gebe
  1. Misafir

    Misafir Forum Okuru

    Dursun Ali Erzincanli - Hayber Firtinasi

    Konu, 'C-D Harfli Şarkılar' kısmında Misafir tarafından paylaşıldı.

    63 Yılın 60'ıydı, Günler sayılı ve hicretin 7. yılı Medine'ye 48 millik mesafede bir yer.
    Adı Hayber.
    Gün herhangi bir gün
    Sakin ve sessiz
    Ama gece gölgeler çekilince,
    Hayberliler fitne kazanına çeviri hayberi.
    Üseyr adında biri duydukları nefreti kelimelere döker,
    Muhammed üzerimize yürümeden biz Medine ye saldıralım.
    Nasıl olsa tüm Mekkeliler yanımızda,
    Onunla yurdunun ortasında çarpışalım,
    Eski ve yeni bütün hıncımızla.
    Bu fikir kabul görür hazırlık başlar hayberde.
    63 yılın 60'ydı.
    Müşrikleri kışkırtıp Medine-i yok etme planı,
    Bardağı taşıran son damla ve çatlayan sabır taşıydı.
    Bu damlanın adı Hendek savaşıydı.
    Rüzgar ekmişti hayberliler, bu yüzden fırtına biçeceklerdi.
    Fırtına kopmak üzere,
    Medine-i Münevverden nasıl çıktığını bilirsiniz Ashabın,
    Bedir'den tanırsınız bu çıkışı, Uhud'dan tanırsınız.
    Her biri bir ölüm meleği gibi,
    İşte Hz. Ali elinde resûlüllahın beyaz sancağı.
    Ordunun öncüsü Ukkaşe,
    Sağ kol kumandanı Hz. Ömer,
    En önde süzülen 200 er,
    1400 piyade dolu dizgin atlarıyla,
    Sonra peygamber hanımı ümmü seleme,
    Peygamber halası Hz. Safiyye,
    Toplam 20 hanım sahabe şefkat kanatlarıyla
    İşte bu ordu,
    Medine'den sah baya doğru akan peygamber ordusu.
    Savaşın parolası ya Mansur emit,
    Fırtına yolda.
    Hayberin önündeyiz, mevsim yaz
    Peygamber atı zari bin gölgesi düşüyor çalılıklara,
    Peygamberin gölgesi olmaz.
    Birkaç gün peygamber eşliğinde muhasara
    Ve hastalanıyor nur nebi
    Sancağı Ebû Bekir alıyor, fetih müessir olmuyor,
    Sancağı Ömer alıyor,
    Elden ele dolaşıyor peygamber sancağı
    Ama fetih gerçekleşmiyor.
    Sahabe hayberde zor durumda,
    Sahabe peygamber huzurunda
    Fahri Kâinat ashabına sesleniyor,
    Yarın sancağı öyle bir yiğide vereceğim ki;
    Allah ve Resûlü onu sever,
    Oda Allah ve resûlünü sever.
    O hayberi feth etmedikçe dönmeyecek.
    Allah fethi onun eliyle gerçekleştirecek.
    Bitmek tükenmek bilmedi o gece,
    Kimdi o yiğit
    Ashab-ı Güzin sabaha kadar düşündü durdu
    Hattaboğlu Ömer,
    O günkü kadar kumandanlığı istememiştim diyor
    Kimdi o
    Bakın işte sabah oluyor
    Karargâhın önünde Ashab
    Ve bir nur vuruyor çadırın dışına doğru
    Rasûlüllah çıkıyor.
    Ebû Bekir ve Ömer başta olmak üzere,
    Kureyş muhacirleri elini uzatıyor,
    Ensar uzatıyor elini,
    Hep sancağa talipler
    Rasûlü Ekrem'in nazarları birini arıyor
    Duyulan tek şey peygamberin suskunluğu,
    Saki nefes alsalar başlarından kuş değil,
    Göğüslerinden canları uçacak.
    Ve o mübarek dudaklarından bir soru dökülüyor,
    Ali nerde?
    Demek o yiğit ali idi
    İşte Ali zülfikârı belinde
    Sancak ak sancak
    Peygamber sancağı ali-i mürte zarın elinde
    Fırtınanın merkezinde bir yer
    Adı Hayber
    Ve fırtına iş başında
    Merhab adında biri,
    Hayberlilerin en büyük savaşçısı
    Kılıcını sallayıp meydan okudu Ali'ye.
    ' Cesaretin varsa karşıma çık diye '
    Önce şairler çarpışırdı savaş meydanlarında,
    Şiirler savaşırdı.
    Söz Âlideydi;
    ' Ben öyle biriyim ki annem bana Haydar ismini koymuş,
    Ben ormanların derinliklerinden kükreyerek gelen Aslan gibiyim.'
    Ve sözü uzatmadı haydar,
    Söz kılıçlarındı.
    İlk hamle merhabtan,
    Ali kılıç darbesini kalkanıyla karşılıyor,
    Ve kalkan ikiye ayrılıyor,
    Ve Ali'nin elinden yere düşüyor.
    Allah'ın arslanı şuan savunmasız,
    Fatımat-üz Zehra'nın gülü savunmasız,
    Hayberliler sevinç içinde,
    Merhab'ın gülmekten dişleri görünüyor.
    Sahabe şaşkın,
    Fahri kainatın gözleri sükun denizi.
    Eğer bir hamle daha yaparsa merhab,
    Hayır,
    Hayır, Hz. Ali'nin elinde etrafa parıltılar yayan bir şey var,
    Bu Zülfikar
    Semaya doğru bir kavis çizdi,
    Ve ardından durdu Zülfikar.
    Allah'ın arslanıyla göz göze geldi merhab,
    Gördüğü son şey,
    Hz. Ali'nin yıldırımlar salan gözleriydi.
    Ve indi Zülfikar önce kalkanını,
    Sonra miğferini ikiye ayırdı.
    O gün fırtınanın adı Haydar-ı Kerrardı.
    Fahri Kainat savaş meydanını geziyor,
    Yaralananlar şehit olanlar.
    Efendimiz bir şehidin başucunda duruyor.
    Boğazından bir okla vurulmuş bu şahış,
    Bir çöl arabıydı.
    Efendimiz ona da ganimetten bir pay ayırmıştı.
    Kendisine getirilen ganimeti aldığı gibi,
    Peygamberin yanına gelmiş,
    Ya Rasûlallah bu nedir diye sormuştu.
    O senin payındır deyince efendimiz,
    Ya Rasûlallah demişti adam
    'Ben bu ganimet mallarını almak için Müslüman olmadım'
    Ben demiş…
    Ve eliyle boğazını göstererek devam etmişti.
    'Ben şuaramdan bir okla şehit olmak için Müslüman oldum'
    Fahri Kainat ona;
    ' Eğer sen doğru söylersen,Allah'ta seni doğrular' demişti.
    Şimdi tam dediği yerden bir okla şehit düşmüştü.
    Efendimiz cübbesini çıkartıp onun üstüne serdi
    Ve cenaze namazını kıldı.
    Namazdan sonra şöyle dua etti;
    ' Ey Allah'ım bu kulun senin yolunda şehit olarak öldürüldü
    Ben şahadet ediyorum '
    63 Yılın 60'ıydı
    Günler sayılı, hicretin 7. yılı.
    Aslanlarını bağrına bastı Medine-i Münevvere,
    Hayber tarihine küstü.
    Rüzgarsa Rabbinin emriyle esti.
    ' Ya Rab yeryüzü Asr-ı saadetten beri acıya acı ekliyor
    Ya Rab bugün insanlık senden bir fırtına bekliyor

     
Dursun Ali Erzincanli - Hayber Firtinasi konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Dursun Ali Erzincanli - Sen Yoktun

    Dursun Ali Erzincanli - Sen Yoktun

    Sen yoktun... Hz Âdem'deydi nurun Önce cenneti, Sonra yeryüzünü şereflendirdin. Âdem nuruna affedildi Arafat bu affa şâhitti Sen yoktun Nuh'un gemisindeydi Nurun... Dalgalar yeryüzünü boğarken Taprağın bağrındaki su Gökyüzüyle buluşurken Ve bu bir ilahi azap derken, Allah nurunu taşıdı binbir sebeple Tûfan, nurunu selamladı edeple... Sen yoktun... Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun...
  2. Dursun Ali Erzincanli - gelseydin

    Dursun Ali Erzincanli - gelseydin

    dursun ali erzincanlı gelseydin sözleri gelseydin nota notaları Sevgili! Ümmü Mektum gibi Seni görmeden sana sesleniyoruz Alıp verdiğin nefesi duyar gibi Sanki açınca gözlerimizi Seni görecekmişiz gibi Sana sesleniyoruz. Senin huzurunda ses yükselmez. Edeple konuşulur; edeple susulur. Hele biz ki bu kapının dilencileri, El açıp beklemekten başka Bize bir şey düşmezdi ama Şu araya...
  3. Dursun Ali Erzincanli - Efendim

    Dursun Ali Erzincanli - Efendim

    Sultân-ı rüsûl, şâh-ı mümeccedsin Efendim!... Bîçârelere devlet-i sermedsin Efendim!... Dîvân-ı İlâhîde ser-âmedsin Efendim!... Menşûr-ı le'amrüke mü'eyyedsin Efendim!... Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed'sin Efendim! Hak'dan bize sultân-ı mü'eyyedsin Efendim!... Tâbiş-geh-i ervâh-ı mücerred güherindir… Mâlişgeh-i ruhsâr-ı melik hâk-i derindir… Ayîne-i dîdâr-ı tecellî nazarındır… Bû Bekr...
  4. Dursun Ali Erzincanli - Dağlarımı Sev

    Dursun Ali Erzincanli - Dağlarımı Sev

    Yaşasaydım aranızda olacaktım Yaşasaydım sen ağlamıcaktın anne Kahpe bir kurşun alnımdan vurmasaydı Sizin gibi bayrak sallıcaktım Meydanlarda omuz omuza yürüyecektik Tıpkı serin bir sabah her şey vatan için diyerek Dağlara yürüdüğümüz kardeşlerim gibi Sinoplu teğmen Arif gibi Diyarbakırlı Mehmet gibi Urfalı İbrahim Trabzonlu Dursun Yozgatlı Rıza gibi Omuz omuza yürüyecektik Vatan...
  5. Dursun Ali Erzincanli - Ben Böyle Olmamaliydim

    Dursun Ali Erzincanli - Ben Böyle Olmamaliydim

    Ben, böyle olmamalıydım İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma. İçime bir ateş düşmeliydi Ayaklarımın feri kesilmeliydi. Kendimden geçmeliydim sonra... Adını sayıklamalıydım, adımı unuttuğumda Ama bunu kimse duymamalıydı, Seni, mahşere kadar saklamalıydım. Ben böyle olmamalıydım Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa Çalan her kapıya `sensin`...

Sayfayı Paylaş