gebe
  1. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.022
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    Dilimizin Gelişmesi

    Konu, 'Eğitim ve Kadın' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

    dilimizin gelişmesi Dilimizin gelişmesi, batılılaşma çabamızın, devrimlerimizin zorunlu bir sonucudur. Bir uygarlık değiştiriyoruz. Doğunun durgun, içine kapanık, bir azlığın çıkarına kurulmuş ortaçağ toplum düzeninden ayrılmaya çalışıyoruz. Yaşayışımızın bütün alanlarında bu gidişin kaçınılmaz etkileri olacaktır. Dilimiz de ister istemez bu akıma uyacak, giderek batı uygarlığının gereklerini karşılamaya yeterli bir dil olacaktır. Gelişmenin gerçek anlamı da bu değil midir?
    Arınması gerekli bir dilimiz var bizim. Bu daha çok aydın çevrelerin dilidir. Çoğunluğun pek anlamadığı, konuşmadığı bir dil. Buna yazı dili, bilim, sanat dili diyenler var. Gerçekte yapmacık, yaşama gücünü yitirmiş, Osmanlıca artığı bir dildir bu. Yalnız sözcükleri (kelimeleri) bakımından değil, dokusu, söz dizimi bakımından da konuşulan Türkçeyle pek ilgisi yoktur. Yüz elli yılı aşan bir süreden beri değişegelen Osmanlıcanın bugünkü durumudur.

    Osmanlıca, Osmanlı aydınlarının diliydi. Arapça, Farsça, okumuşlardı onlar. Bu dilleri kullanmakta bir sakınca görmezlerdi. Yaşayışı, düşünüşüyle, beğenileriyle, halktan uzaklaşmış kimselerdi. Çoğunluğun dışında mutlu bir azınlıktılar. Bunu bir erdem sayarlardı. Onların gözünde halk, kaba saba bir topluluktu. Dili de öyleydi. İncelikten, derinlikten uzak, anlatım gücünden yoksundu. Arapça, Farsça dururken elin kaba Türkçesiyle uğraşacak değillerdi ya! Üstelik böylece daha bir bilgili, derin sayılır, saygı da görürlerdi.

    Bilimin de, sanatın da, dilin de kaynağı halktır. Halkın tutmadığı, anlamadığı, benimsemediği hiçbir şey yaşamaz. Halka dirsek çevirmiş aydının, halkın konuşmadığı dilin ileri bir toplumda yeri yoktur. Biz yeni eriyoruz bu gerçeğe. Halka yönelişimizin nedeni budur. Arınma işte bu yönelişin gereğidir. Bunu birkaç kişinin özentisi gelgeç bir akım sayanlar, ya bu gerçeği anlamıyorlar, ya da anlamak işlerine gelmiyor. Her çağda çıkarını kurulu düzende gören kimseler olmuştur.

    Arınmanın en az güçlük gösteren yanı, Türkçe karşılığı olan yabancı sözcüklerin atılması, kullanılmamasıdır. Kendimizi biraz sıkıya koyduk mu kolayca başarabiliriz bunu. Eş anlamlı sözcüklerin dilimize bir güç kazandıracağına, böylece dilimizin zenginleşeceğine inanmıyorum. Kimi yerde gerçek, kimi yerde hakikat, kimi yerde de realite demenin dilimize olsun, diyeceklerimize olsun bir yararı dokunur mu?

    Türkçe karşılığı olmayan Arapça, Farsça sözcükleri ne yapacağız? Biz kullansak bile bizden sonrakiler kullanmıyacaklar onları. Frenkçelerini de alamayız. Bir çıkmazdan başka bir çıkmaza girmek olur bu. Gerçi okullarımızda batı dilleri okutuluyor, okutuluyor ya, gene de köklerine inilmiyor onları; Yunanca, Latince gösterilmiyor, bu dillerin ürünleri incelenmiyor, Batı ekinin (kültürünün) temellerine yabancıyız biz. Böyle olmasaydı bile alamazdık batı dillerini. Okumuş bir azlığın anlayabildiği bir dile gidemezdik. Tek çıkar yol, anlaşılır Türkçe köklerden sözcük türetmek, bir de, bölgesel sözcükleri, deyimleri gün ışığına çıkarmaktır.

    Gelişmenin arınmayı da içine alan daha geniş bir anlamı vardır. Salt bir sözcük işi değildir gelişme. Batı dillerindeki bütün sözcüklere Türkçe karşılık bulmak da değildir. Bir kavram birkaç sözcükle de anlatılabilir. İş, Türkçe yazmaktadır.

    Şu yazı dilinin yapmacık, tekdüze söyleyişini sürdürdükten sonra, istediğimizce Türkçe sözcük kullanalım, dilimiz gelişmiş olmayacaktır. Konuşulan Türkçeyi alacağız. Yalnız İstanbul Türkçesi değil benim dediğim İstanbul'un dışında da Türkçe konuşulur. Hem daha bir Türkçe konuşulur. Büyük, güçlü bir kaynak var önümüzde. Pek el değmedik, işlenmedik bir gömü. Sıcak, kıvrak, soluk alıp veren, yaşama gücünü tüm halkımızdan alan bir dil. İşte biz bu dili işleyeceğiz. Halkımızın konuştuğu gibi yazacağız. Buna karşı duranlar, bunu beğenmeyenler bir devrik tümce bellemişler, ona tutuluyorlar. Devrik tümce olmazmış, dilimizin kurallarına aykırı düşermiş bu. Doğru değil dedikleri. Biz çoğu devrik tümcelerle konuşuyoruz. Bunu kurallara aykırı bulanlar önce savundukları kuralların dilimize uyup uymadığını düşünsünler. Diller kurallardan çıkmaz, kurallar dilden çıkar. Oysa, konuşur gibi yazmak yalnızca bir devrik tümce işi de değildir. Öyle olsaydı bundan kolay mı olurdu?

    Diller, yazarların, düşünürlerin sanatçıların yazılarıyla gelişir. Daha çok sanatçıların, ozanların öykücülerin, romancıların. Dili en iyi onlar kullanır, gelişmesine en çok onlar emek verirler. Dil uzmanları, kurumlar, kurullar, dernekler dillerin gelişmesinde ancak yardımcı olabilirler. Bilimsel çalışmaların verilerini değerlendiren yazarlardır, sanatçılardır. Bir yazar, bir sanatçı diyeceklerini daha iyi bir anlatmak istedi mi yolunu kendisi bulur. Uzmanlara danışmaz. Yeni bir sözcük mü gerekiyor? Kendisi bulur onu. Nitekim bu gereği duyan da kendisidir. Ya beğenir uzmanların yaptıklarını, ya beğenmez. Beğenirse kullanır, beğenmezse kendisi arar bulur. Başka yolu yoktur bunun. Yeni sözcükler yaza kullana yerleşirler, yayılırlar. Yazarlar kullanmadıkça kimse çıkaramaz onları sözcüklerden, kimse yaşatmaz.

    Büyük bir yapıya, geleceğin ileri Türkçesine çalışılan bir çağda yaşıyoruz. Elbirliğiyle başarılacak bir iş bu. Dilini seven, diline saygı duyan aydın kişi, dilerse bir şeyler getirebilir bu yapıya. İşe yaramak isteyen için bu ne güzel iş, ne büyük mutluluktur.

    edebiyatogretmeni.net


     
Dilimizin Gelişmesi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Türk Yazı Dilinin Tarihî Gelişmesi

    Türk Yazı Dilinin Tarihî Gelişmesi

    Türk Yazı Dilinin Tarihî Gelişmesi Eski Türkçe: Eski Türkçe devresi, Türk dilinin bilinen ilk devresidir, ana Türkçe devresidir. Türkçe'nin bütün yapısı bu devre ile izah edilir. Öncesi, Türkçe'nin karanlık devresi olup, Çuvaşça ve Yakutça ile, daha ileride Moğolca ile birleşir. Mîlâdî 8, 12 ve 13. asırlar arasında kullanılmıştır. Türk yazı dilinin ilk yazılı örnekleri olan Orhun...
  2. dil dilde ülser dil ülseri

    dil dilde ülser dil ülseri

    dilde ülser dil kökünde kabarcık dil kökünde kabarcıklar Dilde görülen; etrafı kırmızı, içi su dolu küçük kabarcıklar, dil ülserinin belirtisi olabilir. Derin ve sert kenarlı dil yaralarında, mutlaka doktora başvurmak gerekir. Diğer dil yaraları, hazımsızlık veya gripten kaynaklanabilir
  3. dilim

    dilim

    Kısmetin parça parça alınacağına işaret eder.
  4. zeka gelişmesi ve güçlü hafıza için yumurta tüketin...

    zeka gelişmesi ve güçlü hafıza için yumurta tüketin...

    güclü zeka Yumurtada bulunan kolin maddesinin zekanın gelişmesi, hafıza ve öğrenme açısından önemli olduğunu, bu açıdan çocukların yumurta tüketmesinin gerekliliğini anlatan Dr. Ender Saraç, yumurtanın çok iyi bir demir kaynağı olduğuna da işaret ediyor. Dr. Saraç, "Yumurtadaki demirden yararlanmak için, yanında C vitamini açısından zengin sivri biber, maydanoz, domates gibi...
  5. yumurtaların gelişmesi

    yumurtaların gelişmesi

    mrb bende aranıza yeni katıldım bi sorum olcaktı kasıklarım ağrıyo doktor yumurtaalrımın geliştiğini söyledine demek acaba bu

Sayfayı Paylaş