gebe
  1. PeLiNiM

    PeLiNiM Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    16 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    5.444
    Beğenilen Mesajlar:
    57
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    ANTALYA

    ALLAH'a İnanıyorsan "Canın Neden Sıkılır"

    Konu, 'Tüm İslami Bilgiler' kısmında PeLiNiM tarafından paylaşıldı.

    insan neden sıkılır can neden sıkılır ruh insanın canı insanın canı Dikkat edin kalpler ancak ALLAH’ı anmakla huzura kavuşur. ( Rad suresi 28 )
    Mü’minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp artırsınlar diye güven ve huzur indiren O’dur. (Fetih:4)

    O’nu (cc) tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. O’nu (cc) unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    BÜYÜK KÜÇÜK BÜTÜN İNSANLARA BÜYÜK BİR GERÇEKTEN HABER VEREN CÜMLE: “Canım sıkılıyor!”


    Yediden yetmişe her birimize “Canım sıkılıyor!” cümlesi oldukça tanıdıktır.
    İnsanoğlu can sıkıntısından kurtulmak için neler yapmaz ki?!

    “Neden sıkılıyorsun?” diye sorulduğunda hatta “Neden sıkılıyorum?” diye kendi kendimize sorduğumuzda
    birçok kez cevabını bulamayız.
    İnsanın sebebini açıklayamadığı belki de sebepsiz zannettiği bu ruh daralmaları aslında hiç de sebepsiz değil.
    Can sıkıntılarının en önemli sebebi bir hakîkat arayan ruhun hakîkat arayışının göz ardı edilmesidir.
    İnsanoğlu sadece gözüyle gördüğü şeylerle yani maddeyle çok meşgul olduğundandır ki; ruhundaki bu arayışın farkına varmaz.
    Farkına varsa da ruhunun seslenişini bir şekilde bastırmaya, duymamaya çalışır.
    Hakîkat arayışının göz ardı edilmesi neticesinde ise ruh sesini can sıkıntıları ile (ki; bu ileride bunalımlara dönüşecektir) duyurmaya çalışır. Ruhlarımızın aradığı en büyük hakîkat ise; ALLAH’tır..

    FITRAT (YARATILIŞ) YALAN SÖYLEMEZ

    Siz bir limon çekirdeğinden elma ağacı çıkaramazsınız. Bir tavuk yumurtasından da bir ördek.
    Bir kavun çekirdeği kavun olmak için programlıdır. “Ben bir kavun olacağım” der ve asla bir karpuz olmaz.
    Yaratılan her şey için geçerlidir bu. İnsan da ibâdet için yaratılmıştır.
    Ebedî bir zata kul olmak için yaratılan ruh ve kalplerimiz bu iştiyaktan asla vazgeçemezler.
    Ve O ebedî zâtı anmadan ve O’na secde etmeden asla huzur bulamayacaklardır.
    Hepimizin bildiği gibi bir çekirdeğin iki neticesi vardır.
    Ya gayret edip toprağın üstüne çıkar çiçek açar, meyve verir ya da toprağın altında börtü böceğe teslim olup çürüyüp gider.
    Elbette insan için de iki netice var:
    Ya fıtratının gereği olan tek bir ALLAH’a iman ve ibâdet ederek dünya toprağından cennete çiçek açacak ya da
    nefis haşaratına teslim olup insaniyetini çürütecektir.

    MUTLULUK İMAN NİSPETİNDEDİR
    Sıkıntı ve bunalımların en büyük sebebi ALLAH’a inanmamak veya O’nu tanımamak, O’nu anmamaktadır.
    Nasıl canlıların yaşaması ve gelişmesi için hava, su, ışık gerekiyorsa ruhlarımız için de ALLAH’ın varlığını kabul edip
    O’nu tanımak ve ALLAH’ı anmak o derece gereklidir.

    Ne yazık ki ALLAH’a iman ve itaatten kaçanlar huzurdan mutluluktan kaçtıklarının,
    kendilerine eziyet ettiklerinin farkına varamayacak kadar cahiller.
    Öyle ki ALLAH’a secde izzetini kabul etmeyenler dünya ve içindekilere secde zilletini tercih ederler de
    bunun farkında bile olmazlar!
    ALLAH’a secde etmeye tenezzül etmeyip birçok aciz varlıklara secde edilmesi çok tuhaf değil midir?
    “N’olur dünya! Bizi zevklerinden mahrum etme!” yalvarışlarıyla dünya lezzetleri peşinde koşturan zavallı dilencilerle dolu asrımız.
    Lakin onlar dünyaya dilenci olurken dünya onlara mağrur ve gaddar bir zengin rolündedir.
    Çünkü gerçekte dünya insan ruhunun istediği ebedîyeti ve huzuru asla veremeyecek kadar fakirdir.
    “Ben inanmıyorum ama mutluyum” diyenler kendilerini bile kandıramadıklarını bildiğimizi bilmeliler.
    Görünüşte eğlenceli, lezzetli ve debdebeli hayatlarının iç yüzü karanlık bir boşluktur.
    ALLAH inancı zayıf olan toplumların neden alkol ve uyuşturucularla beyinlerini uyuşturma ihtiyacı duydukları ortada değil midir?
    Ve ahlaksızlığın yıldızları sayılanların ki; zenginlik ve şöhretleri zirvelerdeyken yüzde doksanı acaba neden uyuşturucu müptelasıdır?
    İnsan neden en güzel nimetlerden biri olan aklını uyuşturmayı tercih eder ki?
    Hatta insanı insanlıktan çıkararak çok da aşağı bir hale düşüren sarhoşluğu insan olan insan nasıl tercih edebilir!?
    Bazen aklıma gelir:
    İnançsızların veya ALLAH’ın razı olmadığı bir hayat yaşayanların ruh dünyalarıyla
    sadece beş dakikalık bir değişim yaşayabilseydik ne olurdu acaba?
    Sanırım onlar bizim daha dünyadayken yaşadığımız cenneti görüp imana gelecek,
    biz de onların daha dünyadayken yaşadıkları cehennemi görünce dehşet alıp secdeye kapanacak iman ve
    İslâm için tekrar tekrar Rabbimize şükürler sunacaktık.

    ALLAH’A İNANANLARIN NEDEN CANI SIKILIR?

    İslâm’a yeni girmiş insanlarda bir coşku hali gözlemleriz.
    Onlara fevkalade bir huzurla sevinç gözyaşları döktüren sebep ruhun hasretle beklediğine kavuşma hissidir.
    Ruh aradığını bulmuş ve Rabbine kavuşmuştur.

    Yüz binlerle tecrübe edilmiş bir hakîkattir ki şehadet iman lezzetiyle harika bir huzur kazandırır.
    İmanı olduğu halde ruhsal sıkıntılara düşülmesindeki en mühim sebep ise iman edilen zatın tanınmayışıdır.
    Ruhlarımız ALLAH’a iman ve ibâdet için yaratıldıkları gibi ALLAH’ı tanımaya da bir o kadar müştak ve muhtaçtırlar.
    Sebepler perdesini aşıp ALLAH’ın her an bizimle olduğunu hissedebilmek için ALLAH’ı tanımak gerekir.
    Şah damarımızdan daha yakın olan ALLAH (cc) ile birliktelikten gelen lezzeti yakalayabilmek elbette Marifetullahsız olamaz.

    Hem insan tanımadığı bir zâtı sevemediği gibi itaat de edemez. Evet insan iman ettiği zâtı tanımalı. T
    anıdıkça sevecek, sevdikçe de ondan gelene râzı olacaktır. Meselâ:
    Musibeti musibet yapan ALLAH’tan geldiğini düşünmemek değil midir!?
    Yani musibet acısını çekilebilir kılan musibet anında ALLAH’ı tefekkür edebilmektir.
    Ancak ALLAH’ını tanıyan bir kul gelen musibetlerin Rabbinden geldiğini düşünebilir.
    ALLAH’ın insana çekemeyeceği yükü yüklemeyeceğini söz verdiğini, bütün annelerden daha şefkatli oluşunu,
    hiç abes iş yapmadığını biliyorsak şayet
    “kahrında hoş, lütfun da hoş” mısralarındaki hakîkat ortaya çıkacak kederler ve sıkıntılar lezzete dönecektir.
    ALLAH’ımızı tanıdığımızda her an tüm düşünce ve hislerimizle O’na (cc) yönelecek ve
    artık bize düşen iki dünya saadetinden başkası olmayacaktır.
    İman, marifetullah ve muhabbetullahı elde etmiş insanlar da zaman zaman içlerinde huzursuzluk değil
    fakat bir boşluk hissederler. Bu da bir kudsi hadiste buyrulduğuna göre ruhun ALLAH’ın cemalini özlemesidir.

    Ya Rabb! İçimizdeki can sıkıntılarımızın sebebi olan boşluğa sana olan imanı yerleştir, marifetin ile doldur,
    muhabbetin ile tamamla.
    Ve bizlere dünyada ibâdet lezzetini nasip ettiğin gibi cennette ru’yet-i cemâline kavuşmak lezzetiyle kendinden geçen
    kullarından olmayı ihsan et.. Amin.



     
  2. turquoise

    turquoise Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    133
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    amin. çok güzel bir dua. teşekkür ederim paylaştığın için
     
  3. sevil-78

    sevil-78 Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    5 Haziran 2009
    Mesajlar:
    592
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Ya Rabb! İçimizdeki can sıkıntılarımızın sebebi olan boşluğa sana olan imanı yerleştir, marifetin ile doldur,
    muhabbetin ile tamamla.


    harika bi yazıydı tşkler
     
ALLAH'a İnanıyorsan "Canın Neden Sıkılır" konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. ALLAH'A Emanet

    ALLAH'A Emanet

    Ardından kapının gürültü ile çarpılması bir mesaj sayılırdı. Bu ne ilk, ne de son olacaktı onun için. Birden onunla tanıştığı günlere hızlı bir seyahate çıktı. ‘Ne-reden nereye?’ dedi kendi kendine. Nereden nereye? Oysa eşini gerçekten çok seviyordu. Bir bilse, bir anlasa diyordu kendi kendine... Ama nasıl? Her şey o arkadaşı ile tanışmasının ardından değişmişti. Ama her şey... Artık...
  2. İnsan doğuştan tanrıya inanıyor

    İnsan doğuştan tanrıya inanıyor

    Yapılan araştırma insan beyninin doğuştan doğaüstü inançlara fiziksel olarak bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmacıların dediğine göre, tanrıya inanmaya programlıyız çünkü bize hayatta kalmak için bambaşka bir neden sunuyor. Çocukların gelişme sürecinde yaşadıkları dini eğilimler aslında doğdukları anda beyinlerinde bulunan inanç merkezlerinde temellenmeye...
  3. Allah'a giden yolun esasları

    Allah'a giden yolun esasları

    Alimlerden birisi şöyle demiştir;Halk üç şeyle (Hakka yaklaşmaktan ve hakikate ulaşmaktan)perdelenmiştir; 1-para sevgisi 2-baş olma sevdası 3.(Hak ve hayrın dışında)kadınlara itaat Ariflerden birisi de şöyle demişti;kulları,Allah Tealaya ulaşmaktan alıkoyan üç şey vardır; 1-irade ve niyetindeki samimiyetin azlığı 2-yolu bilmemek 3-hevasına uyan kötü alimleri rehber edin mek Alimlerimizden...
  4. Hamile Kadınlar Buna İnanıyor ....

    Hamile Kadınlar Buna İnanıyor ....

    hamile batıl inanç hamile hurafeleri hamile inançları hamile kadınlar buna inanıyor. Sevgili meleklerim nerden çıktı bu demeyin genel-kültür öğreneyim diye siteleri dolaşırken buldum yararlı olur diye düşündüğüm için ekledim arz ederim :) Araştırmacı-Yazar Gülsen Balıkçı, hamile kadınların, yapılması ya da kaçınılmasına inandığı davranışları derledi. Bunların bazıları şöyle: Hamile kadın...

Sayfayı Paylaş