gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    Bugün burada ölen bir Çinli var mı?

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    çinli muhammedin hikayesi cin varmıdır video medinede secdede ölen adam Resûlullah [s.a.v.] rüyamda göründüler ve: "Bugün burada bir çinli vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin." buyurdular.
    Bundan altı, yedi ay önce Çin'in değişik bölgelerinden on kişi İstanbul'a gelir. Bu on kişi sıradan insanlar değildir.

    Bunların ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarıdır. Umre için İstanbul üzerinden Arabistan'a gideceklerdi. Hepsi de yeni Müslüman olmuş. Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, en uzağı iki ay önce Müslüman olmuştu. Ne yeterince İslâmî bilgileri vardı, ne de yapacakları umre ile ilgili bir bilgileri.


    Yanlarına, kendilerine yardımcı olacak, hem Çince'yi, hem Arapça'yı iyi bilen, hem de İslâmî bilgisi olan birini rehber olarak alacaklardı.


    Mevlâ'mızın takdiri, Türkistan'daki Çin zulmünden kaçıp İstanbul'a yerleşmiş bir Uygur kardeşimiz, bu on Çinliye rehber oldu. Bundan sonra hâdiseyi bu kardeşimizden dileyelim.


    Bahsi geçen kardeşimiz şu anda bizim yanımızda bulunmaktadır.
    - "Yeni Müslüman olmuş bu on Çinli ile birlikte yola çıktık. Kısa zamanda aramızda iyi bir dostluk kuruldu. Yeni mü'min olmuş bu insanlar, büyük bir heyecan yaşıyorlardı.


    Hiçbirinin İslâmî bilgisi yoktu. Hatta namazda okuyacakları sûreleri bilmedikleri gibi Fatiha'yı bile bilmiyorlardı. Bazı zikirleri yaptırmaya çalışıyor, ancak Çince telâffuz zor olduğu için zikirleri tam okuyamıyorlardı.


    Namazlarda sadece "Elhamdülillah, Allahu Ekber" diyebiliyorlardı. Bana sormuşlardı "Ne yapalım?" diye.
    Ben de onların kimine "Elhamdülillah", kimine "Lâ ilâhe illallah" ve benzeri zikirleri öğretmeye çalışıyordum. Onlar da namazlarda bunları söylüyorlardı.
    Önce Mekke'ye gittik. Kâbe'de onların hâli görülmeye değerdi. Yeni doğmuş çocuklar misali heyecan ve neşe içinde, kâh ağlıyor, kâh gülüyorlardı.


    İsimlerini değiştirmiştik: Muhammed (Çan Çing) Hasan, (Çun Fang) gibi her biri yeni ismi ile çağırılıyordu. On Çinli kardeşimizden biri olan Muhammed de bir farklılık vardı. Bu durum dikkatimi çekmişti. Her namazını gözleri yaşlı olarak bitiriyordu. İyice dikkat ettim. Evet, Muhammed namazlarında ağlıyordu. Bana da sürekli sorular soruyorlar, İslâm hakkında bilgi ediniyorlardı. Ben de bildiğim kadarıyla onlara bilgiler veriyordum.


    Bir gün Muhammed sordu:
    - İçki nedir, İçkiye dinimiz nasıl bakar?
    - Rabbimiz içkiyi kesin olarak yasaklamıştır, içilmesi, yapılması, taşınması, satılması yasaktır.
    Kaldığımız otele gelmiştik. Muhammed bir telefon edeceğini söyledi ve ona memleketine telefon etme imkânı sağladık. Çin'deki kardeşini arıyordu, kardeşine aynen şöyle diyordu:
    - İçki fabrikamızı kapat, Allah'ımız öyle emretmiş. Bize bu emre uymak düşer. Kardeşi bunu yapamayacağını, birçok bağlantısının olduğunu, durup dururken, kapatırlarsa, yüz binlerce dolar zarar edeceklerini, hiç olmazsa kendisine biraz zaman vermesini söyler. Fakat Muhammed kararlıdır:
    - Allah emretmiş, bize uymak düşer. Fabrikayı hemen kapat, ben gelince borçları hallederim.
    İçki fabrikası kapanıyor. Mekke'deki ibadetlerimize devam ediyoruz.
    Yine bir gün bana sordukları sorularda çıkardıkları bir neticeyi açıklarlar:
    - Kadın modası, kadınları yarı çıplak resmetmek gibi faaliyetler de dinimizde yasak mıdır?
    - Evet yasaktır. Aynı gün ötele geldiğimizde yine Çin'i aradı ve bu sefer de kardeşine moda evinin kapatılması emrini verdi. Kardeşi yine itiraz etti, ancak Muhammed ne itiraz dinledi, ne de kararından vazgeçti.
    - Rabbimiz emretti ise, bize bu emre uymak düşer. Mekke'deki ziyaretimizi bitirdik ve Medine'ye gittik.


    Medine'de bir sabah namazı. Efendimizin "Burası cennet bahçesidir." buyurduğu yerde sabah namazının fazını kılıyoruz.


    Muhammed benim yanımda. Diğer Çinli kardeşlerimizle aynı saftayız. İlk secdeye varıyoruz, secdeden kalkıyoruz, ikinci secdeye varıyoruz, sonra kıyama kalkıyoruz. O da ne?


    Muhammed hâlâ secdede, kalkmadı. Tekrar secde ediyoruz, ettahiyyatı okuyoruz ve selâm veriyoruz. Muhammed hâlâ secdede. Düşündüm ki, yorgunluktan ve uykusuzluktan bazen insana bir geçkinlik geliyor, Muhammed'e de secdede böyle bir şey oldu, uyudu. Elimi uzattım, omzuna dokundum ve hafifçe çekeyim dedim ki, sağ tarafının üzerine yuvarlandı. Muhammed'in ölmüş olabileceğini düşündüm. Olay duyulmuştu. Görevliler müdahalede bulundular, dışarı çıkardılar, bir ambulansa koyarak hastaneye götürdüler. Biz de gittik. Hastanedeki ilk muayenede çoktan vefat ettiğini söylediler. Muhammed'i hastanenin morguna kaldırdılar.


    Çinli kardeşlerimle birlikte hastanenin önünde ne yapacağımızı bilemez bir hâlde üzüntü içinde bulunuyorduk. O sırada bir araba ile makam mevki sahibi bir zat geldi. Herkes onu hürmetle karşıladı, sonradan öğrendik ki bu zat Medine'nin ileri gelen yöneticilerinden biri idi. Hastane yetkililerine sordu:
    - "Bugün burada ölen bir Çinli var mı?"
    - "Evet", cevabını alınca şu açıklamada bulundu:
    - "Dün gece Efendimiz rüyamda bana göründü ve buyurdular ki,
    - "Yarın burada bir Çinli kardeşim vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin."


    Bir anda her şey değişti. Muhammed'i morgdan aldılar, bir devlet yetkilisine yapılanlardan daha fazlasını yaptılar. Cennetü'l Bakî'ye defnettiler.


    Bu hâdiseyi bizzat yaşayan ve onlara rehberlik yapan Doğu Türkistanlı kardeşimiz hâdiseyi bu şekilde anlattı.


    Teslimiyeti gördük değil mi? "Rabbim emrettiyse, bize uygulamak düşer." Zararmış, ziyanmış, önemi yok. Rabbimiz emretmiş ve iş bitmiştir. İşte sahabe inancı.
    Bu Çinli kardeşimiz de o inanca ulaştı ulaşmasına; ancak dünyada fazla kalamadı. Çünkü bu dünya pisliğinin içinde fazla kalamazdı ve kalmadı da. Efendimizin de ilgisine mazhar oldu. Ne mutlu bu Çinli kardeşimize, ruhu için elfatiha.


    Bakın teslimiyete. "Emir Mevlâ'dan ise, bize uymak düşer."

    Çinli Muhammedimize bak! O bir anda koskoca bir fabrikayı nasıl feda etti?!


    Madem ölüm tek bir defa gelecek...


     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: Bugün burada ölen bir Çinli var mı?
    emeğine sağlık
     
  3. Misafir Melek

    Misafir Melek Forum Okuru

     
Bugün burada ölen bir Çinli var mı? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. HaYAtInIZda BöyLe biRi Var Mı ?

    HaYAtInIZda BöyLe biRi Var Mı ?

    Öyle birini bulunki ; Size içten bir şekilde güzel olduğunuzu söyleyen; Telefonu suratınıza kapadığınızda sizi geri arayan ; Sizin uykuya dalmanızı seyretmek için uyumayan; Sizi alnınızdan öp en; Size en zor anlarınızda,sizi bulutların üstünde çıkarmak isteyen; Arkadaşlarının önünde elini tutan; Öyle birini bekleyin ki; Size durmadan size sahip olduğu için kendini şanslı saydığını veya ne...
  2. Hayatınızda böyle biri var mı ?

    Hayatınızda böyle biri var mı ?

    Sizi sizin kadar tanıyan biri.. Kendini ve hayatı çok iyi tanıyan biri... Sizi hep düşünen, ama sizin onu düşünüp düşünmediğinizi önemsemeyen biri... Size sizi anlatabilen, sizi başkalarına anlatmayı çok seven, bunu yaparken gözlerinin içi parlayan biri... Sizin için her şeyi yapmaya, her şeyi başarabilmeye...
  3. İçimde Ölen Biri Var...!

    İçimde Ölen Biri Var...!

    Her şey güzel olacak" diyor içimden bir ses. "Her şey güzel olacak"... İnanmak istiyorum. Her şey güzel olsun istiyorum. Her şey bitiyor. Canımı yakanın ne olduğunu bilsem, uzaklaşsam ondan, ulaşamasa bana, yanmasa canım bu kadar. Çeksem gitsem, çok uzaklara gitsem, kendimden gitsem,kafamdakilerden gitsem, zorunluluklardan gitsem, sorumluluklardan gitsem, upuzun,sapsarı bir...
  4. bir tas çorbanız var mı?

    bir tas çorbanız var mı?

    Sizin sevdiklerinize verecek bir tas çorbanız var mı ? İşte çok ibretli bir hikaye... Eskilerden biri, akşam yemeğini sarayda yemek üzere halifenin davetlisiydi. Hızlı hızlı saraya doğru giderken önüne biri çıktı. Önüne çıkan adama kim olduğunu sordu. Adam: - Ben yolcuyum. Buranın yabancısıyım. Aç ve yorgunum, dedi. O da: - Ben halifenin davetlisiyim. Gel beraber gidelim, dediyse de...
  5. Adaptasyon Nedir acaba bilen var mı burada

    Adaptasyon Nedir acaba bilen var mı burada

    Kızlar ben Adaptasyon Nedir gerçekten merak ediyorum acaba aranızda Adaptasyon Nedir bilen var mı? Adaptasyon Nedir ne demektir bilen bir arkadaşım varsa bana yazsın da öğrenim bende:)

Sayfayı Paylaş