gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Bu hikâye senin için!

    Konu, 'Denemeler Hikayeler' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    Bu hikâye senin için! ’Anlamak’ kelimesini sözlüklerden çıkartıp elimle dokunacağım kadar somut hale getirdiğin ve yüreğime yerleştirmeme yardım ettiğin için...
    ’Anlamak’ ve ’anlaşılmanın’ en güzel denilen sevişmeleri kıskandırdığını bildiğin ve bana da öğrettiğin için... Durum ne olursa olsun, dilinde bu kadar güzel bir ’özgürlük’ şarkısıyla yaşayabildiğin için... Senin için...


    .....................

    Bu, insanın içinde yaşatıp zamanla sevdiği ve kendisine çok acı verse de, neredeyse bedenine bir organ gibi eklediği, hüzün doğuran tüm uzun soluklu duyguları yerle bir eden, kısacık bir hikâyedir!
    .....................

    Sonra sen geldin.

    Yaşayıp gidiyordum... ’Yaşayıp gitmek!’ Ne saçma! Bu fiili nedense,
    hayatımızın sıkıcı olduğunu, bir günün diğerinden farklı geçmediğini
    düşündüğümüzde kullanırız. Oysa tam tersi olması gerekmez mi? ’Yaşamak ve gitmek...’ Yaşıyorum, gidiyorum, yol alıyorum. O halde şöyle demeliyim:
    "Yaşıyordum ama gitmiyordum" Veya: "Gidiyordum akıp zaman içinde
    kaybolmuş vaziyette, ancak yaşamıyordum."

    Bir aşk hikayesine boyanmıştı bütün mevsimlerim
    Tuhaflığı yoktu yazın kazak giyip de
    Kışın denize girişimin
    Kazağımda da aşk kokusu vardı
    Acıma dokunan ve
    Nasıl kokacağını şaşıran
    Yosunlarda da

    Sonra sen geldin.

    “Hadi gel, hayatı anlayalım ve anlatalım." dedin. Çok konuştuk bu konuda
    çok... Hem her duygunun tarifini almak istedin hem de hepsi hakkında
    bildiğin ne varsa bana vermek. Seninle konuştukça, kendime dair son derece basit ama yine de hiç üzerinde durmadığım bir şeyler olduğunu görmek beni nasıl da şaşırtıyordu.

    .............................


    ’Acı’ konusunda çok konakladık...

    Kanattıkça beni böyle acı
    Ve sohbetler yetmeyince nefes almaya
    Ağlardım
    Yaralarımdan şiir yapardım

    Acı bir annedir, durmadan hüzün doğuran. Ahh, ben o hüzünlerle boğuşmak, azıcık nefes alabilmek için kaç kitap okudum, kaç film izledim, kaç hayat belledim, bir bilseniz.

    Yooo! Dostlarıma haksızlık edemem şimdi. Turuncuya boyalı güney
    akşamlarından, fesleğen kokulu batı ikindilerinden, kuzeyin gri
    sabahlarına kadar kaç sohbet vardır yüreğimde daima saklayacağım. Ahh,
    benim kelimelerle beyinlerinde tepindiğim dostlarım... Nasıl da isterlerdi
    gözlerimden yanaklarıma dökemediğim gülüşleri görmeyi.

    Bence, dostlar daima ’gülmek’ ve ’gülümsemek’ arasındaki farkı bilirler, bu nedenle onlara arkadaş değil de ’dost’ deriz zaten. Her sohbette yüreğimi yatırıp masaya, son derece dikkatli ve zarif hareketlerle acı ve hüzün doğuran parçalarıma ulaşır, üzerini örterlerdi. İyi hissederdim bir süre.
    Apartmanların üzerinde uçuşan martıları fark ederdim en azından. Ancak
    sonra yine hüzün... Yüzsüz hüzün...

    Baktığım yerlerde gözlerim
    Bazen öyle uzun kalırdı
    İnanmazsınız ama
    Baktığım yerler sıkılırdı

    Sonra sen geldin.

    Geldin ve: “Hele şu yükünün birazını bana ver.” dedin. Şaşırdım çünkü
    görünüşe göre senin yükünün benimkinden fazlası vardı ama eksiği yoktu.
    Sen anlatırken fark ettim ki içinde bir yerlerde bu yüklerle başa çıkmak
    için özel eğitimli bir parçan vardı. Bu parça, yükün niteliğini ya da
    niceliğini yürekte en hafif duracak hale getirebiliyordu gerçekten.

    Konuşurken bir yandan da yüreğimin en tozlanmış ve uzun süredir de yanına hiç uğranmamış parçasını koydun masaya. “Bak,” dedin "bunlar hayat dostu parçalar . Şimdi bunları öyle güzel temizleyeceğiz ki bir daha canın içindeki parçalara dokunmak istediğinde ve hüzne giderken, bunların
    ışıltısına takılacaksın. Takılacaksın ki hüzün doğuran acı parçaları
    koyuvereceksin yerinde tozlanmaya.

    Böylece de zamanla ağırlıkları, olması gerektiği kadar olacak. Oysa sen ha bire parlatıp parlatıp durmadan onlara bakıyordun önceden ve bu da onları olduğundan ağır hale getiriyordu. Oysa tam tersini de yapabiliriz hepimiz. Işıldayan parça daima daha ağırdır. Gel, hayat dostu parçaları ışıldatalım durmadan.”

    Sen geldin
    Kelimelerini şekere batırarak
    Sen geldin
    Baktığın yerlerde çiçekler bırakarak

    Acıya ve hüzne gereğinden çok yüz vermemeli insan. Ben artık hüznü içimde şişmanlatmamayı başarıyorum galiba. Geçen gün ne gördüm dersiniz? Meğer ne kadar yakışıyormuş martılar denizin üzerine!

    Hikâye bu kadar...

    Merak edeceksiniz belki, bu değişiklikleri sağlayan dostum kimdi…

    Diyelim ki, kırk yaşını geçmiş veya otuzuna gelmemiş bir adamdı, aaaaen yaşında bir ihtiyar, hep otuzunda yaşayan bir kadındı ya da dört yaşında bir çocuk; hem hepsiydi, hem hiç biri değildi. Ne fark eder ki? Bir can’dı.

    Canımın içi değil
    İçimin canı olup da
    Sen
    Geldin
    Üstelik
    Aşk da
    Değildin

    Hoş geldin


     
Bu hikâye senin için! konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. railacım buda senin ve annen için...

    railacım buda senin ve annen için...

    railacım anneler günün kutlu olsun yanaklarından öpüyorum bu gül... annenin anneler gününü kutlar ellerinden öperim bu gülde annen için...
  2. senden geriye kalan içimdeki bu unutulmuşluk

    senden geriye kalan içimdeki bu unutulmuşluk

    Senden geriye kalan Suskun bir dil.. Asık bir surat.. Saçı sakalına karışmış, Ve hep uzağa bakmaktan, Gözleri bozulmuş bir adam.. Duraklarda öylesine oturup, Hiçbir otobüse binmeyen. Elerini cebine koyup Binlerce insanın koşuşturduğu caddelerde Kimsesizliğine aldırmadan, Kahpeliğine inat, Dimdik yürüyen... Senden geriye kalan, Kaşları çatık... Öfkeden elleri yumruk yumruk.. Zehrini içine...
  3. Bu Yürek  Senin İçin Atar.!

    Bu Yürek Senin İçin Atar.!

    Çok güzel melekler sizinlede paylaşmak istedim..Çok etkilendim.. Bu Yürek Sen'in İçin.. Ya İlahi, bu yürek Sen'in için Sana yanmak ister.. Öyle yanayım ki.. Ya İlahi.. Sevdan geceleri uykumu bölsün, günün aydınlığında gafleti silsin.. Her halde Seni arayım, her halimle Seni bulayım.. Her kapının anahtarı Sen de Ya İlahi.. Sana gelen tüm kapıları arala, sessizce süzülüp...

Sayfayı Paylaş