gebe
  1. BEYZA21

    BEYZA21 ♥ سن بنيم جننتيم نفسيمسين ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    21 Aralık 2011
    Mesajlar:
    9.575
    Beğenilen Mesajlar:
    1.516
    Ödül Puanları:
    113

    Dinimizde burçların yeri var mıdır?

    Konu, 'Tüm İslami Bilgiler' kısmında BEYZA21 tarafından paylaşıldı.

    Burçlar , bir çok insan hayatını burç yorumuna göre şekillendiriyor.Öyleki bekarlar artık ilişkilerinin başlarında hemen burcun ne diye soruyor ve buna göre evlilik planı yapıyor.Bunu saplantı haline getirip günlük burç yorumunu okuyup evden işe çıkanlar, yatırımlarını burç analizine göre yapanlar daha neler var neler..Peki burçlara bakarak hüküm çıkarmak doğrumu ,islamın burçlara bakış açısı nedir ? Tüm detayları yazımız da bulabilirsiniz öncesi Astroloji ve İslam , İslam'da Astroloji nin Yeri hakkındaki konuları incelemenizi öneriyoruz.
    Gökyüzündeki yıldız ve yıldız kümelerine burç denir.Gökbilimciler bu yıldızları görünüm ve şekillerine göre isimlendirmişleridr.Bazı burç yorumcuları da bu yıldızların aylık mevsimsel hallerini izleyerek bir takım yorumlar ortaya atarlar.Yıldızlar gerçekten bizim ruh halimizi etkiliyormu ? Son günler de astroloji, materyalist felsefecilerin malzemesi olmuş.Böyle değerlendiriyorum çünkü kainatı nizamı yaratan Allahtır.Allah dilerse bir şeyler olur veya olmaz.Olanları nizamın yaratıcısına değilde yıldızlara mal etmek doğru değil.Kuranı kerimde burçlar geçmektedir.Günümüz de astroloji fal alanına çekilmiştir.Ve islam bildiğiniz üzre falı haram kılmıştır.Böyle ispattan delilden uzak bu durumu islamiyet onaylamıyor.İnsanların karakter yapılarını doğum tarihlerine göre belirlemek gelecekten haber vermek mümkün değildir.Zira geleceği yalnız Allah bilir.Burçlar ve astroloji hayli detaylı anlatılması gereken derin bir konudur.Bu yüzden bu konu hakkında hocalardan bazı kesitleri sizlerle paylaşmayı uygun buluyoruz.İslamın burçlara ve astrolojiye bakış açısı yazımızın devamın da.



    islamın burçlara bakışı.jpg





    Dînimizde burçların yeri, astronomi ilminin konusunu teşkil edecek derecede vardır. Astronomi ilmi bu konuda derinleşebilir. Araştırmalarını ilerletebilir ve bu yıldızlarla ilgili bir çok bilinmeyeni ortaya çıkarabilir. Teleskop ve sâir uzay inceleme araçlarından istifade edebilir. Bu yollar açıktır. Nitekim, NASA’nın ve sâir uzay merkezlerinin yaptığı iş bundan ibârettir. Netice olarak, konu genel itibarıyla pozitif bilimlerin, özel olarak da astronomi ilminin konusu oldukça İslâmiyet’e ters düşmez.

    Fakat konuyla astroloji denilen, gök bilgilerini fal alanına çekerek kullanan fal-bilim (!) de ilgileniyor. Her ne kadar insanoğlu astrolojiye, yani yıldız falıyla ilgilenen bu özel alana bilim süsü vermeye çalışsa da, bunun pozitif bilimlerden uzak, yıldız ve galaksi hareketlerine dayalı olarak yapılan muhtelif kişilik ve karakter yorumlamalarından ibâret bir dal olduğu açıktır. Bu yorum dalı (bilgi dalı veya bilim dalı değil), yıldızların, galaksilerin, takım yıldızlarının veya gezegenlerin hareketleriyle insan kişiliği, insan karakteri ve insan davranışları arasında ilişki kuruyor, insanın doğumunun veya önemli olayların meydana geliş tarihine göre insanları gruplara ayırıyor. İnsanların karakter yapılarını doğum tarihlerine göre çözmeye çalışıyor. Bu yorum dalına eskiler yıldız falcılığı mânâsında “müneccimlik” diyorlardı.

    Böyle ispattan, delilden ve burhandan, yani pozitiflikten uzak yorumlamaları İslâmiyet’in onaylamasını “beklemek bile” doğru değildir. Yapılan yorumlar sadece yapanları bağlar. Yorumun yanlışlığının sorumlusu kişinin kendisidir. Nitekim kişinin karakter yapısını doğrudan Allah’a vermek gibi bir Tevhid inancı dururken; bu yapıyı Allah’ın elinden alıp yıldızların bir takım hareketleriyle ilişkilendirilecek biçimde doğum tarihlerine vermek, Tevhid inancıyla da, pozitif gerçeklerle de bağdaşmaz.

    Tevhid inancına göre kişiyi karakteriyle birlikte yaratan Allah’tır. Kişinin, sahip olduğu karakteri çerçevesinde terbiye edicisi de Allah’tır. Allah kullarını doğrudan terbiye ettiği gibi, din göndererek kullarının irâdesine kapı açmak sûretiyle de terbiye eder. İnsan davranışlarını sahip oldukları karakterler içinde eğiterek dizginleyen müessese dindir. Neticede kul, karakteri nasıl olursa olsun, terbiye edilmeye hazır bir potansiyel hüviyetindedir.

    Oysa yıldız falcılığında doğum tarihine göre kişiye sabitlenen karakter, eğitilir olmaktan uzaktır. Kişiye doğum tarihine göre bir karakter biçeceksiniz ve onu bu biçilmiş karaktere göre yargılayacaksınız, ona buna göre davranacaksınız. Meselâ, eğer müneccim (yıldız falcısı) hesabına göre kişiye çok alıngan olduğu söylenmişse, artık kişiye alıngan nazarıyla bakılacak, artık ona bu yaklaşımla davranılacaktır. Alıngan olmasının sebepleri araştırılmayacak. Kişi eğitime alınmayacak. Alıngan değilse bile, bu ithamla kişinin kendisini alıngan bilmesi gibi bir ucube ortaya çıkacaktır. Oysa alınganlık belirli ölçülerde herkeste vardır. Eğer birisinde fazla miktarda alınganlık varsa da, bu, doğum tarihiyle ilgili bir olay olmadığı gibi, olumlu yaklaşımlarla ve eğitimle kişinin bu yanını düzeltmesi zor değildir. Oysa yıldız falcılığı anlayışında bu çabaya yer yoktur.

    Kaldı ki, kişinin karakterini doğum tarihine göre tespit etmenin pozitif bir değeri de yoktur. Konu pozitif bilimle ispatlanmış değildir. Binlerce yıldır insanoğlu boş yere yıldız falcılığıyla uğraşıyor. Konu hâlâ burhana, delile ve ispata muhtaçtır. Konu hâlâ zanna dayalı yorumlamalardan ibârettir.

    Risâle-i Nûr Kur’ân’a bağlı olarak ayı, güneşi, yıldızları, gök cisimlerini ve semâvâtı bolca tefekkür sâhâsına çekiyor; ama hiçbir zaman astroloji malzemelerini kullanarak ve burçlara dayanarak gelecekle ilgili veya gaybî yorumlara yer vermiyor. Hiç şüphesiz, bu mânâda burçlarla ilgili yorumlara inanılmasını da onaylamıyor. On Dördüncü Lem’a’da değinilen burçlar, İlm-i Nücumun teşbîhâtı arasında yer alan burçlardan başka bir şey değildir.2

    Netice olarak, eskiden “ilm-i nücum” olarak bilinen astronomi, bir ilimdir. Kur’ân’dan destek alır. Fakat, astronomi bilgilerini burçlara dayalı bir takım gaybî haberler üretmekte ve gelecek hesapları yapmakta kullanmanın, yani “astroloji” olarak bilinen falcılığın gerçekliği yoktur. Bu açıdan, Tevhîd inancı da böyle fiillere değer vermiyor.

     
Dinimizde burçların yeri var mıdır? konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. ben de geldim yer var mı

    ben de geldim yer var mı

    ben demet izmirden katıldım foruma:melek:
  2. Dinine İmanına Bir Güreş Tutalım Var mısın?

    Dinine İmanına Bir Güreş Tutalım Var mısın?

    Kanuni devrinde Avrupa'dan İstanbul'a yaman bir güreşçi gelmiş. dünyaya hükmeden bir padişahın şehrinde herkese meydan okuyor. -Hodri meydan, çekiyormuş. Bunu duyan Kanuni, Çırağan'a dergaha gitmiş. Selam kelâm ve hoş beş faslından sonra Yahya Efendi'ye: - Ağabey, demiş, Avrupa keferesinden bir pehlivan gelmiş, bizimkilere meydanı dar edermiş. Merak ettim gidip seyredeceğim, uygunsa sizde de...
  3. Bana Da Yer Var Mı?

    Bana Da Yer Var Mı?

    selamlar.bana da melekler arasında yer var mı acaba?
  4. Banada yeR vaR mı ???? (:

    Banada yeR vaR mı ???? (:

    Slm bende geldim. Sitenizi çok beğendim.MelekleR mekanı'nı nasıl bulduğuma gelince (: smileyler ararken buldum ve sadece bayanların olduğunu görünce süper dedim bende burda olmalıyım dedim hemenn üye oldum ((((::zarhos:
  5. Fizan Diye Bir Yer Var mı?

    Fizan Diye Bir Yer Var mı?

    fizan fizan nerede fizan, neresidir, nerededir, ne demektir, resimleri, ile ilgili bilgileri burada bulabilirsiniz. Sevgili melekler, Türkçemizde çok uzağı belirtmek istediğimiz zaman fizan kelimesini kullanırız.Anlamını daha önce hiç düşünmemiştim ama öğrendim ki Fizan Libya'da bir yerin adıymış.. Gerçekten de Fizan, dünyanın en ırak, ulaşılması en güç ve en izole yerlerinden biridir....

Sayfayı Paylaş