boşluğu dışarıdan soğuk havanın hücum etmesi yüzünden iki yönlü olarak görülür. İlk tesir sırasında tamamen yıkılmayan binaların, emme safhası da denilen ikinci safhada yıkılmaları bu sebeptendir.


    Genel etki tablosunda %45 olarak gösterilen basınç etkisinin özellikleri:

    -Devamlıdır,
    -Yavaş seyreder (Ses hızından),
    -Endirekt yangınlar çıkarır,
    -Bina ve köprüleri yıkar.

    Bu özellikleri biraz açarsak korunma bakımından bazı faydalı sonuçlar elde etmek mümkün olur. Silahların kudretine göre devamlılık süresi değişen etki, diğer etkiler gibi ışık hızında değil, ses hızında etrafa yayılmaktadır (340 m/s). Bu yavaş gidiş, bilhassa açıkta bulunanların diğer tesirlerinden zarar görmemeleri halinde basınçtan korunma için zaman kazanmalarını mümkün kılar. Nükleer şimşek kendileri için bir ikaz vazifesi görecek ve bu şahıslar korunacak bir yer tedarik edebileceklerdir. Bina ve köprüleri yıkar diye kısaca ifade edilmesinin sebebi büyük bir yıkma ve parçalama gücünün varlığını anlatmaktır. O kadar ki 20 KT.luk bombanın killi toprak sathında infilakı halinde 90 metre yarıçapında ve 12 metre derinliğinde bir kuyu (krater) açabildiği söylenirse basınç gücünün azameti kolayca anlaşılacaktır. Hele bu silah 10 MT.luk ise bu kraterin derinliği 51, yarıçapı 660 metre olacaktır.

    Böyle bir basıncın harap edeceği binalarda birçok elektrik kontağı, havagazı patlaması ve daha çok mevcut ateşin dağılması sonucunda sayısız yangın başlangıçları da görülecektir. Bu yangınlar endirekt yangınlar diye adlandırılmışlardır.


    5. Elektromanyetik Pals
    Elektromanyetik pals, elektronik devreler kullanan modern cihazları bozmak, istenmeyen sinyal çıkarmasına neden olmak suretiyle malzeme hasarına neden olur.


    KALINTI ETKİLERİ (Radyoaktif Serpinti)
    Gelecekteki savaşların tehlikelerinden belki en büyüğü olan nükleer silahların, yurt ölçüsünde karış karış, taş taş korunulması gereken tek etkisi müteakip tehlikedir. Bu tehlike "Kalıntı Etkileri" veya "Radyoaktif Serpinti" diye de adlandırılabilir. Bu tehlikenin meydana gelebilmesi için nükleer bombanın yere veya yere yakın infilak ettirilmesi şarttır. Örneğin; İkinci Dünya Savaşı
    sırasında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirleri üzerine atılan 20'şer kilotonluk atom bombaları 305 metre (1000 feet) yükseklikte patladıkları için havada infilak sayılır. Zira 20 kilotonluk bomba için serpinti hasıl edebilecek en fazla yükseklik 180 metredir.

    Verilen örnekten çıkarılan sonuç şudur;
    Nükleer silahlar kudretlerine (ateş topu yarıçaplarına) göre değişen belirli bir yüksekliğin üzerinde infilak ederse radyoaktif serpinti tehlikesi meydana getirmezler. İşte her silah için başka olan bu yüksekliğe "KRİTİK YÜKSEKLİK" denir. Bu yükseklikten başlamak üzere daha aşağıya inildikçe serpinti tehlikesi artacak ve satıhtaki infilakta en çok olacaktır. Bunun sebebi satıh infilaklarında arz sathında bulunan taş, toprak, sıva, tuğla gibi maddelerle kalay, nikel, demir, bakır, alüminyum ve daha akla gelebilecek her çeşit maddelerin veya toprak içindeki filizlerin en fazla parçalanabilmesi ve en fazla nötron etkisine maruz kalarak en fazla radyoaktif hale gelebilmesidir. Radyoaktif hale gelen bu parça ve zerreler kısmen ateş topu içinde eriyerek hatta buharlaşarak atomik bulutu teşkil edecekler ve atmosfer dahilinde (mümkün olursa troposferin bittiği yere yani 30000 metreye kadar) yükseleceklerdir. İşte ateş topu ile birlikte yükselen bu parça ve zerrelerin yerçekimine uyarak yeniden arz sathına dökülmesi olayına "RADYOAKTİF SERPİNTİ=FALL-OUT" diyoruz.


    Kalıntı tehlike, yersıfır noktası ve dolayları için elbette yalnız radyoaktif serpintiden ibaret değildir. İnfilak yerinde meydana gelen çukur (krater) ve çukurun etrafında radyoaktif hale gelmiş, fakat ağırlıkları ya da yerden kopmamaları yüzünden yükselememiş o kadar çok şey vardır ki sadece bunların varlığı bile o bölgeyi yaşanmaz durumda saymak için kafidir, yükselenlerinde en ağır olanları yine yersıfır dolaylarına serpilecek, üstelik burada alfa ve beta tehlikesi ile fisyona iştirak etmeyen ya da fisyon artığı sayılacak kritik maddelerin tehlikesi de en yüksek düzeyde bulunacaktır (Niga bölgesi).

    Daha hafif olan radyoaktif toz ve zerreler, atomik bulutun çıkabildiği yükseklikte rüzgarların şiddeti ve yönüne göre bir taraftan sürüklenecek, bir taraftan da dökülmeye devam edeceklerdir. Bu sürükleniş ve dökülüş sebebiyle arz sathında teşekkül edecek serpinti sathının şekli yaklaşık olarak kenarları çok girintili çıkıntılı basık bir elipse veya puro sigarasına benzeyecektir. Bu sahanın 10 megatonluk bir hidrojen bombasına göre teorik eni, boyu hakkında fikir edinmek gerekirse; Yüksekte esen rüzgarların müsait olması halinde eni 80, boyu 1600 kilometreye, müsait olmaması halinde eni 160 ve boyu 800 kilometreye ulaşacaktır denebilir.

    Böyle bir saha içinde birçok şehir ve kasaba bulunacağı gibi sayısız köy, çiftlik, mandıra, sınai ya da iktisadi tesis, bağ, bahçe, tarla bulunacak ve işte bizim asıl problemimiz buralarda oturan ve çalışanların korunması olacaktır.

    Radyoaktif Serpintinin Özellikleri



    1. Kalıcıdır
    Ani tesirlerde "Devamlıdır" anlatımı kullanıldığı ve süre verildiği halde serpinti tehlikesi için "Kalıcıdır" denilmiştir. Bunun sebebi radyoaktif serpinti tozlarının düştükleri yerden uzaklaştırılmaları bazı şartlarda mümkün olabildiği halde yok edilmeleri ya da çürüme hızını artırma olanağının bulunmamasındandır. Serpinti tozlarını yakmak dahi yok etmek için yeterli değildir.

    2. Nereye Gideceği Önceden Bilinmez
    Devletin kiminle ne zaman ve hangi şartlar altında düşman duruma geçeceği bilinmeyeceği gibi, komşu devletlerden hangisinin böyle bir durumda kalacağı da kestirilemez. Seferberlik ve savaş ilanından sonra bile hangi hedef bölgelerini, hangi gün ve saatte, hangi kudrette bir silahla taarruza uğrayacağı bilinemez. Bütün bunlardan başka 20-
    30000 metre yüksekte esen rüzgarın şiddet ve yönünü tespiti de nükleer saldırıdan sonra yapılırsa ancak faydalı olabilmektedir. O halde bir hassas bölgede ve muhtemelen yersıfırda, önceden tahmin edilen bir silahın tahmin edilen yükseklikte patlatıldığını kabul etsek; yalnız rüzgâr sebebiyle tehlikenin ne tarafa gideceğini ve nereleri etki altına alacağını bilmek bir yana, tahmin dahi edemeyiz. Serpintinin, yurt ölçüsünde tedbir alınmasını gerektiren özelliği budur.

    3. Geniş Sahaları Kaplar
    Ani tesirlerin etki alanlarından söz edilirken yer sıfırları merkez kabul olunan ve belirli yarıçapları bulunan etki alanları belirtilmiştir. Halbuki serpinti tesiri için durum tamamen değişiktir. Bu etki yalnız yersıfır ve dolaylarını değil, infilak yeri ile hiç ilgisi olmayacak kadar geniş ve uzak mesafeleri tehdit eder. Öyle ki komşularımızdan herhangi birisi nükleer taarruza uğrasa ve yurdumuz yüksekten esen rüzgarların esişi yönünde bulunsa, silahın serpinti tesiri birçok şehir, kasaba, köy ve tesislerimizi etki altına alabilecektir.

    4. Duyu Organları İle Varlığı Anlaşılmaz
    Yer sıfır civarında başka ve daha uzak yerlere dökülen radyoaktif partiküllerin kitleleri öyle küçüktür ki bunların gözle görülmesi, birçoğunun bir araya gelmesi halinde bile mümkün değildir. Bu kadar küçük kitlelerin yere düştüğünde ses çıkaramayacağı meydandadır. Kokusu ve özel bir lezzeti olmadığına göre
    "Duyu organları ile anlaşılmaz." deyiminin çok uygun bir ifade olduğu sonucuna varılmaktadır. Tehlikenin bu özelliği yüzünden; varlığını anlamak, derecesini ölçmek için Radyak Aletleri kullanılır.

    5. Öldürücüdür
    Öldürme mekanizmasına, ani nükleer radyasyon etkisi içinde bulunan gama ışınlarından söz edilirken değinilmişti. Burada, "Hücrenin iyonize olmasına sebep olur" demekle yetineceğiz.


    6. 7x10 Kaidesine Göre Çürür
    Çürümenin zaman ile olan ilgisi ileride yeniden ele alınacak ve 7x10 kuralı anlatılacaktır. Tehlikenin bu özelliği çürümenin ilk anlarda çok hızlı bir tempo ile devam etmesine karşılık, zaman uzadıkça çürüme hızının azaldığını ifade ediyor. Kızgın bir demirin soğumasında olduğu gibi bir demir çubuğu ateşte kızdırırsak rengi beyaza yakın olur. Ateşten çıkarınca hemen kırmızıya ve siyaha döner. Fakat "Asıl rengini aldı" diyerek elimizde tutmamız mümkün müdür? Bunun mümkün olabilmesi için çok zamana ihtiyaç bulunduğunu hepimiz biliriz.


    7. Tehlike İnfilaktan 30-60 Dakika Sonra Başlar
    İnfilak anında radyoaktivite diye bir problem yoktur. Sadece yersıfır ve dolaylarında kalıntı tesirleri (Radyoaktif hale gelip de emilememiş büyük parçalar, fisyon artıkları, nötronlar, alfa ve beta zerreleri) vardır ki buralarda zaten ani tesirler en yüksek düzeydedir. Serpinti atomik bulut halinde yükselen radyoaktif haldeki parça ve zerrelerin yeryüzüne dökülmesi demek olduğu, bu çıkış ve iniş için zamana muhtaç bulunduğundan tehlike silahın kudretine ve infilak ettirildiği yüksekliğe bağlı olarak infilaktan en az 25-30 en çok 60 dakika sonra başlamaktadır. Serpintinin bu özelliği, bilhassa tehlike (hasar) bölgesinde bulunan kılavuzlar ve bu bölgede yaşayan halk için hayati önemde bir çok işler görülmesini, hazırlıkların yapılmasını mümkün kılmıştır.


    Radyasyon Hastalıkları
    Özellikleri yeter bir açıklıkla anlatıldığı serpinti sebebiyle tehlikeye maruz kalanlar iki ayrı şekilde hasta olurlar.

    1. Radyasyon Hastalığı
    Gama ışını neşreden kaynak bizden az ya da çok bir uzaklıktadır. Bu kaynak bize nükleer radyasyon, vücudumuzdaki organları meydana getiren dokuların hücrelerinde iyonizasyon ve sonuç olarak hücrelerin ölümüne sebep olur. Hücre ölümü ile yerine koyma organındaki aksama hastalanmayı, bu olayın devamı ise ölümü doğurur.

    2. Radyoaktif Zehirlenme
    Nükleer radyasyon kaynakları nefes alınırken solunum yol ve organlarına, bulaşmış yiyecek ve içeceklere dikkat edilmezse sindirim organlarına açık yara veya yaralardan doğruca kana yani dolaşım sistemine girebilir. İşte radyoaktif zehirlenme bu tür hastalanmaya verilen addır. Bu hastalanma şeklinde kaynak hangi yol ya da yollardan olursa olsun vücuda girmiştir. Şualanma yakından olmaktadır. Hasta (zehirlenen), her türlü korunma olanağından yoksundur.

    Hastalık Belirtileri
    Serpinti tehlikesi insanı çabucak öldürüveren bir tehlike değildir. Etki insan vücudunda zamanla harabiyete sebep olur. Belirtileri azar azar meydana çıkar. Zaman uzadıkça belirtileri çoğalarak hastalık gelişir ve nükleer radyasyon almaya devam edilirse bir hafta veya haftalar sonra ölümle sonuçlanır. Biriktirildiği tespit edilen radyasyon miktarı az ölçüde, yahut hastalanan şahıs çok mukavemetli ve artık hastanın radyasyon alması önlenmiş ise istirahat ve iyi bir bakım ile iyileşecektir. Ancak burada belirtilere değinmeden hastalık yapabilecek dozlarla, ölüme sebep olabilecek dozların, kesin ölüm dozu ile herkes için tehlikesiz biriktirilebilecek dozun açıklanması gerekir.
    En aşağı düzeyde başlayıp %100 ölüm dozuna kadar olmak üzere radyasyon etkileri şöyledir.

    75 röntgene kadar : Herkes için tehlikesiz alınabilecek radyasyon miktarı
    75 röntgen : Savaş dozu
    150 röntgen : Hastalık başlangıç dozu
    300 röntgen : Ölüm başlangıç dozu
    450 röntgen : %50 öldürücü doz
    600 röntgen : Herkes için %100 ölüm dozu

    Gerek radyasyon hastalığı, gerekse radyoaktif zehirlenmesi seyri ve sonucu itibariyle hastalık belirtileri başka başka olmadığından hissedildiği ya da başkaları tarafında fark edildiği andan itibaren bu belirtilerin;

    -Halsizlik, isteksizlik, bitkinlik,
    -Mide bulantısı, baş dönmesi,
    -Mide bulantısı, kusma, baş ağrısı,
    -Kusma, şiddetli baş ağrısı,
    -Kusma, ateş yükselmesi, kanlı ishal,
    -Kusma ve kanlı ishalin devam etmesi, ölüm.
    Şeklinde yaklaşık bir sıraya sokulabilir.


    Radyasyondan Korunmada Ana Prensipler
    Nükleer infilakın kalıntı tesirleri, radyoaktif çürüme tamamlanıncaya kadar derece derece korunma zorunluluğu bulunan ve korunma kurallarına uymayanları öldürebilen kesin bir tehlikedir. Bu büyük tehlikeden korunmada üç ana prensip vardır.


    1. Mesafe
    Tehlikeden korunma durumunda bulunan canlı ile radyoaktif kaynak yahut radyoaktiviteli alan arasındaki mesafenin canlının korunması bakımından başlı başına rol oynadığı bilinmelidir. Zira böyle bir alandaki canlının aldığı radyoaktivitenin üçte biri dört metre yarı çapında bir daire içinden, yarısı
    7,5 metre yarıçapında bir daire içinden, dörtte üçü 30 metre yarıçapında bir daire içinden, geri kalanı da daha uzaktan gelir. Bunu başka türlü söylemekte mümkündür. Radyoaktif kaynakla arasındaki uzaklık dört metre olan bir canlı bu kaynaktaki şiddetin üçte birinden, uzaklığı 7,5 metre olan canlı yarısından, uzaklığı 30 metre olan canlı ise dörtte üçünden korunmuş (masun) dur. Örneğin: Radyoaktiviteli bir alandaki şiddet 240 r/s. olsun. Başka korunma olanağı bulunmayan bir insan bu alana 4 metre uzaklıkta ise bu insanın vücudunda bir saatte 160 röntgenlik, 7,5 metre uzaklıkta ise 120 röntgenlik ve 30 metre uzaklıkta ise 60 röntgenlik bir birikme (AKÜMÜLATİF) doz olacaktır. O halde serpinti sığınağı yapmak için seçilecek yerin; bir binadaki üst kat yerine bodrum, kenarda bulunan oda yerine ortadaki bir oda olmasına dikkat edilmelidir.

    2. Engel
    Tehlikeden korunma zorunluluğunda olan canlı ile radyoaktif kaynak arasında ne kadar fazla yarı kalınlık sağlayan bir engel varsa o canlının göstereceği etki aynı ölçüde az olacaktır.

    Ani tesirler incelenirken Ani nükleer radyasyon içindeki gama ışınlarının daha aktif oldukları belirtilmiştir. Serpintiden intişar eden gama ışınları ise diğerlerine oranla az aktiftir. Bu sebeple korunma bakımından gereken yarı kalınlıklarda değişiklikler vardır. Az aktif oldukları bilinen kalıntı tesirlerinden korunmayı sağlayacak yarı kalınlık hesaplarının:
    Çelik için : 1.8 cm.
    Beton için :
    5.6 cm.
    Briket, tuğla,taş, kerpiç ve
    sıkıştırılmış toprak için :
    7 cm.
    Gevşek toprak için :
    8 cm.
    Üzerinden yapılması amaca yetecektir.


    Ancak çok uzun süreli bir korunma söz konusu olduğundan ne kadar fazla yarıkalınlık sağlanırsa, sığınak diye seçilen yerdeki koruma faktörünün o kadar yüksek yani sığınağın içindekileri o kadar iyi koruyacağı anlaşılır.

    Aşağıdaki resimlerde bir nükleer saldırı sırasında ne gibi hallerde ne şekilde hareket edilmesi gerektiği gösterilmektedir.
    3. Zaman
    Her şeyden önce bilinmelidir ki zaman, sığınakta da açıkta da aynı şekilde çalışır. Daha doğrusu dışarıdaki etkisi ile sığınaktaki etkisi arasında zamanla azalma bakımından hiç fark yoktur. Fakat uzun süre korunulması gereken bu tehlikeden zaman ile çok yakın bir ilgisi vardır ve tehlikeyi yok eden tek unsurdur. Tehlikenin özelliklerinden söz ederken anlaşıldığı gibi çürüme ilk anlarda çok hızlıdır. Zaman uzadıkça hızından kaybederek devam eder ve sona erer.


    İnfilak anında böyle bir tehlike (yersıfır ve yakın dolayları hariç) mevcut olmadığından ve özellikleri açıklanırken kaydedildiği gibi tehlikenin başlaması 30 ile 60 dakikalık gecikmeye uğradığından, kalıntı etkisi için başlangıç zamanı silahın patlamasından bir saat sonrası kabul edilmektedir. İnfilak anını (H) harfi ile gösterelim ve bir saat sonraki radyoaktivite şiddetini 1000 r/s. farz edelim. Çürümenin zamanla nasıl oluştuğunu inceleyelim.
    H + 1 de 1000 r/s. ise
    H + 7 de 100 r/s. e
    H + 7x7 (2 gün) de 10 r/s. e ve
    H + 7x7x7 (15 gün) de 1 r/s. ve düşer
    H + 7x7x7x7 (3 ay) de ise 0.1 r/s. olacaktır.

    Başlangıç olarak ele alınan H +1 den 45 dakika sonra şiddetin yarıya indiği de bilindiğine göre hakikaten serpintinin çürümesi önce çok süratli olduğu halde zaman uzadıkça hız azalmaktadır. İşte bu kuralın yukarıdaki zaman şiddet tablosuna 7x10 KAİDESİ denilmektedir.
     
  9. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Ce: Afet Eğitimi Hazırlama Günü

    BİR NÜKLEER SALDIRI OLDUĞUNDA ALINACAK TADBİRLER

    1. Dışarıda iseniz;
    — Patlama ışığını görür görmez, hemen çukur bir yere veya duvar dibine veya kuytu bir yere YATIN!
    — Kollarınızı başınızın üstünde kavuşturun! (gözler kapalı olacak veya ışığı görmeyecek)
    — Dizlerinizi karnınıza doğru çekip KAPANIN!
    — Çıplak yerlerinizi (giysilerinizle) ÖRTÜN!
    — Bu durumunuzu ışık, yakıcı hava hareketi ve yıkılmalar sona erene kadar koruyun (1 dk.)
    — Bombanın patladığını kuvvetli ışıktan hemen anlayın.
    — Sonra da kalkıp telaş etmeden en yakın sığınağa yönelin; SIĞINAĞA GİRMEDEN ÖNDE 30-60 DK. ZAMANINIZ VAR!
    — Ağzınızı ve burnunuzu tozlara karşı bir bezle, elbise parçasıyla vb. koruyun.
    — Sığınağa girmeden önce giysinizdeki tozu mutlaka çırpın, süpürün. Gerekirse değiştirin.
    — El, yüz, saçlar ve diğer çıplak kalmış yerlerinizi mutlaka yıkayın.
    — Sığınakta kullanacağınız gerekli malzemeleri alın ve sığınağa girin.

    2. Evde veya İş Yerinde iseniz ;
    - YAT, KAPAN, ÖRTÜN!
    Fakat cam kırıklarından ve düşen eşyalardan korunmak için:
    - Sırtınızı pencereye dönün.
    - Masa, ranza, koltuk altlarına / arkalarına yatın.
    - Tehlike geçince doğruca sığınağa gitmek üzere yukarıda belirtilen hazırlıkları yapın.

    SIĞINAĞA GİRMEK İÇİN 30-60 DK ZAMANINIZ VARDIR!

    3. Araçta iseniz;
    Parlak ışığı görür görmez:
    - Aracı ve motorunu durdurun.
    - Hemen açık yerlerinizi kapatın
    - Ellerinizi başınızın üzerine koyun ( başınızı koruyun).
    - Sırtınız camlara dönük olarak, dizlerinizin üzerine kapanın. YAT, KAPAN, ÖRTÜN!
    - Tehlike geçince sığınağa giriş hazırlıklarına başlayın. Telaş etmeyin.


    4. Okulda iseniz;
    - Parlak ışığı görür göremez;
    YAT, KAPAN, ÖRTÜN !
    - Derhal sıraların altına girin.
    - Sırtınız camlara dönük olarak kapanın
    - Sonra telaş etmeden öğretmeninizin talimatıyla sığınağa girin.



    İLKYARDIM BİLGİLERİ
    Hasta ve Yaralı Taşıma Yöntemleri
    Bir hastayı yâda yaralıyı güvenli biçimde taşımak için çeşitli yöntemler vardır. Acil durumlarda hasta sedyesiz olarak taşınması gerektiğinde uygulanacak bazı yöntemler aşağıda anlatılmıştır.

    Beşik yöntemi:
    Zayıf hastaların yada çocukları taşımak için bir kolunuzu kalçanın altından geçirip öteki kolunuzla bel üstünden sırta doğru kavrayarak kucaklayın. Kendinizi iyice tartıp dengeledikten sonra yavaş ve güvenli adımlarla yürüyün.

    Sürükleme yöntemi:
    Yaralı yada hasta ayağa kalkacak durumda değilse ve hemen bulunduğu yerden uzaklaştırılması gerekiyorsa kollarını göğsünün üzerinden çapraz toplayın. Sonra hastanın başucunda çömelip ellerinizi omuzların altından geçirerek ve başını da kollayarak yerde geri geri çekin.

    Omuzlama yöntemi:
    Bilinci yerine ve yürüyebilecek durumdaki hastayı ayağa kaldırın. Yanında durarak sizden yana olan kolunu omzunuzun üzerinden boynunuza alıp elini öteki elinizle tutun. Ters taraftaki kolunuzu da hastanın beline dolayarak ve ağırlığını bir ölçüde omuzlarınıza alarak birlikte yavaş yavaş yürüyün.

    Sırta alma yöntemi:
    Hasta ağır değilse ve sarsılmasının pek sakıncası yoksa öne geçip çömelerek iki kolunu boynunuzun iki yanıdan tutup göğsünüzün önünde kavuşturun, sonra ayağa kalkıp, hasta sırtınızda olduğu halde yürüyün.

    Dört el oturağı:
    Bu yöntem, bilinci yerinde ve kollarıyla tutunma yeteneği olan hasta için iki kişiyle birlikte uygulanır. Hastayı taşıyacak kişiler yüzleri birbirine dönük karşılıklı durur. Birbirlerini bileklerini çaprazlama tutarak bir oturak oluşturur. Hastaya sırtından yaklaşarak çömelinir ve hastanın bir kolunu taşıyıcılardan birini diğerini ötekinin omzuna atarak tutunması sağlanır. Sonra ayağa kalkarak hasta kenetlenmiş ellerin üzerinde taşınır.

    İki el oturağı:
    Hasta yaralı veya bitkin durumda ise bu yöntem uygulanır. Taşıyıcılar hastanın iki yanında çömelir. Birer kollarını hastanın kalçasıyla dizleri arasından uzatarak birbirlerini bileklerinde sıkıca tutar ve hastanın buraya oturmasını sağlarlar. Öteki kollarını da hastanın sırtından uzatarak omzunu sımsıkı kavrar ve ayağa kalkıp yavaş yavaş yürürler.

    İtfaiyeci taşıması:
    Bu yöntem hastayı taşırken bir elin boşta kalması gerekiyorsa uygulanabilir. Çocuk veya zayıf hastalara rahatlıkla uygulanabilir. Hasta kendi kendine ayağa kalkacak durumda değilse, yüzükoyun yatırıp başucunda ayakta durun. Kollarınızı hastanın koltuk altlarından geçirerek hastayı önce dizleri sonra ayakları üzerinde kaldırın. Sol elinizle hastanın sağ bileğinden tutun. Başınız hastanın uzanan sağ kolunun altında, omzunuz da karnın alt tarafına gelecek şekilde eğilin ve yavaşça omuzlarınızın üzerine düşmesini sağlayın. Sağ kolunuzu hastanın bacaklarının arasına ya da bacaklarını çevresine dolayın. Hastanın ağırlığını sağ omzunuza alarak ayağa kalkıp vücudunu iki omzunuzun üzerine doğru çekin. Hastanın sağ bileğini sağ elinizle kavrayarak sol kolunuzu serbest bırakın.

    Sandalye ile taşıma:
    Hasta oturacak durumda ise ve merdivenli bir yere götürülecekse bu yöntem uygulanır. hasta sandalyeye oturduktan sonra bir kişi sandalyenin arkasıyla hastayı, ikinci kişi ise sandalyeyi ön ayaklarından tutmalıdır. Sandalyenin iki yanını korkuluklu olması yararlıdır. Sandalye geriye doğru eğilerek kaldırılır.

    İlkyardım Uygulamaları
    İlkyardım kazaya uğrayan birini veya bir hastayı iyileştirme yönünde atılan ilk adımdır. Aşağıda ilkyardım uygulamalarında kullanılan bazı gereçlerle ilgili kısa bilgiler verilmiştir.

    Askı:
    Askılar çoğunlukla yaralı kolları, bilekleri ve elleri koruyup destek sağlamak için kullanılır. Göğüs yaralarında da göğsü desteklemek amacıyla kolları hareketsiz tutan askılar kullanılabilir. Kol askıları kol yaralanmalarında ve bazı göğüs yaralarında uygulanır. Doğru uygulanan bir kol askısında el, dirsek hizasından biraz yukarıda olmalıdır. Bandın altı tüm parmak tırnakları görünür durumda bırakarak serçe parmağın köküne kadar uzanmalıdır. Kol askıları aşağıdaki yöntemle uygulanır:

    • Oturan hastaya askıya alınacak yaralı elini ya da ön kolunu dirsekten daha yüksekte tutması söylenir.
    • Dirsek ile göğüs arasındaki açıklığı kullanarak üçgen bandın bir ucunu dirseği iyice saracak biçimde göğüsle kol arasından geçirin.
    • Kolu tutarak askının alt ucunu kolun üzerinden alın ve yaralı taraftaki köprücük kemiğinin üstündeki çukura gelecek biçimde balıkçı düğümüyle bağlayın.
    • Son olarak tepe noktasını öne doğru çekip bir çengelli iğneyle askının önüne tutturun.
    • Askının ve bandın kan dolaşımını engellememesine özen gösterin ve durumunu buna göre ayarlayın.

    Ayrıca gerekli askı gereci bulunamadığında pratik bir askıya yöntemi uygulanabilir. Örneğin yaralı kol ceket düğmelenerek arasına asılabilir. Ceketin bir eteği yukarı kıvrılarak kol bunun arasın konur ve ceket eteğinin ucu göğse çengelli iğneyle tutturulabilir. Başka bir yöntem de yaralı taraftaki elbise kolunu boşa çıkararak onunla yaralı kolu askıya almaktır. Kanamayı önlemek, sargıyı tutmak, şişmeyi engellemek, eklemlere destek sağlamak, hareketi sınırlamak amacıyla bantlar kullanılır.


    Kanamayı denetim altına almak, akıntıları emmek amacıyla yaraların üzerine örtülen steril koruyucu örtülere sargı adı verilir. Sargı yaparken eller çok temiz olmalı, yara ve çevresi oksijenli suyla temizlenmelidir. Yara bölgesindeki toz, toprak, cam parçaları varsa bunlar bol suyla temizlenmeli ancak yabancı cisim bulunan yaralara sargı yapılmalı üzerine baskı yapılmadan bol miktarda katlanmış steril gazlı bez konulmalıdır. Yaralı bölge sargı bezi ile çok sıkmadan yaranın her yerini aynı ölçüde kaplayacak biçimde sarılır. Sarma işlemi bittikten sonra sargı bezini kenarı flasterle yapıştırılır.
    Bir darbe sonucu ortaya çıkan şişlikleri azaltmak, ağrıyı dindirmek amacıyla soğuk kompres uygulanır. Bir pamuk tampon, havlu ya da benzeri bir kumaş çok soğuk suya batırıldıktan sonra bu hafifçe sıkarak şişliğin üzerine konulur. Tamponun soğukluğu azaldıkça yenisiyle değiştirilir ve uygulama beşer dakika aralıkla olarak sürdürülür. Soğuk kompres için içi buz dolu lastik torba da kullanılabilir.

    Kanamalar
    Damarlarda dolaşan kanın çeşitli nedenlerle damar dışına çıkarak kaybedilmesidir. Damarların bütünlüğünü bozan kesici ve delici yaralanmalar kanamalara neden olur. Vücudun dışından gelen bu tip yaralanmalar özellikle cildin damardan zengin yerlerinde ise bol miktarda kanama görülebilir ya da derine giden bir delici yaralanma büyük damarların kesilmesine yol açarak yaşamı tehdit eden kanamaya neden olur. Yüksekten düşme, trafik kazası ve patlamalar veya kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun iç organlarındaki damarların hasar görmesi sonucunda vücudun iç boşluklarına (kafatası, göğüs ve karın boşlukları) kanamalar olabilir. Bu kanamalara iç kanama adı verilir.

    Dış kanamalar:
    Deride yaralanmaya yol açan zedelenmeler kafa derisi gibi bol damarlı bölgelerde daha fazla kanamaya neden olur. Kanama fazla da olsa bu tür kanamalar temizlendikten sonra sorun çıkarmadan düzelir. Orta boy ve büyük toplardamar ve atardamar kesiklerinde daha önemli kanamalar görülür. Kirli kan taşıyan toplardamarlarda kanın rengi daha koyu akım düzenli ve daha azdır. Temiz kan taşıyan atardamar kanamalarında ise kanın rengi daha açık ve kanama kısa aralıklarla fışkırır tarzdadır.
    Damar kesiklerinde kanamayı durdurmak için damarın üzerine temiz bir bezle veya bulunamazsa elle baskı yapılmalı ve kesilen yerin üzerinden sıkı bir turnike uygulanmalıdır. Büyük damarların kesilmesine bağlı olarak uzun süre devam eden kan kaybı hastayı şoka ve ölüme götürebilir. Kanamayı durdurmak, yaranın temizlenmesini sağlamak ilk adımlardır. Kanamanın durdurulamadığı derin yaralanmalarda hasta daha fazla kan kaybetmeden bir an önce hastaneye götürülmelidir.

    İç kanamalar:
    İç kanamalar dışarıdan belli olmadığından ilkyardımı yapan kişiler ancak hastanın iç organlarındaki hasar sonucunda şiddetli ağrısının olması, renginin solması, soğuk soğuk terlemesi ve bilincinin kapanması gibi şok belirtilerine bakarak iç kanamayı anlayabilirler. Her türlü kırılmada kırık çevresinde bir iç kanama meydana gelir. Örneğin uyluk kemiğinin kalça hizasından kırılması en azından 1 litre kan kaybına yol açan iç kanamaya neden olabilir.
    Dalak gibi bazı organlar bisikletten düşme, otomobilin direksiyonuna çarpma gibi basit darbelerde bile patlayarak cerrahi girişim gerektiren iç kanamalara neden olabilir. Bu bakımdan kazaya uğrayan kişilerin olası iç kanama belirtileri yönünden izlenmelidir. İç kanama durumunda hastayı bir an önce hastaneye yetiştirilmelidir. Bu sırada hastanın tansiyonun daha fazla düşmesini önlemek amacıyla hastayı yatırmak ve bacaklarını yukarı kaldırmak gerekir.
    Kazalar dışında hemofili gibi kanın pıhtılaşmasını bozan hastalıklar ve bazı ilaçlar, kronik karaciğer hastalıkları, bazı kötü huylu hastalıklar, vitamin noksanlıkları hastalarda kanamaya eğilimi artırabilir. Bu hastaların vücudun çeşitli deliklerinden kanama durumunda hemen doktora başvurmaları gerekir. Kadınlarda üreme sistemiyle ilgili nedenler kanamaya yol açabilir.
    İdrar yollarından, makattan gelen kanamalar, kan tükürme ve mide kanamalarında görülen kahve telvesi gibi sindirilmiş kan içeren kusmalar mutlaka doktor müdahalesi gerektiren durumlardır.

    Kırıklar
    Kaza sonucunda kemiklerde çatlak veya kırıklar meydana gelebilir. Kırığın acısı yumuşak doku zedelenmesi ve çatlağa göre oldukça fazla ve dayanılamayacak şiddettedir. Kırıklar kapalı kırık ve açık kırık olmak üzere ikiye ayrılır. Kapalı kırıklarda kırılan kemik derinin üzerine çıkmamıştır. Açık çıkıkta ise kırık kemiğin ucu deriyi delerek dışarı çıkar. Açık kırıklar mikrop kapma yönünden daha risklidir. Kırıklarda uygulanacak ilkyardım yöntemleri şunlardır:
    Kanama varsa yada kırılan kemiğin ucu dışarıda ise temiz bir gazlı bezle derhal sarılmalıdır. Kırılan kemiği yada yerinden oynayan eklemi yerleştirmeye çalışılmamalıdır. Yardım beklerken kazazedenin vücudu sıcak tutulmalı kırık dışında kanama veya başka bir yaralanma varsa bunlar da kontrol edilmelidir. Genel anestezi ve ameliyat olasılığı nedeniyle hastaya yiyecek ve içecek verilmemelidir.
    Yardım gelmediği takdirde ve hastanın nakledilmesi gerekiyorsa kırığın çevre dokuları zedelemeden desteklenmesi gerekir. Özellikle kol ve bacak kırıklarında ve çıkıklarında bölgeyi hareketsiz kılmak amacıyla tahta destekler kullanılır. Varsa kırıklarda kullanılmak üzere özel olarak hazırlanmış atel adı verilen destek gereçleri kullanılmalıdır. Hareketsizlik kırıklarda acıyı hafifletir ve bölgenin daha fazla hasar görmesini engeller. Ancak bu destek kesinlikle çok sıkı olmamalıdır. Hasar gören nokta her iki taraftan sarılarak kıpırdayamayacak şekilde sabitleştirilmelidir.

    Kol kırıkları:
    En rahat pozisyonda kolu göğüs yaslayıp arasını besleyin. Kolun ağırlığını beslediğiniz destekle birlikte, bir bezle omuzdan askıya alın (Ayrıca bkz. İLKYARDIM). Kolun ağırlığın bir tahta parçasını desteğiyle hafifletebilirsiniz. Eğer kol bükülemeyecek durumda ise sarkıtıp vücuda yaslayarak bandajla veya tahta ile destekleyin.
    Bacak kırıkları:
    Kırık veya çıkık bacağı sağlam bacağa destekleyerek bağlayın. Mümkünse iki bacağın arasını ince bir tahta parçası ile destekleyin. Eğer diz bükük kalmışsa aynı şekilde bırakarak destekleyin. Diz kapağı kırıklarında diz bağının üzerine bir şey sarmayın. Bacağın altına topuktan kalçaya kadar olan en az 10 cm genişliğinde bir tahta parçası yerleştirin. Bundan sonra biri baldırda, biri topukta, diğerleri dizin üstünde ve altında olmak üzere 4 adet sargı ile bacağı tespit edin.
    Omurga kırıkları:
    Omurga kemiği kırıklarına özellikle trafik kazalarında sık rastlanır. Omurga kırıkları ilkyardımda en dikkatli olunması gereken konulardan biridir çünkü yapılacak yanlış bir hareket omurga kemiği içinde bulunan omuriliğin zedelenmesi sonucunda felce neden olabilir. Bu nedenle omurga kırığı olabileceği düşünülen düşme, sığ suya atlama, enkaz altında kalma ve trafik kazası gibi durumlarda boyun ve bel kemiği kırıkları olasılığı her zaman göz önüne alınmalı ve bunlara ait belirtiler olmasa bile böyle bir durun varmış gibi hareket edilmelidir.
    Boyun omurlarındaki kırıklarda kazazedenin hareketsiz tutulması çok önemlidir çünkü bu bölgedeki omurilik üzerine yapılan bası hastada düzeltilemeyecek sinir hasarlarına ve ölüme neden olabilir. Omurga kırığı olan hastanın taşınması için en az 4 kişi gerekir. Hasta sert bir sedye veya kapı gibi geniş ve uzun bir tahta parçası üzerinde taşınmalıdır.
    Hastayı bulunduğu yerden sedyeye alırken bir kişi başı vücut ekseninde tutarken biri omuzları biri kalçaları öteki de bacakları tutarak kaldırmalıdır. Kazazedenin yattığı yerde döndürülmesi gerekiyorsa bunu yine birkaç kişi tek bir hareket yapar gibi gerçekleştirmeli ve bu sırada vücudun ve başın bükülmemesine dikkat edilmelidir. Bu koşular sağlanamıyorsa cankurtaran ve yardım ekibi beklenmelidir. Başın hastaneye gidene kadar hareketsiz kalmasını sağlamak amacıyla yanlarına katlanmış giysi gibi sert nesneler yerleştirilmelidir. Başın altına kesinlikle yastık konulmamalıdır. Sırt ve bel kırıklarında da hareketi ve dolayısıyla omurilik zedelenmesini en aza indirmek için aynı önlemler alınmalıdır.
    Baş kırıkları:
    Kafatasında, çenede yada boyunda meydana gelebilecek kırıklar ve darbeler çok önemli olduğundan hemen uzman bir doktor tarafından müdahaleyi gerektirir.
    Çene kemiği kırıklarında kanama olabileceğinden hastayı doktora götürürken kan yutmasını önlemek için baş öne doğru eğik tutulmalıdır.
    Yanıklar
    Giysileri tutuşmuş olan bir kimsenin paniğe kapılarak koşmasını önleyin. Kaza kapalı bir yerde olmuşsa yanan kişinin dışarı çıkması önlenmelidir çünkü hava akımı ve kişinin hareketleri yanmayı arttıracaktır. Yanan kişi hemen yere yatırılmalı, su ile ıslatılmalı veya üzerine halı, battaniye, perde gibi alevleri oksijensiz bırakacak bir örtü atılmalıdır. Alevleri bastırmak için naylon veya kolay tutuşan kumaşlar kullanılmamalıdır. Kazazede yerde yuvarlanmamalıdır, bu daha önce yanmamış yerlerin de yanmasına yol açar.
    Cilt ve cilt altı dokularının alev, buhar, sıcak su gibi etkenlerle tahrip olmasıdır. Yanık derinliği üç derece ile ifade edilir:
    1. derece: Ciltte kızarıklık (güneş yanığı)
    2. derece: Üst derinin tam hasarı ve içi sıvı dolu kabarcıkların oluşması
    3. derece: Cilt altı tabakalarının ve daha derin tabakaların yanması.
    Yanıklar ve haşlanmalar evde ve işyerlerinde sık görülen olaylardır. Özellikle çocuk ve yaşlılarda büyük ve derin yanıklar ölümle sonlanabilir. Yanık deri vücuttan sıvı kaybına neden olduğundan ve enfeksiyon tehlikesi nedeniyle titiz bir şekilde bakılmalıdır.
    Doku hasarını önlemek, ağrıyı ve şişmeyi azaltmak için yanıkları hemen soğutmak gerekir. Soğutmada en etkili yöntem yayan bölgeyi soğuk suyla yıkamaktır. Küçük yanıklar yerinde tedavi edilebilir ancak bebek ve yaşlılardaki yanıklar ayrıca göz, yüz, boyun, el, ayak ve apışarası yanıkları özel tedavi gerektirir. Buharlar, kimyasal maddeler, tahriş edici gazlar ve elektrik çarpmasıyla oluşan yanıklar da hastanede tedavi gerektirir. Bu kişilerde kimyasal maddeler ve duman solunum yoluyla akciğerlere de zarar vermiş olabilir.
    Yanıklarda ilkyardım için izlenecek yöntemler şunlardır:
    • Yanmış deriyi 10 dakika süreyle basınçsız akan soğuk suyun altına tutun. Ağrı dinmezse daha uzun süre soğuk suya daldırın.
    • Yanan alan şişmeye başlamadan önce buradaki yüzük, saat, kemer, ayakkabı gibi sıkı eşyaları yavaşça çıkarın.
    • Yanan bölgedeki yanmış veya yanıcı maddeye bulaşmış giysileri soğumaya başladıktan sonra yavaşça veya mümkünse keserek ciltten uzaklaştırın. Yanığa yapışmış olan şeyleri çıkarmaya çalışmayın.
    • Bu alanı steril bir bezle veya yanıklar için özel olarak hazırlanmış sargılarla kapatın. Yapışkan sargılar kullanmayın.
    • Yüz yanıkları için steril bir bezden maske yapın. Burun, ağız ve gözler için delikler açın.
    • Çok yanmış kol ve bacakları kımıldamayacak duruma getirin.
    • Hastanı bilinci yerindeyse sıvı kaybını karşılamak için sık sık su içirin.
    • Yanıklara losyon veya yağlı maddeler sürmeyin.
    • Kabarcıkları patlatmayın ve yanık alana herhangi bir müdahalede bulunmayın.
    • Tedavi için bir sağlık merkezine başvurun.


    " Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur. "
    M.Kemal ATATÜRK
     
Afet Eğitimi Hazırlama Günü konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kışa hazırlanın!

    Kışa hazırlanın!

    Kışa hazırlanın! Kışın aşırı soğukların yaşandığı yörelerde ya da aylarda, hava koşulları insanların sağlık ve güvenliğini tehdit eder hale gelir. Yollarda buzlanmaya bağlı trafik kazaları ve düşmeler artarken elektrik ve su kesintileri yaşanabilir. İyi ısınmayan evlerde yakılan soba ya da elektrikli ısıtıcılar yangın ve karbon monoksit zehirlenmesi riskini artırır. Soğuğun...
  2. Afet

    Afet

    Bir yerin afete maruz kalması, orada meydana gelecek sıkıntılara, işlerin bir süre akim kalmasına delalet eder. ( Ayrıca Bakınız; Sel.)Rüyada sel, salgin hastalik, yangin gibi bir felaketi görmek, dini ödevlerinizi yerine getirmediginiz için büyük bir günaha girdiginize isarettir. Bir baska rivayete görede: Rüyada bulundugu sehrin herhangi bir afete maruz kalacagini gören kimsenin, dini...
  3. Nassıllar ama (afet afet

    Nassıllar ama (afet afet

    Bittttter papıçları bunlar hanımlar bakmayan pişman bakan perişan sen de gel sen de bak sen de sen beyen :huhe: Pazarcı potansiyeli var bende :D nassı botlar var ama ya çok güzelleride var çok tiksinçleride. Bunlara hasta oldum heee :huhe: Paçalı tavuklar gibi geliyo bu çizme ya :huhe: Hele şu siyah :huhe: korkuluk niyetine kullancan :huhe: Bu da paçalı gibi...
  4. Dilin afetleri

    Dilin afetleri

    Dilin afetleri (dilimizle düştüğümüz günahlar) RAHMETLİ Şerife ninem Arapçayı anadili gibi iyi bilirdi. Çünkü hem babası, hem eşi, hem kayınpederi ve hem de oğlu müftüydü. Onlardan Arapçayı ve dini ilimleri öğrenmişti. Otoriter bir kadındı. Kimseye eyvallahı olmazdı. Fakirlere günlük erzak dağıtırdı. Saygındı. Söyledikleri uygulanırdı. Bazen bizleri oturtur, bizlere kitap okur ve okuduklarını...
  5. 2011 - 2012 Eğitim - Öğretim Yılı İş Günü Takvimi

    2011 - 2012 Eğitim - Öğretim Yılı İş Günü Takvimi

    2012 Yılı Çalışma Takvimi 2011 - 2012 Eğitim - Öğretim Yılı İş Günü Takvimi Merhaba Sevgili Melek'ler... Bu sayfamızda 2011 - 2012 Eğitim - Öğretim Yılı İş Günü Takvimi sunuyor ve gerek sizlerin, gerek ise yoğun istekte bulunan misafirlerimizin talebini gerçekleştiriyoruz.

Sayfayı Paylaş