gebe
  1. almira

    almira Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    7 Kasım 2007
    Mesajlar:
    724
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    istanbul

    bir ayrılamayısın hikayesi..

    Konu, 'Aşk Hikayeleri' kısmında almira tarafından paylaşıldı.

    İçli bir şiir gibi bakıyorsun.Yaşanmış ne varsa bilen, yaşanacak ne varsa kaygılanan. Gözlerinden bir nehir gibi akıyor hüzün.Yüzüme, ellerime bulaşıyor.
    Konuşamıyorum.Her kelime ya asılı kalıyor.Yada ben vazgeçiyorum
    ne faydası var ki diyorum konuşmanın bilinenleri,
    bilinmek istemeyenleri tekrar tekrar anlatmanın
    Bir bıçağı batırıp ete kanatmaktan ne farkı olacak kelimelerin..
    Unutmaktan medet ummak lazım bir kaç nefes alış verişlik zamanlarda
    sonra yeniden aynı döngüye girilecek
    nasıl olsa hiç bilmemiş olmanın imkansızlığını özlüyorum.

    Seni benden başka kimsenin sevmemiş olduğunu düşünmek istiyorum.
    gözlerine bakarken benim hissettiklerimi
    hiç kimsenin yaşayamayacağını bilmek istiyorum.
    Soruların anlamı yok artık bu zaman diliminde
    Cevapsız, öksüz sorular bırakmanın acısını eklemenin kendimize
    Anlamı olan tek şey sensin anlamı olan tek zaman parçası, şu an
    Keşke bir tablo gibi olsaydı sevdamız,
    çizilse boyansa ve öylece kalsa idi...
    Yaşanmışlıklarımızı hiçbir şey değiştiremeseydi
    yaşansaydı ve öylece kalsaydı...

    Oysa ben daha şimdiden sensiz gecelerimin karanlığına gömülmüş,
    yaşadıklarımızla avunamaz haldeyim.
    O gün sana elimdeki boncuklarla kalpler
    yaptığımda bana bakışının güzelliği bile avutamaz artık beni.
    Çamurlanmış bir ayakkabı, yırtılmış bir kağıt
    ve hatta ezilmiş kuru bir yaprak gibi kalmaya mahkumlar artık..
    Yaşandıkları anın güzelliğini unutmuş gibiler şu halleriyle.

    Almak ister gibisin üzerimden yükümü
    yapamayacağını bile bile çabalar gibi bakışların..
    Konuşmadan, dinlemeden, söylemeden...
    Seni anladığımı biliyorsun
    Seni anlayıp, seni suçlardan arındırıp daha fazla acı çektiğimi de..

    Biliyorsun, öfkelenebilsem biraz işimin kolaylaşacağını
    lakin daha derinlere çeken bir sakinliğin beni sardığını
    Ne yapmalı? saniyeler dolusu,
    yıllar gibi gelen o düşüncelerin sular gibi berrak
    ve hızlı aktığı zamandan atmalı kendini dışarıya
    ama nasıl birimiz bulsak
    cevabı ne kadar bulamazsak o kadar uzar düşünceler,
    kesip atmazsak bir yerlerden biliyoruz başımıza gelecekleri
    kesip atarsak da ne kadar eksileceğimizi

    Ne yapmalı?
    Çektiğimiz ve çekeceğimiz acılarımızın enini boyunu ölçmek
    ne kazandırdı bize
    Unutmak daha kolay olsaydı girermiydik bunca zahmete
    Bu geceyi yaşamamış olmayı isterdim.
    Öylece bakışmadan, konuşmadan çekip gitmeni
    O zaman senden nefret edebilirdim
    Aşk yok diyebilir,
    kendimle seni kurban ettiğim küçük oyunlar oynayabilirdim...

    Oysa şimdi, şu dakikaları yaşamak
    senden nefret etmekten bile zor.
    Ayrılığın tam öncesi
    Bir adım öncesi ne kadar varsan,
    bir adım sonrası o kadar ayrılık...
    Tam ortada soğuk bir çizgi gibi duruyor, şu an
    Ben yine de git istiyorum artık
    Beni, bana verdiklerini düşünmeden
    Kendini alıp da git istiyorum.
    Bir an önce o acıyı hissetmek yine o akşamlardaki gidişlerinde
    olduğu gibi kafeste serçe gibi çarpmak istiyorum
    odanın duvarlarına kanatlarımı

    Gece daha çok uzun
    Ne kadar kalırsan yokluğun o kadar büyüyecek biliyorum
    Hadi kendini al, gecemden al, ve git
    Bundan başka yol olmadığını bilmek,
    ayrılığın kendisinden de çok acı veriyor bana


    * Ayrılığı da al ve git *

    alıntıdır

     
bir ayrılamayısın hikayesi.. konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Bir Aşk Hikayesi...

    Bir Aşk Hikayesi...

    Olay İngiltere’de geçiyor: Yaşlı bir bey sabah erken evinden çıkmış yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar. Hemşireler adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar ama biraz beklemesini ve röntgen çekerek herhangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını...
  2. Bir Arinin Hikayesi

    Bir Arinin Hikayesi

    BİR ARININ HİKAYESİ Hiç merak ettinizmi acaba arılar niçin bal yapar ?.Bir arı yaşamı boyunca ortalama olarak 3 - 4 damla bal üretebilir.Fakat ürettiği bu bal bile kendi besin ihtiyacının çok üzerindedir.Bu ise insanın aklına kocaman bir soru işaretinide beraberinde getirmektedir.Doğadaki tüm canlılar gereğinden fazla besin toplayarak israf yapmaktan kaçınırlar.Fakat arılar tam aksine, bir...
  3. üzücü bir aşk hikayesi

    üzücü bir aşk hikayesi

    üzücü hikayeler Adam genç eşini çok seviyor,bir o kadarda kıskanıyordu öyleki iş yerinde yemek verildiği halde,her öğlen o uzun yola rağmen evine gidiyor,eşiyle birlikte yemek yiyordu.Kadın, eşinin sadece yemek yemek için geldiğini düşünüyordu.Bilmediği bir şey vardı eşi kendisini kontrol ediyordu.Bu bilinmeyenle uzun süre birlikte yediler yemeklerini taa ki adam gelipte eşini evde bulamayana...
  4. Bir başörtüsünün hikayesi

    Bir başörtüsünün hikayesi

    Burası bir kumaş pazarı... Ben de bir zamanların gözde bir kumaşıydım. Ama şimdi eskisi gibi bana rağbet etmiyorlar. Modam geçmiş. Renklerim canlı değilmiş. Yaşlı işiymişim. Bu yüzden diğer parlak renklerin altında kalmış ezilme tehlikesiyle karşı karşıyaydım O karanlık ve tozlu yerde yıllardan beri bekliyordum. Üstümdeki top kumaşların parçaları bitiyor yenileri geliyordu. Ustam kumaşları...
  5. Bir Ayrılışın Hikayesi

    Bir Ayrılışın Hikayesi

    İşte böyle bitmiş gitmiş yürekler ayrılamayan yürekler, ayrılan ellerle.:uhu: Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın...

Sayfayı Paylaş