gebe
  1. sevde 7

    sevde 7 Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    2 Nisan 2011
    Mesajlar:
    1.014
    Beğenilen Mesajlar:
    1.092
    Ödül Puanları:
    113
    Şehir:
    yuvamın huzurlu olduğu heryerde

    Aşk Kapıyı Çaldığında

    Konu, 'Aşk Hikayeleri' kısmında sevde 7 tarafından paylaşıldı.

    aşk hikayeleri, duygusal aşk hikayeleri, aşk, aşkın insanlar üzerindeki etkisi, aradığınız herşey burda melekler... [​IMG]

    aşk söyletir dert dinletir diye boşuna dememişler öyle değilmi.

    Aşkla ilgili herşey anlamını senle yitirdi

    Çünkü sen gittin.


    .....dün


    Dün başka bir şehrin kokusunda denizi soludum özlemle. Ay denizin

    tepesindeydi. Bıraksalardı, kalsaydım kayalıkların başında.

    Dalgaların karşısında, bütün dünya sırtımın arkasında.

    Dün, bugün, yarın. Aslında ne zaman? Zaman ne? Zamanımız ömrümüz

    kadar ancak. Yaşımızsa yaşamışlığımızdan daha az.

    Yoktun! Hüzün şarkıları vardı dilimde, düşlerimde. Gül bahçelerinin

    kokusu sinmişti uykularıma bilmezsin. Bir cümle değil ki aşklar, bir

    satır değil ki duygular. Düşlerim kadar uzun olamaz ki bütün

    yazdıklarım, yazılanlar. Umutlarım kadar büyük olmalı sevgilerim.

    Yazık şeyler, boş inançlar, duyarsızlık. Hiç kimse değil herkes. Ama

    birşey, tek bir şey için; Yaşamak mümkünken yaşamak için.

    Düzgün alıntıları var kararsız yaratmaların hayatımızda. Eğri birşey

    var aralarında, isteksizlik gibi, yılmışlık gibi. Bezgin bir görüntü

    var yüzümde savaşıyor da yeniliyor gibi.

    O, benim! Yüzüm aydınlatıyor gerçekleri. Bir denemeydi yalnızca. Bir

    yaz sıcağı denemesi. Olası bütün özgürlüklerle sarılmak güneşe.

    Sahip olduğum bütün yalnızlıklarla, yalnız kalmak o uzak deniz

    şehrinde. Bir uzaklaşmak çabası kendimce. Bir boşluğu dolu dolu

    yaşamak .

    Sözcükler maviye boyandı uzaklarda, özlemler martılara yüklendi.

    Orası denizdi. Bir satır öncesiydi. Hiçbirşey eskisi olamazdı!..

    Olmamalıydı. Varlığını hissettiğin ama yaşayamadığın duyumsamalar

    vardır. Aslında gerçektir, aslında yaşanasıdır, aslında senindir.

    Ama buna hazır değilsindir bütünüyle. "Bu bir başlangıç olmalı"

    diye düşündüğün şey ne kadar somutsa, sen de o kadar soyutsundur.

    Seni gerçekten rahatsız edense; bir sebep bulamayışındır

    davranışlarına.

    Belki sebep oradaydı, yalnızca sen göremiyordun. Bir isimdi belki,

    bir geçmişti, geçmişindi, öncendi; düşünmekten korktuğun. Tekrar

    yaşamaya cesaret edemediğin bir süreçti.
    Bekledin öylece ve beklemeye aldığın diğer herşey vardı bir yanda,

    ben gibi. Ve aslında nedir olması gereken, yapman gereken bilmeden.

    Dünyanın en tepesinde ve yalnız olmayı düşleyerek bakıyorum güneşe.

    Yalnızca bir bakış uzaklığında mavi. Suda mavi, havada mavi.

    Gördüğüm ve düşündüğüm herşey biraz mavi.
    Sessizliği çözen dalga sesinde uyanıyor gerçekler uykusundan. Bu

    umutsuzluk: Gerekçesiz geç kalması yaşamın anlamının...
    Kapalı kapıların ardında kaldı yürekler
    Yazamadı şiirini, söyleyemedi şarkısını sözcükler.
    Siz, geniş zamanlar umuyordunuz,
    çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek.
    Ama hep dardı vakitleriniz
    çünkü yüreğiniz dardı sizin.
    Bana hiç sevmediğinizi söyleyin...
    Ve sen, çocuk düşleriyle yarattığım sevgili, yalnızlığı seçiyorsun

    belki zorlayarak kendini. Gidip de bir daha dönmediğindir, ardında

    kalan. Sırasız yaşadığın bütün o sevgiler boşluklarını tamamlayacak

    hayatının. Oysa koparıp almalıydın kendini bütün o yanılgılardan.
    Hiç konuşamadıklarımızı yazıyorum şimdi. Gidiyordun. Gidiyordun

    zaten. Gidiyordun sen. Hiç yaşamadıklarımızla gidiyordun. Hep

    yapmayı isteyip de yapamadıklarımızla. Daima ertelediğin herşeyle

    birlikte gidiyordun.
    Seni değil kendimi son kez uğurluyordum. Giden bendim aslında. Sen

    kaldın. Sen hep o sende kaldın çünkü. Bütün çelişkilerinde, bütün

    korkularında kaldın.
    Çok zaman geçmedi. Yalnız kaldı, konuşamadı, içine döndü bir çiçek.

    "Boşuna bir bekleyiş." dedi bütün dünya, inanmadı. "Anlayacak"

    dedi. "Anlamalı sevginin gücünü."
    İzleri bile kalmadı seninleliğin. Hevesleri yok ettin ya, umutsuz

    kaldı gözler, ağlayamadı bile.. Yokluğunla bitti sözcükler. Sen

    gittin.
    Aynı sonların devamında aynı başlangıçları yaşamamak için

    öğrenmeliydin bazı şeyleri.
    Birgün kendi gökyüzüne bakarken, hatırlayacak mısın söylediklerimi?

    "Sevmek yürek ister. Sevgi yüreğini ister, vermelisin. Sevgiye

    yüreğini vermelisin!"







    Yarın uyanacağın yeni gün, yeni biri olmayacaksın. Ne yazık, dünya

    da aynı dünya olacak. Değişebilecek tek şey yaşama bakışın olabilir.

    İyimserliğin ve kötümserliğin çok ince bir çizgide ayrılıyor

    birbirinden. Bu içindeki sevgi çokluğuna bağlı. Mutlu yada mutsuz

    olabilirsin. Yaşamının anlamı kendi içinde saklı, aramaya hazır

    mısın? Aramayı ister misin? Sen ne kadar sensin, bu ne kadar senin

    yaşamın? Gördüğüm sensin. Ya göremediğim sen? Bulmaya çabaladığım

    fakat bulamadığım sen... Ulaşamadığım sen...
    Çok şeyi göze almıştım oysa. Yıkıntıların ardından yine yeni bir

    savaşı bile. Sen de savaşlardan geliyordun çünkü. Yaraların vardı,

    anlıyordum. Olabilirdi, yapabilirdik. Korkmasaydın, vazgeçmeseydin.

    Bugün sana bunları yazarken düşündüklerim, düşlediklerimin yarısı

    bile değil. İzin verseydin.. Paylaşabilseydim. Anlatabilseydin.

    Dinleseydim. Söyleseydin!.. Söyleyebilseydin..
    "Umut ettiğim kadar olabilir miydi" diye düşündüğümde, bir neden

    bulamıyorum. Ve sen ayrıntıları nasıl gözardı edebildin vazgeçerken?

    Yaşadıklarımı, düşündüklerimi, ben kadar yakın hissederek paylaştım

    seninle. Belki alışık olmadığın kadar güvenerek. İçimden geldiği

    gibi, öylece. Ne yapayım ben böyleyim. Bu hataysa eğer, daha önce de

    aynı hatayı yapmıştım. Keşke anlasaydın... Sevgiyi bu kadar kolay

    harcayamam ki.
    Bir uzun yolun ortasında, kendi doğrularımdan yada yanlışlarımdan

    vazgeçmeyi düşünerek gitmiştim sana. Ya sen bana gelmeyi

    başarabildin mi? Kendinle hesaplaşmaların vardı: Kabullenemeyişler,

    zorlamalar, geriye dönüşler, dönemeyişler... Bir gelecek endişesi

    taşıyordu korkuların pişmanlık duymamak için. Peki ya kaybetmek

    korkusu yok muydu içinde? Kendi kendinden kaçıyordun. Kendi

    sevgilerinden. Sevgi sadakat ister, ona sadık kalmalıydın.
    Yarın bunları hiç düşünmeden yaşıyorken, bütün gerçekliğin yığılacak

    üstüne, belki hiç anlamayacaksın neden bittiğini. Buna izin

    vermeyecek etrafına ördüğün duvar. Dün de o duvar vardı, yarın da

    olacak. Sen onu yıkmadığın sürece, o seni gizleyecek ardında.

    Dün ardarda yaşadığımız yanlışlar için geçmişi yargıladıysak eğer,

    bugün de aynısını dün için yapacaktık. Bu yüzdendi, bugünü doğru

    yaşamak çabası. Bu yüzdendi, seslenişim. Bu yüzdendi, sessizce

    gitmeyişim...
    Yıldızları gördüm denizin hemen üzerinde. Yanyanayken, binlerce

    kilometre uzaklardı birbirlerine. Gözlerimde aç bir tebessüm, bir

    kez daha yanıldığımı gördüm yalnızlığımda. Boşuna bir çaba gördüm

    umutsuzluğunda. Sende ben, geçmişimi gördüm, dünü gördüm.. Dün sen o

    geçmişe gömüldün







     
Aşk Kapıyı Çaldığında konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. aşk kapıyı çaldığında

    aşk kapıyı çaldığında

    böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim. Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde... Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp...
  2. Aşıksanız veya aşk kapıda diyorsanız bu 4 erkek tipinden mutlaka uzak durun!

    Aşıksanız veya aşk kapıda diyorsanız bu 4 erkek tipinden mutlaka uzak durun!

    Aşıksanız veya aşk kapıda diyorsanız bu 4 erkek tipinden mutlaka uzak durun! Mutlaka okuyun.:):):) İnek tipli İnek tipli erkeklere en çok okulda, dershanede, kütüphanede, panelde ve seminerde rastlarız. Çok okumaktan gözleri bozulduğu için genelde gözlük takarlar. Modayla uzaktan yakından ilgileri yoktur. Her gün aynı kıyafeti giyerler desek yeridir, tercihleri de süveter, gömlek ve kumaş...
  3. Hiç bir aşk çalmasın kapılarımı...

    Hiç bir aşk çalmasın kapılarımı...

    Ne fazlasını istedim senden ne en iyisini aşkın...Yetinmesini bildim hep olduğu kadarıyla..Ne elimi tuttun ne sevdiğini duydum bir kez..Ben hayatta iki kez yakaladım aşkı iki kez kaybettim. Eskisini senle unuttum.Ya şimdi seni kimle unutacağım..Pes ediyorum sevmelere,yenilmelere...Oysa mutlusun sanmıştım azda olsa sevdiğine inanmıştım ben hep sana ait kalmıştım sen sevmeyi başaramadın......
  4. Aşk kapıyı çalınca

    Aşk kapıyı çalınca

    Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim. Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde... Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu...

Sayfayı Paylaş