gebe
  1. BEYZA21

    BEYZA21 ♥ سن بنيم جننتيم نفسيمسين ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    21 Aralık 2011
    Mesajlar:
    9.623
    Beğenilen Mesajlar:
    1.521
    Ödül Puanları:
    113

    Divan Şiirinde Maşuk - Rakip - Zahit

    Konu, 'Eğitim Şart' kısmında BEYZA21 tarafından paylaşıldı.

    Hüküm ve iradeyi elinde bulunduran maşuk, âşık için daima bir sultan (hükümdar, şah) efendi veya sahip sıfatında, kendisi de onun karşısında bir kul, köle yahut geda konumundadır. Konum farkı aynı kalmak şartıyla bazen âşık, aşkı ile düştüğü derde kendisinden derman bekleyen bir hasta, maşuk ise bu hastanın muhtaç olduğu çareyi elinde tutan tabip hüviyetini alır. Yahut da âşık, kendini maşukun zulüm ve kahrına bir kurban, onun öldürücü elinde bir şehit olarak tasavvur eder.
    Âşığına eziyet, cefa, naz, kahredici ilgisizlik ve vefasızlık, divan şiirindeki sevgili tipinin hâkim ve değişmez moral vasıflarıdır. Etrafını alan diğer âşıklarla onu kıskançlık azabı içinde kıvrandırmak maşukun cefa metotlarının başında gelir.







    5.jpg





    Kendisini seven insana karşı sevgi ve şefkat duyguları ile dolu, aşkın ıstırabını da saadetini de onunla birlikte yaşayan, âşığını mesut etmek isteyen, araya hasret ve ayrılık girdiğinde onun için gözyaşı döken yahut onunla birlikte olmanın sevincini paylaşan bir sevgili tipi divan şiirinde mevcut değildir.



    Maşuk, divan şiirinin baş kişisidir. Cân, cânân, cânâne, yâr, dost, mahbûb, habib, ma’şûk, güzel, hûb, hûbân, sanem, büt, nigâr, server, şâh, şeh, hüsrev, sultan, mâh, âfitâb, şûh, tabîb, dilber, kâfir, nâzenîn, hûnî, bî-vefâ, dil-dâr, dil-rübâ, dil-ârâ, dil-nüvâz, gül-izâr, gül-endâm, melek, meh-likâ, sâkî, perî, mutrib vs. kelimeler, çoğu zaman istiare yoluyla sevgiliyi ifade etmek için kullanılır.



    Maşuğun özellikleri içinde acı ve ıstırap verici oluşu başta gelir. Cevr oku atar, cana kasteder, zulüm ve eziyette sınırları zorlar. Kimse ona hesap soramaz. Gönlü taştır. Âşığa yâr olmaz, ele geçmez, vuslatı yoktur, söz verir ama sözünde durmaz, ağlayıp inlemek ona tesir etmez, merhametsizdir. Âşığın ağlaması ona zevk verir. Âşık ne kadar çok ağlarsa o kadar makbul olur. Sebepsiz yere cevr ü cefa eder. Zulmettiği kişiler zavallı, günahsız âşıklardır. Âşığın âh u feryadını duymazdan gelir. Bütün bu hâller sevgilinin kendine has sıfatları olup yadırganmaz, ayıplanmaz. Çünkü o, gönül mülkünün sultanıdır. Sevgilinin eziyetten vazgeçmesi, âşıktan yüz çevirmesi gibi telakkî edilir. Gerçek âşık sevgiliden şikâyetçi olmaz. Kısacası o, dert ve belâ, cevr ü cefanın yegâne temsilcisidir.



    Âşık bu hâlden memnundur. Şikâyet etmez. Sevgili dönek ve yalancı olabilir. Âşığın rakiplerine iltifat gösterebilir. Fitneler koparıp ortalığı birbirine katar. Aşk oyunlarıyla gönül alır veya kıskandırır. Fettân ve âşüftedir, hafif meşreptir. Bazen merhametli ve şefkatli de olabilir. Ancak nazı hiç eksik değildir. Gına sahidir, gözü doygundur. Çok nazik ve nazenindir, en ufak bir şeyden incinir. Onun için en büyük tehlike âşıkların âhını almaktır. Kolay kolay kendisini göstermez. Âşık onun hayaliyle yetinir veya ancak rüyasında görebilir.



    Bayramlarda seyrana çıkar veya onun göründüğü gün- ler bayram sayılır. Onunla ancak mektup yardımıyla temas kurulabilir. Sevgili, eğlence âlemleri ve bezmin vazgeçilmez kişisidir. Paraya, servete, zenginliğe düşkündür. Ona verilecek en güzel hediye kendi güzelliğini görüp âşık olacağı ve böylece âşığına acıyacağı bir aynadır. Sevgilinin yaşı daima gençlik yaşıdır. Bedeni en çekici renktedir. O, can bağışlayıcıdır. Hayat verir. Bazen sevgilide erkek özellikleri de zikredilebilir. Sevgilinin platonik bir aşk ile seviliyor oluşu divan şiirinde onu tasavvuf çerçevesinde görmeye yol açmıştır. Tasavvufta sevgili Allah’tır. Aşk ise İlâhî aşktır.



    Divan şiirinde sevgili daima yüceltilir. Âdetâ ondan bahsetmenin gayesi de budur. Sevgili olmayan yer cennet bile olsa değeri yoktur. İki cihan ona feda edilir. Onun varlığı bütün acılar unutturur. Hûrî ve gıl-mân onun yerini tutamaz. Onun sözü âşık için kanun gibidir. Sevgili ile ilgili teşbih ve mecazlar çoktur. Bazen Yûsuf, İsa, Süleyman olur; bazen perî, melek, hûrî, gılmân olur. Pervanenin mumu; kulun sultanı odur. Cândır, tabîbdir, servdir, güldür, gülistandır. Ay ve güneş, tıfl ve civan, âhû ve gevher, kıble ve Ka’be odur. Onun güzellik unsurlarının sonu yoktur. Onda olan her şey güzeldir. Kısacası, gerek tasavvuf? gerekse platonik anlamda; gerek gerçek, gerek mecazî anlamda sevgili hakkında söylenecek söz bitmez.


    Gamım pinhân tutardım ben dediler yâre kıl rûşen
    Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı (Fuzûlî)

    (Ben gamımı gizli tutuyordum, bana yâre derdini aç dediler. Ben de, ben söylesem bile o vefasız sevgili inanır mı inanmaz mı bilmiyorum, dedim.)



    Divan şiirinde âşık ve maşuğun yanında önemli bir kişilik de rakiptir. Klâsik edebiyatımızda âşık-maşuk İkilisi arasında âşık ile yarışan ve ona ortak olan kişidir. Rakip, âşığın nazarında kötü olan kişidir. Rakip âşığa en az sevgili kadar eziyet eder.


    rakipRakip, sevgilinin vuslatına nail olan kimsedir. Âşıkla sevgilinin buluşmasına veya âşığın sevgilinin bulunduğu mahalle gelmesine mani olur; sevgilinin iltifatına mazhar olur. Bundan dolayı daima hücumlara maruzn kalır


    Rakiple sevgili bir arada bulunur, sohbet eder, meclis kurup şarap içer. Âşığı sevgiliye gammazlar, yakın olduğu hâlde, kendisini ayrılık acısı çekiyormuş gibi gösterir, âşığın karşısına geçip güler. Sürekli kötü sıfatlarla anılır. Bunlardan bazıları şunlardır: İt, eşek, diken, düşmân, hayvan, şeytan, domuz, kâfir, rû-siyah, miskîn, kör…


    Meydâna geldi na’ş-ı rakîb-i nemîme-sâz
    Kıldım huzûr-ı kalb ile ömrümde bir namâz (Sabit)


    (Koğucu, münafık rakibin cenazesi meydana gelince, ömrümde -ilk defa- kalp huzuru ile bir namaz kıldım.)


    ZAHİT


    zahidZahit; kaba sofu demektir. Divan şiirinde Allah’ın buyruklarını yerine getirmekle birlikte, şüpheli şeylerden de kaçınan kişidir. Bunlar, dinî konularda anlayışı kıt, her işin ancak dış kabuğunda kalabilen, derinlere inmesini beceremeyen, ilim ve imanı dış görünüşüyle anlayan, bunu da ısrarla başkalarına anlatan ve durmadan öğütler verip topluma düzen verdiklerini sanan kişiler olarak ele alınır.


    Daracık dünya görüşü içine sıkışıp kalmışlardır. Dar kalıplı bilgilere bağlıdırlar, hayatın acemisidirler. Bu bakımdan çok zaman gülünç duruma düşerler. İmandan hiçbir zaman hakikate ulaşamamışlardır ve samimiyetleri yoktur. Şairler daima zahitin karşısında âşığı görürler. Zahitte olanlar âşıkta yoktur. Bu bakımdan geçimsizdirler. Zahit aşkı inkâr ettiği için bu duruma düşmüştür. Tek emelleri cennete kavuşmaktır. Güzellikleri göremezler. Başkalarını sıkar, ıstırap verirler. Bu bakımdan alaya alınırlar. Riyakârdırlar. Ellerinden ve dillerinden teşbih eksik olmaz.


    Hüccetle senindir biliriz savma’a zâhid
    Fermân-ı şeh-i aşk ile meyhâne bizimdir (Nâbî)

    (Ey zahit! Biz tekkenin senin olduğunu delille biliriz. Aşk şahının fermanı ile de meyhane bizimdir.)

     
Divan Şiirinde Maşuk - Rakip - Zahit konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. ŞİİR

    ŞİİR

    Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Medine dışında çölde yaşayan birisi Hz. Peygamber'e (s.a.v) geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Kıyamet ne zaman kopacaktır?" diye sordu. Efendimiz (s.a.v): "Hay yazık sana, sen kıyamet için ne hazırladın?" diye sordu. Adam: "Öyle fazla bir ibadet ve taatim yoktur, fakat ben Allah ve Resûlünü seviyorum" diye cevap verdi. O zaman...
  2. Yaşar - Divane

    Yaşar - Divane

    Hele bir anla aşkı zamanla Kışlar bahara döner gibidir Var mi dünyada askından başka Yandı derken söner gibidir Her derdime yar ortağım olda Gökten melekler iner gibidir o zaman Kar mı dünyada bin yıl yaşansa Yokluğunda cehennem gibidir Sana yine muhtacım Gel benim baştacım yar Bana yine sen lazımsın Gel benim sultanım yar Ay aman yar sana Söylemeliyim içimde tutamam yar Tutamam yar unutamam...
  3. Kolera - Aşık İle Maşuk

    Kolera - Aşık İle Maşuk

    okyanusların girdabında kaldım hortumların markajında kaldım dedikoduların ceyranında carpıldım yunus oldum dibe daldım hayat altta kalanın canı cıksın oyunu ben altta kaldım,dersimi aldım yüzüstü kaldım,hastalık saldım leşleri yaygın yine yalnız başımayım yine işi başından aşkınım beni sevdiğin kadar sana aşığım bana kızdığın kadar sana kızgınım bağışlayın ben bi kaçkınım saatler yine erkene...
  4. (rap)kolera:>aşuk ile maşuk

    (rap)kolera:>aşuk ile maşuk

    kolera aşuk ile maşuk aşuk ile maşuk oyunu aşıkla oyunu aşıkla kıyafetleri Okyanusların girdabında kaldım Hortumların markajlarında kaldım Dedikoduların cereyanında çarpıldım Yunus oldum dibe daldım Hayat altta kalanın canı çıksın oyunu Ben Altta Kaldım Dersimi Aldım Yüz Üstü kaldım Hastalık Salgın Neşteri yaygın Yine Yalnız başınayım Yine işin Başından Aşkınım Beni SEvdiğin kadar Sana aşığım...
  5. Divan Şiirinde Aşk - Âşık

    Divan Şiirinde Aşk - Âşık

    Bütün divan şiiri, işlediği duygu ve konulara toplu olarak bakılınca görüleceği gibi aşk konusu üzerine kurulmuştur. Merkezde sadece o vardır. Aşk temi aradan kaldırılacak olsa hemen hemen bütün divanlar boşalır; geriye kaside, terci’ ve terkib-bendlerle tarih manzumelerinden ibaret küçük bir yekûn kalır. Türk edebiyatında aşk, basit ve çekici bir arzudan hastalık derecesine varan...

Sayfayı Paylaş