gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.167
    Beğenilen Mesajlar:
    2.216
    Ödül Puanları:
    113

    Aşık Said

    Konu, 'gönül verenler' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    Ağ Ellerin Sala Sala Gelen Yar Nasıl Getireyim Seni Ele Ben Ya Bir Şahin Olsam Sen Bir Balaban
    Taksam Kaynağıma Gitsem Çöle Ben



    Der Said'im Görür Zatı Zad İle
    Aldırdım Yarimi Bir İspat İle
    Göksü Sülenbetli, Tosun At İle
    Yar Terkimde Hep Gideyim Çöle Ben

    Aşık Said 1251 (1835) yılında Kırşehir iline bağlı Toklumen Köyünde doğmuştur. Değirmenci Oğulları denen bir aileden gelmektedir.

    Said, okuyup yazmayı önce köyün hocasından öğrenmiş, sonra 18 yaşlarında Kayseri'ye giderek iki buçuk yıl medrese öğrenimi görmüştür.

    Üç kez evlenmiş ve bir çok çocukları olmuştur. Bunlardan dördünün erkek, birinin kız olduğu kesindir. Ayrıca bir oğlu ile bir kızının olduğu da söylenmektedir. Adil ve İbrahim adlarındaki iki oğlu aynı günde ölmüş. Nuri adındaki oğlu 1290 (1874) deki büyük kıtlıkta keme (domalan) toplamak üzere Kızılırmak'ın karşı kıyısına geçerken sandalın devrilmesi sonucu boğularak ölmüştür. Şairin kendisinden sonra yaşayan tek oğlu, O'nun gibi bir halk şairi olan Aşık Seyfullah'dır.

    Haşim adındaki bir kardeşi Silifke'de mutasarrıflık yapmıştır. Aşık Said, Kızılırmak üzerinde kayıkçılık yapardı. Çiftçilikle de binicilik sevdiği uğraşlardı. Emmileri de kayıkçılık yapıyormuş, öyleyse bu uğraş onlardan gelmiş olmalı kendisine. O, bir taraftan kayıkçılık yaparken, bir taraftan da ülkenin bir çok il ve ilçelerini dolaşmış ve sazına oralardan da teller bağlamıştır. Dörtlüklerinde çok yerleri gezdiğini, <<Yedi iklim dört köşeyi>> dolandığını bildiriyorsa da, adlarını saymıyor. Görüşmelerimizden ve şiirlerinden çıkarabildiğimiz kadarıyla Ankara, İstanbul, Bursa, Eskişehir, Konya, Kayseri, Maraş, Antep, Adana, Mersin, Silifke, Tarsus, İzmir, Manisa, Haymana, Şereflikoçhisar, Aksaray, Keskin bunlardan bazılarıdır. Ayrıca Yemen'e de gitmiştir. Gezdiği yerlerde etkilenme derecesine göre şiirler yazmış, türküler, düzmüş.

    Bölgedeki yaşlı ve konuya yakınlık duyan kişilerden Aşık hakkında edindiğimiz diğer bazı bilgilerin de buraya aktarılması uygun düşer sanırız.

    Bir görüşe göre dôrt, bir gôrüşe göre altı yıl askerlik yapmış Yemen'de. <<Yemen'e giderken>> başlıklı şiirinde, asker olarak Yemen'e gittiğini belirleyen bir açıklık yoksa da, bölgede askerlik hizmetini, Yemen'de yaptığını savunanlar az değildir. Nitekim askerden sevgilisine yolladığı <<Mektup>> adlı şiirindeki:

    Leylayı yitirmiş Mecnuna döndüm
    Yana yana ıssız çölü beklerim

    mısraları askerliğini Yemen'de yaptığı şeklindeki görüşleri oldukça açıklığa kavuşturmakta, buna <<Yemen'e Giderken>> şiirindeki :

    Yemen'den karalı haber geliyor
    Nice yiğitler de hasret ölüyor

    sözleri de eklendiğinde, askeriliği Yemen'de yaptığı büyük oranda doğruluk kazanıyor.

    Türkü söylemeğe genç yaşında başlamış ve sözlerini sazının tellerine ustaca dökmesini becermiş. Bağlama çalmayı kendi kendine öğrendiğini, küçük yaşta başladığını söyleyenler çoğunlukta ise de, çocukluğunda komşu köylerden birinde ünlü bir saz erinin yaşadığını ve bu usta kişiden öğrenmiş olabileceğini ileri sürenlerde çıkmıştır. Bu kişilerin sözleri tahminden öte geçmediği gibi, isim ve yer de bildirmediklerinden ve hayli azınlıkta olduklarından Şair'in bağlamayı kendi kendine öğrendiği daha çok kesinlik kazanıyor.

    Kırk beş yaşına kadar sazını ilhamlarının dili haline getiren Aşık, bu yaştan sonra çok sevdiği sazını bırakmıştır. Sazını erken bırakması iyi mi olmuştur, kötü mü bilemeyiz. Gerçek şu ki, Aşık Said bu gün bağlama tellerinden dökülen türküleriyle yaşayan ozanlardan biri. Türkülerinin çoğu, memleketi olan Kırşehir ve çevresinde hala yaşamaktadır. Derlenemediği için unutulanlar olsa bile. Ayriyeten incelemeler sırasında Kırşehir folklorundaki yerini ve önemli payını saptamış bulunuyoruz. Üstelik yaşadığı dönemde de türkülerinin yaygın ve tutulur olduğu tartışmasız söyleniyor.

    Genel kanı Aşık Said'in yanık ve çok güzel olduğu, türkülerini içinden geldiğince okuduğu başladığını tamamlamadan geçmediği, dinleyenlerin ona uyarak sessizce ve zevkle havasına girdikleri biçimindedir. Görüşmelerimiz sırasında, bağlamayı ender bir ustalıkla çaldığını, bir söylediği parçayı uzun bir süre geçmeden bir daha söylemediğini öğreniyoruz. Bize verilen bilgiye göre, şu örnekler anlatılanları doğrular niteliktedir:

    Bir düğünde davetliler arasında, zamanın önde gelen eski bir bağlama erbabı da bulunuyor. İlkin bu sanatçı alıyor tezeneyi ve yumuluyor sazın göğsüne ve tellerine. Çalıyor ve söylüyor. Dinleyenler mest oluyor, bir hayranlık rüzgarı esiyor oracıkta. Sonra sıra genç Aşık Said'e geliyor, hem çalıyor, hem söylüyor. Sesi ve sazı o kadar güzelmiş ki, kendisini ilk kez dinleyen ünlü kişi bağlamasını eline alarak ayağa kalkmış, övgüsünü damgalar gibi ortasından kırıvermiş herkesin önünde.

    Gene bir gün, dört gelin kız su dolduruyor bir pınardan. Oradan geçmekte olan Said, bir söğüdün gövdesine yaslandıktan sonra, <<Ay Dost!...>> diye başlıyor çalıp çığırmaya, kızlar bu güzel, bu yanık, bu içten konser karşısında testilerini yere çalarak beğenilerini açığa vuruyorlar.

    Bütün bu özelliklerinin normal gereği ise, Said'i zamanın aranan, beklenen kişisi yapmasıdır. Her taraftan sık sık ziyaretine gelenler olurmuş. Çoğunluk ise avcı arkadaşları. Yaşlı bir köylü hem kendi gördüklerine, hem de duyduklarına dayanarak şunları açıklıyordu bu konuda: Said'in deden kalma bir odası varmış. Çevre köylerden ve daha uzak yerlerden Said'i ziyarete gelenler eksik olmazmış. Gelenler dedesinin köy odasında ağırlanır, bazen sabahlara kadar yarenlik edilir, çalınır, söylenirmiş. Gelenler bu odada gecelerlermiş. Bundan da. anlaşılıyor ki Aşık'ın adı biliniyor ye söylüyordu dillerde: <<Said Avcı>> şiirinde bunu kendisi de açığa vuruyor:
    <<Söylenir namımız halkın dilinde.>>

    Said'in bir tutkusu da şahan. Ava çıktığında olduğu gibi, çıkmadığı zamanlarda da elinde, omzunda şahanla dolaşırmış. Aşik'ın şahana olan sevgi ve tutkusunu şiirlerinde de görüyor ve bize verilen bilginin gerçek olduğu sonucuna varıyoruz:

    Yavru bazım konmuş kolun üstüne
    Dökmüş saçlarını belin üstüne
    Şahinimi salmış idim yabana
    Mail oldum ben bir kaşı kemana

    Ün eyledim yüce dağlar salından
    Gözü kara bir balaban kuş ile
    Elde bazım kalktım keklik avına
    Yol alanda Ağızboz'un dağına

    Bir şiirinde de şöyle duyurur kolundaki Şahini:

    Davet olsam dost köyüne okunsam
    Yavru şahinimi kolda götürsem.

    Bu örnekler dışında, şahan, şahin, balaban, baz gibi adlarla bu kuşlara düşkünlüğünü belli eden satırlarına çokça rastlıyoruz.

    Aşık Said'in, kadınlara olan eğilimi ayrı bir özelliği olarak çıkıyor karşımıza. Ne var ki bu noktadaki görüşler şehre ve köye göre değişiyor. Kırşehir'de kadınlara aşırı düşkünlüğün kanısı yaşarken, kendi köyünde, <<vardı, aşırı değildi>> şeklinde söyleyenlere rastlıyorduk. Gel gelelim şiirleri ve hayatına ait kısa bilgiler birinci görüşü daha bir haklı çıkarır nitelik taşıyor.

    Gene köyünden edindiğimiz bilgiye göre dindar, namazını kaçırmayan, çok dürüst ve doğru bir karakter adamı imiş. Zaten bu ve benzeri özelliklerinin sosyal yanı olan bütün şiirlerinde, kuşkuya yer kalmayacak şekilde tam bir açıklıkla görebiliyoruz.

    Evet ozanın yaşadığı dönemle ilgili bilgiler şimdilik bu kadarla bitiyor. Bitiyor ama, bir perde eksiğiyle ancak. Derken bir gün gelmiş, bağlamış Said'i hasta döşeğine. Ne var ki, elinden ve dilinden alamamış türküsünü, koşmasını, destanını. Söylemiş, yazmış hasta yatağında bile yaşlı Ozan. Hem de geleceğini kestiren bir adamın acı gerçeklerini yaşıyordu artık. Biraz yakınmalı, tersine minnetsiz ve üstelik korkusuz :

    Yüklettin bahranı kaçarım diye
    Kol kanat bağladın uçarım diye
    Şu yalan dünyadan, göçerim diye
    Kırdın kanadımı kolumu felek

    Gözümden akıttım demü zarımı
    Felek yaman aldın kolay yanımı
    Vadem yetti ise gel al canımı
    Sana minnet etmem bir canı felek

    Şu yalan dünyada yolumuz büke
    Çevirdim yönümü yalvardım hakka
    Giydirdin gömleğe istemez yaka
    Yolumu yolsuza düşürdün felek

    Hasta döşeğinde böyle yazan Aşık, ardından minnet etmediği canını da veriyor ve Toklumen'e gömülüyor. Yazık, fırsat buldukça gittiğimiz bölgede, hele Aşık'ın kendi köyünde yaptığımız soruşturmalarda mezarının yerini bilen kimse çıkmamıştır.

    Öldüğünde 75 yaşındadır. Yıl 18 ikinci Kanun 1326 dır. (18 Ocak 1910) Yastığının altından kendi el yazısıyla yazılmış <<Son Türküsü>> de çıkmıştır:

    Said bu rüyaya aldanama boşa
    Götü azık bir gün gelecek başa
    Senin günahların gökleri aşa
    Sana baki değil bu Toklueğemen

    Evet Toklumen ona da kalmamıştır. Zaten o da herkes gibi bu dünyada konuk olduğunu biliyor ve şöyle açıklıyordu önceden:

    Anamın rahminden yere düşmeden
    Dokuz ay yaslandım handa misafir
    Bu gün, geldim ise yarın giderim
    Ben bir ulu kervan hana misafir

    Gayri Aşık'ın da misafirliği de bitiyordu. Misafirliği bitmeyen ise onun sözleri, sazından kalan seslerdi. Bu gün var olan, yaşayan iki gerçek.



    Eserlerinden bazıları:


    Yar İçin

    Aman Ağ Ellerin Sala Sala Gelen Yar
    Nasıl Getireyim Seni Ele Ben
    Ya Bir Şahin Olsam Sen Bir Balaban
    Taksam Kaynağıma Gitsem Çöle Ben

    Şahinimi Salmış İdim Dumana
    Mail Oldum Ben Bir Kaşı Kemana
    Sevdim İse Yarim Sevdim Kime Ne
    Ne Etmişsim Şu Dolaşan Ele Ben

    Koyunları Kuzu İle Karışık
    Yüze Küskün Ama Kalbi Barışık
    Siyah Perçemi De Zülfü Dolaşık
    Yeni Düştüm Düzen Tutmaz Tele Ben

    Der Said'im Görür Zatı Zad İle
    Aldırdım Yarimi Bir İspat İle
    Göksü Sülenbetli, Tosun At İle
    Yar Terkimde Hep Gideyim Çöle Ben



    Emine

    Tor Şahin Misali Eydirip Bakma
    Artar Bülbül Gibi Zarı Gözlerin
    Cemalin Şevkine Cihanı Yakma
    Yaktı Bu Cihanı Nara Gözlerin

    Kaşların Katlime Ferman Yazdırır
    Aşıkları Diyar Diyar Gezdirir
    Lokman Bekim Gelse Yaram Azdırır
    Nedir Bu Derdime Çare Gözlerin

    Dökülmüş Ruyüne Tel Gibi Saçlar
    Kiprikler Sineme Tel Gibi İşler
    Mah Cemal Üstünde Ol Keman Kaşlar
    Yakıyor Canımı Kara Gözlerin

    Cemalin Görenler Hep Mecnun Gider
    Seni Seven Yiğit Dünyayı Nider
    Azrail Misali Ban Harap Eder
    Kasdeyler Canıma Kara Gözlerin

    Pek Densiz Sallanma Sen De Bulursun
    Dünya Baki Değil Sen De Ölürsün
    Etme Bu Cefayı Kanlım Olursun
    Deli Etti Beni Kara Gözlerin

    Said'im Düşmüşsün Ah İle Zare
    Beni Mecnun Eden Bir Gözü Kare
    Aradım Derdime Bulunmaz Çare
    Anca Bu Derdime Çare Gözlerin



    Kerem Eyle

    Eylen Güzel Eylen Haber Alayım
    Bir Suvalim Vardır Dur Kerem Eyle
    Seni Dertlerime Derman Dediler
    Bu Kadar Hizmetim Gör Kerem Eyle

    Bir Yenilmez Sevda Var İdi Bende
    Ciğer Yarasıdır Onmaz Teninde
    Dediler Derdimin; Dermanı Sende
    Etme Bu Cefayı Yar Kerem Eyle

    Suna Boylum <<Heye>> Demez Sözüme
    Kaldırıp Başını Bakmaz Yüzüme
    Muhabette Oturuncu Dizime
    Kolların Boynuma Sar Kerem Eyle

    Kara Gözlüm Gel Ağlatma Boşuna
    Merhamet Kıl Gözlerimin Yaşına
    Ben Ölünce Mezarımın Başına
    Ağlayı Ağlayı Var Kerem Eyle

    Said'im Çekersin Daima Elem,
    Mümkün Mü Yar İle Murada Erem
    Gitmeyem Hasretlik Yüzünü Görem
    Gelipte Halimden Sor Kerem Eyle



    Eşi İçin

    Nasıl Vasfedeyim Bir Danem Seni
    Rumeli Bosnayı Değer Gözlerin
    Emsalin Yok Senin Yalan Dünyada
    Karsı Akıskayı Değer Gözlerin

    Unutmuş Kalmışım Erzurum Vanı
    Koca Sivas İle Tekirdağını
    Ne Var Ankara Da Kayseri Seni
    Samsunu Yozgadı Değer Gözlerin

    Kimsede Görmedim Sendeki Nazı
    Tunusu Trablusu Mısır Hicazı
    Yemeni San'ayı Acem Şirazı
    Belhi Buharayı Değer Gözlerin

    Evvelden Bilirim Ben Seni Maraş
    Selamına Dursun Hint İle Habeş
    Bağdadı Basrayı Versem Başabaş
    Halebi Antebi Değer Gözlerin

    Aşık Sait Seni Eyledi Meti
    Yanaktan Bir Puse Kula Himmeti
    Yüz Bin Sarraf Gelse Bilmez Kıymeti
    Büsbütün Dünyaya Değer Gözlerin



    Ne Güzel Uymuş

    Şu Kendi Kendime Bir Fikreyledim
    Mor Dağlara Duman Ne Güzel Uymuş
    Sığındım Mevlama Çok Sükreyledim
    Müslümana İman Ne Güzel Uymuş

    Düğünde Bayramda Ederler Zinet
    İslamın Boynuna Farz İle Sünnet
    Kafire Cehennem Mümine Cennet
    Kör Şeytana Nalet En Güzel Uymuş

    Müminler Camiye Sererler Halı
    Ben Deli Değilim Sen Ettin Deli
    Allahın Arslanı Hazreti Ali
    Eline Zülfikar Ne Güzel Uymuş

    Said'im Der Küffar Tapar İsaya
    Amel Getirirler Eğri Asaya
    İncil İsa İçin Tevrat Musaya
    Kur'an Muhammed'e Ne Güzel Uymuş








    Kırşehir Türküsü

    Çıktım Yükseğine Seyran Eyledim,
    Al Yeşil Bahçeli Kaman Görünür.
    Firkat Geldi, Ah Eyledim, Ağladım.
    Kılıçözü Çayır Çimen Görünür.

    Biter Kırşehir'in Gülleri Biter,
    Çırpınır Dalında Bülbüller Öter,
    Çok Olur Güzeli Hep Yeni Biter,
    Kaşının Üstünde Keman Görünür,

    Gün Be Gün Artırdım Ah İle Zarı,
    Elinden Alırdım Gül Yüzlü Yarı,
    Arzum Sende Kaldı Koca Kayseri,
    Erciyas Başında Duman Görünür.

    Said'im Çekersin Her Zaman Keder
    Gurbetlik Daima Benimle Gider,
    Bu Aşkın Elinden Çektiğim Yeter,
    Sevdiğim Yılların Yaman Görünür.



    Yeğ İmiş

    Kulak Verdim Dört Köşeyi Dinledim
    Ardım Sıra Gıybet Eden Çoğumuş
    Çok Yaşayıp Kötü Günü Görmeden
    Az Yaşayıp Bir Dem Sürmek Yeğ İmiş

    Çadır Kurup Sahralara Konardım
    Hünkar Sofrasında Elim Sunardım
    Kargı Alıp Tosun Ata Binerdim
    Anın Dahi, Bir Faydası Yoğumuş

    Nazar Kıldım Her Tarafa Köşeye
    İltimas Çok Ağa İle Paşaya
    Var Mı Bu Dünyada Ebed Yaşayan
    Yolu Çıkmaz Bir Yücecik Dağ İmiş

    Der Aşık Said'im Üfülür Surler
    Hallaç Mansur Gibi Atılır Yerler
    Yer Yüzünde Kalmaz Bir Tane Erler
    Diyen Olmaz Adam Sağ İmiş



    Sürmeli Değil

    Ilgıt Ilgıt Esen Seher Yelleri
    Yar Gelip Geçtikçe Değmeli Değil
    Ak Elleri Boğum Boğum Kınalı
    Ah Neyleyim Gözler Sürmeli Değil

    Doldurmuş Helkeyi Ben Deyip Gider
    Açmış Ak Göksünü Yel Dövüp Gider
    Ela Göze Sürme Çekmiş Çevreder
    Mahellenden Bir Yar Sevmeli Değil

    Ben Bu Derelerde Konup Göçmedim
    Aşkın Badesinden Dolup İçmedim
    Fırsat Elde İken Alıp Kaçmadım
    Öldürmeli Beni Dövmeli Değil

    Bizim İlde Ak Sayayı, Giymezler
    Giyip Giyip Ak Topuğu Dövmezler
    Sen Güzelsin Ben Said'e Vermezler
    Düşüp Kız Sevdana Yelmeli Değil



    Dünya Boş İmiş

    Feryad Edip Hiç Bir Dala Konmadan
    Gönül Havadaki Dönen Kuş İmiş
    Gam İle Mihneti Mesken Edindim
    Bir Bakarsan Yalan Dünya Boş İmiş

    Seher Vakti Bülbüllerim Ötmedi
    Çok Rica Eyledim Sözüm Tutmadı
    Bir Vakit Hoş Günüm Devran Etmedi
    Kahpe Felek Kara Bağrım Taş İmiş

    Allı Turnam Ayrılmazdı Katerden
    Bahanam Yok Ayrılamam Kaderden
    Dünyaya Bakmadan Gamü Kederden
    Benim Başım Ne Belalı Baş İmiş

    Seher Vakti Bülbül Başlar Figana
    Hele Bir Nazar Kıl Fani Cihana
    Nice Canlar Geldi Geçti Bu Hana
    Güvenmeyin Dostlar Dünya Düş İmiş

    Said'im Çekiyor Gam İle Keder
    Hakka Aşık Olan Dünyayı Nider
    Misafirhanedir Gelenler Gider
    Yeni Bildim Yalan Dünya Boş İmiş



    Hasta Döşeğinde

    Gülmedim Dünyaya Geldim Geleli
    Akıttın Gözümün Yaşını Felek
    Evvelden Onmayan Şimdi Onar Mı
    Attın Tünden Tüne Aşımı Felek

    Yüklettim Barhcanı Göçerim Diye
    Kol Kanat Bağladın, Uçarım Diye
    Şu Yalan Dünyadan Göçerim Diye
    Kırdın Kanadımı Kolumu Felek

    Gözümden Akıttın Demü Zarımı
    Felek Yaman Aldın Kolay Yanımı
    Vadem Yetti İse Gel Al Canımı
    Sana Minnet, Etmem Bir Canı Felek

    Şu Yalan Dünyada Yolumuz Büke
    Çevirdim Yönümü Yalvardım Hak'ka
    Giydirdin Gömleği İstemez Yaka
    Yolumu Yolsuza Düşürdün Felek

    Der Aşık Said'im Okuyan Yazar
    Yazdığım Yazıyı Yaradan Bozar
    Ellerin Sevdiği Salınıp Gezer
    Hemen Bana Mıdır Bu Zulmün Felek



    Son Türküsü

    Tüter Cehennemin Dumanı Tüter
    Acep Mevla Bana Gazap Mı Eder
    Cümle Halk Yüzleri Üstüne Yatar
    Haykırır Ün Verir Ateşi Suzan

    Mevlam Kullarına İnsin Rahmetin
    Çektirmesin Cehennemin Zahmetin
    Hep Bağışlar Habibine Ümmetin
    Eder Kullarına Bin Türlü İhsan

    Said Bu Rüyaya Aldanma Boşa
    Götür Azık Bir Gün Gelecek Başa
    Senin Günahların Gökleri Aşa
    Sana Baki Değil Bu Tokluğemen



    Cahit OBRUK


     
Aşık Said konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Said B. Zeyd(cennetle MÜjdelenen On Sahabİ)

    Said B. Zeyd(cennetle MÜjdelenen On Sahabİ)

    cennetle müjdelenen 10 sahabi cennetle müjdelenen 10 sahabe kör sahabe isimleri kişi SAID B. ZEYD Hayattayken Cennetle müjdelenen on sahabiden biri. Babasi Zeyd b. Amr olup, nesebi Ka'b da Rasûlüllah (s.a.s) ile birlesmektedir. Künyesi Ebul-A'ver'dir. Ebu Tür olarak da çagrilirdi (Ibnül-Esir, Üsdül-Gâbe, II, 387). Annesi Fatima binti Ba'ce'dir. Babasi Zeyd, Mekke müsriklerinin dinlerini akil...
  2. Bediüzzaman Said Nursi

    Bediüzzaman Said Nursi

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  3. Aşık

    Aşık

    Bu kemiği görmek kadına, Bu kemikle oynamak batıl söz söylemeye, bu oyunda birini yenmek o kimseye galip gelmeye, Birtakım aşıkların yanında olduğunu görmek bakire kızlarla evlenmeye delalet eder.Rüyasında aşık olduğunu gören bir kimse bekar ise bir süre sonra gerçekten aşık olacak demektir. Evliyse, kişiyi hayata bağlayacak önemli bir neden ortaya çıkacak demektir.Asik görmek, bir is...
  4. Said Yavaş Ortaöğrenim Erkek Öğrenci Yurdu

    Said Yavaş Ortaöğrenim Erkek Öğrenci Yurdu

    sait yavaş İlçe: Beypazarı Adres: Kurtuluş Mahallesi 1162 Ada 1...
  5. Bediüzzaman Said Nursi'nin Hayatı

    Bediüzzaman Said Nursi'nin Hayatı

    bu konu Bediuzzaman Said Nursi' nin hayatı hakkında genel bilgilere yer vermektedir. Bediuzzaman Said Nursi'nin hayatı hakkın da bilgi edinmek isteyen üyelerimiz ve ziyaretçilerimiz için kendisinin biyografi bilgilerini sizler için paylaşıyoruz. Said Nursi, 1873 te Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğdu. Babasının adı Mirza, annesinin adı Nuriyedir. Ağabeyi...

Sayfayı Paylaş