gebe
  1. tuqqce

    tuqqce Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    19 Mart 2008
    Mesajlar:
    6.382
    Beğenilen Mesajlar:
    394
    Ödül Puanları:
    83
    Şehir:
    Wuppertal-Germany

    "Allah'ı unutmuştuk"

    Konu, 'Magazin' kısmında tuqqce tarafından paylaşıldı.

    Lösemiye yakalanan Murat Göğebakan Saba Tümer'e konuştu. Murat'ı nasıl göreceğimi bilmediğimden çok tedirgindim. Kapıdan girip onu kel görünce "eyvah" dedim. Ama o hastalığını duyar duymaz saçlarını kendisinin kazıttığını söyledi. Biz de hayranlarının onu saçsız hatırlamaması için fotoğrafını yayınlamamayı uygun gördük. Bir an önce eski saçlarıyla aramıza döneceğine inanıyorum. GAZETE HABERTURK - HT PAZAR - SABA TÜMER'İN RÖPORTAJI Bir check-upa girmişsiniz. Temiz çıkmış. Ondan iki ay sonra da lösemi olduğunuz anlaşılmış. Peki check-up sonrası ne şikayetiyle gittiniz doktora? M.G.: Çocukluğumdan beri bende bir grip olayı vardır. Daha sonra ateş yükselmesi ve halsizlik oldu. 1 Mayıs günü "Sağ kasığımda çok ağrı var" dedim eşime. O da "Gidelim doktora" dedi. Hastanede apandisitten şüphelendiler önce. Doktor "Kan değerlerinizi de alalım" dedi. Sonuçlarda bir dengesizlik gördüler. Sonra bizi tam teşekküllü bir hastaneye yönlendirdiler. Lökosit 98 bine çıkmış, trombosit 11 bine düşmüş. "Bu apandisit değil. Ama o da varsa tedaviniz altı ay daha uzar" dediler. "Ne tedavisi? Siz ne anlatıyorsunuz?" dedim. 1 Mayıs'ta girdiğim hastaneden tam 29 gün sonra çıkabildim! ■ İnanmıyorum. M.G: Benim için çok özel 29 gündü. Dünyanın dört bir yanından aradılar, hastaneye geldiler. Bir arkadaşım "Yüz milyonlarca insan senin için mevlüt okutuyor" dedi. Buna benzer bir örneği Türkçe Olimpiyatları'nda gördüm. Yönetmen kardeşim ekrana sadece bir resmimi koyduğunda tüm salon ayaktaydı. Bu benim için bir ödül. Sanatçı olarak yapmamız gereken şeyleri yapmadık. ■ Ne gibi? M.G: Gece hayatına, lükse düştük. En başta Allah'ı unuttuk! ■ Yani ceza mı bu? M.G: Bence ödül, hatırlamam için. Bize bir sürü güzellik verilmişken biz ona ne veriyoruz? Sonra tokadı yiyor, kendine geliyorsun! ■ Peki şimdi bu çerçevede ne yapıyorsunuz? M.G: Vakıf kuruyoruz. İlik bankası ile ilgili sorunlar ve bu işten büyük para götürenler var. ■ Rahatsızlanmasaydınız da yapar mıydınız bunu? M.G: Tabii. Türkiye'de en çok yardım konserine katılan gruplardan biriyiz. ■ O zaman neden "unuttuk" diyorsunuz? M.G: Daha fazla yapmamız lazımdı. Sema Göğebakan: Sen hiç Allah'ını unutan bir kul olmadın ki! M.G: Ben unutmadım da... Şu an bir çok sanatçı arkadaşım için konuşuyorum. ■ Hastalığınızı size nasıl söylediler? M.G: Ben anlıyorum ama bana kimse söylemiyor. Sonra doktor geldi. "Bana anlayacağım dilden anlat" dedim. "AML" dedi. "Ne bu?" dedim. "Lösemi başlangıcı, akut" dedi. "Ben de büyük bir hastalıktan bahsediyorsunuz sandım" dedim. "Sen bunu söylüyorsan zaten hastalık bitmiştir" dedi. "Eğer senin altı ay ömrün var diyorsan, en güzel zamanımı hastanede geçirmek istemiyorum" dedim. "Maksimum altı ay buradasın. Ama bu arada iş yapmayacaksın. Birlikte tedaviye başlayacağız" dedi. ■ Peki Sema Hanım siz de bu kadar soğukkanlı mı karşıladınız? S.G: Hayır. Çünkü doktoru telefonda konuşurken duydum. ■ Sizlere söylenmeden önce mi? S.G: Evet. Telefonda konuşurken "AML" dediğini duydum. 'Yani kan kanseri mi?" dedim. "Evet. Bir hafta içinde hastayı iyi koruyamazsak kaybederiz" dedi. O anda kendimi kaybettim. Ama Murat tüm tepkileri mimiklerimden anladığı için çabuk toparladım. M.G: Sonra ALL değil AML olduğu anlaşıldı. ■ Bu hastalıkta moral de çok önemli değil mi? S.G: Kesinlikle. M.G: Ne hastalığı? Hasta insan yatan insandır. S.G. Murat hiç yatağında yatmadı. ■ Doktor ne dedi bu duruma? M.G: Saygı duydu. ■ Tedavi nasıl gidiyor? M.G: Beklenenin çok önünde gidiyorum. ■ Ailede var mı başka? M.G: Genetik raporları temiz çıktı. ■ Daha önceki check-upta nasıl ortaya çıkmamış? M.G: Bir saat sonra bile değişebiliyormuş her şey. Biz Mart'ta check-up yaptırmıştık. 45 günde oluşan bir olay. ■ Yurtdışına gitmeyi düşündünüz mü? M.G: Oradaki tedavi ile Van'daki tedavi arasında bir fark yok. Verilen aynı ilaç. Burada en iyi hastanede yatıyorum. ■ "Neden bu benim başıma geldi?" dediniz mi? M.G: Hiç. Buna hastalık bile demiyorum. Oturup nota yazıyorum. Hatta akustik, klasik gitar filan hepsi hastanede odamda. Bazen hemşireler gelip, dinlemek istiyorlar. ■ Bu durumla ilgili beste yaptınız mı? M.G: Çok. Hastaneye ziyarete gelenler arasından Ebru Yaşar'ın bir lafı çok hoşuma gitmişti; "Buradan neler çıkacak, desene..." dedi. Haluk geldi "Mutlaka Sanat Müziği albümü yap" dedi. Ne yazdınız? M.G: Şimdi söylemeyeyim. İnşallah senin programa gelir, canlı canlı söyleriz. Web sayfanızda "Bir takım klişelerin ne denli geçersiz olduğunu içiniz yana yana öğreniyorsunuz" demişsiniz. Ne demek bu? M.G: Hayatın boş olduğunu görüyorsun. Daha'nın ötesini düşünmüyorsun normalde. Belki de birçok insan düşünüyor, ben düşünmedim. ■ Daha derken? M.G: Daha ne yapabilirim? ■ Kaderci misinizdir? M.G: Mutlak teslimiyetçiyimdir. Bana insanoğlu bir şey yapmadı ki. Yaradan'dan gelmişse başım gözüm üzerine. ■ Artık daha fazla mı dua ediyorsunuz? M.G: "Eğer niyetlerimi nasip eyleyeceksen beni yaşat Yarabbim" diyorum. Kendimi hasta hissetmiyorum. Az önce hastaneden geldik. Şu an sizden daha sağlıklıyım. Buna inanın. ■ Maşallah. M.G: Hatta bu tedaviden sonra 10 yaş gençleştim. S.G: "Sen derdine yan" diyor bana. ■ "15 Temmuz'da hastaneden turp gibi çıkacağım" demişsiniz. 19 Temmuz eşinizin doğum günüymüş. S.G: Hastanede kapıya yazmıştı. İlik nakli gerçekleşebilirse daha da önce bitecek tedavi. ■ İlik nakli ne zaman olacak? S.G: Kardeşlerininki uyarsa daha çabuk iyileşecek. Anne-babanız nasıl destek oluyor? M.G: Babam ağlıyordu "Bir evladımı gömdüm, ikincisini nasip etme" diye. Oğlunuzun morali nasıl? M.G: Geldi gördü "Baba sen bu işi bitirmişsin" dedi. Saba sonunda öleceğiz. ■ Hastaneden çıktığınızda ilk ne yapmak istersiniz? M.G: Konsere giderim. Çok özledim. ■ Lösemili çocuklarla bir araya geldiniz mi? M.G: Onlar geldiler. İçeri girmek yasak olduğundan odanın kapısına kadar gelip şarkı söylediler. S.G: İzmit'te bir ilkokul öğrencileri Murat'a dua yazıp yollamışlar. M.G: Ben bir okul açmıştım Adana'da. Orada bir sınıfı dua sınıfı yapmışlar. Bütün çocuklar o odada dua ediyorlarmış. Bu kadar çok sevildiğimi bilmiyordum. ■ Hayat felsefeniz değişti mi artık? Daha hoşgörüyle bakıyorsun. Rockçıyım. ödün vermeyen bir tarzım vardı. Şimdi "Boşver" diyorum. ■ Haluk Levent'in söylediği gibi bir sanat müziği albümü düşünüyor musunuz? O formata yakın yeni albümüm. EŞİMDEN ŞÜPHELENİRKEN, BENDE ÇIKTI ■ Sizin vücudunuzda zaman zaman morluklar oluyormuş. Eşiniz sorunca "Ben kan kanseriyim" dermişsiniz. Doğru mu? M.G: Bu olaydan 10 gün önce Sema da check-up yaptırdı. Çıkan sonuçlardan biri kan kanserini tetikliyormuş! S.G: Doktordan cevap geç yazıyordu. Murat'a "Kan kanseri olma ihtimalim var. Bana bakarsın ve çok sağlam durursun karşımda" dedim. Murat ağladı. İki gün sonra da bu olay oldu. M.G:©© ■ Eşiniz için ağladınız. Kendinize olunca nasıl bu kadar soğukkanlı davrandınız? Ağlamadınız mı? M.G: Ağlamadım. Sadece evimi özledim ve oraya gitmek istedim. Gidemedim. Ama Allah onun sabrını veriyor. KİMLERE KIRGIN Hiç öleceğinizi hissettiniz mi? M.G.: Bu ihtimali hiçbir zaman kabul etmedim. Ama bir gün öleceğimi biliyorum. Sonunda her canlı ölümü tadacak. Hani olur ya bu tür durumları yaşayan insanlar; geçmişi pişmanlıklarını düşünürler... S.G.: Hepsini geçirdi gözünün önünden. M.G.: Bunları ben de yaşamışımdır. Ama hiçbir zaman şikayet amaçlı yapmadım. Ben birine yanlış yaptım mı, arayıp özür dileyeyim gibi şeyler mesela... S.G.: Murat kendisine yanlış yapanları bekledi hep. M.G.: Hasan Topaloğlu'nu, Ali Özbir'i bekledim. Helalleşsin diye. Ben onların yerinde olsaydım helalleşirdim. Bir taraftan "Ölmeyi düşünmedim" diyorsunuz ama bir yandan da "Gelip de helalleşseydi" diyorsunuz... M.G.: Kendileri için söylüyorum. Benim için fark etmez. ERDOĞAN VE GÜL ARAMADI ■ Tayyip Erdoğan geldi mi ziyarete? Öyle bir haber çıkmıştı gazetelerde. M.G: Gelecekti ama yoğun ve onun da rahatsızlığı var. S.G: Kısacası gelmedi! ■ Aradı mı peki? S.G: Aramadı! Bakanlar ve TBMM Başkanı aradı. ■ Abdullah Gül aradı mı? S.G: Hayır! M.G. Deniz Baykal, Numan Kurtulmuş aradı. S.G: Murat'la ilgili bütün haberleri aldığım biliyoruz. Ama aramalarını da beklerdik. M.G: Olsun Allah ağabeylerimizin yolunu açık etsin. ■ Kadir Topbaş filan? S.G: Gelmedi. M.G: Zaten bende "bekledim" dersem yalan söylemiş olurum. S.G: Dostlarımızın hepsi geldi. Seda Sayan birden fazla geldi. Her gün de aradı. ■ İbrahim Tatlıses geldi mi? M.G: Hayır.
     
  2. fırtına

    fırtına Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    13 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.895
    Beğenilen Mesajlar:
    29
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul
    SEFALETİ UNUTTUK YOLUMUZU ŞAŞIRDIK
    [​IMG]
    KANSER TEDAVİSİ GÖRDÜĞÜ HASTANEDEN TABURCU EDİLEN MURAT GÖĞEBAKAN, "BAŞIMA GELENLER TESADÜF DEĞİL" DEDİ..
    Lösemi tanısıyla 2 ay önce Okmeydanı'ndaki Memorial Hastanesi'nde tedavi altına alınan şarkıcı Murat Göğebakan taburcu oldu... Anadolu Kavağı'ndaki evinde istirahat eden 41 yaşındaki şarkıcı, eşi Sema Göğebakan'ın desteğiyle hastalıkla mücadele ediyor.

    İLİK BEKLİYOR

    Evinde ziyaret ettiğimiz Göğebakan, hayatında ilk kez dinlendiğini söyledi. Ekim'de sevenlerinin karşısına çıkacak sanatçı, saçlarının dökülmesine fırsat vermeden kazıtmış. Yeni halinden oldukça memnun olan Göğebakan, yine de objektiflerin karşısına geçmek istemiyor. Vaktini, evinde gitar çalarak ve hayranlarından gelen mektuplara bakarak geçirdiğini belirten ünlü şarkıcı, "Genetik raporlar temiz. Ailemde kanser yok. Bu vücudumun bir anlık şasesi. Hayatımın dönüm noktasını yaşadım.

    Yıl sonuna kadar bir vakıf kuracağım" dedi. Hastanede kaldığı 60 gün boyunca koridorlardaki iniltileri anlatacağı bir CD hazırlayacağını ifade eden şarkıcı, hastanede hasta yatağında yatmadığını, refakatçiler için hazır bulunan çekyatta uyuduğunu ve refakatçi yemeği yediğini kaydetti. Hastalığının 2 yıl boyunca kontrol edileceğini söyleyen Göğebakan, şöyle konuştu: "Doktora '1-2 yıl yaşayacaksam bana söyle' dedim. 'Öyle bir şey yok' dedi. Başta çok kötü biliyorduk ama değilmiş. İlik nakli olursa hiçbir tedavi görmeyeceğim. 4 kardeşimden örnek alındı, biri uymadı. Diğerlerinin sonucunu bekliyoruz."

    'BUNUN BEDELİNİ ÖDEYECEĞİM'

    Göğebakan, insanların vücutlarının 4 saatte toplayacağı kanı bile vermediklerini belirterek, "Şu gecce kluplerine giden kardeşlerimiz, orada bir gecede verdikleri parayı bir vakfa bir kere verseler onbinlerce insanın hayatı kurtulur. Ama 1 lira iste vermezler. Oysa 3-5 muhterem kendini göstermek için birkaç bin lira öder" dedi. Kansere yakalanmasının tesadüf olmadığını da sözlerine ekleyen Göğebakan, "Yapmamız gerekenleri yapmadık. Unuttuk her şeyi. Ne oldum delisi olduk.

    Bizi dünyaya getiren anamızı babamızı unuttuk. Açlık günlerimizde, sefalet günlerimizde patrona yalakalık yapan soytarılar gibi, o zaman yanımızda olan kardeşlerimizi unuttuk biz. Rahat rahat güldük. Eğlendik. İnsanlara yalancı mutluluklar gösterdik" diye konuştu. Allah'tan başka kimseye eyvallahı olmayacağını ifade eden Göğebakan, "Şu kelimeleri eğer bundan 10 yıl önce söylemiş olsaydım belki de Cenabı Allah bana bunları yaşatmayacaktı. 'Beni ilgilendirmez' dedim. 'Bana ne' dedim. 'Boşver' dedim. Yolumuza ekmeğimize baktık. Ama öbür tarafta rezillikler yaşatıldı. Bunları yapmadım. Kendi parama düştüm. Söylenmesi gerekenleri söylemedim. Bunun bedelini de ödeyeceğim" dedi.
     
  3. perize

    perize Üye Üye

    Kayıt:
    9 Nisan 2009
    Mesajlar:
    380
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    18
    biran önce iyileşir inş.
     

Sayfayı Paylaş