gebe
  1. BEYZA21

    BEYZA21 ♥ سن بنيم جننتيم نفسيمسين ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    21 Aralık 2011
    Mesajlar:
    9.575
    Beğenilen Mesajlar:
    1.516
    Ödül Puanları:
    113

    Alevilere Müslüman diyebilir miyiz?

    Konu, 'Tüm İslami Bilgiler' kısmında BEYZA21 tarafından paylaşıldı.

    Aslında bir Müslüman’ın veya bir tarikatın Hz. Ali (ra) muhabbetini meslek ve meşrebine esas almasının dinen hiçbir mahzuru yoktur. Diğer sahabelere tecâvüz etmemek, Kur'an ve sünnetin ışığında namazını kılmak, orucunu tutmak ve diğer sorumluluklarını yerine getirmek kaydı ile, Hz. Ali (ra) ve Ehl-i Beyt muhabbetini rehber edinmenin hiçbir sakıncası yoktur. Gerçek şu ki, Kitap ve sünneti bilen ve gereği gibi yaşayan hakikî bir Alevî, ancak Allah Teâlâ'yı ma'bûd olarak tanır. Kendisini, İslâmîyet’in bir ferdi olarak bilir, Peygamberimizi (asm), en son peygamber, Kur'ân-ı Kerîm'i de son semavî kitap kabul eder. Bu sun’î ayrılığın ortadan kalkmasının tek yolu, Kur'an'ın ışığı altına girmek ve O'nu yegâne ölçü kabul etmektir. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerim'de, “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız ve ayrılmayınız...” (Âl-i İmran, 3/103) buyurmakla, bütün Müslümanların Kur'an etrafında toplanmasını emretmektedir.

    Bu anlayış içinde sualin cevabını vermeye çalışacalım.

    Önce Alevîliğin ne olduğunu belirlememiz gerekir ki, hüküm vermekte isabet edelim. Gerçekten de Alevîlik nedir? Evet, cevabını aradığımız soru budur. Alevîliğin ne olduğunu belirleyebilsek mesele biter.

    - Alevilik Kur'ân'ın dışında olamaz. Sünnetin zıddına anlaşılamaz. Peygamber Efendimiz (asm)'in yaşayışına ters şekilde yorumlanamaz, Alevîlik'te namaz, oruç, hac, zekât gibi dinî emirlerin hepsi de vardır ve mevcuttur. Aksini iddia edenler Alevîliği kendi maksatlarına âlet etmek isteyenlerdir. Onların oyununa gelinmemeli, Aleviliği İslâm'ın dışında göstermek isteyenlere itibar edilmemelidir...

    Alevîlik böyleyse bir diyeceğimiz olmaz. Din kardeşi anlayışı içinde bakarız kendilerine, hatta bir kısım kusur ve noksanlarını da görmezlikten geliriz. Çünkü hepimizde vardır kusur ve amel eksikleri...



    0.jpg






    Ancak böyle değil de, alevîlik bazılarının iddia ettikleri gibi ise... Yani:

    - Namaz, oruç, zekât yoksa; ibadetlerini sadece bir kalb, gönül meselesi telâkki ediyor, beş vakit namazı inkarda bulunuyorlarsa: Resulüllah (asm)'ın raşid halifelerine hürmetsizliği esas alıyor, bazı tarihî olayları günümüze taşıyarak düşmanlığı canlı tutmayı düşünüyorlarsa; bilhassa farz olan guslü kabul etmiyor, cünüblükten sonra yıkanmayı uygun bulmuyorlarsa, böyle insanlara müslüman demek mümkün değildir.

    Kur'ân'ı kutsal kitabımız olarak esas alıyorlarsa, Kur'ân'ın mânâsının sünnette açıklandığını kabul ediyorlarsa, Resulüllah (asm)'ın ve Ehl-i Beytin yaşayışını örnek biliyorlarsa, aramızda temelde ayrılık yok demektir. Diğer farklılıkları hoşgörmek mümkün olabilir.

    Farzları kabul eden kimse mü'mindir. Kabul etmeyen ise inkarcı konumundadır. Bunu tesbit ise, görüşüp konuşmakla mümkün olur. Görüşüp konuşmadan kestirip atmak peşin hükümlülük olur.

    Bu şartlara uyan bir Alevi, ehli imandır. Bu bakımdan her kesimde olduğu gibi aleviler içerisinde de Müslüman ve gayri müslimler bulunmaktadır.

    Resûlüllah (asm)'ın damat ve kayınpederliğe lâyık bulduklarını sevmek ve saymak bizim görevimizdir.Gerçek şu ki, Kitap ve Sünnet'i bilen ve gereği gibi yaşayan hakikî bir Alevî, ancak Allah Teâlâ'yı ma'bûd olarak tanır. Kendisini, İslâmîyet’in bir ferdi olarak bilir, Peygamberimizi, en son peygamber, Kur'ân-ı Kerîm'i de son semavî kitap kabul eder. Bu sun’î ayrılığın ortadan kalkmasının tek yolu, Kur'an'ın ışığı altına girmek ve O'nu yegâne ölçü kabul etmektir.

    Nitekim Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerim'de, “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız ve ayrılmayınız.” buyurmakla, bütün Müslümanların Kur'an etrafında toplanmasını emretmektedir. Müslümanların birlik ve beraberlikleri ancak böylece temin edilebilir, ayrılıklar O'nun prensipleriyle ortadan kaldırılabilir. Her türlü hurafe ve safsatalardan ancak böylece uzak kalınabilir.

    Evet, Hakk'ı bulmanın, hakikate ermenin tek yolu, Kur'an'a iman ve onun gereği ile amel etmektir. Çünkü, Kur'an, insanlığı mutlak hayır ve hakikate sevk etmek için, bizzat Allah Teâlâ tarafından gönderilmiş mukaddes bir kitaptır. İnsanın dünyevî ve uhrevî saadetini gösterecek ve olgunlaştıracak olan O'dur. O, insanı iman ve tevhide; ubudiyet ve kulluğa, kardeşlik ve sevgiye davet eder. İman ve salih amele ait ölçülerin en güzelini O vazetmiştir. İslâmîyet ancak ve ancak O'nun ölçüleriyle yapılanmıştır. O'nun sarsılmaz ve muhteşem kurallarının dışında hiçbir hakikat yoktur ve aranılmaz. O'nun güzel görüp tasdik ettiği her şey hakikat; çirkin bulup reddettiği her şey ise uydurmadır. O'nun tesis ettiği İslâmîyet köhne hurafeleri, batıl inanışları, rezalet ve fuhşiyatı şiddetle reddeder.

    Şu halde, bütün Müslümanlar, itikada, ibadete, ahlâka, helâle, harama, zikre, fikre, muhabbete ait kutsî hakikatleri, O'nun terazisiyle tartacaklardır. Kur'an ayetlerinin Allah'a ait beyanları her insanı ikna edecek bir kuvvettedir. Sıradan halk, O'nun beyanının sadeliğine meftûn, bilim adamları da fesahat ve belagatına hayrandır.

    “Kalpler O'nun zikriyle tatmin olur.” ve her seviyedeki fikir erbabı, inanma ihtiyacını O'nunla karşılarlar, O'na uymakla kemâle ererler. Kur'an, insanları tefekküre teşvik etmiş ve bunun ölçülerini aklın eline vermiştir. İnsanlar ancak O'nun ders verdiği ölçülerle kâinat Kitabı'nı okuyabilmişler ve O'ndaki gizli hakikatlerini keşfedip Hâliklarını, Mabûtlarını bulabilmişlerdir. O, hayatın karanlık ve fırtınalı yollarını aydınlatmak için aklın eline verilen bir ilâhi meşaledir. Güneş, madde âlemini aydınlattığı gibi, Kur'an da maneviyat âlemini aydınlatmak için nazil olmuştur.

     
Alevilere Müslüman diyebilir miyiz? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Müslüman

    Müslüman

    Temiz yüzlü, hal ve hareketleri ile insana huzur ve mutluluk veren, tavır ve davranışları insanların hayrına olan kadın yahut erkek müslüman, çok ender bulunan kıymet ve değerlere; nadide eşya ve antikaya, insanoğlunun şeref ve itibarına; sevinç ve mutluuluk kaynağı olan her şeye, saygınlık ve şerefe; kurtuluş ve refaha, dünya ve ahiret müjdelerine, doğru şahitliğe ve vefaya; Müslüman olduğu...
  2. Bir müslüman kilisede de Allaha dua edebilir mi?

    Bir müslüman kilisede de Allaha dua edebilir mi?

    kiliseye gitmek günahmı kilisede dua etmek kiliseye girmek günahmı Bir müslüman kilisede de Allaha dua edebilir mi? Bir müslümanın her yerde Allaha dua edebileceği gibi kilisede de dua edebilir. Ancak bir müslümanın kiliseye gidip hristiyanlar gibi dua ve ibadet etmesi doğru olmaz. Böyle bir şey haramdır. Müsüman olmayanların geleneklerine benzemek bile yasaklanmışken başka bir dinin...
  3. Size anne diyebilir miyim

    Size anne diyebilir miyim

    ünlü oyuncularımızdan İpek Tenolcay her şekilde anne oldu iyi kötü sevecen fedakar acımasız...... işte İpek Tenolcay....... KADERİ ANNEYİ OYNAMAK EKRANLARDA ANNE ROLÜNDE GÖZÜKEN İPEK TENOLCAY, FARKLI KARAKTERLİ ANNELERİ OYNADIĞINI SÖYLEDİ. Son yıllarda oynadığı tüm dizilerde anne rolüyle kamera karşısına geçen İpek Tenolcay, 'On sene önce bile orta yaşlı anneyi oynuyordum. Ama her dizide...
  4. Müslüman erkek ve kadın gayrimüslimle evlenebilir mi?

    Müslüman erkek ve kadın gayrimüslimle evlenebilir mi?

    Müslüman erkek kitapsız kâfirlerle evlenemez. Kitaplı kâfir kadınla yani Hristiyan ve Yahudilerle evlenmesi caiz ise de, tahrimen mekruhtur, harama yakındır. Zimmi ile evlenmesi tenzihen mekruhtur.(Hindiyye) İslam idaresi altında zimmi olarak yaşayan kitap ehli kadın ile evlenmek tenzihen mekruh idi. Zimmi olmayan kendi memleketinde yaşayan gayrimüslimlere harbi kâfir denir. Bugün yer yüzünde...

Sayfayı Paylaş