gebe
  1. kördügüm

    kördügüm Tatlı ve Çalışkan Melek Üye

    Kayıt:
    13 Kasım 2007
    Mesajlar:
    3.247
    Beğenilen Mesajlar:
    12
    Ödül Puanları:
    0

    bir hayat yetmedi seni sevmeye...

    Konu, 'Aşk Hikayeleri' kısmında kördügüm tarafından paylaşıldı.

    (1999 yılında yaşanan bir olay üzerine...) Her şey güzel olacaktı. Sen, ben ve hayatımız…Hayallerimiz ve hedeflerimiz… Seni tanıyıp sevdiğimden sonra yaşamım adına verdiğim sözler... Hepsi çok güzel olacaktı, sen de olsaydın...


    Seni tanımak bana hayatı tanımak gibi geldi. Seni tanımak, seni yaşamak, beraber olmak her şeyden güzeldi. Sonra seninle bu beraberliği ömür boyu sürdürmeye karar verdik. Daima mutlu olacağız ve birgün gelip ölüm ayırsa bile birbirimizi unutmayacağız diye nikâh memuruna söz verdik. Önce kilometre taşımdın, artık hayat arkadaşım...

    Henüz üç aydır seninle aynı evi paylaşıyordum. Henüz üç aydır seninle kitap okuyor, çay içiyor ve hayata aynı pencereden bakıyordum. Evet, henüz üç aydır seni seninle paylaşıyor ve henüz üç aydır ‘yaşıyordum’.

    Mutluydun... Bunu biliyor ve görüyordum. Senin mutluluğun beni de mutlu ediyordu. Seninle sevginin tılsımını çözmüştük... Evet ebedî bir sevginin kaynağının ‘birbirine bakmak’ değil, ‘birlikte aynı yöne bakmak’ olduğunu anlıyorduk... Senin en baştan beri kalıcı güzelliklere olan bağlılığındı seni bana sevdiren. Kalbinin Eyyub semtine koyduğun Allah sevgisi dalga dalga yayılıyordu etrafa. Gecen, gündüzün hep o sevgiyle aydınlanıyordu sanki. Huzurluyduk... Ve yuvamızın huzur kaynağı belki de senin geceleri sessizce yaptığın o dualardı.

    Ta ki o geceye kadar…

    Hatırlarsın o 17 Ağustos gününü... Seninle alışverişe çıkmış, epey yürüdükten sonra dönüşte annenlere uğramıştık. Onların dualarını almıştık ‘iki dünya mutluluğu’ adına... Bulaşıcı bir yanı vardı mutluluğun, bizi görenler de nerdeyse biz kadar mutlu oluyorlardı. Eve geç dönmüştük... Yorgun olmamıza rağmen uyumaya pek niyetimiz yoktu... Sen birer kahve yaptın ve uzun uzun sohbet ettik. Önümüzdeki günler hakkında, hedeflerimiz adına, niyetlerimiz adına konuştuk. Etrafımızdaki insanlara daha çok nasıl faydamız olur, bildiklerimizi nasıl daha çok anlatabilir, bilmediklerimizi nasıl daha iyi anlayabiliriz diye düşündük birlikte... O gece bir kez daha inandım seni tanıdıkça sevdiğime ve bilmenin sevginin başlangıcı olduğuna...

    Saate bakmıştım bir an, 3’e geliyordu. “Artık uyumalıyız” diye düşündüm... Sen her gün biraz okuduğun başucu kitabından birkaç sayfa okumak istedin. Ben ise tam sana iyi geceler dilemiştim... İşte o an... Ömrümde ilk defa duyduğum o uğultu koptu. Hiç bilmediğim bu uğultu, korkunç bir sallantıya dönüştü. Bu neydi Allah’ım... Sehpanın üzerindeki bardağı bile anında yere fırlatan bu sarsıntı neydi? Evet, bunu kabullenmek gerekiyordu, bunun adı depremdi... Gözlerindeki mananın adı ise korku…Hemen elinden tuttum, ayağa kalkıp kapının eşiğine gittik ama boşunaydı çabalarımız... Sallantı toz bulutu haline gelmişti. Biz dışarı çıkmadan tavan üzerimize çökmüştü. Ben senin üzerine düştüm, portmanto ise benim üzerime... Ve sen acı çekiyordun. Çünkü kırılan camlar bacağına batıyor, üstüne üstlük ben de hareket edemiyor ve sana acı veriyordum. Sen o kadar ince ruhluydun ki, ağlayarak benim canımı sıktığını söylüyordun. Eğer şimdi burada olsaydın, asıl böyle söyleyerek canımı sıktığını anlatırdım sana.

    On sekiz saat bizi fark etmelerini, feryadımızı duymalarını bekledik. On sekiz saat birbirimizin ellerini tutup birbirimize teselli verdik. O onsekiz saatin bir dakikasında bana “ Eğer, ölürsem, seni orada bekleyeceğim.” dedin. Ve onsekiz saat, kimbilir belki de onsekiz ölümü bekledin.

    Aradan dört gün geçmişti. Şehir o şehir değildi. İzmit bambaşka bir mekan olmuştu. Ben felaketi biraz olsun atlatmıştım. Sen ise kötüydün. Doktor, senin bacağının kesileceğini söyledi. Ben bunu duyar duymaz ikinci bir depremle dünya başıma yıkıldı sandım. Ama sen hâlâ gülümsüyordun. Sen nasıl bir insandın? Ne dünyaya ne de dünyalığa önem veriyordun. Senin için maddenin ve kaybedecek olduğun bir bacağın hiç önemi yok muydu? Hatta hayatta kalmanın bile...

    Sekizinci gündü... Bir kibrit kutusu gibi yıkılan evler, evlerin altında kalan canlar, ümitler.. Çığlıklar, “Sesimi duyan var mı?” lar.. İsyanlar, sabırlar... Nice hikâyeler, mucizeler ve gönüllerde derin bir fay hattı... Şehirde keskin bir ceset kokusu ve insanlarda büyük bir hüzün hakim... Boş arsalar kireçlenmiş toplu mezarlarla dolu... Evini, annesini, kendisini kaybetmiş insanlar... İnsanların dilinde tek kelime: “deprem”...

    Benim elimde, senin en çok sevdiğin çiçek, naif bir kırmızı gülle senin mezarının başındayım. Ne sen varsın yanımda, ne de ellerin avuçlarımda... Sen gittin, geride hüzün... Sen gittin, geride ben, hayallerimiz… Ve sen gittin, geride dolu dolu yaşanmış üç ay…

    Şimdi omzumu sıvazlayan eller, “ Bırakma kendini. Unutur, yeni bir yuvayla yine mutlu olursun diyorlar.” Asla!.. Sen bana o zor dakikalarda ne demiştin? Biz seninle bizden ötelere sevdalanmıştık. Şimdi senin mezarının başındayım ve seninleyim. Bu bize yeter... Ey benim ötelerdeki eşim ve eş ruhum, bana “unutursun” diyenlere sadece acı bir tebessümle bakıyorum... Biz seninle senden ve benden öteleri aradık. Sen buldun aradığını.. Ben ise yoldayım hala.. İmtihanın bu en zor sorusunda sabır diliyorum Rabbimden. Ne olur, seni sevdiğimi, her an dua ettiğimi ve sana kavuşacağım günü şafak sayar gibi beklediğimi bil. Vekillerin en güzeline emanet ol............
    alıntı


     
bir hayat yetmedi seni sevmeye... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Seni SevmeLerim Arttıkça..

    Seni SevmeLerim Arttıkça..

    Seni sevmelerim arttıkca Sensizlik korkularım diz boyu oldu Delilikler sana... Ben deli sana ..!
  2. Seni Sevmenin Tadında

    Seni Sevmenin Tadında

    Ağaran günün karanlık yüzünün ürkekliği var üzerimde.Yemyeşil görünmek için çaba harcayan ağaçların yorgunluğu gibi sevdim seni.Kor kor alevlerim olsa da yüreğimde sana dair bir yudum suyun yeter içimdekileri söndürmeye.Sorma bana neden seni sevdiğimi.Sorma bana neden seni bu kadar istediğimi.Sorma sakın içimdekileri,dışımdakileri,sustuğum şeyleri söylediklerimi sakın sorma bana anlatamam....
  3. Seni Sevmeyi ÖğreT MeseLa!

    Seni Sevmeyi ÖğreT MeseLa!

    Attıgım oLtada makara oLursun, Severimde,Giderimde,Söverimde.. Sen sadece cümlede nokta oLursun. Dengesizim,çıLgınım ukaLayım Uyuzum,Hayatına bi ugrar giderim.... Şeytan tüyüm var aLdanıp yakLaşma,YAKARIM...!!! ELimde aptaL olursun,saLaga yatarım. Benim ne yapacagımı,Ne düşündügümü neyi istedigimi BİLEMEZSİN..... Boşuna ugraşma beni asLa çözemezsin......!!!! alışma...
  4. seni sevmemin nedenleri

    seni sevmemin nedenleri

    seni sevmemin nedenleri seviyorum demek basittir 4 heceden ibarettir agızdan kolay cıkar ama birdeee yürekten cıkan vardırr o 4 heceden fazlasını der ....anlam yükler o 4 heceye ...yürekten seviyorum diyen meleklerime..... Seni Seviyorum, Çünkü, Her sabah kalktığımda yaşamak için tek nedenim, sen varsın … Fakat seni sevmek için binlerce nedenim var …Seni Seviyorum, Çünkü, Bu siyah...

Sayfayı Paylaş