gebe
  1. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    Anadolu ve Antik Yunan

    Konu, 'Eski Uygarlıklar' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

    Klasik uygarlığın kökeni araştırılınca, klasik kültürün apaçık olarak ilk belirdiği - yani kendilerine sonraları Hellenik diyen toplumun, kendilerine barbar dedikleri yabancılardan ayırdıkları ve Olymposlu tanrıları teşkil ettikleri - yerin, Anadolu'da İonya olduğu anlaşılır. (MÖ 9. veya 10. yy)Grekçede ne üzümün, ne şarabın, ne incirin ve özellikle ne de zeytinin adlarının Grekçe aslından olmayıp, birçok dağ, burun ve körfez adları gibi, bir Anadolulu dilin kökeninden oldukları anlaşılmıştır. Delice zeytini, Portekiz'den Hindistan'a kadar vardır. Ama zeytinin bir besin maddesi olarak kullanışı, Yunanistan'a Anadolu'dan geçmiştir. Çünkü Homeros, Anadolu'da zeytinyağının, tuvalet yağı olarak, hatta yazısının başka bir yerinde ilaç olarak kullanıldığını anlatır. Tabi ki, bir besin maddesi olarak kullanıldığını yazmaya gerek görmemiştir. Tanrıça Athena'ya atfedilen bir efsane, zeytinin (aşılı) Yunanistan'a nasıl geldiğini ima etme bakımından önemlidir. Tanrıca Athena ile denizler tanrısı Poseidon, Atina şehrinin koruyuculuğu için yarışmaya girerler. Şehre en faydalı şeyi getiren kazanmış sayılacaktır. Poseidon atı, Athena ise zeytin ağacını getirir. Athena kazanır ve şehrin koruyucusu olur. (İspanyollara da zeytin yiyecek maddesi olarak Araplardan geçmiştir.)

    Anadolu'dan Yunanistan'a getirilmiş olan bir iki önemli şey arasında, Fenike'den alındığı iddia edilen bir alfabe vardır. Bu fonetik alfabe, ilk önce Anadolu'da kullanıldı. O zaman Yunanistan, yazıya şiddetli bir gereksinim duymayacak kadar geri idi. Hatta orası tamami ile kültürsüz ve vahşi bir yer sayılabilirdi. Ve böyledir ki, Homeros ve ondan iki yüzyıl sonra babasıy ile birlikte Anadolu'dan Yunanistana göç eden Hesiodos, düşlerini, anılarını ve düşüncelerini, ancak İon lehçesinde yazabildiler. İon lehçesi ise, en eski Grek lehçesidir. Yani ondan önce gelmiş ve kullanılmış bir başka lehçe yoktur.

    Yunanistan'da Atinalı Solon, Grek kültürünün Yunanistan'daki ilk temsilcisi sayılır. İsa'dan önce Altıncı Yüzyılda yaşamış olan bu adam, bir tüccardı ve işlerini görmek üzere Anadolu'ya gidip gelirdi. Anadolu'da gelişmiş sosyal kurulları gördü. Anadolu'da öğrendiği İon lehçesinde şiirler yazdı. Ama şiirlerini, kendisinden önce gelen Midillili Sappho ya da Paroslu Arkhilokhos gibi şair olduğu için değil, o devirde yazı manzum olarak yazıldığı için yazdı. Yoksa Solon yüz yıl sonra gelseydi, mutlaka nesir yazardı. Solon, o sıralarda, okuma yazma bilen, dünya görmüş bir adam olduğu için, arkhon (kanun yapıcı hakim ) seçildi.

    Yunanistan'da Hellen bilincinin Anadolu'dan Yunanistan'a geçmesi, İsa'dan önce 6.y.y. da olmaya başladı. Ancak İsa'dan önce, 560-527 yılları arasında yani Atina'da Peisistratos zamanındadır ki, Homeros'un eserleri Yunan yarımadasına geçti ve Atina'nın Panathenaia festivallerinde bile belli sıra ile okunmaya başladı. İşte o zaman, bu eserler, Atina'da kutsallaştırıldı ve oradan bütün Yunanistan'a yayılarak Hellenik bilinç ortaya çıktı. Bu arada, Anadolu'dan Yunanistan'a geçen Olymposlu tanrılar ile Hellenlerin dini de bulundu.

    İonlu bilinç, Anadolu'da geliştikten ancak üç yüzyıl sonra Yunanistan'a geçebilmiştir.

    Herodotos: '' Homeros ile Hesiodos, Grek tanrılar hanedanını kurdular, görevlerini ve sanatlarını tayin ettiler.'' diye yazar ve bu işin, kendi gününden (M.Ö.430) dört yüz yıl önce olduğunu ekler. (Anadolu Tanrıları -Halikarnas Balıkçısı)

    Homeros ile Hesiodos, bu tanrıları tutup yoktan var etmediler. Anadolu'dan dillerini, klasik bilinci ve Hellenik denilen uygarlığın temelleri ile birlikte tanrıları da aldılar.

    M.Ö. 490 yılına doğru Yunanistan'ın Persler tarafindan istilası, klasik kültürün ve Yunan uygarlığının geçirdiği en büyük ikinci tehlikedir. Çünkü Persler Anadolu'da zaptettikleri İonya'nın ve Karya'nın sosyal kurumlarına dokunmadılar. Ve Güney Anadolu'daki klasik kültür hareketi devam etti, gelişti. Halbuki anakarada baş gösteren birinci büyük tehlike, M.Ö Yedinci Yüzyılda Yunanistan'da Orfik'lerin mistik tarikat ve dininin yayılmasıydı. Yakın Doğudaki bu yeni din, eğer Yunanistan'da bütün hurafeleri, sırları ve sihirleriyle kökleşseydi, muhakkak akılcılığı, felsefeyi ve ruh özgürlüğünü boğar, hayatı akla ve güzelliğe dayanan bir uygarlığı tamamen söndürürdü. Orfizm temelleri üzerine gelişmiş bir tarih ve uygarlık zincirini bugün düşünmek bile insanı ürpertiyor.

    Anakarada yaşam koşularının Anadolu'ya göre daha ağır olmasından dolayı kötümser yapıya sahip halk tarafından Orfizm çabuk sayılacak bir sürede Yunanistan'da benimsendi. Eleusis'te tutunan Orfizm akımına, ''Eleusis sırları'' diye yeni bir ad takıldı. Bu sırlara göre alt dünya tanrısı İakkhos, tanrıcalar ise Demeter ile Persephone idi. Bu sıralarda Sisam adasında dahi bilgin Pythagoras (Büyük bir matamatikçi olmasına rağmen), Sicilyada da Batıni yeni bir Orfik mezhebini yaymaya koyuldular. Orfizm o dönemde başta Aiskhylos ve Pindaros olamak üzere edebiyatta etki yaptı. Hatta Orfizm Platon'a bile uyumlu geldi.

    İonya burnunun dibinde ki bu zehire karşı panzehir vazifesi gördüler. Anadolu'da tanrı bilim ile fen bilimlerini birbirlerinden ayıran hareket Orfizm'den çok önce başlamıştı. Anadolunun bu iki bilimi birbirinden ayırması klasik uygarlığı, rahipler tarafından dogmatik bir biçimde yorumlanarak, bir dinin baskısı altında mahvolmaktan kurtardı. Anadolu'da diyalektik felsefenin kurucuları sayılan Ephesos'lu Herakleitos ve Kolophon'lu Ksenophanes'un bulunması hem Anadolu'yu Pers istilasından hem de Orfizm tehlikesinden kurtardılar.

    Ksenophanes, Anadolu'yu terkederek Yunanistan ve İtalya'da şehir şehir dolaştı ve Greklerin dinine ve ideallerine şiddetle hücüm etti. Özellikle atlet idealini komik buldu. Bir yarışı veya atletik müsabakayı kazanana karşı gösterilen saygıyı delilik saydı. ''Aklımız ölümlü hayvan ve beygir kuvvetinden daha iyidir''. Tanrılar için ise ''Eğer öküzlerin, beygirlerin ve aslanların kendilerine tanrı yapan elleri olsaydı, onlarda tanrılarını öküz, beygir ve aslan biçiminde yaparlardı'' dedi.

    Ksenophanes, yanında tambur ve bağlama çalan bir köle ile devrimci düşüncelerini diyar diyar yaydı. Ksenophanes, yalnız yıkıcı değil aynı zamanda yapıcı idi. Felsefede baş prensibi, tek tanrı idi. Ama bu tanrı evren ile birleşiyordu. Bu tek tanrı ile birlikte doğaya hayat veren birkaç ikinci derece tanrı kabul etmişti.

    Öteki dev Ephesoslu Herakleitos ''Hep akar ve hiç bir zaman hiç bir yerde durmaz'' diyerek, dünyada bir ''statuko'' nun var olduğunu ilk anlayandır.

    Herakleitos, Ksenophanes ile büyük farklılıklar gösterir. O siyasette bir aristokrat idi, ancak aydın olan birkaç seçkin zenginin anlayabileceği güç bir üslup ile yazıyordu. Yaşlanınca felsefe kitaplarını Ephesos'ta Artemis tapınağına bırakarak, son günlerini yaşamak üzere, şehrin yakınındaki bir ormana yapayanlız yerleşti. Sürekli değişmeyi, varlışın değişmeden (akmadan) ibaret olduğunu tespit eden doktrini buldu. ''Hep akar'' ve ''Biziz ve değiliz'' dedi. Bununla kalmayarak, görecelilik (rölativite) doktrininin filizlerini attı: ''Kötü ve iyi aynı şeydir.'' diyordu. Kendinden önce gelen tüm İonya filozoflarının hepsinden daha büyük bir dehaya sahip olan bu adam, kendinden sonra gelenleri de heybeti ile etkilemiştir.

    Klasik uygarlığın dayanağı, iskeleti felsefeydi. Anadolu İonya'sının bu kişileri ve onlar gibi olanların verdiği savaş sonunda klasik uygarlığı tehdit eden Orfizm tehlikesi ortadan kansız ve savaşsız bir şekilde kalktı. Bu devre ''Yedi Hakimler'' devri denir.

    Bunlar:


    1. Atinalı Solon,

    2. Koentli Periandros,

    3. Spartalı Kylon,

    4. Midillili Pittakos, (*)

    5. Prieneli Bies, (*)

    6. Miletli Thales, (*)

    7. Lindoslu Kleobulos. (*)


    Yukarıda ki listede işaretlenmiş olanlar Anadolu'ludur. Kalanların birinin Atinalı, diğerinin Koentli, ötekinin Spartalı olması anakaradaki üç önemli bölgeden birer temsilci bulunması politikti.Bu bölümde yazdıklarımız, İon kültürünün tamamen Anadolu'dan Yunanistan'a geçtikten sonra bile, Yunanistan'da başgösteren tehlikenin gene İon'larca yok edildiğini göstermektedir.

    Plastik sanatlara gelince, anakaranın Mora yarımadası ile Batı Anadolu'da aynı zamanda gelişti. Her ikisi de Girit'in etkisi altında kaldılar. Karya ve İonya'da Girit'ten başka doğal olarak Batı Anadolu etkisi de oldu. İonya, Mora yarımadasına oranla zerafeti, ayrıntıları ve yumuşaklığıı ile üstündür.

    İlk çağın başlıca heykeltıraşları: Myron, Polykleitos ve Pheidias'tır. İkinci dönemde ise Praksiteles, Skopas ve Lysippos'tur. Bunlardan Praksiteles hariç hepsi Yunanlı ve çoğu Atinalıdır. Üçüncü dönemde (Büyük İskender zamanı) ve sonrasında Rodos ile Bergama başta gelir.

    Ne yazık ki, ilk çağdan hiç resim kalmamıştır. O zamanın ressamları hakkında bildiklerimiz Pausanias, Plinius ve Lucianus gibi tarihçilerin anlatıları ile sınırlı kalıyor. Ama vazo gibi kazılardan elde edilen buluntuların üzerlerindeki resimlere bakarak o devirde resim sanatının oldukca ileri bir düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Eski tarihin en büyük ressamı Apelles Anadolu'da Kolophonludur. Kendisi Ephesoslu Ephoros stüdyosunda çalışmıştır. Ressam Parrhasios Ephesoslu, Polygnotos Thasoslu ve Parrhasios İtalyandır.

     
  2. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Anadolu ve Antik Yunan
    Dokuzuncudan Beşinci Yüzyıla Kadar
    (ŞAİRLER)


    Anadolu ve Adalar

    Homeros -İzmir
    Alkman - Sardes
    Arkhilokhos - Paros
    Minnermos - Kolophon
    Phokylides - Milet
    Demodokos - Milet
    Alkaios - Midilli
    Sappho -Midilli (Kadın)
    Anakreon - Teos
    Aisopos - Bandırma
    Kallinos - Efes
    Hipponaks - Efes
    Musaios - Trakya
    Simonides - Keos
    Semonides - Amorgos
    Terpandros - Midilli

    Yunanistan ve Güney İtalya


    Hesiodos - Babası Anadolu'dan göçmen
    Tyitaios - Sparta
    Theognis - Megara
    Solon - Atina
    Stesikhoros-Sicilya
    İbykos - İtalya

    Dokuzuncudan Beşinci Yüzyıla Kadar
    (FİLOZOF VE TARİHÇİLER)


    Anadolu ve Adalar

    Thales - Milet
    Anaksimandros - Milet
    Anaksimenes - Milet
    Pythagoras - Sisam
    Ksenophanes - Kolophon
    Herakleitos - Efes
    Herataios - Milet
    Kadmos - Milet
    Anakharsis - Trakya

    Yunanistan ve Güney İtalya

    ( yok )

    Beşinci ve Dördüncü Yüzyıllarda
    (ŞAİRLER)


    Anadolu ve Adalar

    Bakkhylides - Keos
    Timotheos - Milet
    Panyassis - Halikarnassos
    Antimakhos - Kolophon
    Khoirilos - Sisam
    Thrasymakhos - Kadıköy
    Erinna - Rodos (Kadın)

    Yunanistan ve Güney İtalya

    Aiskhylos - Eleusis
    Sophokles - Atina
    Euripide - Atina
    Aristophanes - Atina
    Pindaros - Thebai
    Korinna - Tanagra Kadın)
    Anyte - Tegea (Kadın)


    Beşinci ve Dördüncü Yüzyıllarda
    (FİLOZOF VE TARİHÇİLER)


    Anadolu ve Adalar

    Anaksagoras - Kilizman
    Herodotos - Halikarnassos
    Hippokratos - İslamköy
    Protagoras - Trakya
    Skylaks - Muğla
    Epikuros - Sisam
    Diogenes - Sinop
    Demokritos - Trakya
    Leukippos - Trakya
    Ktesias - Knidos
    Kleanthes - Ayvalık
    Herakleides - Ereğli
    Theophrastos - Midilli
    Ephoros - Çandarlı
    Theopompos - Sakız

    Yunanistan ve Güney İtalya

    Sokrates - Atina
    Thukydides - Atina
    Platon - Atina
    Ksenophon -Atina
    Aristoteles - Atina
    Parmenides - Elea
    Zenon - Elea


    Hellenistik ve Roma Devri
    (ŞAİRLER)



    Anadolu ve Adalar


    Bion - İzmir
    Asklepiades - Samos

    Yunanistan ve Güney İtalya

    Menandros - Atina
    Moskhos - Syrakusai
    Theokritos - Sicilya

    Hellenistik ve Roma Devri
    (FİLOZOF VE TARİHÇİLER)



    Anadolu ve Adalar


    Diphilos -Sinop
    Pausanias - Salihli
    Strabon - Amasya
    Galenos - Bergama
    Arrianos - Bursa
    Cassius Dio - İznik
    Epiktetos - Hierapolis
    Dionysios - Halikarnassos

    Yunanistan ve Güney İtalya

    Diodoros - Sicilya
    Apollonios -
    Poseidonis - Suriye
     
Anadolu ve Antik Yunan konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Antik Yunan Tiyatrosu

    Antik Yunan Tiyatrosu

    Siyasal ve Toplumsal Ortam - ( İ.Ö. VII.yy.) Aiskhylos’un doğmasından yüz yıl kadar önce Atina’nın soylu aileleri içinden bir kaçı (belki de Tanrı’dan geldiklerine gerçekten inandıklarından) siyasal gücü yalnız kendi ellerinde tutmak istiyorlardı. Ama yapamadılar; günün birinde, iki tekerlekli savaş arabalarından kılıç sallayan bu soyluları, iyi silahlanmış çiftçiler alaşağı edince...
  2. Antik Yunan Tragedyası ve Yapısı

    Antik Yunan Tragedyası ve Yapısı

    antik yunan tragedyası yunan tragedyası TRAGEDYA Yunanca tragoidia’dan gelir.Tragos(keçi) ve oidie(türkü) sözcüklerinin birleşmesiyle “ keçilerin türküsü” anlamında kullanılır. Tragedya türü, tragosların şarkılarından doğdu. Antik Yunan tiyatrosunun tanımını ilk kez İ.Ö. 300 yıllarında Poetika adlı eseriyle Aristoteles yapmıştır. Ona göre; tragedya ahlaki yönden ağırbaşlı,başı ve sonu...
  3. Antik Yunan Tiyatrosunda Teknikler

    Antik Yunan Tiyatrosunda Teknikler

    eski uygarlıkların maskeleri eski uygarlıkların kullandıkları maskeler TİYATRO TEKNİĞİ Koro ve Oyuncu: Koro ile oyuncunun gelişimi birbirine paraleldir. Dionysos şenliklerinde Dithyrambos okuyan korolar ellişer kişiydi. İ.Ö. 487 yılında koro on iki kişiye indi. Bunun bir nedeni, bir gösteride dört oyun ( 1 tragedya 1 satir) birden oynanma geleneği olabilir. Ayrıca 50 kişilik bir koro çok...
  4. Antik Yunan Tiyatro Yapısı

    Antik Yunan Tiyatro Yapısı

    antik yunan tiyatro yapısı yunan tiyatrosu antik tiyatrosu tiyatro bölümleri TİYATRO YAPILARI: 1. Klasik Dönem Tiyatro Yapısı Koro, hem tragedya, hem de komedya için en önemli dramatik öğeydi, bunun için de çok geniş bir oyun yerinin yapılması şarttı. Tiyatro sanatının yönünü din tayin ediyordu ve bunun için de çok sayıda seyirciye yönelmesi gereken oyun yerleri gerekiyordu. Halkın...
  5. Kybalion - Antik Mısır ve Yunan Hermetik Felsefesi

    Kybalion - Antik Mısır ve Yunan Hermetik Felsefesi

    eski mısır kıyafetleri antik mısır kıyafetleri antik yunan eski yunan elbiseleri Kendilerini Üç İnisiye olarak tanıtan yazarların 1912 yılında yayınlanan ve Hermesçi Öğretileri sade bir dille açıklayan bu küçük kitap, o zamandan beri bir yeraltı klasik olarak ünlenmiştir. Aradan geçen süre içinde kitabın önemi azalacağına artmış ve ezoterizm öğrencilerinin en önemli ve temel kaynaklarından...

Sayfayı Paylaş