gebe
  1. Ariza

    Ariza Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Haziran 2009
    Mesajlar:
    1.432
    Beğenilen Mesajlar:
    85
    Ödül Puanları:
    0

    Affet bizi ey ask...

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında Ariza tarafından paylaşıldı.

    Ferhat’ın yoluna çıkan dağın adı unutuldu. Şirin’i hapseden zindanların duvarları çoktan toz oldu. Ferhat’ın Şirin’e aşkı dillerin ucunda sımsıcak konuşuyor, kalplerin taraçalarında terütaze nefes alıp veriyor. Dağ yıkıldı, duvarlar unutuldu, araya girip ayıranların isimleri anılmadı; ancak Ferhat’ın kalbinde olan, Şirin’in ruhunda gezinen aşk dağ gibi dimdik ayakta duruyor, yamaçlarını süsleyen pınarlardan nice dudak hâlâ daha ab-ı hayat içiyor… Ağlama ey aşk, ağlama ki, Leylâ’yı Mecnûn’a uzak eyleyen çöl kaç kere kurudu, kumlarını kaç rüzgârın hoyrat eteklerinde savurdu ama Leylâ’nın gözyaşları hâlâ daha aşıkların yanağını yıkıyor, Mecnûn’un deliliği her gece aşıkların aklını başına getiriyor. Çöl kaybetti ey Leylâm; senin adın kaldı. Aşkı hor görenlerin adı çöllerin kumları gibi kimliksiz kaldı ama Mecnûn’un hatırı hep kaldı.

    Yûsuf ile Züleyhâ’dan geriye ne kaldı ey aşk? Mısır sultanının adı hiçbir şiire sızmadı. Yûsuf’u satanların esâmesi okunmuyor, Yûsuf’a canını veren Züleyhâ, bak nasıl da hayretle anılıyor. Üzülme ey aşk, üzülme, yüzünü yıkayan gözyaşların nice Yâkub’un gözlerini açmaya ayarlı. Sultan kaybetti, kuyu kaybetti, zindan kaybetti, Yûsuf kazandı, Züleyhâ kâr eyledi.

    Zavallı Züleyhâ… Senin için ne müşkiller yaşadı ey aşk. Yûsuf’a sarmaşıklanan yüreğine söz geçiremedi senin yüzünden. Bir Mısırlı Züleyhâ varmış desinler diye yapmadı bunu elbet. Senin için yaptı, aşk için yaptı. Arada haram vardı ey aşk. Sen ona helali götüremedin. Ona nasip olmadı Yûsuf. Onun sevdası mahşere kaldı.
    Sen eskisin ey aşk. Çok eskisin. Eskicilerin alıp satamadığı kadar yeni, insanlık tarihi kadar eskisin. Her yerde, her yürekte farklı bir elbiseyle çıkıyorsun karşımıza. Ama hep aynısın. Senin adını kim koymuş bilmiyorum. Ama her yerde hazır bekliyorsun. Ve aslında yenisin, yepyenisin. Bu kadar yeni olmasan, bu kadar dolaşık olur muydu ayaklarımız senin yolunda. Kimse aşkın ustası olamadı, kimse seni kuşatamadı. Kimse tedirginliğini bırakamadı senin yanında, kimse kalbini sakin kılamadı kucağında. Hep acemi hep acemi olduk yolunda.

    Sen aşksın…

    Sen hem hayal, hem gerçeksin. Hem ırak, hem yakınsın. Bazan güneş kadar yakıcı, bazan sularca serinsin. Bizi yücelten büyütensin. Sen ateşsin… Sen her şeyi arıtır, temizlersin. Sen suların bile susadığı susun; hiç bitmez serinliksin, hiç bilinmez derinliksin.

    Çünkü sen bize ta ötelerden armağansın. Sen güzelsin, sen Tanrı misafirisin kalbimizin kapılarında. Seninle yıkanmayan gönüller paslı, seninle tanışan yürekler yaslı ey aşk. Tüm cefana rağmen seni gönüllerin efendisi bildik. Bin türlü yüzünü bin türlü sevdik.
    En güzel şarkılar senin için söylüyor ey aşk… Senin için geldi bahar.. Nisan yağmurları senin için yağıyor şemsiye şemsiye… Nevruz çiçeği senin için el verdi çiğdeme. Aşıklar senin için baharı bekliyor. Yaseminler, ıtırlar, yaban gülleri senin için desteleniyor …

    Sen aşksın…

    Anlamını bilemeyip önümüze kattığımız… Ama çok ucuzladın artık. Kurşuni binaların kasveti altında görünmez oldun. Ne Mecnûn’u kaldı dünyanın ne de Leylâ’sı. Öksüz kaldın… Yetim kaldın… Saltanatın bitti.

    Sen aşksın ya; tüm dünya sana kurulu sanırdım. Oysa ayarlar bozulmuş. İbre yalan yanlış işliyor. Yalancıktan açılan kapılarda kalıyorsun. Görünmez bir cadı, olmadık büyüsüyle seni kolluyor.

    Sil gözünün yaşlarını ey aşk, sil ki, onların isimleri ayrık otlarına konulacak; seninki de benimki de aşığınki de güllerin kokusunda her daim koklanacak!

    Demek artık gidiyorsun. İnsanlara veda etmeden sessizce… Sana kör olmuş, sana sağır olmuş, sana lâl olmuş gönüllerden çekiliyorsun, seni unutmuş zihinlerden kaçıyorsun. Haklısın. Seni haraç mezat pazarlarda ucuza sattık ey aşk. Yûsuf’u kuyuya atar gibi. Meze yaptık seni düşkünlüklerimize. Ferhat’ı dağın ardında unutur gibi. Aşk haritaları çizemedik kalbimize. Mecnûn ile Leylâ arasında çöller yayar gibi. Sınırlarımızı oluşturamadık. Seni kalbimizin en mutena yerine koyamadık. Kerem’i Aslı’ndan koparır gibi.

    Aşksızların dünyasında yalnız kaldın ey aşk… Seni kaldıracak, sana kanacak bir dünya var mı dersin? Giderken bize bir esinti bırak da öyle git. Kanayan ruhumuza belki merhem olursun. Mecnûn’un çölünden, Ferhat’ın dağından, Kerem’in külünden ne varsa al götür ey aşk. Ta ki bu hasret biz aşksızların, aşkı unutmuşların yüreğini tutuştursun.
    Biz insanları, hayatın kalbine çeken güç sensin. Dağları deldiren sen, çölleri geçiren sen, dağları ovaları aşıran yine sen. Rabb’imizin ruhumuza üfürdüğü. Ruhumuz seninle buldu ahengini. Bilemedik. Anlayamadık. Bizi affet ey aşk… Öyle kaybettik seni ki kaybettiğimizi bile bilemedik.

    Affet bizi ey aşk…



    Senai Demirci

     
Affet bizi ey ask... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Sertab Erener - Ask ölmez biz ölürüz

    Sertab Erener - Ask ölmez biz ölürüz

    sertap erener kördüğüm sertab erener kördüğüm Kördüğüm dolandık biz birbirimize Günbegün alıştık her şeyimize Yalandan seviştik yasak değil diye Korktuk değişmekten yani aynı hikaye Hatalar; Yeminler Bitişler; Başlangıçlar Yalanlar; Suskunluklar Kıskançlıklar; Terk edişler Pişmanlıklar; Yalvarışlar Kırılmasın diye Durur kalbim usul usul Bedeni aşar aşk Aşk ölmez biz ölürüz Tepeden...
  2. Bizi De Dünyayi Da Affet

    Bizi De Dünyayi Da Affet

    Mehmet daha çok küçüksün Mehmet Bilmiyorsun tabii neden bu sonsuz nöbet O kadar vaktin olmadı zaten Ama sen ümit etmeye devam et Mehmet bilemiyoruz Mehmet Böyle mi sürecek bu ilelebet Değişir mi dünya Döner mi devran Sen ümit etmeye devam et Öyle bir karanlık kutu ki insan Kimse hakiki bir cevap veremez sorsan Söz dediğin, insan icadi lisan Ama sen yine de hep hayattan bahset Mehmet...
  3. Edip Harabi - Biz (Ey Vaiz Sen Bize)

    Edip Harabi - Biz (Ey Vaiz Sen Bize)

    Ey vaiz sen bize va'z edemezsin Çünkü her bir ilmin deryasıyız biz Bizim yurdumuza hiç gidemezsin Hakikat Kaf'inin Anka'sıyız biz Haberdar olaydın şirri süphandan Feragat ederdin küfr-ü imandan Anlamadın derim sen bu Kur'an'dan Kur'an'ın esrar-ü manasıyız biz Biz tertip eyledik Kabe-kavseyn'i Kurbu ev ednada kurduk ayini Fehm eyleyemezsin sen o mabeyni Mirac'in Leyletel esrarıyız biz Tur'da...
  4. harika bir dua..Ey Allah'ım bağışla bizleri..

    harika bir dua..Ey Allah'ım bağışla bizleri..

    harika bir dua müthiş dualar harika dualar bağış duası insanlığın yapması gereken çok güzel bir dua.. Kalpleri dünyanın dert duvarı arasında ezilmiş bizleriz. Ruhları zehir parmaklıklar ardında tutuklu kalan bizleriz. Bencilliğin dehlizlerinde ümitsizce sürünenler bizleriz. Ellerine cimrilik kelepçeleri vurulmuş zavallılar bizleriz. Ayaklarını dar zamanların prangalarına kaptırmış...
  5. Bizi Affet!

    Bizi Affet!

    En son ne zaman üstüne titremiştik? Ne zaman değerli kılmıştık? Ucuzlatmadan, ayaklar altına almadan en son ne zaman gerçekten yaşayabilmiştik? Bizler, aşkı şimdi bulunduğu yere getirenler, suçluyuz. Birisini sevmeyi unuttuğumuz için, bencilliğimizi aşka karıştırdığımız için suçluyuz. Kimler sildi aklımızdan saflığı? Biz bu kadar kirlenmiş çocuklar değildik? Zaten ne ara büyüdüğümüzü bile...

Sayfayı Paylaş