gebe
  1. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL

    Bayburt Şehir Tanıtımı

    Konu, 'Çöplük' kısmında aSqimSin tarafından paylaşıldı.

    bayburt şehir merkezi
    Bayburt


    [​IMG]

    Bayburt ili konumu

    [​IMG]





    Bilgiler

    Bölgesi:Dogu Karadeniz Bölgesi
    Yüzölçümü: 3652 (km2)
    Nüfus: (2000)
    Nüfus yoğunluğu: (kişi/km2)
    Plaka kodu: 69
    Telefon kodu: 458


    TarihçesiEski çağlarda halcilerin yaşadığı sahada yer alan Bayburt'un bir müddet Roma İmparatorluğu hakimiyetine girdiği ve bu imparatorluğun ikiye ayrılması üzerine Doğu Roma toprakları içinde kaldığı bilinmektedir. Bizans İmparatorluğu teşkilatına göre ülke, bugünkü eyaletlere benzer bir takım temalara ayrılmıştı. Bayburt Heldia temasına bağlıydı ve bu eyaleti meydana getiren yedi piskoposluğun dördüncüsünü meydana getiriyordu. İmparator Justinianus tarafından kalesinin tahkim ve tamir edildiği bilinen Bayburt, Arap fetihleri sırasında Bagrat sülalesinin hakimiyeti altında bulunmaktaydı.
    Bayburt ve yöresi, Türklerini Anadolu'da ilk yerleştikleri bölgelerdendir. Tuğrul Bey'in Anadolu seferi (1054) sırasında Bayburt, Çoruh nehri ve Karadeniz dağlarına (Parhar) uzanan sahalara akınlarda bulunan Selçuklu kuvvetlerinin hücumlarına maruz kaldı ise de fethedilemedi. Kesin Türk hakimiyeti Malazgirt zaferinden sonra gerçekleşti. Şehir 1072'den 1202'ye kadar bazen Erzurum yöresinde hüküm süren Saltuklar'ın bazen de Danişmendiler'in hakimiyetinde kaldı. Bir ara Trabzon imparatoru I.Alexis Comnen'in kumandanı Theodore Gabras tarafından işgal edildiyse de, kısa süre sonra yeniden Danişmendli hakimiyetine girdi. (1098) Selçuklular 1202'de Saltuklu Devletine son verince Bayburt'u da ele geçirdiler.
    Bayburt'un asıl gelişmesi, Süleyman Şah'ın kardeşi Erzurum Meliki Mugisuddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah (1020-1230) döneminde oldu. Tuğrul Şah Bayburt kalesini yeniden inşa ve tahkim ettirdi. I:Alaeddin Keykubad tarafından Moğollara karşı sınırlar kuvvetlendirilirken Bayburt da Erzurum ile birlikte Konya'ya bağlandı. 1243 Kösedağ savaşının ardından Moğolların Anadolu'yu istilası esnasında yapılan anlaşma gereği Baybırt Selçukluların kontrolünde kaldı. Bu durum 1291'de burada Giyaseddin Mesud tarafından para bastırılmasından anlaşılmaktadır.
    İlhanlılar devrinde Tebriz-Trabzon yolu üzerinde bulunması sebebiyle daha da gelişen Bayburt, Ceneviz ve Venedik kervanlarının konakladığı bir yerdi. Moğolistan'a giderken buraya uğrayan Marko Polo şehirde zengin Gümüş madenlerinin bulunduğunu belirtir. Hatta İlhanlılar buradan yüklü bir vergi geliri temin ediyorlardı. Bu dönemde Darül Celal adı ile anılan ve iktisadi bakımdan canlılık kazanan şehir aynı zamanda bir kültür merkezi durumundaydı. Burada Mahmudiye ve Yakutiye medreseleri kurulmuş, Mevlevilik gelişme göstermiş, ayrıca ahilik teşkilatı da yayılmıştı.
    Son İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ölümünden sonra (1334) Bayburt, Eretnaoğulları'nın eline geçti. Zaman zaman Erzincan Beylerinin hücumlarına uğrayan şehir, bir ara Mutahharten'in idaresine girdi. Fakat çok geçmeden Kadı Burhaneddin zamanında Akkoyunlu beylerinden Kutlu Bey oğlu Ahmet Bey'in yardımı ile alındı ve Ahmet Bey'e ikta olarak verildi. Bir ara Karakoyunluların da eline geçen şehir sonra tekrar Akkoyunluların eline geçti ve uzun süre öyle kaldı.
    Bayburt yöresi 1501'de bir ara Safeviler tarafından alındı. Bu dönemde Trabzon valisi olan Yavuz tarafından bu bölgeye akınlar yapıldı (1507). Yavuz tahta çıktıktan sonra da çıktığı İran seferinde bir kısım kuvvetlerini Bayburt üzerine gönderdi. Ekim 1514'te Bayburt Şah İsmail'in elinden alındı. Bundan sonra Bayburt Erzincan ile birlikte Trabzon Beyi Bıyıklı Mehmet Paşa'ya verildi ve Sancak merkezi ilan edildi.
    Kanuni'nin İran seferi sırasında önemi daha da artan Bayburt kalesi 1541'de esaslı bir tamir gördü. 1553'te Şah Tahmasb'ın akınlarına şahit olunduysa da, bundan sonra XIX. Yüzyıla kadar önemli bir olay yaşanmadı. 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı esnasında Rus birliklerinin işgaline uğradı. 1878 ve 1916'da Ruslar tarafından yeniden işgal edilen Bayburt bu işgaller sırasında önemli oranda tahrip edildi.
    1927'ye kadar Erzurum'a bağlı olan Bayburt bu tarihte Gümüşhane'ye bağlandı. 21.06.1989 tarihinde 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu.

    Coğrafyası
    Bayburt ili 40 derece 37 dakika kuzey enlemi ile 40 derece 45 dakika doğu boylamı, 39 derece 52 dakika güney enlemi ile 39 derece 37 dakika batı boylamı arasında yer alır. Doğu ve Güneydoğusunda Erzurum, batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri ile çevrili Anadolu'nun kuzey-doğusunda Çoruh nehri kenarında ve denizden 1550 metre yükseklikte kurulmuş 3652 km2 yüzölçümü olan bir ildir.
    Bayburt ve çevresi yeryüzü şekilleri bakımından genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birincisi sahanın batı yarısını oluşturan Bayburt ovası, ikincisi akarsuların oluşturduğu vadiler ve üçüncüsü de yörenin etrafını çevreleyen ve doğu yarısında yer tutan dağlık alanlardır.
    Yaklaşık 900 km2'yi bulan Bayburt ovası 1450-1750 metre arasında değişen yüksekliktedir.
    Arazinin %45'ini oluşturan dağlık alanda; Pulur (2300 m), Otlukbeli (2520 m), Saruhan (2400 m), Çoşan (2963m), Kop (2600 m), ve Çavuşkıran (2850 m) dağları güney kesimde batıda doğuya doğru sıralanır. Kuzey kesimde ise; Zülfe (2750 m), Kemer (2856 m), Soğanlı (2750 m), Haldize (3000 m), Kırklar (3350 m) dağları mevcuttur. Çoruyh nehrinin çizmiş bulunduğu yayın orta bölümündeki sahanın doğusunda ise; Kaledere tepesi (2500 m) ve Ziyaret tepesi (2400 m) yer alır.
    İldeki Kop ve Soğanlı dağlarında çok sayıda yaylalar mevcuttur. Çoruh nehri ise 3239 metre yükseklikteki Mescit dağından doğarak güneydoğudan il sınırlarına girmekte ve Çoruh vadisine girerek ili terk etmektedir. İlin Soğanlı dağları üzerinde Haldizen (Balıklı Göl) ve Göloba (Atlı Göl) gibi bazı krater gölleri de mevcuttur.

    Ekonomisi
    Ekonomik hayat, tarihi gelişim içinde temel değiştirmemiştir. Ticaret ve sanayiin gelişmediği ilde tarım ve hayvancılık başlangıçtan beri ekonomiyi sürükleyici bir rol oynamıştır. Tarım ürünü olarak ilde hububat çeşitleri, yem bitkileri, şeker pancarı ve az da olsa meyve sebze üretimi yapılmakta, genelde ilin sebze ihtiyacı diğer illerden karşılanmaktadır. Arazinin büyük bir kısmı kıraç olup Çoruh vadisinde; Aydıntepe ve Sünür ovalarında sulu tarım yapılmaktadır.
    Hayvancılık ilin geçim kaynaklarından en önemlisidir. Arazi hayvancılık yapmaya çok elverişlidir. Mera hayvancılığı yapılmaktadır. Son yıllarda besi hayvancılığına doğru bir gelişme gözlenmektedir. Süt inekçiliği ıslah çalışmaları da devam etmektedir. İlimiz ilçe ve köylerinde arıcılık yapan aile sayısında büyük artış gözlenmekte, il sathında çok nefis kokulu bal üretimi yapılmaktadır.
    Bayburt ili çok eski transit ticaret yolu olan Trabzon-İran arasındaki "İpek ve baharat yolu"nun bir durağıdır. Ekonomisi tarım, hayvancılık ve ticaret ağırlıklıdır. Tarım dışında kalan ekonomik yapısı, üretim yolu ile satışa arz şeklinde değil, dışarıdan getirip satışa sunma şeklinde gelişmiştir.

     
  2. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Tarihi Yerler ve Mağaralar

    Tarihi yerler


    Bayburt Kalesi
    Şehrin kuzeyindeki yalçın kayalar üzerinde inşa edilmiş olan Kalenin ilk defa kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Bagrat Sülalesi (885-1044) zamanında varlığından söz edilen Kalenin çok daha önce miladın ilk yüzyıllarında mahalli prens ve krallıkların mücadelesine konu olduğu anlaşılmaktadır.
    Kale Türklerin eline geçmeden önce; Roma, Ermeni, Bizans, Arap ve Komnenos hakimiyetinde kalmıştır. Zengin bir tarihe sahip olan kalenin birçok defa onarım gördüğü duvarlarındaki farklı inşaat ve tarih kaynaklarından anlaşılmaktadır.
    Halk arasında Çinimaçin Kalesi de denilen Kale, dede Korkut hikayelerinden "Kam Büre Oğlu Bamsı Beyrek Boyunu Beyan Eder" adını taşıyan hikayede Beyrek'in (Bey Böyrek veya Bamsı Beyrek) fethedip ün kazanmak üzere yola çıktığı kaledir.

    Dede Korkut Türbesi
    İlin güney doğusunda merkeze 39 km mesafedeki Masat Köyü yakınında bulunan, yapılış şekli ve mimarisi ile çok eskilere dayandığı anlaşılan ve halk arasında Ali Baba diye geçen türbenin, Dede Korkut'a ait olduğu Şair Orhan Şaik Gökyay tarafından ortaya konulmuştur. Ali Baba veya Büyük Baba adıyla anılan türbeyi inceleyen Gökyay 1986 baskılı "Dede Korkut Hikayeleri" adlı kitabında türbenin resimlerini de vererek Dede Korkut'a ait olduğunu ifade etmiştir. Türbe üzerinde eski Türkçe ile 718 tarihi okunmaktadır.
    Her yıl Temmuz ayının 3. haftasında uluslararası düzeyde dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni düzenlenmekte, şölen esnasında ilde Dede Korkut'la ilgili sempozyum, sergi, şiir gibi dallarda faaliyetler yapılmaktadır.

    Pulur Ferahşat Bey Camii
    Demirözü ilçesine bağlı Pulur kasabasında Akkoyunlulardan Korkmaz Bey'in oğlu Ferahşat Bey tarafından yaptırılmıştır.

    Sünür Kutlu Bey Camii
    Akkoyunluların kurucusu Turali bey oğlu Fahrettin Kutlu Bey tarafından yaptırılan caminin kapısı üzerindeki kitabeden 1550 yılında onarıldığı anlaşılmaktadır. Minaresi ise 1616 tarihi taşıyan tarihi bir kitabeye sahiptir. İran Şahı Tahmasp'ın işgali sırasında tahrip edilmiş ve bu olay kapı üzerindeki kitabede yer almaktadır. Kanuni döneminde 1550 yılında onarım görmüştür.

    Aydıntepe Yeraltı Şehri
    Aydıntepe ilçesinde yer alan kent, tüf içerisinde, yüzeyden 2-2,5 metre derinde, başka yapı malzemesi kullanılmadan ana kayaya oyulmuş galeriler, tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır. Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2-2,5 metre yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yanda genişlemektedir. 3-8 metrekareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır. Gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin galeri odaların aydınlatılması amacıyla duvarlara oyukların açıldığı görülmektedir.
    Bunun tarihi Halde şehrine ait olduğu söylendiği gibi, geç Roma veya erken Hıristiyanlık devirlerine ait olabileceği de söylenmektedir. bunların yanı sıra aydıntepe ilçesine bağlı GÜMÜŞDAMLA köyünde bulunan ve bu zamana kadar korunan sarkıç köprü ihtişamını kaybetmemiştir

    Sarıkayalar Şelaleleri
    Bayburt -Erzurum karayolunun 6km'sinden ayrılarak 16km daha yol aldıktan sonra ulaşılan Sarıkayalar şelaleleri, ilin merkez Sarıkayalar köyünün girişinde ve köy içinde olmak üzere iki tanedir. Yaz aylarında çevreleri mesire yeri olarak kullanılan her iki şelalede görülmeye değer doğal güzelliklere sahiptir.

    Yakutiye Camii
    Bunlardan başka Bayburt'ta Yukarı Hinzeverek camii, Yakutiye Camii, Zahit Efendi Camii, Çarşı Hamamı, bent Hamamı, Paşaoğulları (Kondolotlar) Hamamı ve Şehit Osman Türbeleri gibi tarihi ve turistik değeri olan eserler de vardır.


    Mağaralar
    Çimağıl Mağarası
    İl merkezine 35 km mesafedeki Çimağıl köyünün Taşındibi mahallesindedir. Mahalleden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatte ulaşılabilen mağara, 600 metre uzunluğunda ve 11 bölümden oluşmaktadır. Tavan yüksekliği yer yer 30 metreyi bulmakta, güzel sarkıt ve dikitlerin yanı sıra mağarada yer yer su birikintileri de vardır.

    Helva Köyü Buz Mağarası
    Helva Köyünde yer almaktadır. İl merkezinden 33 km mesafede, hemen köyün yamacında yer alan mağaranın içinde Buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtmaktadır
     
  3. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburt Şehir Tarihi

    TARİHİ
    Mevcut kaynaklara göre Bayburt şehrinin tarihi M.Ö.3000'li yıllara kadar uzanmaktadır. Şehir Azziler tarafından kurulmuştur. M.Ö 770-665 yılları arasında Kimmer ve İskitlerin akınına uğramıştır, İskitlerin (Saka Türkleri) hakimiyetine giren Bayburt 2500 yıllık Türk şehridir. Daha sonra bölge sırasıyla Haldi'ler, Med'ler ve Pers'lerin hakimiyetine girmiştir.
    M.Ö. 2. YY.dan itibaren Pontus Krallığına bağlı olan Bayburt M.Ö. 40 yıllarında Roma hakimiyetine girmiştir. Bir müddet Roma İmparatorluğu hakimiyetinde kalan şehir bu imparatorluğun ikiye ayrılması üzerine Doğu Roma toprakları içinde kalmıştır. Bizans İmparatorluğu teşkilatına göre ülke, bugünkü eyaletlere benzer bir takım temalara ayrılmıştı Bayburt Haldia "tema"sına (eyaletine) bağlıydı ve bu eyaleti meydana getiren yedi piskoposluğun dördüncüsünü teşkil etmekteydi. İmparator Justinianus tarafından kalesinin tahkim ve tamir edildiği bilinen Bayburt, Arap fetihleri sırasında Bagrat sülalesinin hakimiyeti altında bulunmaktaydı. M.S.705 yılında Emevilerin eline geçen Bayburt 715 yılında Bizanslılar tarafından geri alınmıştır. 850 yıllarından soma Türklerle Bizanslılar arasında sürekli savaşlara sahne olan Bayburt ve yöresi Türk'lerin Anadolu da ilk yerleştikleri bölgelerdendir. Tuğrul Bey'in Anadolu seferi (1054) sırasında Bayburt, Çoruh nehri ve Karadeniz dağlarına (parhar) kadar uzanan sahalara akınlarda bulunan Selçuklu kuvvetlerinin hücumlarına maruz kaldı ise de fethedilemedi. Kesin Türk hakimiyeti Malazgirt Zaferi'nden sonra gerçekleşti. Şehir, 1072'den 1202'ye kadar bazen Erzurum yöresinde hüküm süren Saltuklular'ın bazen de Danışmendiler'in hakimiyetinde kaldı. Bir ara Trabzon İmparatoru I.Alexis Comnen'in kumandanı Theodore Gabras tarafından işgal edildiyse de kısa süre sema yeniden Danışmendliler hakimiyetine girdi (1098). Selçuklular 1202'de Saltuklu devletine son verince Bayburt'u da ele geçirdiler. Bayburt'un asıl gelişmesi, Süleyman Şahın kardeşi Erzurum Meliki Mugisüddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah (1202-1230) döneminde oldu. Tuğrul Şah Bayburt Kalesi'ni Trabzon İmparatorluğundan gelecek tehlikelere karşı yeniden inşa ve tahkim etti. L Alaaddin Kevkubad zamanında Moğollar'a karşı sınırlar kuvvetlendirilir ve yeni kaleler yaptırırken Bayburt,Erzurum ile birlikte Anadolu Selçuklu Devleti'nin merkezi olan Konya'ya bağlandı. 1243 Kösedağ savaşının ardından Moğulların Anadolu'yu istilası sırasında, şehir yapılan antlaşma gereği Selçuklu idaresinde kaldı. Bu durum 1291 'de burada Il. Gıyaseddin Mesud adına para basılmasından anlaşılmaktadır.
    İlhanlılar devrinde Tebriz -Trabzon yolu üzerinde bulunması dolayısıyla daha da gelişen Bayburt, Ceneviz ve Venedik kervanlarının konakladığı bir yerdi. Moğolistan'a giderken buraya uğrayan Marko Polo şehirde zengin Gümüş madenlerinin bulunduğunu belirtir. Hatta ilhanlılar buradan yüklü bir vergi geliri (21.300 dinar) temin ediyorlardı. Bu dönemde Diirül CeHil unvanı ile anılan ve iktisadi bakımdan canlılık kazanan şehir aynı zamanda küçük bir kültür merkezi durumundaydı. Burada Mahmudiye ve Yakudiye medreseleri kurulmuş, Mevlevilik gelişme göstermiş, ayrıca Ahilik teşkilatı oldukça yayılmıştı. Son ilhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ölümünden sonra (1334) Bayburt Eretnaoğulları'nın eline geçti. Eretnalılar döneminde zaman zaman Erzincan emirlerinin hücumlarına maruz kalan ve onlar tarafından zapt edilen şehir daha sonra Mutahharten in idaresine girdi. Fakat çok geçmeden Kadı Burhaneddin zamanında Akkoyunlu beylerinden Kutlu Beyoğlu Ahmet Bey'in yardımı ile alındı ve ardından Kadı Burhaneddin tarafından Ahmet Bey'e ikta edildi. Bir ara Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf tarafından zapt edildiyse de kısa bir zaman sonra Akkoyunlu Karayülük Osman Bey bu bölgeyi yeniden ele geçirdi ve şehri kardeşinin oğlu Kutlu Bey'e verdi. Bundan sonra uzun süre Akkoyunluların elinde kalan Bayburt ve yöresi 1501' de Safeviler tarafından alındı. O sıralarda Trabzon sancak beyi olan Şahzede Selim bu bölgeye akınlarda bulundu (1507), tahta çıktıktan sonra da İran seferine giderken bir kısım kuvvetleri Bayburt üzerine gönderdi. Yanya sancak beyi Mustafa Bey ile Trabzon sancak beyi Bıyıklı Mehmed Bey (paşa) idaresindeki Osmanlı kuvvetleri, Sah İsmail'in emirlerinden Kara Maksud-i sultan'nın müdafaa ettiği Bayburt'u aldılar (Ekim 1514). Bayburt Erzincan ile birlikte Trabzon Beyi Bıyıklı Mehmed Paşa'ya verildi ve bir sancak merkezi haline getirildi. Osmanlı idaresinde Bayburt doğu sınırına yakın bir kale şehir olarak stratejik önemini bir süre korudu. Kanuni'nin İran seferi sırasında önemi daha da artan Bayburt kalesi 1541' de esaslı bir tamir gördü. 1553'te Şah Tahmasb'ın akınlarına maruz kalan şehir XIX. Yüzyıla kadar önemli bir olaya şahit olmadı.
    1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus birliklerinin işgaline uğradı. 1878 ve 19l6'da Ruslar tarafından işgal edilen Bayburt bu işgaller sırasında geniş ölçüde tahrip edildi. Osmanlılar zamanında bir sancak merkezi durumunda olan Bayburt fethedildikten hemen sonra Erzincan ile birlikte sancak statüsü kazanmıştır. Sancak Beyi daima Bayburt'ta otururdu. Sancak, Erzurum beylerbeyliği kurulana kadar zaman zaman Diyarbekir'e zaman zaman da Rum beylerbeyliğine bağlandı. lrakeyn seferi sırasında (1534) Kemah ve Bayburt Sancakları birleştirilerek Dulkadiroğulları'n dan Alaüddevle'nin torunu ve Şahruh'un oğlu Mehmed Han'a verildi. Sefer dönüşü Erzurum beylerbeyliği kurulup Mehmed Han'a verilince (1534) Bayburt ve Kemah sancakları da Paşa sancağı haline geldi. Erzurum o sırada harap bir halde bulunduğu için l548'e kadar buraya tayin edilen ilk beylerbeyi Bayburt'ta otururlardı. 1551'den sonra sancak statüsünü kaybeden Bayburt Erzurum'un bir kazası oldu. 1631 de yeniden adı geçen eyaletin livası haline geIdiyse de daha sonra yine bir kaza olarak Erzurum'a Bağlandı. 1878 Berlin antlaşması ile Kars ve Ardahan Ruslara verilince Çıldır sancağının merkezi oldu, fakat idari zorluk yüzünden sancak merkezi 1888'de tekrar Erzurum'a nakledildi 1516-1518'de Bayburt sancağı Bayburt, Kelkit, Sadak, Kovans, Tercan-ı Ulya, Tercan-ı Süfla nahiyelerinden meydana geliyordu. 1520-1530 döneminde sancağın sınırları genişledi. Bağlı kaza ve nahiye sayısı artırıldı. Bu sırada sancağa Şoğayn, Erzurum, İspir, Tekman, Yağmurdere de bağlı bulunuyordu. Ancak muhtemelen 1535 ten sonra Erzurum ve İspir'in ayrı sancak olması sınırların daralmasına yol açtı ve Bayburt, Kelkit, Kovans ve Tercan nahiyelerinden oluşan küçük bir sancak haline geldi. 1551 'den sonra kaza durumuna getirilince Kelkit, Kovans ve Yağmurdere nahiyeleri buraya bağlandı. 1927 'ye kadar Erzurum'a bağlı olan Bayburt bu tarihte Gümüşhane'ye bağlandı. 21.06.1989 tarihinden itibaren 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu...

     
  4. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburt Adının Kaynağı ve Coğrafyası


    BAYBURT ADININ KAYNAĞI

    Şehrin adı ve ne zaman kurulduğu hakkında ki bilgiler çok kesin değildir. Bu gün bilinen isminin Ortaçağ Ermeni kaynaklarında: Payberd, Bizans kaynaklarında; Payper, Baberd, Paypert. XIII. Yüzyıl sonlarında bu bölgeden geçen Marko Polo'nun seyhatnamesinde; Paipurth, Baiburt. Arap kaynaklarında; Babirt, II. Mesud adına 1291 'de basılan bir parada Baypırt. Akkoyunlu tarihinden bahseden çağdaş eserlerde Papirt şeklinde geçen kelimenin son hecesi Berd'in "yüksek kale" anlamına geldiği bilinmekteyse de ilk hecesine bir mana verilememektedir. 1647 yılında şehri ziyaret eden Evliya Çelebi Bayburt adının zengin manasına gelen "Bay" belde manasına gelen "yurt" gibi iki kelime ile izah eder. Osmanlı dönemine ait kaynaklar ise ismi bu günkü söylenişine uygun olarak Bayburt şeklinde kaydederler.

    COĞRAFYA
    Bayburt ili 40 derece 37 dakika Kuzey Enlemi ile 40 derece 45 dakika Doğu boylamı, 39 derece 52 dakika Güney enlemi ile 39 derece 37 dakika ban boylamları arasında yer alır. Doğusunda Erzurum. batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri ile çevrili Anadolu'nun kuzey doğusunda Çoruh Nehri kenarında ve denizden 1550 m. yükseklikte kurulmuş 3652 km2 yüzölçümlü bir ildir.
     
  5. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Atasözleri,deyimleri,duaları,bilmeceleri

    BAYBURT ATASÖZLERİ
    • Açığı it yer, sahipsizi kurt yer
    • Anası ne ki, danası ne ola
    • At beslenende, Kuş seslenende, Kız istenende güzeldir
    • Bilinmeyen aş, ya karın ağrıtır, ya baş
    • Çok çalışanın hakkı yaban tezeğidir
    • Çocuk kundakta, gelin duvakta belli olur
    • El eli yur, elde döner yüzü yur
    • El' deki yara, duvardaki deliktir
    • Er'in seni sağ sever, komşun seni tok sever
    • Ev' den yetme oldu mu, danalıktan sığıra mal almazlar
    • Deliye el ver, eline bel ver
    • Kalın incelene kadar, incenin canı çıkar
    • Koç'luk kuru, kom önünde belli olur
    • Kurt gitti yazıya, meydan kaldı cıngıllı tazıya
    • Saç sefadan, tır
    • Sürü ters dönmüş, aksak önde gider
    • Tandır sıcak iken ekmek tutar
    • Tarlayı taşlı yerden, kızı kardeşli yerden alasın
    • Yağmur yağdı, yarıklar kapandı
    • Yaza çıkardım danayı, beğenmez oldu anayı
    BAYBURT DEYİMLERİ

    • Ana akşam oldu fennosu yak (Ana akşam oldu gaz lambasını yak)
    • Aç karın, yüksek nalın, salın ha salın
    • Ana bir kavut çorbası büşürde, hereklenek (Kavut: kavrulmuş buğday unu Ana bir çorba pişir de ısınalım )
    • Anam olsun, ağzı olmasın, babam olsun eve gelmesin
    • Bulduğu gün godunan bulamadığı gün avucunan
    • Cahalınan sohbet edeceğine, sırganınan tehret et
    • Çalıya gittim neyim arttı, çalı Çar' ımı yırttı (Çar:Kadınların başlarına örttükleri bez örtü)
    • Evinde pişmez bulgur aşı, kendi gezer bölük başı
    • Ezen molla evine,tezen molla evine, danayı büğelek almış, oda molla evine
    • Gada bu gün şehre getme yollar çelpeşük ( Ağabeyi bu gün şehre gitme yollar çamurlu)
    • Kırk değinnende bir got arpası yok,nöbet için baş yarirGod :Tahıl ölçü aracı, Nöbet: Değinnende sıra)
    • Kız nişanlı, gelin iki canlı, kocakarının hali belli
    • Kurdun payı kuşunan, kuşuilki çalı dibi
    • Oğlan yedi oyuna, çoban yedi koyurıa
    • Tavuk kakar böçügü,kalkar öğrenir cücügü(Böcüg:Böcek Cücüg: civciv )
    • Tec'inden ne hayır gördük ki, galadak'ından ne hayır görek (Tec:Harmanda temizlenmiş mahsül, Galadak:Harman altındaki kısım.)
    • Toydur düğündür, o da bigündür.[​IMG]
    BAYBURT DUALARI
    • Allah birini bin etsin
    • Allah sevdiklerine bağışlasın.
    • Allah muradını versin.
    • Allah agibetini heyır etsin.
    • Allah dizine dagat versin.
    • Allah acılı gün göstermesin
    • Allah gönlüne göre versin
    • Allah her tutuğunu altın ede
    • Allah ömrümden kessin ömrüne versin
    • Allah seni efendimizin şefahat'ından mahrum koymaya
    • Allah seni elden ayağa bırakmaya
    • Allah seni Fadime anamıza komşu ede
    • Allah seni hac'a nasip etsin
    • Allah seni hiç bir yerde bunaltmaya
    • Allah seni nur gölünde yatırsın
    • Alimlerle otura kalkasın
    • Allah yüzünü kara çıkarmasın
    • Ayağın taşa dokunmasın
    • Bir ata, bin tutasın
    • Cennet hatunu olasan
    • Evine dert girmesin
    • Toprak ata, altun tutasan
    • Torunların torununu sevesin
    • Ab-u kevserden içesen
    • Analı babalı büyüyesen
    • Cennet mekanın olsun
    BAYBURT BEDDUALARI
    • Akşamlar üstehen kara gele
    • Allahın ateşi karnahan dola
    • Allah kökünü kuruta
    • Allah sana uyuz vere, kaşınacak tırnak vermeye
    • Ayakların kırıla kud olasan_
    • Bemurat tahtasına uzanasan
    • Benden sonra gün görüp sefa sürmeyesen
    • Bir solukluk olasan
    • Ekmek atlı, sen yaya olasan
    • Elin ayağın kırılada yanahan uzana
    • Gezen dert karnahan dolsun
    • Gidişin olada, dönüşün olmaya
    • Gözlerine betire aha
    • İtinen alamete, kurd'unan kıyamete kalasın
    • O boydan yukarı çıkmayasan
    • Ocağın bata, kapın kitlene
    • Ölmeye, itmeye, sürünesen
    • Seni çor tuta
    • Seni gorbagor olasan
    • Seni karayola gidesen
    • Suratahan baba çıka
    • Suya sabuna dokunmadan gidesin
    • Tandur başlarında kalasan (bakacak kimsen olmaya,başkalarına muhtaç olasan) -Yazın ayrana, kışın yorgana muhtaç o lasın
    • Allah seni bemirat tahtasına uzada.
    • Seni nediyim, ne olsan
    BAYBURT BİLMECELERİ
    • El keser,elim keser, su vurdukça kan keser (Kına)
    • Keser sapı, kel kitabı, beş dalı var, beş çiçeği (Kol, El, Parmak, Tırnak)
    • Vakti gelmiş ermişler, sararmış, solmuşlar (Buğday)
    • Babam baştan yukarı, kalem kaştan yukarı, kuşlardan bir kuş vardır; dizi baştan yukarı (Çekirge)
    • Baldan tatlı, zehirden acı (Dil)
    • İnim inim inler, cümle alem dinler (Davul )
    • Kara koyun, kuyruğu uzun, yazın gider, kışın gelir (Soba)
    • Karşıda ay doğdu, gölgesi adam boğdu, anası kız iken kızından uşak doğdu(Patates)
    • Oy ulu dağlar, ulu dağlar. Kürk üstünde kürk bağlar. Ne alan ağlar ne satan. Başını kesen ağlar (Soğan)
     
  6. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburt Kültür ve Turizm

    KüLTüR - TURiZM
    Bayburt M.Ö.3000 yıllarına kadar uzanan bir yerleşim merkezidir. Tarihte daima mücadele edilen topraklar üzerinde bulunması nedeniyle her dönemde askeri ve kültürel açıdan önemli bir merkez olma özelliğini korumuştur. Bayburt'un Tarihi ipek yolu üzerinde yer alması Trabzon-Tebriz arasında seyahat edenlerin özellikle Venedik ve Ceneviz kervanlarının emniyetli konaklama ihtiyaçlarına cevap vermiş ve birçok banlı ve doğulu seyyahın uğrak yeri olmasını sağlamıştır. Bu seyyahlardan Xenophon, Marco Polo, W.Hof Meister, İbni BaUıta ve Evliya Çelebi; gezi notlarında Bayburt'tan bahsetmişler, kentin o günkü durumunu ve geçirdiği talihsizlikleri günümüze kadar ulaşmamışlardır. İlk çağlardan bu yana Bayburt ve çevresi mimari alanda pek çok etkinliklere sahne olmuş. Başta kale olmak üzere, camiiler, medreseler, hamamlar, bedestenler, hanlar, türbeler ve köprüler inşa edilerek halkın hizmetine sunulmuştur. Ancak bu eserlerin bir çoğu ilin geçirdiği istila ve tahribatlar sonucu günümüze kadar ulaşmamışlardır.
    Tarihi ve kültürel eserleri yanında ilimiz; yayla, kış sporları, rafting ve diğer turizm aktiviteleri açısından ideal özellikler arz etmektedir. Şöyle ki; ülkemizde turizm açısından yeni alternatif bölge olarak görülen Karadeniz Bölgesinin, iç kesimlerinde yer alan İlimiz kıyı şeridinin bunaltıcı sıcak yaz aylarında tertemiz doğal çevresi, renk renk çiçeklerin açtığı, billur gibi suların aktığı yaylaları ile, planlama çalışmaları bitirilip yatırımların başlatıldığı Kop Dağı Kayak ve Kış Sporları Merkezi, doğal kayak pistleri ve geçici olarak kurulan baby liftlerle birer cazibe merkezi olma özelliklerini taşımaktadırlar.
    Dünyanın Rafting ve kano sporları açısından sayılı merkezlerden biri olan Çoruh Nehri de, İlimize ayrı bir renk katmaktadır. Bayburt'un mahalli el sanatlarından olan İhram, Kilim ile bunlardan yapılan çeşitli turistik eşyalar ilimiz açısından ayrı bir değer taşımaktadır. İlde yıllardan beri yürütülen ata yadigarı "Cirit" oyunlarımız, Manda ve Boğa güreşleri ile zengin Folklorik değerlerimizden halk oyunlarımız birer ilgi odağıdır. İlki 1995 yılında başlatılan ve her yıl Temmuz ayının üçüncü haftasında düzenlenen "Bayburt Dede Korkut Kültür-Sanat Şöleni" turizm açısından ilimize büyük bir canlılık getirmekte ve kültürel ilişkilerin güçlenmesine vesile olmaktadır.

    Yeni illerimizden biri olan Bayburt Karadeniz bölgesini Doğu Anadolu 'ya bağlayan transit yol üzerinde bulunması nedeniyle dün olduğu gibi bu günde önemini devam ettirmekte olup, yakın bir gelecekte Türk Turizmi içersinde hakkı olan gerçek yerini alacaktır.
     
  7. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburtta Yetişen Ünlü Kişiler

    TARİHTE BAYBURT'TA YETİŞEN ÜNLÜ KİŞİLER

    BAYBURTLU ZİHNİ : 1797 yılında Bayburt'ta dünyaya gelen şairin asıl adı "Mehmet Emin" dir, Bayburt, Erzurum ve Trabzon medreselerinde eğitim görmüş, Osmanlı Devletinin çeşitli kademelerinde devlet memuru olarak görev yapmış, 1858 yılında Bayburt'a gelirken Trabzon'un Maçka ilçesine bağlı Bahçekaya köyünde vefat etmiştir. Şairin Divan, Sergüzeşt name, Kitab-ı Hikaye-i Garibe gibi eserleri mevcuttur.



    BAYBURTLU İRŞADİ BABA (Ağlar Baba) : 1880 yılında Bayburt'un Oruçbeyli köyünde dünyaya gelen. İrşadi Baba almış olduğu Arapça ve Farsça eğitiminin yanında tasavvufi yönden de kendisini çok iyi bir şekilde yetiştirmiştir. Dedesi büyük İrşadinin bitiremediği "Kısası Enbiya" (Peygamberler Tarihi) manzum eserini tamamlamıştır. 1958 yılında Oruçbeyli köyünde vefat etmiştir.



    BAYBURTLU CELALİ : Asıl adı Ahmet olan Şair 1850 yılında Bayburt'un Ozansu köyünde dünyaya gelmiştir. İlk koşmalarını ümmi iken söylemiş, daha sonra Çayıryolu medresesinde eğitim görmüştür. Bir çok eseri mevcut olan şair 1915 yılında vefat etmiştir.





    BAYBURTLU HİCRANİ : 1908 Yılında Bayburt'un Çamlıkoz köyünde dünyaya gelmiştir. Tasavvuf şiirlerinde daha başarılı olan şairin bütün edebi sanatlarda şiirleri vardır. 1970 yılında Bayburt'ta vefat etmiştir. İlimizde bu şairlerimizin yanı sıra çeşitli mesleklerde bir çok ünlü şahsiyet yetişmiştir.
    BAYBURTLU YÜZBAŞI AGAH BEY (1888-1922)
    ABDULLABAĞAZADE ZABİD EFENDİ (ZAHİT PEKİNDAĞ) (1866-1930) BELEDİYE BAŞKANI -
    ALEMDARZADE MEHMET TEVFİK EFENDİ (TEVFIK ÇORUH) (1882-1941) HUKUKCU -MÜFTÜ
    MUHAMMED FAHREDDİN EFENDİ (1880-1961)
    MAHMUT KEMAL Y ANBEĞ (1886-1967) EĞİTİMCİ
    MEHMET TURAN (MAŞİİKBEYZADE) (1902-1931) EĞİTİRNCİ
    ABDULLAH ENİS ERKOÇAK (1885-1952) TÜMGENERAL
    RAŞİT GÜRGEN (1890-1951) TÜMGENERAL
    MUSTAFA FİKRİ OĞUZ (1900-1956) TÜMGENERAL
    HANEFİ ERGENEKON ( 1916-1981) KORGENERAL
    HOCAZADE MEHMET EFENDİ (1887-1961) BELEDİYE BAŞKANI
     
  8. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    TürbeLeri

    BAYBURT TA BULUNAN TÜRBELER


    DEDE KORKUT TÜRBESİ
    İlimizin güney doğusunda merkeze bağlı 39 Km. mesafede ki Masat köyünün hemen çıkışında yapılış şekli ve mimarı tarzı ile çok eskilere uzanan ve halk arasında Ali baba diye geçen türbe Ali baba (Büyük Baba) anlamında kullanılan ve bütün Türk dünyasını yakından ilgilendiren, Dede Korkut 'a ait olduğu söylenen türbedir. Türbenin üzerinde eski Türkçe 718 rakamı görülmektedir. Yapılış şekli ve kullanılan malzeme bakımından adı geçen kişiye ait olabilecek karakterdedir. Anıt türbe Orhan Şaik Gökyay'ın 1986 Basımı Dede Korkut Hikayeleri Kitabında resimli olarak yer almaktadır.
    ŞEHİT OSMAN TÜRBELERİ
    Şehrin batısında Şehit Osman Tepesinde bulunan her iki türbenin Saltukoğullarına ait olduğu şeklinde görüşler mevcuttur. Buna göre türbeler saltuk kumandanlarından Mengüç Gazİ'nin kardeşi Osman ve kız kardeşine aittir. Üzerlerinde bulunan kitabeler çok silik olduğu için okunamamaktadır Şehrin batısındaki kayalık tepeye adını veren bu türbeler, sarı taştan yapılmış olup taş işleme sanatımızın güzel örneklerindendir.
    AHMEDİ ZENCANİ TÜRBESİ (KÜMBET)
    Halk arasında "Kümbet" diye isimlendirilen bu yapı ilimiz Cumhuriyet İlkokulu karşısındadır. Yapının Ahilerden Ahmet-i Zencaniye ait olduğu bilinmektedir. Ahmet-i Zencani İlhanlı hükümdarı Olcaytu Hüdabende Han zamanında, Emir Mahmut tarafından yaptırılan Mahmudiye ve Celaleddin Hoca Yakut tarafından yaptırılan Yakutiye medreselerinde çalışmış, ilim ve kültür hareketlerinde şöhret bulmuş bir şahıstır. Yapının H.1200 tarihli onarım kitabesi vardır. Sekiz kenarlı bir poligon durumunda olan kümbetin içinde kare şeklinde bir mezar odası mevcut olup, çatısı piramit şeklinde yapılmıştır. Türbenin 1315*-1325 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır.
    SÜNÜR (ÇAYIRYOLU) KUTLU BEY TÜRBESİ
    Akkoyunlu devletinin kurucularından Turali Beyoğlu Kutlu Bey'e ait olan bu türbe kendisi tarafından yaptırılan caminin 30 m doğusunda bulunmaktadır. Türbede kendisinin ve ailesinin mezarları bulunmaktadır. Türbenin özellikle Şah Tahmasp'ın bu bölgede yaptığı tahribatlar nedeni ile bir bölümünün yıkılması kitabelerinin tahrip oluşu sebebi ile yapılı_ tarihi hakkında bilgi mevcut değildir. Ancak Kutlu Bey'in 1389 yılında öldüğü bilindiğine göre türbenin bu yılda yapıldığı sanılmaktadır. Yine bu türbede bulunan bir başka kitabe 1659/1660 M.(H.I070) yılında onarım gördüğü sanılmaktadır.
    YANBAKSI (GÜNEŞLi) KÜMBETİ
    Halk arasında "Yanbaksı Kümbeti"adı ile anılan bu yapı, il Merkezi ile Demirözü ilçesi arasında bulunmaktadır.Yapının tarihini aydınlatacak bir kitabesi yoktur. Halk arasında bu kümbetin Otlukbeli savaşında şehit olan Seyyid Kasım adında bir kişiye ait olduğu söylenmektedir. Kümbetin Danişmentliler dönemine ait olabilecek karakter taşıdığı görülmektedir. Sekizgen bir taban üzerine oturmuş ve kesme sarı taşlardan inşa edilmiştir
    BEY BÖYREK (BAM Si BEYREK) TÜRBESİ
    Bayburt'un 2 km. doğusunda bulunan Erenli köyünün batısında, şehirden bakıldığında görülen bir tepe üzerindeki yapı Dede Korkut Hikayelerinde geçen en önemli kişilerden biri olan Bey Böyrek'e aittir. Halk arasında ziyaret olarak da bilinen bu mezar ve somadan ilave edilen dikdörtgen şeklindeki bir taş binadan oluşmaktadır.
     
  9. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburt Genel Bilgi

    Bayburt Genel Bilgi





    [​IMG]Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Bayburt’un doğusunda Erzurum, batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri bulunmaktadır. Anadolu’nun kuzeydoğusunda Çoruh Nehri kenarında kurulmuş olan Bayburt’un kuzey ve güneyinde yüksek sıradağlar bulunmamaktadır. İlin güneyinde, batıdan doğuya doğru, Pulur (2300 m) , Otlukbeli (2520 m.), Saruhan (2400 m.), Çoşan (2963 m.), Kop (2600 m.) ve Çavuşkıran (2580 m.) dağları sıralanmıştır. Kuzeyde ise, batıdan doğuya doğru, Zülfe (2750 m.), Kemer (2856 m.), Soğanlı (2750 m.), Haldizen (3000 m.), Kırklar (3350 m.) dağları yer almaktadır. Çoruh nehrinin çizmiş olduğu yayın orta bölümünde yüksek tepeler (2250 – 2500 m.) yer almaktadır. Bunlardan Kaledere Tepesi (2500 m.), Ziyaret Tepesi (2400 m) en yüksek olanıdır. Dağlar arasında kalan Bayburt ovaları 900 km2’yi bulmakta olup, bunlar dört ayrı bölümden oluşmaktadır. Güneydoğu bölümünü Keçevi Düzü (1600 – 1750m.), batı kesimini Mormuş Düzlüğü (1550 – 1600 m.), kuzeyde de Aydıntepe ovası (1450-1550 m.), kuzeydoğusunu da Düzeker Ovası (1400-1500 m.) oluşturmaktadır. İlin, Aydıntepe, Akbulut, Cumavank, Otlukbeli, Yazyurdu, Yoncalı, Tohnovi, Çtavdar, Somarova, Karakay, Menge, Seydiyakup, Gökçedere, Dumlu, Günbuldu, Şur, Irmak, Eser, Çukur, Ardıçgözü, Armutlu, Göloba, Çençül ve Kop yaylaları belli başlı yaylalarıdır.

    [​IMG]İlin en önemli su kaynaklarından biri olan Çoruh Nehri kaynağını Mescit Dağlarından (3239 m.) alarak il sınırlarına güney doğudan girmektedir. Nehrin oluşması sırasında Masat vadisinden gelen ana su kaynağı ile Kop Dağlarının eteklerinden gelen Kop Suyu maden bucağında birleşirler, diğer küçük derelerin sularını da toplayan Çoruh nehri, şehre ulaşır. Şehir yerleşiminin orta bölümünden güney – kuzey doğrultusunda geçen Çoruh aynı yönde akışına bir süre daha devam eder. Düzeker ovasında diğer önemli yan kolu olan Değirmencik Suyunu alır. Değirmencik suyu Otlukbeli ve Pulur dağlarından kaynağını alan Beşpınar deresi ile Pulur (Gökcedere) deresinin Mormuş ovasında birleşen suyu ile Akşar ve Sorkunlu derelerinin sularından oluşur. Bayburt’un Soğanlı Dağları üzerinde bulunan Haldizen (Balıklı Göl), Göloba (Atlıgöl) krater gölleridir. Denizden yüksekliği 1550 m. Olup, yüzölçümü 3652 km2.dir. İlin toplam nüfusu ise 97.358 kişidir.

    İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.Tarım ekonomisinin de temel kaynakları hayvan yetiştiriciliği ve bitkisel üretim teşkil etmektedir.

    [​IMG]Bayburt adını, Ortaçağ Ermeni kaynaklarında; Payberd, Bizans kaynaklarında Payper , Baberd, Paypert Arap kaynaklarında Baybırt, Akkoyunlu tarihine değinen kaynaklarda Pâpirt olarak geçmektedir. Ayrıca Marko Polo da seyehatnamesinde buradan Painpurt, Baiburt olarak söz etmiştir. Evliya Çelebi ise, Bayburt adının zengin manasına gelen “Bay” belde manasına gelen “yurt” gibi iki kelimenin birleşmesi ile tanımlamıştır. Osmanlı kaynakları da bugünkü söylenişine uygun olarak Bayburt şeklinde kaydetmişlerdir.

    Bayburt’un tarihi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Tarihi kaynaklara göre Bayburt’taki ilk yerleşimi Azzilerin kurduğu şehir başlatmıştır. Yöre, M.Ö. 770-665 yılları arasında Kimmerler ve İskitlerin akınlarına uğramıştır. Daha sonra bölgeye Haldiler hakim olmuş, kısa bir süre Med’lerin eline geçmiş daha sonra Persler buraya hakim olmuşlardır. Xenophon, Anabasis adlı eserinde Bayburt’tan büyük, kalabalık ve zengin bir şehir olarak söz etmiştir. O zamanki ismi Gymnias olan Bayburt bir İskit şehri idi.

    [​IMG]M.Ö.II.yüzyıldan itibaren Pontus krallığına bağlı olan Bayburt, M.Ö. 40’lı yıllarda Roma hakimiyetine girmiştir. M.S. 705 yılında Emevilerin eline geçen Bayburt, 715 yılında Bizanslılar tarafından geri alınmıştır.850 yılından sonra Türklerle Bizanslılar arasında sürekli savaşlara sahne olan Bayburt, 1054 yılında Selçuklular tarafından ele geçirilmiştir.1081 yılında Saltukoğullarının, ardından Mengücekoğullarının egemenliğine girmiştir. Daha sonra Danişmentlilerin , ondan sonra da Bizanslıların eline geçen Bayburt’u Trabzon Valisi Teodor Gabras geri alarak kendi egemenliğini ilan etmiştir. Bayburt Moğol istilasıyla büyük bir yıkıma uğramıştır. Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman Şahın kardeşi Tuğrul Şah 1200 – 1230 yılları arasında Bayburt kalesini yeniden yaptırmıştır.

    XIV.yüzyılda Akkoyunlu devletinin yönetimine geçen Bayburt yöresi, Yavuz Sultan Selim’in veziri Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından 1514’te Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bundan sonra Sancak Merkezi yapılmış Erzurum, Tekman ve İspir, Bayburt’a bağlanmıştır.Bayburt’u ziyaret eden Evliya Çelebi Fatih’in 3000 Tireliyi Bayburt’ta iskana mecbur ettiğini yazmaktadır.

    [​IMG]
    1828 yılında Ruslar tarafından işgal edilen Bayburt, Serasker Osman Paşanın topladığı kuvvetlerle Rusları Aydıntepe’ de büyük bir bozguna uğratmıştır. Ancak daha sonra takviye kuvvetlerle geri dönen Ruslar , Serasker Osman Paşayı Kelkit’e kadar geri çekilmek zorunda bırakmışlardır. Ruslar Aydıntepe’ de yenilmenin etkisiyle Bayburt’u yakıp yıkmışlardır. Bayburt’taki Rus işgali Ekim 1829 yılına kadar sürmüştür. Bu arada kale içindeki mahalle içerisinde yaşanamayacak derecede tahrip edilmiştir. I.Dünya savaşında Rus kuvvetleri 2 Mart 1916 tarihinde Kop’a kadar varmışlar, burada ordunun yanında yer alan Bayburt halkı büyük bir direnme göstermiş ve bu savunma tarihe “2.Plevne Savunması” olarak geçmiştir. 16 Temmuz 1916 da Bayburt’a giren Rus Kuvvetleri ve onların işbirlikçisi Ermeniler halka pek çok zulüm yapmışlardır. Ermeniler 1918 yılının Şubat ayında yüzlerce Bayburtluyu mağaralara doldurmuşlar ve diri , diri yakmışlardır. Bayburt bu işgalden 21 Şubat 1918 tarihinde kurtulmuştur. Bu işgal esnasında muhacir olarak Anadolu’nun iç kesimlerine giden Bayburtlular kurtuluşla birlikte yurtlarına geri dönmüşlerdir.

    Cumhuriyetin ilanından sonra, 1927’ ye kadar Erzurum’ a bağlı olan Bayburt bu tarihten sonra Gümüşhane’nin bir ilçesi olmuş, 1989 tarihinde il statüsüne kavuşmuştur.

    Bayburt’ta günümüze ulaşan eserlerin başında; Bayburt Kalesi, Saruhan Kalesi, Bayburt Ulu Camisi, Pulur (Gökçedere) Ferahşat Bey Camisi, Sünür (Çayıryolu) Kutlu Bey Camisi, Yukarı Hınzeverek (Çatalçeşme) Camisi, Yakutiye (Yeni) Camisi, Zahit Efendi Camisi, Pulur (Gökçedere) Medresesi, Bedesten (Taşhan), Dede Korkut Türbesi, Şehit Osman Türbeleri, Ahmedi Zencan Türbesi (Kümbet), Sünür (Çayıryolu) Kutlubey Türbesi, Yanbaksı (Güneşli) Kümbeti, Bey Börek (Bamsı Beyrek) Türbesi, Çarşı Hamamı, Bent Hamamı, Paşaoğulları (Gondolotlar) Hamamı, Korgen Köprüsü, Aydıntepe Yer altı Şehri, Çimagil Mağarası, Helva Köyü Buz Mağarası bulunmaktadır.





    [​IMG]Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Bayburt’un doğusunda Erzurum, batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri bulunmaktadır. Anadolu’nun kuzeydoğusunda Çoruh Nehri kenarında kurulmuş olan Bayburt’un kuzey ve güneyinde yüksek sıradağlar bulunmamaktadır. İlin güneyinde, batıdan doğuya doğru, Pulur (2300 m) , Otlukbeli (2520 m.), Saruhan (2400 m.), Çoşan (2963 m.), Kop (2600 m.) ve Çavuşkıran (2580 m.) dağları sıralanmıştır. Kuzeyde ise, batıdan doğuya doğru, Zülfe (2750 m.), Kemer (2856 m.), Soğanlı (2750 m.), Haldizen (3000 m.), Kırklar (3350 m.) dağları yer almaktadır. Çoruh nehrinin çizmiş olduğu yayın orta bölümünde yüksek tepeler (2250 – 2500 m.) yer almaktadır. Bunlardan Kaledere Tepesi (2500 m.), Ziyaret Tepesi (2400 m) en yüksek olanıdır. Dağlar arasında kalan Bayburt ovaları 900 km2’yi bulmakta olup, bunlar dört ayrı bölümden oluşmaktadır. Güneydoğu bölümünü Keçevi Düzü (1600 – 1750m.), batı kesimini Mormuş Düzlüğü (1550 – 1600 m.), kuzeyde de Aydıntepe ovası (1450-1550 m.), kuzeydoğusunu da Düzeker Ovası (1400-1500 m.) oluşturmaktadır. İlin, Aydıntepe, Akbulut, Cumavank, Otlukbeli, Yazyurdu, Yoncalı, Tohnovi, Çtavdar, Somarova, Karakay, Menge, Seydiyakup, Gökçedere, Dumlu, Günbuldu, Şur, Irmak, Eser, Çukur, Ardıçgözü, Armutlu, Göloba, Çençül ve Kop yaylaları belli başlı yaylalarıdır.

    [​IMG]İlin en önemli su kaynaklarından biri olan Çoruh Nehri kaynağını Mescit Dağlarından (3239 m.) alarak il sınırlarına güney doğudan girmektedir. Nehrin oluşması sırasında Masat vadisinden gelen ana su kaynağı ile Kop Dağlarının eteklerinden gelen Kop Suyu maden bucağında birleşirler, diğer küçük derelerin sularını da toplayan Çoruh nehri, şehre ulaşır. Şehir yerleşiminin orta bölümünden güney – kuzey doğrultusunda geçen Çoruh aynı yönde akışına bir süre daha devam eder. Düzeker ovasında diğer önemli yan kolu olan Değirmencik Suyunu alır. Değirmencik suyu Otlukbeli ve Pulur dağlarından kaynağını alan Beşpınar deresi ile Pulur (Gökcedere) deresinin Mormuş ovasında birleşen suyu ile Akşar ve Sorkunlu derelerinin sularından oluşur. Bayburt’un Soğanlı Dağları üzerinde bulunan Haldizen (Balıklı Göl), Göloba (Atlıgöl) krater gölleridir. Denizden yüksekliği 1550 m. Olup, yüzölçümü 3652 km2.dir. İlin toplam nüfusu ise 97.358 kişidir.

    İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.Tarım ekonomisinin de temel kaynakları hayvan yetiştiriciliği ve bitkisel üretim teşkil etmektedir.

    [​IMG]Bayburt adını, Ortaçağ Ermeni kaynaklarında; Payberd, Bizans kaynaklarında Payper , Baberd, Paypert Arap kaynaklarında Baybırt, Akkoyunlu tarihine değinen kaynaklarda Pâpirt olarak geçmektedir. Ayrıca Marko Polo da seyehatnamesinde buradan Painpurt, Baiburt olarak söz etmiştir. Evliya Çelebi ise, Bayburt adının zengin manasına gelen “Bay” belde manasına gelen “yurt” gibi iki kelimenin birleşmesi ile tanımlamıştır. Osmanlı kaynakları da bugünkü söylenişine uygun olarak Bayburt şeklinde kaydetmişlerdir.

    Bayburt’un tarihi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Tarihi kaynaklara göre Bayburt’taki ilk yerleşimi Azzilerin kurduğu şehir başlatmıştır. Yöre, M.Ö. 770-665 yılları arasında Kimmerler ve İskitlerin akınlarına uğramıştır. Daha sonra bölgeye Haldiler hakim olmuş, kısa bir süre Med’lerin eline geçmiş daha sonra Persler buraya hakim olmuşlardır. Xenophon, Anabasis adlı eserinde Bayburt’tan büyük, kalabalık ve zengin bir şehir olarak söz etmiştir. O zamanki ismi Gymnias olan Bayburt bir İskit şehri idi.

    [​IMG]M.Ö.II.yüzyıldan itibaren Pontus krallığına bağlı olan Bayburt, M.Ö. 40’lı yıllarda Roma hakimiyetine girmiştir. M.S. 705 yılında Emevilerin eline geçen Bayburt, 715 yılında Bizanslılar tarafından geri alınmıştır.850 yılından sonra Türklerle Bizanslılar arasında sürekli savaşlara sahne olan Bayburt, 1054 yılında Selçuklular tarafından ele geçirilmiştir.1081 yılında Saltukoğullarının, ardından Mengücekoğullarının egemenliğine girmiştir. Daha sonra Danişmentlilerin , ondan sonra da Bizanslıların eline geçen Bayburt’u Trabzon Valisi Teodor Gabras geri alarak kendi egemenliğini ilan etmiştir. Bayburt Moğol istilasıyla büyük bir yıkıma uğramıştır. Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman Şahın kardeşi Tuğrul Şah 1200 – 1230 yılları arasında Bayburt kalesini yeniden yaptırmıştır.

    XIV.yüzyılda Akkoyunlu devletinin yönetimine geçen Bayburt yöresi, Yavuz Sultan Selim’in veziri Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından 1514’te Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bundan sonra Sancak Merkezi yapılmış Erzurum, Tekman ve İspir, Bayburt’a bağlanmıştır.Bayburt’u ziyaret eden Evliya Çelebi Fatih’in 3000 Tireliyi Bayburt’ta iskana mecbur ettiğini yazmaktadır.

    [​IMG]
    1828 yılında Ruslar tarafından işgal edilen Bayburt, Serasker Osman Paşanın topladığı kuvvetlerle Rusları Aydıntepe’ de büyük bir bozguna uğratmıştır. Ancak daha sonra takviye kuvvetlerle geri dönen Ruslar , Serasker Osman Paşayı Kelkit’e kadar geri çekilmek zorunda bırakmışlardır. Ruslar Aydıntepe’ de yenilmenin etkisiyle Bayburt’u yakıp yıkmışlardır. Bayburt’taki Rus işgali Ekim 1829 yılına kadar sürmüştür. Bu arada kale içindeki mahalle içerisinde yaşanamayacak derecede tahrip edilmiştir. I.Dünya savaşında Rus kuvvetleri 2 Mart 1916 tarihinde Kop’a kadar varmışlar, burada ordunun yanında yer alan Bayburt halkı büyük bir direnme göstermiş ve bu savunma tarihe “2.Plevne Savunması” olarak geçmiştir. 16 Temmuz 1916 da Bayburt’a giren Rus Kuvvetleri ve onların işbirlikçisi Ermeniler halka pek çok zulüm yapmışlardır. Ermeniler 1918 yılının Şubat ayında yüzlerce Bayburtluyu mağaralara doldurmuşlar ve diri , diri yakmışlardır. Bayburt bu işgalden 21 Şubat 1918 tarihinde kurtulmuştur. Bu işgal esnasında muhacir olarak Anadolu’nun iç kesimlerine giden Bayburtlular kurtuluşla birlikte yurtlarına geri dönmüşlerdir.

    Cumhuriyetin ilanından sonra, 1927’ ye kadar Erzurum’ a bağlı olan Bayburt bu tarihten sonra Gümüşhane’nin bir ilçesi olmuş, 1989 tarihinde il statüsüne kavuşmuştur.

    Bayburt’ta günümüze ulaşan eserlerin başında; Bayburt Kalesi, Saruhan Kalesi, Bayburt Ulu Camisi, Pulur (Gökçedere) Ferahşat Bey Camisi, Sünür (Çayıryolu) Kutlu Bey Camisi, Yukarı Hınzeverek (Çatalçeşme) Camisi, Yakutiye (Yeni) Camisi, Zahit Efendi Camisi, Pulur (Gökçedere) Medresesi, Bedesten (Taşhan), Dede Korkut Türbesi, Şehit Osman Türbeleri, Ahmedi Zencan Türbesi (Kümbet), Sünür (Çayıryolu) Kutlubey Türbesi, Yanbaksı (Güneşli) Kümbeti, Bey Börek (Bamsı Beyrek) Türbesi, Çarşı Hamamı, Bent Hamamı, Paşaoğulları (Gondolotlar) Hamamı, Korgen Köprüsü, Aydıntepe Yer altı Şehri, Çimagil Mağarası, Helva Köyü Buz Mağarası bulunmaktadır.
     
  10. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Gezgin Gözüyle Bayburt

    KALELER

    Bayburt Kalesi
    [​IMG]
    Zigana ve kop dağlarından aşılarak ulaşılan Bayburt kalesi aynı zamanda Karadeniz’i Basra körfezine bağlayan ticaret yolu üzerinde bulunmaktadır . Bu yolu izleyen her seyyahın uğradığı kalenin adı , önemi , ihtişamı ve günlük yaşamıyla ilgili pek çok bilgi mevcuttur.

    Şehrin kuzeyinde yalçın kayalar üzerinde inşa edilmiş olan kalenin kimler tarafından yapıldığı kesinlikle yapıldığı bilinmemektedir . İlk yapının Ermenilere ait olduğu öne sürülse de , Bağrat sülalesi zamanında (885 – 1044) varlığından söz edilen Bayburt Kalesi’nin çok daha önce miladın ilk yüz yıllarında mahalli prens ve mücadele rinde rol oynadığı anlaşılmaktadır . Khorenli Movses’den öğrenildiğine göre Bağrat’ların geliştikleri devrede 1. asırda Bağrat’lı Piurad oğlu “Senbad” (Asbed) süvari başbuğu ve batı ordusu başkumandanı olarak atabeyliğini yaparak kurduğu hükümdar çocuklarını kendi müstahkem yerleri olan “Pepert” yani Bayburt Kalesi’ne 58 yıllarından önce kurulduğu ortaya çıkmaktadır . Kale Türklere geçmeden önce Roma , Ermeni , Bizans , Arap ve Kommenos hakimiyetlerinde kalmıştır . Zengin bir tarihe sahip olan Bayburt Kalesi’nin bir çok defa onarım gördüğü duvarlarında görülen farklı inşaat ve tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır . Buna göre Selçuklu hükümdarı II.Kılıçarslan’ın oğlu ve Erzurum Meliki olan Tuğrul Şah (Ö.622/1225) özellikle Trabzon İmparatorluğu’ndan gelecek saldırılara karşı müstahkem bir mevki olan bu kaleyi âdeta yeniden inşa ettirmiştir . Kale üzerinde bu yapımı belgeleyen 20 adet Arapça kitabe mevcuttur . Daha çok kapılarla şehre bakan cephelerdeki burçlarda yoğunlaşan kitabelerin 17. si Tuğrul Şah dönemi 1 adeti Kanûnî dönemi diğer iki adeti okunamamıştır . Bir müddette Akkoyunlular’ın elinde kalan kale 1514 yılında Osmanlılara intikal ettikten sonra Kanûnî Sultan Süleyman ve III. Murat dönemlerinde de büyük onarımlar görmüştür . 1647’de Bayburt’u ziyaret eden Evliya Çelebi kale içinde 300 evlik bir mahalle ile Ebü’l Feth Camii’nin bulunduğu yazmaktadır . Zaman zaman işgal ve tahribata uğrayan kale en son olarak 1828 Osmanlı – Rus savaşı sırasında Ruslar tarafından büyük çapta tahrip edilmiştir .

    Ayrıca bu kaleye “Çinimaçin” kalesi de denilmektedir . Kaleye bu ismin verilmesine sebep olan çini süslemelerdir . Bunların dış yüzeylerinde tezyinat olarak mor ve yeşil renkli firuze çiniler kullanılmıştır . Gerek savaşlar , gerekse tahribat yüzünden bu gün bu çinilerden eser kalmamıştır .

    Bayburt Kalesi , Dede Korkut hikayelerinden “Kam Büre Oğlu Bamsı Beyrek Boyunu Beyan Eder” adını taşıyan hikayede Beyrek (Bey Böyrek veya Bamsı Böyrek)’in fethedip ün kazanmak için yola çıktığı kaledir .

    Saruhan Kalesi
    [​IMG]
    İlimiz merkezine 35 km. mesafede bulunan Saruhan köyündeki kalenin gözetleme amacıyla yapıldığı tahmin edilmektedir . Trabzon’da bulunan Pontus İmparatoru Mithridates savunma amacı ile Gümüşhane , Bayburt , Kelkit ve Erzincan 75 adet kale yaptırdığı tarihi kayıtlarda mevcuttur . Bu kalenin onlardan biri olduğu sanılmaktadır . Kalede tarihi aydınlatacak herhangi bir kitabe mevcut değildir .

    Bu kalelerden başka , Saruhan kalesi gibi savunma ve gözetleme amacı ile kurulan ancak günümüzde , harabe durumunda olan Demirözü ilçesine bağlı ve ilimiz merkezine 40 km. mesafede Bayrampaşa köyünde bulunan kale kalıntıları , yine ilimiz merkezine 42 km. mesafede bulunan Kitre Köyü kale kalıntıları ve ilimiz merkezine 27 km. mesafede bulunan Çayoryolu (Sünür) köyü kale kalıntıları mevcuttur .

    CAMİLER

    Bayburt Ulu Camii
    [​IMG]
    Anadolu Selçuklu Sultanlarından II. Gıyaseddin Mesut (1282 – 1298) zamanında yaptırıldığı kabul edilen caminin pek çok onarımlar gördüğü bilinmektedir. Son olarak 1967 yılında tümü ile ele alınıp ana plana uygun olarak yaptırılan caminin minaresi , mihrap önü kubbesine geçişi sağlayan mukarnaslı tromplardan bir kaçı ve asıl ibadet alanına açılan iki kapı orijinal yapıdan kalmaktadır . Caminin kuzey doğusunda bulunan minaresinin kaidesinde geçirdiği son büyük onarımı belgeleyen 1850 tarihli kitabe bulunmaktadır . Kare kaideli minarenin sekiz yüzlü pabuçluğunda ve yuvarlak gövdesinde geometrik ve bitki motifli mozaik çiniler Anadolu Selçuklu çinilerinin ilginç özelliklerini sergiler . Ayrıca caminin son cemaat yerinde beş kitabe mevcut olup , bu kitabelerden mihrabın iki yanında yer alanlar Osmanlıca iki ferman metnidir ve kadınların çalışma düzeni ile ilgilidir . Mihrabın hemen üstündeki kitabe Arapça bir kümbet kitabesidir ve 619/1222 tarihlidir . Dış duvar üzerindeki kitabe ise bir medrese kitabesidir , 1293/1820 tarihlidir . Son cemaat yerinin batı duvarındaki kitabe tamamen okunamamıştır .

    Pulur (Gökçedere) Ferahşat Bey Camii
    [​IMG]
    Demirözü ilçesine bağlı Pulur (Gökçedere) kasabasında Akkoyunlulardan Korkmaz Beyin oğlu Ferahşat Bey tarafından 1517 M. (923 H.) yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır . Yapı Osmanlı mimarisindeki tek kubbeli cami tipindedir . İki renkli kesme taşlardan özenle yapılmış olan caminin dışardan değişik malzeme kullanımı açısından ilk dikkati çeken yerlerinden birisi tuğladan minaresidir . Ferahşat Bey yapılar topluluğunun cami , medrese , han , hamam , imaret ve konuk evinden oluştuğu bilinmektedir .Günümüzde han , imaret ve konuk evinden hiçbir iz kalmamış olup hamam ise harabe durumdadır .

    Sünür (Çayıryolu) Kutlu Bey Camii:Akkoyunlular’ın kurucusu Turali Bey oğlu Fahrettin Kutlubey tarafından yaptırılan caminin , kapısı üzerindeki kitabeden M.1550 (H.957) yılında onarıldığı anlaşılmaktadır . Caminin minaresi ise M.1676 (H.1087) tarihli bir kitabeye sahiptir . 1548 de İran Şahı Tahmasp ordusu ile bu bölgeye hücum ederek etrafı yağma ettikleri gibi rast geldikleri insanları öldürmüşlerdir , bazı cami ve medreseleri yıkmışlardır . Bu arada Kutlu Bey Camii de tahrip edilmiştir . Cami ayrıca Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1550 yılında) onarım geçirmiştir .
    Yukarı Hınzeverek (Çatalçeşme) Camii:Demirözü ilçesi Çatalçeşme köyünde bulunan caminin üzerinde kitabe mevcut değildir . Ancak Pulur ve Sünür’e yakın olması ve taşıdığı özellikleri itibariyle birbirine benzemesi caminin bir Akkoyunlu eseri olduğu kabul edilmektedir . Cami değişik zamanlarda onarım görmüştür.

    Yakutiye (Yeni) Camii:Bu cami Bayburt Cumhuriyet Caddesi üzerinde , eski Yakutiye Medresesinin bulunduğu alan üzerindedir . Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve Bayburt halkının yardımlaşması ile 1913 - 1915 yılları arasında yapılmıştır . Cami ve minaresi tamamen kesme taştan olup , işçiliği taş işleme sanatının güzel örneklerindendir .
    Zahit Efendi Camii:Merkez Zahit Mahallesinde bulunan cami 1514-1515 tarihleri arasında bu gün aynı mahalleye ismi verilen Zahit Efendi tarafından yaptırılmıştır . Birkaç kez onarım gören cami ve minaresi orijinal yapısını muhafaza etmektedir . Evliya Çelebi Bayburt’u ziyaretinde bu camiden bahsetmiştir .
    Pulur (Gökçedere) Medresesi:Pulur Camii avlusunda bulunmakta olan ve L şeklinde tek katlı bir yapıdır. Ferahşat Bey tarafından yaptırıldığı sanılan Medrese daha sonra Akkoyunlu soyundan Süleyman Bey tarafından onarılmıştır . Medresenin 1517 yılında bitirildiği sanılmaktadır . Medresenin girişlerinde Farsça beyitler mevcuttur .
    Bedestan (Taşhan):Bayburt Bedesteni Ulu cami yakınında ve çarşı içerisindedir . Ne zaman yapıldığı belli değildir . Geçirdiği bir yangından sonra kitabeleri kaybolmuştur . Bu gün depo olarak kullanılan Bedesten üç bölümden meydana gelmektedir . Evliya Çelebi XVII. Yüzyılı başında Bayburt’u ziyaret ettiğinde bu Bedestenden “Gayet , süslü ve zarif” diye bahsetmektedir .
    HAMAMLAR
    Çarşı Hamamı:İl merkezinde saat kulesi yakınında bulunmaktadır . Kadı Mahmut Çelebi vakfıdır . Bu hamamda diğer hamamlar gibi onarım görmüştür . Ancak diğer hamamlarda olduğu gibi bu hamamda da sıcaklık bölümü orijinal yapısını korumaktadır . Bayburt Hamamları Osmanlı devri hamam mimarisinde tatbik edilen iki tipin erken örneklerini vermektedir .
    Bent Hamamı:Bu hamam , Çoruh Nehri kıyısında kalenin güneydoğu eteğindedir . Akkoyunlulardan Ferahşat Bey’in vakfı olan hamamın kesin yapım tarihi belli değildir . Eğer hamam Ferahşat Bey tarafından yapılmış ise XVI. Yılın ilk çeyreği içinde değerlendirilebilir . Dış yapısı değişen ve onarılan hamamın iç mekanı asıl yapısını korumaktadır. (Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Bayburt’ta dört hamamdan bahsetmekte olup , Ali Şingâh (Şengül) hamamı günümüzde mevcut olmayıp , yakın zamana kadar bir bölümü yıkılmış olan hamamın kalan kısımları da yıkılmıştır.)
    Paşaoğulları (Kondolotlar) Hamamı:Tuzcuzade mahallesinde bulunan bu hamamın ne zaman yapıldığı bilinmemektedir . Bir çok onarım geçirmiş olup , halen yanında bulunduğu cami ve çeşmeyle birlikte bir külliye şeklinde yapıldığı sanılmaktadır .
    Aytıntepe Yer Altı Şehri
    [​IMG]Bayburt’un Aydıntepe ilçesinde yer alan kent , tüf içerisinde , yüzeyden 2-2,5 metre derinde başka yapı malzemesi kullanmadan ana kayaya oyulmuş galeriler , tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır . Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2 ile 2,5 metre yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yana genişlemektedir . (3 x 8 Metre ) Kareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır. Ayrıca gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin , galeri odalarını aydınlatmak için duvarlara delik açıldığı gözlenmektedir . Halen kazı çalışmaları devam edilen kent hakkında şu an ileri sürülen iki görüş

    Mevcut olup , bunlardan biri ; bu kentin , bölgede daha önce sözü edilen Halde şehrine ait olduğu , Halde’nin “Khalde” olduğu eski ismi Hart (Aydıntepe) olan ilçenin isminin de “Halt” dan geldiği görüşü mevcuttur . Diğer görüşe göre ; Hart’ta bu yer altı kentinden başka Geç Roma Erken Bizans devirleri arasında yer alan bir mezarın ortaya çıkarılması , Hıristiyanlığın henüz yerleşmediği bir devirde bu bölgenin bir sığınak teşkil ettiği , Romalılar tarafından kovulan ilk Hıristiyanların bu bölgeye geldikleri ve sığındıkları , yer altı kentinde bu Erken Hıristiyanlık dönemine ait olabileceğidir .

    Çimağıl Mağarası:İlimiz merkezinde yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Aşağı Çımağıl köyünün Taşındibi Mahallesinden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatte ulaşılabilmektedir . 600 metre uzunluğunda bulunmaktadır . Mağarada küçük su birikintileri bulunmakta ,Sarkıt-Dikitleri ve doğal yapısıyla gerçekten görülmeye değer manzara oluşturmaktadır. Özellikle bu konularla ilgilenenlere tavsiye edilecek niteliklerdedir
    Helva Köyü Buz Mağarası:Masat vadisinin güneyinde Helva köyünde yer almaktadır . İl merkezinden 33 km. mesafede hemen köyün yamacında yer alan mağaranın içinde buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitleri bulunmaktadır . Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtmaktadır .
    TÜRBELER
    Dede Korkut Türbesi:

    [​IMG]
    İlimizin güney doğusunda merkeze bağlı 39 km. mesafedeki Masat köyünün hemen çıkışında yapılış şekli ve mimari tarzı ile çok eskilere uzanan ve halk arasında Alî Baba diye geçen türbe Alî Baba (Büyük Baba) anlamında kullanılan ve bütün Türk dünyasını yakından ilgilendiren , Dede Korkut’a ait olduğu söylenen türbedir . Türbenin üzerinde eski Türkçe 718 rakamı görülmektedir . Yapılış şekli ve kullanılan malzeme bakımından adı geçen kişiye ait olabilecek karakterdedir . Anıt türbe Orhan Şaik Gökyay’ın 1986 basımı Dede Korkut Hikayeleri Kitabında resimli olarak yer almaktadır .

    Şehit Osman Türbeleri:
    [​IMG]
    Şehrin batısında Şehit Osman Tepesinde bulunan her iki türbenin Saltukoğullarına ait olduğu şeklinde görüşler mevcuttur . Buna göre türbeler Saltuk kumandanlarından Mengüç Gazi’nin kardeşi Osman ve kız kardeşine aittir . Üzerinde bulunan kitabeler çok silik olduğu için okunmamaktadır . Şehrin batısındaki kayalık tepeye adını veren bu türbeler , sarı taştan yapılmış olup taş işleme sanatımızın güzel örneklerindendir .

    Ahmedi Zencan Türbesi (Kümbet)

    Halk arasında “Kümbet” diye isimlendirilen bu yapı ilimiz Cumhuriyet İlkokulu karşısındadır . Yapının Ahilerden Ahmet-i Zencaniye ait olduğu bilinmektedir . Ahmet-i Zencani İlhanlı hükümdarı Olcaytu Hüdâbende Han zamanında , Emir Mahmut tarafından yaptırılan Mahmudiye ve Celaleddin Hoca Yakut tarafından yaptırılan Yakutiye Medresesinde çalışmış , ilim ve kültür hareketlerinde şöhret bulmuş bir şahıstır . Yapının H.1200 tarihli onarım kitabesi vardır . Sekiz kenarlı bir poligon durumunda olan kümbetin içinde kare şeklinde bir mezar odası mevcut olup , çatısı piramit şeklinde yapılmıştır . Türbenin 1315-1325 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır .

    Sünür (Çayıryolu) Kutlu Bey Türbesi:Akkoyunlu devletinin kurucularından Turali Bey oğlu Kutlu Bey’e ait olan bu türbe kendisi tarafından yaptırılan caminin 30 M. doğusunda bulunmaktadır. Türbede kendisinin ve ailesinin mezarları bulunmaktadır. Türbenin özellikle Şah Tahmasp’ın bu bölgeye yaptığı tahribatlar nedeni ile bir bölümü yıkılması kitabelerin tahrip oluşu sebebi ile yapılış tarihi hakkında bir bilgi mevcut değildir . Ancak Kutlu Bey’in 1389 yılında öldüğü bilindiğine göre türbenin bu yılda yapıldığı sanılmaktadır . Yine bu türbede bulunan bir başka kitabe 1659/1660 M. (H. 1070) yılında onarım gördüğü sanılmaktadır.

    Yanbaksı (Güneşli) Kümbeti: Halk arasında “Yanbaksı Kümbeti” adı ile anılan bu yapı , İl Merkezi ile Demirözü ilçesi arasında bulunmaktadır . Yapının tarihini aydınlatacak bir kitabesi yoktur . Halk arasında bu kümbetin Otlukbeli savaşında şehit olan Seyyid Kasım adında bir kişiye ait olduğu söylenmektedir . Kümbetin Danişmentliler dönemine ait olabilecek karakter taşıdığı görülmektedir . Sekizgen bir taban üzerine oturmuş ve kesme sarı taşlardan inşa edilmiştir .

    Bey Böyrek (Bamsı Beyrek) Türbesi
    [​IMG]Bayburt’un 2 km. doğusunda bulunan Erenli köyünün batısında , şehirden bakıldığında görülen bir tepe üzerindeki yapı Dede Korkut Hikayelerinde geçen en önemli kişilerden biri olan Bey Böyrek’e aittir . Halk arasında ziyaret olarak da bilinen bu mezar ve sonradan ilave edilen dikdörtgen şeklinde bir taş binadan oluşmaktadır .


    Dede Korkut
    [​IMG]Bayburt ili; Türklerin Anadolu’da yerleştikleri en eski yerleşim yerlerindendir. Sosyologlar Bayburt’u gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar döneminde ikinci dereceden önemli bir kültür merkezi olarak nitelendirmektedirler. Bayburt, ünlü sınırlarımızın dışına taşan pek çok bilim ve sanat adamı yetiştirmiştir. Türk dünyasının ortak kültür hazinelerinin en büyüklerinden biri olan Dede Korkut’ uda bunlardan saymak mümkündür.

    Dede Korkut, bütün Türk dünyasında kabul görmüş – Tarihi ve Efsanevi – ortak ulularımızın en önemlilerindendir. Prof. Dr. M. Fuat KÖPRÜLÜ, Dede Korkut için ; “Terazinin bir Kefesine Türk Edebiyatının tümünü, diğer kefesine de Dede Korkut’ u koysanız yine de Dede Korkut ağır basar” demektedir.

    Dede Korkut hikayeleri Bayburt’ta canlılığını korumaktadır. Türkiye Türkçe’sinde anlatılan hikayelerden Beğ Böğrek (Bamsi Beyrek) in en çok varyantı Bayburt’ ta tespit edilmiştir. Hikayelerde Bayburt , “Parasarın Bayburt Hisarı” adıyla geçmektedir. Beğ Böyrek’ in mezarı Bayburt Kalesindeki “Zindan”’ ın tam karşısındaki Duduzar Tepesindedir.Dede Korkut’ un mezarı Masat Köyündedir.
    Bu bilgiler, Orhan Şaik GÖKYAY’ ın Dede Korkut çalışmasında mevcut olduğu gibi, halk arasında da dilden dile anlatılarak günümüze kadar ulaşmıştır.

    Valiliğimiz; ilimize sosyal, kültürel, bilimsel, sportif, ticari ve ekonomik canlılık kazandırmak amacıyla bir şölen düzenlemeyi planlamış, şölene Orta Asya’ dan Anadolu’ya göçen Alp Erenlerden biri olan ve bütün Türk lehçelerinde ve coğrafyalarında tanınan, hikayeleri dildin dile anlatılan bu ulu büyüğün adını vermeyi uygun bulmuş ve 1995 yılından itibaren “Dede Korkut Kültür – Sanat Şöleni’ni düzenlemeye başlamıştır.

    Şölen Türk dünyasında büyük yankı bulmuş ; Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Balkar – Karaçay, Dağıstan, Kazakistan ve bağımsızlığını ilan eden diğer Türk Cumhuriyetlerinden çok sayıda katılım gerçeklemiştir. Türk Cumhuriyetlerinden ilimize gelen bilim adamları Dede Korkut’ la ilgili tebliğler sunmuşlar, kendi coğrafyalarındaki izlerin etkisinden söz etmişlerdir. Dede Korkut’ un bizim olduğu kadar kendi edebiyatlarının da en büyük değere ve Türk dünyasının coğrafyalar üstü ortak ve en büyük kişiliği olarak nitelemiş ve sahiplenmişlerdir.

    Dede Korkut, Türk dünyasının ortak birleştirici ve en büyük kişilerinden biri olarak Bayburt Dede Korkut Kültür – Sanat Şöleninde anılmaya başladıktan sonradır ki; UNESCO 1999 yılını Dede Korkut’ un 1300. yılı olarak kabul etmiştir. İlimizde 16 – 22 Temmuz 2001 tarihleri arasında 7.’ Si düzenlenen dede Korkut Kültür – Sanat Şölenlerinde Dede Korkut, artık sadece Bayburt ve Türk Dünyası ile sınırlı kalmamış, bütün dünyanın ortak değeri olarak uluslararası bir nitelik kazanmıştır.

    KORGAN KÖPRÜ
    [​IMG]
    Tarihi ipek yolu üzerinde bulunan Korgan Köprüsü Halk arasında “Meliğin Köprüsü” olarak anılmakta, merkeze bağlı Akşar beldesinde bulunmaktadır.

    13 – 14. YY. Selçuklu dönemine ait olan köprü 43,20 metre uzunluğunda dıştan dışa 4 metre genişliğindedir. İki gözlü ve gözlere hakim biri sivri diğeri daha yayvan kemerlidir. Kemerler ve korkuluklar ince yontulmuş sarı taştan diğer kısımlar gelişi güzel moloz taşlardan ve horasan harcı ile yapılmıştır. Kemer yüksekliği su yüzeyinden kilit taşına kadar 5 metredir. 1998 yılında Kültür Bakanlığınca restore edilmiştir.

    Bu gün karayolu güzergahının değişmesi nedeniyle kullanılmayan köprü bir zamanlar nice kervanlara ve seyyahlara geçit vermiştir.


    BAYBURT EVLERİ:
    Bayburt Evleri; çok zengin unsurlara sahip, yaşatılması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması gereken önemli kültürel özelliklere sahiptir.

    İlimizin kültürel ve tarihi dokusunu gelecek nesillere de aktarmak, İlimize sosyal, kültürel ve ekonomik yönden katkılar sağlayacağı düşüncesiyle Valiliğimiz Örnek Bayburt Evinin otantik yapısına uygun bir proje geliştirmiştir. Bu maksatla Karayolları bahçesinden arsa alınmış ve Bayburt Evi inşaatına başlanmıştır.

    Bayburt Evi geleneksel Bayburt Evleri mimarisine ve yapı malzemelerine dayalı olarak 3 katlı karkas bina olarak çatısı örtülmüş kaba inşaatı bitirilmiştir.

    Bayburt Evleri; oda, ev, avlu, sofa gibi bölümlerden meydana gelmektedir. Dam diye tabir edilen ahır ve samanlık bölümü olan “Merek" evin tamamlayıcı unsurlarından biridir. Binanın alt iki katı taştan, üst katı ise ahşap ve çamurun karışımı olan harpuştadan ibarettir. Yapı malzemesinin temel unsurunu oluşturan taş, Bayburt’tan çıkarılmaktadır. Bayburt Taşı yapı ve estetiğini Bayburt’lu ustalardan almaktadır. Bu taş Bayburt Evi Projesi çerçevesinde daha çok tanıtılmış, ekonomik değere kavuşturulmuştur.Bayburt evi bütün bölümlerinin yanı sora terek, kurun, teci, kehriz, caş taşı, ambar, yüklük, ocak, kahvelik, keyveni direği, fort bacası, hepen, güvercin bacası, kırman gibi bölümleri di ihtiva edecektir.Bayburt Evi’nin 2001 yılında bitirilmesi için Valimiz Sayın Osman DIRAÇOĞLU çalışmalara hız vermiştir.


    Bayburt Köprüleri


    Korgan Köprüsü (Merkez)

    [​IMG]Tarihi ipek yolu üzerinde, Merkeze bağlı Akşar Beldesi’nde bulunan Korgan Köprüsü, halk arasında “Meliğin Köprüsü” olarak da anılmaktadır.
    XIII.-XIV.yüzyıl Selçuklu dönemine ait olan köprü, 43,20 m. uzunluğunda dıştan dışa 4 m. genişliğindedir. İki gözlü ve gözlere hakim biri sivri diğeri daha yayvan kemerlidir. Kemerler ve korkuluklar ince yontulmuş sarı taştan diğer kısımlar moloz taşlardan ve horasan harcı ile yapılmıştır. Kemer yüksekliği su yüzeyinden kilit taşına kadar 5 m.dir. 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmiştir.
     
  11. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburt Cami ve Mescitleri


    Ulu Cami (Merkez)

    [​IMG]Bayburt Ulu Camisi’nin, Anadolu Selçuklu Sultanı II.Gıyaseddin Mesut zamanında (1282-1298) yaptırıldığı sanılmaktadır. Ancak değişik tarihlerde gördüğü onarımlar nedeni ile orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü 1967 yılında yapının tümünü onarmıştır. Bu onarımda caminin minaresi, mihrap önü kubbesine geçişi sağlayan mukarnaslı tromplardan bazıları ve ibadet mekanına açılan iki kapısı dışında yapının tamamı yenilenmiştir.

    Dikdörtgen planlı bir yapı olup, mihrap yönüne dikey, sekiz kalın paye ve bunları birbirine bağlayan geniş kemerlerle ibadet mekanı üç sahna ayrılmıştır. Orta nef kubbeli ve kare bir mekandır. Bunun dışındaki bölümler tonoz örtülüdür.

    Ulu Caminin çeşitli yerlerinde kitabe ve ferman metinleri bulunmaktadır. Ancak bunlar caminin yapımı ile ilgili belgeler değildir. Örneğin son cemaat yerinde beş kitabe vardır. Bunların yanında Osmanlıca ferman metinleri bulunmakta olup, bu metinler kadınların çalışma düzeni ile ilgilidir. Mihrabın üzerindeki Arapça kitabe ise 1222 tarihli olup, bir kümbetten alınmıştır. Caminin dış duvarındaki kitabe ise 1820 tarihli bir medrese kitabesidir. Son cemaat yerinin batı duvarının üzerindeki kitabe ise bozulmuş olduğundan okunamamıştır.

    Osmanlı Ulu cami plan tüplerinden bir örnek olan yapı dikdörtgen planlı olup, üzeri dıştan toprak damlıdır. Caminin önünde sonradan yapılmış bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Buradaki yuvarlak kemerli bir kapıdan ibadet mekanına girilmektedir. Mihrap dikdörtgen bordürle çevrilmiş sivri kemerlidir. Büyük ölçüde özelliğini yitirmiştir.

    Caminin orijinal minaresi kare kaide üzerine silindirik gövdeli olarak yükselmektedir. Petek kısmı da oldukça kısadır. Minarenin sekiz cepheli pabuçluğu ve yuvarlak gövdesinde geometrik ve bitkisel motifli çiniler bulunmaktadır. Bu şekildeki minareler Anadolu Selçuklu geleneğinin bir devamıdır.


    Ferahşat Bey Cami (Demirözü)

    [​IMG]
    Bayburt Demirözü İlçesinin Pulur (Gökçedere) bucağında bulunan Ferahşat Bey Camisini Akkoyunlu Korkmaz Bey’in oğlu Ferahşat Bey 1517 yılında yaptırmıştır. Ferahşat Bey bu caminin yanı sıra medrese, han, hamam, imaret ve konukevi de yaptırmıştır. Ancak bunlardan han, imaret ve konukevinden hiçbir iz günümüze gelememiş, hamam ise harap bir durumdadır. Yapı topluluğunun kuzeydoğu köşesinde XVI.yüzyılın başında yapıldığı sanılan L biçimli beş bölümlü bir medrese yer almaktadır. Bu medresenin avluya açılan kapıları ve pencerelerinin kemerleri üzerine Farsça yazılı kitabeler bulunmaktadır. Yapı topluluğunun üzeri düz toprak damla örtülüdür.

    Osmanlı mimarisinin tek kubbeli cami tiplerinden olan bu yapı iki renkli kesme taştan yapılmıştır. Yalnızca kare kaide üzerinde yükselen minaresi tuğladandır. Caminin önünde üç sütunun taşıdığı ve ibadet mekanının uzantısı olan duvarlarla desteklenen kubbeli, üç bölümlü son cemaat yeri bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli kapısından kare planlı caminin içerisine girilmektedir.


    Kutlu Bey Cami (Sünür-Çayıryolu)

    Kutlu Bey Camisinin ne zaman yapıldığı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu konuda bir kitabesi de günümüze gelememiştir. Bazı kaynaklarda XIV.yüzyılın ikinci yarısında Fahrettin Kutlu bey tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Ancak cami üzerindeki bir kitabeden camiyi Akkoyunlu Devletinin kurucularından Turali Bey’in oğlu Fahrettin Kutlubey 1550 yılında onardığı öğrenilmiştir.

    Caminin minaresi üzerindeki kitabede 1676 tarihi bulunmaktadır. Osmanlı-İran savaşları sırasında İran Şahı Tahmasp bu bölgeye hücum ederek çevreyi yağmalamış, cami ve medreseleri de yıktırmıştır. Kutlu Bey Camisi de bu arada tahrip edilmiştir. Bundan sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1550 yılında onarılmıştır.

    Cami, açık bir avlunun sonunda bulunmaktadır. Son cemaat yeri ve ibadet mekanı dört kalın ağaç direkle mihrap yönüne dikey üç sahna bölünmüş ve üzeri de toprak damla örtülmüştür. Caminin 30 m. doğusunda XIV.yüzyıl sonlarında yapıldığı sanılan sekizgen planlı türbe yer almaktadır. Günümüzde mimari ve sanat tarihi yönünden herhangi bir özelliği kalmamıştır.


    Yukarı Hınzeverek (Çatalçeşme) Cami (Demirözü)

    Demirözü ilçesi Çatalçeşme Köyü’nde bulunan Yukarı Hınzeverek Camisinin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır. Ancak Pulur ve Sünür’e yakın olmasından ve oradaki camilerle benzerlik göstermesinden bu yapının bir Akkoyunlu eseri olduğu sanılmaktadır. Değişik zamanlarda onarım gördüğünden özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.

    Kare planlı ibadet mekanının üzeri tromplar yardımı ile duvarlara dayanan merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Sonraki yıllarda bu kubbe yıkılmış ve caminin üzeri dört ahşap ayağın taşıdığı bir örtü ile kapatılmıştır.

    Caminin önünde dikdörtgen planlı dışa açık bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Mihrabı dışa taşkın olmayan yarım yuvarlak şekilde olup, sanat tarihi yönünden bir özellik taşımamaktadır. Kesme taş kaide üzerindeki minaresi tuğladan, silindirik gövdelidir.


    Yakutiye (Yeni) Cami (Merkez)

    Bayburt Cumhuriyet Caddesi üzerinde, Eski Yakutiye Medresesinin bulunduğu alanda yer alan Yakutiye Camisi Evkaf Nezareti’nin (bugünkü Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün) ve Bayburt halkının yardımlaşması ile 1913 - 1915 yılları arasında yapılmıştır .

    Cami ve minaresi tamamen kesme taştan olup , işçiliği taş işleme sanatının güzel örneklerindendir .


    Zahit Efendi Camisi (Merkez)

    Merkez Zahit Mahallesi’nde bulunan cami 1514-1515 tarihleri arasında bugün aynı mahalleye ismi verilen Zahit Efendi tarafından yaptırılmıştır . Birkaç kez onarım gören cami ve minaresi orijinal yapısını muhafaza etmektedir . Evliya Çelebi Bayburt’u ziyaretinde bu camiden bahsetmiştir.


    Ulu Cami (Merkez)

    [​IMG]Bayburt Ulu Camisi’nin, Anadolu Selçuklu Sultanı II.Gıyaseddin Mesut zamanında (1282-1298) yaptırıldığı sanılmaktadır. Ancak değişik tarihlerde gördüğü onarımlar nedeni ile orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü 1967 yılında yapının tümünü onarmıştır. Bu onarımda caminin minaresi, mihrap önü kubbesine geçişi sağlayan mukarnaslı tromplardan bazıları ve ibadet mekanına açılan iki kapısı dışında yapının tamamı yenilenmiştir.

    Dikdörtgen planlı bir yapı olup, mihrap yönüne dikey, sekiz kalın paye ve bunları birbirine bağlayan geniş kemerlerle ibadet mekanı üç sahna ayrılmıştır. Orta nef kubbeli ve kare bir mekandır. Bunun dışındaki bölümler tonoz örtülüdür.

    Ulu Caminin çeşitli yerlerinde kitabe ve ferman metinleri bulunmaktadır. Ancak bunlar caminin yapımı ile ilgili belgeler değildir. Örneğin son cemaat yerinde beş kitabe vardır. Bunların yanında Osmanlıca ferman metinleri bulunmakta olup, bu metinler kadınların çalışma düzeni ile ilgilidir. Mihrabın üzerindeki Arapça kitabe ise 1222 tarihli olup, bir kümbetten alınmıştır. Caminin dış duvarındaki kitabe ise 1820 tarihli bir medrese kitabesidir. Son cemaat yerinin batı duvarının üzerindeki kitabe ise bozulmuş olduğundan okunamamıştır.

    Osmanlı Ulu cami plan tüplerinden bir örnek olan yapı dikdörtgen planlı olup, üzeri dıştan toprak damlıdır. Caminin önünde sonradan yapılmış bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Buradaki yuvarlak kemerli bir kapıdan ibadet mekanına girilmektedir. Mihrap dikdörtgen bordürle çevrilmiş sivri kemerlidir. Büyük ölçüde özelliğini yitirmiştir.

    Caminin orijinal minaresi kare kaide üzerine silindirik gövdeli olarak yükselmektedir. Petek kısmı da oldukça kısadır. Minarenin sekiz cepheli pabuçluğu ve yuvarlak gövdesinde geometrik ve bitkisel motifli çiniler bulunmaktadır. Bu şekildeki minareler Anadolu Selçuklu geleneğinin bir devamıdır.


    Ferahşat Bey Cami (Demirözü)

    [​IMG]
    Bayburt Demirözü İlçesinin Pulur (Gökçedere) bucağında bulunan Ferahşat Bey Camisini Akkoyunlu Korkmaz Bey’in oğlu Ferahşat Bey 1517 yılında yaptırmıştır. Ferahşat Bey bu caminin yanı sıra medrese, han, hamam, imaret ve konukevi de yaptırmıştır. Ancak bunlardan han, imaret ve konukevinden hiçbir iz günümüze gelememiş, hamam ise harap bir durumdadır. Yapı topluluğunun kuzeydoğu köşesinde XVI.yüzyılın başında yapıldığı sanılan L biçimli beş bölümlü bir medrese yer almaktadır. Bu medresenin avluya açılan kapıları ve pencerelerinin kemerleri üzerine Farsça yazılı kitabeler bulunmaktadır. Yapı topluluğunun üzeri düz toprak damla örtülüdür.

    Osmanlı mimarisinin tek kubbeli cami tiplerinden olan bu yapı iki renkli kesme taştan yapılmıştır. Yalnızca kare kaide üzerinde yükselen minaresi tuğladandır. Caminin önünde üç sütunun taşıdığı ve ibadet mekanının uzantısı olan duvarlarla desteklenen kubbeli, üç bölümlü son cemaat yeri bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli kapısından kare planlı caminin içerisine girilmektedir.


    Kutlu Bey Cami (Sünür-Çayıryolu)

    Kutlu Bey Camisinin ne zaman yapıldığı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu konuda bir kitabesi de günümüze gelememiştir. Bazı kaynaklarda XIV.yüzyılın ikinci yarısında Fahrettin Kutlu bey tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Ancak cami üzerindeki bir kitabeden camiyi Akkoyunlu Devletinin kurucularından Turali Bey’in oğlu Fahrettin Kutlubey 1550 yılında onardığı öğrenilmiştir.

    Caminin minaresi üzerindeki kitabede 1676 tarihi bulunmaktadır. Osmanlı-İran savaşları sırasında İran Şahı Tahmasp bu bölgeye hücum ederek çevreyi yağmalamış, cami ve medreseleri de yıktırmıştır. Kutlu Bey Camisi de bu arada tahrip edilmiştir. Bundan sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1550 yılında onarılmıştır.

    Cami, açık bir avlunun sonunda bulunmaktadır. Son cemaat yeri ve ibadet mekanı dört kalın ağaç direkle mihrap yönüne dikey üç sahna bölünmüş ve üzeri de toprak damla örtülmüştür. Caminin 30 m. doğusunda XIV.yüzyıl sonlarında yapıldığı sanılan sekizgen planlı türbe yer almaktadır. Günümüzde mimari ve sanat tarihi yönünden herhangi bir özelliği kalmamıştır.


    Yukarı Hınzeverek (Çatalçeşme) Cami (Demirözü)

    Demirözü ilçesi Çatalçeşme Köyü’nde bulunan Yukarı Hınzeverek Camisinin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır. Ancak Pulur ve Sünür’e yakın olmasından ve oradaki camilerle benzerlik göstermesinden bu yapının bir Akkoyunlu eseri olduğu sanılmaktadır. Değişik zamanlarda onarım gördüğünden özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.

    Kare planlı ibadet mekanının üzeri tromplar yardımı ile duvarlara dayanan merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Sonraki yıllarda bu kubbe yıkılmış ve caminin üzeri dört ahşap ayağın taşıdığı bir örtü ile kapatılmıştır.

    Caminin önünde dikdörtgen planlı dışa açık bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Mihrabı dışa taşkın olmayan yarım yuvarlak şekilde olup, sanat tarihi yönünden bir özellik taşımamaktadır. Kesme taş kaide üzerindeki minaresi tuğladan, silindirik gövdelidir.


    Yakutiye (Yeni) Cami (Merkez)

    Bayburt Cumhuriyet Caddesi üzerinde, Eski Yakutiye Medresesinin bulunduğu alanda yer alan Yakutiye Camisi Evkaf Nezareti’nin (bugünkü Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün) ve Bayburt halkının yardımlaşması ile 1913 - 1915 yılları arasında yapılmıştır .

    Cami ve minaresi tamamen kesme taştan olup , işçiliği taş işleme sanatının güzel örneklerindendir .


    Zahit Efendi Camisi (Merkez)

    Merkez Zahit Mahallesi’nde bulunan cami 1514-1515 tarihleri arasında bugün aynı mahalleye ismi verilen Zahit Efendi tarafından yaptırılmıştır . Birkaç kez onarım gören cami ve minaresi orijinal yapısını muhafaza etmektedir . Evliya Çelebi Bayburt’u ziyaretinde bu camiden bahsetmiştir.
     
  12. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburt Türbe ve Kümbetleri

    Bayburt Türbe ve Kümbetleri


    Dede Korkut Türbesi (Merkez)

    [​IMG]Bayburt’un güneydoğusunda Merkeze 39 km. uzaklıktaki Masat Köyü’nün hemen çıkışında yer almaktadır.
    Halk arasında Alî Baba ismi ile tanınan bu türbenin mimarisi çok eski yıllarda yapıldığını göstermektedir. Aynı zamanda bu türbenin Dede Korkut’a ait olduğu da rivayet edilmektedir. Türbe üzerinde h.718 (1318) tarihi bulunmaktadır. Bu türbenin resmi Orhan Şaik Gökyay’ın 1986 basımı Dede Korkut Hikayeleri Kitabında yer almaktadır .
    Türbe kare bir kaide üzerinde, kare planlıdır. İnce uzun olarak yukarıya doğru yükselmektedir. Türbenin üzeri yüksek bir kubbe ile örtülmüştür. Yuvarlak kemerli giriş kapısı ve kapının üzerinde küçük bir mazgal pencere bulunmaktadır.

    Şehit Osman Türbeleri (Merkez)


    [​IMG]
    Bayburt’un batısında Şehit Osman Tepesi’nde bulunan iki türbe Saltukoğullarına aittir. Bunlar, Saltukoğulları kumandanlarından Mengüç Gazi’nin kardeşi Osman ve kız kardeşine aittir .
    Türbeler kare kaide üzerine kesme taştan yuvarlak gövdeli olarak yapılmışlardır. Türbelerin üzerleri konik külah ile örtülüdür. Giriş kapısı dışında, gövdenin üst kısmında mazgal pencereler bulunmaktadır. Bunun dışında içerisinde ve dışında süsleme elemanlarına rastlanmamaktadır.
    Türbeler üzerinde bulunan kitabeler çok silik olduğundan metinleri okunamamıştır. Aynı zamanda şehrin batısındaki kayalık tepeye de adını veren bu türbeler, sarı taştan yapılmış olup taş işleme sanatının güzel örneklerindendir .


    Ahmedi Zencan Türbesi (Kümbet) (Merkez)

    [​IMG]Bayburt Cumhuriyet İlkokulu karşısında bulunan ve halk arasında “Kümbet” diye isimlendirilen bu türbenin, Ahilerden Ahmet-i Zencaniye ait olduğu bilinmektedir .
    Ahmet-i Zencani, İlhanlı hükümdarı Olcaytu Hüdâbende Han zamanında , Emir Mahmut tarafından yaptırılan Mahmudiye ve Celaleddin Hoca Yakut tarafından yaptırılan Yakutiye Medresesinde çalışmış, ilim ve kültür yönünden de ün yapmış birisidir. Yapının h.1200 tarihli onarım kitabesi vardır. Sekiz kenarlı bir poligon durumunda olan kümbet kesme taştan yapılmış olup, içinde kare şeklinde bir mezar odası olup, çatısı piramit şeklinde yapılmıştır . Türbenin 1315-1325 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır.


    Sünür (Çayıryolu) Kutlu Bey Türbesi (Demirözü)

    Akkoyunlu devletinin kurucularından Turali Bey oğlu Kutlu Bey’e ait olan bu türbe, yaptırdığı caminin 30 m. doğusunda bulunmaktadır. Türbede kendisinin ve ailesinin mezarları bulunmaktadır. Şah Tahmasp’ın bu bölgeye yaptığı akınlar sırasında tahrip olmuş ve bir bölümü yıkılmıştır. Bu nedenle de kitabeleri günümüze gelememiştir. Ancak Kutlu Bey’in 1389 yılında öldüğü bilindiğine göre, türbenin de aynı yılda yapıldığı sanılmaktadır . Türbede h.1070 (1659-1660) tarihli bir onarım kitabesi bulunmaktadır.


    Yanbaksı (Güneşli) Kümbeti

    Bayburt İl Merkezi ile Demirözü ilçesi arasında bulunan ve halk arasında “Yanbaksı Kümbeti” adı ile anılan bu türbenin yapıldığı tarihi belirten bir kitabesi günümüze gelememiştir. Yine halk arasındaki söylentiye göre türbe, Otlukbeli Savaşı’nda şehit olan Seyyid Kasım adında bir kişiye aittir. Kümbetin mimari üslubu Danişmentliler dönemine ait olduğu izlenimini vermektedir. Kümbet sekizgen bir kaide üzerine oturmuş ve kesme sarı taşlardan yapılmıştır.


    Bey Böyrek (Bamsı Beyrek) Türbesi (Merkez)

    [​IMG]Bayburt’un 2 km. doğusunda bulunan Erenli Köyü’nün batısında bir tepe üzerinde yer almaktadır.
    Bu türbenin Dede Korkut Hikayelerinde ismi geçen ve o dönemin en önemli kişilerden biri olan Bey Böyrek’e (Bamsı Beyrek) ait olduğu sanılmaktadır . Halk arasında ziyaret olarak da bilinen bu mezar ve sonradan ilave edilen dikdörtgen şeklinde bir taş binadan oluşmaktadır .



    Akşar Oslu Baba (Balahor) Türbesi


    [​IMG]Akşar kasabasında bulunan Oslu Baba Türbesi Bayburt taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir. Bir tepe üzerinde bulunan Oslu Baba Türbesi Bayburt'un Önemli uğrak yerlerinden biridir.
    Türbe, bir platform üzerinde, muntazam blok taşlardan yapılmış olup, kare planlıdır. Cephe duvarları üzerinde giriş kapısı üzerindeki iki kabara dışında herhangi bir süsleme elemanına rastlanmamaktadır. Türbenin giriş kapısı dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmış olup, yuvarlak kemerlidir. Kemerlerin iki yanında da süsleme elemanı olarak iki kabara görülmektedir. Duvarların en üst noktasında kurt dişlerini andıran bir firiz dört köşeyi çevirmektedir. Türbenin üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin dışında sanduka şeklinde bir mezar bulunmaktadır.
     
  13. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburt Kaleleri

    Bayburt Kaleleri


    Bayburt Kalesi

    [​IMG]
    Bayburt Kalesi Karadeniz’i Basra Körfezi’ne bağlayan ticaret yolu üzerindedir. Bu bakımdan yöreden geçen gezginler bu kaleden söz etmişlerdir. Şehrin kuzeyindeki yalçın kayalar üzerine yapılmış olan kalenin ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber, MÖ.1000 yıllarında burada yaşayan topluluklar olduğu da bilinmektedir. MÖ.900-600 yılları arasında yöreye hakim olan Urartular stratejik yönden önemli olan bu kaleyi yerleşim merkezi olarak kullanmışlar, onarmışlar ve 300 yıl kadar da burada egemenliklerini sürdürmüşlerdir.

    Urartulardan sonra Haldiler, Hititler, Partlar, Sasaniler ve Romalılar ve Bizanslılar da kaleyi onararak kullanmışlardır. Bizans İmparatoru Iustinianus zamanında kale adeta yeniden yapılırcasına onarılmıştır. Daha sonra Saltuklular döneminde de devam eden onarım ve yenilemeyi Erzurum Meliki Tuğrul Şah tamamlamıştır. Bu bakımdan kalede bu dönemlere ait izlerle karşılaşılmaktadır.

    Yöreye hakim olan Bağrat Sülalesi zamanında (885-1044) yerel prensler bu kaleyi ele geçirmek için mücadele etmişlerdir. Khorenli Movses’den öğrenildiğine göre Bağrat’ların geliştikleri dönem olan I.yüzyılda Bağrat’lı Piurad oğlu “Senbad” (Asbed) bu kaleye egemen olmuştur.

    Anadolu Selçukluları döneminde II.Kılıçarslan’ın oğlu ve Erzurum meliki Tuğrul Şah Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu’ndan gelecek saldırılara karşı korunaklı olan bu kaleyi adeta yeni baştan yaptırmıştır. Nitekim, bu kale üzerinde bunu belgeleyen 20 adet Arapça kitabe bulunmaktadır. Bu kitabelerden 17 tanesi Tuğrul Şah dönemine, bir tanesi de Kanuni dönemine ait olup, iki kitabe okunamamıştır.

    Selçuklulardan sonra Artukoğulları bu kaleyi ellerine geçirmiş, Kanuni Sultan Süleyman ve III.Murat döneminde de Bayburt Kalesi onarılmıştır. Evliya Çelebi 1647 yılında buraya geldiğinde kale içerisinde 300 evlik bir mahalle ile Ebü’l Feth Camisi’nin bulunduğunu belirtmiştir. 1823 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiş ve büyük ölçüde tahrip olmuştur.

    Kalenin sur duvarları 30 m. yüksekliğinde ve 12-13 m. yüksekliğinde burçları kademeler halinde devam etmektedir. Kale önünde de benzerlerinde görülen su hendeği burada bulunmamaktadır. Giriş kapısı da doğuda ve kuzey yönünde bulunmaktadır. Kale, beş köşeli bir plan göstermektedir. Bazı kaynaklarda kalenin altıgen planlı olduğu da belirtilmiştir. Surlar yarım daire, kare ve üçgen planlı burçlarla desteklenmiştir. Kalenin iki kapısından doğuda bulunan Demir Kapı ismi ile tanınmakta olup, bu kapı üç katlıdır. Kalenin batısındaki kapı Nöbethane Kalesi ismi ile tanınır. Bu kapının solundaki beş satırlık kitabede Selçuklulardan Tuğrul Şah’ın dönemi anlatılmaktadır. Bu yazıtın yanında da Lülü isimli bir mimarın ismi bulunmaktadır. J.Arnold Hamilton kapı kemerinin iki yanındaki kitabeler arasında bir arslan kabartmasının da bulunduğunu belirtmiştir.

    Osmanlı döneminde bu kaleye Çinimaçin Kalesi ismi verilmiştir. Bunun da nedeni kalenin dış yüzeylerinde mor, yeşil ve firuze renkli çinilerin kullanılmış olmasıdır.

    Kalenin doğu kesiminde XVIII.-XIV.yüzyılda yapıldığı sanılan bir de kilise kalıntısı bulunmaktadır.



    Saruhan Kalesi (Merkez)

    Bayburt İl merkezine 35 km. uzaklıktaki Saruhan Köyü’nde gözetleme amaçlı bir kale yapılmıştır. Kalenin ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber, Trabzon Rum Pontus İmparatoru Mithridates’in savunma amaçlı olarak Bayburt, Gümüşhane, Kelkit ve Erzincan’da 75 gözetleme kalesi yaptırdığı, tarihi kaynaklardan öğrenilmektedir. Saruhan Köyü’ndeki bu kalenin de Mithridates’in yaptırmış olduğu kalelerden biri olduğu sanılmaktadır. Kale günümüzde oldukça harap durumdadır. Sur duvarları bloklar halinde yöresel taşlardan yapılmıştır.

    Bayburt’taki bu iki kaleden başka Demirözü ilçesine 40 km. uzaklıktaki Bayrampaşa Köyü’nde ve 42 km. uzaklıktaki Kitre Köyü’nde ve 27 km. uzaklıkta Çayıryolu (Sünür) köylerinde kale kalıntıları bulunmaktadır. Ancak bunlarla ilgili tarihi kaynaklarda yeterli bilgi olmadığı gibi, bu kalelerin bulunduğu bölgelerde kazı veya yüzey araştırması da yapılmamıştır.
     
  14. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburt Mağaraları


    Çimağıl Mağarası (Merkez)


    [​IMG]İl merkezinde yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Aşağı Çımağıl Köyü’nün Taşındibi Mahallesinden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatte ulaşılabilmektedir . Mağaranın 600 m. uzunluğunda olduğu, içerisinde de küçük su birikintileri bulunmaktadır.
    Mağara içerisindeki sarkıt ve dikitler görülmeye değer manzara oluşturmaktadır.






    Helva Köyü Buz Mağarası (Merkez)


    [​IMG]Masat vadisinin güneyinde Helva Köyü’nde yer almaktadır . İl merkezinden 33 km. uzaklıkta, köyün bulunduğu yamaçta yer alan mağaranın içinde buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitler bulunmaktadır .
    Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtmaktadır .
     
  15. aSqimSin

    aSqimSin Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.472
    Beğenilen Mesajlar:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanßuL
    Bayburt Aydıntepe Yer Altı Şehri

    Bayburt Aydıntepe Yer Altı Şehri



    [​IMG]Bayburt Aydıntepe İlçesi’nde yer alan kent , tüf içerisinde , yüzeyden 2-2,5 m. derinde başka yapı malzemesi kullanmadan ana kayaya oyulmuş galeriler , tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır . Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2 ile 2,5 metre yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yana genişlemektedir . Kareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır. Ayrıca gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin , galeri odalarını aydınlatmak için duvarlara açıldığı gözlenmektedir .
    Halen kazı çalışmaları devam edilen kent hakkında şu an ileri sürülen iki görüş bulunmaktadır. Bu görüşlerden biri ; bu kentin , bölgede daha önce sözü edilen Halde şehrine ait olduğudur. Bu arada Halde’nin “Khalde” olduğu eski ismi Hart (Aydıntepe) olan ilçenin isminin de “Halt” dan geldiği de iddia edilmektedir . Diğer görüşe göre ise, Hart’ta bu yer altı kentinden başka, Geç Roma, Erken Bizans devirleri arasında yer alan bir mezarın ortaya çıkarılması , Hıristiyanlığın henüz yerleşmediği bir dönemde bu bölgenin bir sığınak niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Romalılar tarafından kovulan ilk Hıristiyanlar bu bölgeye geldiklerinde bu yer altı kentine sığınmışlardır. Dolayısı ile yeraltı şehrinin Erken Hıristiyanlık dönemine ait olabileceği sanılmaktadır .
     
Bayburt Şehir Tanıtımı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kastamonu Şehir Tanıtımı

    Kastamonu Şehir Tanıtımı

    GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 13.108 km² Nüfus: 423.611 (1990) İl Trafik No: 37 Eski bir yerleşim merkezi olan Kastamonu il merkezi ve ilçelerinde bir çok eski eser ziyarete açıktır. Belli başlıları Araç, Taşköprü, Küre, Abana ilçeleri sit alanı kapsamındadır. Taşköprü'de Zımbıllı Tepe (Pompeipolis), İnebolu'da Abeş Kalesi, Geriş Tepesi, Çatalzeytin'de Ginolu Koyu, Cide İlçesinde...
  2. Niğde İli Şehir Tanıtımı

    Niğde İli Şehir Tanıtımı

    niğde şehir merkezi niğde şehri ili tanıtımı niğdenin tanıtımı Yüzölçümü:7312 km² Nüfusu:331.677 İl Trafik No.:51 Telefon Alan Kodu:388 İlçeleri :Niğde (merkez), Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla. Başlıca Dağları :Demirkazik tepesi, Hurç tepesi Sıcaklık:En düsük -27,5 C en yüksek 38,6 C Yağış Oranı:Yillik ortalama 347 mm. İlgi Çekici Yerleri:Güzelyurt, Çiftehan ve Ziga Kaplıcaları,...
  3. Karaman İli Şehir Tanıtımı

    Karaman İli Şehir Tanıtımı

    karaman ili karaman şehir merkezi şehri nerededir nerde 70 KARAMAN ( Kod : 338 ) Vali Fatih ŞAHİN Valilik 213 10 12 İl Emn. Md. 213 10 79 İl Jn. Kom. 212 95 00 Bld. Bşk. 213 88 88 İlçe Sayısı 5 Belediye Sayısı 16 Köy Sayısı 158 Yüzölçümü 9.163 Nüfusu 243.210 Dil Seç Choose the tongue GENEL BİLGİLER Karaman, İç Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, Konya-İçel-Antalya illeri arasında...
  4. Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

    Nevşehir İli Şehir Tanıtımı

    nevşehir tanıtım nevşehir ili tanıtımı nevşehirin tanıtımı ilinin özellikleri Genel Bilgiler Yüzölçümü: 5.467 km² Nüfus: 309.914 (2000) İl Trafik No: 50 Nevşehir, tarih ve doğanın iç içe geçerek, bütünsel bir güzellik sergilediği beldeleri ve bölgede yaşamış uygarlıkların zenginleştirdiği kültürel birikimi ile Türkiye’nin eşsiz turizm...
  5. Osmaniye Şehir Tanıtımı

    Osmaniye Şehir Tanıtımı

    osmaniye şehri osmaniye şehir merkezi tanıtımı osmaniyenin tanıtımı Yüzölçümü: 974 km²Nüfus: 154.629Yukarı Çukurova’da, Ceyhan Nehri’nin doğu yakasında yer alan, alabildiğine geniş hinterlandıyla Osmaniye; Ceyhan Nehri, Hamıs, Karaçay, Kesiksuyu ve Sabun Çayları nedeniyle sulak, hem de Çukurova’yı doğuya bağlayan yolların kavşağında olması nedeniyle işlek bir bölgededir. Çukurova'ya has...

Sayfayı Paylaş