gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Atm Dolandırıcılıkları Ve Bankanın Sorumluluğu

    Konu, 'Hukuk Tartışma Köşesi' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    internet dolandırıcılığında bankanın sorumluluğu İnternet veya cep telefonları gibi yaşamımızı kolaylaştıran yeni teknolojilerden çok daha önce yaşamımıza
    giren ATM’ler veya yaygın kullanılan diğer deyimiyle bankamatikler bugüne kadar
    birçok hukuki problemin de konusu olmuştur.

    ATM denilince ondan ayrı olarak
    düşünülmesi imkansız olan banka kartları akla gelmektedir. Banka kartlarının
    temel özelliği, kart kullanıcısına bir kredi olanağı sağlamaması ve kartın
    kullanıcısı kişinin kartı, bankanın bilişim sisteminin bir parçası olan ATM’ye
    sokarak banka nezdindeki hesabına ulaşması ve hesap bakiyesindeki tutar kadar
    nakit para çekilmesini sağlamasıdır. Banka kartlarında mülkiyet bu kartı çıkaran
    bankaya ait olmakta, müşteriye yalnızca kullanım hakkı verilmektedir. Banka
    kartının ön yüzünde ait olduğu kurumun ayırıcı işaretleri, kullanıcının adı,
    soyadı, kart numarası ve kartın geçerlilik süresi bulunmakta; kartın arka
    yüzünde ise kart ve kullancısına ait bilgilerin sayısal veri halinde bulunduğu
    manyetik şerit yer almaktadır.[1]

    Ülkemizde ATM’ler ve banka
    kartları ile ilgili hukuki problemler genellikle bu cihazların ve kartların bir
    suça konu olması ile gündeme gelmiştir. Hatta ATM’ler kullanılarak
    gerçekleştirilen eylemlerin hukuki niteliği Yargıtay’ın daireleri arasında
    içtihat ayrılıklarına dahi yol açmıştır. Ceza mahkemelerinde görülen davaların
    bir kısmında mahkemeler , ATM’ler kullanılarak gerçekleştirilen eylemlerin
    dolandırıcılık teşkil ettiğini, bir kısmında ise bu eylemlerin dolandırıcılık
    değil Ceza Kanunu’nun Bilişim Suçları babında yer alan bilgileri otomatik işleme
    tabi tutmuş bir sistemi kullanarak hukuka aykırı yarar sağlamak suçunu
    oluşturduğuna karar vermiştir. Nihayet Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu 2001
    yılında verdiği bir kararla bu farklılıkları gidererek bu tür eylemler için Türk
    Ceza Kanunu’nun 525/b.2 fıkrasının uygulanması gerektiğine karar vermiştir.[2]

    Fakat Türk hukukunda bugüne
    kadar bankaların ATM dolandırıcılıklarından dolayı hukuki sorumluluklarının olup
    olmadığı konusu çok fazla gündeme gelmemiştir. Bu yazıda bankaların hukuki
    sorumluluğu, bankaların güven kurumu nitelikleri çerçevesinde incelenecektir.

    ATM dolandırıcılıkları sebebiyle
    zarara uğrayanlar, banka aleyhine dava açabilirler mi? Bankaların sözleşmelere
    koydukları sorumsuzluk kayıtları geçerli olacak mıdır? Bankaların özen borcunun
    sınırları nelerdir? Bu tür soruları aşağıda cevaplamaya çalışacağız.

    Bankaların güven kurumu olması
    nitelendirmesi ışığında bankaların sorumluluğunun temeldeki hukuki dayanağı
    Medeni Kanun m.2’den kaynaklanan güven teorisidir. Nitekim bu hususu Yargıtay da
    çeşitli kararlarında vurgulamıştır.

    Bankalar için hukukumuzda
    sorumluluğu ağırlaştıran birtakım hükümler bulunmaktadır. Borçlar Kanunu m.99’a
    göre, sözleşmeye konulacak hükümler yardımı ile borçlunun hafif kusurdan sorumlu
    olmayacağını kararlaştırması mümkündür. Ancak imtiyazlı işletmelerin
    sözleşmelere koydukları sorumsuzluk kayıtları hakim tarafından geçersiz
    kılınabilir.[3]

    Bankalar da bankacılık
    faaliyetlerini kendilerine tanınan imtiyaz ile yürütmektedirler. Bu sebeple
    taraf olduğu sözleşmelerde yer alan hafif kusurdan sorumsuzluğuna dair kayıtlar
    hakimin denetimine açıktır.

    Bankaların özen borcuna ilişkin
    diğer bir hüküm de Türk Ticaret Kanunu’nun 20/2. maddesinde düzenlenen, her
    tacirin ticaretine ilişkin bütün faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi
    hareket etmesi zorunluluğudur. Yani bankalar, bankacılık mesleğinin gerektirdiği
    özeni göstermek zorundadırlar. Bu açıdan bakıldığında TTK m.20/2 bankalar için
    ağırlaştırılmış özen borcu getirmektedir.

    Bu söylediklerimizi ATM’ler ve
    banka kartları açısından açmak gerekmektedir.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi
    bankalar güven kurumlarıdır. Müşterilerinin güveni nedeniyle bankanın özen
    borcunun arttırılacağı bir diğer konu da ATM’lerden yapılacak
    dolandırıcılıklardır.

    Banka öncelikle ATM’ler ve banka
    kartları hakkında müşterilerini bilgilendirmelidir. Bu bilgilendirme yüzeysel
    bir bilgilendirme değil doğru ve tam bir bilgilendirme olmalıdır. Bankacılık
    uygulamasına baktığımızda müşteriye bankacılık ürünleri neredeyse sadece en iyi
    yönleriyle sunulmaktadır. Reklamlarda, broşürlerde, web sitelerinde hep ürünün
    tanıtımı yapılmakta, getirdiği yararlar anlatılmaktadır. Oysa ki müşterinin
    ürünün ne olduğunu ve faydalarını öğrenmesi kadar önemli diğer hususlar da
    mevcuttur. Bunlar; sistemin çalışma prensibi, hukuki altyapısı, teknik ve hukuki
    riskleri gibi konular ile müşterinin kolayca bilgiye ulaşabilme hakkıdır. Bugün
    ülkemizde bankacılık sektöründe müşterinin doğru ve tam olarak
    bilgilendirildiğinden bahsedebilmek mümkün değildir.

    Bankanın ATM’ler ve banka
    kartları ile ilgili olarak özen borcunun ağırlaştırılacağı diğer bir husus ise
    müşterileri zarardan koruyucu her türlü önlemin banka tarafından alınmasıdır. Bu
    önlemlerin içine öncelikle ATM sisteminin ve banka kartlarının teknik
    güvenliğinin sağlanması gerekmektedir. Bankalar, dünya üzerinde endüstri
    standardı olarak kabul edilmiş standartların altında teknik güvenlik önlemi
    sunamazlar. Bunun anlamı, eğer banka olarak müşterilere bir hizmet sunuyorsanız
    maliyeti ne olursa olsun tüm dünyada en son çıkan ve endüstri standardı olarak
    kabul edilen teknolojiyi edinmek ve bunu ülke içinde yaygın hale getirmektir.
    Aksi hal, yani bankanın dünyada artık terkedilmiş veya terkedilmeye başlanmış
    teknolojiler ile sistemi devam ettirmesi Medeni Kanun m.2, TTK 20/2 ve Borçlar
    Kanunu hükümleri gereğince bankanın sorumluluğunu gerektirecektir.

    Teknik güvenlikten sonra
    bankanın sistemin fiziki güvenliğini de sağlaması gerekir. Doktrinde de bu
    hususun yerine getirilmemesinin bankanın sorumluluğunu gerektireceği
    belirtilmektedir. Örneğin bankanın, ATM’leri fiziksel olarak koruyucu önlemler
    alması, hatta ATM’lerden para çeken müşterileri koruyucu tedbirler alması
    gerektiği belirtilmektedir.[4]
    Bu koruyucu tedbirler arasında ATM’lerin içine ancak geçerli bir karta sahip
    olanların girebilmesi, ATM’lere kameralar yerleştirilmesi, çeşitli sebeplerle
    (teknik sebepler veya dolandırıcılık amaçlı olarak giriş kısmına çeşitli
    cisimlerin yerleştirilmesi veya diğer herhangi bir dolandırıcılık amaçlı
    düzeneğin kurulması gibi) kartın ATM cihazının içinde kalması durumunda otomatik
    olarak para çekiminin engellenmesi sayılabilir.

    ATM dolandırıcılıklarının içinde
    önemli bir yer tutan kartların kaybedilmesinden kaynaklanan dolandırıcılık
    vakalarında sorumluluğun kime ait olacağı da ayrıca incelenmesi gereken bir
    konudur. Bu konu çok tartışmalıdır. İsviçre ve Almanya’da “herkesin kendi
    alanında doğan rizikolardan doğan sonuçlara katlanması” ilkesi doğrultusunda
    müşteriye ait olması teklif edilmektedir. Burada müşteri için sorumluluğun
    doğacağı zaman dilimi, bankanın da üzerine düşeni tam olarak yapmış olması
    şartıyla, müşterinin bankaya yapacağı bildirime kadar geçen zaman dilimi olarak
    belirtilmektedir.

    Kanımca bu hukuki ilişki içinde
    güçlü durumda olan bankaların bu zararları üstlenmesi gerekir. Bu üstlenme basit
    bir şekilde halledilebilir. Banka kartı müşteriye verilirken kaybolma, çalınma
    gibi olaylar için banka sigorta yaptırabilir. Bankaların müşteri sayılarının
    yüksek olduğu düşünüldüğünde bir banka için böyle bir sigorta için bir havuz
    oluşturmak pek zor olmayacak ve bir olay vukua geldiğinde müşteri bu sigortadan
    faydalandırılarak mağdur edilmeyecektir. Çünkü hayatın olağan akışı içinde
    bankaya derhal bildirim yapmak her zaman mümkün olmayacaktır. İşte bu risk
    yukarıda önerdiğimiz biçimde karşılanabilir.

    Sistem arızaları veya yazılım
    hatalarından dolayı banka yukarıda saydığımız diğer hükümlerin yanında Borçlar
    Kanunu m.100 gereğince sorumlu olmalıdır. Sistem arızası veya yazılım hatasından
    kaynaklanabilecek dolandırıcılık vakalarında, müşteriler açacakları davalarda
    yukarıda andığımız yasa maddeleri yanında Borçlar Kanunu m.100’de düzenlenen
    yardımcı şahısların fiillerinden sorumluluk hükmüne de dayanabileceklerdir.

    Bankaların sözleşmelere
    koyacakları ağır kusur, kusur veya hafif kusurlarından sorumsuzluk hükümleri ile
    yardımcı şahısların fiillerinden sorumluluğu kaldıran hükümleri, bankaların
    güven kurumu olması, imtiyaz olarak verilmiş bir hizmeti yürütüyor olmaları
    Borçlar Kanunu’nun 99. maddesi karşısında geçersiz sayılmalı ve ATM
    dolandırıcılığına maruz kalan müşterilerin talepleri bu sorumsuzluk kayıtları
    sebebiyle reddedilmemelidir.

    Sonuç olarak bir bankanın,
    müşterisi banka kartını kaybettiği veya çaldırdığı için veya ATM cihazını
    kullanırken gerek cihaza yapılan müdahale gerekse hazırlanan bir mizansen
    sebebiyle parasını çaldırdığı zaman, yüzeysel bir yaklaşımla “müşterinin kendi
    hatası benim sorumluluğum yok” deme hakkı ve lüksü yoktur. Ülkemizde meydana
    gelen vakıaların ve bunların hukuki nitelendirmelerinin derinlemesine analizinin
    yapılmıyor olmasına ve bankaların ekonomik olarak güçlü olmalarına
    bakılmaksızın, her olayı dikkatle ele alarak hukukun ince süzgeçlerinden
    geçirmeli ve hakkaniyete ve hukuka uygun bir sonuca gidilmelidir.

    kaynak:Av.Ali Osman Özdilek

     
Atm Dolandırıcılıkları Ve Bankanın Sorumluluğu konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. trafik kazalarında sorumluluk ve sigorta

    trafik kazalarında sorumluluk ve sigorta

    İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse...
  2. ATM'ye yerleştirilen bir tuzak-ATM dolandırıcılığından resimler

    ATM'ye yerleştirilen bir tuzak-ATM dolandırıcılığından resimler

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  3. Öğretmenin Görev Ve Sorumlulukları

    Öğretmenin Görev Ve Sorumlulukları

    öğretmenin hak ve sorumlulukları öğretmenlerin hak ve sorumlulukları öğretmenin öğretmen hakları öğretmenliğin gerektirdiği sorumluluklar 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen ; Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatla uygulamak zorundadırlar. Devlet memurları bu hususu...
  4. Borç ve Sorumluluk

    Borç ve Sorumluluk

    eksik borçlar nelerdir borç senedi örneği borç senet örneği sözleşmesi sözleşme örnekleri Sorumluluğun 2 anlamı vardır. 1. Sorumluluk: Alacaklının alacağına karşılık borçlu borcunu yerine getirmezse icra dairesine baş vurulup alacağın alınmasıdır. Borç varsa sorumluluk da vardır. Ender olarak borç var da sorumluluk olmayabilir. Eksik borç denir. 2. Bir zararı giderme hükümlülüğüdür. 4.1 Eksik...
  5. Sorumluluk:

    Sorumluluk:

    Madde 5 - (Değişik madde: 06/06/1985 - 3222/1 md.) İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.

Sayfayı Paylaş