gebe
  1. BEYZA21

    BEYZA21 ♥ سن بنيم جننتيم نفسيمسين ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    21 Aralık 2011
    Mesajlar:
    9.616
    Beğenilen Mesajlar:
    1.517
    Ödül Puanları:
    113

    Birine lakap takmak günahmıdır?

    Konu, 'Tüm İslami Bilgiler' kısmında BEYZA21 tarafından paylaşıldı.

    Lakap, ya yermek, alay etmek veya övmek, takdir etmek için kullanılır. İnsanları beğenmediği, üzüleceği lakaplarla çağırmak günahtır. Böyle bir lakapla arkasından konuşmak da gıybettir, haramdır.
    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
    (Ey müminler, bir kısmınız, diğer kısmınızı alaya almasın! Belki de alay edilenler, kendilerinden daha iyidir. Birbirinizi ayıplamayın, kötü lakaplarla çağırmayın! İmandan sonra fâsıklık ne kötüdür! [Allah’ın yasak ettiği şeylerden] tevbe etmeyenler ise, zalimlerdir.) [Hucurat 11]

    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (İnsanlarla alay edene, Cennetten bir kapı açılır, “haydi gir” denir. O da, telaşla gelir, fakat kapı hemen kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. O yine üzgün olarak kapıya gider. Kapı yine kapanır. Bu durum, defalarca tekrar eder, artık, gel denildiği halde, gidemez.) [Ebu Davud]

    Demek ki, bir kimsenin üzüleceği bir lakapla yüzüne karşı da, arkasından da konuşmak yanlıştır. Mesela Şişko Tekin, Bücür Kaya gibi lakaplarla çağırmak veya arkasından konuşmak günahtır. Hadis-i şerifte (Bir kimseyi, sevmediği bir lakapla çağırana, melekler lanet eder) buyuruldu. (İbni Sünni)

    Bir kimse, bir kusuru ile meşhur olup da, o lakap ile onu çağırınca üzülmezse, bu lakap ile onu çağırmak veya ondan bahsetmek de günah olmaz. Mesela, Uzun Cenk, Kara Yeşim demek gibi.
    İnsanları beğendiği lakaplarla çağırmak günah değildir. Mesela, Yiğit Hüseyin, Hasan onbaşı gibi lakaplarla insanları çağırmak günah olmaz.

    Peygamber efendimize Emin, Hazret-i Ebu Bekir’e Sıddık, Hazret-i Ömer’e Faruk, Hazret-i Osman’a Zinnureyn, Hazret-i Ali’ye Ebu Turab denmesi böyledir.

    Araplar, en büyük çocuğun ismi ile künyelenirdi. Mesela Peygamber efendimize Ebul Kasım, Hazret-i Ali’ye de Ebul Hasen denirdi. İmam-ı Ebu Yusuf’un adı Yakub idi. Fakat çocuğunun ismi ile Ebu Yusuf olarak tanınmıştır.

    Hadis-i şerifte, (Çocuklarınıza çeşitli lakap takılmadan, onlarla künyelenin) buyuruldu. Demek ki insanları beğendikleri lakap ve künye ile çağırmakta mahzur yoktur. (Şir’a) Müslümanları birbirine yaklaştıran, onları sarsılmaz bir güç ve kuvvet olarak muhafaza eden bazı sırlar vardır. Bunlar daha çok ferdi plânda olsa da, münasebetlerin sıklığı ölçüsünde doğrudan doğruya toplumu, Müslümanları alâkadar etmektedir. Bu da iman ehlinin birbirine şefkatle yaklaşması, sevgi ve müsamaha ile davranması, şeref ve haysiyetlerine hürmetkâr bulunmasıdır. Bu güzel vasıfların muhafazası, bunların zıddı olan huyların terkiyle mümkündür.






    1234842_4353631815002_765179455667178642_n.jpg



    Bu huyların bir kısmı Kur’an-ı Kerim’de şöyle sıralanır:

    “Ey mü’minler, bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidir. Kadınlar da kadınları alaya almasın, belki onlar kendilerinden daha iyidir. Kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lâkaplarla çağırmayın.”1

    Âyet-i kerimede üç husus dikkate veriliyor:

    1. İnsanları alaya almak,
    2. İnsanın kendi kendini ayıplayıp kötülemesi,
    3. Hoşlanmayan lâkaplarla çağrılması.

    Mü’minlerin birbirlerini kötü lâkapla, sonradan uydurulan adlarla çağırmamaları istenmektedir. İbni Cerir, âyetin yasakladığı lâkapların, muhatabın sevmediği ve hoşlanmadığı lâkaplar olduğunu açıklamaktadır. Buna göre, hakareti andıran bütün sözler bu yasaklamanın içine girmektedir. O halde, bir insan, Müslüman kardeşini çağırırken ve sohbet ederken onun hoşlanmadığı bir isimle veya bir lâkapla hitap etmemeli, seslenmemelidir. Meselâ fakir bir insana fakirliğini îmâ eden bir lâkap kullanılamayacağı gibi, sakat bir insana da hoşlanmadığı şekilde sakatlığını, eksikliğini belirtecek bir ifade sarf edilmemelidir.2

    Bir insan daha önce günahkâr iken sonra tövbe ederse, onu eski hatâlarıyla tavsif etmek Kur’ân’ın tasvip etmediği hususlardandır. Bir kısım müfessirler, âyet-i kerimenin, bazı mü’minlerin câhiliye zamanında kalma isim ve sıfatlarla çağrılmaları üzerine nazil olduğunu ifade ederler.

    Bir hadîs-i şerifte ifâde buyurulduğu gibi:

    “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu mahcup etmez ve onu küçük düşürmez. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini küçük düşürmesi kâfidir.”3

    Baş tarafta meâlini verdiğimiz âyet-i kerimenin izahında Fahri Râzî bu hadîs-i şerifte geçen “Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini küçük düşürmesi kâfidir.” ifâdesini açıklamış olmaktadır. insanın başkasını hoşlanmadığı şeylerle ayıplaması, lâkaplandırması aslında kendi kendini ayıplaması demektir. Zira kötü lâkapla lâkaplandırdığı arkadaşının yerine kendisi düşer.

    Burada bir hususa dikkat etmek lâzımdır. Âyet-i kerime hoş olmayan ve kötülüğü andıran lâkaplarla çağırmayı yasaklamaktadır. Fakat güzel ve medhi ifade eden lâkaplar yasaklananlar kısmına girmez. Bu hususu ifade eden Elmalılı merhum,

    “Mü’min kardeşini güzel lâkaplarla ve isimlerle çağırmak, mü’minin mü’min üzerindeki hakkıdır.”

    mealindeki hadisi zikretmekte ve Müslümanların birirlerini güzel lâkapla isimlendirmelerinin teşvik edildiğini açıklamaktadır. O halde güzel lâkapla çağırmak, isimlendirmek teşvike şâyandır.4

    Meselâ Peygamber Efendimiz (asm), Hz. Ebû Bekir’e “cehennemden âzad olunmuş” mânâsına “Atîk”, Hz. Ömer’e “hak ile bâtılı birbirinden ayırıp adaletle hükmeden” mânâsında “el-Fâruk”, Hz. Osman’ iki kızını nikâhladığı için "Zinnûreyn (iki nur sahibi)", Hz. Ali’ye “Ebû Turab” (toprak babası) ve Halid bin Velid’e “Seyfullah” lâkaplarını vererek onları taltif etmiştir.

    Bunun yanında, bir insanı kolayca tarif etmek maksadıyla, çağırıldığı zaman rahatsız olmayacağı bir isimle anmak ve seslenmek de yasaklanan kısma girmemektedir. Meselâ bir topluluk içinde birden fazla “Ali” isminde şahıs varsa, yaşı küçük olan tanıdığımızı “Küçük Ali” diye çağırmak, mesleği berber olan “Ahmet” ismindeki zâta “Berber Ahmet” diye seslenmek gibi.

    Bütün bu meselelerde gözden uzak tutulmaması gereken husus, muhatabın hissî durumudur. Onun haysiyet ve izzetinin korunmasıdır. Bir insan başkaları tarafından takılan bir lâkapla çağrılmaktan rahatsız oluyorsa, onu artık o isimle çağırmak mü’mine eziyet olacağından, dikkatli olmak lâzımdır. Esas olan, “Kendimiz için istemediğimizi, başkaları için de istememektir.”

     
Birine lakap takmak günahmıdır? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Adetli bir kadının oruçlu gibi görünmesi günahmıdır?

    Adetli bir kadının oruçlu gibi görünmesi günahmıdır?

    adetliyken oruc tutmak günahmı adetliyken oruç tutmak günah mıdır oruç adetli günah mı Eğer adet olupta çevreden dolayı utandığından çekindiğinden bir kadının oruçlu gibi durması günahmıdır işte cevabı: Adet halinde olan bir kadının, oruç tutmadığı halde yemeyip içmeyip oruçlu gibi durması haramdır. Bu durumdaki hanıma oruç tutmak haram olduğu gibi, yemiyerek, içmeyerek oruçlu gibi durması...
  2. Yabancı uyruklu biri ile evlilik yapmak günahmıdır?

    Yabancı uyruklu biri ile evlilik yapmak günahmıdır?

    hristiyanla evlilik hristiyanla evlenmek islamda yabancılarla evlilik evlenmek günahmı yabancılarla Bu soruyuda çok merak ederek yazdım. Eş olacak aday kendi dinindende dönmek istemiyor.. Bu durumda yapılacak evliliğin dinen durumu nasıldır?
  3. günahmı

    günahmı

    merhaba ben burnumdan rahatsızım burnum kemerli olduğu için dış görünüşü çok rahatsız edici. bu yüzden burnumda küçük çapta bir ameliyat yaptırmak istiyorum ama günahı varmı yok mu bilmiyorum bu konu ile ilgili bilgi verirseniz sevinirim.
  4. Atatürk 'ün aile içinde bir lakabı var mıydı ?

    Atatürk 'ün aile içinde bir lakabı var mıydı ?

    Merhaba. Benim merak ettiğim acaba Atatürk 'ün aile içinde ona verilen bir lakabı varmıydı ?
  5. Bone takmak günahmıdır?

    Bone takmak günahmıdır?

    Sual: (Fransızlardan gelen ve takılınca eşarbın altından görülebilen boneyi kadınların kullanması caiz olmaz. Bonenin görülmesi, iç çamaşırın görülmesi gibidir) deniyor. Bunlar doğru mudur? CEVAP Hayır, doğru değildir. Bone, saçları toplamak ve dışarıdan görülmesine mani olmak için kullanılıyor. Bone takılmazsa eşarp kayar ve saç görülebilir. Bu bakımdan uygun bir örtüdür. Dikkati çekmemesi...

Sayfayı Paylaş