gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Bİr Annenİn Duasi

    Konu, 'Hayatın İçinden & Hayata Dair Herşey' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    Hastanede oğlumun baş ucunda kalmama, bir anne olduğum için değil, doktor olmam sebebiyle müsaade ettiler. Çocuk felci salgını son hadde yükseldiğinden, oğlumla, çocuk felci oldukları sanılan diğer çocuklarla, hastanenin özel bir koğuşunda gözetim altına alınmıştı. Koridorun öbür ucundaki odalarda çocukların ağladığını duyuyordum. Fakat zavallı oğlum, belkemiği muayene edilirken korku içinde "Anne" diyebilmiş, sonra da buhranlı bir uykuya dalmıştı. Muayene bittikten sonra uzman doktor bana döndü. Yüzünde yorgun ve üzüntülü bir ifade vardı.
    - Çok üzgünüm, doktor, galiba çocuk felci, dedi.
    Duyduklarıma inanamayarak yüzüne baktım. Başka bir çocuğun çocuk felcine yakalandığına inanabilirdim, ama bu felaketin oğlumun başına geldiğine bir türlü ihtimal veremiyordum. Artık doktorluğumu unutmuş, hasta çocuğumun başında endişe içinde bekleyen bir anne olmuştum.
    - Henüz felç olmadı, değil mi? diye sordum.
    - Hayır, inşallah olmaz, diye cevap verdi. Sonra yüzüme dikkatle bakarak:
    Siz eve gidip biraz uyumaya çalışsanız iyi olur, dedi. Çocuğun halinde bir değişiklik olursa, size haber veririz.
    Doktorun sözünü dinlemeye karar verdim. Vakit gece yarısını geçmişti. Sabahın beşinden beri ayaktaydım. Salgının şiddetlenmesi yüzünden aralıksız çalışmıştım. Oğlumun kızarmış, zayıf, yüzüne baktım. Beklemekten başka yapılacak şey yoktu. Çocuğumu kollarımın arasına alıp bağrıma basmak istedim. Bunu yapamayacağımı bildiğimden hızla odadan çıktım.
    Evimin kapısını açıp içeri girdiğim zaman, derin bir sessizlikle karşılaştım, Kocam, iş için Chicago´ya gitmişti. Telaşlanmaması için ona oğlumuzun hastalığını bildirmemiştim. Esasen çocuğun halinde, yarına kadar bir değişiklik olmadığı takdirde, iyileşmesi ümidi artacaktı.
    Nihayet bir uyku ilacı alıp yattım. Saatlerden sonra uykumun orasında telefonun çaldığını duydum. Yerimden fırladım. Baş ucumdaki saat 4´ü gösteriyordu.
    Ahizeyi kulağıma dayayınca telaşlı bir kadın sesinin:
    - Doktor siz misiniz? diye bağırdığını duydum.
    Rahat bir nefes aldım. Acele olarak bir hastaya çağrıldığımı anlamıştım. Doktorun ben olduğunu söyleyince, ahizenin diğer ucunda derin bir sessizlik oldu. O vakit beni çağıran kadının, müşterilerimden veya müşterilerimden birinin dostu olmadığını hissettim.
    Kadın bana, çocuğun durumunu anlatınca çocuk felcinin yeni bir kurbanıyla karşı karşıya olduğumu anladım. Kadının adresini aldıktan sonra hastaneye telefon ettim. Çocuğumun halinde bir değişiklik yoktu.
    Uyuyan şehrin tenha sokaklarından geçerek o adrese doğru yol alırken kendimi büsbütün yalnız hissediyordum. Verilen adrese yaklaştıkça, evlerin seyrekleştiğini görüyordum. Biraz sonra otomobili durdurttum. Elinde bir fener olan bir kadın derhal bana doğru koştu ve eteklerime sarılarak:
    - Çabuk doktor, çabuk! diye inledi.
    Gözyaşlarıyla ıslanmış yüzüne baktım. Kadının genç mi yoksa ihtiyar mı olduğu belli değildi. Tek odalı eve girince irkildim. Mesleğim dolayısıyla birçok eve girdiğim halde, bu derece perişanlık görmemiştim. Kadının elindeki fenerin hafifçe aydınlattığı odanın bir ucunda iskelet kadar zayıf üç çocuk, üstü boş bir masanın etrafında oturuyorlardı. Odanın geri kalan kısmı karanlık içindeydi. Yalnız gözlerim, bir köşede duran yatakta, kirli bir yorganın altında inleyen bir çocuğu seçebildi.
    Ortalama beş yaşlarında olan çocuk, pek zayıf ve bakımsız görünüyordu. Muayeneyi bitirince, korkunç gerçeği kavradım. Kadına beni beklemesini işaret ettikten sonra evden çıktım. Civardaki dükkanların birinden hastaneye telefon ederek derhal bir cankurtaran gönderilmesini istedim.
    Kulübeye dönünce diğer çocukları da muayene ettim. Onlar da son derece zayıf olmakla birlikte, çocuk felcine henüz yakalanmamışlardı. Derken hasta çocuk ağlamaya başladı. Annesi kolumu yakaladı. Kadına gerçeği söylemek gereğini hissettim.
    - Çocuğunuz çok hasta, fakat elimizden geleni yapacağız, dedim.
    Anne, çocuğunun saçlarını okşadıktan sonra bana dönerek:
    - Dua edelim, dedi.
    Senelerden beri doktorluk yaptığım halde, bana dua etmemi teklif eden bir müşteriye rastlamamıştım. Bu kadının benim bilmediğim bir bilgiye sahip olduğunu hissedip teklifini kabul ettim. Çocuklar ve annesiyle birlikte ben de yere diz çökerek duaya başladım. Kadının vecd halinde tatlı bir sesle söylediği dualar, kalbime saplanıyordu.
    Bir aralık hastanenin soğuk koridorları, doktorun ciddi yüzü ve çocuğumun hayali gözlerimin önünde canlandı. Hastaneden çok uzakta olmama rağmen, adeta çocuğumun başucunda durduğumu hissediyordum. Derken kalbim duracak gibi oldu. Hayalimde, çocuğumun başını kaldırarak bana gülümsediğini görmüştüm. Bütün kuvvetimi toplayarak bu hayalleri silkip atmaya çalıştım. Yanımda dua eden kadın ve çocuklarına baktım. Birdenbire onların derin imanı bana tesir etmiş olacak ki, yüksek sesle:
    - Allah’ ım, sen bu duaları kabul et, diye yalvardım.
    Duası bittikten sonra kadın doğrularak, çocuğunun başucuna gitti. Hasta, sakin bir şekilde uyuyordu. Bunun üzerine annesi bana dönerek "Gördünüz mü? Allah duamızı kabul etti" dedi,
    Söyleyecek söz bulamadım. Çocuk cankurtarana nakledilirken uyanmadı. Geçen yarım saat içinde, nefes alması ve nabzı normal hale girmişti. Kulübeden ayrılırken para çantamı, annenin avucuna sıkıştırdım. "Yarın gece gelirim " dedim.
    Otomobilime doğru yürürken başımı kaldırıp göğe baktım. Sabah oluyordu. Hastaneye yaklaşırken hiç korkmuyordum. İçimden bir ses oğlumun bana bakarak gülümseyeceğini fısıldıyordu.


    alıntıdır


     
  2. fuhrer_albay

    fuhrer_albay Forum Okuru

    Ce: Bİr Annenİn Duasi
    harıkasın ruyam mukemmlel ya gercekten sızlerde bugunlerde cok guzel seylerı yazıyorsunuz tesekkur ederım cok guzel yazı elıne saglık
     
Bİr Annenİn Duasi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bir Anne¨¨den Tüm Annelere

    Bir Anne¨¨den Tüm Annelere

    Çalışan Anneler Dışarıda hava hala karanlık... Yağmurlu, soğuk bir hava� Çocuğunuz yumuk yumuk gözlerini açmış, size gülücükler atıyor. Kollarını kaldırmış ve sizin kucağınızda olmayı, keyifle oyun oynamayı talep ediyor� Ancak sizin işe gitmek için hazırlanmanız, hatta belki de onu da, siz işteyken ona bakacak bir akrabanızın yanına götürmek için hazırlamanız gerekiyor.Siz hazırlanırken, ya...
  2. Bir annenin ağzından''anne olmak''

    Bir annenin ağzından''anne olmak''

    Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim. Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım. O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim. Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle...
  3. Sabir duasi.....

    Sabir duasi.....

    Coumuzun bazi anlarda su cümleyi söyleriz " Ah keske biraz sabirli ola bilsem, Allahim bana sabir ver" deriz. Iste Meleklerim, size bir sabir duasi. Efendimiz S.A.V okudugu sabir duasi.... Allah’ım! senden gelen herşeye razıyız ama biz aciz kulların dayanamıyoruz bize kaldıramayacağımiz yük yükleme.... Ey Merhametlilerin En Merhametlisi ! Sensin benim Rabbim ! '' Sen bu...
  4. Bir Kimseye Kendini Sevdirme duasi

    Bir Kimseye Kendini Sevdirme duasi

    ya Vali esmaül hüsnasi, sevgi duasi, sevgi dualari Sevdigniz, yada hoslandiginiz birine kendinizi sevdirmek icin söyle zikri etmeniz yeterli. Samimiyeltle, samimi bir kalp ile günde 47 defa Ya Vali Esmasini zikir etmeniz yeterli Allahin izniyle sizi o kisiye sevdirecektir.
  5. Dilek duasi

    Dilek duasi

    Yusuf tavaslinin tam dua kitabında okuduğum şeyi sizlerle paylaşmak istedim cuma günleri 100 defa ya Allah diye zikrederseniz muradınız olur

Sayfayı Paylaş