gebe
  1. KızılÖtesi

    KızılÖtesi Aktif Üye Üye

    Kayıt:
    28 Nisan 2008
    Mesajlar:
    3.580
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    Ödül Puanları:
    38

    "Ben Kayra'ya baba istemiyorum"

    Konu, 'Magazin' kısmında KızılÖtesi tarafından paylaşıldı.

    [​IMG] O, çocuğunu magazin malzemesi yapmadı. Tam bir yıl gözlerden uzak büyüttü. Hepimiz Kayra Bebek’i birinci yaş gününde tanıdık. Leyla Bilginel ile ‘Amazon’lar kadar kararlı davranışı, hamileliği ve anneliği ilgili söyleştik. Daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğraflarını da ilk kez bizimle paylaştı.

    Biz Kayra’ya aşık olduk! Onun tatlılığını size anlatmamız mümkün değil! Çok pozitif, güler yüzlü, uyumlu ve mutlu bir bebek. Tıpkı annesi Leyla Hanım gibi… Zerin Hanım’ın stüdyoda çekim telaşımız sürerken Kayra tıpış tıpış ortalarda dolanıyor, hepimize gülücükler dağıtıyordu. Hepimiz Kayra fan’larıyız artık! Hatta Ertesi gün dergide birbirimize onu çok özlediğimizi söyledik. Bu sevimli çocuk ve cesur annesinin fotoğraflarına bakınca siz de bize hak vereceksiniz. Söyleşimiz de çok dolu dolu ve keyifli oldu. Hepinize iyi eğlenceler…
    Kayra çok güzel ve mutlu bir bebek. Anlamı nedir Leyla Hanım?
    Allah’ın lütfu, Allah’tan gelen iyilik anlamına geliyor.
    Onun sizin yaşamınızdaki önemi büyük kuşkusuz. Size getirdiği değişiklikler neler? Anne olduktan sonra hayata bakışınızda neler değişti?
    Annelik içgüdüsel olarak duyarlılığımı artırdı. Annemin bana söylediği “Anne olunca beni anlarsın” sözünü sonunda anladım! Onun dışında bir şey değişmedi.
    Çocuğum olmadan önce hayatım nasılsa şimdi de öyle. Hayatın içinde, matematiği doğru kurmuşsan taşları dizdiysen hayat normal seyrinde devam ediyor. Tabii ki daha uçarıysan, daha özgürsen biraz duruluyorsun ama bunlar insanı hep pozitif olarak etkiliyor.
    Evet, çocuk ciddi sorumluluk ama kendi hayatını da yaşamalısın. Seyahat etmeyi çok severim. Ben yine seyahatlere gidiyorum mesela. Mutlu anne mutlu evlat demek! Anne mutsuzsa dünyayı verse de o çocuk mutlu olamaz. Önce kendimize iyi bakmalı, psikolojimize dikkat etmeliyiz.
    Evet, sanırım bazı anneler tüm yaşamını çocuğuna endeksleyebiliyor…
    Çok doğru. Boşluktaki anneler bir anda çocuk hayatına girince tüm hayatını ona endeksliyor. Sonra da kendine ayıracak 5 dakika bulamamaktan yakınıyor. Bu ‘hava boşluğunu’ kendisine yaratması lazım diye düşünüyorum.
    Kayra yürümüyor, koşuyor! Nasıl bir bebektir?
    Kayra 9 aylıkken ‘bay bay’ dedi. 11 aylıkken de yürüdü.
    Çok hareketli. Ama çok da huzurlu bir çocuk. Bütün gün beraberdik, işte gördünüz. Ağlayan, mutsuz bir çocuk değil. Kendine yetebiliyor.
    Tam da bu sırada Kayra bebek alnını vurdu. Siz ise gayet sakin davrandınız. Aslında korktuğunuz yüzünüzden anlaşılıyordu ama çok büyük tepki vermediğiniz için Kayra da oynamaya devam etti…
    Evet, hatta şimdi de kendi kendine yetebilmesinden söz ediyorduk. Gördünüz işte alnını çarpıp düştü ve kaldığı yerden oynamaya devam etti…
    Annemler ve kız kardeşimin tutumu daha farklı. Onlar çok korumacı yaklaşıyor. Tabii ki ben de korumacıyım ama ona bunu yeteri kadar hissettiriyorum. Çünkü Kayra babasız büyüyen bir çocuk ve bana çok bağlı. Bağlı olması tabii ki çok güzel ama bana bağımlı olmasını istemiyorum. Kayra 1 yaşında ve ilk defa hasta oldu. Soğuk almış olmalı biraz öksürüyor ve ateşi çıktı geçen akşam. Onun haline annesi olarak çok üzülüyorum tabii ama bilerek bu döneminde kendimi uzak tuttum mesela. Evet, tabii ki yanındaydım. Onu sevdim okşadım ama dediğim gibi yeteri kadar. İleride kendi sorunlarıyla kendi başa çıkabilmesi için
    bunu yapmam şart. Güçlü biri olmasını istiyorum. Kalbinde, benim annesi olarak onun için öleceğimi bilsin ama “Kendi ayaklarım üzerinde durmalıyım” cesaretini hep taşısın.
    Nasıl bir hamilelik yaşadınız?
    İlk üç ayım çok zor geçti ama inanın, şu an imkanım olsa yine hamile kalırım. O dokuz aydan çok keyif aldım. Midem bulanmadı. Kokulara hassasım buna rağmen midem bulanmadı. İlk 3 aydan sonra çok rahattım. Aşermek bel ağrısı uyku uyumak… 31 yaşındayım. Sinemadan çıkıp doğuma gittim.
    Alerjik astımım çıktı. Bağışıklık sistemim zaten zayıf olduğu için tüm hastalıklar üst üste geldi. Ama yine de her şeye rağmen o dokuz ayı dolu dolu yaşadım.
    Hepimiz biliriz ama doktorumun da söylemesi üzerine etimi sütümü hiç ihmal etmedim. O yüzden çok şükür Kayra’nın kemik yapısı çok güçlü.
    Kayra doğduğunda kafasını kaldıran ve poposunun üstüne oturabilen bir çocuktu.
    Kaç kilo aldınız hamileliğinizde?
    Ben 24 kilo aldım.
    Öyle mi, biz hiç anlamadık. Bir de televizyon kilolu gösterir bilirsiniz…
    Evet öyle… Şimdi eski halimden 1 kilo fazlayım. 5.5 ay emzirdim. Süt yapsın diye geceleri kalkıp bulgur pilavı falan yedim! Aslında her şeyden yedim. Hamileyken kendi kendime “Kaç kez bu hale geleceğim” dedim. Beynime de sürekli “Kaç kilo alırsam alayım eski halime geleceğim” mesajını verdim. 3 ay sonra da eski kiloma kavuştum. Aynaya baktığımda da o halimi de çok sevmiştim biliyor musunuz! Görüntümden hoşnut olmam da bu kadar kolay kilo vermemi sağladı diyebilirim.
    Sezaryen doğumdu değil mi?
    Evet, ama normal doğum için çok uğraştım. 2 gün doğum sancısı yaşadım. 135 sancıyla gittim 180’e kadar çıktı. Hatta doktorum metanetime çok şaşırdı. Artık doktorum “Leyla çok uzun süre kasılıyor, zarar verebilir, sezaryenle alalım” deyince ilk kez o zaman ağladım. Neyse ki sorunsuz bir doğum yaptım. Yarı epidural yaptırdık. Doğum anına hiç düşünmeden geri gitmek isterdim, mucizevi bir şey.
    Bizim doğumevi düğün evi gibiydi. Büyük bir sevinçle karşıladık.
    Zaten şu anda anlatırken gözlerinizdeki o coşkuyu görebiliyoruz.
    Teşekkür ederim…
    Sakin ve pozitif bir bir yaradılışınız var, bu Kayra’ya da geçiyor mu sizce? Gördüğümüz kadarıyla çok mutlu bir bebek, ileride de olaylara olumlu yanlarından bakmayı sizden öğreneceğe benziyor…
    Çocuğa karnındayken verdiğin enerji geçiyor. Bir de tabii tek başıma olmamın rahatlığını yaşıyorum. Kimseye “Bu senin yüzünden. Bunu sen bana yaptın”
    diyemiyorum, kavga edemiyorum (gülüşmeler). Ben bir de Kayra’ya hamileliğimde müzik çok dinlettim. Bebekliğinden beri müzikle de iç içe büyüyor.
    Huy ve davranışlar biraz da genlerle geçermiş. Sizin Kayra’da gördüğünüz karakter özellikleriniz var mı? “Aynı ben” dediğiniz oluyor mu?
    Bir kere benim bebekliğimin aynısı. Ben ilkokul 3’e kadar sapsarı saçlıydım. Annemler senin erkek halin diyor. İlkokul birinci sınıfta öğretmenim hatta “Ay ne güzel bir tutam alayım altın saçından da kuyumcuya bozdurayım” demişti. Ben de kafamı tuta tuta eve gitmiştim. Kimse saçımı kesip bozdurmasın diye…
    Huyu da bana çok benziyor. İkimiz de çok hareketliyiz. Tepkilerindeki kesinlik ve uykuyu sevmemesi de bana çok benziyor. O da uykuyu çok sevmiyor dedim ama yine Maşallah kendi gelişim çizgisinden 2 birim önde ilerliyor.
    Karya’nın yemekle arası nasıl?
    İştahsız bir çocuk. Ben pimpirikli bir anne değilimdir ama yemek konusunda çok titizim. Yoğurdunu kendim yapıyorum. Benim irademden çıkana kadar onu fast-food’tan uzak tutacağım. Ben ekmeği çok seviyorum Kayra da ekmeği çok seviyor, kuru kuru ekmek yemeye bayılıyor.
    Bebeğinizin hayatını her anne gibi ince ince düşünüp şekillendiriyorsunuz… Peki, Kayra’nın ileride mesleği ile ilgili düşünceleriniz var mı? Sizin gönlünüzden geçen bir meslek…
    Samimi olarak söylüyorum hiçbir meslek yok! At yarışı gibi hazırlanan çocukların ailelerine de çok kızıyorum. Bu çocukların geleceği böyle düşünülmez. Ata gidiyor, yüzmeye gidiyor, oradan çıkıyor, bale gidiyor, oradan oraya koşuşturup duruyor… Aslında hobi olarak yaptığı bu aktivitelerden o da keyif alamıyor. Bu kadar yoğunluğa gerek yok. Çocuk zaten eğilimlerini zaman içinde belli eder. Bu kadar telaşa ne gerek var? Pedagoglardan da öneriler alınabilir.

    Benim Kayra ile ilgili tek yapmak istediğimse, ona iki yabancı dili çocukluğundan itibaren öğretebilmek. Seneye İngilizce ve İspanyolca konuşan bir dadı tutmayı düşünüyorum. Bu iki dili anadili gibi öğrensin. Daha sonra isterse üniversite okumayıp balıkçılık yapabilir. Bu da kabulüm…
    Gerçekten mi?
    Evet, tabii. Ben ona bu özgürlüğü sunuyorum ama bu özgürlüğün içinde kendi iradesiyle anne ben bilim adamı olmak istiyorum ya da siyasete atılıp ülkem için çalışmak istiyorum derse tabii ki ona da çok sevinirim.
    Bir de üniversite okumasını o okul havasını teneffüs etmesi için isterim. Ben işletme okudum ama oyunculuk yapıyorum. Ama yine de üniversite okumaktan çok memnunum. Dediğim gibi o atmosferin, öğrencilik yıllarının keyfini çıkarmak da ayrı zevk… Ama yineliyorum bana sırtında bir sırt çantasıyla gelip “Ben dünyayı dolaşmak istiyorum” derse de kabulüm. O iki dili anadili gibi biliyor olması onun nasıl olsa sırtını yere getirmez. Mutlu olması benim için her şeyden çok önemli.
    Yeni projeleriniz var mı? Bunu size söyleyen çok olmuştur tam bir sinema yüzüsünüz, bir sinema filminde oynamayı düşünüyor musunuz?
    Bütün yönetmenler de böyle söylüyor. Asıl önemli olan bu beğenilerin işe dönüşmesi. Sinema bambaşka dizi gibi değil. Daha senaryo yazarken kafalarda karakter canlanıyor. Biraz şans gibi geliyor bana. Ben oynamayı çok isterim tabii, çünkü beyaz perdenin büyüsü başka. Bu konuda mütevazı olmak istemiyorum. Ben iyi bir oyuncuyum. Bu sene benim senem olacak. Beyazperdede kendimi göreceğim.
    Kendinize bu kadar güvenince ve olumlu bakınca eminiz bu da olacaktır. Peki, diziler…
    Yeni sezonda birkaç proje var. “Pars”taki Süreyya’da çok iyi bir iş çıkardım. O kadar yukarıdaki bir karakterden sonra yeni projeyi çok dikkatli seçmeliyim.
    Bu konuda çok hassas olduğunuzu biliyoruz ama uygun bir proje olursa oğlunuzla birlikte yer almayı düşünür müsünüz?
    Ben çok içi dışı bir biriyimdir. Mesela Kayra’nın doğum gününe de ne özellikle gazetecileri çağırdım ne de gelenleri geri gönderdim. Gelenleri de geri göndermek de artık bana terbiyesizce geliyor. İnanır mısınız ana haberlerden bile aranıldık. Ama ben bu tür önceden planlanmış işlerde olmak istemiyorum. Görüntülenirsek de çocuğun başını, yüzünü kapamak bana komik geliyor. Tesadüfen dolaşırken bizi çekerlerse de dediğim gibi saklanmam. Neysem oyum. Bunun dışında oğlumla ilgili ciddi bir iş olursa kabul edebilirim. Tabii onun hayatını olumsuz etkilemeyecek, ilerisi için de ona bir hatıra olarak kalabilecek pırıl pırıl, kamera önündeki işleri düşünebilirim. .
    Ben sonuçta bu kararla bir çocuk dünyaya getirmedim. Ama bu teklifler, herhangi başka bir ünlünün çocuğuna da gelebilir. Hülya Avşar’ın, Mehmet Ali’nin ya da ne bileyim Gülben’in, ünlü başka birinin de çocuğu olabilir… Allah hepsine ömür versin, neden olmasın.
    Bu konulara çok girmeyeceğiz ama…. Bizim ve eminiz ki okurlarımızın merak ettiği birkaç soru var. Öncelikle şuradan başlayalım Kayra’nın babası Fransız…
    Evet aslında Kayra tam bir melez. Dedesi Fransız, Babaanne Mısırlı. Dolayısıyla babası melez. Babam Karslı, anne tarafım Erzincanlı. Anlayacağınız bir Doğu Batı sentezi…

    Peki, ileride babasını tanımak isterse?
    Çok enteresan arkadaşlarım bana diyor ki “Senin çocuğun bunu sana kesin sormaz, merak etme!” Onu yetiştirmede çok doğru gidiyorum. Allah yanıltmasın… Kayra, “Ben nereden geldim, neden benim hikayem farklı?” gibi sorulara çok takılan bir çocuk olmayacak.
    Şükretmeyi bilen bir çocuk olsun, en büyük dileğim bu. Varlığının kıymetini bilsin. Bir de onu biraz büyüyünce düzenli olarak yetimhanelere götüreceğim. Kimsesiz çocukların hayatlarına sokacağım. Nasıl hayatlar olduğunu bilsin. Ben hep söylerim, bizler hayata bakıyoruz ama görmüyoruz. İşte ben oğlumun görerek yaşamasını sağlayacağım.
    Evlenmeye karar verirseniz…
    Ben evlenmem! Evliliğe inanmıyorum. Bana yalnızca eski dönemdeki evlilikler gerçek geliyor. Bütün gün sizle birlikte çalıştık ama ilk defa göz gözeyiz. Sevdiğinle, kocanla da göz göze gelmiyorsun! Söyleşimizi okuyanlar lütfen düşünsün, en son ne zaman eşleriyle göz göze geldiler?
    Ben de gözünün içine titreyerek bakamadığım bir adamla evlenmek istemiyorum. O imza benim garantim değil.
    Bir kır düğünü isterim ama imza olmadan. Evet, çevremize aşkımızı duyurmak için düğüne ve yüzüğe sembolik olarak ihtiyacımız olabilir. Buna varım ama imza bana çok yersiz geliyor. Eskiden, o tapu gibi cüzdanın içinde bir değer vardı; bir poliçe yoktu! Bana herkes aman ne saçmalamış bu kadın diyebilir ama içinden “Evet haklı” diyebilsin lütfen. Herkes çocuk için ve erkek ve kadın olarak sırtını birbirine dayamak için evleniyor. Ama birkaç yıl sonra her şey değişiyor. Hiçbir değeri kalmıyor ne yazı ki o imzanın.
    Evlik olmasa da aile kurmak ister misiniz?
    Çok istiyorum tabii. Çünkü ben hep uzun ilişkilerin kadınıyım. İlişkilerimde eşine sadık, anaç, sahiplenici ve dürüstüm. Evde zaman geçirmeyi çok severim. Bütün ilişkilerim hep uzun solukludur. Benim için “Bu kadını tutmak çok güç, çok zor bir kadın” diye düşünebilirler ama dediğim gibi geyşa ruhluyum! Düğmesinden saçına kadar ilgilenirim. Çok seviyorum erkeğimin evimde olmasını… Hamilelik öncesi, doğum sonrası derken Kayra 1 yaşında. Zaten Kayra ancak 1 yaşına geldiğinde bir şeyler yaşayabilirim diyordum. Bakalım ne olacak, hayırlısı…
    Beynimde bu aralar bir ilişkiyi çağırıyorum ama biliyorum biraz geç gelecek, çünkü çok doğru bir şeyler istiyorum. Düzgün bir ilişki yaşayacağımı da hissediyorum. Eminim Kayra da benim hayat arkadaşımla dostane ve samimi bir ilişki kuracak. Ama ona baba demeyecek. Ben Kayra’ya baba istemiyorum. Önünde bir baba olsun onu örnek alsın istemiyorum. Kendi kişiliğiyle büyüsün.
    Peki, kardeş düşünüyor musunuz?
    Şu anda hiç bilmiyorum ama aynı kişiden bir tane daha alıp dondurdum. Eğer sağlık durumum iyi olursa tabii ki 2-3 yıl sonra olabilir. Benim Kayra’ya hamileliğim sağlık durumumdan dolayı riskliydi. Ama ona bir kardeş isterim. Belki evlat edinebilirim.
    Sağlık sorunlarınızda bir iyileşme oldu mu?
    Hamilelik çok enteresan bir şey. Benim göğsümde 6-7 kist vardı. 3 kez ameliyat oldum. Ama ürüyordu. Kayra’yı emzirmeye başlayınca inanır mısınız bir tane bile kalmadı. Yumurtalıklarımda da kist vardı ameliyat oldum. Sağ taraf çalışmıyordu. Şimdi ikisi de canavar gibi! Belki de şu an hamile kalacak durumdayım. Doğumdan sonra yenileniyorsunuz, işte bu muhteşem.
    Belki de sevdiğiniz kişiden Kayra’ya bir kardeş yaparsınız?
    Çok zor ama inşallah, olursa neden olmasın…
    Benim % 20 hamile kalma riskim vardı ve “Kısmetse Yaradan verir.” dedim ve oldu. Rahatsızlıklar da olunca 30 yaşındayım acaba çocuğum olmaz mı diye düşünüp böyle bir işe giriştim. İyi ki de Kayra’m var. Çok mutluyum.
    Gözünün içine deli gibi aşkla bakıp “Evet, ben bu adamdan çok istiyorum” diyebileceğim birinden tabii ki Kayra’ya kardeş yapmak isterim.
    Çocukları çok seviyorsunuz…
    Evet, inanın imkanım olsa 3 çocuk daha yapar, 3 çocuk da evlatlık alırım. Angelina Jolie’ye bayılıyorum bu konuda. Hem doğurup hem evlat edindi, çok çocuklu mutlu bir yuva kurdu.
    Halkımız samimiyeti fark eder. Sizin de samimiyetinizi anladı ve sizi eleştirmedi…
    Evet, aynen öyle. Beni destekledikler. Bu işin hiç kadın programlarında kavgası, patırtısı olmadı. Çocuğumun malzeme olmasına hiç izin vermedim. Bir de sanıyorum bu, yaydığınız enerjiyle de alakalı. Sokakta anneler, yaşlı teyzeler beni görüp bağrına basıyor. Dürüst olmanın verdiği de bir şey tabii. “Ne güçlü kadınsın sen. Ne kadar çok istedin, Allah sana verdi” dediklerinde hissettiğim huzuru anlatmam mümkün değil.
    Gidip ufak, ağrısız, sızısız bir işlem yaptırdım. Kimseyle bir tensel temasım olmadı ve sanki o bana Allah’tan bir lütuf gibi geldi, adı gibi. Artık bunu da kimse eşmesin, kurcalamasın…
    Son olarak annelerimize ne söylemek istersiniz?
    Hepsinin çocukları mutlu ve sağlıklı büyüsün.

     

Sayfayı Paylaş