gebe
  1. SadmiN

    SadmiN ♥ Ölürüm Sana Mavimm ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    15.409
    Beğenilen Mesajlar:
    970
    Ödül Puanları:
    113

    Defne'nin Hikayesi ( Reha Muhtar'ın Kaleminden )

    Konu, 'Magazin' kısmında SadmiN tarafından paylaşıldı.

    defnenin hayatı cengiz semercioğlu defne defne joy foster ın küçüklüğü joy foster küçüklüğü reha muhtar Defne Joy fosterin hikayesi, Reha Muhtar yazmış arkadaşlarım. Haberi gecce.comdan taşıyoruz. [​IMG]
    Defne Joy Foster... Kendini sevmeyen bir genç kadının öyküsü...

    Dişimin apse yaptığı o Atina gününü hiç unutmuyorum...

    25 yaşında falandım...

    Yaşamın gerginliği, mesleğimin stresi, Atina gibi tehlikeli bir kentin göbeğinde Türk gazetecisi olmanın psikolojik yükü, vücudumun değişik yerlerinde “arızalar” ortaya çıkartıyordu...

    O günlerde “yaşadığım hayatın yükü” dişlerimin üzerine binmişti...

    Sık aralıklarla dişlerim apse yapıyor, inanılmaz bir ağrı başımdan beynime doğru zonklaya zonklaya yayılıyordu...

    Gittiğim bir dişçi, dişimdeki enfeksiyonu tedavi etmesi için antibiyotik almamı söylemişti...

    Altı saatte bir antibiyotik alıyordum...

    Şişmiş ve davul gibi olmuş dişim fena halde ağrımaya devam ediyordu...

    ***


    Akşam home office olarak kullandığım bürodan çıktım, bir yerlerde bir şeyler yemek istedim...

    Ağrı yüzünden sabahtan beri hiçbir şey yiyememiştim...

    Restorana gittim kendime bir şeyler ısmarladım...

    Ismarladıklarımı beklerken, dişimin ağrısı yeniden nüksetti...

    Belki o anda başlamış olsa idare ederdim, ancak o müzminleşen ağrı saatlerdir devam ediyor ve ben içimden “Tanrım yeter, bitsin artık bu ağrı” diye yakarıyordum...

    Heyhat dişimde hiçbir etki bırakmıyordu bu yakarışlarım...

    ***


    Sonunda baktım ki, hiçbir fayda vermeyecek bu yakarışlar, dişimin ağrısıyla benim gelecek yemeklerden de hiçbir tat almam mümkün olmayacak, garsonu şöyle “usta içicilere has bir el işaretiyle” çağırdım...

    Seyirtti hemen yanıma...

    Olabildiğince kalender bir tavır takınarak, “Sen” dedim, “bana bir karafaki Uzo getir... Yanında buz olmasın... Sadece soğuk olmayan su...”

    Garson eski küçük gazoz şişelerini andıran bir karafaki uzo getirdi...

    Uzoyu bol, suyu az koymasını söyledim...

    Yunan uzosunun üstüne su gelince, aynı rakı gibi beyazlaştı...

    Aldım kadehi elime cömert bir yudum aldım...

    Ağrıyan arka dişimin üzerine getirdim, tutmaya başladım sıvıyı...

    2-3 dakika üç dakika tutuyor, diş üzerindeki sızıyı alıyordum uzoyla...

    Sonra da yutuyordum...

    Üç dört kez bu ritüeli yineledikten sonra, yavaş yavaş dişimdeki sızının geçtiğini farkettim...

    Dişim uyuşmuştu...

    Kafam da hafiften uyuşur gibi olmuştu...

    Sabahtan beri çektiğim diş ağrısı ve acısı geçmişte kalmıştı...

    İçkinin etkisiyle ağrı gitmiş, moralim yerine gelmiş, hayallerin tetiklediği hafif trans haline bile geçmiştim...

    ***


    O anda aklıma geldi, “içkiyle, antibiyotik alınmaz” lafı...

    “Hadi be” dedim, “Bana bir şey olmaz... Ben idare ederim...”

    Sonraki yıllar ne zaman dişim ağrısa, antibiyotik üstü rakı tedavisini yapmakta bir sakınca görmedim...

    Bazen birileri bunu görür “ne yapıyorsun sen?” derlerdi...

    “Bir şey olmaz... Rakı en fazla ilacın etkisini azaltır... Azaltsın, zaten bu saatte rakı dişteki ağrıyı alıyor...” derdim...

    İlaç üzerine içki içerken “bize bir şey olmaz” duygusunun özgüveninde, fırtınalı ve bohem bir hayatı yaşadığım günlerdi o günler...

    ***


    Dün gece Beyoğlu'nda bir barda arkadaşlarıyla bolca içki içmiş Defne...

    Kronik astımı olduğundan, ilaç da alıyor...

    Alkol ve ilaç gecenin bir saatinden sonra vücudunda neleri tetikliyorsa artık, hayatı deli gibi seven genç kadın daha 32 yaşında, aniden ölüveriyor...

    Defne Joy Foster'ı anlatabilmek için, dün saatlerce onun kısacık hayatının derinliklerinde araştırmalar yaptım...

    Arkadaşlarıyla konuştum...

    Hepsi hayatı deli gibi sevdiğini söylediler bana...

    Gece barda gördüğü arkadaşına “seni çok seviyorum” diye sımsıkı sarılmış...

    Üzerinde hiçbir psikolojik problem görülmüyor son saatlerinde, kalp krizini ve ölümü tetikleyecek...

    ***


    Hayatı sevmediğinden, hayata küstüğünden, hayatı kaldıramadığından gitmedi yani ölüme Defne Joy Foster...

    Tersine dans yarışmasının ertesinde Survivor'a katılma anlaşması yapmış...

    Yani hayat en azından işinde istediği gibi gidiyor, para kazanıyor, yeni projelere imza atıyor...

    O zaman ne peki 32 yaşında gencecik bir kadını ölüme götüren gerçek?..

    Defne Joy Foster hayatı seviyordu, ancak kendini yani öz benliğini sevmiyordu sanıyorum...

    25 yaşının bohem Atina günlerinde antibiyotik üstüne rakı içtiğim saatlerde, ben de kendimi yeterince sevmediğimin farkında değildim...

    Oysa kendisini sevmeyen insanların, “bilinçaltı vücutlarına zarar veriyordu...”

    Bir insanın sigara içerek, zehir gibi dumanı sürekli içine çekmesi, ilaç alırken içki içerek hayata meydan okuduğunu söylemesi, aslında kişinin vücuduna gayet bilinçli bir şekilde zarar verme eylemiydi...

    ***


    Kişinin kendini yeterince sevmemesi, kendi suçu değil bir çocukluk travmasıdır...

    Daha fazla konuşacağım bir gün değil bugün...

    Defne Joy Foster onu sevenler kadar kendini sevmedi, onu biliyorum...

    Muhtemelen cennette kendisiyle barışacaktır...

    Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun...

    ***


    DEFNE ÜZERİNDEN İÇKİLİ YAŞAMLARA VURANLAR...

    Cengiz (Semercioğlu) Defne Joy'un yakın arkadaşlarındandı...

    Dün konuşurken, “İnternette Defne'nin ölümünün üzerinden içkili yaşamlara karşı bir saldırı kampanyası var gibi...” dedi, “Bu yaşam tarzı onu öldürdü' türünden yorumlar yapılıyor” dedi...

    Defne'yle ilgili yazımda açıkça yazdım...

    Sigara tiryakileri, ilaçla içki alarak hayata meydan okuyanlar, gerçekte hayatı ne kadar severlerse sevsinler kendileri öz benliklerini yeterince sevmeyen kişiler...

    Herkesin anne babasıyla ilişkilerinden ve kendi çocukluk döneminden kalan arızalar, bilinçaltına işlemiş kodlanmalar bunlar...

    ***


    Bunları anlamak, kodlarını çözmek, insanlara kendini yeniden sevdirmek, kodlarını değiştirmek, şifrelerini çözmek ayrı bir şey, insanların yaşam tarzlarını mahkum edip, onları hedefe oturtmak apayrı bir şey...

    Kendini özbenliğini yeterince sevmeyenler, hayatta sadece sigara ya da içki içmiyorlar...

    Kendilerini ölüme götürecek silahlı binbir türlü macareya giriyorlar...

    Yaşamı bir mutluluk kaynağı olarak görmek yerine kendilerine eziyet eden hayatlar yaşıyor, ölüm saçan ideolojilerin peşinden gidiyorlar...

    Sonuçta kendi yaşamına ve öz benliğine yeterince değer vermiyordu ancak, hayatı cıvıl cıvıl yaşayan, dans etmesini, gülmesini, eğlenmesini, sevgi göstermesini ve almasını bilen ve yaşamı taptaze yaşayan bir genç kadındı...

    ***


    Onun yaşama sevgisi, hayatı keyifle içmesi, gülerek ve gülümseterek yaşatabilmesi akıllarımızda kalacak...

    Keşke dün Defne'yi internet sitelerinde hayat tarzı nedeniyle eleştirmeye kalkanlar, yaşamı o kadar sevebilseler...

    Öylesine keyifle yaşayabilecek bir gustonun sahibi olabilseler...

    Defne'nin ölümünden hayata sarılmaya çalışan bir yaşam biçimine vurmak, “Mazoşizm ve acıdan beslenen bir hayat tarzının, kuru sıkı kurşunlarına benziyor...”

    Onun ölümünden, felsefi bir rant elde etmeye çalışanlar hala bilmiyorlar mı ki?..

    Sigara ve içki içenler en fazla kendilerine zarar veriyorlar...

    Esas hayatın keyfini sınırlayan dogmatik yaşam tarzları bütün insanlığa zarar veriyor...

    Çünkü o kabız yaşamları savunanlar, kendilerinden maada, tüm insanlığı etki altına almaya çalışmaktalar...

    Bu durumda Defne'cik kendi etmiş kendi bulmuş durumda mağdur bir genç kadındır...

     
Defne'nin Hikayesi ( Reha Muhtar'ın Kaleminden ) konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. reha muhtar :)

    reha muhtar :)

    reha muhtar Show TV 'deki Ateş Hattı programında Reha MUHTAR, Prens Charles'ın müslüman olduğu yönündeki söylentileri eleştirmektedir. Konuyu Diyanet İşleri Başkanı ile tartışmaktadır: - Efenim Prens Charles 'ın müslüman olduğunu söylüyorlar. peki ama öyle bir adamdan müslüman olur mu? - Olur tabi neden olmasın? - Ama efenim nasıl olur? - Reha bey siz müslüman mısınız? - Tabi müslümanım...
  2. REHA MUHTAR'ın İKİZLERİ OLACAK

    REHA MUHTAR'ın İKİZLERİ OLACAK

    reha muhtarın ikizleri YAKLAŞIK 1 YILDIR BİRLİKTE OLAN REHA MUHTAR İLE DENİZ UĞUR'UN ŞU SIRALAR KEYFİNE DİYECEK YOK. SAKLAMBAÇ'IN 7 ARALIK TARİHİNDE BEBEK BEKLEDİKLERİNİ DUYURDUĞU ÜNLÜ ÇİFT, İKİZLERİNİN CİNSİYETİNİ ÖNCEKİ GÜN ÖĞRENDİ. Reha Muhtar yaklaşık 5.5 aylık ikizlerinin erkek olduğunu öğrenince çok sevindi. Bu arada anne olmak için tedavi gördüğü söylenen Deniz Uğur'un...
  3. Rehe muhtar'dan seçmeler

    Rehe muhtar'dan seçmeler

    Ne yalan söyleyeyim adam güzel haber sunuyor du.Ama komikti ya.Spikerlerin ister istemez hataları oluyordu ee ne de olsa canlı yayın o kadar da olacak demi.Ama reha muhtarın haberleri bambaşkaydı.İşte size reha beyden seçme haberler:D Reha Muhtar Haber: Bir yüzücü 350 Tonluk gemiyi ceker. R. M. : - Nasıl çekiyorsunuz gemiyi? -Inanc meselesi, içinizde bunu hissetmeniz gerekir. R.M. : - Neyi...
  4. "Defne'nin Beni Aldattığına İnanmıyorum"

    "Defne'nin Beni Aldattığına İnanmıyorum"

    defne joy foster kocasını aldattı mı defne joy foster aldattımı kocasını aldattımı eşini Defne Joy Foster'ın ölümünün ardından ortaya atılan iddialardan biri de buydu. Defne kocasını aldattı mı? O adamın evinde ne işi vardı? vs. Bir de Hıncal Uluç'un Defne Joy Foster hakkında yazdığı yazı da bu iddiaların üzerine resmen tuz biber ekti. Yazıyı ben de okudum ve ağzım resmen açık kaldı....
  5. Reha Muhtar'dan Nilüfer'e...

    Reha Muhtar'dan Nilüfer'e...

    reha muhtardan nilüfere yazı neler yazdı köşe yazısı nilüferin hastalığı ile ilgili bilgiler burada melekler Sevgili Nilüfer'in hastalığını öğrendiğimizde hem üzüldüm hem de bu kanser illetinin bir ünlüyü daha avuçları içine almış olmasına şaşırdım.Gerçi şaşırmak ta yanlış melekler.Çünkü kanserin en sevdiği şey düzensiz yaşayan insanlar.Düzensiz uyku,sabahı akşamı karışan hayatlar.Umarız...

Sayfayı Paylaş