gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.164
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113

    AKLİME KORKMAZ'ın MEKTUBU

    Konu, 'Şehit Şiir-Mektup' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    "Bana göndermiş olduğunuz mektupta eşinizin size gönderdiği son mektubu ve resmini gönderin diye yazmışsınız. Eşim ve ben hiç ayrılmadığımız için öyle bir mektup yok ama sizinle eşimin Şehit edildiği geceyi paylaşabilirim. ***
    Ben uykudaydım. Kapının çok sert çalındığını duydum. Ben zannettim ki köylülerden biri hasta diye kapı çalıyorlar. Yataktan kalkıp baktığımda eşim kapıyı açmış, iki kişi elleri silahlı ve tam donanmış kişilerdi. Ellerinde telsizleri de vardı. Ben ve eşim çok şaşırmıştık ve şaşkındık. Kendi kendime sordum; "bunlar kim? neden bize geldiler?"



    ŞEHİT ÖĞRETMEN

    ADI SOYADI : Sait KORKMAZ

    DOĞUM YERİ - TARİHİ : Muş Bulanık Okçular Köyü / 1967

    BABA ADI : Derviş

    ANA ADI : Hanife

    ŞEHİT OLDUĞU YER : Ağrı - Doğubeyazıt Kazan Köyü - 28,09,1994


    AKLİME KORKMAZ'ın MEKTUBU

    "Bana göndermiş olduğunuz mektupta eşinizin size gönderdiği son mektubu ve resmini gönderin diye yazmışsınız. Eşim ve ben hiç ayrılmadığımız için öyle bir mektup yok ama sizinle eşimin Şehit edildiği geceyi paylaşabilirim.

    Eşim 1993 'de Mustafa Kemal Üniversitesi'nden mezun oldu. 15,02,1994'te eşimin görev yeri elimize geçti. Eşimi Ağrı'nın merkezindeki bir ilköğretim okuluna vermişlerdi. Eşimin ataması elimize geç geldiği için eşimi Ağrı'nın Doğubeyazıt Kazan Köyü'ne atamışlardı. Bunun sebebi Ağrı'ya 1 gün geç gittiği içindi. Eşim büyük bir heyecanla gitti. Öğretmen olduğu için mutluydu. Çünkü, çocukları çok seviyordu.

    Okurken en büyük hayali, doğuya gidip ordaki çocuklara ders vermekti. Eşim görev yerine gidip iki gün kaldıktan sonra geri geldi çünkü evi götürecekti. Bana dedi ki; " bak hanım istersen, sen gelme çünkü doğunun şartları çok zor. Yollar bozuk, köyde su yok, okul yok,okul ve lojman tamirat ister " dedi. "Ama siz olmadan da ben yapamam" diye bana söyledi. Ben dedim ki; "Sait istersen bir dağın başında olsun, istersen kalacağımız yer kümes olsun, sen nerdeysen ben ve kızım yanındayız." . Çok mutlu oldu sözlerime. Doğuya gittiğimizde o zor şartlar altında yine de çok mutluyduk. Ta ki o kara akşam gelinceye kadar. 29 Eylül 1994 akşamı eşimle yemek yedikten sonra sohbet ettik. İkimiz de kızımızı çok seviyorduk.Kucağımıza alıp sevmeye başladık. Ben hamile olduğum için çok hastaydım. Köyde su olmadığı için köydeki pis sular sebebiyle ben tifo kapmıştım. İlaç kullandığım için ayakta duramıyordum. Eşim, ben ve kızımdan yatmamızı istedi. O gün Milli Takımın maçı olduğu için ben izledikten sonra yatarım dedi.

    Ben uykudaydım. Kapının çok sert çalındığını duydum. Ben zannettim ki köylülerden biri hasta diye kapı çalıyorlar. Yataktan kalkıp baktığımda eşim kapıyı açmış, iki kişi elleri silahlı ve tam donanmış kişilerdi. Ellerinde telsizleri de vardı. Ben ve eşim çok şaşırmıştık ve şakındık. Kendi kendime sordum; "bunlar kim? neden bize geldiler?" Adamlar içeri girip oturduktan sonra ben kızımı mahsustan uykusundan uyandırıp tuvalete götürdüm. Adamlar kızımızı görüp, bize bir şey yapmazlar diye düşündüm. Biraz konuştuktan sonra eşime "bizi kapıya kadar geçirir misin?" dediler. Eşim ve ben balkona çıktık. Bize dediler ki; "dışarının lambasını kapatın evinizden çıktığımızı kimse görmesin." . Kapımızda bir köylünün köpeği duruyordu. Adamlar eşim ve bana "şu köpeğe ekmek verin bizi ıssırmasın" dediler. Ben ve eşim ekmeği alıp köpeğe verirken eşimi çağırdılar, "hoca gel, sana bir şey diyeceğiz." dediler. Eşim giderken hiç aklıma gelmedi öylesine iyi bir insanı öldürecekleri. Adamlar 2 metre ileride duruyorlardı. Eşim yanlarına gitti. Birden kurşun sesleriyle birlikte eşim Ayten diye bağırdı ve ben balkondan koşup lambayı açtım. Zannettim ki havaya ateş ediyorlar. Eşimi ayakta beklerken onu yerde can çekişirken gördükten sonra eşime doğru koşup ona sarılıp ve bağırdım "beni de öldürün" diye ama ortalıkta kimse yoktu. Eşim o haliyle bana işaret ediyordu "korkma yaşıyorum ben" diye.

    Başımdaki yazmayı sağ göğsündeki kurşun yarasına bastırdım kan kaybetmesin diye. Bağırıyordum, "ölme ne olur çocuğunu gör" diye. Karnına vurup duruyordum ne olur Azrail gelmesin diye bağırıp Allah'a yalvarıyordum Sait ölmesin diye. O an içeri koşup el fenerini alıp köye koşup yardım istiyordum. Bütün kapıları çaldım. Kimse yardım etmiyordu. Ben de kapı ve pencereleri kırıp yardım istedim. Köylüler beni kovuyorlardı. "git başımıza belamısın" diyorlardı. Eşimin yanına koşup geldiğim zaman kızım "ne oldu anne, neden bağırıyorsun?" dedi. O an ona ne söylediğimi hatırlamıyorum. Kızımı sürekli orda bırakıp tekrar tekrar köye yardım istemeye gittiğim zaman kızım koşup içeri giriyordu. Benim geldiğimi duyunca tekrar dışarı çıkıyordu. Yine köye koşup bu defa köyün erkekleri ve gençleri korkuyorsa bari kadınlar yardım etsin diye yalvardım. Çünkü kadınlara zarar vermezler diye düşündüm ve hepsine yalvarıyor, "bana birşey yapmadılar size de yapmazlar" diye söyledim. Ne olur biriniz bana bir at arabası verin eşimi şehre götürüp tedavi ettireyim. Eşim sizin çocuklarınız için buradaydı diyor ve yalvarıyordum.

    En sonunda batım ki kimse bana yardım etmeyecek eşimin yanına geldim. Başını dizime koydum. Baktım ki eşim can veriyor, dudaklarını suyla ıslattım. Eşime kelime-i şahadet getirdim. Kalkıp eşimin başının altına bir minder koydum. Üstünü örttüm. En sonunda köy muhtarının kardeşi gelip "ölmüş kızım, gel gidelim bize" dedi. Önce gitmedim, eşimin başında kalmak istedim. Sonra düşündüm eşim zaten vefat etmiş, hadi adamlar geri dönüp hem ben ve kızıma kötülük yaparsalar diye düşünüp, kızımı alıp köy muhtarının kardeşinin evine sığındım. Şimdi düşünüyorum ki evimizin köye uzak olmasından başka aramızda bir dere vardı. Dört buçuk aylık hamile olduğum halde, kim bilir kaç defa göğsüme kadar sulara gömüldüm, köylülerden yardım istedim. Ben ki köyün vahşi köpeklerinden korkuyordum, o gece köpekler benim feryadımdan benden korkup kaçıyorlardı. O kadar mücaadele etmeme rağmen eşimi kurtaramadım.

    Ben bir Şehit eşi olmaktan gurur duyuyorum. Çünkü Şehit mertebesi en yüca mertebedir ama acımız çok büyük ve ölene dek unutulmaz.

    O gece ben çok şeyler yaşadım. Hepsi bir birinden acıydı. Yaşadıklarımı anlatsam sayfalara sığmaz, göz yaşları içinde bunları yazdım. İki çocuğum için yaşıyorum.

    Saygılarımla

    Aklime KORKMAZ


     
AKLİME KORKMAZ'ın MEKTUBU konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Korkmaz'dan masaüstü barbekü

    Korkmaz'dan masaüstü barbekü

    korkmaz barbekü barbekü çeşitleri korkmaz a304 dumansız ızgara çeşitleri Korkmaz A330 Elite Yüksek ısıya dayanıklı özel kaplanmış portatif kolay yıkanılabilir çelik gövde. Portatif nikel kaplı ızgara teli. 2000 Watt gücünde 18/10 Cr-Ni, nem ve ısıdan etkilenmeyen paslanmaz çelik ısıtıcı eleman ve ayarlanabilir termostat kontrol ünitesi. Yüksek ısıya dayanıklı ayaklar. Kokusuz ve dumansız...
  2. Aklımdasın

    Aklımdasın

    Aklımdasın Başımdan geçen ilginç bir aşk öyküsünü anlatmak istiyorum. Üniversite 2.sınıfa gidiyordum. Gençlik bu ya, başımda kavak yelleri esiyor. Zaman ise benim geleceğin en büyük gazetecilerinden biri olmam için geçiyor gibime geliyordu. Geliyordu ama ben derslerden çok, arkadaşlarla üniversite binamızın içerisindeki sahalarda ve...
  3. Mektup

    Mektup

    Kişinin kendisine gelen mektup yüksek mevkiye, önemli ve kaydadeğer söze, Müjde ihtiva eden mektup korktuğu şeyden emin olmaya, çocuk ve eşle rızıklanmaya, Muhtevası güzel bir mektubu birine göndermek ihtiyaçların giderilmesine, itibar ve saygınlığa, Mekktup getiren kimseyi dövmek üzücü bir duruma yahut dinden uzaklaşmaya, Her türlü mektup habere yahut müjdeye, Yazıları silinmiş mektup,...
  4. mektup

    mektup

    gidiyorum mektubu gidiyorum mektup seni seviyorum mektupları mektupları Okuyormusun. Önce uzunluğuna baktın dimi yazının. ‘Ne anlamlar çıkarmam lazım acaba!’ diye düşünürken, şimdi oku baştasın. Çıkarma hiçbir anlam. Olanı, olduğu gibi gör. Görebildiğin kadar çünkü HERŞEY. Çıkarma hiçbir anlam. Nasılsa geri dönüşüm kutusuna yollamadık mı biz tüm anlamlarımızı. Şimdiden yazayım bunları....
  5. Mektup...

    Mektup...

    Bir annenin ogluna yazdigi bir mektubu okuyacaksiniz simdi meleklerim :) Komik oldugu kadarda cok Saf bir mektup buyrun =) Sevgili Oğlum! Hızlı okumadığını bildiğim için bu mektubu yavaş yavaş yazıyorum. Bir gazetede, "insanların başına, genellikle evlerinin 2 km. civarında kaza gelmektedir." yazısını okuyunca evimizden taşındık.Taşındığımız evde bizden önce oturanlar adresleri...

Sayfayı Paylaş