gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Çingenelerin Tarihi

    Konu, 'Bunları Biliyor musunuz ?' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    çingene tarihi çingenelerin tarihi çingene tarihçesi çingeneler çingenelerin tarihçesi Onlar pistir, çalar, çırpar, ahlaksızdır... Öyle söylenir, öyle bilinir, öyle bilinmesi istenir. Kağıthane'de gözlerden ırak bir arsada yaşayan genç bir çingene kadın şöyle diyor; "Bize pis diyorlar, nasıl temiz olalım hergün sizin çöplerinizi temizliyoruz. Bodrum'da süslü kokanalar yılda bir kez yatlarla çöp toplamaya çıkıyorlar, yaza yaza bitiremiyorsunuz. Oysa biz bütün yıl hep çöp toplarız. Hiç görmezsiniz bizi. Kel kuşları (kelaynak) bilem korursunuz. Çingeneleri de korumaya alsanız ne olur ki?" Diğer halklar gibi çok çeşitli olumlu gelenekleri var onların da. örneğin konukları karşısındaki cömertlikleri bunlardan biridir. Ya da örneğin, Çingenelerin oymak gelenekleri içinde topluluk, kocası ölen bir kadının geçimini üstleniyor. Herkes günlük kazancından onun payını ayırıp veriyor. Bunun gibi örnek bir toplumsal dayanışma hala onlar içinde yer yer yaşayabiliyor..
    ***
    Onların da bir tarihi var... Çingeneler de diğer pek çok halklar gibi yüzyıllar boyunca göçler yaşamışlar, birbirinden yüzlerce, binlerce kilometre uzaklıktaki halklarla aynı toprakları paylaşmışlar, birbirlerine karışmışlardır. Araştırmalar çingenelerin ilk yurdu olarak Hindistan'ı gösteriyor. 14. yüzyılda Balkanlara, 15. yüzyılda da Avrupa'ya yayılmışlar. Çingenelerin Hindistan'dan göçlerinin bir noktasında iki kola ayrıldıkları belirtilir. İlk kol, kuzeye yönelmiş, Kafkaslar, Karadeniz, Orta Avrupa, Balkanlar hattını izlemişler. İkinci kol, Güneydoğu Anadolu, Irak, Suriye, Filistin, Mısır hattını izler. Tabii bu boyuna süren bir yürüyüş, sürekli bir göç değildir. Geçtikleri hemen her yerde topluluğun bir bölümü kalmıştır.
    İstanbul, Trakya çingeneleri birinci kolun, Maraş, Antep, Adana civarında yaşayan çingeneler ise ikinci koldan göç edenlerin torunlarıdırlar.
    Bir kısmı bugün yerleşik hayata geçmiştir. İstanbul'da, Kırklareli'nde onların böyle yerleşik hayata geçtikleri semtleri görürüz. Hala göçebe olanlar ise kalaycılıkla, çöp toplayıcılığıyla geçimlerini sağlamaktadırlar.
    ***
    Varlar, hem de milyonlarca... İstatistiği rakamlara göre Avrupa'da toplam olarak 7 milyon 101 bin 500 çingene yaşıyordu. Bu sayının yüzde 60'ı Balkan ülkelerinde bulunuyor.
    Çingenelerin ülkelere göre dağılımı da şöyle:

    Romanya: 800 bin
    Bulgaristan: 800 bin
    Yugoslavya: 800 bin
    Çekoslovakya: 600 bin
    Macaristan: 500 bin
    Türkiye: 500 bin-1.000.000 arası
    İspanya: 500 bin
    Rusyada: 260 bin
    Fransa: 250 bin

    500 bin rakamının Türkiye'deki çingenelerin gerçek rakamı yansıttığı şüphelidir. Çünkü resmi bir kayıt yoktur. Ve sayılarının biraz daha fazla olması kuvvetle muhtemeldir.
    ***
    Varlığını kanıtlamak için inkar... Edirneli bir çingene bundan birkaç yıl önce Cumhuriyet Dergi'de kendisiyle yapılan röportajda karşı karşıya kaldıkları açmazı, zorluğu şöyle dile getiriyordu;
    "Ezilmişiz, çünkü örgütlü topluluk değiliz biz. Sanki dünyanın bütün namussuzluklarını biz yapıyormuşuz gibi muamele görmüşüz. Bizim halkımızı yıldırmış bu aşağılanma. Bizim de bir dil yapımız var. Yaşama biçimimiz var. Ama herşeyden önce insanız. İnsan olduğumuzu kabul ettirmek için, çingeneliğimizi inkara kalkışmışız. Maddi gücümüz yok, eğitimimiz yok, kültürümüzü değerlendiremiyoruz. Bir can derdine, bir boğaz derdine düşmüşüz, öyle de gidiyoruz."
    "İnsan olduğumuzu kabul ettirmek için, çingeneliğimizi inkara kalkışmışız"; işte onların gerçeği bu cümlede saklıdır. Çingeneysen insan değilsin, adam yerine konulmazsın. Adam yerine konulmak için çingeneliğini inkar edeceksin.
    Devlet onları yok saymakla kalmıyor, zararlı, tehlikeli görüyor.
    1934 yılında çıkarılan İskan Kanunu'ndaki bir madde şöyle diyor;
    "Madde 4- Türk kültürüne bağlı olmayan, anarşistler, göçebe çingeneler, casuslar ve memleket dışına çıkartılmış olanlar Türkiye'ye 'muhacir' göçmen olarak kabul edilmezler."
    Bu kanun hala yürürlüktedir.
    ***
    Çingeneler genelde kendilerine "çingene" denilmesini pek istemiyorlar. Daha çok "roman" adını tercih ediyorlar. Herşeye rağmen göğsünü gere gere ben çingeneyim diyenler tüm örgütsüzlüğüne, belki bilinçsizliğine rağmen egemen kültüre karşı bir direnişi temsil ediyorlar. Roman adlandırılmasının benimsenmesi ise bir yerde inkara bulunmuş yumuşak bir kılıf yerine geçiyor. Rom çingenecede insan demek Roman bunun çoğulu oluyor. Bu adlandırmada da çingenelerin yine "insan olduklarını" kanıtlama kaygısı ağır basıyor.
    ***
    2. DÜNYA SAVAŞINDA ‘ÇİNGENE’ DRAMI

    GAZ ODALARINDAKİ BİLİNMEYEN ÇİNGENE GERÇEĞİ
    "Almanya'da Hitler'in iktidar yılları çingenelerin en kara günleri oldu. Alman diktatörünün Yahudiler için ateşlediği fırınların bacalarından çingene dumanları da yükseldi.
    Faşizm döneminde Almanya ve Avrupa'da yarım milyon çingene gaz odalarında yakıldı veya 'tıbbi deneylerde kobay' olarak kullanıldı. Naziler yalnız çingeneleri değil, üç kuşak ötesine kadar soyunda 'çingene' kanı taşıyanları da imha ettiler.
    16 Aralık 1942'de SS şefi Heinrich Himmer tarafından çıkartılan kararda 'çingenelerin topyekün imhası' emredildi. Çingeneler Auschwitz gibi imha ve çalışma kamplarında, labaratuvarlarda öldürüldüler.
    Faşist teorisyenler "bu çingeneler Avrupa'ya yabancı kanı taşıyorlar" diyorlardı.
    Almanya dışında Fransa'da 15 bin, Polonya'da 35 bin, Macaristan'da 28 bin, Rusya'da 40 bin çingene Naziler tarafından topluca öldürüldü.
    Çingenelerin Yahudiler kadar güçlü lobileri olmadığından, uğradıkları katliamlar tarihin karanlık sayfaları arasında eriyip gitti."
    (Çingeneler, Nazım Alpman, sayfa 101-102)

    Yani kısacası, söylenmesi gereken şu ki, onlar da bizim insanlarımız. Tüm diğer halkların sahip olduğu veya olması gereken haklar, onlar için de geçerli. Onların güzellikleri de ortaya çıkarılmayı bekliyor. Onlara insan muamelesi yapacak, onlara dillerini, kültürlerini olumluluklarıyla geliştirecek imkanları sunacak bir iklim oluşturmak tüm toplum ve kurumların görevidir.




     
  2. byan

    byan Forum Okuru

    paylaşım çok güzel
    paylaşım çok güzel elinize sağlık
     
  3. umudun_guncesi

    umudun_guncesi Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    5 Haziran 2011
    Mesajlar:
    45
    Beğenilen Mesajlar:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    her insanın iyisi kötüsü olduğu gibi bu insanların da vardır muhakkak, ancak genelde ben seviyorum kendilerini :) çok neşeli ve çok çalışkan insanlar.
    kimsenin kimseden farkı yok gözümde. herkes için öyle olsa keşke.
     
Çingenelerin Tarihi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Altay - Çingenem

    Altay - Çingenem

    kapkara gözlerle yaktın beni sineden aşkınla eridim yandım çingenem ruhumu bedenden çaldın çingenem karanlık gecede ateşin başında takınır zilleri oynar çingenem savurur saçlarını esen rüzgarda bir deli sevdaya salar çingenem çingenem çingenem kara gözlü çingenem aşkınla tutuşup yandım çingenem
  2. Ebru Gündeş - Çingenem

    Ebru Gündeş - Çingenem

    Kapkara gözlerle, yaktın sineden Aşkınla tutuşup, yandım çingenem Ruhumu koparıp, aldın bedenden Uğruna sararıp, soldum çingenem Karanlık gecede, ateşin başında Takınır zilleri, oynar çingenem Savurur saçlarını, esen rüzgarla Bir deli sevdaya, salar çingenem Çingenem, çingenem Kara gözlü çingenem Aşkınla tutuşup Yandım çingenem Çingenem, çingenem Kara gözlü çingenem Uğruna sararıp soldum çingenem
  3. Osmanlı İmparatorluğu'nda Çingeneler

    Osmanlı İmparatorluğu'nda Çingeneler

    Osmanlı İmparatorluğu’nda da Rumeli topraklarında yaşayan Çingeneler ayrı yönetim sayılmışlardı. Çingene Sancağı olarak adlandırılan bu yönetim biriminde, Çingenelerin yönetsel, mali ve askeri işleri düzenlenirdi. Hukuki vaziyetleri. XVI. asrın başlarından itibaren, Rumeli'deki Çingeneleri, askeri maksatlar ile vücuda getirilen diğer bazı teşekküller gibi, bir teşkilata bağlı görüyoruz....
  4. değirmen (çingenenin aşkı)

    değirmen (çingenenin aşkı)

    Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?... Görülecek şeydir o... Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı... Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar... Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş...
  5. Çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış

    Çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış

    çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış, ata sözü, anlamı, açıklaması, ne anlama geliyor, buyrun hepsini öğrenelim. Hani sonradan görmeler için deriz, sonradan görüpte kendini unutan ve zalimleşenler için kullanırız "Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış" sözünü... Sizce bu söz başka ne anlama geliyor Melek'lerim? Bir çok anlam taşıyan bu söz, bence bir çok...

Sayfayı Paylaş