gebe
  1. melegim

    melegim Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.169
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Ödül Puanları:
    0

    Ben Senin Namazlarınım...

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında melegim tarafından paylaşıldı.

    Oğlum,namaz hiç bu vakte bırakılır mı?
    Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmıştı,ama ezan okunduğu vakit yerinden
    sıçrar,yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı.

    Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu.Hep ne oluyorsa?namaz son
    dakikalara kalıyor,bu sebeple namazını alelacele edâ ediyordu.Bunu düşünerek
    kalktı yerinden,gözü saate kaydı.Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika
    kalmıştı.Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak,"Yine geciktirdim
    namazı."dedi kendi kendine...

    Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam kurulamadan
    kendini odasına attı.Mecburen,hızlı hareketlerle namazını edâ
    etti.Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi...

    "Bu halimi görse,tatlı-sert kızardı yine bana."dedi.Çok seviyordu onu...Hele
    öyle bir namaz kılışı vardı ki,onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla
    seyrederdi.Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki,hicabından renkten renge
    girerdi.
    O gün akşama kadar derse girmişti.Müthiş bir ağırlık vardı
    üzerinde...Duâsını yaparken,başını ellerinin arasına alıp secdeye
    durdu.Namazdan sonra bir süre bu şekilde tefekkür etmeyi severdi.Gözleri
    kapanır gibi oldu.
    "Ne kadar da yorulmuşum"dedi.Daldı gitti öylece...

    Kıyamet kopmuştu.Mahşeri bir kalabalık vardı.Her yön insanlarla doluydu.Kimi
    dona kalmış,hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor;kimi sağa sola
    koşuşturuyor,kimisi de diz çökmüş,başı ellerinin arasında bekliyordu.
    Yüreği,yerinden fırlayacak gibi atıyor, adeta kafesinden kurtulmaya
    çalışıyor,soğuk terler döküyordu.Hayattayken kıyamet,sorgu sual ve mizan
    hakkında çok şey duymuş ve âhiret hayatı adına bu kavramlar kendisi için
    köşe taşı olmuşlardı.Ama mahşer meydanındaki ürperti,korku ve bekleyişin bu
    denli dehşet vereceğini düşünmemişti.
    Hesap ve sorgu devam ediyordu.Bu arada onun ismini de okudular.Hayretle bir
    sağa,bir sola baktı."Benim ismimi mi
    okudunuz?",dedi,dudakları titreyerek...

    Kalabalık birden yarılmış,bir yol oluşmuştu önünde...İki kişi kollarına
    girdi.Mahşer meydanının vazifelileri oldukları belliydi.Kalabalık arasından
    şaşkın bakışlarla yürüdü.Merkezi bir yere gelmişlerdi.Melekler her iki
    yanından uzaklaştılar.

    Başı önündeydi.Bütün hayatı,bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin
    önünden...Şükürler olsun dedi,kendi kendine ve devam etti;Gözlerimi dünyaya
    açtım,hep hizmet eden insanları gördüm.Babam sohbetlerden sohbetlere
    koşturuyor,malını İslâm yolunda harcıyordu.Annem eve gelen misafirleri
    ağırlıyor,yemek sofralarının biri kalkıp,bir yenisi kuruluyordu.Ben ise,hep
    bu yolda oldum.İnsanlara hizmete çalıştım.Onlara Allah'ı anlattım.Namazımı
    kıldım.Orucumu tuttum.Farz olan ne varsa yerine getirdim.Haramlardan
    kaçındım.

    Kirpiklerinden aşağıya gözyaşları dökülürken,"Rabbimi seviyorum,en azından
    sevdiğimi zannediyorum"diyordu.Ama bir yandan da "O'nun için ne yapsam
    az,Cennet'i kazanmaya yetmez diye düşünüyordu.Tek sığınağı Allah'ın
    rahmetiydi.

    Hesap sürdükçe sürdü.Boncuk boncuk terliyor;sırılısıklam olmuş,zangır zangır
    titriyordu.Gözleri terazinin ibresindeki neticeyi bekliyordu.

    Sonunda hüküm verilecekti.Vazifeli melekler ellerinde bir kâğıt,mahşer
    meydanındaki kalabalığa döndüler.Önce ismi okundu.Artık ayakları tutmaz
    olmuştu.Neredeyse yığılıp kalacaktı.Heyecandan gözlerini kapamış,okunacak
    hükme kulak kesilmişti.

    Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi.Kulakları yanlış mı duyuyordu?İsmi
    Cehennemlikler listesindeydi.Dizlerinin üstüne yığıldı.Hayretten
    donakalmıştı.

    "Olamaaaaz."diye bağırdı.Sağa-sola koşturdu.İnanamıyordu."Ben nasıl
    Cehennemlik olurum?Hayatım boyunca hizmet eden insanlarla birlikte
    oldum.Onlarla beraber koşturdum.Hep Rabbimi anlattım."diyordu.
    Gözleri sağanak olmuş,titrek vücudunu ıslatıyordu.Vazifeli iki melek
    kollarından tuttu.Ayaklarından sürüyerek ve kalabalığı yararak alevleri
    göklere yükselen Cehennem'e doğru yürümeye başladılar.Çırpınıyordu.Medet yok
    muydu?Bir yardım eden çıkmayacak mıydı?

    Dudaklarından kelimeler kırık dökük,yalvarmayla karışık döküldü.

    "Hizmetlerim...Oruçlarım...Okuduğum Kur'an'lar...Namazım...Hiçbiri beni
    kurtarmayacak mı?",diyordu...
    Bağıra bağıra yalvarıyordu.Cehennem melekleri onu hiç
    dinlemediler,sürüklemeye devam ettiler.Alevlere çok yaklaşmışlardı.Başını
    geriye çevirdi.Son çırpınışlarıydı.

    Resûlullah(s.a.v)"Evinin önünde akan bir ırmak içinde günde beş defa yıkanan
    bir insanı o ırmak nasıl temizler,günde beş vakit namazda insanı günâhlardan
    öyle temizler"buyuruyordu."Oysa ki benim namazlarım da mı beni
    kurtarmayacak?diye düşünüyordu.

    "Namazlarım...Namazlarım...Namazlarım."diye diye hıçkırdı.Vazifeli melekler
    hiç durmadılar.Yürümeye devam ettiler;Cehennem çukurunun başına
    geldiler.Alevlerin hareketi yüzünü yakıyordu.Son bir defa dönüp geriye
    baktı.Artık gözleri de kurumuştu.Ümitleri sönmüştü.Başını öne eğdi.İki
    büklüm oldu.

    Kollarını sıkan parmaklar çözüldü.Cehennem meleklerinden birisi onu
    itiverdi.Vücudunu birdenbire havada buldu.Alevlere doğru düşüyordu.Tam iki
    metre düşmüştü ki,bir el kolundan tuttu.Başını kaldırdı.Yukarıya baktı.Uzun
    beyaz sakallı bir ihtiyar onu düşmekten kurtarmıştı.Kendisini yukarıya
    çekti.Üstündeki başındaki tozu silkerek ihtiyarın yüzüne baktı."Siz de
    kimsiniz?dedi.

    İhtiyar gülümsedi:
    "Ben senin namazlarınım"

    "Neden bu kadar geç kaldınız?Son anda yetiştiniz.Neredeyse
    düşüyordum."dedi...İhtiyar yüzünü gererek,tekrar güldü;başını salladı;

    "Sen beni hep son anda yetiştirirdin,hatırladın mı?..."

    Secdeye kapandığı yerden başını kaldırdı.Kan-ter içinde kalmıştı.Dışarıdan
    gelen sese kulak kabarttı.Yatsı ezanı okunuyordu.Bir ok gibi yerinden
    fırladı.Abdest almaya gidiyordu...


     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: Ben Senin Namazlarınım...
    emeğine sağlık
     
Ben Senin Namazlarınım... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ben Senin

    Ben Senin

    Ben Senin Ben senin değeri sonradan anlaşılanınım. Sen benim uzaklaştıkça yakınlaşanımsın. Ben senin vicdanının kara deliğiyim, kalbinin kabuk bağlamayan yarası, içini rahat bırakmayanınım. Sen benim en gizli törenlerle içime gömdüğümsün. Sen benim boğazıma takılanım, yutkunamadığımsın. Sen pişmanlığımsın. Sen benim geri dönüşü olmayan yollarım, çıkmaz sokaklarımsın. Ben senin herkesin...
  2. ben sende kaldım ...

    ben sende kaldım ...

    ben sende kaldım Oysa ki! Sevgiler beklentisiz ve çıkarsızdır. Saf ve temiz başlar yüreklerde Duygular coşar sığmaz içine Ben Sende kaldım Kendimi yarım bıraktım gölgelerde karardım. Yelkovanını yitirmiş Zaman gibi döndüm etrafında Denizler gibi çılgın Çağlayanlar kadar hırçın oldum kendimde İçine sevdamı koyduğum O sımsıcak bakan gözler yok artık Çizdiğim mutluluk resmi Sararan tablolarda,...
  3. Ben seni sende sevdim

    Ben seni sende sevdim

    Ben en çok sende sevdim çocuk olmayı.. Gül yanaklı çocuklarla kovalamaca oynamayı yada elimdeki simidi bir sokak çocuğuyla paylaşmayı... Bazen oyuncaklara sarılıp ağlamayı sevdim sende...Karanlıktan korkar gibi sensizlikten korkmayı.. aklıma gelen ne varsa hepsini sana anlatmayı,Oyuncaklarıma ikimizin adını verip onları birbirine kavuşturmayı sevdim..Küçücük çocukların kocaman...
  4. ben seni nedenmi sevdim ?

    ben seni nedenmi sevdim ?

    Ben seni bir okyanusun derinliginde buldum da sevdim Parlak bir inciydin benim için Paha biçilmez bir ...inci Ben seni soguk ve yagmurlu bir Günde Seni düsünürken gülüsündeki sicakligin içime dolup da ...Beni sardigi bir anda sevdim Seni sadece selvi boyun,sarı saçlarin yada mavi gözlerin Güzel bir yüzün var diye degil Fikirlerinle,konusmandaki güzelligin ve benim o kor halde yanan yüregimle...

Sayfayı Paylaş