gebe
  1. Angel_tears

    Angel_tears Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    25 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.794
    Beğenilen Mesajlar:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul

    AğLadığımda MendiLim oL

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında Angel_tears tarafından paylaşıldı.

    Dün yine gökyüzünün masmavi görkemi ve hayalini çizdiğim bembeyaz bulutlarının altında seni bekledim. Uzaklarda gülümseyen gökkuşağının renkleri içinde aradım seni, yoktun. Yokluğun, bir canavarın dişlerinde yüreğimi kemirip duruyor. Yokluğun cehennemim, yokluğun zifiri karanlığım, zindanım oldu. Belki, bir köşeden çıkıp gelirsin diye bütün gün seni düşleyip, gözlerim ufukta, kucağım dolu sevgi, yüreğimde binbir umut yeşertip ve ölesiye bir özlemle bekledim seni, gelmedin... Seni ne kadar özlediğimi bilmiyorsun. Bir bilsen seni ne kadar çok özlediğimi; dağları, tepeleri aşar, denizleri, ovaları devirip gelirdin bana... İçim özleminle nasıl dolup taşıyor, özleminle nasıl tutuşuyor bir bilsen. Yüreğimin bütün bentleri paramparça sensiz. Şimdi yüreğimin her kıyısından özlem sızıyor. Yüreğime de söz geçiremiyorum artık. Biz bu dünyada seninle çıkarsız, yalansız, hilesiz hesapsız sevdik birbirimizi.. Yüreğimizin bembeyaz tuvaline maviyi fonlayarak ve aşkın da kıpkızıl resmini de çizerek; insanları, kuşları, dağları, çiçekleri, suları da öyle hilesiz sevmiştik.

    Biz seninle bütün engellere rağmen, bitmez tükenmez bir azimle sevginin doruğuna erişmek için tırmandık hayat yokuşunu. Ve bitip tükenmeyen bir aşkla sevdik birbirimizi. Biz seninle uzak dağ başlarına yazdık umutlarımızı. Denizlere, dalgalara, fırtınalara, acılara, korkulara, uçurumlara yazdık sevdamızı. Biz seninle kanatları sevdalı iki güvercindik mavi göklerde. Kanat çırptıkça yükseldik sevdalara, yükseldikçe sevdalara avcılar düştü peşimize.

    Zamanın acımazsızlığına, aramızdaki mesafelere, etrafımızdaki çirkinliklere, günübirlik aşklara, saldırılara, satılık sevgilere rağmen, biz yine de yüreğimizde hiç sönmeyen bir yangınla özledik birbirimizi, en kutsal aşkla sevdik, kirletmeden umutlarımızı bekledik...

    Senden ayrılalı günlerin, ayların, yılların nasıl geçtiğini bilemez, hesabını tutamaz oldum. Her seher uyanınca dağların esen rüzgarlarına açıyorum penceremi, o ölümüne özlediğim kokunu getirir diye. Bir nebze de olsa dindirir yada söndürür diye yüreğimdeki özlemin ateşini...

    Her gece menekşe rengi gözlerini demledim hayalimde. İpek saçlarını, sevdalı gülüşlerini, inci dişlerini demledim. Ne çok severdin yayla yollarında türküler söylemeyi, ellerimi avucunun içine alıp, başını göğsüme dayamayı. Şimdi her gece, insana hayat veren ve yüreğime nakış nakış işleyen sevda sözlerin dolaşıyor kulaklarımda , paylaştığımız ümit dolu tatlı hayalleímiz.

    Yılmak yoktu bizim için bu yolda. Ağlamak, sızlanmak yoktu, geriye dönmek hiç yoktu. Zordu, çetindi bizim sevdamız ama her şeye ve çekilen tüm acılara değerdi. Sabır diyordun. Sabrı, ümit etmeyi, sevmeyi, zorluklara karşı direnmeyi de senden öğrenmiştim. Konuşurken insanın yüzüne dosdoğru bakmayı, dürüst ve namuslu bakmayı, merhameti, acımayı, insan gibi düşünmeyi senden öğrenmiştim. Senden öğrenmiştim sevdalara türkü yakmayı...

    Şimdi Ren nehrinin kıyısında dalgın bakışlarla dalıp dalıp gidiyorum uzaklara. Gökyüzü masmavi ve saatler yorgun bir su gibi akıp gidiyor gözlerimde.. Ufka, gökmavisinin kızılla birleştiği o ince sıcak ve yumuşak çizgiye bakıyorum. Bir kuş gelip konuyor saçlarıma, yüreğimi ipekten kanatlarına sarıp sana gönderiyorum...

    Seni düşünüyorum. Seni düşünmek gökyüzü olmak gibi bir şey bazen, ya da rotası belli olmayan bir gemiye binip, yeni iklimlere yelken açmak gibi. İnsan olmayan bir adada inip, Robinson gibi insansız bir yaşam kurmak istiyorum. Ve o adada bir ömür yalnız seni beklemek istiyorum...

    Saatler su gibi akıp gidiyor. Bir gemi yanaşıyor kıyıya, inen yolcuları izliyorum, sen yoksun. Kahretsin diyorum. Ne olur çıkıp gelse, sarılsa boynuma. Bir gemi uzaklaşıyor limandan. Suların devinimleri akıyor gözlerimde, karışıp gidiyor uzaklara... Seninle suyu pırıl pırıl bir pınarın başında buluşmak, ellerini tutmak, yüreğinin sımsıcak yerinden, menekşe gözlerinden, narçiçeği dudaklarından öpmek, serin nefesini doyasıya içmek ve doyasıya içime çekmek geçiyor içimden... Sonra sarılıp, sımsıkı kucaklamak ve sevinçten havalara uçmak geçiyor ...

    Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaha, susadığımda su olmanı, uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum...

    Her gece kuş olup sana doğru uçmak, ardında serin rüzgarlar bırakarak, dağlar, denizler, ormanlar aşıp, bir pınarın başında menekşe gözlerine konmak geçiyor içimden. Dalgın bakışlarından, sevdalı yüreğinden öpmek geçiyor. O an bütün ağaçlar diz çökmeli diyorum, özleminle kanayan yüreğime. Bütün yıldızlar göz kırpmalı mutluluklara. Allahım bu kadar mutluluk çok deyip, ellerimi gökyüzüne kaldırıp ağlamalıyım. Gökler de ağlamalı benimle, bulutlar, ırmaklar, yıldızlar da ağlamalı...

    Şunu bilmelisin ki, nerede olursam olayım, hangi iklimde kalırsam kalayım, vakti geldiğinde bir gün mutlaka, yüreğim alıp beni sana getirecektir. Ben buna bütün kalbimle inanıyorum, sen de bütün kalbinle inan. Hiç bir yol bilmesem de, gelmeye kalmasa da mecalim geleceğim inan... Bekle...

    Sevgiler büyüttüm
    kır çiçeklerinden, güneşin kanını emen
    umutlar yeşerttim bahar renginde al yeşil
    dağlarda kar erirken ceylanlar emzirdim
    melekler uyandırdım her tan ağardığında
    toplamak için bütün düş kırıklarını aynalardan
    yıldızlarla selam yolladım sana
    ve her gece mavi bir kuş tutup avuçlarıma
    dudaklara gül ve rüzgar iliştirdim dağların doruklarına
    gelmedin.

    upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için
    beyaz günlere uzandım beyaz atlarla, sana getirsinler diye umutlarımı
    seninle öpüşürken
    beyaz beyaz güvercinler kanat çırpıyordu mavi göklerin burçlarında
    bütün ayrılıkların, savaşların, ihanetlerin üzerine bir çizgi çekiyordum
    en güzel barış çiçeklerini versin diye dünya

    ak alınlı taylar koşarken alnımın çayırlarında
    al türkülerle inledim lekesiz sabahlara her bahar
    özlemler kanatıp gecelerin sayfalarında
    mavi rüzgarların terkisinde sevgiler yolladım sana
    çoğaldıkça çoğaldı çılgınlığım
    kanımda milyonlarca yıldız tutuştu
    alevler içinde parlayan nehirler aktı yüreğime her defasında
    her suyun sesine bir damla gözyaşı bıraktım senin için
    gül desenli yaylalara bilmedin

    bilki sensiz uzak bir dağbaşı ıssızlığıyım
    yoksan ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım
    seni özlemenin korkunç girdabında
    göğünü ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut olup
    her gece uçurumlara ağlarım

    hasret ateşine bürünürken geceler
    uzun ayrılıkların dağladığı sevdalarda
    korkunç alevler içirdim seni seven yanıma
    iç çekmeyi öğrendi bir yanım, acı çekmeyi bir yanım
    ve ardından oturup ağladım küskün ırmaklar gibi
    karışıp gitti gözyaşlarım çağlayanlara
    silmedin

    ey kırçıl saçlarımda yıldız tutuşturan
    alıp savuran yangınlara yalnızlıklara
    hazan bahçelerinde yaralı bir güldür kalbim şimdi
    dört mevsim aşkı kanayan
    sen ki, yüreğimde demlenen aysın her gece
    gözlerimde çiçeklenen aşk
    uzun saçlı hasretimsin
    geçen bütün mevsimlerde seni bekledim
    gelmedin

    özlemlerle yaralı bir yağmur bulutuyum şimdi
    firari bir hüznün girdabında yitirdim güldesenli sevinçlerimi
    bil ki, çağlayan bütün nehirler benim gözlerimdir
    benim yüreğimdir ağlayan bütün denizler
    su içtiğim bütün pınarlarda seni susarım
    seni sorarım geçtiğim bütün yollarda
    düştüğüm her uçuruma bir tutam çiçek bırakır gibi
    bir tutam kor ve bir demet gözyaşı bıraktım senin için
    gelmedin bilmedin silmedin...

    Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin
    bütün hasretleri yükleyip rüzgarın kanatlarına
    yüreğimde taşıdığım sevda aleviyle
    upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana... Bekle...


     
AğLadığımda MendiLim oL konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Eflatun Mendil

    Eflatun Mendil

    Anadolunun bir köyünde, eski zamanlarda birbirini çok seven gizli gizli buluşan iki genç varmış. Evlenmeleri için hiçbir engel yokmuş aslında. Aileleri iyi anlaşırlarmış ama haberi yokmuş kimsenin daha. En yakın zamanda Mustafa ailesine açılacak ve Hatice'yi istemeye gideceklermiş. Karşılaştıklarında bakışırlar beraberken evlilik hayelleri kurarlar gece gündüz birbirlerini düşünürlermiş....
  2. eflatun mendil

    eflatun mendil

    Anadolunun bir köyünde, eski zamanlarda birbirini çok seven gizli gizli buluşan iki genç varmış. Evlenmeleri için hiçbir engel yokmuş aslında. Aileleri iyi anlaşırlarmış ama haberi yokmuş kimsenin daha. En yakın zamanda Mustafa ailesine açılacak ve Hatice'yi istemeye gideceklermiş. Karşılaştıklarında bakışırlar beraberken evlilik hayelleri kurarlar gece gündüz birbirlerini düşünürlermiş....
  3. Mendil

    Mendil

    Eşe ve dosta, samimi ilgi ve sıcak duygulara, Mendilin işlemeli olanı ince manalara, meziyet ve fazilete; Mendilci rüya tabircisine delalet eder.Rüyada mendil almak veya vermek ayrılığa işarettir. Rüyada mendil almak veya vermek ayrılığa yorumlanır. Aşk hayatınızda birtakım flörtleriniz ve yanlış ilişkileriniz olacak. Rüyada mendil görmek, arkadasa veya zevceye isarettir. EGer mendil...
  4. Bebek ağladığında ne yapmalı?

    Bebek ağladığında ne yapmalı?

    yeni doganbakımı Bebek ağlaması merhaba kızlar bebekli başlayan günlerde bol bol aglama sesleri olur :) ama olsun bence herşeyi güzel onların peki ağlarsa yinede neler yapmak gerekir• Ağlama nedeninin açlık olduğunu düşünüyorsanız öncelikle emzirmeye çalışın, • yorgun olduğunu düşünüyorsanız kucağınızda sakinleştirmeye çalışın, • gerekiyorsa altını değiştirin, • ortam ısısının normal...

Sayfayı Paylaş