Bilge'nin Öğretmenlik Anıları

Konu, 'Hayatın içinden anılarımız' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

  1. küçük kadınlar bilgenin yazıları küçük kadınlardaki bilgenin gerçek adı kadınlardaki yazdığı yazılar öğretmenlik anıları kadınlar yazdığı yazılar
    Burada sizlere daha önce çalıştığım yerlerde aldığım notlardan, defterlerime yazdığım hatıralardan derleyerek benim yaşamımda çok önemli yer tutan öğretmenlik anılarımı yazmak istiyorum...
  2. Cevap: Bilge'nin Öğretmenlik Anıları

    Ayşe...

    Benim sınıfımın hayatından en namemnun olan şahsiyeti...

    - "Öğretmenim size birşey sölicem.."
    - "Söyle çocuğum"
    Bu arada etrafımızda 6-7 çift meraklı bakış da mevcudiyetini devam ettirir
    - "Ama özel bişi örtmeniimm"
    - "İyi..." Etraftakilere "Hadi çocuğum dağılın bakim biraz" Tabi el kol hareketleriyle pekiştiriyorum bunu...
    - "Ya örtmenim hani 8-B'deki Ali var ya, hep bana bakıyor, yemek yerken gözü hep bende..."
    - "Sen niye bakıyorsun o zaman?"
    - "Ama örtmenim çok dik bakıyor, çok rahatsız ediyor beni örtmenim"
    Elleri çenesinin altında birbirine kenetlenmiş konuşuyor
    - "İyi çocuğum tamam, ilgilenirim. Ama kesinlikle dönüp bakmayacaksın sen anlaşıldı mı?"
    - "Tamam örtmenim, teşekkür ederim."

    Ben onu gönderip bir adım atamadan biri daha keser yolumu...

    Bak kim varmış burada

    - "Söyle Mustafa, nasılsın bakalım?"
    - "İyiyim öğrtmenim, siz napisiniz?"
    - Ben güle güle "İyiyim sağol çocuğum, he söyle ne oldu?"

    Mustafa... Herhalde şu okulda karşıdan gelişini gördüğümde bile yüzümde bir gülümseme yaratmayı başaran ender çocuklardan biri...

    İşin orjinal olan kısmı ise; Mustafa'nın dersleri felakettir. Sınavlar toto-loto sonuçlarıdır. Derste en çok konuşan (ders hariç herşey) çocuktur. Tam kızmak istersiniz, sus diyecek olursunuz, ne dediğini anlamasanız da, o konuşurken yaptığı mimikler, gözlerini kısıp hafif bir kavisle eğilerek kendi kendine yine kendi söylediklerine muzip muzip gülüşü, kelimeleri yutarcasına konuşması (genellikle bir tercümanın bu konuşmaları tekrar bana çevirmesi) ...

    Benden not istemez. Birşey istemez...
    Çıkarı, ettiği hiçbir şeyi yoktur benden.
    Yalnız konuşurken illa yanıma sokulacak,
    yanımda olacak,
    gözlerimin içine bakacak küçücük boyuyla...

    Birşeyler söyleyecek, muhtemelen ben yine tam algılayamayacağım... Olsun yine de gülümseyeceğim...

    - "Örtmenim ya, ayırın bizi bu Enes'le ya..."

    Enes... Kendi çapında renkli bir şahsiyet. Mustafa'nın kuzeni. Hem birbirlerinden hiç ayrılmazlar, bakkala bile beraber giderler. Hem de aynı sırada didişip dururlar. Bazen sırf ben onlara birşey diyeyim diye...

    ...
  3. Cevap: Bilge'nin Öğretmenlik Anıları

    (devamı)

    Şimdi sırayı çizmiş Enes, 2'ye ayırmış. Mustafa'nın bir kolu bile geçse vuruyormuş bir tane. Hey Allahım...

    - "Biraz uslu durun be çocuğum ya... Ne diye didişiyorsunuz siz ya... Eşek sıpaları..."

    Benim bu lafıma çok gülerler.
    tatlı-sert "sıpalar" derim sınıfıma...
    Pek bir hoşlarına gider. Kıkır kıkır gülerler...
    Ben de tahtaya birşey yazacağım diye döner orada gülerim...

    Sınıf-rehber öğretmenliği de yapıyoruz tabi branş öğretmeni olsak da... Birgün rehberlik dersinde dedim, "çocuklar hadi bakalım bana uzun vadede neler düşünüyorsunuz, ne iş yapmak istiyorsunuz, alın elinize bir kağıt bir kalem yazın bana, oturup konuşalım sonra"

    Benim zeki sınıfımdan birkaç tepki:

    Veysel: "Örtmenim adımızı da yazcaz mı?

    - "E çocuğum - aa, polis olmak istiyorum- hah bu kesin Veysel'dir mi diyeceğim, müneccim miyim ben?"

    Sınıf kopmuştur.
    Hadi topla toplayabilirsen.
    Bakıyorum da onların bu hali bile ne tatlı. Ne çok sevmişim ben bu çocukları...

    En bilgiç yorumlar ve yargılar sınıfımın başkanı Semra'dan gelir. Memur çocuğudur Semra. Her işime koşar, sorumluluk dedin mi önce Semra'dır, görev ve güven dedin mi odur önde gelen.

    Beni koridorda görünce;

    - "Nasılsınız öğretmenim?"
    diye o özenli Türkçesiyle sorar...

    Türkçe öğretmeni veya Rehber öğretmen olmak istiyor Semra. Kararlı bir kız. Olgun tavırlı. Farklı bir çocuk, birlikte volta atarız bazen koridorlarda...

    Şeyma...
    Sonradan geldi sınıfıma. Masmavi gözleri, beyaz teniyle nasıl tatlı bir kız.
    Onun da yeri ayrı...
    Sorunu da olsa, sıkıntısı da olsa
    gerçek ne ise onu söyler, abartmaz...
    Kılıf uydurmaz, nabza göre şerbet vermez
    Doğaldır duygularını sunuşu
    Samimidir gözleri, pek severim onu,
    sessiz ama asil duruşunu...
  4. Cevap: Bilge'nin Öğretmenlik Anıları

    Sınıflarda en yaygın muhabbetlerimizden biri yazı yazma olayıdır. Beni çıldırtan mı? Ben tahtaya konuyla ilgili şemalar veya örnekler yazmaya başlayınca gelen enteresan sorulardır...

    Sınıf - "Örtmenim, yazcak mıyız?

    Ben - "Zahmet olmasın???" (Profilden)

    Sınıf - Gülüşmeler

    ***

    Tam ben ders anlatıyorum, kelimelerle ilgili birşey söylüyorum ya da dersin en ama en önemli yerindeyim. Durup dururken bir ses:

    - "Örtmenim, 'lovely' ne demek?" (konumuzla alakasız)

    (Zıvanadan çıkmış bir halde ben)
    - "İngilizce-Türkçe sözlüğe falan mı benziyorum ya?
    - "Hayır örtmenim"
    - "İyi, aç sözlüğe bak o zaman"
    - "Tamam örtmenim" (yaramaz yaramaz gülmeler)
    - "Ben nerde kaldım, ne diyordum ya? Sıpa seni..." (ben de çaktırmadan gülüyorum sonra)
    (sınıfta gülüşmeler)

    ***


  5. Cevap: Bilge'nin Öğretmenlik Anıları

    Ne mutlu sana koskocaman misler gibi kokan bir çiçek bahçen var ve bu çiçeklere ilk can suyunu veren sevginle ısıtan sensin.Kendinle ne kadar gurur duysan azdır.Kutsal bir mesleğe sahipsin Alimlerin atının ayağından sıçrayan çamur cübbemiz için süstür. diyen Yavuz Sultan Selim senin öğrencindir.Sevgiyi saygıyı ilmi kafalara işleyen nakkaşsın ne mutlu sana sevgili öğretmenim sanırım bu meslek anlatılmaz yaşanır:ar4fd:

Sayfayı Paylaş