gebe
  1. Cennet-ul Meva

    Cennet-ul Meva Daimi Üye Üye

    Kayıt:
    12 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    1.230
    Beğenilen Mesajlar:
    159
    Ödül Puanları:
    63
    Şehir:
    ❀⊱╮ ѦчЄπ

    Biz Gülü Geç Tanıdık, Aşkı Geç Anladık…

    Konu, 'Duygu Yüklü Yazılar' kısmında Cennet-ul Meva tarafından paylaşıldı.

    [​IMG] Her ikisinin de farkına, mevsimi geçtikten sonra vardık.

    Bilemedik gülün renginden, güzelliğinden, kokusundan…

    Ayıramadık aşkın sesini yüreğimizdeki diğer seslerden…

    Baskın çıktı gürültüler aşkın çağrısından…

    Gülü az olan ya da ona gerektiği kadar önem verilmeyen bir coğrafyada yaşadığımızdan mı bütün güller (çiçekler) aynı göründü gözümüze ve onun için de böyle oldu?..

    Hepsinin aynı zamanda açtığını, tomurcuklandığını ve kokularının da aynı olduğunu sanır; gülle lâle, menekşeyle leylâk arasındaki farkları pek bilmezdik.

    Hem zaten; leylâk kokan, iğde kokan, gül kokan, erguvan kokan sokaklardan ne zaman geçtik ki?

    Kim elimizden tutup bizi bu sokaklara götürdü, kim bunları gösterdi ki bize?

    Kim kılavuzluk etti ki?

    Gerçi farkına varsalar da, kimin zamanı vardı ki bunlardan söz etmeye?

    Cihanı velveleye veren bu görüntüler; çoğu karla kapla taşra günlerinin ne kadarında bulunurdu ki…

    Biz gülü geç tanıdık, aşkı geç anladık.

    Hep beyaz gecelerde, kış mehtabına karşı haykırdık acılarımızı…

    Dondurucu zemherilerde yeşile, çiçeğe, güle, ağaca hasret büyüdük.

    Gül büyütemedik koynumuzda, gül suyu yürümedi damarlarımızda…


    Gül büyütmenin ne demek olduğunu bilemedik.

    Gülden bir nefes alıp, güle bir nefes veremedik.

    Gülü ötelerde hayal edip, uzakları düşündük hep.

    Koparılmış bir gülün başında oturup, matemini çekemedik.

    Gül büyütenlere özgü bir hâlle hâllenemedik.

    Gülün kokusuyla sarhoş, gülün bakışıyla meyhoş olamadık; sitemimizi güle diyemedik.

    Güle benzetsek de bazı şeyleri, tam anlamıyla gülün ne olduğunu bilemedik.

    Sesimiz güle yetişmedi, elimiz güle ermedi, yüreğimizden kopup gelen hüzün meltemleri güle değmedi.

    Sokaklar acıyı serpti yüreğimize, dağlarda yankılandı sesimiz, dağlar hüznümüzü katmerleştirdi.

    Biz gülü geç tanıdık, aşkı geç anladık.

    Büyüdüğümüzde, aşkı az çok anlayacak çağa yaklaştığımızda, aşkın yakıcı elini yüreğimizin üstünde hissettiğimizde, aşk çoktan uzaktan bakar olmuş, ateşiyle yakar olmuştu bizi artık.

    Gününde, zamanında bizim de içimizde bir yerlerde aşk vardı; aşkı anlamasak da aşkı duyabiliyorduk, aşkı okuyabiliyorduk kelimelerden…

    Aşk üzerine düşünmeyi bilmesek de, yüreğimizin kıpır kıpır etmesi bizde de bir şeylerin olduğunu, bize de aşktan bir nefes üflendiğini haber veriyordu.

    Ne var ki, sevgi ırmağında yıkanarak hayatı sürdürmenin önemini kavrayamamıştık.

    Gelecekteki hayatımızda bunun ne derece önemli olduğunu, onu anlamaya çalışmanın, onunla bir kez bile birlikte olmanın, onun da bizi önemsemesinin hayatımızın akışını nasıl değiştireceğini hesap edememiştik.

    Hep korku, hep utanma ve hep içindekini demenin ayıp olduğu düşüncesi galip gelmişti.

    Gönlü gönle katıp, ıstırabı ıstırapla karıştıramamıştık.

    Belki de aşkın farkında olmayanların, aşka kötü gözle bakanların içinde, aşkın hiç farkında olmamak daha iyiydi.

    En fecisi, en kötüsü de; yaşanmış farzedilen bir zaman dilimi geride kaldığında, acısı derinden hissedilen bu duyguya karşı koymaya çabalamak, artık böyle bir dünyada buna yer olmadığına, hele bundan sonra bunun yaşanamayacağına kendini inandırmaya çalışmak.

    Hele de böyle bir duyguyu hiç tanımayan, adından bile haberdar olmayan biriyle bir ömrü paylaşmanın zorluğunu ve bununla birlikte aşkın gelip işte tam bu sırada sıkıştırmasının ne denli çekilmez bir azap olduğunu varın bir düşünün.

    Ve bir de hayatınıza müdahale edenler yüzünden bu hale düştüğünüz aklınıza geldikçe, çoluk çocuk etrafınızı sardıkça ve bu arada da; aşkı anlama, aşkı yorumlama yanınız geliştikçe, varın bir kez daha düşünün çekilenin ne boyutta bir azap olduğunu…

    Biz gülü geç tanıdık, aşkı geç anladık.

    Gülü vaktinde okuyamadık. Meramımızı gül yaprağına vaktinde yazamadık. Gül dalına bir buse konduramadık.

    Bülbülün iniltisine kulak veremedik, dediklerini bilemedik, yâre bir gül yaprağı bile götüremedik.

    Gül hep ötemizde kaldı; bizse ona uzaktan bakakaldık.

    Gün geldi tanıyamadık. Ne gülü tanıdık, ne aşkı anladık. Bir gül bahçesinde olsak da; cahilliğimizden, bilgisizliğimizden, sezgisizliğimizden hep gidip dikenlere sarıldık.

    “Gülü seven dikenine katlanır.” deseler de, biz sadece dikenlerin kanattığı yerlere aldandık. Dikenler doldurdu dünyamızı, dikenler yok etti güle olan sevdamızı.

    Korktuk artık gülün yanına varmaya, korktuk gülden terazi tutmaya, korktuk gülü koklamaya…

    Gül bizden ırağa gitti, biz gülden ırağa…

    Biz gülü geç tanıdık, aşkı geç anladık.

    Öyle ki, manzara şimdi daha ağlatıcı, daha yürek dağlayıcı, daha gönül bağlayıcıdır.

    Dilimiz dudağımız kurumuş, hikâye bir gizliye çekilmiştir artık.

    Bir manzumedir artık geceyi bağrımıza salan ve rengimizi solduran. Dokununca solgun bir gül olan…

    Dokununca sen olan.. Dokununca ben olan…

    Dokununca hüzün olan… Dokununca hüsran olan… Dokununca heder olan…

    Diyeceklerimizi diyecek durumda değiliz şimdi.

    Artık ne gül çaredir derdimize, ne de aşk… Belki mısralardır bizi bize, bizi başkalarına anlatacak olan…

    Zaman geçti gün döndü kalmadı bahçede gül...

    Bu sevda masalını anlatsın yine bülbül…

    İsmail Bingöl


     
Biz Gülü Geç Tanıdık, Aşkı Geç Anladık… konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. gece

    gece

    Ağlıyordum hergün gündoğumandan önce yoksa doğumlarda mı acıydı benim için ölümler kadar.Neyin karanlığının içine hapsedilmiştim buaralar bilmiyorum, yoksa bir karanlığa hapsedilmeyi yeğleyecek kadar boşluktamıydım. Ağlıyordum sevdiğim için ama bundan ne sevdiğimin haberi vardı nede sevmediğimin.Gözyaşlarım herakşam yastığımın dokularına yavaş yavaş işliyordu acımın kalbime işlediği gibi...
  2. Gece Yolcuları - Yaban Gülü

    Gece Yolcuları - Yaban Gülü

    Senİ Sarayim Derken Dİkeenİn Batti YapraĞinin GÜzel Rengİ GÖzÜmden Akti Seven Dİkene Katlanir AyriliĞa YÜrek Mİ Dayanir Of Of Of BÖyle Gİtme Yaban GÜlÜ BÖyle Bİtme Yaban GÜlÜ Dİkenlerİ Yalan GÜlÜm Sevdayi Bİtİrmez ÖlÜm
  3. Yalnızlığa Güldüm Bu Gece

    Yalnızlığa Güldüm Bu Gece

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  4. Gece yolcuları-yaban gülü

    Gece yolcuları-yaban gülü

    Dm Am Seni sarayım derken dikenin battı F C Bb C Yaprağının güzel rengi gözümden aktı Dm Am Seni sarayım derken dikenin battı F C Bb C Yaprağının güzel rengi gözümden aktı Gm Dm Seven dikene katlanır Gm C Dm Ayrılığa yürekmi dayanır Of Of Of Dm C...
  5. Gül ve Gece

    Gül ve Gece

    Gül ve Gece Gül ile bülbülün hikâyesinde gülün adı bülbülün kanıdır gece. Ve aynı hikâyede gece ilham olur aşka düşen bîçâre gence.Leyl’dir gece kelimelerin en karanlığıdır. Leyla olur gece sebebi mecnunluğundandır. Yusuf’un gözleridir gece Züleyha’ya. Yusuf’un sözleridir gece Züleyha’ya. Züleyha bir ince sızıdır ki aynı gecelerde yazgısı düşer ay yüzlü Yusuf’a. Yazıdır gece semaya yazılan...

Sayfayı Paylaş