gebe
  1. zaga

    zaga Üye Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2008
    Mesajlar:
    883
    Beğenilen Mesajlar:
    8
    Ödül Puanları:
    18

    Affetmek ruh ve beden sağlığına iyi geliyor...

    Konu, 'Tüm İslami Bilgiler' kısmında zaga tarafından paylaşıldı.

    insanın kendini affetmesi hataları affetmek islamda affetmek dinimizde ve bağışlamanın önemi islamiyette
    İçinizin öfkeyle dolduğu öyle zamanlar vardır ki siz bile yaptıklarınıza inanamazsınız. Sanki sessiz bir operasyonla vicdanınızı aldırmışsınızdır da karşınızdakine en ufak bir acıma hissi duymazsınız. Yapılan açıklamaların, sıralanan gerekçelerin hiçbir anlamı yoktur böyle zamanlarda. Çünkü fazlasıyla kızmış, kırılmışsınızdır; sizi bu hale getiren o kişiyi ve hatasını bir türlü hazmedemiyorsunuzdur. Arkadaşınız, eşiniz ya da evladınız sizdeki kredilerini tüketmiştir ve “asla affedilmeyecekler” listesine kaydedilmiştir.
    Affettiğimiz zaman kişiliğimizden bir şeyleri feda ettiğimizi düşünürüz
    Böyle bir deneyimi yaşamayanımız yoktur herhalde. Beklemediğimiz bir anda ummadığımız yerden aldığımız darbeler adeta affetme melekemizi devre dışı bırakır. Öfkemiz ancak zaman aşımına uğradığında affederiz. Bu durumda affetmeyi çoğu zaman karşı tarafa bir lütuf olarak değerlendiririz ve kişiliğimizden bir şeyleri feda ettiğimizi düşünürüz.

    Oysa bilim adamları bunun tam tersini söylüyor. Affetmenin her şeyden önce affeden kişiye fayda sağladığını savunan psikolog ve psikiyatrlar, insan sağlığında affetmenin önemi üzerinde yoğunlaşmış durumdalar. Konu üzerinde harıl harıl araştırmalar yapılıyor, makaleler hazırlanıyor, affetme terapileri gerçekleştiriliyor hatta affetme yarışları bile düzenleniyor. Affetme üzerine yapılan tüm bu çalışma ve araşmalar şöyle bir sonuca varıyor: “Affetmek insanın ruh ve benden sağlığı için şart.”

    Affetmeyen insan kötümser oluyor

    Özellikle Batı’da üniversitelerin araştırmalarına konu olan affetme, yeni tedavi yöntemlerinin bir parçasını oluşturuyor. Affetmenin insan sağlığına olumlu etkilerini gözlemleyen uzman doktorlar, hastalarını kendilerine kötülük yapan insanları affederek ruhlarını o kişilerden bağımsızlaştırmaya yöneltiyorlar.

    Affetmenin ruhun özgürleşmesi, huzura kavuşması gibi faydalarının yanı sıra tıbbi pek çok rahatsızlığın da devası olduğuna dikkat çekiyorlar. Kalp hastalıkları, sindirim sistemi rahatsızlıkları, hormonal bozukluklar gibi fizyolojik rahatsızlıkların affetme davranışıyla en aza indirildiğine işaret ediyorlar.

    Uzmanların görüşü kendisine kötülük yapanları affetmeyen kişinin zamanla diğer insanlara da kötümser bir yaklaşım sergilediği yönünde. Çünkü affetmemenin neden olduğu bilinçaltı nefret, insanı çevresine karşı güvensizlik, umutsuzluk ve sonunda depresyona götürüyor. Böylece birey mutsuz bir hayat sürdürmeye mahkum oluyor.

    Affetmenin tedavi yöntemi olarak kullanıldığı seanslarda öncelikle bireyin kendi kendini affetmesi tavsiye ediliyor. Böylece ilk önce kendiyle barışması hedefleniyor. Ardından affedemediği kişiyi düşünmesi, onu ve hatalarını affettiğini hayal etmesi öneriliyor. Fiiliyatta olmasa da düşüncede bağışlama gerçekleştirilerek bireyin zihnini kin zincirlerinden kurtarması sağlanıyor. Affetme meditasyonları da benzer metodu uyguluyor. Düzenli olarak bu egzersizleri yapanların yaşadığı rahatlık hissi affetmenin sadece ruhsal faydaları arasında.

    Uzmanlar “aspirin niyetine” affetmeyi öneriyor

    Affetme pratiklerinden sonra zihnindeki düğümleri çözen bireyler fizyolojik birçok rahatsızlıktan kurtuluyor. İç dünyasında huzuru yakalayan hastaların fiziksel rahatsızlıklarında iyileşme gözleniyor. Özellikle stres kaynaklı ağrılar, kalp rahatsızlıkları, tansiyon ve dolaşım sorunları affetme üzerine yapılan araştırmalarda iyileşme kaydedilmiş rahatsızlıkların en bilinenleri.

    Affetmenin psikolojik açıdan rahatlık sağladığı görüşünde olan uzmanlardan biri de psikolog Adnan Çoban. Affetmenin ilahi bir duygu olduğuna dikkat çeken Çoban, hataları affetmeyi daha ön planda tutan kişinin herhangi bir çatışma sonrasında ilahi bir tavır sergilemiş olduğunu belirtiyor ve devamında “Bu ilahi tavrın insani yansıması çok rahatlatıcı olur. Bir insanın düşmanı varsa kafasında 40 tane tilkinin dolaşması gibi o kişi hep aklını meşgul edecektir.

    Hayatınızda size düşmanlık eden, sizinle arası kötü olan bir insan varsa, onunla hiç görüşmemeniz yeterli olmaz. Çünkü beyninizde o dosya hep açık olur ve sizi bir şekilde rahatsız eder.

    Bu yüzden sınırları ihlal etmemek ve suistimal edilmemek şartıyla size veya çevreye yönelik hata yapan kişileri affetmeniz gerekir. Biz buna hoşgörü diyoruz. Affetmeden sıkıntı yaşayacağınıza affederek sıkıntınızı giderin. Affederek o şeyin zihninizi meşgul etmesini engellemeniz lazım” diyor.

    Affederek iyilik dersi verin

    Affetmenin tüm bu şahsi yararlarının yanı sıra aynı zamanda hata yapan tarafa da iyilik olduğunu belirten psikolog Adnan Çoban, affetmenin kötülüğe karşı verilmiş ve içinde önemli mesajlar barındıran çok iyi bir cevap olduğunu belirtiyor. “İnsan kendisi için affeder. Affettiğiniz zaman kendinize iyilik yapmış olursunuz. Akabinde karşı tarafa da iyilik yapmış olursunuz. Çünkü bu yüce duyguyu size yaşatan insana çok büyük mesajlar vermiş oluyorsunuz. O insan size karşı yapmış olduğu hataya bir daha düşmemeye özen gösterir. Özellikle o konuda hassaslaşır.

    Mesela bize çok iyi davranan hocalarımızın derslerinde daha iyi olmaya gayret ederdik ayıp olmasın diye. Karşınızdaki böyle bir hoşgörü ve tevazu ile yaklaşınca siz onu üzmemek için daha dikkatli oluyorsunuz. İşte bu ahlaki bir öğretidir. Affetmek insanlara iyilik dersi de verir. Bu yüzden anne-baba-çocuk üçgeninde çocuklara hem bu duyguyu öğretmek hem de yaşatmak lazım. Onların affetme melekelerini geliştirmek gerekiyor ki ileride hayata daha olumlu bakabilmeleri sağlansın.”

    “Affetmek rahatlatır, ama niyet Allah rızası olmalı”

    Bilim adamlarının görüşlerine ek olarak affetmenin toplumsal huzur ve barışa da olumlu katkılarından bahseden ilahiyatçı yazar Hüseyin Okur’a göre anlaşmazlıkları gidermenin en kestirme yollarından biri “affedici olmak”. Kaldı ki, bize her şeyimizi bahşeden Rabbimiz bizim her türlü hatamıza karşı bir bağışlama ve tövbe kapısını her zaman açık tutmakta. Bizler de çok bağışlayıcı olan Allah’ın sevgisini kazanmak için affetme ahlakını hayatımıza hakim kılmalıyız.

    Bu noktada niyetlerimize dikkat etmemiz gerektiğine de işaret eden Okur, “Affetmenin amacı ve sonucu arasında bir ayrım yapmak gerekir” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Ruhsal ya da fiziksel anlamda rahatlama gibi faydalar affetmenin sonucudur. Yani Allah’ın biz kullarına yapmamızı önerdiği amellerde gizlediği hikmetlerdendir. Ancak amaç ya da bir diğer deyişle niyet, fayda sağlamak değil Allah rızasını kazanmak olmalı. Yani mümin rahatlamak yahut daha sağlıklı olmak için değil, Allah’ın sevgisini kazanmak umuduyla affedici olmaya gayret etmeli. Aksi halde asıl amacı Allah’ın rızasını kazanmak olan affetme erdeminin yoga yapmaktan farkı kalmaz.”

    Psikolog Adnan Çoban “Affettiğiniz zaman karşı tarafa anlamlı bir mesaj vermiş olursunuz. O insan size karşı yapmış olduğu hataya bir daha düşmemeye özen gösterir. Özellikle o konuda hassaslaşır” diyor.

    “Hakkımı helal ettim rahatladım”

    Geçmişten bahsettikleri bir sohbet esnasında Nalan Hanım asla affedemeyeceği bir olayı “manevi büyüğüm” şeklinde nitelendirdiği bir hanıma anlatır. Yapılan kusurun büyüklüğünü aktaran Nalan Hanım “Kesinlikle hakkımı helal etmeyeceğim” dediğinde kendisiyle görüştüğü hanımdan aldığı cevap oldukça manidardır: “Helal et gitsin. O zorlu hesap gününde bir de bununla mı uğraşacaksın?..”
    Affetme kavramına hiç bu açıdan bakmadığını düşünen Nalan Hanım, bir an kafasında ahiretteki halini canlandırmaya çalışır. O anki hislerini şöyle belirtiyor: “Teşbihte hata olmazmış. Zorlu ve yorucu mahkeme süreçleriyle uğraşmaktansa tarafların anlaşması olarak gördüm olayı. Sonunda o kişiyi affedip hakkımı helal etmeye karar verdim. Böylece hem bu dünyamı, hem de ahretimi rahatlattığımı anladım.”


    Derya COMBA
    Semerkand Aile dergisi


     
Affetmek ruh ve beden sağlığına iyi geliyor... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Som balığı ruh haline iyi geliyor

    Som balığı ruh haline iyi geliyor

    NEW YORK - Pittsburgh Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, som balıkları gibi yağlı balıklarda bulunan omega-3 yağ asitleri, beynin hislerle ilgili bölümüne etki ediyor. Araştırmayı yapan ekip daha önce, kanlarında omega-3 yağ asitleri az olan insanların olumsuz düşünceye daha yatkın olduklarını, çok olanların ise daha eğlenceli ve bozuk ruh hali göstermeye daha az meyilli olduğunu...
  2. Alışveriş sağlığa iyi geliyor!

    Alışveriş sağlığa iyi geliyor!

    Alışveriş her derde devaaa...:dil: Yapılan son araştırmalara göre, alışverişe çıkmak artık resmen egzersiz sayılabilecek. İngiliz hazır giyim mağaza zinciri Debenhams için sürdürülen bir araştırma için çalışan uzmanlar, ortalama bir kadının en hesaplı ürünleri bulabilmek için yılda 250 km yürüdüğünü ve bu sırada 48,000 kalori yaktığını keşfetti. Ellerde ağır torbalarla kaldırım...
  3. Diyabet ve ruh sağlığı

    Diyabet ve ruh sağlığı

    Diyabet hastalığı ömür boyu devam eden bir hastalık olduğu için hasta bu durumla yaşamaya alışmalıdır.Beslenmeye özen gösterilmeli,insüline özen gösterilmeli tabi bu durumda kendini toplumdan dışlanmış hissedebilir ve psikolojik olarak sıkıntılar başlayabilir.Bu durumda ne yapmalı; Diyabet ve ruh sağlığı Dünyada 100 milyondan fazla diyabetli vardır. Günümüzde milli takımlarda futbol...
  4. Doğumdan Sonra Ruh ve Beden Sağlığınız

    Doğumdan Sonra Ruh ve Beden Sağlığınız

    anne sağlığı doğumdan sonra Doğum olayı ağır ve zorlu bir süreçtir melekler :) Ancak bebeğinizi kavuşma mutluluğu tüm zorlukları aşmaya değerdir. Doğumdan sonra sizleri neler bekliyor, ruh ve beden sağlığınız ile ilgili bilmek istediğiniz herşeyi aşağıda ki makalede bulabilirsiniz :) Yaklaşık 40 hafta süren gebeliğiniz boyunca vücudunuzda bir çok değişiklik oldu. Bu değişiklikler...
  5. Sigara ve Ruh Sağlığınız

    Sigara ve Ruh Sağlığınız

    Sigara içmek hem erkekte hem kadında doğurganlık ve cinselliği azaltır. Bu erkek içicilerde sperm sayısının düşmesi, kadınlarda ise hormonal etkilerle ilişkilidir.Sigara içenlerde gebe kalmak için bir yıllık bir uğraş süresi, içmeyenlere göre üç kat daha fazladır. Gebelik sırasında içilen sigaranın hem anne karnındaki bebeğe, hem yeni doğana, hem de anneye zarar verdiğini biliyoruz. Sigara...

Sayfayı Paylaş