gebe
  1. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.022
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    Büyük Usta Pablo Picasso

    Konu, 'Çöplük' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik.
    Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag alanda bulunan Ara.. butonuna aramak istediginiz kelimeyi, kelime obegini yazarak, ilgili iceriklerimize
    ulasabilirsiniz.

    Saygilarimizla.

    Melekler Mekani Yonetimi
     
  2. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.022
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Büyük Usta Pablo Picasso

    ESERLERİ
    [​IMG]


    Bilim ve Sevecenlik (1895): On dört yaşında iken, muhtemelen ölen kız kardeşi Conception anısına yaptığı bu resimde figürlerin rolü değiştirilmiştir. Rahibenin kucağında hasta kadına bakan küçük kız o sıralarda kaybettiği küçük kız kardeşi olabilir. Hasta kadının nabzını tutan kızıl sakallı doktor figürü için babası model olarak ona yardım etmiştir. Madrid ve Malaga' da sergilenen resim bir yarışmada altın madalya kazanmıştır (st) (ds).​

    [​IMG]

    Çıplak Ayaklı Kız (1895): Elleri kucağında bitişik duran klasik pozda Coruna' nın eserlerine duyduğu hayranlık sezilmektedir. Duruştaki hüzün, bakıştaki ciddiyet mükemmel resmedilmiştir. Modelin kim olduğu bilinmemekle birlikte genç Picasso ile aynı yaşlarda olduğu bellidir. O kadar küçük yaştaki bir ressam için şaşırtıcı güzellikte olup yıllar boyunca en sevdiği eseri olarak yanında kalmıştır. Belki de tablo ona ölen kız kardeşini anımsatmakta idi (ds) (mlb). ​

    [​IMG]

    Annesinin Portresi (1896): Çok sevdiği annesinin portresi ​

    [​IMG]

    Babasının Portresi (1895-1896): Babasının resmi​

    [​IMG]

    Pepa Teyzenin Portresi (1896): Tüm İspanyol tarihinin en iyi portrelerinden biri (Rembrandt düzeyinde başarılı) olarak kabul edilmiştir (st).
    İlk Komünyon (1896): Dinsel konulu ilk resmidir. Babasını ve ablası Lola' yı resmeder. Ön cephedeki şamdanda görülen dört mum, kız kardeşi Conchita' nın ölümünü simgeler (ingo). ​

    [​IMG]

    Els Quatre Gats' ın Menü Kapağı (1899): Burada hayran olduğu Toulouse Lautrec' in biçemini çağrıştıracak bir üslup kullanmıştır. Kafe o dönemde tüm ilericilerin, aydınların, demokratların, yazarların, sanatkarların toplanma ve buluşma yeri idi. Buraya takılan pek çok dostunun portrelerini tuallere, kağıtlara ve pe-çete kağıtlarına resmetmiştir (st) ​


    [​IMG]

    Le Moulin de la Galette (1900): Renoir ve Toulouse Lautrec' e bir meydan okuma olan bu eser, Picasso' nun Fransız resminin devleri arasına girmesini sağlamış tır (art). ​

    [​IMG]

    Casagemas Tabutta (1901): Arkadaşının ölümü Picasso' yu derinden sarsmıştı. Van Gogh resimlerine benzer bir biçimde arkadaşının ışıldayan mumla aydınlanmış solgun yüzünü hafızadan resmetmiştir. Şakak ölümcül kurşunun izi ile damgalanmıştır (mlb). ​

    [​IMG]

    Ruh Çağırma (Casagemas' ın Gömülüşü) (1901): İspanyol kutsal resim sanatı, özellikle El Greco' nun “Orgaz Kontu' nun Gömülmesi” adlı eseri ile bağlantılıdır. Törendeki soyluların yerini bedbaht kimsesizler almıştır. Arka plandaki göğe yükseliş sahnesi Toledo' daki başyapıtın kutsallığına anlamlı yergiler içerir. Çıplak kadınlar ve *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*ler Casagemas' ın ruhunu son kez selamlarlar (art 27). ​

    Jaime Sabartes' nin Portresi (1901): Bir akşam dostunu kahvede tek başına otururken görünce hemen bu resmi yapar. Tuvale yeşil, beyaz ve sarı renkler hakimdir ve hüzün çoktan her yeri kaplamıştır. Eller uzamaya başlamıştır (El Greco' nun etkisi) (mlb) (art). ​
    Absent İçen Kadın (1901): (art) ​

    [​IMG]

    İki Cambaz (1901): “ Lapin Agile” adlı kahvede parlak yeşil renkli alkol de-recesi yüksek absent içen iki arkadaşın içe dönük yalnızlığı ve hüznü betimlenmekte dir (art). ​

    [​IMG]


    Hayat (1903): Mavi resimlerin en önemlisidir. Tuvalin solunda çıplak bir çift, sağında iğne ipliğe dönmüş bir anne. Hayatın en önemli olaylarının (aşk ve annelik) bir tür yıkımdan başka bir şey olmadığını anlatmak ister gibidirler. Genç adamla anne arasında arkada yer alan eskizler yaratının (sanatın) varlığını betimlemektedir. Picasso sanatın insanı ölümden kurtaracağını düşünmektedir: Sanat hayattır (mlb) (ingo). ​


    [​IMG]

    Akrobat ve Genç Cambaz (1905): Geniş ve kaslı sırtını gördüğümüz atlet bir küpün üzerinde oturmakta, topun üzerinde denge kurmaya çalışan küçük bir kıza bakmaktadır. Zarif bir hareketle yukarı kalkmış kollar ve kalçası dışarıda duran gövde. Tablo bir karşıtlığı çağrıştırıyor: Bir yanda güç ve sağlam denge, diğer yanda hafiflik esneklik ve zerafet. Oturan figürün Michelangelo biçemine benzer çizimi dikkat çekicidir (ds) (mlb) (art). ​

    [​IMG]

    Soytarılar Ailesi (1905): Picasso' nun o zamana kadar giriştiği en büyük boylu tablodur ve iki metrekareden fazla yüzeyi vardır. Tabloda mavi dönemde yitirdiği renkleri yeniden yakalamıştır. Resimde yer alan figürlerde, eğlendirici rolleri ile çelişen ciddi bir görünüm hakimdir. Soytarının (yani Picasso' nun) elini tutan ve elinde bir çiçek sepeti olan olan küçük kız, yitirdiği kardeşi Conception' la aynı yaşlardadır. Şişman palyaço Picasso' nun arkadaşlarından Apollinaire, oturan kadın da sevgilisi Ferdande olabilir (ds) (mlb) (ingo). ​

    [​IMG]

    Paletli Kendi Portresi (1906): Resim kübizm önceki dönemde, Picasso tarafından geliştirilen değişik bir biçimsel denemeyi göstermektedir: Stil yaratma, doğal oranları ve perspektif kuralları terketme gibi. Yüz hatları ilkel Afrika heykellerine benzer şekilde basitleştirilmiştir. Amaç açıkça bağımsız karakterini belirginleştirmektir (art) (ingo). ​

    [​IMG]

    İki Çıplak kadın (1906): Resim özgün bir tarzda ayna karşısında Venüs temasını yorumlar. Picasso yansıma oyunlarının yerine iki ayrı ama benzer bedenin adeta elle tutulur hacmini koymuştur. Figürlerin biçimsel basitliği Cezanne' ın banyo yapanlarına ve Gauguin' in primitif çıplaklarına duyduğu ilgiyi anlatır. Bu resim Avignon' lu Kızlar için bir ön çalışma kabul edilebilir (ingo) (art).​

    [​IMG]


    Gertrud Stein' ın Portresi (1905-1906) Bu meşhur portrenin yapımı sırasında Getrud Stein uzun çalışma sürelerince pozlar verir. Aylar sonra Picasso memnun olmadığı için yüzü siler. Daha sonra yüze maske görünümü vererek resmi yeniden yapar. Alın pürüzsüz ve bombeli, çizgiler her türlü kişisellikten uzak, şematik ve düzenlidir. Model daha sonra: “Hep ben olarak kalan tek portrem”, diyecektir (art 58) ​


    [​IMG]


    Kendi Portresi (1907): İlkellik ve barbarlık. Keskin çizgiler ve renk uyumu. Yuvarlak hatların yerini, keskin diagonal çizgiler biçiminde vahşi bir analitik deformasyon almıştır (art 39) (ingo 32). ​
     
  3. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.022
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Büyük Usta Pablo Picasso

    Avignonlu Kızlar (1907): Kübizmin ve modern sanatın doğuşunu simgeler. Geleneksel batı resminin ana prensiplerine (perspektifsel yanılsama, uyum ve simetri) karşı çıkılarak konu tüm yüzeye yayılmış, bir anlamda desantralize edilmiştir. İnsan yüzünün temsili kurallarının bozulması en uç noktaya ulaşmıştır. Picasso bu resim için yaklaşık 809 tane taslak çizmiştir. Önceleri “Avignon Genelevi” adını verdiği resmin ilk taslaklarında bir öğrenci ve bir denizci olmak üzere iki erkek figürü de mevcuttu (st) (art) (mlb). Tabloda iki ayrı kadın tipi ayırt edilmektedir: Resmin merkezindekiler büyük gözlere, 8 şeklinde kulaklara, cepheden görülen bir yüze çizilmiş yandan görünen burunlara sahiptir. Sağdaki iki kadın ise Afrika maskelerini hatırlatan renk taramaları ile daha köşeli çizgilere sahiptir. Yüzleri simetri kurallarını reddetmektedir. Birinin büyük siyah bir gözü ve onun üçte biri büyüklükte diğer bir gözü var. Diğeri ise izleyene arkasını dönmüş olmasına rağmen cepheden görünen yüze sahiptir (art 68) (ingo 35) (mlb 49). ​

    [​IMG]

    Masanın Üzerindeki Meyvelik ve Ekmek (1908-1909): Eserdeki biçimsel ve perspektif yorum Cezanne' nin natürmortları ile doğrudan ilgilidir (art 66). ​

    [​IMG]

    Vollard' ın Portresi (1909): Picasso biçimi parçalamayı daha da ileri götürerek kenar çizgilerini de belirsizleştirir. Galeri sahibinin fizyonomisi yakından bakıldığında tanınmaz iken tuvalden uzaklaştıkça belirginleşmele başlar. Yüzün belirli unsurları (gözler, burun ağız) biçimci bir tanımlama ile vurgulanarak korunmuştur (mlb 61) (ingo 38) (art 82).​

    [​IMG]

    Hasır İskemleli Natürmort (1912): Bu eser iskemle hasırı ve tabloyu çerçeveleyen halat gibi “Bireşimsel Kübizm” öğeleri içerir (art 84). Sağda yukarıda bir limon dilimi, kenarları süslü bir üçgen, sadece üstünkörü çizgilerle belirlenmiş cam bir bardak. Yukarıda bir piponun çubuğu ve çubuk lülesi izleniyor. Solda JOU harfleri “gazete” anlamına geldiği gibi “oynamak” fiilini de çağrıştırıyor. Çünkü tablonun kendisi bir oyun: “Kelime ve imge oyunu” (mlb, art).​

    [​IMG]


    Parade (1917): Oyunun perdesine yaptığı resim halen Paris' te Centre Pompidou' da bulunur.
    Maymun: Sanatçının yaratıcı gücünün dönüşüme uğramış hali. Hem tanrısal hem de cehennemi doğaya sahip çift kişilikli bir yaratıktır.
    Yıldızlı Top: Dünyanın simgesidir. Top bir mitoloji yaratığının (Pegasos) ayaklarının dibinde durur. Bu bir başka kanatlı yaratığı kaypak bir biçimde dengede tutmaktadır.
    Cambazlar: Tehlike ve kurulu düzene karşı gelerek yaradılışın temel koşullarını gösteren tersine bir dünyanın sakinleridir. Antik tanrıların soyundan gelirler. Kimisi Apollon' un güneşsel, kimisi Hermes' in cehennemi doğasına sahiptir. Ölümcül atlayış yaşamın büyüsünü kutsamak ve ölüm tehlikesini kovmak için bir araçtır. Onların giysileri altında evrenin düzenleyicileri gizlenir (art).

    [​IMG]

    Koltukta Oturan Olga' nın Portresi (1917): (ds) (art) ​

    Üç Müzisyen (1921): Klasik tanrılar komedi sanatının baş aktörleri olarak sunulurlar. Flütün mucidi Pan Pierrot' nun giysileri içine gizlenir; arpın mucidi Hermes gitar çalan bir palyaço olur. Yüzleri maske ile gizlenmiş üç figürde de kübik yapı terkedilmez (art) (ingo).​

    [​IMG]

    Kumsalda Koşan Kadınlar (1922): Klasik kurallar özgün bir şekilde yorumlanmıştır: Bedenin oranları değiştirilmiş, biçimsel deformasyon ve hacim kazandırma yoluna gidilmiştir. Boyutlar aşırılık kazanmıştır (art 97) (mlb 75) (ingo 53). ​

    [​IMG]

    Dans (1925): Üç kişinin parçalanmış gövdeleri, cırtlak renkleri ve baygın hareketleri. Kafası tersine dönmüş, bir bacağı yukarı kalkmış ve memesinin biri havada olan bir kadın. Sağda ise çivi şeklindeki eliyle kadının elini tutan bir adamın karanlık profili görülmektedir. Ortada kolları havaya kalkmış diğer bir kadın izlenmektedir. Tablo aslında ressamın içinde bulunduğu ruh halini ve çelişkilerini betimlemektedir: Kendisinden ayrılmayı reddeden karısı Olga' ya rağmen Maria Theresa' yı istemektedir (mlb). ​

    [​IMG]

    Kadın Büstü (1931): Oranlar devleştirilmiştir. Uzuvlar açıkça c**nsellik taşımaktadır. Biçimsel bozulma en son sınırdadır (art 114).
    Ayna Karşısında Kadın (1932): Marie-Therese Walter' in bedeni en mahrem hali ile resmedilmiştir (art).​

    [​IMG]

    Afrika Heykel Sanatı: Picasso ve kübizm üzerindeki etkisi yıllarca birincil faktör olarak kabul edilmiştir. Arkadaşı şair Apollinaire zengin bir maske koleksiyonuna sahipti (art 65). Louvre müzesinden çalınan bir Afrika maskının Picasso' nun grubunda görüldüğü, daha sonra yerine bırakıldığı rivayet edilir. Yıllar sonra Picasso “Avignonlu Kızlar” ın “8” şeklindeki kulaklarını bu masktan esinlenerek yaptığını itiraf edecektir. ​

    [​IMG]

    Maria Theresa' nın Portresi (1937): Maria Theresa' nın bedeninin cinselliği, sapsarı saçları yeni bir resim tarzı için ilham kaynağı olur. Maya' nın 1935 yılında doğumundan sonra ilişkileri bozulur. Portrede burun, dudak ve çene profilden, buna karşılık gözler karşıdan görülüyormuş gibi resmedilmiştir (gs) (art). ​

    [​IMG]

    Guernica (1937): Picasso' nun en çok tanınan resmi olup 20. yüzyılın en önemli eseri olarak kabul edilir. Bununla birlikte resim ilk yapıldığı yıllarda faşistler tarafından “yozlaşmış”, komünistler tarafından da “anti-sosyal” olarak nitelendirilmiştir (ds).
    Gece bombardımanı ile bir kent halkının katledilmesini anlatır. Konuya anlam kazandırmak için figürler sembolleştirilmiştir. Örneğin yerde bitkin yatan ve kırık kılıcını hala elinden bırakmayan asker figürü umutsuzluğun ve yenilginin sembolüdür. Solda kolları arasında ölü çocuğunu tutan ve çığlıklar atan annenin acısı izleyenleri de duygulandırmaktadır. Boğa zulüm ve vahşeti, at ise korku içerisindeki İspanyol halkını sembolize eder. Sağda yanan bir binanın alevleri tarafından yutulan bir figür görülmektedir (hk, ds).
    3.5x7.5metre boyutlarındaki bu dev tablo bütünü ile siyah-beyaz renklerle grinin tonlarından oluşur. Ölüm ve üzüntünün tonları aranmıştır. Baskın gece yapıldığı halde resim tamamen karartılmamış, izleyeni bilinçlendirme ve aydınlatma hedeflenerek üst-orta bölümüne ışık saçan göz şeklinde bir ampul ile elinde gaz lambası tutan bir kadın başı konmuştur (hk).
    “Guernica' da İspanyol askeri yönetimine duyduğum korkuyu göstermeye çalıştım”, diyen Picasso' nun bütün arzusu resmin İspanya' da, cumhuriyetin yeniden kurulmasından sonra kendine bir yer bulması idi. Bu isteği ölümünden ancak iki yıl sonra gerçekleşebildi (ds).​

    [​IMG]

    Ağlayan Kadın (1937): Kadının derin acısı sert renkler ve şiddetli fırça vuruşları ile tuvale aktarılmıştır. İzleyicinin dikkati hemen ağız ve dişlerin çevresindeki soğuk mavi ve beyazlara odaklanıyor. Gözler ve alın yer değiştirmiş. Resim İspanya iç savaşında toplu olarak katledilen masum insanlar için gözyaşı döken bir kadını betimlemektedir. Kadının yüzünün çarpıtılıp kırılması, gözlerin önden, burunun yandan görüntülenmesi Picasso için tipiktir. Resim naziler tarafından hiç beğenilmemiş ve çöpe atılmıştı (ds).​

    [​IMG]

    Dora Maar' ın Portresi (1937) (ds) (ingo) ​

    [​IMG]

    Maya Denizci Bebekle (1938). Maya annesi Maria Theresa' nın sarı saçlarını ve mavi gözlerini almıştır. Picasso' nun eserlerinde artık çocuk masumiyetine rastlanmayacak gibidir. Biçim, düzey ve perspektifin bozukluğu tipik Picasso unsurları taşımaktadır (ds).​

    [​IMG]

    Maria Theresa' nın Portresi (1939) (ds) ​

    [​IMG]

    Boğa Başı (1942): Bir bisiklet gidonu ile selesinden oluşturulmuştur (art 114). ​

    [​IMG]

    Dünya Barış Kongresi (1949): Komünist partiye katılması ve barış hareketi içerisinde yer alması sonucu, Picasso' nun ünü eskisinden de çok yaygınlaştı. Adı sosyalist ülkelerin hepsinde anılır oldu. Barış güvercini posteri duvarlara asıldı, milyonlarca insanın umutlarını dile getirdi. Güvercin gerçek bir simge oldu.​

    [​IMG]

    Keçi (1950): 1941' den itibaren heykel yeniden birincil uğraşı haline gelir. Ve orada da birtakım yenilikler yapmaya başlar. Çöplüklerden veya atıkların yığıldığı alanlardan topladığı az bulunur tuhaf nesneleri biraraya getirmeye koyulur: Bir palmiye yaprağı keçinin sırtını oluşturur. Bir sepetten yapılmış karın, odun ve hurda demir parçalarından ayaklar, demirden bir kuyruk, bağ kütüklerinden keçiboynuzu ile keçisakalı, karton kulaklar, konserve kutusundan göğüs kemiği, iki seramik testiden memeler, ikiye katlanmış *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*l kapaktan üreme organı ve bir *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*l borudan ortaya çıkan anus. Tüm bu malzeme alçı ile kaplanmış ve daha sohra da bronza dökülmüştür (ds). ​

    [​IMG]


    İp Atlayan Küçük Kız (1950): Beden için bir sepet, iki eski ayakkabı, çiçek için bir pasta kalıbı, saçlar için dalgalı karton. Heykel yere değmiyor, çünkü kız atladığı ipin üzerinde duruyor. ​


    [​IMG]


    Boğa başı: Bir bisiklet selesi ile paslı bir gidon capcanlı bir boğa başına dönüşmüştür. ​

    [​IMG]

    Jacquelin Roque' nin Portresi (1954): Picasso' nun hayatına giren bütün kadınlar gibi Jacquelin de resimlerine konu olmuştur. Onun resimlerini bir tutku halinde, biçimi renklere, çizgilere ve dokulara indirgeyerek yapmıştır (ds).​

    [​IMG]

    Las Meninas (1957): Velazquez' in baş yapıtının ilk uyarlamasıdır. Resimdeki en ufak ayrıntılar dahi çözümlenmiştir. ​

    [​IMG]

    Futbolcu (1961): Picasso, kendi estetik kavramını başarı ile yansıtan yüze yakın heykel yapar. Seyredenin her tarafını görebilmesi için resimin tersine bu kez iki boyutluluk söz konusudur (art 115). ​
     
  4. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.022
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Büyük Usta Pablo Picasso

    HAYATI

    Pablo Picasso, 25 Ekim 1881 tarihinde, İspanya' nın güneyinde, Malaga' da büyük beyaz bir evde, saat 23.15' te dünyaya geldi. Doğumu oldukça zor olmuş, dünyaya geldikten sonra uzunca bir süre nefes alamayınca amcası Dr. Don Salvador burnundan hava üfleyip soluk alıp verme refleksinin başlamasını sağlamıştır .​

    Endülüslü tanınmış bir aileden gelen babası Don Jose Ruiz zeki, kültürlü, güzel konuşan, ancak biraz üşengeç bir ressamdı. Sanat enstitülerinde resim öğretmenliği yapıyordu. Yemek odası dekorasyonunda uzmanlaşmıştı. En sevdiği motifler kuş tüyleri, yapraklar, papağanlar, leylaklar ve özellikle de güvercinlerdi. Pablo, babasının model olarak kullanmak için beslediği güvercinler arasında büyüdü. Dokuz yaşında iken Don Jose, kendisinin başladığı bir resmi Pablo' nun mükemmel bir şekilde tamamladığını görünce paletini ve fırçasını oğluna armağan ederek onu ressam olarak yetiştirmeye karar verdi. Çocukluk döneminde güvercinler kadar babası ile birlikte her yıl gittiği corridaya (boğa güreşi) karşı hayatı boyunca büyük bir tutku besledi .

    Don Jose' nin 1891' de İspanya' nın kuzeyinde La Corugna' da sanat okulunda resim öğretmenliğine başlamasından sonra Pablo burada tüm resim tekniklerini öğrenmiş, ancak 11 yaşına gelmesine rağmen okuma, yazma ve hesaplamada en temel bilgileri kavramada güçlük çekmişti. Diploma sınavını öğretmenlerin yardımı ile geçti. Bu tarihlerden itibaren yaptığı yakın akrabalarının portreleri sanatsal yaşamında büyük bir sıçrama noktasına ulaşmış, kendi deyimi ile Rafael kadar güzel resimler yapmıştır. Bundan sonra resim yapmak onun için bir yaşam biçimine dönüşmüştür.

    1895 yazı başında tatil için ailece Malaga' ya dönerlerken Madrid' de mola verirler. Don Jose oğlunu Prado Müzesi' ne götürür. Pablo, Velasquez, Zurbaran, Goya, El Greco gibi büyük ressamların eserlerini derin bir şaşkınlık ile izler. Müzede gördükleri Pablo' nun resim yeteneğini geliştirmesinde çok önemli rol oynayacaktır.

    Okul mevsimi gelince bu kez yine kuzeyde kalan Barselona' ya yönelirler: Babası Güzel Sanatlar Okulu' na atanmıştır. Katalanca konuşulan bu şehirde Fransız etkisi hakim olup kültür-sanat çok gelişmiştir. Pablo, zengin, verimli, canlı bir şehir olan Barselona' yı çok sever .

    On dört yaşında iken yetenekleri ve babasının israrı sayesinde katı gelenekleri olan, esas olarak antik sanat eğitimi veren La Lonja' ya kabul edilir. Akademide Manuel Pallares adındaki bir ressamla dost olur. Bu dostluk ona okulun zahmetli derslerinden çok daha fazlasını kazan-dıracaktır .

    1897 sonbaharında tek başına (biraz da üstüne fazlaca düşen babasından uzaklaşmak için) Madrid' e gider. Krallık Akademisi' nin yarışmasına katılır. En az Barselona' daki kadar şaşkınlık uyandıran bir başarı kazanır. Bir gün içerisinde derslerin hepsini olağanüstü başarı ile tamamlamıştır. Kışı Madrid' de yalnız, beş parasız ve aç geçirir. Kendini tümüyle resme verir, burada hemen tüm sanat akımlarını tanıyarak kendine özgün bir biçem bulmaya çalışır.

    1898 baharında hastalanınca Barselona' ya geri döner. Ressam dostu Manuel Pallares onu kendi köyüne (Horta de San Juan) davet eder. Bu gerçekten Pablo' nun kır hayatı ile ilk karşılaşmasıdır. Yıllar sonra bile: “Bildiğim ne varsa, hepsini Pallares' in köyünde öğrendim”, diyecektir .

    1899 baharında Barselona' da genç şair Jaime Sabartes ile tanışır, yıllar içerisinde Sabartes onun en sadık dostu, hayat arkadaşı ve yardımcısı olacaktır. Bir süre Els Quatre Gats (sahibi tarafından Montmartre' nin ünlü kabaresi Le Chat Noir' ın anısına bu ad verilmiş) kahvesine devam eden Pablo, burada genç müzisyenler, şairler ve isyancı siyasetçiler ile tanışır ve 1 Şubat 1900 günü ilk sergisini açar: İnce uzun salonun sigara dumanı ile kararmış duvarlarına 150 kadar desen iğne ile tutturulmuştur (4).

    1900 yılı Ekim ayında Pablo bu çevreden yakasını kurtarmak için, yeni dostu Carlos Casagemas ile Paris' in yolunu tutar. O yıllarda Paris resmin başkenti olarak ün salmıştır. Picasso tek kelime Fransızca bilmediği halde, diğer bir sürü ressam gibi ucuz yemek, eğlence ile canlı tartışmaların merkezi Montmartre' a yerleşir. Birkaç ay içerisinde başta Louvre olmak üzere müzelerin tümünü gezer. İzlenimcileri, Degas, Toulouse Lautrec, Van Gogh ve Gauguin' i inceler. Fenike ve Mısır sanatına hayran kalır. Kış ortasında dostu Casagemas çektiği aşk acısı yüzünden kafasına tek bir kurşun sıkarak intihar eder. Derin bir keder içerisinde, arkadaşının naaşını Barselona' ya bırakıp 1901 ilkbaharında Paris' e geri döner. Bu kez Clichy bulvarı 130 numarada küçük bir oda tutar. Burada yaptığı resimlerinde “Mavi Dönem” başlamıştır. El Greco' nun etkisinin görüldüğü bu dönem resimlerinde konuların basit duygusallığına rağmen biçimsel yönden değişim dikkati çekmektedir: İnsan figürlerinde vücut, eller, ayaklar ve parmaklar uzamış, mavinin tüm tonları ağırlıklı olarak çalışılmıştır. İskelet kemikleri çok belirgindir. Bu dönemde imza annesinin adı olan Picasso'yu kullanmaya başlar (2) (8) (10).

    Bu arada çağın en büyük yontucusu Rodin' in yapıtlarını görmesi onun yaşamına yeni bir boyut kazandırmış ve ilk kez plastik çalışmalara başlamıştır (10).

    Haziran ayında resim tüccarı Ambroise Vollard' ın galerisinde Picasso' nun tuvalleri sergilenir. Bu sıralarda genç şair ve sanat eleştirmeni Max Jacob' la tanışır. Onun doğruluğuna, yargılarının özgünlüğüne, parlak coşkusuna hayran kalır. İspanyol ressam arkadaşları ile birlikte gündüzleri Max' ın küçük, soğuk otel odasında şiir dinler, akşamları Montmartre' ın kabarelerine takılır, arada -bilet bulabilirse- Moulin Rouge' a gider (2) (4) (10).

    1904 yılına kadar Barselona ile Paris arasında bir çok kez mekik dokur. İki şehri de büyük bir aşkla sevmekte, birini ötekine tercih edememektedir. Parasızlıktan arkadaşı Max Jacob' un odasına taşınır. Tek yatakları ve tek bir silindir şapkaları vardır. Bunları ortaklaşa kullanırlar. Max geceleri -Picasso çalışırken- uyur, gündüzleri işe gittiğinde yatak Picasso' ya kalır. Açlık ve sefalete rağmen arkadaşlarından memnundur (10).

    1904 yılında fırtınalı ve yağmurlu bir akşamda yeni taşındığı atölyenin (Bateau-Lavoir) girişinde Fernande Olivier ile tanışır, ona aşık olur. Kısa bir sonra kız atölyeye yerleşir. Picasso onun binlerce resmini yapar. Ancak parasızlık yüzünden zor günler geçirirler. Isınmak için kömür bile alamazlar. Picasso, geceleri kafasının üzerinde sallanan bir gaz lambası ışığında, gaz satın alamadıysa sol elinde tuttuğu mum ışığında resim yapar (10).

    Picasso çalışabilmek için her zaman yalnızlığa gereksinim duymuş, ama arkadaşsız yaşamayı da becerememiştir. Şiirden çok hoşlandığı için dostlarının çoğu şairdir. 1905 yılının sonbaharında yarı İtalyan yarı Polonyalı, coşkulu şair Guillaume Apollinaire ile tanışır. Bu yıllarda Picasso' nun resimlerinde muhtemelen Fernande' nin etkisi ile “Pembe Dönem” başlamıştır. Ayrıca haftada bir arkadaşları ile sahne arkasında buluştuğu Medrano sirki ile ilgili resimler yapar. Bu dönemde daha önce hiç olmadığı kadar “nü” ile ilgilenir. Artık resimlerinde pembe renk ağırlıklıdır. Figürler daha güzelleşmiş ve bakımlı bir hal almıştır (4) (8) (10).

    Heykeltraş Paco Durio ve Manolo Hugue, ressam Canals ve şair Max Jacob Picasso' nun resimlerini koltuklayıp satmak üzere yollara düşerler. Çünkü Picasso resimlerini halka göstermeyi reddetmekte, yapıtlarını anlayabilmek için kendisine aptalca sorular yönelten insanlardan sıkılmaktadır. Öte yandan tabloları satın alabilecek güçteki amatör koleksiyon-cular Picasso' ya ilgi duymaya başlamıştır. Bunlar arasında Leo ve Gertrud Stein resimlerinden o kadar etkilenirler ki bir çırpıda sekiz yüz franklık tablo satın alıverirler. 1906' da beklenmedik bir olay gerçekleşir: Galerici Ambroise Vollard pembe dönem tuvallerinin bir kısmı için iki bin frankı gözden çıkarır. Haziran başında Yunanlı politikacı Venizelos' un oğlunun tavsiyesi üzerine Fernande ile birlikte Barselona yakınında İspanya Pireneleri' nin eteklerindeki Gosol kasabasına tatile giderler. Gosol Picasso için yeni bir dönemin başlangıç yeri olur. Her zamankinden daha güçlü bir istekle resim yapmaya koyulur. Konu olarak yine insanları, manzaraları ve evleri seçer. Ve Fernande' nin dingin güzelliğini. Yaz sonunda birlikte Paris' e dönerler (8) (10).

    1906 yılı sonlarında Picasso artık yalnızca resim ve desen alanında değil, heykel ve gravürde de tanınmaya başlamıştır (4).

    1907 Temmuz' unda Trocadero' daki Antropoloji Müzesi' nde gördüğü Afrika maskeleri ve heykelleri onu derinden etkiler. İnsanoğlu ile doğa arasındaki ilişkinin apaçıklığı, korku, şiddet, sevinç gibi duyguların dolaysız anlatımı onu allak bullak eder. Biçimler son derece basit ve geometriktir. Bundan böyle yaşayacağı dönüşümün ilham kaynağı belli olmuştur. Bu dönemde ürettiği ilk resim Gertrude Stein' ın portresidir (4) (10).

    1907 sonunda, Picasso birkaç ay önce başladığı dev tabloyu bitirmek için atölyesine kapanır. Sonunda kapıyı açınca resmi gören dostları şaşkınlık içerisinde kalırlar. Resim rönesanstan bu yana süregelen tüm kurallara karşıdır. Matisse, büyük ressam kızgındır! Pablo' nun yakın dostu Braque: “Bu bize üstüpü yedirmek ya da gazyağı içirmek istemen gibi bir şey!” der. Picasso' ya her zaman körükörüne bağlı olan Apollinaire bile dostunu eleştirir. Dahası atölyeye onunla birlikte gelen tanınmış bir sanat eleştirmeni, kibarca kendisini karikatüre vermesini öğütler. Onu sadece bir kişi destekler: İleride 20. yüzyılın en büyük modern resim taciri olacak olan Alman koleksiyoncu Kahnweiler. Skandal yaratan tablonun başlangıçta ismi “Le Bordel” “Genelev” dir. 20. Yüzyılın en büyük sanat akımlarından biri olan “Kübizm” in başlangıç noktası olacaktır. Birkaç yıl sonra resme “Avignonlu Kızlar” ismi verilir (8) (9) (10).

    Resmin yarattığı skandal ve eleştiriler Picasso' nun dostluklarını etkilemez. Daha düzenli çalışmaya başlamıştır. Bütün gününü resme ayırmakta, geceleri eğlenebilmektedir. Artık Montmartre yerine, Montparnasse' da “La Closerie” adlı birahaneye takılmaktadır. Çünkü burada yeni bir edebiyat topluluğu yanısıra ressam, heykeltraş ve müzisyenler haftalık ateşli toplantılar yapmaktadır (4).

    1908 sonbaharında arkadaşı Braque' ın ilk kübist resimleri sergilenir. Aynı zamanda Picasso' da onun gibi donuklaştırılmış yeşil-kahverengi tonlarla basit geometrik şekillerden oluşan figürler ve manzaralar resmetmeye koyulmuştur. Bu iki dost uzun yıllar “kübizm” akı-mının baş oyuncuları olurlar. Bu yıllar Picasso' nun en yaratıcı dönemi olarak kabul edilir (3).

    1909 Temmuz' unda Fernande ile birlikte arkadaşı Pallares' in köyü olan Horta de San Juan' a giderler. Geçen on yıl içerisinde köyde hiçbir değişiklik olmamıştır, ancak bu kez yaptığı peyzajlar tamamen farklıdır. Var olan manzarayı olduğu gibi tuval üzerine geçirmek yani kopyalamak yerine yalın geometrik şekiller ile özgürce yorumlamaktadır. Cezanne' ın deyimi ile doğayı silindir, küre ve koniler ile işlemektedir (10).

    Horta' dan çok sayıda tuvalle dönerler. Tacir Vollard hemen bunları galerisinde sergiler. Halk genel olarak bu yeni kübist eğilimden pek hoşlanmasa da tabloların çoğu satılır. Picasso hayranlarının sayısı artmış, bu gruba Ruslar, Almanlar ve Amerikalılar da eklenmiştir. Picasso daha üç yıl öncesine kadar içerisinde bulunduğu sefaletten kurtulmuştur (10).

    1909 Eylül' ünde Fernande ile birlikte Clichy Bulvarı 11 numaradaki büyük, aydınlık atölye-eve taşınırlar. Evin pencereleri okyanus kadar büyük bir çayırlığa bakmaktadır. Yaşam biçimleri ve çevreleri kökten değişmiştir. Ama buna rağmen Picasso evi ıvır zıvırlarla doldurmaktadır. Gitarlar, acaip şekilli şişeler, değişik renkli bardaklar, duvar halıları, Afrika maskeleri ile hayranlık duyduğu ressamların (Matisse, Rousseau, Cezanne) tabloları evin içerisinde darmadağın durmaktadır. Picasso kendisinin de her zaman söylediği gibi ince beğeniden ve uyumdan hiç hoşlanmamaktadır (9) (10).

    1910 yazında Picasso ve Fernande İspanya-Fransa sınırında Pireneler'in eteklerinde son derece sevimli bir kent olan Ceret' de şair ve sanatçı arkadaşları ile birlikte konaklarlar. Daha sonra buraya üst üste üç yıl gelirler. Son gelişlerinde Pablo ve Fernande ayrılır (2) (4) (8) (11).

    Picasso Fernande' den sonra onun arkadaşlarından Eva (asıl adı Marcelle Humbert) ile flört etmeye başlar. Onunla Güney Fransa' ya giderler. Dönüşte Avignon' a yakın bir villa kiralarlar. Braque ve eşi de onlara yakın bir yere yerleşir. İki ressam burada kübizmin en zengin ürünlerini verirler. Picasso olağanüstü çalışma isteğine yeniden kavuşmuştur. Yaptığı tablolarda aşkını ifade eden (“ Ma Jolie” “Güzelim”) gibi (o sıralarda çok sevilen bir şarkı ismi) sözcükler de kullanır. Bu arada yine Braque ile birlikte ilk kez “kolaj” tekniğini geliştirirler; buldukları gazete ve duvar kağıtlarını resimlerine derinlik boyutu oluşturacak şekilde yapıştırırlar (8) (9) (10).

    1912 Sonbaharında Picasso ve Eva Montparnasse'a taşınırlar. Le Dome, La Closerie des Lilas ve La Couple gibi meşhur kahvelerde dünyanın her yerinden gelen sanatçılar ile arkadaşlık ederler (4).

    1 Ağustos 1914' te Fransa ile Almanya arasında savaş başlayınca arkadaşları Braque, Apollinaire, Leger ile Derain askere alınırlar. Pablo İspanyol olduğu için silah altına alınmamıştır. Savaş tam da kübizm büyük bir ivme kazanmışken patlak vermiştir. Geride onunla kalan tek arkadaşı Max Jacob manastıra kapanır. Eva ise hastadır, giderek zayıflar, korkunç acılar çektikten sonra 14 Şubat 1915' te hayata gözlerini yumar (4) (8) (10).

    Paris' te yapayalnız kalan Picasso, kübizme ve resimlerine hayranlık duyan Jean Cocteau ile tanışır. Onunla birlikte ünlü Rus koreograf Sergei Diaghilev' in dünyaca ünlü bale grubunun yeni oyununda dekor ve kostüm çizmek üzere Roma' ya gider. Diaghilev yeni projesinde modern sanat ustalarının dansa katılımını arzu etmektedir (2) (4) (8) (11).
    17 Mayıs 1917 tarihinde, Paris' te sahnelenen “Sürrealist” Parade balesi hiç de coşkulu karşılanmaz. Birkaç ay sonra Diaghilev, grubu Barselona' ya götürür. Picasso da onlara eşlik eder. Dansçılardan bir Rus generalinin kızı olan Olga Kokhlova' ya aşık olmuştur. Onun olağanüstü güzel bir resmini yapar. 12 Temmuz 1918' de evlenirler, Paris' in lüks bir semtinde ev tutarak, yeni dostlarını ağırlarlar. Picasso artık eski dostları ile pek az görüşebilmektedir. Apollinaire ağır bir gribe yakalanır, hayata veda eder. Picasso bu sıralarda belki de karısı Olga' nın etkisi ile resim biçemini de değiştirir. Tam bir geri dönüş yaparak klasik resme başlar. Eleştirmenler onu kübizme ihanet etmekle suçlarlar (2) (4) (8) (10).

    Şubat 1921' de ilk çocukları Paulo doğar. Picasso oğluna hayrandır. Karısını da çok sevmektedir. Ancak bu yeni kentsoylu hayattan memnun değildir. 1925 yılına kadar klasik resim yapmaya devam eder, ancak bu resimler kübizmin kazanımlarını da kullanan başka bir figüratif içeriğe sahiptir. Bu tarihte Picasso herkesi şaşkına çeviren bir resim ile klasik dönemine son verir: “Dans”. Yeni tabloda şimdiye kadar görülmemiş bir şiddet hakimdir. Dansçıların kolları, bacakları çekiştirilmiş, yüzlerindeki çizgiler dört bir yana savrulmuş gibidir. Ürkünç yüzler, yele gibi saçlar, çivi gibi parmaklar. Muhtemelen artık iyi gitmeyen evliliği yüzünden patlama noktasına gelmiştir. Öte yandan 1924' ten bu yana giderek yaygınlaşan “Gerçeküstücülük” akımının çekim gücüne girmiştir: Bilinç altındaki tüm düşler kargaşa yaratacak bir güzellikte resmedilmektedir (2) (8) (10).

    1927 Ocağında soğuk bir kış günü metro çıkışında galeri “Lafayette” e alışveriş için giden Marie-Therese' yi görür. Hemen yanına giderek: “Ben Picasso, birlikte çok büyük işler yapacağız”, der. Onun dingin güzelliğine çılgınca aşık olur. O tarihe kadar adını dahi bilmediği bu ressam Marie-Therese' nin güzel yüzünün binlerce resmini yapar. Bu resimlerde çıplaklık ön plandadır Ancak bu tutkulu ilişki yıllarca gizli kalacaktır (3) (8) (10).
    1931 yılında Paris yakınlarında güzel bir konak satın alır. Mutluluğu yeniden yakalamanın heyecanı ve arkadaşları Louis Fort ve Gonzales' in teşviki ile gravür ve heykel atölyesi kurar (4).
    Olga ile geçimsizlikleri artık dayanılmaz bir noktaya ulaşmıştır, 1935 yılı Haziran' ında ilk kez karısı ve oğluna yaz tatili için eşlik etmeyerek Paris' te kalır. Marie-Therese ise hamiledir. Picasso kendini çalışmaya verir. Destek olması için çağırdığı arkadaşı Sabartes de yanına gelir, Picasso' nun ölümüne kadar onun en yakın dostu ve sırdaşı olur (4).
    Birkaç ay sonra Marie-Therese ona bir kız çocuğu doğurur: Maya. Ancak ondan bir türlü ayrılmak istemeyen Olga yüzünden sinirleri bozuktur. Kolay kolay işe yoğunlaşamaz. Bir mektubunda: “Bu hayatımın en kötü dönemi.” der. Herkesten uzaklaşarak şiir yazmaya başlar (8).
    1936 yılında İspanya' da General Franco ile cumhuriyetçiler arasında iç savaş çıkar. Falanjistlerin zulmüne karşı Avrupa' nın her yerinden aydınlar destek vermektedir. Ancak haberler kötüdür. 1 Mayıs 1937' de kuzeydeki küçük Bask şehri Guernica' ya Franco' nun hizmetindeki Alman bombardıman uçakları insanlık dışı bir saldırı yaparak bin kadar masum insanı katleder. Picasso' dan Paris' te yapılacak sergide Cumhuriyetçileri temsilen bir resim yapması istenir. O da Guernica vahşetini resmetmeye karar verir. İki ay içerisinde 20. yüzyılın en güzel resmini tamamlar. Bu arada çalışmasını fotoğraflarla belgeleyen Dora Maar' a kapılır. Uzun bir süre Marie-Therese ile onun arasında gidip gelir (5).
    İkinci dünya savaşının başlamasından bir süre sonra Paris işgal edilir. Picasso, Guernica yüzünden Nazi' ler tarafından pek sevilmemektedir. Bir gün evine arama yapmak üzere Gestapo gelir. Bir Nazi subayı masanın üzerinde Guernica' nın fotoğrafını görünce sorar: “Bunu siz mi yaptınız?”. Picasso yanıtlar: “Hayır, siz yaptınız!” (1) (4) .
    1944 ilkbaharında dostu Max Jacob Almanlar tarafından götürüldüğü yahudi toplama kampında öldürülür (10).
    24 Ağustos 1944 sabahı, Paris özgürlüğüne kavuşur. Savaştan sonra Fransa, İngiltere ve Amerika' dan binlerce hayranı Picasso' yu görmek üzere ziyaret eder. Ziyaretçiler küçük gruplar halinde atölyeye alınabilmektedir (4) (10).
    1945 sonbaharında iki yıldır tanıdığı ressam Françoise Gilot ile yaşamaya başlar. Birlikte Güney Fransa' ya kendi deyişi ile “manzarası” na giderler. Picasso yeniden mutluluğu yakalamıştır. Françoise' nın sayısız portresini yapar. Ayrıca geçmiş ustaların (Rembrandt, David, Velasquez, Delacroix, El Greco, Poussin, Courbet, Manet) ünlü resimlerinin tekrar yorumu gibi konulara dönmüştür (8).

    1949 yılında Picasso' dan üyesi olduğu Komünist Parti tarafından Paris' te düzenlenen Barış Kongresi için bir afiş yapması istenir. Yaptığı güvercin resmi Avrupa' nın bütün kentlerinde duvarları kaplar ve barışın simgesi olur. Françoise' dan doğan ikinci çocuğunun ismini de Paloma (İspanyolcada güvercin demek) koyar. 1956 yılında Macaristan' ın Sovyetler tarafından işgaline kadar politik faaliyetlerine devam eder (8)

    1948' den beri yaşadığı Vallauris' te seramik ve çömlekçiliğe merak sarar ve bu konularda da herkesi şaşkınlıklar içerisinde bırakacak şeyler üretir. İki çocuğunun resimlerini yapar. 70 yaşına ulaşmasına rağmen her hareketi enerji ve canlılık doludur. Çocukları ile oynar, denize girer. Hayatının en mutlu günlerini geçirmektedir. Ancak bir süre sonra Françoise Picasso' dan ayrılır. İki çocuğunu da yanında götürür. Bütün bu üzüntü yetmiyormuş gibi kendisini bir sinema yıldızı gibi izleyen gazetecilerden bunalmıştır (4) (8).

    Yeni sevgilisi Jacqueline Roque' la Cannes sırtlarında denize bakan “La Californie” adlı villasında gözlerden uzak bir yaşam sürmeye başlar. Sadece yakın arkadaşları ile görüşür (8).

    1958 yılında bir gün Picasso dostu Kahnweiler' e telefon eder: “Saint Victoire' yi satın aldım!”. Cezanne' ın dağı betimleyen tablolarından birisinin söz konusu olduğunu düşünen Kahnweiler: “Hangisini?” diye sorar. Oysa Picasso Vauvenargues şatosu ile Saint Victoire dağının Cezanne' nin resmettiği 800 hektarlık kuzey yamacını satın almıştır. Artık yerini soranlara: “ Cezanne' da oturuyorum”, demektedir (4) (8).

    14 Mart 1961 tarihinde Jacquelin Roque ile evlenir. Cannes' e sekiz kilometre uzaklıkta küçük bir kasaba olan Mougins yakınlarındaki bir tepedeki çiftliğe yerleşir (4).

    1 Mayıs 1970' de son yıllarda yapmış olduğu resimleri Avignon' daki Papalar Sarayı' nda sergilenir (4).

    Fedakar dostu Jaime Sabarte' nin yardımları ile Barselona' da açılan Picasso Müzesi' ne neredeyse tüm gençlik yapıtlarını hediye eder (4) (10).

    8 Nisan 1973' te ölüm haberi gelir. Daha yaşarken ölümsüzlük mertebesine ulaşan Picasso herkesi bir kez daha şaşkınlık içerisinde bırakıp gitmiştir (4) (8) (10).
     
  5. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.022
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Büyük Usta Pablo Picasso

    PİCASSO KONUŞUYOR
    Picasso, yapıtları ve yaşamı üzerine çok az yazmış ve konuşmuştur. Söyleyeceği her şeyi resimlerinde söylemiştir. Kendisi ile röportaj yapmaya gelenleri atlatmanın yollarını aramış ve sesinin kaydedilmesinden nefret etmiştir. Fotoğrafının çekilmesini de istemezdi. Aşağıdaki sözlerin Picasso' ya ait olabileceği düşünülüyor (DA, MLB):
    “Sürrealizm bir rüyalar iklimi olup asıl önemli yönü psikolojik yönüdür” (hk).
    “Eşyayı gördüğüm gibi değil, düşündüğüm gibi çizerim” (hk).
    Son yıllarda ünlü ressamların eserlerini kendince yorumlayan resimler yaptığı için hırsızlık ve kopyacılıkla suçlanınca: “Eğer çalacak bir şey varsa çalarım. Ben bizzat kendimi kopya etmekten korkarım”, der (hk) (art) (da).
    Gosol dönüşü Gertrude Stein' ın portresini kısa sürede ve modelsiz bitirir. Mask yüzlü portresini görünce bayan Stein: “Bu bana mı benziyor”, diye sorar. Picasso: “Hayır, madam, ileride siz ona benzeyeceksiniz”, yanıtını verir (da).
    “Çalışmalarımın amacı, insanların yüreğine su serpmek değil, onları uyandırmak ve huzursuz kılmaktır” (da).
    “Siz hiç doğanın aynısı olan bir yapıt gördünüz mü? Her çalışma, şu ya da bu biçimde nesnel doğanın değiştirilmiş bir betimlemesi, kendine özgü bir anlatımıdır” (da).
    Bir sergisinde: “Bu ne biçim balık?”, diye soran birine: “Bu balık değil, bir resim!” ce-vabını verir (da).
    “Aslında hiçbir biçemi olmayan bir sanatçıyım. Biçem, bir ressamı aynı bakışa, aynı tekniğe, aynı formüle hapseder” (da).
    “Anlamamız için bize dayatılan doğruyu fark etmemizi sağlayan bir yalandır sanat. Sanatçı yalanlarının doğruluğuna başkalarını ikna etmenin yolunu bulmalıdır” (da).
    “Kübizim diğer resim anlayışlarından daha farklı değildir; çünkü aynı ilke ve eleman- lar hepsi için geçerlidir. Kübizmin uzun bir süre anlaşılamaması hiç bir şey ifade etmez. Ben İngilizce bilmiyorum ve anlamıyorum; bu İngilizce dilinin var olmadığı anlamına gelmez. O halde bilmediğim bir şeyi anlamıyorsam suçu başkalarına atmak neden?” (hk) (da)
    “Resimlerimde kullandığım tarzlar içindeki elemanların kökten farklı olduklarına inanmıyorum” (da).
    “Aslında biçimlerle ilgilenen bir sanattır kübizm” (da).
    “Bir insanın düşüncelerinin değiştiği gibi bir resim de yapılırken sürekli değişir. Ve bittiğinde bile ona bakanların bilinç durumları ile bağlantılı olarak değişmeyi sürdürür” (da).
    “Resmin de kendine özgü bir yaşamı vardır. Aslında bu çok doğal; resim ona bakan insan aracılığı ile yaşar” (da).
    “Soyut sanat yoktur. Her zaman birşeyden başlamak zorundasınız. Sonra gerçekliğe ait olan izleri söküp atabilirsiniz” (da).
    “Figüratif ve non-figüratif sanat diye bir şey yoktur. Herşey bize figür kılığında gözükür. *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*fizikte bile düşünceler sembolik figürler aracılığıyla anlatılır. Figürlerin bazıları duygularımıza daha yakındır. Bir kısmı ise doğrudan zekamızla ilişkiye geçer” (da).
    “Herkes sanatı anlamak istiyor. Neden kuşların ötüşünü anlamak istemiyorlar? İnsanlar anlamaya çalışmadan geceyi, çiçekleri sevebiliyorlar. Ama sıra resme gelince ille de anlamaları gerekiyor. Resimleri açıklamaya çalışanlar yanlış yoldalar. Resimlerimden birine bakan bir seyirciden nasıl olur da benim yaşadığım şeyleri yaşamasını bekleyebilirsiniz?” (da)
    “Müzeler bir sürü uyduruk şeyle dolu ve onlarla iş yapan insanların büyük çoğunluğu da sahtekar” (da).
    “Sanat asla edepli olmamıştır” (da).
    “Sanat bir zeka işidir” (da).
    “Bir sanatçı bir başkasını örnek aldığında kaybolur gider” (da).
    “Halk modern sanatı anlamıyor. Bunun nedeni resim hakkında halka hiçbir şey öğretilmemesidir” (da).
    “Resimler hiçbir zaman tamamlanamazlar. Zamanı geldiğinde dururlar. İşlerin yarıda kalmasına neden olacak bir şey olmuştur” (da).
    “Bugün iyi çalıştım ve yarın bir tatili hakkettim, diye bir şey yoktur. Durur durmaz yeniden başlamışsındır işe” (da).
    “Bütün resimleri severim. İyi olsun olmasın her zaman bakarım resimlere. Şarap isteyen ayyaş gibiyim. Şarap olsun da, ne olursa olsun” (da).
    “Güzel sanatlar okulunda öğretilenlerin resimle hiçbir ilişkisi yok. Sadece zanaat öğretiliyor” (da).
    “Görüp hissetmediğim bir şeyi asla resmetmedim” (da).
    “Resim yaparken amacım bulduğumu göstermektir, aradığımı değil” (da).
    “Kaçınılmaz olarak özgürlük bir şeyi yaparken başka bir şeyi yapmamanızı ister” (da).
    “Tek başına kalmadan çalışamam” (da) (mlb).
    “Eğer zekiysen ve başarılı olamamışsan ailen ve çevrendekiler sana zekiymişsin gibi davranırlar. Ama başarıya ulaşmışsan ve para kazanıyorsan bu kez zeki oluşunu bir kenara bırakır, başarılı bir adam gibi davranırlar” (da).
    “Başarı tehlikelidir. Böyle bir durumda kişi kendini tekrarlamaya başlar” (da).
    “Kaç kez mavi kullanmak istemişimdir de bulamadığımdan kırmızı kullanmışımdır” (da).
    “Hangi rengi kullanacağına karar veremiyorsan, siyahı dene” (da).
    Picasso çocuk resimlerinden oluşan bir sergiyi gezerken şöyle der:
    “Ben bu çocukların yaşındayken Rafael gibi çizim yapabiliyordum, ama bu keratalar gibi çizebilmek için bir ömür harcadım” (da) (mlb).
    “Fotoğrafın son derece açık bir şekilde görüntülediği nesneleri ressam niçin kopya etsin ki?” (da)
    “Ben bir sürrealist değilim. Asla gerçekliğin dışında olmadım”
     
Büyük Usta Pablo Picasso konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Büyük usta Nejat Uygur  yoğun bakımda

    Büyük usta Nejat Uygur yoğun bakımda

    Nejat Uygur`un sağlık durumu iyi 82 yaşındaki tiyatro sanatçısı Nejat Uygur dün sabah kısmi felç geçirdi. Doktorları Uygur`un sağlık durumunun iyiye gittiğini açıkladı. Ancak durumunun tam belli olması için 48 saat geçmesi gerekiyor. Ankara `da bir oyun sahneleyen NEJAT,UYGUR karayoluyla İSTAMBUL`a dönmek üzereyken rahatsızlandı ve Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesı`ne...
  2. Picasso pablo 15 eser

    Picasso pablo 15 eser

    Merhabalar degerli misafirimiz, sitemizde toplu bir temizlik yapmak zorunda kaldik. Su anda gormek istediginiz konuyu maalesef sizlere sunamiyoruz. ilgili sayfamizin google siralamalarindan dusmesi icin gerekli algoritmik degerleri sitemize verdik. Verdigimiz rahatsizlik icin sizlerden ozur dileriz. Dilerseniz yukaridan sitemizin logosuna tiklayarak anasayfamiza gidebilir, Ya da ust sag...
  3. Pablo Picasso

    Pablo Picasso

    picasso pıcasso 20 yüzyil sanat tarihine baktigimizda karsimiza devamli Pablo Picasso isminin ciktigini görürüz. Sanatci gerek ressam, gerek heykeltras, gerekse de grafiker olarak yaraticiligi ve yenilik arayislari ile kendi zamaninda yasamis olan sanatcilarin devamli bir adim ilerisinde olmayi basarmis, fakat bu cok yönlülügün yaninda zamaninin en cok elestirilen sanatcisi olmustur. Pablo...
  4. İki Büyük Usta - Renoir ve Monet

    İki Büyük Usta - Renoir ve Monet

    monet eserlerinin isimleri ressam monet eserleri Auguste Renoir (1841 - 1919) Fransız empresyonist ressam. Monet ile yakın arkadaş olan Renoir, günümüzde de resimleri en çok bilinen ve kopya edilen ressamlardan biri. Açık hava, dans, kalabalık insan grupları gibi sahneleri resmetmeyi seven sanatçı, evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra aile portreleri de çizmeye başlamış....
  5. Büyük usta Gazanfer Özcan son yolculuğuna uğurlanıyor

    Büyük usta Gazanfer Özcan son yolculuğuna uğurlanıyor

    Gazanfer Özcan... GÖZYAŞLARIYLA UĞURLANIYOR! Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde düzenlendi. Törende İstanbul Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya'nın konuşmasıyla başladı. Alkaya "Bu küçük sahnelerde coşkuları da paylaştık, hüzünleri de" diyerek başladığı konuşmasında, Cemal Süreya'nın "Her ölüm erken ölümdür" dizelerine gönderme yaparak:...

Sayfayı Paylaş