gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.167
    Beğenilen Mesajlar:
    2.218
    Ödül Puanları:
    113

    AŞik Pervanİ

    Konu, 'gönül verenler' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    Mehmet Gökalp
    Karadeniz yöresinde çok sayıda halk şairi yetişmiştir. Sahil kesiminde mani, türkü ve destan söyleyen, kemençe ve tulum-zurna çalan şairler iç kesimlerde ise saz eşliğinde koşma, destan ve güzelleme söyleyen şairler çoğunluktadır.
    Sadece Artvin ve ilçelerinde 160 dan fazla şair yetişmiş olup bunların 60 dan fazlası halk şairidir. işte Aşık Pervani de bunlardan biridir.

    5 Mart 1931 tarihinde Yusufeli'nin Havuzlu (Okar) köyünde doğan İsmail Çelik, 19. yüzyıl halk şairlerinden İkrari'nın torunudur. Babası Ali, annesi Ayşe olup, kendi köyünde çiftçilikle geçinirken köyün mazrası olan Satol Yaylasında çift sürerken uykusu geliyor. Bir yabanı armut (panta) ağacının gölgesinde yatıp uyuya kalıyor. Rüyasında Hızır, İlyas ve Kutup Nebi onu Mısır'ın Kenan ilinde asıl adı Ayşe, mahlası ''Nazlıhan'' olan bir kızı gösteriyorlar. Pirlerin elinden bade içen İsmail onlarla yedi deryayı dolaşıyor. Bir susuz değirmen görüp bu değirmenin kime ait olduğunu soruyor:

    -Bu değirmen Narmanlı Sümmani'ye aittir. Yedi deryanın suyu bu değirmenden geçerdi. Kendisi öldü ve değirmen de artık dönmüyor, diyorlar. Sonra yeni yapılmış bir değirmen gösteriyorlar. Bu değirmenin kime ait olduğunu soruyor:
    -Oğlum bu değirmenin sahibi yoktur, diyorlar. O da:
    -İhtiyar baba, bu değirmen benim olmaz rnı? diye soruyor. Pir diyor ki:
    -Ya oğlum, bu değirmen senin için yapılmıştır. On iki hicapta ''perdede'' bu
    değirmenin taşları sanki kanat bağlamıştır. Bundan öteye yol yoktur. Bundan ötesi karanlıktır... diyor. İsmail bakıyor ki değirmenin taşları sanki kanat bağlamış, öyle hızla dönüyor ki, şaşırıyor o anda:
    -Ne güzel dönüyor, ayni pervanaye benziyor, deyince pırlerden biri ona hitaben:
    -Bundan sonra senin aşıklar arasında adın Pervani'dir diyor. İsmail'e mantık ve imla öğrettikten sonra, Nazlıhan'ı ona, onu Nazlıhan'a nişanlıyorlar ancak Hızır Nebi:
    -Oğlum Pervani, eyvah ki göreceğin bundan ibarettir. Sana bundan sonra sevdiğine kavuşmak kısmet değildir deyip: ''Size destur demişiz'' diyorlar ve kız oradan ayrılıp gitmeğe, Pervani de arkasından şiir söylemeğe başlıyor :

    Dön beri dön beri yüzün göreyim
    Bir dakika karşımda durda öyle git
    Eyledin cismimi hep kızıl yara
    Derin yaralarım sar da öyle git,

    Sevdiceğim ben karında ötüştüm
    Şirin dudu gibi lisan konuştum
    Göründün gözüme elimden kaçtın
    Bana bir teselli ver de öyle git.

    Bir telini vermem yüz bin liraya
    Neylerim ki perde geçti araya
    Cismimi düşürdün kızıl yaraya
    Yarama bir derman sar da öyle git

    PERVANİ'nin elden gitti cananı
    Gönül feryat eder eyler figanı
    Sevdiceğim bulam nerede seni
    Bari bir nişane ver de öyle git.

    diye seslenince, Nazlıhan durup ona karşılık veriyor:

    Dinle ey sevdiğim sefil Pervani
    Sana cemalimi görmek haramdır
    Erenler ki bize haram dediler
    Dünyada murada ermek haramdır

    Bu dünyada deremezsin gülümü
    Sümbüller kuşattı sağ ve solumu
    Sırma saçlarımı, ince belimi
    İnce beli sana sarmak haramdır

    Ara, görmek için düş gurbet ele
    Ben bir gülüm senin gibi bülbüle
    Sen bir bülbül oldun şol gonca güle
    Sana gonca gülü dermek haramdır,

    Od düştü de yakar benim içimi
    Sevdiceğim affeyle gel suçumu
    Gerdana dökülen sırma saçımı
    Senin için teli örmek haramdır

    Nazlıhan'ım bir murada eremem
    Haram derler pirler burda duramam
    Bu dünyada cemalini göremem
    Sana bir nişane vermek haramdır.

    Bu koşmayı söyledikten sonra kaybolur. İsmail, uyandığı zaman gece yarısı olmuş, çifte koştuğu iki öküz de uzaklaşmıştır. Henüz 18 yaşında olan İsmail köyüne dönünce Osman adlı bir marangoza dut ağacından bir saz yapmasını söylüyor, Osman Usta da:

    -Sen düğünlerde zurna çalardın, ne zaman saz çalmayı öğrendin? diye takılıyor ama dut ağacından da bir saz yapıyor.

    Genç Aşık İsmail Pervani, altı aylık bir bekleme süresinden sonra sazı eline alıp şiirler okumaya başlıyor. Köylüler onun gerçek bir aşık olup olmadığını anlamak için Zor (Esenyaka) köyünden ünlü aşık Huzuri (1887-1951) yi getirip onunla karşılıklı deyişmelerini istiyorlar. Huzuri, İsmail Pervani ile bir müşaarede bulunuyor ve ayrılırken:
    -Sümmani'nin yadigarı size mübarek olsun diyor. 1949 yılının bahar ayında yanına Osman Çolak adlı arkadaşını (Sofu) alan Pervani, önce Narman'ın Samikale köyüne gidip, aşık Sümmanl'nin mezarını ziyaret ediyor, mezarı başında bir koşma söylüyor:

    Hicret edip geldim Yusufelinden
    Haki payen yüzüm sürmeğe geldim
    Bülbül vaz geçer mi gonca gülünden
    Açılan gülleri dermeğe geldim

    Ben de meftun oldum kaşı alaya
    Halimiz ayandır Gani Mevla'ya
    Oltu'dan uğradım Samikale'ye
    Sümmani Baba'yı görmeğe geldim.

    Pervani eyledi derd ü figani
    Erenlerden almış lütfu ihsanı
    Aşıkların piri Baba Sümmani
    Huzurunda divan durmağa geldim.

    Erzurum, Erzincan, Sivas, Eskişehir, İstanbul demeyip 15 yıl gurbet elde gezen Pervani'nin elimizde 250 şiiri var. Yayına hazır olup himmet sahibi bir Karadenizliyi bekleriz.

    En çok Sümmani ve şair Huzuri'nin tesiri altında kalan Pervani, aşk şiirleri yanında tasavvufla ilgili şiirler de söylemiştir. Fuzuli'nin meşhur:

    Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı?
    Felekler yandı ahımdan muradım şem'i yanmaz mı?

    diye başlayan gazelindeki söyleyiş güzelliğini şu semaisinde görüyoruz:

    Düşenler böyle sevdaya
    Yanıp ta püryan olmaz mı?
    Dalanlar muhit deryaya
    Coş edip umman olmaz mı?

    Çekerim aşkın narını
    Neylerim dünya varını
    Görenler Hak didarını
    Acaba hayran olmaz mı?

    Hakk'ı bilir halayıklar
    Hakk'ı zikreder sadıklar
    Aşk ile yanan aşıklar
    Bu dünyadan usanmaz mı?

    Var geçtim zevkle sefadan
    Gönül ayrılmaz Leyla'dan
    Pervani yandım sevdadan
    Cismim kana boyanmaz mı?

    Hz. Muhammet Mustafa için söylediği ilahı, yepyeni duygu ve düşüncelerle doludur:

    Geldi nebiler serveri
    Doğdu cihana Muhammet
    Saçıldı mü'minler nuru
    İndi lisanı Muhammet.

    Bunca seksen bin alemin
    Hem peri hem de ademin
    Cümle Arap ve Acemin
    Dini, imanı Muhammet

    O'dur nebiler Sultanı
    Kör olsun sevmeyen onu
    Cem'etti Osman Kur'an'ı
    Duyuldu şan-ı Muhammet

    Zir ü zemin, asumanın
    Biz gibi mahcur kalanın
    Ağlayan Aşık Pervan'ın
    Derdi dermanı Muhammet.

    Yunus Emre'nin şiirlerine de nazireler yapmış olan Aşık Pervani, son yıllarını tasavvufa vermiştir. İşte bir örnek:

    Misafirhanedir dünya
    İşte geldik, gidiyoruz.
    Geçen günler oldu rüya
    İşte geldik gidiyoruz.

    Emekler oldu nafile
    Çektiğimiz bunca çile
    İnsan-ı kamil bizimle
    İşte geldik gidiyoruz

    Kalır dünyada servetin
    Eğer verdinse zekatın
    Ameldir senin cennetin
    İşte geldik gidiyoruz

    Bu dünya sana kala mı?
    Mevla'dan yardım ola mı?
    Dilimiz mübin kelamı
    İşte geldik gidiyoruz.

    Üç günlük yalan dünyaya
    Emekler gitti havaya
    İşimiz kaldı kübraya
    İşte geldik gidiyoruz

    Ağlayanın yüzü gülsün
    Dünya malı sana kalsın
    Kalanlara selam olsun
    İşte geldik gidiyoruz

    Bu dünyaya konan göçer
    Yarap bizi etme naçar
    Hak Kerim'dir kapı açar
    işte geldik gidiyoruz.

    Pervani arttı ahımız
    Affet Yüce Allah'ımız
    Topraktır son durağımız
    İşte geldik gidiyoruz.

    Semai tarzında söylediği şiirler yanında ilahileri hiç de yabana atılır cinsten değil. Bir ''münacaat''ında Allah'a ihlas ile yalvarıyor:

    Aşkın ile eyle hasta
    Kavuşmak isteriz dosta
    Tevhid ile son nefeste
    Ölenden eyle Allah'ım.

    Aşk bülbülü eyler dadı
    Zikretmede binbir adı
    Felah bulmaktır muradı
    Olandan eyle Allah'ım.

    Zat-ı mutlaksın Yarabbi
    Resube olmuşuz tabi
    Olsam ayağın turabi
    Sürenden eyle Allah'ım.

    Pervani kulun kemterin
    Ümmetiyiz Muhhemed'in
    Yarabbi, hüsn ü didarın
    Görenden eyle Allah'ım.

    Görüldüğü gibi Yunus'un şiirlerinden geçen ''Dost'' ve ''Kemter'' kelimlerini Pervani de ustalıkla kullanmıştır. İlkokul tahsili olmasına rağmen, Hak aşığı olmanın verdiği ilham ve duyuşla şiirlerine ifade kuvveti katmıştır:

    Aman Yarab kusurumu
    Affetmek bir adalettir
    Sana karşı günahım çok
    Benim için rezalettir

    Düşmüşüm ah ile zara
    Aldandım nefs ü envara
    Elim boştur yüzüm kara
    Affolursam ne devlettir.

    Düşünüp de fikir etmek
    Birliğine şükür etmek
    Seni daim zikir etmek
    Bana lütf u saadettir.

    Pervani bu dünya fani
    Eyleme cürmü, isyanı
    Zikreyle Gani Yezdanı
    Şefaatçı Muhammet'tir.


     
AŞik Pervanİ konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. AŞik Erbabİ

    AŞik Erbabİ

    Zibadır sevdiğim kadd-ü kametin Nice vasfedeyin civanım seni Beni Mecnun etti çeşm-i afetin Leyla'ya benzettim a canım seni Asıl adı Hüseyin Farki olan bu saz şairimiz Erzurum'un Karaz köyünden olup...
  2. Pervane

    Pervane

    Işık etrafında dönen küçük gece kelebeği görmek zayıf, bilgisiz, kendini kendi eliyle tehlikeye atan yahut nefsini öldüren ve kimseye zararı dokunmayan kimseye, Pervane tutmak cariye satın almaya, bu kelebeğin elinde ölmesi çocuğun yahut cariyenin vefatıına delalet eder.Pervane gören kişi sabırsız şeklinde yorumlanır. Pervane gören kişi sabırsız şeklinde yorumlanır. Zararı olmayan ahbaptır....
  3. Göktan - Pervane

    Göktan - Pervane

    pervane pervane olsam seni aramam bi daha olsan seni aramam bi daha Gelemiyorum diye arama beni Gelmiyorsan tek bir nedeni olur Anlarımki bu gece bana Başka bir yerde bir neşe bulunur Aya baktım ay mavi Yaya kalmam vallahi Bulurum bu gece başka birini Unuturum seni billahi Pervane pervane olsan Seni aramam bir daha Dünyayı gezsen dolaşsan Bulamazsın ayarımda
  4. Uçan pervane

    Uçan pervane

    pervaneli kalem uçan pervane yapımı kartondan pervane yapımı Uçan Pervane Yapalım En üstteki şekilde çizildiği gibi pervaneyi kartondan kesip resimde görüldüğü gibi bir kurşunkalem üzerine dolayın. Meydana gelen pervaneyi, kalemi içinden çıkardıktan sonra, iki topluiğne ile kalemin silgisine tutturun. Ucunda pervane bulunan kalemi son şekildeki gibi iki avucunun arasında hızla döndürüp ve...
  5. Aşiğim Evet!

    Aşiğim Evet!

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...

Sayfayı Paylaş