gebe
  1. Bilge Gökçen

    Bilge Gökçen Yeni Üye Üye

    Kayıt:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13.023
    Beğenilen Mesajlar:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    Durali Yılmaz

    Konu, 'Biyografi' kısmında Bilge Gökçen tarafından paylaşıldı.

    Durali Yılmaz ( 1948) 1948'de Denizli - Acıpayam'ın Köke Köyü'nde doğdu. İlköğrenimini burada yaptıktan sonra orta ve lise öğrenimini Burdur'da, yükseköğrenimi İstanbul'da tamamladı. Yeni Türk Edebiyatı sahasında Doktora yaptı. Aynı sahada Doçent, 1993'te Profesör oldu.1988'de İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi'nde Doçent olarak göreve başlayan Yılmaz, burada Tanıtım ve Halkla İlişkiler Bölüm Başkanlığı yaptı. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde de Müdür Yardımcılığı görevini yürüttü. Harp Akademileri'nde basın ve halkla ilişkiler dersleri verdi. Halkla İlişkiler, Gazetecilik ve Radyo-TV Anabilim Dallarında Mastır ve Doktora tezleri yaptırdı. 1995'te Muğla Üniversitesi'ne gelerek buradaki Fen-Edebiyat Fakültesi'nin Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümünün kuruluşunu tamamladı. Halen Muğla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı oldu. 1999'da emekliye ayrılarak özel bir üniversitede görev aldı. 1965'te henüz ortaokul öğrencisiyken Burdur'un Sesi aldı mahalli gazetede ilk kez yayınladığı çalışmalarını daha sonra Diriliş, Hisar, Hareket, Büyük Doğu gibi dergilerde sürdürdü. Gazetelerde sanat sayfaları düzenledi ve köşe yazarlığı yaptı. Türkiye Millî Kültür Vakfı, KASD, DEN-BİR ödüllerini alan Yılmaz'ın eserleri hakkında yerli ve yabancı basında çok sayıda değerlendirme yazıları yayınlanmıştır.İnceleme ve Deneme: Romanımız ve İnsanımız, 1976; Roman Kavramı ve Türk Romanının Doğuşu, 1990; Türkçe ve Kompozisyon, 1990; Roman Sanatı ve Toplum, 1996. Hikâye; Söylenmeyen, 1975; Gel İçimde Ağla, 1985; Akrebin Dansı, 1989. Roman: Siyah Perdeli Evler, 1975; Savaş Günlüğü, 1976; Ankara'da Ölüm, 1976; Aziz Sofi, 1976; Fetva Yokuşu, 1978; Çilekeş Müslümanlar, 1982; Ölmeden Ölenler, 1988; Yesevî Irmakları, 1995. Çeviri, Sadeleştirme ve Uyarlama; Hüseyin Fellah (Ahmet Mithat'dan), 1981; Hay bin Yakzan (İbnu Tufeyıl'den çocuklar için uyarlama), 1977; Marifetname (Erzurumlu İbrahim Hakkı'dan), 1981, Senaryo: Sevgiyi Öğrenen Adam, O. Pekmezoğlu tarafından filme alındı, TV-2'de 5-12 Ekim 1987'de gösterildi.

    ESERLERi:

    DANSEDEBİLMEK

    Durali Yılmaz'ın muhtelif hikâyelerinden oluşan bu eser, 1968'den günümüze insanımızın ve toplumumuzun serüvenini gözler önüne sermektedir. Özellikle Anadolu'dan büyük şehirlere gelen ve kendi gelenekleriyle büyük şehrin şaşırtıcı havası arasında kalakalan insanımızın tereddütleri, ayrıntılarıyla ortaya konulmaktadır.Özetle, bu hikâyelerde, efsanelerimizle, inançlarımızla, sevinçlerimizle, üzüntülerimizle, umutlarımızla biz varız. Bu hikâyelerden aynı zamanda 1968'den bu yana edebiyatımızı etkileyen akımları da genel çizgileriyle görmek mümkündür.

    YESEVİ IRMAKLARI

    Bu eser, Ahmet Yesevî'den Sarı Saltık'a, Hacı Bektaş'a, Yunus'a, Mevlânâ'ya onlardan da günümüze uzanan bir çağdaş destandır. Cengiz ordularının ardınca Ortaasya'dan Anadolu'ya ve Rumeli'ye yürüyen maneviyat ordularını bizim hayatımıza getirmektedir.Bu çağdaş destanda mekân, Moğolistan'dan Anadolu'ya ve ötesine uzanan bütün Türk illeri; zaman, bütün Türk çağları...Tarım ırmağı, Onan ırmağı, Seyhun ve Ceyhun; Dicle, Fırat ve Sakarya... bütün ırmaklar Ahmet Yesevî'den bir katre abıhayat içmiş: Ve "Yesevî Irmakları" ölümsüz Türk destanlarından 20. yüzyıla düşen bir mısra...

    ROMAN SANATI VE TOPLUM

    Roman, çağımızın önde gelen sanatlarındandır. Sinemanın büyük atılımı ve ardından televizyonun yaygınlaşması, "Roman ölüyor mu? Roman ölüm döşeğinde", gibi sözlere yol açmışsa da, roman, yine de serpilip gelişerek yoluna devam etmiştir. Sınıflar arasındaki çatışmalar arttıkça, toplumların dengesi bozuldukça roman, gözde sanat olma niteliğini korumuştur. Bu arada sinema ve televizyona da kaynaklık etme görevini sürdürmüştür. Romanın son yıllardaki atılımı ise gerçekten baş döndürücü olmuş; yayımlanan romanları izleme imkânı bile kalmamıştır. Neredeyse Pappini'nin sözünü ettiği "Roman Fabrikası" kurulmak üzere.Fabrikasyon diyebileceğimiz "çok satan" maceraya dayalı yüzeysel romanların, hemen hemen bütün kitapçı vitrinlerini tuttuğu günümüzde, çağı sorgulayan, sanat değeri ve derinliği olan romanlar da çıkmıyor değil. Bu tür romanlar, az satılsalar ve az okunsalar da yine insanlığa yeni mesajlar verebilen, insan olarak bizim kim olduğumuzu ve nerede durduğumuzu hatırlatan eserler olma işlevini yerine getirmektedir. Soy sanatçıların ortaya koyduğu romanlar yalnız günümüzü değil, yarınımızı da aydınlatmaktadır.

    KIYAM

    1240 yılına gelindiğinde, Anadolu'da sıkıntı doruğa çıkmıştı. Moğalların önünde kaçan Türkmenler, Anadolu'ya yığılmış; Selçuklu tahtında oturan genç ve tecrübesiz Sultan Gıyasettin, kendi eğlence dünyasına dalmış, devletin aslî unsuru Türkmenler, adeta dışlanmıştı. İşte bu hengâmede herbiri efsaneleşmiş bir eren olan Türkmen Babaları, bir teselli kaynağı, bir umut ışığı olarak görünmüştü insanların gözüne.Sonunda 1240 yılı sonbaharında, Baba İlyas'ın halifesi Baba İshak'ın önderliğinde Türkmenler, saraya karşı ayaklanmışlardı. Sarayın gönderdiği kuvvetlerin üst üste yenilgiye uğramaları, Türkmen Babalarını iyiden iyiye efsaneleştirmişti. Müslüman askerlerin Türkmen Babalarına sempatiyle bakmaya başlamaları üzerine Saray, paralı Hıristiyan askerlerini, Babailer üzerine göndermişti. Malya ovasındaki savaşı bir taktik hatası sonucu kaybeden Türkmenler, çoluk çocuk, kadın kız toptan kılıçtan geçirilmişlerdi.İşte bu roman, Anadolu Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Babailer ayaklanmasını anlatıyor. Herkesin farklı bir açıdan ve kendi dünya görüşüne göre ele aldığı bu olay, burada çok farklı bir açıdan ele alınıyor. Baba İlyas, Baba İshak ve Hacı Bektaş yaşadıkları olayları bizzat kendi ağızlarından anlatırlarken, Baba İlyas'ın torunu Elvan Çelebi de, bu olayı konu alan "Menâkıb-ı Kudsiyye"sini niçin yazdığını açıklıyor.Bu romanda, geçmişin aydınlatılmasından daha çok geleceğe düşen bir ışık bulacaksınız.

    alıntı


     
Durali Yılmaz konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Cem yılmaz

    Cem yılmaz

    1- Kadin Sunnetci: Ben gecen sene bir haber okudum gazetede,kadin sunnetci diye magazin haber vardi.Az bulunur bisiy diye haber yapmislar.Ben 78 senesinde sunnet oldum,kadindi sunnetci,kari koca sunnetciydiler,beyfendi abimi kesti kadin da beni kesti.Cok onemli bisiy degil ama,beyler ozenmesin,uyusturuyolar seni.Simdi kesecek olsa kadini uyusturmak lazim.Zaten o da kesemez,ben buna kiyamam der...
  2. Ceyhun Yılmaz

    Ceyhun Yılmaz

    5 Ekim 1976 tarihinde İstanbul'da doğdu. İktisat Fakültesi'ni ikinci sınıftayken bıraktı. 1995 yılında spor muhabirliğine başladı. Bir çok medya kuruluşunda muhabirlik, spor servisi müdür yardımcılığı yaptı. 1996 yılında TGRT Galatasaray muhabirliği, 1998 yılında İnterstar Galatasaray muhabirliği ve 1999 yılında TGRT spor servisi müdür yardımcılığı yaptı. 1999 yılında Best FM'de radyo...
  3. Serra Yılmaz

    Serra Yılmaz

    serra yılmaz yemek tarifleri Doğum Yeri : İstanbul Doğum Tarihi : 13 Eylül 1954 Mesleği : Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, çevirmen. Sanat hayatına Şehir Tiyatroları'nda başlayan Yılmaz, Fransa'da Université de Caen, psikoloji bölümünden mezun oldu. Dostlar Tiyatrosu'nda yer aldı. İtalya'da yaşayan sanatçı, Fransızca ve İtalyanca'dan simultane çeviri konusunda profesyonelce çalışmakta...
  4. Cem Yılmaz

    Cem Yılmaz

    cem yılmaz cem yilmaz
  5. özlem yılmaz

    özlem yılmaz

    özlem yılmaz ayak özlem yılmazın kıyafetleri yılmaz ayakları kıyafetleri hamilemi

Sayfayı Paylaş