gebe
  1. Mirmiga

    Mirmiga Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    893
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    0

    Anne olma heyacanı...

    Konu, 'Gebelik' kısmında Mirmiga tarafından paylaşıldı.

    Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikiyatrist Dr.Banu Büyükkal, annelik heyecanı ile ilgili bilgi verdi. Gebe kalmak ve çocuk doğurmak her canlı için türün devamını sağlayan süreçtir. İnsanda çocuk sahibi olma arzusunun bir içgüdü olup olmadığı tartışmaları sürse de, gebe kalmak ve doğum yapmak bir kadının hayatındaki en önemli dönüm noktalarındandır.
    Bazı kadınlar kolaylıkla gebe kalabilirken bazıları için gebelik uzun ve yıpratıcı bir mücadelenin sonucudur. Her durumda, gebe olduğunu öğrenen bir kadın genelde ilk anda buna inanmakta zorluk çeker. Karışık duygulara kapılabilir. Heyecan, korku, coşku, endişe, gurur veya ‘peki şimdi ne olacak?’ kaygısı gibi. O ana dek annesinin kızı olan kadın bir anda artık birinin annesi olacağını fark eder. Açık, paylaşımcı, doyumlu bir evliliği olan kadınların ilk anda yaşadıkları olumsuz duyguları eşleriyle paylaşıp geride bırakmaları, önlerindeki dokuz aya ve sonrasına odaklanmaları daha kolaydır. Sarsıntılı evliliklerde ve özellikle istenmeyen gebeliklerde olumsuz duyguların aşılması daha zordur, uzman yardımı alınmadığı takdirde gebelikle birlikte kaygılar ve korkular da büyüyebilir. Bu tür ilişkilerde çocuğun bağımsız ve mutlu bir birey olarak yetişeceğini hayal etmek yerine, belki de o evliliği kurtarma ya da annenin mutsuzluğunu onarma misyonu çocuğa yüklenebilir. Oysa bu, henüz hiçbir şeyin farkında olmayan bebek için taşınamayacak kadar ağır bir yüktür. Bu yüzden, ilişkileri sorunlu kişilerin bebek sahibi olmayı planlamadan önce, ya da sürpriz gebeliklerde, doğuma kadar geçecek dokuz ay içinde, gerekirse bir uzmana da başvurarak bu sorunları aşma yolunda çaba harcamaları en sağlıklı yaklaşımdır.
    Anne baba olmayı seçenlerin hem parasal hem de duygusal kaynaklarını önceden hazırlamaları yerinde olacaktır. Kuşkusuz bebeğin anne karnında büyüdüğü kırk hafta içinde kadının bedeninde son derece sıradışı değişiklikler gerçekleşecektir. Dokuz ay ilk başta çok uzun görünse de, anne baba olma fikrine alışmak ve bebeğe hazırlanmak için ancak yeter.
    Anne baba adaylarının gebelik sırasında yaşadıkları olumlu-olumsuz duyguları birbirleriyle paylaşmaları daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmelerine ve doğuma ve sonrasına daha hazırlıklı olmalarına yardımcı olacaktır. Tedaviyle gerçekleşmiş gebeliklerde veya anne yaşının 35-40’ın üzerinde olması gibi durumlarda bebeğe “değerli bebek” muamelesi yapılır; her bebek değerlidir, bu tür riskli durumlarda farkı yaratan, hekimin ve anne-baba adaylarının bazı önlemler almalarının gerekebilmesidir. Anne adayının aşırı strese kapılması bebekte olumsuz tutkietkiler yaratabilir, bu yüzden gereken önlemler alındıktan sonra, tıpkı normal gebelikler gibi, bu değerli zamanın keyfini çıkarmaya çalışmalıdır. Stresi kendi başına aşmak olanaklı değilse bir uzmana danışmak yerinde olacaktır.
    Gebelik sırasında ilaç kullanmaktan kaçınılmalıdır. Ne var ki, kadının ruhsal durumu gebeliğin sağlıklı sürmesini engelleyecek kadar bozulmuşsa, çiftle birlikte, ilacın yaratabileceği olumsuz etkilerle ilaç kullanmamanın sakıncaları kefeye konur. Bu ancak bir uzmanla verilecek bir karardır, insanların kendiliklerinden kullandıkları en masum ilaçlar bile son derece zararlı sonuçlara yol açabilir.
    Kadınlar genellikle doğumla birlikte gebeliğin yarattığı sıkıntılardan kurtulacakları için bebeklerini kucaklarına aldıkları anda büyük bir coşku yaşayacaklarını düşünürler. Oysa birçok kadın hüzün, sinirlilik, endişe, bitkinlik ve yetersizlik duygularına kapılabilir. Doğum sonrası hüznü denen bu durum genellikle doğumdan sonraki iki üç hafta içinde ortaya çıkar. Genelde buna yol açan hormon düzeylerindeki ani düşüş, göğüslerdeki şişkinlik, evdeki değişiklikler, bebeğin beraberinde getirdiği yeni sorumluluklar gibi etmenlerdir. Bu bir hastalık değildir ve eşin, ailenin, dostların desteği ve dinlenme ile kısa sürede kendiliğinden geçer.
    Hiçbir kadından “süper anne” olması beklenmemelidir. Her kadın yapabilecekleri ve yapamayacakları hakkında kendine ve eşine açık olmalı, gerekirse yardım istemekten çekinmemelidir. Doğum yapmak çok büyük değişiklikleri beraberinde getirir, anne-baba olmanın kolay olduğu da asla söylenemez. Ama bebeğin günden güne büyüdüğünü görmek, onun kendi kişiliği olan birine dönüşmesini izlemek bütün çekilen zorlukları unutturacaktır.

     
Anne olma heyacanı... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. anne olmayı ertelemeyin

    anne olmayı ertelemeyin

    Stres ve büyük şehir yaşamından dolayı artan infertiliteye (kısırlık) yönelik uygulanan Tüp Bebek tedavisinde, yaş sınırının 45 olduğunu belirten uzmanlar, kadınlarda 37 yaşından sonra çocuk sahibi olmanın zorlaştığına dikkat çekiyor. Bebek sahibi olamayan değişik yaş grubundaki çiftlerin başvurdukları son yöntem Tüp Bebek tedavisinin, her geçen yıl daha fazla kişi tarafından talep...
  2. Anne Olmaya Hazır mısınız?

    Anne Olmaya Hazır mısınız?

    Artık kendinizi anne olmaya hazır hissediyorsunuz. Peki hamilelik ten önce dikkat etmeniz gereken faktörler olduğunu biliyor musunuz? Gebelik döneminde olduğu gibi öncesinde de anne ve bebek sağlığı açısından bilmeniz gereken noktalar var. Biz de konu ile olarak Ferti – Jin Kadın Sağlığı Merkezi’nden Op. Dr. Murat Taşdemir ile söyleştik. Hamile kalmaya karar veren kişiler yaşam tarzlarında...
  3. Anne olmaya hazır mısınız?

    Anne olmaya hazır mısınız?

    Bazı hamilelikler eşler tarafından planlı bir şekilde uygulanır iki tarafta bebeğe hazır olarak kendilerini hissettiklerinde bebek düşünürler Peki hamilelik planlımı olmalı? Kadın anne olmaya kendini iyice hazırladıktan sonramı gebe kalmalı? Uzmanlara göre sorularınızın cevapları: Çocuk yetiştirmenin kolay olduğunu kimse iddia etmiyor. Belki siz de bu zor ve bir ömür boyu sürecek görevi...
  4. Anne olmayı geciktirmeyin

    Anne olmayı geciktirmeyin

    Günümüzde eğitim düzeyinin yükselmesi ve geleceğin annelerinin iş hayatında daha aktif hale gelmesiyle birlikte artık evlilik ve çocuk sahibi olma yaşı da ilerledi. Eskiden 20’li yaşların başında çocuk sahibi olunurken artık pek çok kadın hamileliği 30 yaş sonrasına erteliyor. Bu durum da maalesef hamile kalma olasılığını düşürdüğü gibi bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Uzmanlar;...
  5. Anne olmadan Önce..

    Anne olmadan Önce..

    Henüz Anne olmama vakit var ama, beni çok etkileyen bu satırları sizlerle paylaşmak istedim.. Anne Olmadan Önce Dişlerimi fırçalar saçlarımı uzun uzun tarayabilirdim... Kesintisiz düşüncesiz uyuyabilmenin kıymetini bilmezdim. Evimi her gün temizlerdim. Hatta süsler püsler küçük dekorasyon oyunları yapardım. Evimi dağıtacak şeylerin küçük oyuncaklar yırtık kağıtlar olacağı aklıma bile...

Sayfayı Paylaş