gebe
  1. RoCCo

    RoCCo Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    12 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.476
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    Böyle Sultana Böyle Kadı

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında RoCCo tarafından paylaşıldı.

    Böyle Sultana Böyle Kadı Hızır Bey, İstanbul kâdısı ve belediye başkanı olarak vazifeye başladıktan bir müddet sonra, bir hıristiyan mîmâr geldi. Hızır Beyi buldu. Kâdı efendiye hâlini arzedip, pâdişâh Fâtih Sultan Mehmed Hândan şikâyetçi olduğunu söyledi. O zamanlar, Avrupa ülkelerinde değil kralı mahkemeye vermek, aleyhinde konuşmak bile, bir insanın kendi hayâtından olması demekti. O günlerde, İspanya'da hıristiyanlar, binlerce müslümanı; kadın, ihtiyar, çocuk demeden kılıçtan geçirmekteydi. Bir hıristiyan ise, bir müslüman devletinde, o devletin kâdısına, devletin pâdişâhını şikâyet edebilme hakkını kendisinde bulabiliyordu.

    Hızır Bey, hıristiyan mîmârı dinledi. Fâtih Sultan Mehmed Hân, bugünkü Ayasofya Câmiinden daha yüksek kubbeye ve daha üstün mîmârî husûsiyetlere sâhip bir câmi yaptırmak istemiş ve o hıristiyan mîmâr da bu işe tâlib olmuştu. Ama bir hıristiyan olarak, müslümanların, meşhûr Ayasofya kilisesinden daha üstün husûsiyetleri hâiz bir esere sâhib olmalarına gönlü râzı olmamıştı. Bu gâyesini gerçekleştirebilmek için de, böyle bir câmiyi kendisinin yapabileceğini söyleyerek işe tâlib oldu. Câminin inşâatı başladı. Mısır'dan binbir zahmetle getirilmiş sütunların yüksekliklerini kısa tutmuş, dolayısıyle kubbenin yüksekliği de Ayasofya'dan alçak olmuştu. İnşâatın bitmesine yakın ziyârete giden Fâtih Sultan Mehmed Hân, sütunların kasıtlı olarak küçültülüp, meşhûr Ayasofya'dan daha üstün bir binânın yapılmaması gayreti güdüldüğünü anladı. Bu hâle çok hiddetlendi. Hıristiyan mîmârın cezâlandırılmasını emretti. Emir yerine getirildi. Eli kesildi. Yüzlerce kilometreden binbir emekle gelen mermer sütunlar, hıristiyan gayreti ile kısaltılmış, Sultanın emri ve iyi niyeti ayaklar altına alınmıştı. Üstelik devletin kânun ve nizâmına uymak karşılığında zımmîlik hakkı bahşedilmiş olmasına rağmen, böyle bir yola tevessül etmişti.

    Bir mîmâr için el, her şeyden daha fazla lüzumluydu. Ama mâlesef, düşünmeden işlediği bir suça diyet olmuş, elsiz kalmıştı. İki çocuğu bir hanımı vardı. Müslümanların hâlini, Osmanlıların adâletini bilenler;
    -Bu işte bir acelelik var, müslümanlar bu işi yapanı suçlu bulurlar, hele onların âdil kâdıları, pâdişâhın bile gözünün yaşına bakmaz cezâsını verirler, dediler.

    Hıristiyan mîmâr pek inanmadıysa da, ısrârlar karşısında dayanamayıp kâdıya gitmeye karar verdi. İşte onun için, Hızır Beyin huzûrunda bulunmaktaydı. Bütün bunları, âdil Osmanlı'nın âdil kâdısına tek tek anlattı. Hızır Bey, tam bir sükûnetle hâdiseyi dinledi. Daha sonra soruşturup, meseleye vâkıf oldu. Şâhidlerle berâber, Fâtih Sultan Mehmed Hânı, imparatorların, kralların, beylerin taht ve mülkleri, iki dudağı arasından çıkacak bir çift söze bağlı olan Osmanlı pâdişâhını mahkemeye dâvet etti. Bildirilen saatte mahkeme teşkîl edildi. O sırada, Fâtih Sultan Mehmed Hân da geldi. Eli kesilen hıristiyan mîmâr ayakta duruyor, ürkek ürkek etrâfını seyrediyordu. Böyle bir mahkemeyi ilk defâ görüyordu. Çünkü onların bildiği, güçlü olanın hâkim olmasıydı ve gücü yetene her şey mübahtı. Köhne Bizans, zayıf olan herkesin ezildiği, güçsüzün elinden ekmeğini kapanın kahraman olduğu, mahkemelerin değil suçluya cezâ vermek, zulüm gören mâsûmu cezâlandırdığı bir yerdi. Böyle bir toplumdan gelen bir kimse, Osmanlının âdil idâresini hayâl bile edemezdi.

    İstanbul Fâtihi Sultan Mehmed Hân, mahkeme salonu olarak kullanılan yere girince, baş köşede bulunan yere oturmak arzusuyla o tarafa doğru yöneldi. Pâdişâhın bu hâlini gören kâdı Hızır Bey, hiç çekinmeden;
    -Oturma begüm!.. Hasmınla yüzleşmek üzere, mahkeme huzûrunda ayakta dur! dedi.
    Sultan, sözü ikiletmeden söylenilen yere geçti. Mahkemenin pâdişâhı Hızır Beydi. Çünkü Hızır Beyin şahsında, İslâmiyetin âdil hükümleri karşısında bulunmaktaydı. Hızır Bey;
    -Sen, Murâd oğlu Mehmed! Bu zımmînin elini kestirdin mi?" deyip söze başladı.

    Mahkeme neticesinde;
    -Sen, Murâd oğlu Mehmed! Mahkeme edilmeden bu zımmînin elini kestirdiğin için kısas olunacaksın! Senin elin de onunki gibi kesilecek! Eğer zımmîyi râzı edebilirsen, ölünceye kadar onun ve çoluk-çocuğunun maîşetini temin etmek karşılığında elini kesilmekten kurtarabilirsin!" dedi.
    Herkesle birlikte Pâdişâh da tam bir sükûnet içerisinde kararı dinledi. Hıristiyan mîmâr, bu ulvî karar karşısında daha fazla dayanamadı. Ağlayarak Pâdişâhın ellerine kapandı. Ölünceye kadar maîşetini temin etmek karşılığında anlaştılar. Zâlimleri bile ağlatacak böyle bir adâletin, ancak hak bir dînin mensupları tarafından icrâ edilebileceğini düşünen hıristiyan mîmâr, âile efrâdı ile birlikte müslüman olmakla şereflendi. O da yüce İslâm dîninin yayılması için gayret eden kimseler arasına katıldı.

    Bu mahkemeden birkaç gün sonra, Fâtih Sultan Mehmed Hân, Kâdı Hızır Beyi ziyâret etti. Mahkeme esnâsında gösterdiği adâlete teşekkür edip;
    -Eğer bana, bir suçlu gibi değil de, bir pâdişâh gibi muâmele etseydin, seni şu kılıcımla parçalardım, dedi.
    Hızır Bey de, Pâdişâha mahkeme esnâsındaki hâl ve hareketleri için teşekkür ettikten sonra;
    - Eğer pâdişâhlığına güvenip, dînin emri olan hükmüme karşı gelseydin, seni bu arslanlara parçalattırırdım, dedi ve paltosunun iki eteğini çekti.

    Bakanlar, Hızır Beyin eteği altındaki iki arslanın sert bakışlarını gördüler. "Böyle sultana, böyle kâdı." demekten kendilerini alamadılar.


     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: Böyle Sultana Böyle Kadı
    emeğine sağlık
     
Böyle Sultana Böyle Kadı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Kadın dediğin böyle olur!..

    Kadın dediğin böyle olur!..

    P { margin: 0px; } Dünyaca ünlü basketbolcu Tony Parker ile 'Desperate Housewives' dizisinin güzel yıldızı Eva Longoria'nın evlenmelerinin üzerinden bir yılı aşkın zaman geçti. Bugüne kadar ikilinin bu evliliği yürütemeyeceğine dair pek çok yorum yapıldı. Buna başlıca neden olarak; Longoria'nın Parker'ın annesi ile anlaşamaması gösterildi. Ancak ünlü çift, evliliklerinin ilk yılını herkese...
  2. Kadının Hası Böyle Olur

    Kadının Hası Böyle Olur

    Kadının Hası Böyle Olur Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum... Sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda...Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlıgı unutalı daha kaç on yıl oldu ki? Solaryuma girmeye, çiplak gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini burusturmaya baslayalı kaç on yil oldu? Çevremde gördügüm kadınlardan bazılarının birtakim özelliklerini seçtim. Bunlara,...
  3. Kadın Dediğin Böyle Olmalı !!!

    Kadın Dediğin Böyle Olmalı !!!

    kadın dediğin böyle olmalı kadın dediğin böyle oynar Kadınların genellemesini yaparken malesef sadece %10 luk bir kısmı oluşturan televole kızları, ekran biblolarını örnek veriyoruz onlar bizleri temsil etmiyorlar .....Çarpıklaşma ,hatalar biz bayanlarda olduğu kadar erkek toplumunda da var malesef ,ama nedense ilk göze çarpan genellemesi yapılan yargısız infazaa gebe tutulan bayanlar...
  4. Mahidevran Sultanı hiç böyle cesur görmediniz

    Mahidevran Sultanı hiç böyle cesur görmediniz

    mahidevran sultan kıyafetleri muhteşem yüzyıl mahidevran kıyafetleri mahidevran sultan, nur fettahoğlu, kırmızı elbisesi, abiye elbisesi, resimleri, haberleri burada arkadaşlar. "Muhteşem Yüzyıl" dizisinin kadersiz Sultan'ı Mahidevran yani Nur Fettahoğlu, katıldığı bir gecede cesur ve kırmızı elbisesi ile tüm gözleri üzerine toplamış Melek'lerim. Önceki akşam Sait Halim Paşa...

Sayfayı Paylaş