gebe
  1. MaWiM

    MaWiM ♥Ben Aşık Olduğum Adamın Aşık Olduğu Kadınım♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    34.184
    Beğenilen Mesajlar:
    2.224
    Ödül Puanları:
    113

    Çanakkale'de şehit mektupları....

    Konu, 'Cumhuriyet Tarihi' kısmında MaWiM tarafından paylaşıldı.

    çanakkale şehitleri ile ilgili hikayeler çanakkale şehit mektupları şehitleri hikayeleri şehitleriyle ilgili hikayeler ile mektuplar Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Bir Şehid Mezadı adlı hazin bir hikayesi vardır. Kurtuluş Savaşı’nda şehid olan erlerin eşyalarının nasıl mezada konup satıldığını, topu topu bir küçücük bavula sığacak kadar olan bu şehid eşyalarını ailelerine göndermenin masraf ve zahmetini falan anlatır bu hikaye. Siz Anadolu’daki şu yoksulluğa bakın ki bir şehidin kurşun deliği açılmış bir kalpağı, altı delinmiş bir potini, eprimiş bir gömleği bile satılacak kadar değerli, öte yandan ailesi de onun parasına muhtaç olacak denli fakir. Peki ya satılmak üzere açılan bavuldan bir şehidin mektupları çıkarsa!.. Bir şehid ki her şeyi mezada çıkarılsa, mektuplarına asla değer biçilemez. Çünkü o mektuplarda yalnızca kan, et ve kemik kokusu değil, kocaman hasretlerin derin aşklarını yüklenmiş bir gönül vardır. O mektuplar ki kurşunların birbirini vurduğu, güllelerin havada göğüs göğüse geldiği cehennemî seslere sükunet verir, vatan aşkını hasretle anılan bir isme bağlayarak cesarete dönüştürür. Kalbinin üstünde böyle bir mektubu saklayan askerin, ‘vatanı için yapabileceği hangi fedakarlık’ vardır diye sorulamaz elbette; o hepsini sırayla yapar ve canını en son verir. Çanakkale Mahşeri’nden okuyalım:
    “Bu anda dışarda koşuşma başladı; eski askerler, “Saya geldi! Saya geldi!” diye birbirlerine bağırıyorlardı. (...) Binbaşı Abdülkadir, meraklı bakışlarını Binbaşı Lütfi’ye çevirince, o da bilgi vermek mecburiyetini hissetti.
    -Sai gelmiş. İzmir’in köylerinde dolaşır; askerlere gönderilecek mektupları, küçük emanetleri toplar, getirir; sahiplerine verir. Sırdaş olduğu için de sevgililer selamlarını ona emanet ederler. Bu da onun gelişini çok değerli yapar.
    Askerler etrafına toplanınca, Sai sağ elini heybenin bir gözüne soktu; bir mektup çıkardı ve bağırdı:
    Mehmet oğlu Kara Ali!?..
    Değişik yerlerden sesler yükseldi:
    -Cennet-i A’lâ’da!..
    -Mertebesine erdi!..
    Mektubu heybenin diğer gözüne attı. Tekrar bir mektup çıkardı:
    -Alsancak’tan Hayati oğlu Salim!
    Kalabalığın arasından birisi elini uzatarak bağırdı:
    -Ver! Buradayım!..
    Yanındaki asker, Salim’in sırtına hafif bir yumruk vurdu:
    -Kimden geliyor?!..
    -Dur, hele zarfın arkasını okuyayım.
    Eline yeni bir mektup alan Sai, yüksek sesle bağırdı:
    -Kadir oğlu Hüseyin!..
    Değişik yerlerden cevap geldi:
    -Şehit!..
    -Şehit!..
    Onu da diğer göze attı; bu kere işlenmiş bir mendil çıkardı:
    -Hasan oğlu Rafet!..
    -?!..
    Hiç ses çıkmayınca Sai tekrarladı:
    -Hasan oğlu Rafet!?..
    Tanıyanı kalmamıştı. Sai’nin yüz hatları değişti. Gözleri dalan Binbaşı Abdülkadir karargaha girdi; onu takip eden Binbaşı Lütfi kapıyı örttü; ama az da olsa Sai’nin sesini hâlâ duyuyorlardı:
    -Musa oğlu Muharrem!..”(1)
    Tarihini bilmeyen milletler kendilerine efsaneler uydurur ve gitgide efsanelere sığınmaya başlarlar. Yukarıdaki satırlar henüz hatıra ve tarih iken derlendiği için bahtiyarız. Ya kaybolup gitselerdi!..
    *
    Çanakkale anılınca kaybolup gitmesine gönlümüzün razı olmadığı bir de şiir var sırada. Binbaşı Mustafa Kemal’in de yer aldığı savaşa adanmış bir gazel bu. Sultan Reşad’ın yazdığı bir gazel. Heyecanla okuyalım:
    Savlet etmişdi Çanakkale’ye bahr ü berden
    Ehl-i İslâm’ın iki hasm-ı kavîsi birden
    Lakin imdâd-ı İlahî yetişip ordumuza
    Oldu her bir neferi kal’a-i pûlâd-beden
    Asker evladlarımın pîşgeh-i azminde
    Aczini eyledi idrâk nihayet düşmen
    Kadr-ü haysiyyeti pâmâl olarak etdi firar
    Kalb-i İslâm’a nüfûz eylemeğe gelmiş iken
    Kapanıp secde-i şükrâna Reşâd eyle dua
    Mülk-i İslâm’ı Huda eyleye dâim me’men
    (...Müslümanlara karşı iki kuvvetli düşman birlik olup Çanakkale’ye karadan ve denizden hücum etmişlerdi...)
    (...Şükür ki Allah’ın yardımı yetişip ordumuzun her bir neferi çelik bedenli bir kale kesiliverdiler...)
    (...Nihayet düşmanlar asker evlatlarımın azimleri önünde diz çöküp aciz kaldıklarını anladılar da...)
    (...İslam’ın kalbine hançer saplamaya gelmişlerken, itibar ve şereflerini ayak altına atıp kaçtılar.)
    (Ey Reşad!.. Var, şükür secdelerine kapanıp ellerini duaya kaldır ve şu yakarıyı tekrarla: “Allah, bu İslam yurduna daima emniyet versin!” )


     
  2. Misafir Melek

    Misafir Melek Forum Okuru

    opsiyonel
    bende onlara mektup yazmak istiyorum
     
Çanakkale'de şehit mektupları.... konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. çanakkale'de şehit Mektuplari

    çanakkale'de şehit Mektuplari

    çanakkale cephesinde yazılan mektuplar çanakkale cephesinden yazılan mektuplar cephesinden yazılmış çanakkaleden anneye mektup Siz Anadolu’daki şu yoksulluğa bakın ki bir şehidin kurşun deliği açılmış bir kalpağı, altı delinmiş bir potini, eprimiş bir gömleği bile satılacak kadar değerli, öte yandan ailesi de onun parasına muhtaç olacak denli fakir. Peki ya satılmak üzere...
  2. Çanakkale’de şehit mektupları

    Çanakkale’de şehit mektupları

    Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Bir Şehid Mezadı adlı hazin bir hikayesi vardır. Kurtuluş Savaşı’nda şehid olan erlerin eşyalarının nasıl mezada konup satıldığını, topu topu bir küçücük bavula sığacak kadar olan bu şehid eşyalarını ailelerine göndermenin masraf ve zahmetini falan anlatır bu hikaye. Siz Anadolu’daki şu yoksulluğa bakın ki bir şehidin kurşun deliği açılmış bir kalpağı, altı...
  3. şehit eşin mektubu

    şehit eşin mektubu

    eşe mektup ŞEHİT POLİS ADI VE SOYADI : Osman Çınar Doğum Yeri : Beyşehir 24/07/1958 Şehit Olduğu yer : Bingöl- 28.07.1991 Defin yeri : Beyşehir-KONYA Olayın Açıklaması : PKK terör örgütünün yol kesme eylemi sırasında kaçırılarak şehit edilmiştir. Eşi …………. ÇINAR’ ın Mektubu 1980 Yılında eşim polis olmuştu. İlk görevine Yozgat’ ın Yerköy İlçesinde başladı. Yerköy’ de 8 yıl...
  4. Şehit Babaya Mektup

    Şehit Babaya Mektup

    ölmüş babaya mektup şehit babaya şiir şehit mektup ölen ölen özlem şiirleri Yine seni özledim.Yine aklım karıştı baba..Özlem aklı karıştırır mı? Bunu öğretmemiştin bana. Bugün benim doğum günüm.Şimdi sekiz yaşımdayım.büyüdüm erkek oldum ama hala anlamıyorum sen neden yoksun baba.Önlük bana çok yakıştı. Senin hep görmek istediğin gibi pırıl pırıl bir öğrenci oldum ama sen göremedin üzgünüm...
  5. şehit çocuktan babacığına mektup

    şehit çocuktan babacığına mektup

    bir mehmetçiğe yazılan mektup mehmetçiğe yazılan mektup Garip çocuklar o masumların ne sucu varki öksüz kalmaya.Kimin hakkı varki onları yetim bırakmaya ALLAH ıslah etsin. Yine seni özledim. Yine aklım karıştı baba.. Özlem aklı karıştırır mı? Bunu öğretmemiştin bana. Bugün benim doğum günüm. Şimdi sekiz yaşımdayım. Büyüdüm erkek oldum ama hala anlamıyorum sen neden yoksun baba....

Sayfayı Paylaş