gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Çanakkale doğal güzellikleri

    Konu, 'Adım adım Türkiye' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    türkiye nin doğal ve tarihi güzellikleri çanakkale doğal güzellikleri merak eden herkes için burada arkadaşlar.

    [​IMG]

    Canım ülkemin, güzel memleketi Çanakkale'nin doğal güzelliklerini sunuyoruz bu yazımızda sizlere Melek'ler.


    Asya ve Avrupa'nın, Ege Denizi ile birbirinden ayrıldığı benzersiz coğrafyada Çanakkale, binlerce yıllık tarihi zenginliği, kültürlerinde barındırarak efsanelere ve mitolojik hikayelere ev sahipliği yapmış Türkiye'nin nadide illerinden bir tanesidir.
    Çanakkale Boğazı, Avrupa yakasındaki Gelibolu Yarımadası ile Asya yakasındaki daha geniş Biga Yarımadasını yeşil koylarla ve billur sarısı kumsallarla birleştirir. Doğal güzellikleri ve tesisleri ile ideal bir tatil merkezidir. Turistler boğazın lezzetli balığını, yörenin kaliteli şaraplarını, otantik yada modern restoranların servisleri eşliğinde tadabilir, kentin sahip olduğu güzelliklerin keyfini çıkarabilirler. Ayrıca güzelliğe düşkün olanlar, Çanakkale'nin mitolojiye göre Dünya'nın ilk güzellik yarışmasının anavatanı olduğunu öğrenmekten mutluluk duyacaklardır.

    Çanakkale'nin tarihi yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarına kadar inmektedir ve pek çok medeniyet bu topraklarda barınarak, izler bırakmıştır. Mitolojiye göre Kral Athamas'ın çocukları Phryxus ve Helle üvey anneleri tarafından evlerinden uzaklaştırılınca, gerçek anneleri Bulut Tanrıçası Nephele tarafından gönderilen, uçabilen altın postlu bir koç üzerine bindirilirler. Prens ve prenses gökyüzünde koçun üzerinde uçarken, Prenses Helle suya düşer ve o günden sonra Boğaz, "Hellespont" adını alır.
    Asya kıyısındaki Abydos ve Avrupa kıyısındaki Sestus, mitolojinin en hüzünlü aşkına sahne olmuştur. Leandros, Afrodit'in rahibelerinden Hero'ya aşık Abydos'lu yakışıklı bir gençtir. Her gece Hero'yu görmek için Abydos'tan Sestus'a yüzerek geçer. Bir gece kötü bir fırtına başlar ve Leandros asla Sestus'a ulaşamaz. Hero, onun boğulduğunu düşünerek büyük bir acı ile kendisini denize atar.
    Dünya arkeoloji literatürünün önemli mekanlarından olan Truva, Neandria, Alexandria-Troas, Assos, Chryse, Dardanos ve Lampsakos, Çanakkale ili sınırları içindedir. Çanakkale'nin coğrafik konumundan dolayı taşıdığı stratejik önem, bu bölgede konumlanan devletler tarafından oldukça dikkate alınmıştır. M.Ö. 5. yüzyılda Çanakkale Pers İmparatorluğu'nun hakimiyeti altında bulunmaktaydı. Pers Kralı Xerxes Avrupa'yı fethetmeyi planlıyordu ve 100.000 kişilik askeri birliğini Boğazın en dar noktasından Trakya'ya geçirebilmek için gemilerden köprü yaptırdı. O zamandan beri, Çanakkale, Marmara Denizine ve oradan da Karadeniz'e girişte olduğu gibi Avrupa ve Asya arasındaki geçişi de kontrol edecek çok önemli coğrafik bir dar geçit olarak kalmıştır. Makedonya Kralı Büyük İskender, M.Ö. 384 yılında Anadolu'nun Ege ve Akdeniz'de hakimiyetinin gerçekleştiği seferine, Boğazı geçerek başlamıştır.
    Daha sonraki dönemlerde Roma'lılar, M.Ö.2. yüzyıldan M.S.395 yılına kadar ilin yönetimini ellerinde bulundurmuş, Roma egemenliğini takiben Bizans İmparatorluğu'nun hakimiyeti yaşanmıştır.
    Bizans İmparatorluğu'ndan sonraki yüzyıllarda bölgede Arap ve Haçlı istilaları olmuştur.
    14. yüzyılda bir Türk Oymağı olan Karasioğulları yöreye gelmiş ve Balıkesir'i başkent yapmışlardır.
    15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun Padişahı Fatih Sultan Mehmet Boğazın her iki kenarına da kale inşa ederek "Çanakkale" şehrini kurmuştur.
    1915 yılında Türk Ordusunun Komutanı Mustafa Kemal, İttifak Devletlerinin yöreden çıkmasına öncülük etmiştir.


    ÇANAKKALE
    Çanakkale şehri ismini, Marmara Denizini Ege Denizine bağlayan ve kıyıları hem Asya'ya hem de Avrupa'ya uzanan Boğazdan alır.
    Asya tarafındaki Çanakkale ve Avrupa tarafındaki Eceabat ve Kilitbahir arasında hergün yolcu ve araba feribotları çalışır. Marmara ve Ege Denizi arasında gidip gelen renkli yatlar, Çanakkale Marina'da mola vererek turistlerin bu yörede daha fazla zaman geçirmelerini sağlar. Restoranlar, çevre sulardan yeni tutulmuş deniz ürünlerini sunmakta yüzyılların birikimiyle uzmandırlar.
    Küçük sokak kafeleri ise, limanın telaşlı hareketinin, yolcu vapurlarının, balıkçı teknelerinin ve küçük sandalların hiç bitmeyen gösterilerinin tadını çıkarırken bir bardak çay içmeniz için ideal yerlerdir.
    Otelleri, restoranları ve kafeleriyle birlikte bu mesire yeri, aynı zamanda geceleri aydınlatılan Kilitbahir Kalesi'nin etkileyici manzarasını da izleme imkanı sunar.
    Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethinden (1453) önce 1451 yılında Avrupa tarafındaki Kilitbahir ve Asya tarafındaki Çimenlik bölgelerine 1200 m. Uzunluğundaki dar Boğaz'dan geçişleri kontrol etmek için birer tane kale inşa ettirmişti.
    Bugün Çimenlik Kalesi, askeri bir müzedir. Müzede, I. Dünya Savaşı Çanakkale Muharebesi anısına Boğaza savaş sırasında mayın döşeyen Nusret Gemisi'nin bir benzeri yer almaktadır. Geminin içinde o zamandan kalan gazete haberleri bulunmaktadır. Kalenin içi, Atatürk resimlerini ve silahları sergileyen 5m. yükseklikte ve 8m. genişlikte duvarlarla çevrilmiştir. Kalenin bir köşesinde, Gelibolu'da doğan Osmanlı İmparatorluğu'nun kahraman Türk denizcisi Piri Reis'e (1465-1554) ithaf edilen bir müze vardır. Birçok denizci bayrağının bulunduğu müzede Piri Reis'in yaptığı haritaları ve yazdığı kitapları görebilirsiniz. I. Dünya Savaşından kalma gülleler kule duvarları arasına serpiştirilmiştir.
    Çanakkale'deki Arkeoloji Müzesinde bölgenin meşhur seramiklerini görebilirsiniz. Bu eski gelenek hala yaşatılmakta ve seramikten güzel hatıralık eşyalar yapılmaktadır.
    Çanakkale'den çıktığınızda İzmir otobanı boyunca mükemmel kumsallar bulunmaktadır.
    Dardanos'ta (Çanakkale'ye 10 km) kamp tesislerinden faydalanabilirsiniz.Tarihi mekanın 5-7 km uzağında, Güzelyalı ve İntepe yer almaktadır. Burada altın rengi kumsallar, kamp alanları, moteller, pansiyonlar ve restoranlar bulabilirsiniz. Bu tesislerin tümü çamlarla kaplı tepelerin karşısında, eşsiz manzaraya sahip mekanlardadır.
    Çanakkale'nin yanı sıra Karabiga, Gelibolu, Bozcaada ve Küçükkuyu'da da marinalar vardır.
    GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ MİLLİ PARKI
    I.Dünya Savaşında, Gelibolu Yarımadasında hayatını kaybeden 500.000 askerin anısına, bu yarımada günümüzde Milli Park haline getirilerek, şehitlikler, anıtlar, Arıburnu'nun doğal güzelliği korunmak istenmiştir. Park etrafında arabayla dolaştığında bozulmamış kıyı ormanlarının, yeşil tepelerin, altın rengi kumsalların ve masmavi denizin huzur verdiği atmosferin, vatanlarını korumak için cesurca savaşıp şehit düşen Türk Askerleri için mükemmel bir dinlenme yeri sağladığı açıkça görülür.
    18 Mart 1915'de İttifak Devletleri'nin Çanakkale sularına girişi engellenmiş ve gemilerinden bir çoğu, Nusret Gemisinin sulara döşediği mayınlardan dolayı batmıştır. İttifak Devletleri bu gerçeği gördüklerinde karadan harekatta bulunmayı denediler. Morto Koyu'nda Fransız ve İngilizler, Anzak Koyu'nda Avustralya, Yeni Zelanda ile Hint Birlikleri, Kemikli Burnu'ndan Kanada Birlikleri harekatta bulunmuşlardır. Mustafa Kemal önderliğindeki Türk Ordusu tüm cephelerde savaşı kazanmış ve 9 Ocak 1916 tarihinde İttifak Devletleri Gelibolu Yarımadası'ndan tamamen çıkartılmıştır.
    Ziyaretçiler, buranın özel ruhunu, Türk Ulusunun kalbini ve bu toprak parçasından gelen uyarıyı hissederler. Ağaç tepelerindeki rüzgar ve sonsuz denizin dalgaları bu savaşın kahramanlarına adeta şarkılar söylemektedir.
    Parkta yapacağınız herhangi bir tura Eceabat'tan başlamalısınız.Güneye giderseniz sırasıyla Kilitbahir, Alçıtepe, Morto Koyu'na ve buranın batısındaki bir tepenin üzerinde 42 m yüksekliğindeki Çanakkale Şehitler Abidesine ve burada şehit düşen Türk Askerleri onuruna yapılmış bir müzeye varabilirsiniz.
    Çanakkale Şehitleri Abidesi, Boğaza girilince hemen görülebilir. Türk Şehitlikleri, Fransız ve İngiliz şehitlikleri ve Seddülbahir Kalesi ile birlikte burada yer almaktadır. Kuzeye, Alçıtepe'ye geri döndüğünüzde Kabatepe'ye doğru yarımadanın kuzeybatı turunu yapmış olursunuz. Kabatepe'nin merkezinde Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar muharebeleriyle ilgili bilgi alabilirsiniz. Kanlısırt, Conkbayırı ve Kemalyeri tepelerine doğru devam ederseniz Türk, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlerin şehitliklerini görebilirsiniz.
    Küçükkemikli Sahilinin, Anafartalar Ovasının ve Tuz Gölünün panoramik manzaralarını Conkbayırı'ndan izleyebilirsiniz. Conkbayırı Tepesinde, Mustafa Kemal Atatürk'ün çok büyük bir heykeli vardır. Atatürk, heykelin bulunduğu yerde göğüs cebinde taşıdığı bir cep saati sayesinde ölümden dönmüştür. Bigalı'da bugün müze olan Atatürk'ün karargah olarak kullandığı evi ziyaret edilebilir. Kıyıda Arıburnu ve Anafartalar Anıtları yer alır.
    Anzak Koyu'nda bölgenin en dokunaklı şehitliklerinden bir tanesi bulunmaktadır. Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusunun birleşimi ile oluşan birliklere "ANZAK" adı verilmektedir. "Anzak Şehitliği ve bölgenin kalbini çalan Atatürk'ün sözlerinin yazıldığı Arıburnu Anıtı, hüzünlü ziyaretlere sahne olmakta ve her yıl 25 Nisan'da Türk'lerin ve Dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerin katılımıyla ANZAK GÜNÜ kutlanmaktadır.
    ........Uzak diyarlardan evlatlarını
    harbe gönderen analar!
    Göz yaşlarınızı dindiriniz.
    Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.
    Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır.
    Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık
    Bizim evlatlarımız olmuşlardır.
    Mustafa Kemal ATATÜRK 1934


    Mehmetçiğin 93 yıl önce kahramanlık destanı yazdığı Gelibolu Yarımadası, hayata geçirilen projelerle Türkiye'de yakın tarihin yeniden canlandığı bir cazibe merkezi haline geldi.

    50 milyon dolar bütçeli Uzun Devreli Gelişme Planı kapsamında yarımadada 4 yıldır devam eden projeler, kültür ve tarih turizminin incisi Gelibolu'yu adeta taçlandırdı.

    33 bin hektar büyüklüğünde bir alana sahip olan ve binlerce şehit ile yabancı askerlerin mezarlarının bulunduğu Gelibolu Yarımadası, ''Yüz akı'' olarak değerlendirilen projeler sayesinde, Türkiye'nin en önemli turizm bölgeleri arasındaki yerini aldı.

    Vatan savunması için düşmana karşı göğüs göğüse bir mücadelenin verildiği Çanakkale Savaşları'ndan geriye, batık gemiler, toplar, siperler, kaleler, mezarlar ve savaşla ilgili yüzlerce malzeme kalırken, BM Milli Parklar ve Koruma Alanları listesinde olan yarımadadaki muharebe alanları, mezarlar, anıtlar ve savaşla ilgili kalıntılar, ''Tarihi sit alanı'' ve ''Kültürel varlık'' olarak tescil edildi.

    MİLLİ PARKIN PLANLAMA SÜRECİ

    Planın hazırlanmasına esas olarak 1994 yılında, ''Uluslararası Fikir ve Tasarım'' yarışması düzenlendi. 79'u yabancı 120 projenin katıldığı yarışmayı, Norveç'ten katılan ekibin projesi kazandı. Planı hazırlanma süreci, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin 1998 tarihli yazısıyla 1999'da ODTÜ ile Çevre ve Orman Bakanlığı arasında imzalanan protokolle başladı. Bu süreç, 23 Aralık 2003'te tamamlanarak, ''Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı'' olarak uygulanmaya konuldu.

    Proje kapsamında, tarihi yarımadadaki gerçek şehitlikler düzenlendi, temsili şehitlikler yapıldı, Çanakkale Şehitler Abidesi güçlendirildi, otopark ve ulaşım sorunu çözüldü, muharebe alanları, Türk anıtları, kaleler, tabyalar, siperler aslına uygun restore edildi.

    18 MART EĞİTİM GEZİLERİ

    Bu arada, TÜRSAB ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokolle, 81 ilden öğrencilerin katılımıyla ''18 Mart eğitim gezileri'' başladı.

    Son 5 yılda 31 bin 800 öğrencinin katıldığı eğitim gezileri kapsamında, öğrenciler rehberler eşliğinde savaş alanlarını ziyaret ederek, Çanakkale Savaşları'nı yerinde görerek öğrenme fırsatı bulmuş oldu.

    Öte yandan, Çanakkale Savaşları'nın Türk ve dünya tarihindeki önemine ilişkin bilincin yaygınlaşmasıyla, ülkenin dört bir yanından ziyaretçiler bölgeye akın etmeye başladı. Yapılan yatırımlarla, cazibe merkezi haline gelen tarihi yarımada, aynı zamanda ''Tarihi görerek öğrenmek'' kavramının geliştiği bir yer halini aldı.

    DÜNÜN DÜŞMANI, BUGÜNÜN DOSTU

    Tarihe, ''Çanakkale Destanı'' olarak geçen Çanakkale Savaşları, en kanlı çarpışmalara sahne olsa da ülkeler arasında atılan barış tohumları, yıllar sonra dostluk duygularını yeşertti.

    Her karış toprağında savaşan ülkelerin izlerini taşıyan tarihi yarımada, 18 Mart ile 24-25 Nisan tarihlerinde, ''Dünün düşmanı bugünün dostu'' ülkelerin buluşmasına ev sahipliği yapıyor.

    Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, savaşa katılan yabancı ülkelerin askerlerini de kucaklayan sözleri, bu dostluğun pekişmesine öncülük etti.

    Atatürk'ün, 1934 yılında yazıp, o zamanki İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'ya verdiği ve Gelibolu ziyaretinde okuyarak tüm dünyaya duyurmasını istediği sözler, savaşan tüm ülkelere dostluğun önemini hatırlattı.

    Atatürk'ün, Gelibolu'da ölenler için yazdığı şu sözler, savaşan ülkelerde adeta anıtlaştı: ''Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar... Burada bir dost ülkenin toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar. Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.''




    GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ MİLLİ PARK GEZİ GÜZERGAHI
    4 Saatlik Gezi Güzergahı

    Kilitbahir Kalesi
    Seyit Onbaşı Anıtı ve Mecidiye Tabyaları
    Çanakkale Şehitler Abidesi
    57 Alay Şehitliği
    Conkbayırı, Atatürk Anıtı ve Siperle
    8 Saatlik( Bir Günlük ) Gezi Güzergahı

    Kilitbahir Köyü ve Kalesi
    Seyit Onbaşı Anıtı ve Mecidiye Tabyaları
    Şahindere Şehitliği
    Alçıtepe Köyü Sargıyeri Şehitliği
    Çanakkale Şehitler Abidesi
    Yahya Çavuş Anıtı ve Şehitliği
    Kabatepe
    Anzak Koyu
    57 Alay Şehitliği
    Conkbayırı, Atatürk Anıtı ve Siperle
    2 Günlük Gezi Güzergahı

    Kilitbahir Köyü ve Kalesi
    Seyit Onbaşı Anıtı ve Mecidiye Tabyaları
    Soğanlıdere Şehitliği
    Şahindere Şehitliği
    Alçıtepe Köyü Bakı Terası
    Kaymakam Yarbay Hasan Bey Şehitliği
    Çanakkale Şehitler Abidesi
    Seddülbahir Köyü
    Yahya Çavuş Anıtı ve Şehitliği
    Sargıyeri ve Hastane Şehitliği
    Kabatepe Tanıtma Merkezi ve Müzesi
    Anzak Koyu
    Mehmetçiğe Saygı Anıtı
    Kanlı Sırt Anıtı ve Kitabesi
    57 Alay Şehitliği
    Mehmet Çavuş Anıtı
    Conkbayırı, Atatürk Anıtı, Siperler ve Kitabeler




    GEZİLER
    GELİBOLU
    Çanakkale'nin ilçelerinden Gelibolu, Boğazın Avrupa yakasındaki en geniş ilçesidir ve Asya tarafındaki Lapseki'ye (Lampsakos) düzenli feribot seferleri vardır. Turistlerin rağbet ettiği restoranlara taze balık temin eden balıkçı tekneleriyle tipik bir limandır. Altın renkli kumsallar, çok uzakta değildir.
    15 km. kuzeyde, Bolayır'da Türk halkı için önemli 2 mezar bulunmaktadır. Bir tanesi Gelibolu Yarımadası'nın fatihi Gazi Süleyman Paşa'ya, diğeri ise ünlü Türk Şairi Namık Kemal'e aittir.
    BİGA YARIMADASI- BATI SAHİLİ
    Bu bölgede bulunan 2 antik şehir arkeoloji ve tarih severlerin ilgisini çekmektedir. M.Ö. 6. yüzyılda Neandria, bugün Çığrı Dağı olarak bilinen tepenin üzerine inşa edilmiştir.
    Alexandria-Troas Limanı ise denizden 13 km uzaklıkta M.Ö.3. yüzyılda yapılmıştır. Halk, Neandria'yı bu yeni liman kenti için terketmiştir. Aziz Paul, burayı 2 kez ziyaret etmiş, 3. misyoner gezisinde ise buraya uğrayarak Assos'a geçmiştir.
    Kestanbol Kaplıcaları Çanakkale'ye 55 km. uzaklıkta Alexandria-Toas yakınındadır. Kaplıca suyu romatizma, cilt hastalıkları, kalp ve sinir hastalıkları, metabolizma dengesizlikleri ve kemik rahatsızlıklarının tedavisine iyi gelmesiyle ünlüdür. Keşfedilmemiş altın rengi kumsallar, Çanakkale'ye 60 km. uzaklıktaki Odunluk İskelesi'nin kuzey ve güneyinde uzanırlar. Yük Yeri İskelesi'nden Bozcaada'ya feribot seferleri yapılmaktadır.
    BOZCAADA
    Adaya yaklaşırken ilk dikkati çeken bir Venedik kalesidir. Hemen sonra, mesire yerinde sıralanan restoranlar, kafeler ve güneşte parlayan temiz beyaz evler dikkati çekmektedir. Ada etrafında gezinti yaparken, çok sayıda bağ ve şarap mahzenleri görür, adada lezzetli ve çeşitli şarapları tatma imkanları bulabilirsiniz.
    Ayazma, Poyraz ve İğdelik'te güneşin ve denizin tadını çıkarabileceğiniz birbirinden güzel kumsallar bulunmaktadır.
    GÖKÇEADA
    Bu ada, en geniş Türk adasıdır. Kıyısı, koylarıyla girintili çıkıntılı, tepeleri ise beyaza boyalı evlerle çam yeşiline ve zeytin ağaçlarına kontrast yaratmaktadır. Kabatepe ve Çanakkale arasında düzenli feribot seferleri vardır. Ağustos ayında renkli yerel etkinlikler düzenlenir. Ada etrafında kutsal çeşmeler ve manastırlar bulunmaktadır.
    BİGA VE KARABİGA (PRİAPOS)
    Biga, adını tüm yarımadadan ve Perslilerin Granikos Savaşında Büyük İskender tarafından M.Ö. 334 yılında bozguna uğratıldığı aynı isimli nehirden alır. Biga, bu nedenle tarihi bir bölgenin ortasındadır. Birçok parkın olduğu ve geleneksel tarzdaki evlerin görülebileceği bir ilçedir. Karabiga, Kemer, Şahmelek'de en yakın ve en güzel kumsallar, uygun fiyatlı konaklama yerleri bulunmaktadır. Karabiga, Antik Çağda Priapos olarak bilinirdi. Günümüzde ise Karabiga sevimli ve huzur vaad eden bir balıkçı limanıdır.


    ÇANAKKALE'NİN TURİZMİNE ÇİFTE AT DESTEĞİ...
    ÇANAKKALE'DE TROİA ANTİK KENTİNDE YERALAN TAHTA ATIN ARDINDAN, TROY FİLMİNDE KULLANILAN İKİNCİ ATIN DA WARNER BROS ŞİRKETİ İLE YAPILAN ANLAŞMA SONUCU İL MERKEZİNE GETİRİLEREK KORDON BOYUNDA SERGİLENMEYE BAŞLAMASI TURİZMİ CANLANDIRDI...

    [​IMG]



    TRUVA
    Homeros, İlyada Destanı ile günümüz Çanakkale'sinden 32 km uzaklıkta olan Truva'yı ölümsüzleştirmiştir. Truva Kralı Priamos'un oğlu Paris, Afrodit'in kendisine vaad ettiği Helena'yı almak ister. Afrodit'in tavsiyesi üzerine gemiye binip, Amyklai'ye gelir. Burada Menelaos'un Sarayına kabul edilir. Fakat Menelaos'un sarayda olmaması üzerine, Helena kocasının yerine konukları karşılar. Bu ilk görüşmede Helena Paris'e aşık olur ve kendi rızası ile Paris'in yanında yer alarak Truva'ya kaçar. Karısının zorla kaçırıldığını düşünen Menelaos ve ordusu, Helena'yı tekrar geri alma uğruna 10 yıl boyunca Truvalılar'la savaşırlar. Sonuç elde edilememesi üzerine Truva Kalesini ancak bir savaş hilesi ile alabileceklerini düşünür ve savaşı artık bırakıp, evlerine dönecekleri izlenimi yaratırlar. Bunun üzerine Spartalılar, büyük bir "Tahta At" yaparak, Truvalılara hediye olarak sunarlar. Zafer sarhoşu Truvalılar hediyeyi kabul ederek kutlamalara başlarlar. Gece herkes uyuduğunda, tahta ata gizlenen Spartalı askerler atın içinden çıkarak, kaleyi ele geçirirler.
    Truva tarihi alanında kazılar 9 şehri, çeşitli şehir duvarı kalıntılarını, tipik ev temellerini, bir tapınak ve tiyatroyu ortaya çıkarmıştır. Sembolik ahşap Truva Atı bu efsanevi savaşı hatırlatır.
    BİGA YARIMADASI-GÜNEY SAHİLİ
    BEHRAMKALE (ASSOS)
    Behramkale, Çanakkale'nin 87 km güneyindeki Ayvacık ilçesinde bulunan ünlü bir antik öğreti merkezidir.
    Plato'nun en meşhur öğrencilerinden bir olan Aristotales, Behramkale'ye davet edilmiş, 3 yıl orada yaşamış ve öğretmenlik yapmıştır. Hermeia'nın yeğeni ile evlenmiş, bir felsefe okulu kurmuş, zooloji, biyoloji ve botanik konularında yapmış olduğu ilk çalışmalarıyla yol göstermiştir.
    Assos Akropolü, deniz seviyesinden 238 m. yüksekliktedir ve Athena Tapınağı M.Ö. 6. yüzyılda burada inşa edilmiştir. Dor tarzıyla yapılmış bu tapınak daha sonra Biga Yarımadası'nın ve Edremit Körfezi'nin muhafızlığını yapma rolüyle yeniden restore edilmiştir. Tapınak kalıntıları arasından sızan ay ışığını görmek için orada bulunmalı yada erken kalkıp Akropol üzerinden şafağın doğuşunu, tepeden Edremit Körfezinin muhteşem manzarasını görmelisiniz. Böylece neden bu cennet gibi bölgenin seçildiğini takdir edeceksiniz. Denize doğru inildikçe, agoralar, gymnasium ve tiyatro binası bulunmaktadır.
    Akropolün kuzey köşesinden, Osmanlı Sultanı I. Murat'ın 14. yüzyılda yaptırdığı cami, köprü ve kaleyi görebilirsiniz. Aşağıda ufak ve sevimli bir liman vardır. Assos, Türk sanat cemiyetinin merkezi olma ününü bu yaşam dolu, samimi ve bohem tarzı atmosferiyle kazanmıştır.

    Behramkale'nin 25 km batısındaki Gülpınar köyünde, M.Ö. 2. yüzyıla ait Apollon Smintheus Tapınağının ortaya çıkarıldığı antik şehir Chryse bulunmaktadır. Gülpınar'ın 15 km batısında, bir sahil yolu üzerinde Babakale yer alır.
    Behramkale'nin 22 km doğusunda Kadırga ve Eden Kumsalını Küçükkuyu'ya doğru geçersek, zeytin ağacı korularını, kumsalları ve güzel manzaraları geride bırakırsınız. "Türkiye'nin ilk bisiklet rotası Truva Küçükkuyu arasındaki az kullanılan arka yollardır". Hoş yazların, yumuşak kışların yaşandığı huzur dolu bu sayfiye yeri, herhangi bir zamanı sizin için şahane bir "bisiklet tatili" haline getirebilir.
    Küçükkuyu'dan Kaz Dağının (İda Dağı, 1774 m) gölgesindeki Zeus'un Altlarını görmek için anayoldan çıkmak gerekir.
    Burada, aynı zamanda muhteşem manzaraları, dinlendirici yeşil alanları ve birçok kaplıcasıyla Kaz Dağı Milli Parkı da bulunmaktadır.
    Mitolojiye dönecek olursak, Afrodit, Hera ve Athena arasındaki Dünyanın ilk güzellik yarışmasının burada yapıldığını görürüz. Hikayeye göre Tanrılar, Thetis ile Peleus'un düğünü için toplandıklarında, düğüne davet edilmeyen Eris (Nifak), Athena, Hera ve Afrodit'in bulunduğu yere altın bir elma atar. Elmanın üzerinde " en güzeline" yazılıdır. Üç tanrıça arasında " en güzel benim" tartışması başlar. Zeus, en güzelin seçilmesinde hakem olarak İda Dağı'nda bulunan Paris'in görevlendirilmesini buyurur. Tanrıçalar, Paris'in önünde güzellikleriyle övünüp, ona armağanlar vaad ederler. Hera, Paris'e kendisini seçmesi durumunda evrenin krallığını; Athena savaşta yenilmezliği; Afrodit ise kadınların en güzeli Helena'nın aşkını vaad etmektedir. Bunun üzerine Paris, üç tanrıçadan en güzelinin Afrodit olduğuna karar verir ve altın elmayı ona verir.
    Kaz Dağı Milli Parkına doğru kuzey girişindeki Bayramiç ve Evciler günlük kamp yapılabilecek alanlardır.
    Çanakkale'ye 60 km uzaklıktaki Bayramiç'te Etnografik Müzesi olan 18. yüzyıldan kalma mimarisi oldukça etkileyici Hadımoğulları Konağı (Osmanlı evi) bulunmaktadır.
    ÇAN
    Çan seramikleriyle meşhurdur. Buradaki kükürt kaplıcalarının, çeşitli karaciğer, bağırsak ve idrar yolları rahatsızlıklarının tedavisine faydalı olduğu söylenmektedir. Külcüler ve Kirazlıda 2 farklı sıcak su kaplıcası daha bulunmaktadır.
    NASIL GİDİLİR
    İstanbul Atatürk Uluslar arası Havaalanına uçakla, oradan otobüsle Çanakkale'ye gidilebilir. Çanakkale'de özel uçakların inebileceği pist bulunmaktadır.
    Çeşitli illerden şehirlerarası otobüslerle karayolundan gidilebilir.
    Özel ve kiralanmış yatlarla Çanakkale Marinasına gelinebilir.
    İKLİM
    Kışlar yumuşak, rüzgarlı ve yağmurlu, yazlar ise sıcak rüzgarlı geçer.

     
  2. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    MÜZELER Bünyesinde Çanakkale Savaşlarının yaşandığı Gelibolu Yarımadası ile çok sayıda antik kenti barındıran Çanakkale, müzeleriyle ön plana çıkıyor.

    Çanakkale Arkeoloji Müzesinde Troia, Assos, Apollon, Smintheion, Tenedos, Alexandreia, Troas Ören yerleri ile Dardanos Tümülüsü kazılarından ele geçen arkeolojik eserler teşhir ediliyor.

    Bunlar arasında mermer heykeller, mezar stelleri, mimari parçalar, bronz ve pişmiş toprak, çanak-çömlekler, kandiller, heykelcikler, taş ve kemik aletler, cam süs eşyaları, koku kapları ve altın takılar yer alıyor. Ayrıca müzedeki önemli sayılan eserler arasında, boyalı lahitlerden ''Polyksena Lahiti'' ile Pers dönemine ait lahit sergileniyor.

    Müze bünyesinde, 11 bin 905 arkeolojik, 20 bin 747 sikke ve 3 bin 42 etnografik eser bulunuyor.

    -DENİZ MÜZESİ-

    Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Çanakkale Boğaz Komutanlığı'na bağlı Deniz Müzesi, Anıtkabir Müzesi gibi birinci sınıf askeri müze statüsüne sahip ve halka açık. İl merkezinde, 1982 yılında kurulan müzenin bahçesinde geniş bir park, Çimenlik Kalesi, Nusret Mayın Gemisi'nin maketi, resim ve fotoğraf galerisi ile kütüphane bulunuyor.

    Çimenlik Kalesi'nde yer alan müzenin açık ve kapalı mekanlarında Çanakkale Savaşları'nda kullanılan pek çok silah ve askeri obje sergileniyor.

    Müzede sergilenen eserler arasında 1982 yılında yapılan Nusret Mayın Gemisi'nin maketi öne çıkıyor. Maket, Çanakkale Deniz Savaşları'na katılan Nusret Mayın Gemisi'nin birebir kopyası. Maket gemi, 42 metre boyunda, 7.5 metre genişliğinde ve Çimenlik Kalesi'nin sahil şeridinde bulunuyor.

    Arka tarafında bulunan raylar üzerinde 18 Mart 1915'te kullanılan mayınlar bulunmakta. Geminin iç kısmında ise Çanakkale Zaferi ile ilgili eski gazete kupürleri, Nusret Mayın Gemisi'ne ait seyir cihazları, Mayın Grup Komutanı Binbaşı Nazmi Akpınar'a ayrılmış şeref köşesi ve Gemi Komutanı Yüzbaşı Hakkı'nın üniforması yer alıyor. Alt güvertede ise 1914-1915 Çanakkale Deniz Savaşları kronolojik olarak anlatılıyor. Nusret Mayın Gemisi'nin savaştaki rolü, beş dakika süreli dijital animasyon gösterisiyle sunuluyor.

    Deniz Müzesinin bölümlerinden biri olan resim ve fotoğraf galerisinin birinci katında, Çanakkale Savaşları'na ait objeler, resim ve panolar sergileniyor. Galerinin ikinci katında 4. dönem asker ressamlarından Mehmet Ali Laga'ya ait 97 kara kalem ve sulu boya tablo yer alıyor.

    Müze bahçesinde ise çeşitli **** tüfek, namlı, taşıma arabaları, torpido ve mayınlar teşhir ediliyor.

    -KABATEPE MÜZESİ-

    Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içinde, Kilye Bilgilendirme Merkezinin yaklaşık 10 kilometre ilerisinde Kabatepe Limanı yolunda bulunan Kabatepe Müzesinde, Çanakkale Savaşları'ndan harp sahalarında bulunan silah ve mermi gibi çeşitli savaş malzemeleri, üniformalar ve savaş fotoğrafları sergileniyor.

    712 eserin bulunduğu müze, her yıl yaklaşık 70-80 bin yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor.



    ÜZÜM, ŞARAP VE TARİHİYLE BOZCAADA...
    Her sene imkan buldukça görmediğim yere gitme ve orasını görüp keşfetmek üzere tatil planları yaparım. Geçen tatilde de arkadaşımla nereye gidelim diye düşünürken birden aklımıza Bozcaada geldi. Aslında önceleri tereddütlerimiz vardı. "Acaba gitmesek mi?", "Gittiğimize değecek bir yer mi?", "Ya sıkılırsak?" gibi düşünceler almıştı. Fakat Bozcaada'ya ulaştığımızda bu tereddütlerimizin ne kadar yersiz ve gereksiz olduğunu anladık. Sonra da bu zamana kadar buraya neden gelmedik diye söylendik durduk.

    Huzurlu, güvenli ve ekonomik bir yer...

    Koylarda serinlemek, plajlarda oturup güneşlenmek, karadan özel araçla, bisikletle ya da yürüyerek doğanın tadını çıkarmak, bir tekne kiralayıp dilediğiniz yere demir atmak, oltayla balık tutmak, dalmak... Bunlar, Ege'nin ortasında tertemiz bir denizde gün boyu yüzmenin yanısıra, yapabileceklerinizden sadece birkaçı... Eğer sizde bunları yaşamak istiyorsanız rotanızı Bozcaada'ya çevirin...

    Farklı lezzetler

    Bozcaada'da dalmaya uygun, görüş mesafesi fazla, doğa manzarası güzel bölgeler var. Bunlardan en keyiflisi balıkçılarla birlikte dalıp bu temiz sularda yaşayan deniz kestanelerinin üzerinde küçük taşlar bulunanlarını çıkarmak ve içindeki havyarı hemen oracıkta yemek. Bu ağızda eriyip giden havyarın besleyici değeri oldukça yüksek. Birbaşka besin ise; fuska. Yumurta sarısı rengindeki fuskalar, taşlık bölgelerde bulunuyor ve guatr hastaları için iyot tedavisinde kullanılıyor.

    Üzüm ve şarabın en tatlı mekanı

    Temmuz ayı ortalarında tatlı bir esinti başlıyor Bozcaada'da. İnsanı bunaltmayan, yakmayan rüzgar, sabah 10:00'da başlayıp 17:00 'ye kadar sürüyor. Ada genelde kurak. Ama Dünyaca ünlü üzümler bu nemli rüzgarla beslenip lezzetini buluyor. Bozcaada'da bağcılık, adının tarihi kadar eski. Evliya Çelebi ünlü seyehatnamesinde Bozcaada'dan söz ederken; Dünyanın en güzel çavuş üzümlerinin yetiştiği yer olarak tanımlıyor.

    Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar döneminde kullanılan kale; "Bozcaada Kalesi"

    Adanın kuzey burnu üstünde kurulmuş olan kalenin, kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar döneminde kullanılan kale, Çanakkale Boğazı'nın önemi nedeniyle Fatih Sultan Mehmet tarafından onarıldığını öğrendik. Surlarla çevrili bölümlerde su sarnıcı, cephanelik, revir, karargah, kuyu, çeşme, camii, atölye ve kışla binası bulunuyor. Kale, görkemli görünüşüyle dışardan olduğu kadar içerden de etkileyici bir yer.

    Bozcaada görmeniz gereken bir yer olduğunu vurgularım. Herkese iyi dinlenceler

    SAROZ KÖRFEZİ’NDE GÜN BATIMI,
    ASSOS'DA MUTEŞEM TAŞLI PLAJ VE BERRAK DENİZ...

    Deniz, güneş, hava, doğal yaşam... Tek kelime ile görülmeye değer. Fiyatlar çok hesaplı. Eceabat'taki Aqua Otel'de kaldık. Misafirperverlik mükemmeldi. Tatilini buralarda gezerek geçireceklere Eceabat'ta kalmalarını tavsiye edeceğim. (tam ortada olduğu için) Ailem ve ben tatilimizi bir tatil köyünde veya çok lüx bir otelde geçirmekten yana değiliz. O yüzden bu sene aracımızla Eceabat'a geldik ve orada her gün bir yerleri gezdik. (Gelibolu –Saroz – Çanakkale – Assos – Kilitbahir – Gökçeada - Bozcaada) Unutamadıklarımız ; Eceabat’ın hemen arka kıyısı olan Saroz Körfezi’nde gün batımı, orman kampı, denizin akvaryum gibi olması... Gittiğimiz her yerde, Ağustos ayı olmasına rahmen terlemiyor olmamız; rahat bir tatil geçirmemizi sağladı.

    Bozcaada Ayazma plajı, uçsuz bucaksız berrak deniz süperdi. Yumuşak Bozcaada üzümlerinden yapılan şarapların lezzeti harikaydı. Gökçeada'da türk kahvesi keyfi ve kremitte helva, Assos'da muteşem taşlı plaj ve berrak deniz, Kilitbahir kalesi ve tarihi atmosfer, Sebdülbahir gezisi, Çanakkale şehitliğinin görkemli ve tüyleri diken diken eden atmosferi, Çanakkale'de Boğaz manzaralı balık ziyafetleri ve sonrasında peynir helvası... Kelimelere sığmayacak derecede keyfli ve güzeldi.

    GERÇEKTEN ANLAMAK İÇİN; GÖRMEK, HİSSETMEK GEREK...

    Çanakkale Zaferi'ni yaşatan cephedeki Mehmetçik'e en büyük yardımı, cephe gerisinde onlara yardım, erzak ve ihtiyaçlarını ulaştırmak için çalışan kadınlar, çocuklar ve yaşlılar vermişlerdi. Bir avuç bulgurla koskoca bir kış geçiren analar vardı. Bende onlardan birinin torunuyum. Sizlere bu yıl gezdiğim muhteşem bir yer olan Çanakkale abidelerini anlatacağım...

    Yıllarca onun savaş anılarını kucağına oturarak dinlerdim. Onun sayesinde her 18 Mart’ta düzenlenen yarışmalarda O'nun ağzından dinlediğim savaş anılarını yazarak ödüller ve iyi notlar alırdım.

    Babaannem yıllardır oraları gezmenin özlemini yaşıyordu ama bacağı sakat olduğundan yürüyemiyordu. Ben ne yapıp edip babaannemi oraya götürmeyi kafama koymuştum ve bu isteğimi kendisine söyledim o da kabul etti ve yola çıktık. Gelibolu'dan Eceabat istikametine doğru yol alıyorduk. Yaşlı gözlerinde inanılmaz bir heyecan vardı ve O'nun heyecanı beni de heyecanlandırıyordu.

    İlk durağımız Kabatepe müzesi oldu. Onun koluna girerek O'na müzeyi gezdirdim. Mehmetçiklerimizin annelerine yazdıkları mektupları ona tek tek okudum her satırında gözyaşları yanaklarından damlıyordu. Atamızın kanlı elbiselerini görünce bir an sendeledi. (Çünkü kendisi atamızı bizzat görmüş ve O'na börek yapmış.) Daha sonra savaşta tümü şehit olan 57. alay şehitliğine doğru yola çıktık.

    "Şehit olmuş gençlerin yaşını görünce tüylerim ürperdi"
    Aman Allahım! O ne manzaraydı. Mezarların arasında gezerken üzerlerinde yaşları yazılı askerleri görünce iliklerime kadar ürperdim. Yurdun dört bir tarafından 18-19 yaşlarında gencecik delikanlılar... Sonra yakın zamanda bulunan bir Türk askeri ve İngiliz askerinin birbirine sarılmış halde bulunan mezarlığı gerçekten savaşın ne kadar çetin geçtiğinin bir kanıtıydı. Tüyler ürperten savaşın geride bıraktıkları gerçekten çok ürkütücüydü. Büyük abideye doğru yola çıktık ve büyük abidenin altında bulunan müzeyi ziyaret ettik. Bu müzedekiler gerçekten inanılmazdı. Bir ağaç kavuğunda yüzlerce mermi birbiri üzerine saplanıp kalmıştı. Bir askerimizin kafatasına isabet eden bir kurşun ve daha bir sürü savaş hatırasını görmek insanın yüreğini dağlıyordu.

    Bombasırt mevkiine geldik. Burada Atamızın saatinden vurulduğu yer ve Mehmetçiklerimizin siperleri vardı. Kilometrelerce uzunlukta bir uçurum ve hatırladığım bir yazı hemen aklıma geldi: ’’Askerlerimizin mermisi kalmayınca süngü ile savaşa devam etmeye başlamışlar ve bu uçurumdan bir asker diğerinin üzerine düşercesine ölüme atlıyormuş’’. O manzarayı gözümde canlandırmaya başladım.

    "Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.’’
    Her attığınız adımda toprak altında bir şehit olduğunu düşünmek insanı çok üzüyor. Savaşın bir diğer kahramanı olan Seyyid Çavuşun anısına yapılan heykelin önünde durduk. O ne güçtür ki 250 kiloluk bir mermiyi tek başına kaldırıp savaşın kaderini değiştiriyor. Gerçekten insanın aklı mantığı almıyor ama biz de zor durumda kalsak eminim vatanımız için elimizden geleni yaparız. Arıburnu, Seddilbahir, Kemalyeri gibi savaşın yaşandığı diğer yerleri de gezerek gözlerimizde yaş ,dilimizde fatiha ve içimizdeki vatan sevgisiyle birlikte evimize döndük.

    Bunlar benim sadece hatırladığım birkaç ayrıntı, umarım hepiniz Çanakkale Şehitliği'ne giderek tek tek gezersiniz. Gerçekten hislerimi bu yazı kadar sade bir şekilde anlatamadığımı göreceksiniz. Gezip gördüğüm ve ders aldığıma inandığım en güzel gezilerden biriydi. Satırlarıma Necmettin Halil Onan ‘ın yazdığı dizelerle son vermek istiyorum. ‘’Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.’’


    GÜZEL YARIMADA'NIN TARİHİ MEKANLARI, DUMLUPINAR HİKAYESİ...

    Geçen yıl arkadaşımın yanına, Çanakkale’nin güzel ilçesi Gelibolu’ya yaptığım gezimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Marmara’nın kıyısında bulunan bu güzel ilçe, tarihi ve doğal güzellikleriyle beni çok etkiledi. İlçeye vardığımız ilk gün arkadaşımla çarşıyı gezdik, biraz alışveriş yaptık. Gelibolu’nun meşhur peynir helvasından yedik. (Peynir ve şekerden yapılan çok lezzetli peynir helvasından mutlaka yemelisiniz) Daha sonra sahil turu atmak için limana indik. Limanda sadece “kale burcu” kalan kalenin içindeki müzeyi ziyaret ettik. Kalenin girişinde, içinde bir sürü para olan dilek havuzu vardı. Biz de dilek dilemeden olmaz dedik.

    Daha sonra meşhur roma dondurmasından alarak ‘fener mevkii’ denen sahil yoluna arkadaşımla sohbet ederek ilerledik. Manzara o kadar güzeldi ki, sahildeki kayalara vuran dalgalar üzerimize kadar geliyordu. Kayaların üzerinde balık tutan insanlar vardı, martılarda onların etrafında süzülüp duruyorlardı.

    Fener mevkiinin hemen altında “çilehane” denen bir oyuğun yanına geldik. Yazıcızade Mehmet Efendi ünlü Muhammediye isimli eserini yedi yıl burada inzivaya çekilerek yazmış. Şu anda ise bu oyukta; bir seccade ve abdest almak için ibrik bulunuyor. Daha sonra arkadaşımın okul günlerimizde anlattığı “Bayraklı Baba”nın bulunduğu yere geldik. Yukarıdan sadece ağaçlar ve ağaçların arasından süzülen bir sürü bayrak dikkat çekiyordu. O ne muhteşem manzara! Binlerce küçük - büyük bir sürü ‘canım ülkemin bayrağı’ mezarın etrafını sarmış durumda! Ev sahibi olmak isteyenler, evlenmek isteyenler, okulunu bitirmek isteyenler ya da akla gelebilecek her şey için dilek yeri “Bayraklı Baba türbesiymiş”. Yöre halkı, dileği için Bayraklı Baba'ya sık sık geliyormuş. Hatta Gelibolu dışındakiler, tanıdıkları vasıtasıyla bayrak yollayarak dileklerini dilerlermiş. Bayraklı Baba olayı, Beyazıt zamanında Emir Süleyman’ın bayraktarı olan Karacabey'in, düşman kuşatması sırasında sancağın düşmana geçmemesi için, kılıcıyla sancağı lime lime parçalayarak yutması ve daha sonra Osmanlıların muharebeyi kazanmasının ardından bu olayı komutanına ve arkadaşlarına anlatmasıyla başlar. Fakat arkadaşları koskocaman sancağın yutulamayacağını ima ederler, Karacabey de belindeki palasıyla kendi karnını yarar, yuttuğu sancak lime lime etrafa saçılır ve ölürken "Vatan sağ olsun, benim mezarımdan hiç bir zaman Türk Bayrağı’nı eksik etmeyin, sonsuza dek mezarımda dalgalansın." der. Kendisine o gün bu gündür, Bayraklı Baba denir. Bu olayı dinleyince insanın gözlerinden yaşlar geliyor.

    Biz de duamızı ettikten sonra fener mevkiinin en yüksek noktasına “Namazgâh” denilen eserin yanına geldik. Gördüğüm en ilginç eserlerden biriydi. Namazgâh, 1407 yılında İskender Bey tarafından, sefere çıkan deniz tüfekçi erleri için yaptırılmış. Azaplar'ın, sefere çıkacakları zaman burada toplu halde namaz kıldıkları varsayılmaktaymış. Buradan boğazı seyretmek gerçekten harikaydı. Ayrıca Sadrazam Kalafat Mehmet Paşa’nın mezarını da ziyaret ettik. Yolun devamında Hallac-ı Mansur türbesi ve 1854 yılında Kırım Savası’nda ölen Fransız askerleri için yapılmış olan Fransız mezarlığını da ziyaret ettik. Fransız mezarlığının hemen altında ilk Osmanlı donanmasını meydana getirmiş olan Saruca Paşa türbesini de gezdik.

    Daha sonra aşağıya inip söğüt gölgelerinin altındaki çay bahçesinde çay molası verdik. Molamızın bitiminde denizin hemen kenarında batmakta olan bir denizaltı yani Dumlupınar’ı sembolize eden parkın yanına geldik. Dumlupınar denizaltısı, 3 Nisan 1953 yılında Nato tatbikatından dönerken, Çanakkale Boğazı'nda Nara ile Bigalı arasında kalan bölgede, gece saat 02:00 sıralarında, İsveç bandıralı Nabolant isimli şileple çarpışmış. Kazanın ardından mürettebattan 5 kişi, bölgede bulunan gümrük botuyla kurtarılmış. Yara alan denizaltı kısa sürede sulara gömülmüş. Dumlupınar denizaltısının çarpıştığı haberinin alınmasının ardından bölgeye intikal eden yetkililer, sabaha karşı 06:40 sıralarında denizaltının su sathına doğru olan kısmında bir telefon şamandırası görmüşler. Denizaltının kumandanı Albay Zeki Adanır, bu telefon aracılığıyla mürettebatıyla bağlantı kurmayı başarmış. Denizaltının kıç torpido dairesinde bulunan Selami Çavuş, bulunduğu yerde kendisiyle birlikte 22 kişinin hayatta olduğunu belirterek oksijenin gittikçe azaldığını söylemiş. Çavuş, oksijenin azaldığı dakikalarda içeride bulunan diğer Mehmetçiklerin dua ve ezan okuduklarını ifade etmiş. Saat 13:30'u gösterdiği sırada, denizaltıda bulunanlarla son kez telefon irtibatı sağlayan yetkililer, Selami Çavuş'un “Ailelerimize selam söylüyoruz vatan sağ olsun" sözlerinden sonra denizaltıyla bir daha irtibat kuramamış.

    Hava kararmaya başlamıştı bile. Bir güne sığdırdığım ama kalbimde daha büyük bir yer eden bu ilçeyi kolay kolay unutamam doğrusu. Aklımda, Dumlupınar ve o kazada şehit olan 81 denizci için yazılmış bir dörtlük vardı : "Kırmızıya gönüllü maviye aşıktılar, dalıp suyun dibine, gökyüzüne çıktılar".


    Çanakkale’de değerleri tanıma seferberliği
    Ferai TINÇ - HÜRRİYET - 29.08.2008
    HIZLI dönüşüm programlarının, ormanlara odun, boğazlara su yolu, sahillere altın yumurtlayan tavuk, dağlara paraya tedavül edilmesi gereken maden yatakları kavrayışıyla yaklaştığı bu günlerde, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi "Çanakkale İli Değerleri"ni ortaya çıkartmak için örnek bir projeyi hayata geçiriyor.

    Üniversite Rektörü Prof. Dr. Ali Akdemir ile Çanakkale Valisi Orhan Kırlı’nın omuz omuza vererek gerçekleştirdikleri, Çanakkale Sanayi ve İş Adamları Derneği, Ticaret ve Sanayi Odası’nın desteklediği, belediyelerin de katıldığı bu mini seferberlik çerçevesinde Ege’nin en güzel en değerli toprakları arasında bulunan Bozcaada, Gökçeada, Eceabat, Gelibolu, Lapseki, Biga, Çan, Yenice, Bayramiç, Ezine, Ayvacık, Küçükkuyu, İntepe’de 25-31 Ağustos tarihleri arasında sempozyumlar düzenleniyor.

    Ben Çanakkale ve Bozcaada’daki sempozyumlara katıldım ve bugüne kadar hiç bilmediğim öyle şeyler duydum ki, çok nadide mücevherlerin bulunduğu bir sandığı emanet almış gibi hissettim.

    * * *

    BİRÇOK kez, kum çekildiğine tanık olduğum kumsalların yerbilimsel açıdan dünya çapında çok özel ve sadece Bozcaada’ya has bir örnek oluşturduğunu, Ege denizindeki doğal olayların 100 bin yıllık geçmişine ışık tutacak örnekler sergilediğini öğrendim.

    Türkiye’de bir örneği sadece Niğde’de 1200 metre yükseklikte görülen bir pembe çiçeğe, yine Bozcaada kayalıklarında rastlandığını, tüm Çanakkale bölgesinde bir tek Sadrazam mezarı olduğunu, onun da Bozcaada’da bulunduğunu bu sempozyumda duydum.

    Çanakkale’deki Türkmen köylerinin, kökleri Şamanlıkta olan birçok geleneği sürdürdüklerini, Çanakkale seramiklerinin benzersizliğini, Ezine peynirinin, Bozcaada şaraplarının ve üç bin yıllık bağlarının, Ayvacık, Geyikli zeytinyağlarının, Çanakkale helvasının markalaşma serüvenini ortaya koyan tebliğler sunuldu.

    Hiç bilmediğimiz değerleri tanıdık bu sempozyumda.

    * * *

    TARİHÇİDEN arkeoloğa, turizmden gök bilimcisine kadar çok farklı disiplinlerden bilim adamlarının seferber olduğu bu çalışma sonucu, Çanakkale ve ilçelerinin değerlerini gösteren 14 kitap var artık.

    Çanakkale Üniversitesi’nin yayınladığı bu kitaplar, Çanakkale değerlerinin envanteri niteliğinde.

    On Sekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Akdemir, bu çalışmanın amacını açıklarken, "Çanakkale’nin tarihi, arkeolojik, tarımsal, ekolojik, mitolojik değerlerinin korunması Çanakkale’nin ekonomik gelişimini üzerine inşa edeceği ekonomik sektörlerle doğrudan ilgilidir" diyor "Soft sanayi sektörleri dışında ağır sanayı yatırımlarıyla kalkınma, değerlerin erozyonuna neden olabilir. Bu nedenle Çanakkale’nin bilinen, bilinmeyen değerlerinin ortaya çıkartılması ve bunların ekonomiyle ilişkilendirilmesi zorunluluktur."

    * * *

    REKTÖRÜN ortaya koyduğu anlayış, günümüzde çağdaş üniversitenin anlamını ortaya koyması açısından önemli. Üniversiteler bulundukları bölgelerde yaşamın içinde olmalı, değişim dinamiklerine bilimsel önderlik yapabilmeli.

    Çanakkale Valisi Orhan Kırlı, "Çanakkale İli Değerleri Sempozyumu sonucunda elde edilecek bilgi ve veriler, bilim adamları tarafından ortaya konan görüş ve önerilerin Çanakkale Çevre Düzeni Planı için önemli bir altlık oluşturacağını, önümüzdeki dönem yatırımlarına da yol göstereceğini" söyledi.

    Umarım öyle olur. Bozcaada’nın, değerleri korumaya kararlı genç kaymakamı İbrahim Çenet’in temenni ettiği gibi, "yatırım politikaları değerleri koruyacak ve geliştirecek biçimde belirlenir ve yerel yöneticiler, değerleri hiçe sayan yatırımcıların baskıları karşısında yalnız bırakılmazlar."
     
  3. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    DESTANSI SAVAŞLARIN EFSANE ŞEHRİ
    Truva ve Çanakkale savaşlarına sahne olan Çanakkale, tanrıların dağı İda, ünlü filozof Aristo'ya ev sahipliği yapan Assos, Akdeniz ikliminin yaşandığı Gökçeada ve Bozcaada ile tarih, doğa ve mitolojiyi keşfe çıkanlar için iyi bir seçenek oluşturuyor. Yerleşim tarihi Milattan Önce 3 binli yıllara dayanan Anadolu ile Avrupa, Akdeniz ile Karadeniz arasında köprü vazifesi gören Çanakkale, Truva ve Gelibolu'da en kanlı savaşlara sahne olmuş bir kent olarak günümüzde barış ve kardeşlikle anılıyor.
    EFSANELER KENTİ TRUVA
    Çanakkale'nin Tevfikiye Köyü yakınında 9 kültür katmanını barındıran Truva Antik Kenti, 10 yıl süren dillere destan bir savaşla efsaneleşti. ''Troy'' ismiyle vizyona giren filmin ardından Truva'yı ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısında büyük artış yaşanıyor. Truva Antik Kenti'ne gelenler, dünyada eşi olmayan bir tarih yolculuğuna çıkarak, Truva Atı'nı, 9 kat kent üstüne kent kurulan yerleri, büyük savaşların yaşandığı meydanları, yangınların kentleri yerle bir ettiği mekanları ziyaret edebiliyor. Truva'da kazılarla ortaya çıkarılmış basamaklarla inilen adak kuyusu, Athena Mabet yeri, II. Truva'nın meşhur rampalı kapısı, dini alan, kurban kesme yeri, Hellenistik devirden kalma sunak yeri, Roma hamam kalıntısı, taş köprü, sunak yeri, at nalı biçimli tiyatro, mermer kitabeler, sütunlar ve mimari parçalar dikkat çekiyor.
    EŞSİZ DOĞASIYLA İDA DAĞI
    Mitolojide Olimpos'ta yaşadıklarına inanılan tanrıların, Anadolu'da yer alan eşsiz güzellikteki mekanı İda Dağı (Kazdağı), doğayla baş başa kalmak isteyenler için bulunmaz bir imkan sağlıyor. Paris'in Afrodit'e ''altın elma''yı vermesiyle ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer olarak da bilinen İda Dağı, doğal kaynak suları, çeşitli ağaç türleri, bol oksijenli havası ve piknik yerleriyle kentin en güzel mesire yerlerinden biri konumunda bulunuyor.
    ARİSTO'NUN ŞEHRİ: ASSOS
    Çanakkale'deki en eski ve önemli yerleşim merkezlerinden biri olan Assos, Behramkale'de yalnızca tarihi kalıntılarıyla değil, eşsiz doğasıyla da ziyaretçileri büyülüyor. Kuzey Ege'ye bakan yerleşim alanları, zeytin ağaçları, balıkçı tekneleri, küçük pansiyonlarıyla küçük bir köy görünümünde olan Assos, kendine özgü mimari yapısı ve balık lokantalarıyla keyifli anlar vadediyor.
    İnsanı büyüleyen bu tarihi mekan, ünlü filozof Aristo'nun, akademik çalışmalarına da ev sahipliği yaptığı yer olarak biliniyor.
    ''ÇANAKKALE İÇİNDE AYNALI ÇARŞI''
    ''Çanakkale içinde aynalı çarşı/Ana ben gidiyorum düşmana karşı'' dizeleriyle başlayan şiir, büyük bir savaşı özetleyen türkü oldu dillerde. Şehir merkezinde ziyaretçilerin uğrak yeri olan Aynalı Çarşı, eskiyle yeninin uyumunu gözler önüne seriyor. Kordon boyunda yaz mevsiminde araç trafiğine kapatılan yolda kurulan çay bahçeleri, yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanları arasında yer alıyor. Çanakkale'ye adını veren seramikler, çömlekler, testi ve sürahiler kent merkezindeki turistik dükkanlarda satılıyor. Ziyaretçilerin ilgisini en çok minyatür Truva Atı çekiyor.
    GELİBOLU YARIMADASI
    Birinci Dünya Savaşı'nda oynadığı kritik rolle bugünkü dünya haritasının şekillenmesinde rol oynayan Gelibolu, Tarihi Milli Parkı ile çok sayıda ziyaretçiye kapılarını açıyor. 1994 yılındaki büyük orman yangınında zarar gören 4 bin hektar ormanlık alan yerine dikilen fidan ve çiçekler, bölgeyi adeta bir çiçek bahçesine dönüştürmüş durumda bulunuyor. Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Savaşları'nda hayatını kaybeden 500 bin gencin anısına dikilen anıtlar, şehitlik ve mezarlıklarla bir savaşı gözler önüne seriyor. Yarımadadaki savaş kalıntılarını görenler, savaşın acısını ve dehşetini hissederek, duygu dolu anlar geçiriyorlar.
    GÖKÇEADA VE BOZCAADA-
    Akdeniz iklimine sahip Çanakkale'nin iki ilçesi, Gökçeada ve Bozcaada, farklı medeniyetlere kucak açıyor. Eceabat İlçesi'ndeki Kabatepe Limanı'na feribotla yaklaşık 1.5 saat uzaklıktaki Gökçeada, eski Rum köylerindeki kiliseleriyle farklı dinleri bünyesinde birleştiriyor. Çamur banyosu, farklı türlerdeki deniz kuşları, rüzgar sörfüne imkan sağlayan deniziyle yörenin en ilgi çeken yerleri arasında bulunan Kefaloz plajı, deniz turizmine hizmet ediyor. Gökçeada'yı ziyaret edenler, Tepeköy'de yorgunluk atabiliyor ya da dibek kahvesiyle tanınan ''Madamın Kahvesi''nden içmek için Zeytinli Köyü'ne uğrayabiliyorlar.
    Altın renkli kumları, üzüm bağları ve tadına doyulmaz şaraplarıyla tanınan Bozcaada ise lezzetine doyulmaz balıklarıyla ziyaretçileri bekliyor.
     
Çanakkale doğal güzellikleri konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Evinizde doğal güzellik....

    Evinizde doğal güzellik....

    Evinizde bulunan limon, salatalık, zeytinyağı gibi bazı besinler güzelliğinize de hizmet ediyor... Yumuşacık eller: Ellerinizin yumuşacık olmasını istiyorsanız yatmadan önce küçük bir kaba zeytinyağı koyun ve içinde 10 dakika kadar bekletin. Eski bir eldiveninizi giyip yatın. Sabah kalktığınızda ellerinizin yumuşacık olduğunu göreceksiniz. Güçlü tırnaklar: Limon ve susam yağı...
  2. ünlülerimizin doğal güzellik sırları

    ünlülerimizin doğal güzellik sırları

    Ünlülerin pahalı kozmetik kulandığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz.Birçok ünlü güzelleşmek uğruna pahalı kozmetik malzemeleri kullanma alışkanlığını geride bıraktı. Birçok ünlü güzelleşmek uğruna pahalı kozmetik malzemeleri kullanma alışkanlığını geride bıraktı. Şöhretler artık tamamen doğal ve ucuz yoldan güzelleşmeyi tercih ediyor.Ciltlerinin güzelliği ile ünlenen birçok ünlü ismin ortak...
  3. Doğal güzellik

    Doğal güzellik

    Fazla kilolarından ve selülitlerinden kurtulmak; cilt kırışıklıklarını engellemek ve daha güzel görünmek için doğal ve bitkisel yöntemleri tercih edenler, ciltlerini kozmetik ürünlerin içerdiği zararlı kimyasallardan da korumuş oluyorlar. Hızla geçip giden zamanın etkilerini en aza indirerek, güzel ve sağlıklı bir cilde sahip olmak isteyen bayanların, doğal ve bitkisel güzellik ürünlerine...
  4. Evde Doğal Güzellik Formülleri

    Evde Doğal Güzellik Formülleri

    Svilcelerden kurtulmak,cildinizi temizlemek,kırışıkları azaltmak için bir çok bilmediğiniz ve sonucunda neler olacağını düşünemediğiniz kozmetik ürünlerini kullanmak zorunda değilsiniz.Evinizde yapacağınız ekonomik ve içinde neler olduğunu bildiğiniz maskeler cildiniz için daha faydalı Sivilce için Patates Özellikle ergenlik döneminde karşımıza çıkan sivilcelerin tedavisi için patatesten...
  5. kilisin doğal güzellikleri

    kilisin doğal güzellikleri

    kilisin doğal güzellikleri

Sayfayı Paylaş