gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.162
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113

    Ağlayı ağlayı düştüm yollara

    Konu, 'türkülerimiz ve hikayeleri' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    Ağlayı ağlayı düştüm yollara
    Karışayım bozbulanık sellere
    Adı sanı bilinmedik illere
    Gitmeyince gönül yardan ayrılmaz

    Ahım kaldı şu gelinin ahdinde
    Deremedim güllerini vaktinde
    Karanlık gecede kolum altında
    Yatmayınca gönül yardan ayrılmaz

    Gözüm kaldı şu kaplanın postunda
    Azrail de can almanın kastında
    Döne döne teneşirin üstünde
    Yunmayınca gönül yardan ayrılmaz

    Hadini de Karac'oğlan hadini
    Aramazlar gurbet ile gideni
    Ak göğsün üstünde çakır dikeni
    Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz

    Karacaoğlan

    Büyük bir halk şairi olan Karacaoğlan'ın hayatı üzerine yapılan araştırmalarda kesin bir bilgi yoktur. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ve şiirlerinde yapılan incelemelerden onun 1606 da doğmuş 1670 yılında ölmüş olduğu tahmin edilmektedir. Her nekadar doğduğu yer bilinmiyorsa da öldüğü ve mezarının bulunduğu yer bellidir. Kendisinin Güney Anadolu'da yaşayan Türkmen aşiretinden olduğu daha doğrusu İçel'li olduğu muhakkaktır.Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla kendisi pek çok yer gezmiş,aşkı ve tabiat sevgisini yaşadığı hayatı, çağının konuşma dili ile öz türkçe olarak işlemiş ve anlatmış bir halk şairidir.
    Bugün kesin olarak bilinen bir şey varsa o da mezarının İçel'in Mut İlçesi'ne bağlı Karacaoğlan Köyü'ndeki Karacaoğlan tepesinde Karacakız tepesi ile karşı karşıya olduğudur.
    Mezar 1997 yılında anıt mezar haline getirilerek Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından ziyarete açılmıştır. Karacaoğlan aynı zamanda tarihte heykeli dikilen, bilinen ilk ozandır. İçel'in Mut İlçesine Heykeltraş Prof.Hüseyin GEZER tarafından yapılan heykeli 8 haziran 1973 günü dikilmiştir.Yörede onun şiirlerinden pek çoğu halk arasında söylenir bazıları türküleştirilmiştir.

    Çeşitli kaynaklara göre Kozana bağlı Feke İlçesi'nin "Gökçe" köyünde, "Mamalı" da, "Binbuğa"da, "Erzurum"da "Zobular"da, "Gökçeli"de, "Varsak da, hatta "Belgrad"da doğduğu öne sürülmüştür. Fakat, kanımızca en sağlam ve eski kaynak, Akşehirli Ahmet Hamdi Efendi'nin hatıra defteri olup, inandırıcı delillere da-yanmaktadır. Hamdi Efendi, Varsak köyünde 1876 da hatıra defterine şu satırları kaydetmiştir: "Malum ola ki Karacaoğlan Varsak karyesinde dünyaya gelüp babası Türkmen aşiretinden Kara İlyas, fakir-el hal olmağla sayd-ü şikarla taayyuş eder olup 1013 (M .1604) tarihinde Kozan dere-beylerinden Hüsa m Beyin sayıl namıyle tut-kap asker devşirdiği hengamda İlyas dahi tutulup götürülerek orada gaip olduğu için lakapları Sayıloğlu kaldığı ve el- yevm karyei mezbur hanedanı Sayılzade Mehmet Efendi'den anlaşılmıştır. Karacaoğlan'ın ismi Hasan olup öksüz büyümüş. Vechen karayağız ve fakir çocuğu olduğu için buna Karacaoğlan denülüp böylece anıldığı. Karacaoğlan delikanlı iken munis ve zeyrekliği hasebiyle ol vaktin karye ağalarından serdengeçti Osman Ağa Karaca Oğlan'ı evlatlık şekliyle diğer fakir bir aile kızıyle teehhül ettirmiş ise de kız hor ve çirkin olduğundan Kara caoğlan babası gibi Sayıl askerliğine tutulacağını anlayup yirmi dört yaşında Varsak'tan firar-la mekanın gaip ederek, encam Maraş'ta Zülgaroğlu (Zülkadir olacak) Hüsam Bey' in himayesinde altı sene teehhül ümidiyle kalıp, teehhül ümidi münkesir olunca ora-dan müfarekatla yine geşt-i diyara başlayıp on dokuz sene sonra vatanına gelmişse de fazla barınamayıp elli beş yaşında Tarsus tarikıyla tekrar geşt-i diyara der-ban oldu-ğu (1)", kayıtlıdır. Han Mahmut adli halk hikayesinde ve diğer bazı anlatımlarda Karacaoğlan'ın Tarsus'ta Karaca Kız adındaki bir yörük beyi'nin kızına aşık olduğu, vermedikleri için kızın, arkasından da Karacaoğlan'ın Kırklar mağarasına, bazı kaynaklara göre de Eshab-ı Kehf Mağarasına çekilerek orada öldüğü rivayet olunur. İshak Refet Işıtman ise, 1933 yılında yayınladığı Karacaoğlan adlı eserinin 33. sayfasında "Şairin menkıbeleri arasında Karaca Kız adlı birisini sevdiği söylenir ve ölünceye kadar bu sevginin devam ettiği, fakat birbirlerine kavuşamadıkları, en sonunda Karacaoğlan'ın bir tepeye, Karaca Kız'ın da onun karşısındaki bir tepeye gömüldükleri anlatılır. Bu tepeler Çukurovada imiş", demektedir. Bizim görüşümüze göre buradaki Çukurova'dan Çukur Köyü'nün anlaşılması gerekir. Zira Çukur köyü (şimdi Karacaoğlan) Karaca Kız ve Karacaoğlan Tepeleri'nin düzlüğündedir. Fuat Köprülü'nün araştırma yaptığı dönemlerdeki ulaşım imkanları dikkate alınırsa, Mut İlçesi dahi belli çevre dışında bilinmezken Çukur köyünün bir araştırmacı için bilinmesi elbette mümkün değildir. Esasen şimdiki Çukur (Karacaoğlan) köyü 1286 yıllarında Sarıkavak beylerinden Hacı Kadir ağa zamanında eski yerinden nakledilmiştir. Karacaoğlan tepesinin birkaç kilometre kuzey batısına düşen eski Çukur içme ve kullanma sularını sarnıçlardan sağlayan bir kıraç yayladır. Sarıkavak beylerinin yaylası olan bu köyün 8 kilometre kadar doğuya nakledilmesinin bir de hikâyesi vardır. Rivayete göre köyün çobanı, sürünün içinden bir tekenin sık sık ayrılarak sakalı ıslanmış şekilde geriye döndüğünü görür ve merakla takip eder. Görür ki şimdiki köyün hemen yakınında bir kaynak vardır ve teke tesadüfen bulduğu bu kaynaktan iç güdüsüyle şaşırmadan gidip, suyunu içtikten sonra dönmektedir o Bundan sonra sadece yazları oturulan eski Çukur su kaynağına yakın yerde yeniden iskân sahası haline getirilir. Köy devamlılık kazandıktan sonra halk Karacaoğlan mezarını adeta ziyaretgâh haline getirmiş, ona evliyalık izafe etmiş, tepenin adına zamanla Erenler Tepesi de denmeye başlanmıştır.


     
Ağlayı ağlayı düştüm yollara konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. AĞlama Anam

    AĞlama Anam

    yollara bakıpta ağlama anam Adı Soyadı : Rahmi DANA Baba Adı : Ahmet Ana Adı : Mürvet Doğum Yeri : Simav / Kütahya Doğum Tarihi : 12.03.1972 Şehit Olduğu Yer : İdil - Şırnak Şahadet Tarihi : 24.06.1994 AĞLAMA ANAM Eline yakmış bayram kınası Bayram günü ağlar polis anası On iki ay dolmayınca yoktur faydası Yollara bakıp ta ağlama anam Bayram sabahı şafak...
  2. Emrah - Ağlaya Ağlaya

    Emrah - Ağlaya Ağlaya

    Şu dağların ardı bahar dediler Yürüdüm yürüdüm erişemedim Her kul kaderini yaşar dediler Derdimi kimselye bölüşemedim Hep yalnız yaşadım acılarımı Yar hasretin böldü uykularımı Bir dosta açıpta duygularımı Ağlaya ağlaya anlatamadım Ne ümitler vardı Boşa taşıdım ne çileler gördüm Neler yaşadım hep yokuşta koştum Artık usandım Aşkın menziline ulaşamadım
  3. Ağlama Yastığı

    Ağlama Yastığı

    Başınızı yastığa koyupta ağladığınızda sağda solda selpak arama derdine SON. Bu yastığın içerisinde bulunan bir cep sayesinde selpağınız hemen yanıbaşınızda. Ayrıca isterlerse gribal enfeksiyon geçirenlerde hasta yastığı olarakta kullanabilirler çok fonksiyonlu bir yastık ..
  4. Ağlatan Dua

    Ağlatan Dua

    AĞLATAN DUA Ya Rahman! Ya Vedud! Ya Rahim! Ya Latif! Ey beni en en çok sevenim.. Ey beni en en çok kollayıp gözetenim.. Ey sesimi hep duyanım! Yaralarımı saranım.. Eyy hiç darılmayanım! Çağırınca koşarak gelenim! Ey bana benden yakınım! Ey beni en çok bilenim! Ey en çirkinimden sonra bile “gel” diyenim! Eyy! Dünya terketse, hiç terketmeyenim! Ey en en vefalım..Ey Sevgili, en sevgili! Meded!.....

Sayfayı Paylaş