gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Doğum Geleneklerimiz

    Konu, 'Örf ve Adetlerimiz' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    çocuk doğunca ne denir bebek dogunca ne denir cocuk dogunca bebek doğunca neler yapılır Gebelik: Kadın, gebeliği ilk önce uygun bir dille duyurulur. Eşler birlikte kızın
    evine giderler. Anne adayı, mutlu haberi kendi annesine iletir. Anne de
    eşine söyler, tüm aile bu mutlu olayı kutlar. Bazı yörelerde horoz kurban
    edildiği bile olur. Mutluluk haberini duyan aile, kızları ve damatlarına
    hediyeler verir. Bebek için giysiler, yatak malzemesi gibi hazırlıklar
    yapılır. Eltiler, görümceler, oğlan ve kız annesi, gelinin arkadaşları, gebe
    kadının doğum hazırlıklarına yardımcı olurlar.
    Gebe gelinin baş bağlaması:
    Gebe kaldığını anlayan gelin, durumu kaynanasına bildirir. Durumu öğrenen
    kaynana, sevinçle bir kasaba gider ve 7 adet koyun kellesi alır. Bunları
    yıkar, temizler, bir kazanda kaynatır. Kelle yemeği olarak hazırlar. Yanına
    pilav, komposto, tatlı vb. de yapar. Mevsim meyvelerini de katarak sofraya
    getirir. Gelinin akranı, yeni evli gelinleri bu sofraya davet eder. Gelin ve
    arkadaşları yemeklerini yer, türküler söyler, oyunlar oynar.
    Geline yakasız köyneğini, üç eteklerini, kısa enli cepkenini giydirirler.
    Giysileri giydirilirken selavat getirirler. Gelinin başı, renkli poşularla
    bağlanır; poşunun üzerine altından veya gümüşten takılar takılır. Bu poşular
    7 renktir. Her rengin ucu birer metre kadar uzunlukta sırttan aşağı
    sarkıtılır. Ayrıca bir kırmızı poşu ile de gelinin ağzı örtülür.
    Gelin, bu sırada konuşmaz. Eşi, kaynata ve kaynanası, yakınları, arkadaşları
    baş bağlanmasının arkasından hediyeler (anmalık) verirler. Konuşmasını
    isterler. Gebe kalan, başı bağlanan gelin, artık aile içinde statü
    kazanmıştır. Gelinin eteğine, çocuk şapkası ve başörtüsü koyarlar. Gelin,
    eteğiyle bunları 3 kez havalandırır. Etekteki şapkayı kapan konuk
    gelinlerden birinin oğlu olacağı, başörtüsünü kapanın ise, kızı olacağına
    inanılır. Bu atış üç kez tekrarlanır. Son atışta şapkayı ve başörtülerini
    kapan gelinler, bunlara sahip olur. Başı bağlanmış olan gelin artık
    konuşmaya başlar.
    Gebelikle ilgili ve gebelik süresince uygulamalar:
    · Kadın, gebeliği süresince, al basmasın diye başına al örtü bağlar.
    · Gelinin ağırlığı düşmesin diye boynuna altın takılır.
    · Nazarı önlemek için ise, göz boncuğu ve maşallah gibi takılar
    takılır.
    · Kadın gebeliği sırasında al yanaklı, güzel yüzlü ise, oğlan
    doğuracak demektir.
    · Kadının karnı büyükçe ve yukarıda ise kız doğuracak şeklinde
    yorumlanır.
    · Aşeren kadın, çirkin bulduğu şeylere bakmaz, kelle yemez.
    Gebe kadın için “kız kasıkta, oğlan karında durur” derler. Kız çocuğunun
    doğumu sırasında kasık, oğlan çocuğunun doğumunda annenin sırtı ağrır.
    Aşerme sırasında kadına, özlemini duyduğu herşey yedirilir.
    · Aşeren kadına sakız çiğnetilmez, sevmediği yiyecekler yedirilmez.
    · Çirkin bulduğu korktuğu, çekindiği şeylere baktırılmaz.
    · Tilkiye bakarsa çocuğunun sinsi, tavşana bakarsa yarık dudaklı,
    mandaya bakarsa hantal olacağına inanılır.
    · Çirkin bulduğu kadına da erkeğe de bakmaz.
    · Gebe kadına çevresindekilerce sürekli iyimser ve neşeli olması
    öğütlenir.
    Doğum:
    Yaşamın başlangıcı olan doğum, her toplum gibi Tahtacılarda da çok çok
    önemsenir. Duygular yoğunlaşır. Çünkü, doğum olağanüstü bir olaydır. Soyun
    sürmesi demek olan doğumdan önce; doğum kolay olsun diye:
    · Çeşmenin musluğu açılır.
    · Oklavalar kırılır.
    Her obanın doğuma yardımcı bir ebesi vardır o çağırılır. Komşu-akraba olan
    becerikli kadınlar da doğum için çağırılır. Çocuğun giysileri hazırlanır,
    bir kazan su kaynatılır. Bu su ile doğuma yardımcı tüm kadınlar, ellerini
    yıkarlar. Gebe kadını, sancısı gelsin diye iki kadın kollarından tutar
    yürütür. Sonra bir battaniye içine kadını yatırır sallarlar. Bundan amaç,
    çocuğun karında doğuma hazır duruma gelmesidir. Bu arada kadınlar, gebe
    kadının kasığını çekerler. Doğum zor oluyorsa, tavana bir ip bağlanır, kadın
    ipten tutunup güç alarak ıkınır, rahim avuç içi kadar açılırsa çocuk doğuma
    hazır demektir. Ebe, kasığa basar, yardımcı kadınlar sürekli gebe kadına
    moral vererek cesaretlendirir. Doğan erkek çocuk ise, sevinç daha fazla olur
    Ailenin başka oğulları olsa bile bu sevinç değişmez. Doğumdan sonra çocuğun
    eşi düşer, düşmezse ebe elini yıkar, zeytinyağı ile yağlar, göbek bağından
    tutarak eşi çıkarır. Çıkarılan eş, evin uzağında ayak basmayacak bir yere
    gömülür.
    Göbek kesme:
    Ebe eliyle çocuğun göbeğiyle eşi arasında bir karışlık boşluk bırakır. Elini
    çıkıntılı göbeğin üzerine koyduktan sonra keser. Göbek bağı ikiye katlanır,
    çok sıkı olarak bağlanır. Sıkı bağlanmazsa, bebek ölür. Bir hafta içinde
    göbek bağı kuruyarak kendiliğinden düşer.
    Çocuk kız ise, bir çeyiz sandığına veya dikiş makinesinin çekmecesinde göbek
    bağı saklanır. Doğan çocuk erkek ise, göbek bağı okulun bahçesine “okusun,
    adam olsun” dileğiyle gömülür. Kız için, ayağı evde olsun, evcil olsun
    dileğiyle göbek bağı mutlaka evin içinde saklanır.
    Doğumdan sonra kadına soğuk su verilmez, üşütmesin diye kekik kaynatılır.
    Bir gün boyunca çocuğa ılık şekerli su verilir. Bu arada karın bölgesindeki
    kan aksın ve kadın göbekli olmasın diye, karnı bir çarşafla sıkılır ve
    bağlanır. Gebe kadın bu bağ ile birkaç gün kalır. Ağrı olursa arpa unu,
    soğan, kekik, un yoğrularak yakı edilir ve karına bağlanır.
    İlk anne sütü, ayak deyip çiğnenmeyecek bir yere sağılır, çocuğa verilmez.
    İkinci süt, ilk birkaç damlasından sonra çocuğa içirtilir. İlk süt
    verilirken memede çatlama olmasın diye soğan kesilir, yara üzerine sürülür.
    Kadın yatağına çocuğuyla birlikte yatırılır, konu-komşu çorba ve pelte
    pişirerek kutlamaya gelirler. “Analı-babalı büyüsün”, “yaşı uzun olsun”
    genellikle ana dilekleridir.
    Bebek görümü:
    Soyu sürdürmenin belgesi olan bebek doğunca oba, köy büyük sevince boğulur.
    Hemen bir kişi baba adayına müjdeci gönderilir. Baba müjdeciyi ödüllendirir.
    Gücüne göre armağanlar verir.
    · Bebeğin yüzü sürekli sarı bir örtü ile “sarılık olmasın” diye
    örtülüdür.
    · Anne ise albasmasın diye al örtülür.
    · Yastığın altında ise, bir bıçak ve ekmek bulunur.
    Bu albasmaması için bir önlemdir. Baba, çocuğu görmeye geldiğinde elinde
    eşine görümlük adlı hediyeyi getirir. Çocuğa “maşallah” der öyle bakar, aile
    büyükleri ve yakınları anneye ve çocuğa görümlükle gelirler. 40’ı çıkmayan
    çocuk dışarı çıkarılmaz. Bazen zorda kalınırsa 20’sinde dışarı çıkarılır.
    Anne de zorunlu kalmazsa, dışarı çıkmaz, uzaklara gitmez, ağır iş yapmaz,
    yük kaldırmaz, ayrıca 40 günlük süre içerisinde eşiyle yatmaz. Evde anne
    yalnız bırakılmaz. Deneyimli bir kadın “görümce, kaynana, anne” gibi bulunur
    Çocuğun beslenmesi, temizliği, sağlığı ve annenin sağlığıyla bunlar
    ilgilenir. Eğer anne bilmiyorsa, çocuğu deneyimli kadınlar beler. Kimi yerde
    çocuk beşiğe alınır. Beşiğe yatırılan çocuğa kundak yapılmaz, bez bağlanmaz.
    Beşiğin altında lazımlık bulunur. Buna Isparta ve Antalya yöresinde “sülbüş”
    denir.
    Kadın çocuğu emzirirken, beşikte sarılı bebeğin üzerine eğilir öyle emzirir,
    çocuk kundaktaysa annenin kucağına verilir.
    · 40’lı kadın cenazeye gitmez, gitmek zorunda kalırsa, cenaze suyunun
    üzerinden atlatılır, eli-yüzü cenaze suyuyla yıkatılır.
    · Başka bir kırklı kadınla karşılaşırsa, karşılıklı iğne değişirler.
    · 40’ıncı günü bir tasın içine 40 adet küçük taş, 40 adet gül veya
    mevsim çiçeği atılır. Kimileri 40 taş yerine 40 metal para atarlar. Bu
    tastaki suyu süzerler, bunu 39’ar kez annenin ve çocuğun üzerine dökerler,
    40’ıncı su kalan suyun tümüdür bu da dökülür, böylece kadın ve çocuk ayrı
    ayrı kırklanmış olur.
    Çocuğa giysisi giydirilir.Kimi yerleşim birimlerinde anne çocukla birlikte
    kırklanır. Şimdilerde kent ve kasabalara yerleşen Tahtacılar, kırklı kadın
    ve çocuğu hamama götürüyorlar.
    · Nazarı değen kadın varsa, çocuk ona gösterilmez.
    · Kadın görürse, bir parça giysisinden bez kesilerek alınır.
    Çocuğu olmayan kadına Antalya yöresinde “Kasnak” adı verilir. Sütü olmayan
    kadının yerine başka bir kadın çocuğa süt verir, buna süt annesi denir.
    Nazar değmesin diye nazar boncuğu, üzerlik, çöre otu, sarımsak kökü ile
    nazarlık yapılır, çocuğun kundağı veya yatağına asılır. Çocuk devamlı
    ağlarsa, kurşun dökülür. Önceki çocukları kız olanlar, oğlan olsun diye
    kızlarına Songül, Sonnur, Yeter, Döne, Döndü gibi adlar verilir. Yeniden kız
    doğarsa, Kısmet adı verilir. Çocuğu yaşamayanlar ise Dursun adını verirler.
    Ad verme:
    Anne-baba, çocuğuna adını kendileri koymaz, aile büyüklerine bırakırlar.
    Oğlan olursa şu kız olursa bu gibi değerlendirmeler yapılır. Genellikle eski
    ataların adları yaşatılır. Doğumun yedinci günü çocuk tuzlanır. Tuz yemeği
    adı altında köylüye bir yemek verilir. Bu yemeğe yalnız köyün kadınları
    çağrılır. Bir yandan çocuk tuzlanır, diğer yandan da tespit edilen ad çocuğa
    verilir.
    Daha önceleri ölmüş ataların adları verilirken şimdi Özlem, Özgür, Sevgi,
    Barış, Umut, Türkü, Pınar, Irmak, Deniz gibi adlar konmaktadır. Eski ve
    geleneksel Ali, Fatma, Veli, Gülsüm, Emine, Zeynep, Hasan, Hüseyin gibi
    isimler daha az konmaktadır.
    Köylerde aşerme, albasması, alkarası, kırklama, nazar değmesi, “gözdeğmesi”,
    40 basması gibi olgular, azalarak da olsa yaşamaktadır. Eğitim oranı
    yükseldikçe, bu tür olgular yerini yitirmektedir. Günümüzde köy ebelerinin
    yerini, diplomalı ebeler almışsa da birçok köyde ve ağaç kesimi yapılan
    obalarda köy ebesinin doğurttuğu kadın sayısı hayli fazladır


     
Doğum Geleneklerimiz konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Malatya gelenekleri

    Malatya gelenekleri

    malatya gelenekleri malatyanın gelenek ve görenekleri malatyanın gelenekleri malatya adetleri örf ve adetleri Malatya tarih boyunca çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Aslantepe, Nemrut Dağı, Fırıncılar Höyük, Bayramtepe Höyük, Ören Höyük, ikinciler Höyük, Aslantaş, Kağköy Kaya Kabartmaları, Levent Vadisi, Ansur ve Kaletepe Höyük görülebilecek arkeolojik alanlardır. DOĞUM...
  2. 'Düğün Gelenekleri'

    'Düğün Gelenekleri'

    Düğün gelenekleri illere göre farklılık gösterse de herkesin bildiği ve uyguladığı değişmeyen bazı adetler vardır. İşte bunlardan bazılarının ne anlama geldikleri ve ortaya çıkış öyküleri… GELİNLER NEDEN BEYAZ GİYER?Beyaz, Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul ediliyor. O dönemden beri de gelinler beyazı tercih ediyor. 20. yüzyılın başında bu renk masumiyetin ve...
  3. gelenekle flört

    gelenekle flört

    Gelenekle Flört Sacramento'da (California) Raices Grupo Folklórico'nun sergilediği Jalisco (Meksika) kökenli bir kur dansı sırasında, tapatía adı verilen elbiseler mariachi müziğinin ritmine uygun olarak ileri geri savruluyor. Bu dansta erkekler ellerini arkada tutarak yaklaşırken, kadınlar saygılı bir mesafeyi korumakla birlikte erkekleri ayartmak için eteklerini kullanırlar. Vücut...
  4. Anadolu'da Doğum Gelenekleri

    Anadolu'da Doğum Gelenekleri

    Doğum Gelenekleri Geçiş dönemlerinde ilki olan doğum dünyanın her yerinde olduğu gibi Anadolu’da da her zaman mutlu bir olay olarak kabul edilmiştir. Dünyaya gelen her çocuk sadece anne babanın değil aynı zamanda akrabaları, komşuları, soyu ve sopu da sevindirmektedir. Çünkü her doğum ailenin akrabaların soyun, sopun sayısını artırmaktadır. Sayının artması ise; gücün dayanışmanın artması...
  5. Evlilik Gelenekleri

    Evlilik Gelenekleri

    ÇİN Damadın ailesi astroloji uzmanına başvurarak evlenmeyi düşünen çift hakkında yorum ister. Eğer astroloji uzmanının hazırladığı horoskopu damadın ailesi uygun bulursa, çocuklarının doğum saatini ve tarihini kızın ailesine göndererek, aynı işlemi onların da yapmasını ister. Gelinin ailesine verilecek hediyeler arasında ‘çay’ önemli bir yer tutar. Düğünden önce damat evlilik yatağını...

Sayfayı Paylaş