gebe
  1. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.022
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    Bir Buket Beyaz Gerdanya

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

    gerdanya
    BİR BUKET BEYAZ GERDANYA
    Her yıl çiçekler geldikten bir gün sonra kasabamızın çiçekçisine gider, beyaz gardenyaları kimin gönderdiğini öğrenmeye çalışırdım. Fakat bu kişinin kim olduğunu hiçbir zaman bulamadım. Çünkü çiçekleri gönderen kişi, bedelini kredi kartıyla değil, peşin parayla ödüyordu.

    Birkaç yıl sonra bu merakımdan vazgeçtim. Kadife yumuşaklığında bir kağıdın üzerinde yuvalanmışçasına duran bu kocaman bembeyaz çiçeğin güzelliği ve baş döndürücü kokusu bana fazlasıyla yetiyordu artık.

    Fakat buna karşın yine de çiçekleri gönderen kişiyi zaman zaman düşünmekten kendimi alamıyordum. İçtenlikle söyleyeyim: O kişinin kim bilir ne denli olağanüstü bir insan olduğunu düşündüğüm anlar, yaşamımda en çok mutluluk duyduğum anlarım oluyordu. İster erkek, ister kadın olsun, kimliğini belirtmekten çekinen bu kişiyi, arada sırada da olsa, öylesine merak ediyordum ki...

    Bu konuda düş kurmama annem de yardımcı oluyordu. Bana, kendisine çok özel bir iyilik yaptığım için beni takdir eden birinin olup olmadığını soruyordu. Belki de bir alışveriş dönüşünde paketlerini arabasından boşaltmasına yardımcı olduğum bir komşumuzdu bu armağanı yollayan. Ya da kış boyunca gelen mektupları kendisine verdiğim yaşlı adam mıydı acaba? Yerler buz tuttuğu için her an düşüp bir yerini inciteceğinden korkardı.

    O nedenle mektuplarını bahçedeki posta kutusundan alıp ben verirdim ona. Yine de, ergenlik çağındaki her genç kız gibi beni en çok mutlu kılan düşünce bütün bunların, bana aşık olan bir delikanlının ya da tanımadığım halde dikkatini çekmiş olabileceğim bir kişinin işi olmasıydı.

    İlk gardenyayı alışımın üzerinden oldukça uzun bir süre geçmişti. 17 yaşındaydım ve flört ettiğim çocuk bir gün benden ayrılmak istediğini söyledi. Son kez aradığı gece, uyuyana kadar ağladığımı hatırlıyorum.

    Sabah uyandığımda aynamda, kırmızı dudak boyasıyla yazılmış şu mesajı buldum: “Yarım iyiler gittiğinde, tam iyilerin geleceğine yürekten inan...” Emerson'un bu özdeyişini uzun süre düşündüm ve kalbim huzur bulana dek annemin yazdığı bu sözleri aynamdan silmedim. Sonunda cam temizleyicisini elime aldığımda, annem her şeyin yoluna girdiğini anlamıştı.

    Aslında beni hep anlardı annem. Öfkeli bir anımda bile, “Beni hiç anlamıyorsun!” dediğimi ve yüzüne kapıyı çarpıp odama kapandığımı hiç ama hiç anımsamıyorum.

    Liseden mezun olmama bir ay kala, babam kalp krizinden öldü. Duygularım terk edilmişlik, korku ve karşı konulamaz bir kızgınlık arasında gidip geliyordu. Babam, yaşamımın benim için çok önemli olaylarından kimilerini kaçıracaktı çünkü... Yaklaşan mezuniyet töreni, mezuniyet balosu ve sınıf geçme sevincime çok öncelerden duymaya başladığım ilgim bir anda yok olmuştu.

    Ancak annem, acı dolu olmasına karşın, ilgisizliğimin sözünü bile duymak istemiyordu.
    Babamın ölümünden bir gün önce, annemle birlikte mezuniyet balosu için bir elbise almaya gitmiştik. Çok gösterişli, kırmızı, mavi ve beyaz noktalı bir giysi almıştık. Kendimi bir film yıldızına benzetmiştim. Giysim çok güzeldi, fakat, bedeni bana biraz büyük geliyordu.

    Ertesi gün babam ölünce, o güzel giysimi bile unutmuştum. Ama annem unutmadı. Balodan bir gün önce, elbiseyi uygun beden ölçülerine getirilmiş biçimde, oturma odasındaki kanepenin üzerinde buldum.
    Giysim öyle güzeldi ki gören bunun bir prenses giysisi olduğunu sanırdı. Bana son derece zarif bir biçimde, sevgiyle armağan edilmişti. Yine de yeni bir elbisemin olması ya da olmaması hiç umurumda değildi. Ama annem için her şey farklıydı.

    O, çocuklarının, sevildiklerinin ayırdında olmalarını, yaratıcılıklarını geliştirmelerini, düş güçlerini her zaman geniş tutmalarını, en kötü koşullarda bile dünyada iyilik ve güzellik kavramlarının bulunabileceğini içlerinde duymalarını isterdi hep. Annem çocuklarının bir gardenya gibi güzel ve güçlü olmalarını, onun büyülü havasını ve gizemini ruhlarının bir parçası olarak taşıdıklarını görmek isterdi.

    Ben evlendikten on gün sonra öldü. Yirmi iki yaşımdaydım. O yıl gardenyalar gelmedi. O yıldan sonra ise, bir daha hiç gelmedi.



    alıntı


     
Bir Buket Beyaz Gerdanya konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. bir afrıkalıdan beyazlara

    bir afrıkalıdan beyazlara

    Sevgili Beyaz Adam, Doğarım, siyahım Büyürüm, siyahım Güneşlenirim, siyahım Üşürüm, siyahım Korkarım, siyahım Hastalanırım siyahım Ve ölürüm, hala siyahım Ve sen Beyaz Adam Doğarsın, pembesin Büyürsün, beyazsın Güneşlenirsin, kızarırsın Üşürsün, morarırsın Korkarsın, sararırsın Hastalanırsın, yeşilsin Ve ölürsün, grisin Ve hala utanmadan bana renkli dersin... :laugh:
  2. Buket

    Buket

    Çiçek demeti genç kız için evlenmeye, bekar erkek için sevinçli habere, Evliler için misafire ve sevince vesile olacak gelişmelere delalet eder. ( ayrıca Bakınız; Çiçek.)Eğer kişi bekarsa yeni bir evlenme teklifi, gönül macerasıdır. Evliler için ise yuvada mutluluğa sebep olacak yeni bir olaydır.Yeni bir gönül ilişkisine yorumlanır.Çiçek demeti genç kız için evlenmeye, bekar erkek için...
  3. Şık bir Beyaz hırka

    Şık bir Beyaz hırka

    Büyük motifli çok şık bir hırka :)

Sayfayı Paylaş