gebe
  1. ARZUHAL

    ARZUHAL Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    29 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    206
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Bitti Masal... Bitmeliydi Belki...

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında ARZUHAL tarafından paylaşıldı.

    . [​IMG]Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 700x635 ve %3$sKB ) Buraya Tıklayın[​IMG]


    Yollarda buluyorum adımı. Boğazımda düğümlenmiyor artık sözcüklerim. Korkmuyorum da üstelik yazmaktan, yaşamaktan, ağlamaktan...

    Önadına masal bezenmiş bir cinneti yazarken satırlarıma, kaç söz iyi gelebilirdi ki sen diye büyüyen yaralarıma?

    Gerçeklerle büyüyen dünyama bir yalan düştüğünde yırtıp atılmalı mıydı? Söylenmesi gereken tüm sözcüklere rağmen “gitmek” denilen yolun içine girip, ağzımdan düşmesi gereken tüm sözler yutulmalı mıydı?

    Adıma biçilmiş bir sessizlikti varlığım. Kendi yangınlarım önemli değil ben avuç içlerimdeki külleri sana bulaştırdım. Seni yazmanın bedeli bu kadar ağır olmamalıydı. Bir masal ömrümden çalmamalıydı bu kadar. Şimdi kime ve neden yazdığımı çok iyi bilen bir kalem olsa da başucumda, anılar kadar gerçek değil sözler. Söylenmiş sözler kadar yalan değil anılar.

    Kaybettiklerimden elde edilmiş bir bulunmuşluk kadar sahteydi hafızamda inzivaya çekilmiş yüzler. Şehrin dar sokaklarının lambalarını süsleyen fesleğenler yoktu hayalimde. Biz değişiyorduk her vakit. Hayallerimiz hayallerimizden uzaklaşıyordu. İçimdeki ben benden…Derin çizgili hüzünlerle şekillenmişti yüzüm. Bileklerimde saklıydı son sözüm. İşte bir yalanı da sen savurmuştun gökyüzüne, gerçeklerimi ayakuçlarında ezercesine.

    Yalınayak bir duruştum uzun yolun kıyısında. Gitmek dendi ilkin kulağıma. Sonra kalmak, sonra gitmek ve sonra yine kalmak... Devam eden bu seslere kulaklarımı kapatmak istedim. Beceremedim.

    [​IMG]


    tek kelime;
    düştüm
    kalsaydın, kalırdım
    hançerleri saplayıp ayaklarıma
    kalsaydın
    gitmeye yüz tutan hiçbir fiile uyanmazdım
    son / baharlarımda…

    Takvimlerden ömrüm düşerken bir bir inadına, yüzüme tokat gibi yapışıyor gerçeğin. Yâdına sen düşmüş her düş ölüdür, bilesin. Sayfaları kayıp katliamlardan bir ölüm seçerken satırlarıma, en güzel sonu sen yazdın masalıma. Sen kadar olamazdım susuşumda. Sen gibi susarak anlatamazdım tüm dilleri, içinde yürüyemeyeceğim düşleri…

    Her defasında kesilen ellerime inat yeniden yazıyorum. Ellerimde soğuk.. Ellerimde kar – kış… Yarınlarımın elini yüzünü yıkamış aşk. Oysa sonu bilinir masallara önsöz düşmüştüm sevdayı. Sonumu “hoşça kal”sız uğurladı.

    Gecelere düşürürken sesimi, kalın ünlü bir harf oluyor darağacım. Yastığıma bulaşan yaşlar ağır geliyor sabahlarıma. Yağmurlarda ıslanırken onca kelimem, gözlerime sakladığım bir adın mahkûmiyetini çekiyorum hâlâ ben. Yaralandığım tüm cümlelerin failiydin sen.

    En çok sessizliğine kırılmıştım belki. İstedim ki sesin bölsün sessizliğimi. Sorduğum soruların cevabı yok dilinde. Birikmiş tüm yazılara bir kibrit kadar uzağım. Tezadına düştüm. Hiçbir yol sana gelmez artık. Ve hiçbir düş unutturamaz seni. Her şeye rağmen bitti diyemem masalına. Seni yazmak yaşamak değil midir? Peki ya ölmek nedir?

    İçine soramadığın hangi sorunun cevabına ekledin adımı? Sen bende hiç ölmezken yoksa ben sende hiç yaşamadım mı?

    [​IMG]Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 700x466 ve %3$sKB ) Buraya Tıklayın[​IMG]


    Ardıma düşemeyen her nokta boğazıma vuruyor düğümünü. Bazen ölmek gibi kalıyorsun nefeslerimin ucunda. Bazen soluk bir tebessüm oluyorsun yanağımda.

    Gözlerimde harabe bir kent… Yokuşlardan inip çıkarken masallardan düşmüş bir yürek… Her satırın sonunda kâbusa dönen sevmek… Lâmelif kuyruğuna asılan zamanlarda, hiçbir acının saç tellerinden uzanmıyorum yarınlara. Adımda yaşamış bir düş, düşünde ölmüş bir ben… Sorularına bir cevap feda edebildim mi bilmem; ama sorularıma hiçbir ses feda etmedin sen…

    Masallarla büyüyen çocukluğumun göz kapaklarında asılı kaldı adın. Sen bir yüz yarasıydın geçmişimde oluşan, izleri yarınlara taşınacak olan. Yüzümde aşikârsın. Şehrin karanlığını bıçak gibi bölen ışıklarda kabuk bağlıyor yaralarım. Sen, bir çizik daha atıp gidiyorsun ben düşerken. Bir yara, bir merhem, bir iplik, bir iğne, bir sökük… Neydi tanımına yeten? Kaç kez saklanabilirdin hatıralarımda? Ben gözümü yumdum yoksa gittin mi?


    Yan yollara düşerken adımda sürünen sevda masalları
    Renkli kağıtlar kadar parlak duruşum seni aldatmamalı
    şimdi tüm açık sözlülüğünle savurabilirsin laflarını
    Ben... üstüme çektim sevdamı

    Sana mı vurdu hasret kokan cümlelerimin kör karanlığı
    Ben çekiliyorum, aydınlığa boğabilirsin dünyanı


    [​IMG]


    Sessizliğin ardından çığlık gibi gelişim hep bir “öteki” olarak konumlandırdı beni ömrüne. Öyle bir masal seçmiştim ki kendime bütün haklarım en başından feshedilmişti. Kendime koşturmalarımda karşıma çıkan koca ‘hiç’lerle baş etmiştim. Düşmelerimin arkasına saklanmış yara bereleri sildim. İsminin ardına yığıldı ünlemler. Gizledim… Uykularımda varlığına eş düşen kâbuslar sordu yazgımı. Yollarımın biletini kesti kaldırımlar. Gidemezdim… Ki bilmediğim; gitmek neydi? İyiler ve kötülerle oluşan masallarda gitmek hangi safın eylemiydi? Kaç kez denenebilirdi? Peki ya kalmak kimdendi?

    Ömründen aldıklarım varsa geri veriyorum; ama bilmiyorum ne olacak ömrümden aldıkların?

    Eskimiş ayak izlerimle saklı mektuplardan mazimi arıyorum. Uzun yollarımın asfalt ziftleri yerleşiyor tırnaklarıma. Gezilmiş; fakat gelinememiş bir geçmişten yadigâr kalıyorlar bana. Karıştırılmış defterlerden eskimeyen sorular düşüyor dilime. Hangi gerçeğe inat bu masal?


    [​IMG]Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 700x478 ve %3$sKB ) Buraya Tıklayın[​IMG]


    Şehrin caddelerinde, kayıplığımın etiketi oluyor varlığın. Artık boğazıma astığım yarım yüz bir obje duruşun. Ellerimden dökülen silgisiz bir resim…

    Demir parmaklıkların hükümranlığında birkaç satırdan oluşan cümleyiz. Âharlanmamış kâğıtların bir köşesine karalanır harflerimiz. Sonra;
    Geceye şehir düşer
    Düşe kâbus…
    An gelir, yazanı belli olmayan mektuplardan dökülür hayat.
    An gelir, şehrin yağmurları büyük definlerin yüzünü yıkar hayatın ertesi.

    Güzel sözlere uykusunu satacak çocuklar bekler kundaklarda ve bir bomba çınlatır vahşetin kulağını. Alnımızdaki savaşa rağmen bayraklaştıramayız barışın adını. Her bir köşeye dağıtamayız zeytin dallarını. Güvercinlerin kanatları kırıldı. Bunca kan revan varken yüreklerimizde, barış diye dillenemeyiz kendi türkümüzde. Son bir defa dur diyemeyiz gidenlere.
    Ve nihayet gece…

    Karanlığımda kayboluyor tüm ışıklar. Bir yudum aydınlık kalıyor bana. Sen, yolunu bulmaya çalışıyorsun eskimiş ayak izlerinde. Düşüyorsun… Sonra aydınlığımdan medet umuyorsun. Ki bilmiyorsun, benim aydınlığım önümü bile görmeye yetmedi. Kandırmayalım kendimizi ve kanmayalım mutlu sonlu masallara...…

    İçimde saklıdır koca bir SEN...
    Neydi ki ses duymak, yüz görmek?
    Yaşadığını bile bilmek yeterliyken!
    Artık...
    Ölümü Aşk´a emanet edilmiş biriyim ben…

    Yazarak yaşattığım bir Masal Kahramanını susarak öldürdün sen!


    [​IMG]


    Bitti…
    Bitti Masal...
    Bitmeliydi belki...


    [​IMG]



    .



     
  2. magical

    magical Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    28 Aralık 2008
    Mesajlar:
    764
    Beğenilen Mesajlar:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    Cevap: Bitti Masal... Bitmeliydi Belki...
    Emeğine sağlık cnm...
     
  3. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.162
    Beğenilen Mesajlar:
    2.213
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Bitti Masal... Bitmeliydi Belki...

    çok duygu yüklü bir paylaşımdı emeğine gönlüne sağlık:)
     
Bitti Masal... Bitmeliydi Belki... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Sen Gittin Masal Bitti

    Sen Gittin Masal Bitti

    Sen Gittin Masal Bitti Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti Sen gittin sazımin teli, kuşumun dili gitti yangınlar düştü yüreğime, ıssızlaştı şehir sokaklara hüzün yağdı, gözlerime yağmur kapandı üstüme kapılar, ben kapandım içime günlerce haftalarca ağladım kırık bir ağaç dalında,öksüz bir kuş gibi kaldım Sen gittin hazanlar başladı ömrümde yaprağa duran ağaçlarım gitti...
  2. masal bitti kaç kurtar kendini

    masal bitti kaç kurtar kendini

    Gece başlamışsa ve uyumak için acele etmiyorsa yüreğin; hala düşünecek hala yapılacak bir sürü işin ve bir sürü planın olduğunu söylüyorsa beynin; buna karşılık günün bütün yorgunluğunu belki de hiçbir şey yapmamana rağmen sana hissettiriyorsa bedenin... Üşüyorsan ama soğuktan değil. Susuyorsan ama korkundan değil. Gidiyorsan ama istediğin için değil ve arıyorsan ama bulmak için değil. Her...
  3. Masal gibi aşk tatsız bitti !..

    Masal gibi aşk tatsız bitti !..

    Evlilikle noktalanması beklenen Bergüzar Korel-Tan Sağtürk ilişkisi aniden bitti. Sağtürk, "İki gün önce aramızda çok istisnai bir durum gelişti ve ayrıldık. Ama sorunun ne olduğunu asla açıklamayacağım" dedi. Bu ay başında Kelebek'e verdiği röportajda Bergüzar Korel'le 2009'a evli olarak girmeyi planladıklarını belirten Tan Sağtürk, sevgilisiyle yollarını...
  4. Bitti...Bitmeliydi belkide....

    Bitti...Bitmeliydi belkide....

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...

Sayfayı Paylaş