gebe
  1. melegim

    melegim Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.169
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Ödül Puanları:
    0

    cennet kokusu

    Konu, 'Dini Hikayeler ve Şiirler' kısmında melegim tarafından paylaşıldı.

    rüyada cennet kokusu Eski zamanların birinde saf mı saf temiz mi temiz, her şeye ve herkese kanan bir adam yaşarmış. Tüm muradı insanlara hizmet edip Rabbinin rızasını kazanmakmış. Fakat bazı kendini bilmez insanlar, onun bu saflığından yararlanıp, ona kötü şakalar yaparlar, üzerlermiş. Gel zaman git zaman, bu saf adamın köyünden bir grup insan umre ziyareti yapmaya karar verirler. Giderlerken bu adamcağızı da yanlarında götürmeye karar verirler. "Yolda biraz takılırız, zaman geçiririz." diye.
    Nihayet uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yüce Allah'ın evi Beytullah tüm heybetiyle görünmüş. Müslümanlar ve bizim iyilik timsali saf adamımız, heyecan ve sevinçle ona koşmuş ve umre vazifelerini yerine getirmişler. Yaklaşık on gün burada ibadet ve taatla meşgul olan kafile artık toparlanıyormuş. şimdi Resûlullah'a varma zamanı gelmişti. Nur şehir Medine'ye gitmek için yola koyulmuşlardı. Mekke'den bir mil mesafe ayrılmışlardı ki, içlerinden biri çantasından birtakım kâğıtlar çıkarmış, acele ile arkadaşlarına dağıtmaya başlamış. "Bu nedir?" diyenlere:
    "Susun, sessiz olun. Bizim saf adam duymasın, ona müthiş bir oyun hazırladım." demiş.
    Kafilede olan herkese dağıtmış. O kâğıtlardan sadece saf adama vermemiş. Arkadaşları dayanamamış, "çabuk anlat, oyunun nedir?" demişler. Adam:


    "Bakın, birazdan saf adam gelecek. Bizlere ellerimizdeki kâğıtların ne olduğunu soracak."
    "Eee, biz ne diyeceğiz?" diye atılmış arkadaşları.
    "Diyeceğiz ki, bu kâğıtlar bize cennetten gelmiştir. Umre ziyaretimizi kabul eden Allah, bizlere beraatlarımızı gönderdi." diyeceğiz.
    Arkadaşlarından bazıları:
    "Fakat bu çok ağır bir şaka." dedilerse de bu işi yapmaya karar verdiler.
    Biraz sonra saf adam yanlarına gelmişti. Birde ne görsün, herkesin elinde birtakım kağıtlar, onu öpüp kokluyorlar. Dayanamadı:
    "Ey benim arkadaşlarım! Nedir o elinizdeki öpüp kokladığınız kâğıtlar?" diye sordu.
    Hepsi birbirlerine kaş göz edip gülüşmüşlerdi. Bu oyunu hazırlayan zat ona:
    "Aaa, senin bu kâğıtlardan haberin yok mu?"
    "Hayır, yok."
    "Ama nasıl olur, bak, hepimize gönderildi bundan."
    "Fakat anlamıyorum, nedir onlar? Kim gönderdi?"
    "Kim olacak, umremizi ve ibadetlerimizi beğenip kabul eden Allah gönderdi."
    Saf adam âdeta beyninden vurulmuştu. Son baharda yaprakları dökülüp en ufak bir rüzgârda titreyen bir gül ağacı yaprağı gibiydi. Dudakları: "Rabbim! Rabbim! diye kıpırdıyordu.
    Aniden yönünü Mekke'ye çevirdi. Kâbe karşısındaydı; birden olanca kuvvetiyle koşmaya başladı. Arkadaşlarının "Dur, gitme! şaka yaptık." sözlerini duymuyordu bile. Onun gönlü yanmıştı, hem de nasıl bir yangın? Belki Nil nehri oraya aksa, söndüremeyecekti. Düşüyor, kalkıyor, ağlıyordu. Sonunda kavuşmuştu Beytullah'a. Ona öyle bir sarıldı ki, gözyaşlarını, Kâbe'nin örtüsü içine çekiyordu. Kalbini âlemlerin Rabbi olan Allah'a bağlamış haykırıyordu:
    "Ey yüceler yücesi Allah'ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin, ne kusur ettim? Allah'ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli, ben böyle boynu bükük yetim kaldım. Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur Allah'ım, beratımı ver!"
    O, böyle yalvarırken, kafasına bir şeyin değip yere düştüğünü hissetti. Bir de ne görsün, arkadaşlarının ellerindeki kâğıtlardan çok daha güzel bir kâğıt. Hemen aldı, sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı. Hemen kalktı kafilesine doğru koşmaya başladı. Bir yandan da bağırıyordu:
    "Aldım! Aldım! Ben de beratımı aldım!?"
    Arkadaşlarının hepsi şaşırmıştı. Adam yanlarına gelince, hemen elindeki kağıdı aldılar. O da neydi? Bu kâğıt nasıl da güzel kokuyordu! Hayatlarında hiç bu kadar güzel bir koku koklamamışlardı. üstelik çok garip harika desenli bir kâğıttı. şimdi hepsi telaşlanmışlardı, işin içinde bir iş vardı. Hiç vakit kaybetmeden hemen Mekke'ye döndüler ve o devrin büyük âlimi bir büyük zata gittiler. Kâğıdı ona verdiler. O âlim zat kâğıdı eline alır almaz, ayağa kalktı.
    "Sübhanallah! Bu cennet kokusudur." dedi. Kâğıdı açınca hayret ve dehşeti arttı:
    "Bu," dedi, "bu bir berattır. Falan adama yazılmıştır. Hem de nur mürekkeple yazılmıştır."
    Hepsi donmuşlardı. Kimileri hüngür hüngür ağlıyordu. Âlim o saf adamı kucaklamış sakallarından, yüzünden, ellerinden öpüyordu.
    "Ne olur bana dua et!" diye rica ediyordu.
    Allah, bu saf kuluna rahmet etmiş, ona nazar edip mükâfatlandırmış ve arkadaşlarına da bir ders vermişti


     
  2. Ayışık

    Ayışık Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    15 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.424
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    adana
    Cevap: cennet kokusu
    emeğine sağlık
     
cennet kokusu konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Cennet

    Cennet

    cennet görmek camiye, zikir meclisine, hacca, cihada, salih amellere, gerçek ilme ve çarşı-pazara; Cennete girdiğini görmek sevincç ve sürura ermeye, hayır ve berekete, nimet ve güzel rızka nail olmaya, Cennette olduğunu ve oranın meyvelerinden yediğini,, ırmaklarında yüzdüğünü ve gölgesinde oturduğunu görmek salih amellerin güzel sonuçlarını almaya, mutlu evliliğe ve hayırlı evladlara nail...
  2. Para Kokusu

    Para Kokusu

    BURDAN :laugh::laugh:
  3. Kitap Kokusu

    Kitap Kokusu

    Bu başlık altında şuan okuduğumuz kitapları paylaşıp ; kitap tavsiyelerinde bulunabiliriz. Ben şuan 2. kez Cengiz Aytmatov '' Dişi Kurdun Rüyaları '' kitabını okuyorum. Ders zamanı okumaya fazla zaman ayıramasam da ; herkesin en azından günde 10 sayfa okumasından çok şey kazanacağını düşünüyorum. Katılımlarınız olursa birlikte kitap okuma günleri ve tablolarla , küçük yarışmalar...

Sayfayı Paylaş