gebe
  1. aysil

    aysil Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    3 Eylül 2010
    Mesajlar:
    77
    Beğenilen Mesajlar:
    22
    Ödül Puanları:
    0

    Aşkın çıkış noktası ve sebebi :)))

    Konu, 'Kişisel Gelişim' kısmında aysil tarafından paylaşıldı.

    Çoğumuz aşk hissinin yaş ile olgunlaştığını sadece dış etkenlere bağlı olarak dönüştüğünü düşünürüz. Ancak; aşk da yaşa veya dış etkenlere bağlı olmadan da kendi içinde bazı değişim süreçleri izler. Bu değişim süreçleri gezegenlere atfedilmiş özelliklerin tanımladığı kavramlarla şekillenirler. Venüs ve Aşkın Doğuşu..
    Şu “aşk” kelimesi ne kadar da çok kullanılıyor ve suistimal ediliyor! Herkes yaşamının belli bir döneminde aşk dediği bu hissi deneyimliyor. Bununla kendinden geçiyor veya acı çekiyor. Aşk yüzünden suçlar işleniyor fedakarlıklar yapılıyor. Aşk ve ölüm insan ruhunun kadehinde her zaman birbirlerine karışıyorlar. Bu tatlı sert iksir Hayat tarafından sürekli kaynatılıp ergenlikten itibaren insanlara içiriliyor.
    Aşkı deneyimlemek hiçbir insanın kaçamadığı bir kader. Bu his gençler için olgunlaştırıcı bir güç; yaşı ilerleyenler için ise ne kadar olgunlaştıklarını görmeleri için bir sınav. Yaşı zaten çok ileri olanlar için bile ya yaşamın ötesiyle bağlantılı imalar olma özelliği taşıyor ya da insanın yaşam dediğimiz büyük koşuşturmacasını tamamlamak için gereken ikinci bir rüzgar - yaşam enerjisinin yenilenmesi - anlamına geliyor.

    Eski mitolojik ve astrolojik geleneklere göre Venüs aşkın sembolüdür. Denizin köpüklerinden boynunda incilerden bir kolye ile doğmuştur. Venüs bir çok yerde elinde bir ayna kendine bakarken resmedilir. Bunların tümü iyi idrak etmemiz gereken sembollerdir çünkü idrak edilememiş aşk hissi içi boş bir tiyatro oyununa dönüp sonuçta da kaçınılmaz bir acı haline gelir.
    Deniz ayrıştırılmamış yaşam enerjisini temsil eder. Yaşayan her şeyin denizden yükselmiş olduğu söylenebilir. Rüyalarımızda (ve modern psikolojide) deniz kolektif (müşterek) bilinçsizliğin ifadesidir. Ego dediğimiz benliklerin içinden yükseldiği ayrıştırılmamış akli doğamızın keşfedilmemiş derinlikleridir. Bu denizin içinde herkes insanlıkları içinde birdir; aslında tüm yaşamlar bu Deniz içinde bir olurlar. Venüs yani aşk deneyimi işte bu devasa bilinçsiz birliğin içerisinden boynundaki inci kolye dışında tamamen çıplak olarak doğar.

    İnci bir kabuk içindeki yaşam maddesinin “uyarılmasının” ürünüdür. Aşk her zaman “uyarılma” ile doğar. Kendini izole etmiş bir kabuğa sarılmış her şey “dürtülmeli” uyarılmalı uyandırılmalıdır. Aşk her zaman bir ihtiyacın sonucudur. Derinlerdeki bilinçsiz bir arzu veya eksiklik hissi sarsıcı bir acı kendisini hislerin rengarenk seviyelerinde gittikçe büyütür ve yaşayan ruhu uyanmaya bir eylemde bulunmaya zorlar. Ayrışık ego kabuğundan çıkma bilinçsiz varoluş denizinden yükselme mecburiyetinin oluşturduğu zorlayıcı farkındalığın gereğini yapmaya yöneltir. Cevap ergenlikteki “gözü kör” olan aşktır. Arka arkaya acılardan arka arkaya incilerden sonra aşk bilincin ışığında parlar. Bilincin ışığı altında sevdiği kişinin gözlerinin aynasında kendini gördüğünde denizin ayrıştırılmamış yaşam gücü ayrışmış bir insan ruhu haline geldiğini bir diğerini seven bir ruh olduğunu fark eder. Bu fark ediş bir parıltıdır.

    Mitoloji; insanların bilinçli olarak kendi deneyimleri haline getirebilecekleri deneyimleri dramatize etme ve sembollere dönüştürme çabasıdır. Venüs insan tarafından çeşitli şekillerde ve çeşitli seviyelerde deneyimlenen aşktır. Venüs’ü aklımızda evrensel yaşam enerjisinin yarı bilinçli sonsuzluğu ile ışıldar halde denizden çıkarken canlandırabiliriz. Henüz tam idrak edilemeyecek kadar karmaşık ilişkilerle ilgili dokunulmamış bir potansiyel getirerek insanların açlık korku ve arzu yoluyla etkileşim içerisinde oldukları kıyılara çıkar. Kıskanç kızgın yıkıcı hatta sarhoş olan tanrılar ve ölümlülerle oynayıp durur.
    Sonunda aşk deneyimi denizi özler hale gelir ve insan ruhu köpüren dalgaların vurduğu bilinç kıyılarında bir kez daha durup ergenliğini tekrar yaşayabilir. Ancak bu sefer gözlerini denize onun sonsuzluğunun farkında olarak dikmiştir. Ayakları yani idrakihiç durmadan yükselip alçalan sürekli hareket halinde olan yaşam okyanusunun aydınlık özünde yıkanmaktadır. Bu idrak yoluyla Neptün denizin büyük gücü artık ıslah olmuş Venüs’le konuşur. Aşk deneyimi insan ruhu için artık yeni başkalaşmış bir anlam taşımaktadır.

    (alıntıdır)

     
Aşkın çıkış noktası ve sebebi :))) konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. püf noktası< Yemeklerde renk ve lezzet

    püf noktası< Yemeklerde renk ve lezzet

    Bazı et yemeklerinde şarap kullanılması o yemeğe lezzet katar. Ama eğer şarap kullanmak istemezseniz, yarım bardak suya üç çay kaşığı sirkeyle birlikte, yarım çay kaşığı da şeker katarsanız, aynı işi görecektir. Havucu kaynar suda haşladıktan sonra onları hemen soğuk suyun içine atacak olursanız, renklerini kaybetmelerinin önüne geçmiş olursunuz. Pişirdiğiniz ciğerin daha lezzetli olmasını...
  2. !... aDı aŞk sEbEbiMin ...!

    !... aDı aŞk sEbEbiMin ...!

    !... aDı aŞk sEbEbiMin ...! Susma ,,, ne olurr susma yine ! Bir gece yine çaldır telefonumu bizim şarkımızla ... duyar duymaz uyanırım ,,, bilirsin . ! Ama aramazsın ,,, iyi bilirim ... ! Neydi yine yanlışımız ? yarım bırakmamızın , yine yok oluşumuzun nedeni neydi ? Söyleee .... Belki de zamansız açtım içimi ,,, Yüreğim şeffaftı aklımsa deli ... Ben geldim sen kaçtın hep bana...
  3. Gülşen - Adı Aşk Sebebimin

    Gülşen - Adı Aşk Sebebimin

    Belki de zamansız açtım içimi Yüreğim şeffaftı aklımsa deli Ben geldim sen kaçtın hep bana inat Bir vardın bir yoktun hep masal gibi Ne kara kaşına ne kara gözüne Ben tek bir sözüne tutulup kaldım Değmedi bir kere ellerin yüzüme Gel gör ki bin yıldır sanki vardın Adı aşk sebebimin her hata kalbimin Hep değerinden Hep gereğinden Hak ettiğinden çok sevdim Ne kara kaşına ne kara gözüne Ben...

Sayfayı Paylaş