gebe
  1. SadmiN

    SadmiN ♥ Ölürüm Sana Mavimm ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    15.384
    Beğenilen Mesajlar:
    970
    Ödül Puanları:
    113

    çanakkale gelenek ve görenekleri

    Konu, 'Örf ve Adetlerimiz' kısmında SadmiN tarafından paylaşıldı.

    çanakkale gelenek ve görenekleri çanakkale gelenekleri çanakkalenin gelenek ve görenekleri düğünleri nin [​IMG]

    ÇANAKKALE

    ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ
    SÜNNET
    Sünnet düğünlerine, önceden davet edilen akrabalar ve dostlar toplanarak, sünnetten bir gece önce kına gecesi yapılır. Bu gecede yenilir, içilir ve eğlenilir. Gecenin uygun bir zamanı, sünnet çocuğunun kına yakma töreni başlar. Kına ahretlik anneleri ve çocuğun yengesi tarafından yakılır. Sünnet çocuğunun annesi de her kına yakana çember hediye ederek boynuna asar.

    Ertesi gün sünnet çocuğu, mendillerle süslenmiş atlara, arkadaşları ile bindirilerek, ahretlikleri ve çok yakınlarının evlerine gidilir. Bu evlerden şerbet ikram edilir. Ancak şerbet bardağı kırdırılır ki, bu erkekliğe ilk adım atışın bir göstergesi olarak yorumlanır. Sünnet çocuğu kendi evinin önünde atın üzerinden inmek istemeyerek, babasından sünnet hediyesi olarak bir hediye bağışlamasını bekler. Mevlüt başladığında da stresli bir ortamdan ayrılmak için özel arabalarla sünnet çocuğu gezdirilir.

    ASKERLİK
    Gençlerin hayatında bir dönüm noktasıdır. Askerliğini yapmadan evlendirilmezler, babalar kızlarını vermez, "Askerliğini yap, adam ol, öyle gel" derler
    Bir genç askerlik çağına geldiği zaman ve gitme tarihi belli olduktan sonra yakınları, arkadaşları ve köylüleri tarafından yemeğe alınır. Mesela aynı tarihlerde askere gidecek birkaç genç de olabilir. Bunların hepsi için aynı şey geçerlidir. En iyi yemekler sunulmaya çalışılır. "Askerde başına kazara bir şey gelirse boğazından benim de lokmam geçsin, benim de hayrım dokunsun" düşüncesiyle yemek vermeye çalışır. Askere gidecek olanların arkadaşları, yakın akrabaları ve ileride aksara gidecek olan aileler muhakkak davet ederler. Genç, aksara gidinceye kadar bu yemek davetleri devam eder.
    Askere gidecek çocuğun ailesi, "oğlum sağ salim askerliğini yapsın herhangi bir şey olmasın" diye "kan" da akıtırlar. Yani kurban keserler. Maddi duruma göre bu bir horoz olabileceği gibi, kuzu, koyun gibi daha büyük bir hayvan da olabilir. Bütün köylüye ikram edilir.
    Askere gitme günü çattığında, sabah erkenden bütün köylü, köy meydanında toplanır. Askere gidecek genç yada gençler, büyüklerinin ellerini öperler, arkadaşlarıyla vedalaşırlar, helalleşirler. Elini öptükleri büyükleri onun eline para sıkıştırırlar. "Askerde benden de bir şey yesin, içsin, boğazına gitsin" diye herkes gönlünden koptuğunca para verir. Bu her gence ayrım gözetilmek sizin yapılır.
    Baba oğluyla helalleşirken "Evladım seni bu günler için büyüttüm, vatan görevi kutsaldır.." Gibi sözlerle ona şevk vermeye çalışır.
    Askerlik görevini tamamlayan genç köyüne döndüğünde, ailesi, "Oğlum sağ salim vatani görevini yaptı, geldi" diye yaşadıkları sevinci bütün köylüyle paylaşmak için "asker başı" adetini yapar.
    Aynı şekilde kurban kesilir, pilav yapılır. Bütün köylü ve diğer köylerden gelen yakın akrabalarla yenilir, eğlenilir.
    Gençler, büyüklerinden ayrı bir grup oluşturarak farklı bir heyecan ve duygu içerisinde sohbet ederler. Bunların bir kısmı askerden daha önce gelmişler., bir kısmı da yeni gideceklerdir. Askerlik anıları, sohbet, saz eşliğinde türküler ve oyunlarla bir kutlama havasında bu adet gerçekleştirilir.


    EVLENME
    özellikle köylerimizde kız çocukları 12-14 yaşlarından itibaren sosyal düzenin gerektirdiği uyuma kendilerini hazırlarlar. Ailesinden, çevresinden gördüklerini kendilerine moral olarak alırlar. Yeni kurulacak evin kadın ihtiyaç maddelerini temin etme çabası içine girerler. Bu amaçla hazırladıkları eşyalara "çeyiz" denir.
    Kız, erkeğin ailesi tarafından genellikle şu şekilde istenir. Erkek tarafı hatırını saydığı yakın akrabalarının kadınlarını kızın annesine, erkeklerini kızın babasına "dünür" gönderir. Allah'ın emri ile kız istenir. Yada erkek tarafı bazı yakınları ile haber vererek doğrudan kız evine gider. Aynı şekilde ister. İlk seferinde verilmezse cevap almak için gün kararlaştırılarak ayrılınır. Kararlaştırılan günde tekrar kız evine gidilir. O gün söz kesme günüdür. Ondan kısa bir süre sonra kıza yüzük, şeker, çikolata gibi hediyeler götürülür. Bazen de takı takılır. Bu takı takma işine küçük nişan denir. Bu arada büyük nişan için her iki taraf isteklerini birbirlerine bildirirler. Bazı yörelerimizde örneğin Biga İlçemizin bazı köylerinde bu istek özellikle kız evi tarafından bir kağıda yazılarak "liste" şeklinde istenir. Büyük nişan gerçek nişandır. Erkek tarafı kız tarafına vereceği hediyelerle yüzük, küpe, altın, bilezik, inci gibi geline alacağı ve takacağı bütün mücevherleri, elbiselik, gelinlik, duvak ve teli bir sepet yada bohça içine koyarak, çalgılar ve nişan davetlileri ile kız evine gider. Orada hep birlikte eğlenilir. Haftasına kız tarafı, damadın güveylik çamaşırları ve bazı eşyaları ile erkek tarafına vereceği hediyeleri alıp, düğün gününü kararlaştırmak için oğlan evine giderler. Düğüne yakın zamanda "görüşme" olur. Bu günlerde bütün akraba ve tanıdıkların hediyeleri, verenin adı söylenmek kaydıyla davetlilere gösterilir. Düğünün başlaması sokak sokak "çerez" gezmesiyle olur. Bu gezmeye gelinin yakınları çalgılar ile gelirler. Davet edilecek evlere Perşembe sabahından itibaren kalabalık halde gidilir. Ev sahibi gelenleri ağırlar, yedirir - içirir. Bu gezme işi bütün gece sabaha kadar hatta bazen ertesi günün akşamına kadar sürdüğü olur. Cuma gününün akşamı gece eğlentisi başlar. Büyük bir salonda yada boş bir alanın kenarına dizilen sandalye ve tahtalar üzerine ortada boş bir oyun yeri bırakılacak şekilde oturulur. Gelin, başına çiçekler takmak suretiyle süslenir. Yeni yetişen kızlardan başlayarak, yeni evlenmiş olanlar ikişer ikişer oyun yerine gelirler ve karşılama oynarlar. Oyun oynayanların yakınları caba dedikleri bir para atarlar. Eğlencenin bitimine yakın gelin de oyuna kalkar. İkinci gece kına gecesidir.
    Kızlar, yeni gelinler ve gelin dallı- bindallı - dival denilen işlemeli kadife elbise giyerler. Yatsı namazından çıkan delikanlılar, erkek tarafı sağdıcının taşıdığı bir tepsi içindeki kınayı mum ve çiçeklerle süslenmiş olarak davul - zurna ile kız evine giderler. Çeyizaltı şarkısı denilen ve Çanakkale'nin olan aşağıdaki türküyü söyleyip oynayarak ev ev gezip çerez toplarlar.

    Karyolamın demiri Bahçelerde mor meni
    Verem ettin sen beni Verem ettin sen beni
    O yar benim değimli? Nasıl verem olmayayım
    O yar benim olmazsa Eller seviyor seni.
    Öldürürüm kendimi
    Toplanan çerezle birlikte kız evine giderek eğlenceye devam ederler. Bu arada unutulan bir iki konu daha var. Cumartesi gecesi köy düğünlerinde misafir akşamıdır. Bütür köy, diğer köylerden ve dışarıdan gelen misafirlerle ilgilenir. Yedirir - içirir, yatırır.

    Ayrıca gelin hamamı yapılır. Hamamda yapılan eğlenceden sonra gelin giyinip süslenir, düğüne devam edilir. Pazar günü öğleden sonra çeşitli oyunlar, eğlenceler eşliğinde köy meydanında damat tıraşı yapılır. Damat tıraşından sonra oğlan tarafı çalgılar eşliğinde yollarda oyunlar oynayarak kız evine gelir. Kız tarafından sağdıçları gelinin bir eşyasının saklayarak vermeyeceklerini söylerler, nazlanırlar, bahşişlerini alarak verirler. Bundan sonra gelin bir arabaya yada atın üzerine bindirilir. Yollarda dolaşarak oğlan evine varılır. Evin kapısında yüksekçe bir yere koltuk yapılır. Gelin herkese gösterilir. Kapıda bekleyen damat bir tas içine koyduğu buğday, para , şeker gibi maddelere gelinin üzerinden davetlilere doğru serper. Yatsı namazından sonra damat gerdeğe girer. Böylece düğün tamamlanmış olur.

    ÖLÜM

    Biri öldüğü zaman, hemen camiye bildirilir ve sela verilir. Eğer ölünün yakınları gelecekse, 24 saat bekletilir. Bekleyecek olan mevta, şişmesin diye, üzerine makas veya bıçak konur. Çenesi düşmesin diye, çenesi bağlanır. Bacakları ayrık olmasın diye, iki ayak baş parmağı birbirine bağlanır.
    Eve hoca çağrılıp, mevtanın üstü başı soyulup, teharet aldırılır ve rahat döşeğine yatırılır. Kazanlar kurulup, su hazırlanır. Yıkandıktan sonra camiye götürülür. Cenaze namazı kılınır.
    Cenaze namazı kılındıktan sonra, mezarlığa götürülüp defnedilir. Burada dua edilir ve hoca talkım verir yani, mevta uyandırılır. Evde eş dost toplanır. 45 yasin okunur, hatim indirilir. Mevtanın namaz, oruç gibi günahları var ise, Allah affetsin diye hocanın hesapladığı para bölünüp, elden ele gezdirilir ve ihtiyaç sahiplerine verilir. Bu işleme, devir yapmak denir. Mevta zengin ise, tam devir yapılır. Yani daha fazla para dağıtılır. Fakir ise, yarım devir yapılır. Yani daha az para dağıtılır.
    Mevtanın ayakkabıları kapı önüne konulur. Bu, mevtanın evden çıkıp gittiği anlamına gelir. En geç yedisine kadar, ölünün en az bir kat çamaşırı bir fakire verilir.
    Yedi gün süresince, her akşam ile yatsı arası tebareke ve yasin okunur. Yedinci gün mevlüt okutulur.
    40'ıncı gününde; ölünün burnunun düştüğüne inanılır ve helva pişirilir. 52'sinde ölünün etlerinin kemiklerinden ayrıldığına inanılır ve acısını duymasın diye 52. dua ve mevlütü okutulur.
    Daha sonraki günlerde, ölünün yakınları istedikleri zaman onun arkasından dua okurlar. Özellikle bayram ve arife günleri mezarlık ziyareti yapılıp, ölüler için dua edilir.
    HIDRELLEZ
    Çanakkale 'de dini ve milli mahiyetteki bayramların dışında en yoğun kutlamalar Hıdrellez de yapılır.5 Mayıs akşamı ,gül dallarına ,para ,yüzük ,düğme v.s. asılır.Su kenarına gidilerek istenilen dilek, yere şekil alarak çizilip dua edilir.Hava karardığında ise ateş yakılarak üstünden atlanır.Bu gece Hızır 'ın geleceğine inanıldığından sabah erken kalkılmaya çalışılır.6 Mayıs sabahı bir gece önceden gül dalına asılanlar toplanılır.Asılan eğer para ise bereket getirmesi için yıl boyunca cüzdanda taşınır.Yüzük ,düğme gibi şeyler bir kabın içine konularak küçük bir kız çocuğuna birer ,birer çektirilir. Ve her çekilişte maniler söylenir.Çanakkale'nin bazı bölgelerin de yapılan bu kutlamalara 'Peskelye' adı verilir. İlimizde yaşayan Türkmen - Alevi toplulukların da ise hıdrellez ,bayram coşkusu ile kutlanır. Bu kutlamalar 3 gün sürer. Bu tarih boyunca Türkmenler işe gitmezler, çalışmazlar. Kutlamalar süresince bir gün civarda yer alan bir yatıra gidilir.Bir diğer gün köy mezarlığına gidilerek kesilen hayvanlar pişirilir,yemekler yenir. Her aile ,kendi aile kabristanlığının yanın da sofrasını kurar .Diğer ailelere meşrubat ve çerez ikram edilir.Gün boyunca mezarlıkta kalınır.
    YÖRESEL YEMEKLER:

    ÇORBALAR
    Tarhana Çorbası,Yoğurt Çorbası,Sütlü Çorba
    YEMEKLER
    Kuru Bamya,Kuzu Kapama,Oğlak Çevirme,Terbiyeli Köfte,Bakla Keşkeği,Tumbi,Peynirli Patlıcan,Mantı,Turp Otu Salatası,Kaçamak,Şelame
    DENİZ ÜRÜNLERİ
    Lakerda,Balık Izgara,
    TATLILAR
    Zerde,Biga Peynir Tatlısı,Peynir Helvası,Sütlü İrmik
    İÇECEKLER
    Erik Macunu (Hoşaf) ,Uynuk (Ayran),Ahlat Suyu,Ayva Komposta


    YÖRESEL GİYİM:
    Çanakkale halkının giyim ve kusamına bakıldıgında yörenin halklarının çesitliligi bu konuda da etkisini göstermistir. Kadın baslıklarında Türkmen- Yörük özelligi görülmekte ve Islami giyim tarzı söz konusu idi. Erkek giyiminde özellikler daha belirgindir. Geleneksel Yörük giyim tarzı görülmekte idi. Modern giyim tarzı da görülmekte bu genelde memurluk ve ticaretle ugrasan kesimde yaygın olarak görülmekte idi.
    İl ve ilçe merkezlerinde büyük ölçüde modern giyim örnekleri benimsenmiştir. Kırsal kesimden gelen bayanlar, beyaz Yemenî adı verilen eşarp ve şalvar ile siyah naylonumsu kumaştan pardesü giyerler, kırsal kesim erkeklerinde ise baskın giyim türü, pantolon, ceket ve kaskettir. Yörede erkeklerin şalvar giydiği pek görülmez.
    HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:
    Çanakkale de bilinen halk oyunlarından bazıları şunlardır;Harmandalı,kaba güvem,Edremit güvendesi,Yandım Ayşe,(Karyolamın Demiri),Kuz köy Zeybeği,Sürmeli, Bayramiç Zeybeği Karanlık Zeybeği

    Düğün ve eğlencelerde oynanan bu oyunların dışında ,dini nitelikli bir dans olan Samahlar Türkmen ibadetlerinin gerçekleştirildikleri cemlerin ayrılmaz ve önemli bir bölümünü teşkil etmektedir.Çanakkale yöresinde oynanılan Samahlar Orta ve Doğu Anadolu Samahlarından daha ağır bir tempoda gerçekleşir.

    Bu tipten oyunların dışında ile göçler yolu ile gelen diğer toplulukların da (Çerkezler Adıge, Kumuk, Pomak, Boşnak v.b.) Çanakkale oyunlarının yanı sıra kendi oyunlarını da oynadıkları da görülmektedir.Oyunlarda kullanılan müzik aletleri de oynanan oyunlara ve oynanan topluluklara göre değişiklik gösterir.Geleneksel zeybek oyunlarında klarnet ,keman, davul, darbuka, kullanılırken ,Samahlarda bağlama ,Çerkez oyunlarında akordeon ve phacic kullanılır.

    Çanakkale türkülerinin önemli bir kısmı, maniler arasına serpiştirilen nakaratlar yardımıyla oluşmaktadır.Bilinen bir ezgiye (örneğin Evreşe yolları) mani eklemeleriyle türkü söyleyicilerin mani repertuarına göre uzayıp kısalabilir ve her seferin de türkü sözleri değişebilir.Esas olan ezgidir.(örnek)
    Bahçemiz savan dolu
    Kövümüz Gelibolu
    İster al ister alma
    Mallemiz oğlan dolu
    İster al ister alma
    Kövümüz oğlan dolu

    Entarini ben biçtim
    İbriğinden su içtim
    Evvel yarin ben idim
    Şimdi de benden vazgeçtin
    Evvel yarin ben idim
    Şimdi benden vazgeçtin
    ERKEK OYUNLARI
    1)HARMANDALI
    2)KABAGÜVENDE
    3)KARANFİLİMİN MORUNA ( ÇİFTLEME ZEYBEĞİ )
    4)KUSKÖY ZEYBEĞİ
    5)ÇAN SEKMESİ (SÜZME)
    6)KARANLIK DERE
    7)BAĞ ÖZÜ
    8)ALAY HAVASI
    9)EDREMİT ZEYBEĞİ
    10)SÜRMELİ ZEYBEĞİ
    11)KAZAK ZEYBEĞİ
    12)ADA ZEYBEĞİ
    13)CANKİKİRİK
    BAYAN OYUNLARI
    1)HARMANDALI
    2)KARYOLAMIN DEMİRİ
    3)BAYRAMİÇİN DAĞLARI
    4)VERSİNLER
    5)ÇEMBERİMDE GÜL OYA
    6)BALIKESİR YOLUNDA
    7)SIRA SIRA SİNİLER
    8)ÇAN SEKMESİ
    NELERİ İLE ÜNLÜ:
    Gökçeada ve Bozcaada, Truva ve Assos Antik Kentleri, Gelibolu Şehitler Milli Parkı, Adatepe ve Çetmi (Yeşilyurt ) Köyleri, Dardanel Balık Konservesi, Domates ve Seramik Üretimi, Höşmerim ( peynir tatlısı )
    İL İSMİ NEREDEN GELİYOR?
    Marmara ve Ege denizlerini birleştiren Boğaz'daki şehir ve kasabaların en büyüğü ve il merkezidir. Boğazın doğu kıyısında ve en dar yerinde kurulmuştur. Burada denizin şekli tıpkı bir çanağı andırır. Bugünkü ismini buradan alır.

     
çanakkale gelenek ve görenekleri konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. karabük gelenek ve görenekleri

    karabük gelenek ve görenekleri

    karabük düğünleri karabük gelenek ve görenekleri karabükün gelenek ve görenekleri safranbolu gelenekleri safranbolu KARABÜK ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ DOĞUM Yaşamın başlangıcını oluşturan doğum üzerine, yörede pek çok gelenek ve inanış bulunmaktadır. Bir kısmı halen uygulanan doğum gelenekleri, hamile kadının yapması gerekenlerle...
  2. samsun gelenek ve görenekleri

    samsun gelenek ve görenekleri

    samsun adetleri samsun düğün adetleri samsunun samsunun gelenek görenekleri düğün gelenekleri SAMSUN HALK OYUNLARI VE FOLKLOR: Doğu ve Batı Karadeniz'in kesiştiği noktada kalan Samsun'un çok eski bir medeniyete sahip olması, XIX yy. ve XX yy. başlarında gelen göçlerle çok değişken bir yapıda bulunması, kültürel açıdan farklılıklar göstermektedir. Samsun'da...
  3. aydın gelenek ve görenekleri

    aydın gelenek ve görenekleri

    aydın gelenek ve görenekleri aydın yöresinin yemekleri yöresine ait yemekler aydının gelenek ve görenekleri ilinin AYDIN ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ YÖRESEL YEMEKLER: Aydın mutfağı, Türkiye'nin çok zengin, çeşidi bol ve lezzetli mutfakları arasındadır. Yörenin zeytinyağlı yemekleri, incir,üzüm ve bunlardan yapılan şaraplar,...
  4. uşak gelenek ve görenekleri

    uşak gelenek ve görenekleri

    uşak düğünleri uşak gelenek ve görenekleri gelenekleri uşağın gelenek ve görenekleri ilinin UŞAK ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ Târih boyunca çeşitli medeniyetler ve milletler bu bölgeden gelip geçmiştir. 1071�den beri her bakımdan Türk olan bu bölgede Türk-İslâm kültürü örf ve âdetleri tam olarak yerleşmiştir. DOĞUM :...
  5. kocaeli gelenek ve görenekleri

    kocaeli gelenek ve görenekleri

    kocaeli gelenek ve görenekleri kocaelinin gelenekleri kocaeli nin gelenek ve görenekleri gelenekleri kocaelinin KOCAELİ ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ Düğün Yörede genellikle söz kesimi için kız evine giden damat anası gelinimi getirin diye seslendikten sonra yere kumaş serer ve kız bunun üstünden yürüyerek kaynanasının önünde oturur. Kıza takılar...

Sayfayı Paylaş