cicek hikayeleri

Konu, 'Bitki ve Bitki Bakımı' kısmında nisan tarafından paylaşıldı.

  1. nisan

    nisan Yeni Üye

    gelincik çiçeği hikayesi gelincik çiçeğinin hikayesi çiçek hikayeleri cicegi çiçek [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif]ÇİÇEK HİKAYELERİ[/FONT]
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif]GÜL YAPRAĞI [/FONT]​
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif] Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı...[/FONT]
    [​IMG]


    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif]HERCAİ [/FONT]​
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif] Çok uzun yıllar önce iki kır çiçeği birbirlerine aşık olurlar, her bahar diğer çiçekler gibi onlar da açıp güneşe merhaba derler. Fakat bir bahar başlangıcı bu çiçeklerden biri diğerine; "Biz diğer çiçekler gibi bu bahar açmayalım kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki bütün doğa bize ait olsun" der. Ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler. Biri açmak için kışın gelmesini ve karın yağmasını beklerken, diğeri o yaz açar. O gün bügündür karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe kardelen, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğe de hercai denilir. İşte bu yüzden hayırsız sevgiliye Hercai diye hitap edilir.[/FONT]
    [​IMG]

    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif] KIRMIZI GÜL [/FONT]​
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif] Bir ülke varmış eskiden. Ve bu ülkede hiç ama hiç kırmızı gül yokmuş, bütün güller beyaz renkteymiş. Bir de birbirini çok seven bir kız ve bir delikanlı varmış... Birbirlerine çok yakışıyorlarmış. Kız çok güzel delikanlı ise çok yakışıklıymış. Delikanlı bu kız için her şeyi yaparmış. Kız ise bir şart koymuş ortaya: "Bana kırmızı renkte bir gül getirirsen seninle evlenirim". Delikanlı çok üzülmüş bu şarta, çünkü hiç kırmızı gül yokmuş bu ülkede. Beyaz güllerle dolu bir bahçeye gitmiş, aramış ama yok. Sonra oradaki bir bülbüle derdini yanmış. Bülbül dinlemiş genci. Ve en sonunda; Üzülme delikanlı, yarın buraya aynı saatte gel, kırmızı bir gül göreceksin... Onu al kıza götür, evlenin mutlu olun. Sen onu çok seviyorsun mutluluk hakkın." demiş. Çocuk buruk halde ayrılmış ordan. Ertesi gün bahçeye gitmiş koskoca bahçe beyaz güllerle dolu yalnızca en ortada kırmızı bir gül! Delikanlı biraz şaşkın, biraz heyacanlı, biraz mutlu koşup gitmiş gülün yanına... Ama gördüğüne gerçekten çok üzülmüş. Bülbül yerde, kendini, dikeniyle öldürmüş olduğu gülün hemen dibinde cansız yatıyormuş... Delikanlı, kendisinin mutluluğu için, bülbülün kanıyla boyadığı 'kırmızı gülü' alıp kızın yanına gitmiş. Kız, arzusu gerçekleştiği için çok sevinmiş ve kendisine kırmızı bir gül getiren delikanlıyla evlenmeyi kabul etmiş. Ama delikanlı; 'Benimle evlenebilmen için bülbülün ölmesi mi gerekiyordu? diyerek oradan ayrılmış ve bir daha da hiç dönmemiş... Birilerinin Mutluluğu Asla Başkalarının Mutsuzluğu Olmamalı... [/FONT]
    [​IMG]
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif]SEDEF SUSUZ KALDI[/FONT]​
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif] Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun. Nine'nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını.... Ve hakim tokmak vuruşuyla, sözü yaşlı kadına verdi, hakim..."Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun?" Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kasılmış sesiyle konuşmaya başladı. "Bu herif yetti gari, 50 yıldır beni hayattan....." Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda. Sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu, kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından. Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti? Herkes onu dinliyordu. Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti: "Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim.. O bilmez... 50 yıl önceydi.... O çiçeği, bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm... yavrumuz olmadı, onları yavrum bildim... Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım.... Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla sulayacağım onu diye.. İyi gelirmiş dedilerdi.. 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp, bir kere de bu çiçeği ben sulayım demedi... Ta ki geçen geceye kadar..O gece takatim kesilmiş.. Uyuyakalmışım.....Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim.... Hayatımı, umudumu her şeyimi verdim... Ondan hiçbir şey göremedim... Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim." Hakim, yaşlı adama dönerek; "Diyeceğin bir şey var mı baba?" dedi. Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi; "Askerliğimi, Reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim... Fadime'mi de orada tanıdım... Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. O çiçeklerle doludur bahçesi.. Kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi... İlk evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüm... Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi... Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin dedi... Hekimi pek dinlemedi bizim hatun... Lafım geçmedi.. O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu... Ben ona 'gece sularsan geçer" dedim... Adak dilettim...Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim.. O sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. Her gece o çiçek ben oldum sanki... Ona bu yüzden tapabilirdim..." dedi adam, o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle... "Her gece o yattıktan sonra uyandım... Saksıdaki suyu boşalttım.. Sedef gece sulanmayı sevmez, hakim bey.... Geçen gece de, yaşlılık, ben de uyanamadım... Uyandıramadım. Çiçek susuz kalırdı amma, kadınımın boynu yine azabilirdi... Suçlandım.. Sesimi çıkartamadım.." O an mahkeme salonunda her şey sustu... [/FONT]
    [​IMG]

    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif]ÇİÇEK ve SU [/FONT]​
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif] Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum. Tabi ki zaman lazımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki suya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar "Sırf senin hatırın için ey su" diye... Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlar, zanneder ki, çiçeğe aşık oldum ama su da ilk defa aşık oluyordur. Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba "Su beni sevmiyor mu?" diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. Çiçek, suya "seni seviyorum" der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine suya "Seni seviyorum" der. Su, sabırla "Ben de" der. Çiçek sabırlıdır, bekler, bekler, bekler... Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa. Ve son kez suya "Seni seviyorum" der. Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum" der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek, su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine.. Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki "Seni ben, gerçekten seviyorum". Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır "nedir sorun" diye...Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Muayeneden sonra şöyle der doktor "Hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden bir şey gelmez". Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora "Hastalığı nedir" diye. Doktor, yukarıdan aşağıya bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum...Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der. Ve anlar ki artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir... [/FONT]
    [​IMG]

    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif]NERGİS İLKESİ[/FONT]​
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif] Sizi düşüncelere sevk edecek bir öykü Kızım defalarca telefon edip, "Anne, zamanları geçmeden gelip nergisleri görmelisin" demişti. Aslında gitmek istiyordum, ama Laguna'dan Arrowhead Gölü neredeyse iki saatlik araba mesafesindeydi. Biraz gönülsüzce, "Haftaya salı geleceğim" diye söz verdim. Çünkü bu üçüncü telefon edişiydi. Ertesi salı yağmur ve soğukla birlikte geldi. Ama ne çare, söz vermiştim bir kere ve bu yüzden arabaya atlayıp gittim. Carolyn'in evine girip kızımı kucakladıktan ve torunlarımla hasret giderdikten sonra dedim ki, "Nergisleri boş ver Carolyn! Yol sisten görünmüyor. Zaten şu anda seni ve çocukları o kadar çok özlemiş durumdayım ki bir metre daha araba kullanmayı düşünmüyorum!" Kızım sakince gülümsedi ve "Biz her zaman böyle havalarda araba kullanıyoruz, anneciğim" dedi. Bense, "Hava açılmadan dünyada tekrar yola çıkmam. O zaman da doğru evime döneceğim!" diye kararlı bir şekilde konuştum. Carolyn, "Arabamı almak için beni garaja kadar götürebileceğini düşünmüştüm" deyince "Ne kadar mesafede?" diye sordum. "Sadece birkaç yüz metre ötede" dedi Carolyn. "Tamam o zaman, götürürüm. Nasılsa bu kadar yola alışığım" dedim. Yola çıktıktan birkaç dakika sonra "Nereye gidiyoruz biz? Bu yol garaj yolu değil!" diye sordum. Carolyn gülerek, "Garaja uzun yoldan gidiyoruz" dedi. "Nergislerin yolundan." "Carolyn!" dedim sert bir sesle, "lütfen geri dön." "Tamam anne", dedi Carolyn, "inan bana; bu fırsatı kaçırırsan kendini asla bağışlamazsın". Yirmi dakika kadar sonra küçük bir çakıl yola saptık ve ileride bir kilise gördüm. Kilisenin diğer ucunda elle yazılmış "Nergis Bahçesi" yazısı vardı. Arabadan çıkarak her birimiz bir çocuğun elinden tuttuk ve patikadan aşağı doğru yürüyen Carolyn'i takip etmeye başladım. Patika yolun dönemeç yaptığı yeri döner dönmez gördüklerim karşısında nefesim kesildi. Dünyanın en göz alıcı görüntüsü gözlerimin önünde uzanıyordu. Sanki birisi koca bir kazan dolusu altını alıp dağın zirvesinden aşağıya, yamaçlarına doğru boca etmişti. Çiçekler görkemli bir şekilde, helezonlar halinde, koyu turuncu, beyaz, limon sarısı, somon pembesi, hardal ve krem, rengarenk, adeta kurdeleler gibi ardarda dizilmişlerdi. Aynı renkteki çiçekler bir arada ekilmiş olduğundan, her biri kendi rengindeki bir ırmağı andırırcasına akıp gidiyordu. Beş dönüm çiçek vardı. "Fakat, bütün bunları kim yaptı?" diye sordum. Carolyn'e. "Sadece bir tek kadın" diye cevapladı, "Kendisi de burada yaşıyor; burası onun evi". Tüm o ihtişamın ortasındaki küçük ve mütevazi, iyi bakılmış, A şeklindeki bir evi gösterdi. Eve doğru yürüdük. Evin girişindeki bahçede bir tabela gördük. "Cevaplayabildiğim Kadarıyla Soracaklarınızın Yanıtları" yazıyordu tabelada. İlk yanıt basitti, "50.000 çiçek soğanı" diyordu. İkinci yanıt, "Hepsi birer birer, bir kadın tarafından. İki el, iki ayak ve birazcık akıl ile". Üçüncüsü, "1958'de başlandı" idi. İşte bu, Nergis İlkesi buydu. O an benim için hayatımı değiştirecek bir deneyim oldu. Hiç görmemiş olduğum bu kadıncağızı düşündüm, aşağı yukarı kırk yıl önce bu işe koyulan, her seferinde bir çiçek soğanı ekerek, görülmesi bile zor bir dağa göz zevkini ve neşesini getirmiş olan o kadını. Ama, her seferinde tek bir çiçek soğanı ekerek, yıllar boyu süren çabası sonucunda dünyayı değiştirebilmişti. Bu bilinmeyen kadın, içinde yaşadığı dünyayı edebiyen değiştirmişti. Tarifi zor bir büyülü ortam, güzellik ve ilham yaratmıştı. Onun nergis bahçesinin öğrettiği ilke, en çok bilinen prensiplerden biriydi. Yani, amaçlarımıza ve arzularımıza doğru her seferinde bir adım atarak -daha çok küçük birer adım atarak- ulaşmayı öğrenmek, bir iş yapmayı sevmesini öğrenmek ve zaman birikiminin nasıl kullanılacağını öğrenmek. Zamanın küçük parçacıklarını ufak günlük çabalarımızla çarptığımız zaman, kendimizin de muhteşem şeyler yapabileceğimizi görürüz. Biz de dünyayı değiştirebiliriz. "Yine de bu beni biraz üzüyor" dedim Coralyn'e. "Düşünüyorum da, otuz beş-kırk yıl önce böyle güzel bir amaçla ben yola çıkmış olsaydım, şu anda ne kadarına ulaşmış olabilirdim acaba?" Kızım, günün anlamını, kendine has tavrıyla kısaca, "Bunu öğrenmeye hemen yarın başla!" diyerek özetledi. Dün kaybettiğimiz saatleri düşünmenin hiçbir yararı yok. Pişmanlığımızın nedenlerinden bahsedeceğimize kutlanacak bir ders almak istiyorsak, "Bunu bugün nasıl işe yarar hale getirebilirim?" sorusunu sormamız yeterlidir. [/FONT]
    [​IMG]
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif]ANNELER GÜNÜ [/FONT]​
    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif] Amerikan İç Savaşı'nın başladığı tarihlerde Marie Jarvis isimli bir kadın çeşitle eyaletlerde Anneler Klübü ismi altında organizasyonlar kurdu. Bu organizsayonların amacı, hangi taraftan olursa olsun İç Savaş'ta yaralanan askerlere yardım etmek, onları tedavi etmekti. Jarvis'in 4 oğlu bu savaş sırasında öldü. Savaştan sonra 1865 yılında Jarvis, Annelerin Kardeşliği Günü adında bir kutlama organize etti. Bu kutlamanın amacı değişik politik görüşlere sahip komşuların birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamaktı. Çok başarılı olan bu organizasyon, 1961 yılını takip eden yıllarda da tekrarlandı. ANNELER GÜNÜNÜN RESMİ OLARAK KUTLANMASI Jarvis 9 Mayıs 1905 tarihinde öldüğü zaman, kızı Anna, annesinin hatırasını onurlandırmaya karar verdi. 12 Mayıs 1907 tarihinde kilisede annesinin anısına bir tören düzenlenmesini sağladı. Takip eden yıl boyunca politikacılara ve rahiplere mektuplar yazarak bu günün gelenekselleştirilmesi isteğinde bulundu. 10 Mayıs 1908 pazar günü kiliselerde Jarvis'i anlatan vaazlar verildi. Aynı yıl içinde mayıs ayının ikinci pazar gününün Amerika'daki tüm eyaletlerde Anneler Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Artık anneler günü resmi bir gün olmuştu. Anneler Günü'nün vazgeçilmez hediyesi, o tarihten beri hep çiçekler oldu. Yine de bazı ticari çevreler, bu potansiyeli kullanmak, insanoğlu'nun en kutsal duygularını istismar etmek için tüketicileri en pahalı hediyelere yöneltti. Ancak anne kalbi hiçbir zaman aldığı hediyenin değerini düşünmez. Onun için önemli olan hatırlamış olmaktır ve çiçekler anneler için her zaman yeterli olacaktır. Anneler gününün yol açtığı ticari çılgınlık Anna Jarvis'i de derinden sarstı. Anneler Günü, amacının çok ötesinde bir duruma gelmişti. 1923 yılında Jarvis, Anneler Günü kutlamalarının iptal edilmesi için dava açtı. Sonraki yıllarda yine Anneler Günü'nün iptal edilmesi için Washington'a kadar yürüdü. Fakat başarılı olamadı. 1948 yılında ölmeden kısa bir süre önce yaptığı ropörtajda Anneler Günü'nü başlattığı için çok üzgün olduğunu söyledi. Anneler Günü, artık hemen tüm dünyada kutlanan bir gün. İletişimin inanılmaz boyutlara ulaştığı, yaşamın baş döndürücü bir hızda sürdüğü günümüzde ticari bir yozlaşma söz konusu olsa bile, yılda bir günün annelerimize ayrılmış olması, onların gerçek değerini hatırlamamız açısından çok önemli. Anneler Günü olmasaydı, hayatın yoğun temposu içinde belki de hiç hatırlamazdık annelerimizi. [/FONT]
    [​IMG]



    [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif]SEVGİLİLER GÜNÜ [/FONT] [FONT=Tahoma,Helvetica,Sans-Serif] Sevgililer Günü'nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyor. Eski Roma'da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno'ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu. Bu bayram, halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler, sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı'nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar, isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Erkekler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu. İmparator 2. Claudius, Roma'yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem, ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden, Roma'daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de Claudius'un hükümdarlığı zamanında Roma'da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius'un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine, insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubat'ında Hiristiyan şehitliğine gömüldü. Aynı zamanlarda Roma'daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia Bayramı'nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seromoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar. Hiristiyan Kilisesi'nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar, bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı'nın başladığı günü Aziz Valentine Günü olarak kutlamaya başladılar. O gün bugündür her yılın 14 Şubat'ı "Sevgililer Günü" olarak kutlanmaya devam ediyor ve yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam edecek gibi. [/FONT]
    [​IMG]


     
  2. melegimeren

    melegimeren Yeni Üye

    Ce: cicek hikayeleri
    emeğine sağlık canım paylaşım için teşekkürler
     
  3. nisan

    nisan Yeni Üye

    Ce: cicek hikayeleri
    sagol canim katilim icin tsklerr,sevgiyle kal,,
     
  4. HaYaL

    HaYaL Daimi Üye

    Çok teşekkürler.İlginç hikayelerdi...
     
cicek hikayeleri konusuna benzer içeriklerimiz
  1. THY hikayeleri!

    Iyi günler danisma. . -Iyi günler bugün nereden bilet alabiliriz ? -Sadece Taksim ve havalimani açik bugün. -Anladim. Taksim'deki havalimaninin telefonunu alabilir miyim ? -Semiha Yanki Havalimani'nin telefonunu alabilir miyim ? (Sabiha Gökçen demek istiyor ) -Iyi günler hanimefendi. Denizli'ye uçusunuz var mi ? -Evet beyefendi yarin sabah 07, 45'de uçuyoruz ? -Öyle mi, peki Denizli'de...
  2. Ask Hikayeleri...

    Acele Karar Verme Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için; bir dost,...
  3. Efsane Aşk Hikayeleri

    efsanevi aşk hikayeleri efsane aşk hikayeleri kısa efsane öyküleri hikayeler kısa Hepimiz bu aşk hikayeleriyle büyümedikmi böyle bir aşkı hayal etmedikmi... 1.Romeo ve Juliet William Shakespeare’in trajedisinden Romeo ve Juliet herhalde dünyadaki en ünlü aşıklardır. Birbirine düşman iki ailenin çocukları olan iki genç ilk görüşte birbirlerine aşık olup her şeyi göze alarak evlenirler....
  4. meleklerin aşk hikayeleri...

    melekler eşiniz veya sevgiliniz ile nerde nasıl tanıştınız . aşk hikayesnizi paylaşır mısınız?:)
  5. Çiçek aşısını kim buldu, çiçek aşısı nasıl bulundu

    çiçek aşısı ne zaman bulundu çiçek aşısının icadı aşısını kim buldu çicek aşısının bulunması aşısı bulunması Çiçek aşısını kim buldu, çiçek aşısı nasıl bulundu, Çiçek aşısını kim icat etti, Çiçek aşısının icadı, Çiçek aşısı nasıl bulundu, Çiçek aşısı ilk nezaman kullanıldı merak ettiğiniz herşey burada! İlkokul çağında bir çoğumuzun kabusu olan ve belkide hüngür hüngür ağlamasına neden olan...
  6. Çiçek Arajmanları İle Baharda Evinizde Çiçek Açsın

    Bahar ayında evlerimize uygulayacağımız, görüntüde zengin parada ucuz, tam bahar havasını yansıtan arajmanlardan yapalım ne dersiniz ? Bunlar için sizlere bir kaç örnek vermek istiyorum. Aralarından bir tanesini seveceğiniz ve uygulayacağınıza eminim. [img] [img] [img] [img] [img] [img] [img] [img] [img] [img]
  7. gözyaşı hikâyeleri

    Hikâyeler vardır, bitirdiğinizde üzerine iki damla gözyaşı dökülen… Bir solukta okunacak kadar kısa; yüreğinize dokunacak kadar uzun, boğazınıza bir şeyler düğümleyecek kadar duygulu, benim hikâyem diyecek kadar sizi, bizim hikâyemiz diyecek kadar hepimizi anlatan… İşte o hikâyeler gözyaşı hikâyeleridir. ÖZLEM On yaşlarındaki küçük kız, okul önlüğünün düğmelerini iliklemeye...
  8. Evde Çiçek Bakımı Nasıl Olur...Evde Çiçek Bakımının Püf Noktaları...

    Evde Çiçek Bakımı Evde Çiçek Bakımı Nasıl Olur Benim gibi sizlerde çiçekleri seviyorsanız evinizde her köşede bir çiçek varsa işte evde çiçek bakımı için baız püf noktaları...Evde çiçek bakmak artık çok kolay....Evde çiçek bakmak hem keyifli, hem dikkat edilmesi gereken önemli detaylara sahiptir. Hangi çiçeği nasıl yetiştireceğinizi biliyor musunuz?İşte..... Begonya: Çiçek açan...
  9. çiçek gibi sofralara çiçek tabaklar

    çiçek tabak modelleri Dekoratif tabaklar eğer dekoratif tabak arıyorsanız bu çiçek tabak modelleri ve çay takımları istediğiniz model olabilir. Doğayı evinize taşımak için bu çiçek figürlü tabakları kullanabilirsiniz. Şık yapısı ile sofranızı şıklaştıracaklar. Dekoratif mumlar kullanarak bu şıklığı tamamlayabilirsiniz.
  10. Çiçek Desen Ayrıntılı Duvar Kağıtları İle Çiçek Bahçeli Oda Görünümleri

    Çiçek Desenli Duvar Dekorasyonu Çiçek Desenli Duvar Kağıtları Çiçek Bahçesi Görünümünde Odalar Son zamanlarda sıklıkla kullanılan dekorasyon trendleri arasında yer alan çiçek desenli duvar kağıdı modelleri duvarlarımızdaki yerini almıştır. Dekorasyonda son zamanlarda çiçek desenli duvar kağıtlarını ya da çiçek desenli uygulamaları birçok yerde görmektesiniz. Siz de dekorasyonlarınızda ayrı...

Sayfayı Paylaş