gebe
  1. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0

    Atatürk (karisik siirler)

    Konu, 'Atatürk Şiirleri' kısmında kördügüm tarafından paylaşıldı.

    10 KASIM 1952 Sabahlar, her zaman güzel değildir, Her zaman ayrılık akşamla gelmez.
    Al atlar sırtında hoyrattır fecir,
    Hoyrattır, ne kalbler kırmıştır, bilmez.
    Sabahlar her zaman güzel değildir.

    Vakti, bir yerinden bölünce şafak
    İri ve rüyalı gözlerle müphem;
    Nur olmuş içimde sanırım ak pak
    Ayrı bir mânada korktuğum adem,
    Eski düşüncemde, rahat ve uzak.

    Fethe çıkmış gibi duyarım birden
    Eşsiz gururunu bir cihangirin.
    Ufuklar üstünde yüzen tekbirden
    Vatanca büyümüş asil ve derin
    Bir matem tütmekte şimdi fecirden

    Nefti yalnızlığı başlar zamanın
    Mağfiret ürperir, dağılır, uçar.
    Ölüm korkusuyle dolu bir anın
    Müphem uzletinde ebedî ruhlar;
    Nefti yalnızlığı başlar zamanın.

    Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur,
    Bir garip hali var Dolmabahçe'nin;
    Hala içimizde yüzen gecenin
    Aydınlık bilmeyen devamı durur,
    Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur.

    Ruh için, ölümsüz, derler cihanda,
    Her mevsim onunla güzel her seher
    Bütün esatiri parçalasan da
    Atatürk önünde mağlupsun kader!
    Ruh için, ölümsüz derler cihanda.
    Vehbi KIZILGÜL


    1919-1933"TEN BİR PARÇA

    O günlerde bir ünlü ayak bastı Samsun'a,
    Yürüdü etrafında ümitler suna suna.
    Bu, ateşler içinde geçip gelmiş bir erdi,
    Göğsünde toplanmıştı milyonla Türk'ün derdi,
    Bu milyonla dert ona veriyordu başka hız,
    Yürüdü arkasında genç, ihtiyar, kadın, kız.

    O kimdir? Bakışları deniz kadar yumuşak,
    Saçı güneşi emmiş bir demet altın başak.
    O kimdir? Bir milletin sesi vardı ağzında,
    Ondört milyonun nabzı çarpıyordu nabzında.
    O kimdir? Geçtiği yer dönüyor gün vurmuşa,
    Can veriyor sararmış ota, yaralı kuşa.

    O kimdir? Gözlerinde bir tılsım gizleniyor,
    Bastığı topraklarda bahar filizleniyor.
    Alev saçlı bir volkan bazı bir dağ başında,
    Bazı beliriyordu bir damla göz yaşında.
    Güneşten birer oktu ondan gelen her emir,
    Bu okların altında eriyor dağ, taş, demir
    O kimdir? Milyonla Türk birleşip bir tek olmuş,
    Yıkılan memlekete kolları destek olmuş.

    Öz yurdun içlerinde düşman kurarken pusu,
    Bir yandan da yürüdü Halife'nin ordusu.
    Birisi gökyüzünden bombalar atıyordu,
    Biri elinde salip, biri elinde Mushaf,
    İçli dışlı düşmanlar geliyorlardı saf saf.
    Bunların karşısında göğsü açık bir azim,
    Süngüye, topa karşı diyordu: Zafer bizim!

    Bunların karşısında ikişimşekli nazar
    Diyordu: Bu topraklar size olacak mezar!
    Vatan sürüklenirken bir uçurum ucuna,
    Dağılan kuvvetleri topladı avucuna.
    Topladı avucuna yıldırımı, şimşeği,
    Yoktan var ediyordu Tanrı gibi her şeyi.
    Kurşunlar gülle oldu, sopalar süngü oldu,
    Sınırlar baştan başa bir çelik örgü oldu.
    Şimşek yüklü bulutlar ufku kaplarsa nasıl
    Bir süngü ormanıyle dağlar doldu muttasıl.
    Bir kale heybeti var vatanın her taşında,
    Her işin başında O, her iş O'nun başında
    Faruk Nazif ÇAMLIBEL


    AĞIT

    "Tanrı'yı düşündü de kendisi gibi yüce
    Türk, göğe Tanrı dedi seni görmeden önce
    Yeryüzünde bu adı yalnız dağlara verdi."

    Göçen bir ordu değil, bir milletin başbuğu,
    Bu millet Türk milleti, gökten alındı tuğu!
    Suçunu gizlemesin kızıl günahkâr doğu.

    Işıklar yanmaz ola; gün, ay yasa bata Türk,
    Ey tanrı milletinin en büyüğü Atatürk!.

    Ne tat kaldı acunun baharında, güzünde;
    Ne heybet var gökünde, ne ışık gündüzünde,
    En büyük gücü sendin Tanrı'nın yer yüzünde,

    Dağlar, taşlar ağlaya; gün, ay yasa mata Türk
    Ey tanrı milletinin en büyüğü Atatürk!.

    Destanını haykırdım bu yurda âşık diye,
    Dünya Türk'e, Türk ona acısın yazık diye,
    Tanrı kıskandı seni, kendinden ışık diye.

    Gözler yoluna dala; gün ay yasa bata Türk,
    Ey tanrı milletinin en büyüğü Atatürk!.

    Ne doğudan sel gibi kopan Atillâ, Cengiz,
    Sana eş olamadı ne yel, ne dağ, ne deniz,
    Bunak din büyükleri!. Nerede mahşeriniz?

    Yedi kat gök yıkıla, gün, ay yasa bata Türk,
    Ölüm olam kavuşam sana nola Atatürk!.
    Şükrü KURGAN


    AĞIT

    Yok gayri bizlere uyku dünek vay
    Kime bel bağlayak kime dönek vay
    Vay amansız ecel alçak felek vay

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağyasın gayrı

    Ağla gözüm ağla yaşlar dil olsun
    Kurumuş dereler baştan sel olsun
    Çiçek kara açsın çayır kül olsun

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    En büyük en güzel en yiğit kayıp
    Dereler denizler çağlar ağlayıp
    Rabbim de gözyaşı dökmezse ayıp

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Her gittiği yerde o şan verirdi
    Aslan bakışını görse erirdi
    Kaşları yeleden nişan verirdi

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Bakışları şimşek gibi çakardı
    Yarını görürdü düne bakardı
    Kürsüye çıktı mı, arşa çıkardı

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Her belâyı önler arda atardı
    Dermandı her dalda hemen yeterdi
    Babamızdı elimizden tutardı

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Kaybını yıldızlar bile bileler
    Kırıla kanatlar sola yeleler
    Kurt kuş duyup cenazene geleler

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Millet Atan gitti başın sağ olsun
    Ölümü devr açsın yeni çağ olsun
    Dağlar birer birer yanar dağ olsun

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Gitti her ocağın söndü alevi
    Yeryüzü dediğin bir ölü evi
    Cihan türbe olsa almaz o devi

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Dönmüş denizler gözyaşı taşına
    Dünya ortak çıkmış Türk'ün yasına
    Her evden bir ölü çıkmışcasına

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Gökler ağıtlardan titriyor kat kat
    Düştü üstümüze gerilen kanat
    Onsuz dünya yarım, insanlık sakat

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    O hep dolu tuttu boş atmadıydı
    Söz verince yaptı aldatmadıydı
    On beş yıl tek burun kanatmadıydı

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Bizdendi sevinci bizdendi derdi
    Biz uyurduk o bizleri beklerdi
    Uyudu nöbeti bizlere verdi

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Kuru yapraklara benzedik bu güz
    Her göz kan içinde sapsarı her yüz
    Milyonlarız bir babadan öksüzüz

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Gök düşsün toprağa toza belensin
    Mezarına gece yıldız elensin
    Şehitler doğrulsun nöbet dolansın

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Dünya hem kahr olur hem onu gömer
    Yıldızlar kandildir semalar kemer
    Sus boğulayazdın sus Aşık Ömer

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı
    Behçet Kemal ÇAĞLAR


    AĞIT

    Ağlayalım Atatürk'e
    Bütün dünya kan ağladı.
    Süleyman olmuştu mülke
    Geldi ecel, can ağladı.

    Doğu, batı, cenup, şimal!
    Aman Tanrı bu nasıl hal?
    Atatürk'e erdi zeval,
    Memur, meb'usan ağladı.

    Atatürk'ün eserleri,
    Söylenecek bundan geri,
    Bütün dünyanın her yeri,
    Ah çekti, vatan ağladı.

    Fabrikalar icat etti,
    Atalığın isbat etti.
    Varlığın Türke terk etti
    Döndü çarh, devran ağladı.

    Bu ne kuvvet, bu ne kudret,
    Varıdı bunda bir hikmet
    Bütün Türkler, inön'İsmet,
    Gözlerinden kan ağladı.

    Tiren hattı, tayyareler...
    Türkler giydi hep karalar,
    Semerkant'la Buhara'lar
    İşitti her an ağladı.

    Siz sağ olun Türk gençleri,
    Çalışanlar kalmaz geri,
    Meraşalin askerleri,
    Ordular, teğmen ağladı.

    Zannetme ağlayan gülmez,
    Aslan yatağı boş kalmaz.
    Yalnız gidenler gelmez
    Her gelen insan ağladı.

    Uzatma Veysel bu sözü
    Dayanmaz herkesin gözü
    Koruyalım yurdumuzu,
    Dost değil düşman ağladı.
    Aşık VEYSEL


    AĞIT - DESTAN

    Bir ağıt söyleyeyim, dağlar dilinden
    Dumlu'dan Ağrı'ya ün gitsin gelsin!...
    Destanlar duyulsun tarih yolundan,
    O günden dünlere şan gitsin gelsin...

    Çekin küheylanın atlasın binsin,
    Al yelelerinde yankılar dönsün.
    Afyon'dan İzmir'e ordular insin.
    Süngü uçlarından can gitsin gelsin...

    Neymiş yarım?! Sancak çekilsin uca,
    Şılasın göklerde yüceden yüce
    Sormak lüzum değil, halimiz nice?
    Yanan yüreklerden kan gitsin gelsin...

    Sen ey yayda bir ok gibi kurulu!
    Bir ok değdi, düştün yere yaralı!
    Dört yanında ak mermerler örülü,
    Sars devir bunları, sin gitsin gelsin...

    Gökyay'ım neylesin ıssız çağlarda!
    Bir ağlar bir güler, durmaz kararda,
    Bir başka dağ gibi sen dur dağlarda,
    Akşamdan sabaha gün gitsin gelsin...
    Orhan Şaik GÖKYAY












     
Atatürk (karisik siirler) konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Karisik Sac Modelleri...

    Karisik Sac Modelleri...

    karışık saç modelleri kıvrışık saç modelleri sac duzumleri kivrisik sac erkek karışık
  2. Karisik Elbiseler...

    Karisik Elbiseler...

    karışık elbiseler
  3. Efendime siir

    Efendime siir

    efendime şiir efendime şiirler efendimize şiirler efendimize yazılan en güzel Efendim… Sen bir gece gelseydin, sahilini bulmuş dalga olur- dum. Sen denizim olurdun, ben de tek damlan… Büyüklüğünde küçüklüğümü bulurdum. Efendim… Sen bir gece gelseydin, yıldız yüzlü bir çocuk olur, yine beklerdim. Sen çiçeğim olurdun, ben kelebeğin… Kırılsa kanadım, gölgende emeklerdim. Efendim… Sen bir gece...
  4. Ofis siiri

    Ofis siiri

    Çalis Allah çalis saat gecenin onu olmus patron saat dokuza mesai koymus hem zaten bulamam bu saatte dolmus ne gidicem nan eve yatarim ben ofiste Deli gibi trafik leventte Telefon geldi sularda kesIk evde Yarin zaten erken gelecem isyerine ne gidecem nan eve yatarim ben ofiste saat olmus neredeyse yirmibir isIklar bile sonmus ofiste bir bir eve gidisim en az onbir ne gidicem nan eve...

Sayfayı Paylaş