gebe
  1. aysil

    aysil Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    3 Eylül 2010
    Mesajlar:
    77
    Beğenilen Mesajlar:
    22
    Ödül Puanları:
    0

    Değersizlik duygusu mu? Değersizlik inancı mı?

    Konu, 'Kişisel Gelişim' kısmında aysil tarafından paylaşıldı.

    Değersizlik duygusu mu? Değersizlik inancı mı?
    Değersizlik bir duygu değil bir inançtır.
    bilinçaltına en derinlere yerleşmiş köklü bir inançtır.

    "Bu ayrıntının ne önemi var" diyebilirsiniz. Ha duygu ha inanç.

    Çok önemi var.

    Duygular geçicidir. Üretilirler ve kullanılırlar. Ancak kullanılmayan
    ve ifade edilmeyen duygular birikir ve zamanla soruna yol açarlar. Ama
    birikmiş duyguları bile boşaltma ve bedenden akıtma olanağı vardır.

    Duygular bedende bir eylem karşılığı olarak üretilirler. Genellikle de
    riskli olarak algılanan olaylar karşısında üretilirler.

    bilinçaltının bir olayı riskli kabul edebilmesi için bu olayın
    bilinçaltında yerleşmiş bir inancı tehdit etmesi gerekir. Yani
    değersizlik bir duygu olsa bu duygunun üretilmesi için bir inancı
    tehdit edecek bir durumla karşılaşılmış olması gerekir.

    Halbuki esas olan tehdit altında olan durumun değersizlik inancı
    olması ve bu tehditin farklı duygular üretmesidir.

    İnanç bilinçaltına artık kesin doğru olarak kabul edilen bir
    düşüncenin yerleşmesidir. bilinçaltı yerleşmiş inancı sorgulamaz
    sorgulayamaz. Peşinen doğru kabul eder ve bu inancı koruyacak şekilde
    program işletir.

    Mevcut bir inancı zorlayan her türlü durumda duygu üretir.

    Çocuk doğduğu andan itibaren karşılaştığı değişik deneyimlerin toplamı
    bilinçaltında değersizlik inancının yerleşmesine neden olur. Bu inanç
    yeni bir inanç üretir. Bu ikincil inanç "değersiz olduğumun
    anlaşılmaması gerekir" inancıdır. Çünkü anlaşılırsa risk vardır. Daha
    güçlü olanlar tarafından yok edilme riski vardır.

    bilinçaltı bu nedenle savunma mekanizmaları üretir. İnancın
    sınırlarının zorlandığı her durumda da duygu üretir.

    Değersiz olduğunun fark edildiği şeklindeki her algı korku ve öfke
    üretir. Örneğin en sık karşılaşılan durum eleştirilmek ya da
    eleştirildiğini zannetmektir. bilinçaltı için eleştiri değersizliğin
    fark edilmesi ile eşdeğerdir. Bu nedenle eleştiriden kaçar ya da tepki
    gösterir.

    O halde değersizlik bir inançtır ve bununla mücadele edilmezse kolay
    kolay yerinden söküp atılamaz.

    Çoğu insan ( ve de meslekten kişiler) yanlış olarak değersizliği bir
    duygu olarak nitelemektedir. Bu nedenle de halkın dilinde yanlış
    olarak "değersiz hissediyorum" gibi bir söz yerleşmiştir.

    Bu büyük bir yanılsamadır. Eğer değersiz hissedersen karşılığı değerli
    hissetmektir. O zamanda birileri sana değer verirse değersiziliğin
    değerliliğe döner gibi bir hipnotik durum oluşur. Kişi buna inanır. Ve
    insanlardan değer verici davranışlar talep etmeye ve bunu alacağına
    inandığı davranışlar içine girmeye başlar.

    Bazı insanlardan takdir alınca kendini "değerli hisseder". Bu bir
    hipnozdur. Aslında içerdeki değersizlik inancında değişen bir şey
    yoktur. Öyle olsa bunun bir doyumu olması gerekir. Yani belli bir
    miktar "değer" satın alındığında artık kişi sürekli değerli hissetmesi
    gerekir. Halbuki ne kadar çok "değer" satın alınsa da yine de değer
    verilme arayışında değişen bir şey olmaz. Çünkü içerdeki inanç
    değişmez.

    Peki neden "değer verildiği" hipnozuna kapıldığında kişi kendini iyi
    hisseder? Bir savunma mekanizması işe yaramıştır da ondan. Zaten
    bilinçaltının derdi de budur. Takdir aramak bir savunma
    mekanizmasıdır. Sizi takdir eden insandan zarar gelmez. Sizi takdir
    ettiğine göre "değersiz olduğunuzu" fark etmemiş demektir. Yani onu
    "kandırmış" olursunuz sadece. Ama kendinizi kandırmazsınız. Oradaki
    inanç sapasağlam yerinde durmaktadır.

    Değersizlik inancını yerinden sökmek için "değer satın almak"tan çok
    daha farklı mücadele yöntemlerine gerek vardır.



    bilinçaltı değersiz olduğuna yani güçsüz ve yetersiz olduğuna
    inandıkça bu bilgiyi diğerlerinden gizleme çabası içine girer.

    Nasıl gizleyecektir? Gizlemek için hangi araçları nasıl
    kullanacaktır?

    Yine çevreden öğrendikleriyle yaşadıklarıyla ve gözlemledikleriyle.

    Hangi davranış bir zayıflık bir güçsüzlük bir yetersizlik belirtisi
    olarak niteleniyorsa o davranışlardan uzak duracaktır. Aksine hangi
    davranış ya da durum güçlülük belirtisi olarak niteleniyorsa o
    davranışları benimsemeye başlayacaktır.

    Örneğin duygularını göstermek zayıflık olarak nitelendirilise
    duygularını gizlemeye başlayacaktır. Başkalarını eleştirmeyi bir
    güçlülük özelliği olarak nitelerse kendisi de aynı davranışı
    benimseyecektir.

    Güçlü olması gerektiğine güçlü görünmesi gerektiğine inanacaktır.
    Güçlü görünmek için toplum tarafından hangi kriterler benimseniyorsa o

    da o kriterlerin peşinden koşacaktır.

    Hatasız olmaya çalışacaktır.
    Saygın bir yer elde etmeye çalışacaktır.
    Fiziksel olarak kabul edilebilir olmaya çalışacaktır.
    Maddi olarak zengin olmaya çalışacaktır.
    Toplumun benimsediği rolleri oynamaya başlayacaktır.
    Kibar ve nazik görünmeye çalışacaktır.
    İyi bilinmeye çalışacaktır.
    Başkalarına yüksekten bakmaya başlayacaktır.


    Çevrenize bakın. Bir kişi ne kadar eleştirelse ne kadar kibirliyse
    ne kadar gururluysa ne kadar başkalarını aşağılamaya çalışıyorsa ne
    kadar benim bildiğim en doğrudur havasındaysa o kadar güçlü bir
    şekilde içindeki değersizlik inancını gizlemeye çalışıyordur.

    Ne kadar mükemmeliyetçiyse ne kadar yaptıklarını savunup hatasız
    olduğuna sizi ikna etmeye çalışıyorsa o kadar içindeki değersizlik
    inancını gizlemeye çalışıyordur.

    Ne kadar başkalarından takdir almaya çalışıyorsa o kadar içinde
    değersizlik inancı olmadığına sizi ikna etmeye çalışıyordur.

    Değersizlik inancından kurtulmanın ilk adımı savunma mekanizmaları mızı
    fark etmektir.

    İlk adım farkında olmaktır. Farkında olmayı istemektir. Kendimizden
    utanmadan kendi bilinçaltımızın ürettiği savunma mekanizmaları nı fark
    etmek ve kendi bilinçaltımızın hangi mekanizmalarla bizi korumaya
    çalıştığını anlamaktır.

    Dr. Bülent Uran ın kaleminden..


    sevgiler.. ​


     
Değersizlik duygusu mu? Değersizlik inancı mı? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. arkadaş mı dost mu?

    arkadaş mı dost mu?

    Baba ve oğul konuşuyorlarmış. Babası oğluna sormuş, "Senin kaç tane dostun var?" Oğlan cevap vermiş: "Ohooo yüzlerce..." Babası oğluna açıklamış. "Bak oğlum" demiş insanın bir sürü arkadaşı olabilir ama yüzlerce dostu olamaz. Dost dediğin diğer arkadaşlara benzemez. İnsanın hayatı boyunca ancak 1 ya da 2 tane dostu olabilir. Oğlan saçma demiş. Benim...
  2. Dördüncü evre (Ureticiliğe karşın küçüklük-değersizlik dönemi)

    Dördüncü evre (Ureticiliğe karşın küçüklük-değersizlik dönemi)

    Freud’un latent dönem olarak adlandırdığı dönemdir. 5 yaş ile 11 yaş arası dönemi kapsamaktadır. Okul çağı dönemidir. Bu dönemde çocuk cinsel açıdan bir durgunluk dönemine girerken, yaşıtları ile ilişkileri artarak, yeni şeyler öğrenme ve birşeyler üretmenin hazzını yaşamaya başlar. Kendini örnek aldığı kişilerle özdeşleştirerek , çeşitli alanlarda roller üstlendiği şeklinde düşlemler kurar....
  3. Aşk mı Gurur mu

    Aşk mı Gurur mu

    Evet bayanlar bir kişide aşk duygusu mu yoksa gurur duygusu mu daha fazla olmalı??? buyrun ankete. yazarsanız düşüncelerinizi sevinirim:):)
  4. duygusuz muyum neyim

    duygusuz muyum neyim

    melişler size bi sorum olucak. karşı cinse duygusal olduğunuzu nasıl belli edersiniz. biraz saçma bi soru ama ben pek belli edemiyorum duygularımı bana yardımcı olun lütfen...:shootout:
  5. Var Mısın? Yok Musun? :)

    Var Mısın? Yok Musun? :)

    Herkes alttaki üyeye bi teklifte bulunucak.Oda varım ya da yokum diye cevap verecek.o kişi de alttakine bi teklifte bulunacak.:grouphug: Hadi başlayalım :) Alttaki benimle konsere gitmeye var mısın yok musun ? :ehi:

Sayfayı Paylaş