gebe
  1. SadmiN

    SadmiN ♥ Ölürüm Sana Mavimm ♥ Yetkili Kişi

    Kayıt:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    15.384
    Beğenilen Mesajlar:
    970
    Ödül Puanları:
    113

    Ece Ayhan kimdir biyografisi kısaca hayatı

    Konu, 'Kim Kimdir ?' kısmında SadmiN tarafından paylaşıldı.

    Sizler için daha önceden http://www.meleklermekani.com/guzel-sozler-and-mesajlar/200039-ece-ayhan-sozleri.html#post736830 konusunu açmıştık. İstedik ki Ece Ayhan hakkında bilgi edinin meleklerim. Bakalım kimmiş Ece Ayhan... İşte hayatı hakkında bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Ece Ayhan kimdir
    Tam adı Ece Ayhan Çağlar olan şair, 1931 yılında Muğla’nın Datça ilçesinde doğdu. Ailesinin asıl memleketi ise Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Yalova Köyü’dür. 1940 yılında Çanakkale’den ailesiyle beraber İstanbul’a göç eden Ayhan, ilk (Hırkaişerif İlkokulu), orta (Zeyrek Ortaokulu) ve lise (Atatürk Erkek Lisesi) öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 1959 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, aynı yıl İstanbul maliyet memurluğunda stajını tamamladı ve kaymakamlık kursunu bitirdi. 1962'de Sivas’ın Gürün ilçesinde, 1963'te Çorum’un Alaca ilçesinde kaymakamlık ve belediye başkanlığı yaptı. 1963-65 yılları arasında askerliğini yedek subay olarak yaptıktan sonra, Denizli’nin Çardak ilçesi kaymakamlığına atandı.

    1966’da memurluktan ayrılması üzerine İstanbul’a geldi ve çeşitli yayınevlerinde redaktörlük ve editörlükle uğraştı. Meydan Larousse Ansiklopedisi'nde çevirmen olarak çalışan Ayhan, bir süre de Türk Sinematek Derneği’nde çalıştı. 1974’te hastalandıktan sonra hastalığının tedavisi için İsviçre’ye giden şair, burada beyin ameliyatı geçirdi ve üç yıl tedavi gördü. Ardından da 1977 yılında, Türkiye’ye döndü ve Çanakkale’ye yerleşti.
    [​IMG]
    Şairin ilk şiiri 1954 yılında “Türk Dili”nde yayımlandı. 1954-55 yılları arasında Türk Dili, Varlık ve Yenilik dergilerinde çıkan şiirlerinden sonra, Pazar Postası, Seçilmiş Hikâyeler ve Yeditepe Dergileri’nde yazdı. İkinci Yeni şiirinin en önemli temsilcisi olarak gösterildiyse de, kendisi "İkinci Yeni" tanımı yerine "Sivil Şiir"i önerdi ve kullandı. Günümüz Türk şiirinin "modern ustalarından biri" olarak adlandırılan şair, ilk şiirlerinden itibaren oluşturduğu kendine özgü dille dikkati çekti (hakkında E. Erenel "Ece Ayhan Sözlüğü"nü, K. Yalgın-O. Alkaya ise "Çok Eski Adıyladır Sözlüğü"nü hazırladı).

    İlk şiir kitabı olan “Kınar Hanım Denizleri”nde 1955-58 yıllarında yazılmış şiirleri yer alır. Kendine özgü tonu bu yapıtta daha belirgindir. Bu tonun öğeleri, dünyaya karanlık bir bakış açısı; aklın sınırlarını zorlayan ve sürrealizmi çağrıştıran bir kurgu; tarihe, coğrafyaya, sokak yaşantısına, ekonomiye göndermeler; ölüm ve arzu iç içeliğiyle örülmüş bir lirizmdir. Kitabın yayımlandığı yıllar, Türk şiirinin modern şiir açılımlarını özümsediği, üstlendiği, uyarladığı yıllardır. Bu yenilenme hareketinde Ece Ayhan'ın, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Turgut Uyar, Edip Cansever, bir önceki kuşaktan İlhan Berk, o dönemler Garip'in gündelik ve ironik anlayışını terk edip sürrealizme ve daha yoğun bir anlayışa yönelen O. Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte rolü büyüktür. Böylece İkinci Yeni adını alan akım ortaya çıkmıştır. Ece Ayhan'ın ilk yapıtının çağrıştırdığı başka bir yazar da Sait Faik Abasıyanık'tır.

    İlk kitaptan altı yıl sonra yayımlanan “Bakışsız Bir Kedi Kara”, Türk edebiyatında düzyazı şiirinin örneklerinden bir tanesidir. Kitabın genelinde görülen özellik, cümle yapısının ve genelde Türkçe gramerinin bozulmasıdır. Yirmi yedi bölümden oluşan bir düzyazı şiir dizisi olan Ortodoksluklar'da ise tarih göndermesi öne çıkmaktadır. Bu gönderme, sonraki yapıtlarda da önemini korumayı sürdürecekmekle birlikte, ikinci yapıttaki yoğunluk ve karanlık burada da egemendir. Yapıtın en önemli göndermesi Bizans'tır ve özellikle Bizans'ın başkentidir. Şiddet imgelerinin öne çıktığı bu kitapta, göndermelerin hangi tarihsel anlatılar olduğunu çözmeyi zorlaştıran, neredeyse olanaksızlaştıran bir kurgu göze çarpar. Bozulmuş bir gramerin taşıdığı belirsiz göndermeler kimi özel adları ve eylemleri öne çıkarır. P. Avvakum'un Hayatım (1946) ve M. And'ın Bizans Tiyatrosu (1962) adlı yapıtlarının etkileri görülen Ortodoksluklar, modern Türk şiirinin örneklerindendir. Şairin bu iki kitabı İngilizceye de çevrilmiştir.

    Dördüncü kitabı “Devlet ve Tabiat veya Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler” Ece Ayhan'ın en ünlü kitabıdır. En sevilen şiirlerinin çoğu bu kitapta yer alır (“Yort Savul”, “Meçhul Öğrenci Anıtı”, “Mor Külhani” vb...). Önceki iki yapıta göre daha ‘anlaşılır’, okur kitlesini olabildiğince genişleten bir yapıttır bu. Göndermesi açıkça bugünün Türkiye'si ve İstanbul'udur; toplumsal ve politik içerik belirgindir. Yapıt, 12 Mart 1971 döneminin toplumsal ve politik çalkantısına denk düşer. Nâzım Hikmet tarzından tamamen ayrılan bir politik şiir anlayışını öne çıkaran bu anlayış, modern şiirin ve İkinci Yeni'nin söylemsel olanı dışlayarak elde ettiği kazanımları hesaba katar. Kitabın üçüncü bölümünde yer alan "Dipyazıları"ysa hem politik, hem de poetik bir manifesto niteliğindedir.

    Şairin “Zambaklı Padişah” adlı eseri daha az iddialı bir yapıttır. Buradaki kimi şiirler “Kınar Hanımın Denizleri”ndeki yalınlığı çağrıştırmaktadır. Hemen ardından yayımladığı “Çok Eski Adıyladır”ın alt başlığı, niteliği konusunda bir ipucu verir: “Meclislikler, Minyatürler”. Sondan başa dizilmiş bu kırk iki düzyazı ‘minyatür’ biçim olarak Ortodoksluklar'ı çağrıştırsa da, karanlık atmosfer ve gramer sapmaları görülmez. Göndermeler genellikle Osmanlı döneminedir; bir çeşit politik nitelikli "tarih okumaları" da denilebilir. “Ortodoksluklar” ve “Devlet ve Tabiat”taki gibi, şair tarihteki iktidar oyunlarını ve bu oyunların acı etkilerini vurgulamaktadır. Otuz altıncı şiir “Melahat Geçilmez”de, Ece Ayhan'ın sonraki döneminde etkin bir figür olarak ortaya çıkacak olan “Çanakkaleli Melahat”a gönderme vardır. “Çanakkaleli Melahat'a İki El Mektup” ya da “Özel Bir Fuhuş Tarihi”ndeki dört şiir Devlet ve Tabiat'taki şiirler gibi sıkı örülmüş dizelerden oluşur; göndermeler ise, “Çok Eski Adıyladır”da olduğu gibi, Osmanlı döneminedir. Son Şiirler'deki “Bir Sivil Şairin Ölümü”, “Devlet ve Tabiat”taki “Dipyazılari”nı çağrıştırır.


    Ece Ayhan'ın şiir kitaplarından başka, günceleri, denemeleri ve “Morötesi Requiem” başlıklı bir de anlatısı vardır. Morötesi Requiem, kendi deyimiyle, bir “kırık dökük anlatı taslağı”dır. Şiirlerinden çok, güncelerini ve denemelerini çağrıştırmakta, poetikası ve politik anlayışı konusunda ipuçları vermektedir. Düşünce, şiir ve anlatı arasında bir yerdedir. Güncelerinde ve denemelerinde, en başta şiir olmak üzere edebiyat, sanat, politika, tarih, ekonomi üzerindeki görüşlerine yer verir. “Sivil şiir”, “sıkı şiir”, “marjinallik”, “etik” gibi belirli kavramları öne çıkarır. Çoğu zaman büyük tartışmalar yaratan bu yazılarda şair, kendini bir kavga adamı olarak da ortaya koymuştur.

    Ece Ayhan ilk şiirleriyle birlikte eleştirmenlerin ve genel olarak şiir okurlarının ilgisini çekmiş, İkinci Yeni akımının en çok tartışma yaratan şairlerinden biri olmuştur. 1960'lı yılların başından itibaren yenilikçi ve genç şair kuşaklarını, özellikle Devlet ve Tabiat adlı kitabıyla, derin bir biçimde etkilemiştir. Türk şiirinin önemli şairlerinden olan Ayhan, 13 Temmuz 2002 günü İzmir Büyükşehir Belediyesi Gürçeşme Huzurevi`nde hayata veda etti.

    Ece Ayhan'a göre: 'Şiirin bildiğimiz günlük anlamında gerçekli bir ilgisi, alışverişi yok. İmgelemin çıkış yerlerinden biridir şiir.
    ECE AYHAN’IN SİİRLERİ ÜZERİNE BİR ARASTIRMA
    Ece Ayhan için Nilgün Marmara’nın çok özel bir ad oldugunu söyleyebiliriz. Özellikle onun sairligiyle kisiligi arasında buldugu örtüsme, degerlendirmelerinde salt metne bakmayan Ece Ayhan için oldukça etkileyici bir durumdur. Yeterince fark edilemese bile Nilgün Marmara’nın “en temel özelligi”nin “sahicilik” oldugunu söyler.737

    Ece Ayhan için sahicilik, sairligin olmazsa olmaz kosulları arasında saydıgı “etikçilik”in siiri besleyen, degerli ve kalıcı kılan en önemli ögelerinden biridir. “Sahicilik”le “özgünlük” arasında kurdugu sıkı bir bag vardır. Nilgün Marmara’yı bu yönüyle oldugu gibi kisiligi ve bu kisilikle örtüsen sairligiyle de “benzersiz” lerin “en basta gelenlerinden” biri diye tanımlar ve “uçbeyi düsünür” dedigi İdris Küçükömer’in “uç siirdeki karsılıgı” olarak görür. “Yeni Marijinallerden Nilgün Marmara”, “gerçekten çok ayrı bir konum’da”, “yakın ve uzak çevresinden ayrı, ayrılmıs olarak sınırda, garip bir sınırda” bulunmaktadır. Ayrıca “siirin dünyada ve Türkiye’de en eski serüvenlerini bile ayrıntısına kadar” bilmektedir.738

    Edebiyat çevrelerinde; yasamının kimi kesitlerindeki kırılmalar, siirlerindeki trajik bulguculuk ve intiharıyla Nilgün Marmara genellikle Sylvia Plath’la iliskilendirilir; siirleri ve yasama bakısı bakımından da bu sairin etkisinde kaldıgı kanısı vardır. Bunda, Marmara’nın bitirme tezi olarak Sylvia Plath’ı hazırlamıs olmasının da yönlendirici bir etkisi bulundugu düsünülebilir. Ece Ayhan, bir etki sezilse bile bunun önemli olmadıgını, ortada onun özgünlügünü gölgede bırakabilecek derecede bir etkilenmenin bulunmadıgını, Marmara’nın “kesinlikle bir arayıs ya da arama içinde olmayan” ama “siiri buldugu her yerde: Libya’da, Avusturya’da, Bodrum’da, Marmaris’te, İstanbul’da da desen ve durmadan derinlesen” bir sair oldugunu söyler.739

    Ona göre, “Nilgün Marmara’nın siirlerinde,yabancı etki aranıyorsa,” bunun için yalnızca Sylvia Plath’tan yola çıkmak yanlıstır. Onun siirlerinde “en çok Dylan Thomas çizgisi vardır denebilir. Anglo-Sakson siiri!”740

    Ama asıl önemlisi bu siirlerin “anahtarı” aranıyorsa, o anahtar “ta hayatın içine gömülüdür”; çünkü “ Nilgün Marmara ‘dünyayla yaralı’” bir sairdir ve onun imgelerinin asıl kaynagı bu “yara”dır, hayatın kendisidir.741

    Ece Ayhan’ın, bir sairin önemini dile getirebilmek için yer yer “kusagı onunla anılabilir” ifadesini kullandıgını söylemistik. Cemal Süreya ve küçük İskender için öne sürdügü bu savı Nilgün Marmara için de yineler: “Haklılıgın inadıyla apaçık yazıyorum ki, Nilgün Marmara uçsuz bucaksız sivil şairlerden biridir. Belki de en önde geleni. Sözgelimi, kendi kuşağı rahatça onun adıyla anılabilir”742

    737 Ece Ayhan, “Kentte Kesifler: Sait Faik’in Açık ya da Gizli Kıs Mekânları”, Siirin Bir Altın Çagı,s.125.
    738 Ece Ayhan, “Kargalar ve Nilgün Marmara”, a.g.e. , s. 163.
    739 Ece Ayhan, “Sairlerin Ön ve Arka Bahçeleri”, Aynalı Denemeler, s.55.
    740 Ece Ayhan, “Nilgün Marmara Üstüne Sekiz Soru”, Sivil Siirler, s.90.
    741 Ece Ayhan, “Üç Kez, Nilgün Marmara!” Aynalı Denemeler, s.20.
    742 Ece Ayhan, “Nilgün Marmara Üstüne Sekiz Soru”, Sivil Siirler, s.90.

    syf 188-189

    Uç siir: Marjinal sair tarafından yazılan siir (bkz. “Marjinal sair”).“Nilgün Marmara, ‘uçbeyi’ düsünür İdris Küçükömer’in bir bakıma siirdeki, hiç degilse bir siirdeki, bu ‘uç’ siirdeki karsılıgı sayılabilir.” (Siirin Bir Altın Çagı, s.29.)

    Marjinal şair: Düşünce, eylem ve yaşam biçimiyle mevcut yapı ve egilimlerden bütünüyle uzak duran, yazdıklarıyla da çizgidısı oldugunu ortaya koyan sair. “Cahit Irgat’ın oglu Mustafa Irgat, bana ‘marjinal şair’ Hayalet Oguz’un bu masaya, sabah erkenden içki içmeye baslayanların hemen herkesi orada kesip biçtikleri için, ‘cinayet masası’ adını taktıgını söylemisti.” (Siirin Bir Altın

    III.BOLUM
    1.7. İntihar
    “intihar”, hem modern siirle birlikte islenmeye baslanan bir kavram hem de modern yasamla artan bir toplumsal olgudur. Yirminci yüzyılda özellikle dikkati çeken sair ve yazar intiharlarının, -baska bir dizi nedenin yanı sıra- “seçilen” bir eylem biçimi olarak aynı zamanda sanki “nihai bir anlatım” ya da düsünsel bir protesto niteliginde gerçeklestigi de görülmektedir.890
    Ece Ayhan’ın, günlügünde “intihar”a degindigi cümlelerden birinde bu sözcük için “samandıra” yakıstırmasını yapması dikkat çekicidir.891
    “Samandıra”yı “Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi ya da geçis yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim” anlamında kullandıgı bellidir.892
    Demek ki o, “intihar”a aynı zamanda toplumsal bir misyon yüklemekte, bu eylemi salt bireysel niteligiyle degerlendirmemektedir.
    “intihar”ın ilk geçtigi siirindeki dizeler söyledir:

    Adamlar geldi denizden ölmüs
    Kimin sansı yoksa bırakmıs ellerini dubadan
    ise yaramayanların felsefesi bunlar
    Bir usak üçüncü katın balkonundan asagı attı kendini
    (Çocuklugumu saklasaydım benim de ellerim olurdu dubada)

    “Vedha’lardan Birinde”, Bütün Yort Savul’lar!, s.16.

    Sairin bu siirinde, yine bir tür deniz aracı olan “duba”yı kullanması rastlantı olmasa gerek.893

    Gerçi bu dizelerde “intihar” kavramının felsefi bir derinlikte sorgulandıgı söylenemez; ama böylesi bir eylemi gerçeklestirmeyi “sanssızlık”la açıklamaya ya da nitelemeye çalısan anlayısa karsı çıkarak, bunun somut nedenlere dayandıgı, bu nedenlerin ancak tarihsel ve toplumsal baglamlarla iliskilendirilebilecegi düsüncesini bir ölçüde yansıtabilmektedir Ece Ayhan.
    Onun bu kavramı en çarpıcı biçimde isledigi siiri, aynı zamanda en tanınan ve sevilen siirleri arasında yer alan “Fayton”dur. Ece Ayhan, “Fayton”u; Atatürk’le ask yasamıs894 ve ona olan askı ayrılmalarından sonra da aynı siddette sürmüs bulunan, ziyaret için geldigi Çankaya Kösküne –Latife Hanımın karsı çıkısı yüzünden alınmayısını gururuna yediremeyerek Çankaya yolu üzerinde bir faytonda intihar eden “Fikriye Hanım” için yazdıgını söylemektedir.895

    Şair, Fikriye Hanımdan söz ederken “ablam” ifadesini kullanmaktadır. Bu, onun, hem yaşadıgı duygusal yoğunluk dogrultusunda gösterdigi cesaret bakımından hem de gördügü muameleye tepkisiz kalmayı seçmemis olması yüzünden Fikriye Hanımın tarafını tuttugunu gösterir:

    O sahibinin sesi gramofonlarda çalınan sey
    incecik melankolisiymis yalnızlıgının
    intihar karası bir faytona binmis geçerken ablam
    caddelerinden ölümler askı pera’nın
    Esrikmis herhal bahçe bahçe çiçekleri olan ablam
    çiçeksiz bir çiçekçi dükkânın önünde durmus
    tüllere sarılı mor bir karadag tabancasıyla
    zakkum fotografları varmıs cezayir menekseleri camekânda
    Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç, bilemem
    intihar karası bir faytonun agısı göge atlarıyla birlikte
    cezayir menekselerini seçip satın alısından olabilir mi ablamın.

    “Fayton”, Bütün Yort Savul’lar!, s.37.

    Şiirin son bölümündeki ilk dize, intihar kavramına sairin farklı bir anlam yükleme, degisik açılımlar kazandırma çabasını da yansıtmaktadır. Edip Cansever bu dizeyi “erotik belirlenis[in] apaçıklık içinde veril[isine]” bir örnek olarak gostermektedir.896
    Hangi öznel yorumla anlamlandırılırsa anlamlandırılsın, bu dizedeki “intihar” kavramının siirin ilk iki bölümündekinden farklı bir vurgu tasıdıgı,periyodik özellikte bir “süreklilik”i imleyerek verildigi, sairin, önceki dizelerde isledigi “intihar etmek” eyleminin öznesini birden degistirip dikkati kendisine yöneltmek suretiyle artık okurla da bulusabilen –anlatımdaki manevra eszamanlı biçimde okuru da “kendi ben”ine yöneltmektedir çünkü- bir “ortak özne” üzerinden “tikelden tümele sıçramaya” çalısarak bu kavramı degisik yasamsal an ya da durumlara dogru genislettigi kesindir.

    890 Bu konuda ayrıntılı bir çalısma için bkz. Hayati Baki, Siirin Kesik Damarları-1/ intihar Eden Sairler Kitabı, Promete Yayınları, Ankara, 1994.
    891 Ece Ayhan, Basıbozuk Günceler, s.148.
    892 Türkçe Sözlük, Dil Dernegi Yayınları, Ankara, 2005.
    893 “1. Yük tasımak ya da köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı. 2. içi bos,
    894 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. İsmet Bozdag, Latife&Fikriye İki Ask Arasında Atatürk, Truva Yayınları, İstanbul, 2005; Oguz Akay, Gazi Fikriye ile Neden Evlenmedi? Latife ile Neden Evlendi?,
    Truva Yayınları, İstanbul, 2005.
    895 Ece Ayhan, “Cumhuriyette Kadın Dolasımı”, Çanakkaleli Melahat’a İki El Mektup, s.62; Morötesi
    Requiem, s.101; Niyazi Zorlu, “Siir Siirde Kalmaz”, Aynalı Denemeler içinde, s.11.
    896 Edip Cansever, “Ecegilleri Okumak”, Papirüs, 9 (Subat 1967).

     
Ece Ayhan kimdir biyografisi kısaca hayatı konusuna benzer diğer içeriklerimiz
  1. Ece Ayhan

    Ece Ayhan

    1931 yılında Muğla’nın Datça ilçesinde doğdu.İstanbul’da Atatürk Erkek Lisesi’ni, Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni (1959) bitirdi. Kaymakamlık, yayınevlerinde redaktörlük yaptı.İlk şiiri Türk Dili dergisinde çıkmıştı (Şubat 1954). Yeni motifler, karanlık çağrışım atkılarıyla ördüğü şiirleri; onu, şiirimizde 1956/57 yıllarında başlayan İkinci Yeni Akımının en çok sözü edilen şairlerden...
  2. Yuri Gagarin Kimdir, Kısaca Hayatı

    Yuri Gagarin Kimdir, Kısaca Hayatı

    Yuri Gagarin kimdir, Yuri Gagarin hayatı, Yuri gagarin uzaya çıkışı yıldönümü, Yuri Gagarin, Yuri Gagarin Kısaca Hayatı‎, Yuri Alekseyeviç Gagarin kimdir Yuri Gagarin, 9 Mart 1934'te, Gzhatsk yakınlarındaki Klushino'da doğdu. Annesi Anna Timofeevna Gagarina ve babası Alexei Ivanovich Gagarin, Sovyet Rusya'daki müşterek çiftliklerden birinde çalışmaktaydı. Sovyetler Birliği'nde yaşayan...
  3. Ayşegül Yıldız kimdir biyografisi kısaca hayatı burada arkadaşlar

    Ayşegül Yıldız kimdir biyografisi kısaca hayatı burada arkadaşlar

    ayşegül yıldız kimdir biyografisi hayatı kısaca hayatı hakkında bilgiler burada arkadaşlar. İbrahim Tatlıses'le bir halı reklamında oynayanmasıyla adını duyduğumuz İbo'nun sevgilisi Ayşegül Yıldız, uğradığı silahlı saldırıdan sonrada sevgilisi İbrahim Tatlıses'i yanlız bırakmadı. Aylardır hastanede tedavi gören İbrahim Tatlıses'i yanlız bırakmayan isimlerden biride Oğlu İdo'nun annesi Derya...
  4. Ayhan Işık Kimdir Kısaca

    Ayhan Işık Kimdir Kısaca

    Ayhan Işık Kimdir Kısaca bilgi rica ediyorum sizden. Rahmeti Ayhan Işık biyografisini yani hayatını merak ettim :)
  5. Ayhan Işık Kısaca Hayatı

    Ayhan Işık Kısaca Hayatı

    ayhan ışık kimdir ayhan ışık biyografisi ayhan ışık hayatı hakkında bilgiler Merhaba Sevgili Melek'ler, bu yazımızda Yeşilçam fimleri döneminin yakışıklı ve usta sanatçısı Rahmetli Ayhan Işık biyografi bilgilerini paylaşıyor ve Ayhan Işık hayatı hakkında bilgi isteyen tüm misafirlerimizi bu sayfamıza davet ediyoruz. Ayhan Işık Kimdir Kısaca Hayatı Ayhan Işık, 5 Mayıs 1929, İzmir...

Sayfayı Paylaş